(2709 S. K. m. 141) (5271 S. K. m. 34, 230, 280, 286, 289) (5237 S. K. m. 220, 314)
Yerel Mahkemece verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun ve kararın niteliği ile suç tarihine ve istinaf başvurusunda sanık ve sanıklar müdafiilerinin istinaf dilekçesi içeriğine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
1-Sanık E. İ. hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik olarak sanık ve müdafiisinin istinaf başvurusunun incelenmesinde;
Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların istinaf denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdanı kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; sanık ve sanık müdafiinin istinaf dilekçesinde ileri sürüdüğü nedenler yerinde görülmediğinden CMK'nın 280/1.a maddesi gereğince İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,
2-Sanık S. E. hakkında kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik müdafiilerince istinaf başvurusunun incelenmesinde;
2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 141/3. maddesinde; “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli yazılır.” Buna paralel hüküm içeren 5271 sayılı CMK.nun 34. maddesinde de “Hakim ve mahkemelerin her türlü kararı, karşı oy dahil gerekçeli yazılır.” hükümleri yer almaktadır.
Gerekçe; hükmün dayanaklarının akla, hukuka ve maddi olaya uygun açıklamasıdır. Gerekçenin dosyadaki bilgi ve belgelerin yerinde değerlendirildiğini gösterir biçimde; geçerli, yasal ve yeterli olması gerekir. Yasal, yeterli ve geçerli bir gerekçeye dayanılmadan karar verilmesi yasa koyucunun amacına uygun düşmez ve uygulamada keyfiliğe yol açar. Mahkumiyet hükmünün gerekçesinde gösterilmesi gereken noktalar ise 5271 sayılı CMK.nın 230. maddesinde düzenlenmiştir.
Buna göre sırayla;
a) İddia ve savunma, bunların dayandırıldığı ve mahkemece toplanan kanıtların neler olduğu,
b) Kanıtların tartışılması, değerlendirilmesi ve reddedilen veya kanıtlama yönünden üstün tutulan ve kabul edilen kanıtlar ve nedenleri,
c) Tüm bunların ışığında ulaşılan kanı; sanığın suç oluşturduğu kabul edilen eylemi, bunun yasal unsurları ve nitelendirmesi, uygulanacak kanun maddesi,
d) Cezayı ağırlatan ve hafifleten yasal ve değerlendirmeye bağlı nedenlerle cezayı kaldıran yasal nedenlerin bulunup bulunmadığı, bunlara ilişkin istemlerin kabul veya reddiyle temel cezanın belirlenmesine ilişkin nedenler,
e) Cezanın ertelenmesine, tedbirlerden birine çevrilmesine veya ek güvenlik tedbirinin uygulanmasına yönelik veya bu konulardaki istemlerin kabul veya reddine ilişkin dayanaklar gösterilecektir. Açıklanan bu usul kuralları buyurucu nitelikte olup, uyulmaması 5271 sayılı CMK.nın 289/1-e. Maddesi uyarınca kesin bozma nedenini oluşturur.
Yukarıda Yapılan Açıklamalar Işığında Somut Olay Değerlendirildiğinde;
Sanık S. E.'in, 20/09/2012 tarihli maktül M. Ç.'ın öldürülmesi olayından önce tarihi belli olmayan zaman diliminde, sanık E. ve BTÖ mensubu arkadaşlarına erzak ve giyecek yardımı yaparak silahlı terör örgütü üyesi olmamakla birlikte örgüte bilerek yardım etme suçunu işlediği sübutu kabulü ile TCK'nın 314/3 ve 220/7 maddesi yollamasıyla aynı yasanın 314/2. maddesi uyarınca cezalandırılmasına karar verilmiş olup, sanığa verilen cezada TCK'nın 220/7. Maddesi uyarınca indirim yoluna gidilmesi gerekirken, TCK'nın 220/6. Maddesi uyarınca uygulama yapılarak yeterli ve yasal olmayan gerekçe ile fazla ceza tayini edilmek suretiyle yazılı şekilde karar verildiği, böylece CMK'nın 230. maddesine muhalefet edildiği, sanık müdafiilerinin istinaf itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün CMK'nun 289/1-g maddeleri gereğince BOZULMASINA,
3-Sanık Ü. E. müdafiinin vekalet ücretine yönelik yapmış olduğu istinaf başvurusunun incelenmesinde;
Kendisini vekil ile temsil ettiren ve beraatine karar verilen sanık Ü. E. yararına olmak üzere maktu vekalet ücreti tayin edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi kanuna aykırı olup, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden ''CMK'nın 280/1-a ve 303/1-h maddeleri uyarınca karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık ücret tarifesi gereği 3960. TL vekalet ücretinin hazineden alınarak sanık Ü. E.'e verilmesine'' ibaresinin eklenmek suretiyle hükmün bu şekilde DÜZELTİLEREK İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,
Sanık E. İ. hakkında Terör Örgütü Propagandası Yapmak suçundan dolayı verilen başvurunun esastan reddi kararı yönünden CMK'nın 286/2-a maddesi gereğince KESİN, diğer suçlara yönelik başvurunun esastan reddi kararı yönünden ise tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde dairemize verilecek dilekçe veya tutanağa geçirilmek üzere zabıt katibine beyanda bulunmak veyahut da bir başka İlk Derece Ceza Mahkemesi veya Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi aracılığıyla dilekçe gönderilmek suretiyle Yargıtay İlgili Ceza Dairesi tarafından incelenmek üzere CMK 286.Maddesi gereğince TEMYİZ yasa yolu açık, sanık S. E. hakkında verilen bozma kararı yönünden ve sanık Ü. E. hakkında verilen başvurusunun düzeltilerek esastan red kararı yönünden de; CMK'nın 286/2-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 23/11/2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)