(2709 S. K. m. 138) (5237 S. K. m. 53, 54, 58, 61, 63, 314) (3713 S. K. m. 1, 5, 7) (5271 S. K. m. 302) (16. CD. 14.07.2017 T. 2017/1443 E. 2017/4758 K.) (16. CD. 24.04.2017 T. 2015/3 E. 2017/3 K.)
Adıyaman 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 18/12/2017 tarih, 2017/244 esas, 2017/309 karar sayılı ilamı ile verilen hükme karşı sanık müdafileri tarafından istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun ve kararın niteliği ile suç tarihine ve istinaf başvurusunda bulunan sanık müdafilerinin dilekçe içeriğine göre; istinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçilip Dairemizin 08/03/2018 tarih, 2018/311 esas, 2018/491 sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, sanık müdafiinin temyiz talebi üzerine dosyanın incelenmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderildiği, Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 18/12/2018 tarih, 2018/4346 esas, 2018/5214 karar sayılı ilamı ile sanık hakkında bozma kararı verildiği anlaşılmakla, dairemizce davanın yeniden görülmesine ve duruşma hazırlığı işlemlerinin başlanmasına karar verilip duruşma açılarak yapılan açık yargılama sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ;
İDDİA;
Adıyaman Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 07/06/2017 tarih, 2017/1469 esas sayılı iddianamesi ile; sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan TCK'nın 314/2, 53, 54, 58/9, 63, 3713 sayılı yasanın 5/1, 7/1. maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle mahkemesine kamu davası açılmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN HÜKMÜ;
Adıyaman 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2017/244 esas, 2017/309 sayılı kararı ile yapılan yargılama sonucunda; sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan TCK'nın 314/2, 3713 sayılı TMK'nın 5/1, TCK'nın 58/9, 63/1 maddeleri uyarınca 10 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
İSTİNAF BAŞVURUSU;
Sanık müdafiilerinin istinaf başvurusunda özetle; Müvekkilin terör örgütüne suç işlemek amacıyla üye olduğuna ve hiyerarşik yapı içerisinde bulunduğuna ilişkin dosyada hiçbir somut delil bulunmadığından istinaf incelemesi sonucunda kaldırılmasına ve müvekkilin tahliyesine ve beraatine karar verilmesini talep etmişlerdir.
SAVUNMA;
Sanığın İlk Derece Mahkemesinde Alınan Savunmasında Özetle: Şahsına isnat edilen Fetö terör örgütü üyeliğini reddettiğini, kesinlikle kabul etmediğini, ..... isimli programı kullanmadığını, kurmadığını ve kurdurmadığını, tanık .....'uin beyanlarını kabul etmediğini, tanık beyanlarının tamamen soyut nitelikte ve birbiriyle çelişmekte olduğunu, suçlamaları kabul etmediğini, tahliyesine ve beraatine karar verilmesini talep etmiştir.
Dairemizce Sanığın Segbis Sistemi İle Alınan Savunmasında: "Yargıtay bozma ilamına uyulmasını talep ederim. Daha önceki savunmalarımı tekrar ederim. Söz konusu atılı suçu işlemedim. İddia makamının mahkumiyet yönündeki mütalaasına katılmıyorum. Söz konusu suçu işlemedim, beraatimi ve tahliyemi isterim" şeklinde savunmada bulunmuştur.
Dairemizce Sanık Müdafiinin Alınan Beyanında: "Yargıtay bozma ilamına bir diyeceğimiz yoktur, uyulmasını talep ederiz. İddia makamının mahkumiyet yönündeki mütalaasına katılmıyoruz. Şöyle ki; müvekkil sanık ..... isimli programı kullanmamıştır, kullandığına ilişkin ..... ID'si bulunmamaktadır. ..... isimli etkin pişmanlıktan faydalanan şahsın müvekkil aleyhindeki beyanlarını kabul etmiyoruz, zira bu şahsın müvekkilin dini sohbet şeklindeki toplantılarına katıldığı yönündeki beyanı dışında müvekkil aleyhinde başkaca teşhis ve beyan bulunmamaktadır ki dini sohbet şeklindeki toplantıların da örgütsel faaliyet olarak değerlendirilmesi hukuki bir hatadır, yanlıştır. Söz konusu veri inceleme raporunun doğruluğu ispatlanmamış ve tartışmalıdır tek başına delil olma niteliğini taşımamaktadır, başkaca somut deliller ile de desteklenmemiştir, bu nedenlerle öncelikle müvekkil sanığın beraatine, daireniz aksi kanaatteyse lehe olan hükümlerin uygulanması ile tahliyesine karar verilmesini dileriz"
şeklinde beyanda bulunmuştur.
ESAS HAKKINDA MÜTAALA;
İddia Makamı Esas Hakkındaki Mütalaasında: "Sanık .....'nın Adıyaman İl Emniyet Müdürlüğünde Emniyet Müdürü olarak görev yaptığı sırada silahlı terör örgütü FETÖ/PDY ile iltisatlı olduğu gerekçesi ile 670 sayılı KHK ile ihraç edildiği, sanığın FETÖ/PDY mensuplarının kendi aralarında gizliliği sağlamak maksadıyla kullanmış oldukları ..... isimli iletişim programını kullanmış olduğu cep telefonuna yükleyerek kullandığı, tanık .....'un alınan beyanında da sanığın örgüt içerisinde bulunduğu ve örgüte himmet adı altında yardımda bulunduğunu belirttiği, sanığın belirtilen eylemleri ile çeşitlilik, süreklilik ve yoğunluk arz edecek şekilde silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği yapılan yargılama sonucunda anlaşıldığından, sanığın eylemine uyan TCK'nın 314/2, 3713 sayılı TMK'nın 5/1 maddeleri gereğince cezalandırılmasına, sanık hakkında TCK'nın 53, 58/9 ve 63 maddelerinin uygulanmasına, sanık hakkında istenilen ceza süresi ve sanığın tutuklulukta geçirdiği süre göz önünde bulundurularak yurt dışına çıkış yasağı adli kontrol kararının uygulanması ile sanığın tahliyesine, karar verilmesi, kamu adına talep ve mütalaa olunur" şeklinde belirtmiştir.
DAİREMİZİN DEĞERLENDİRMESİ VE KABULÜ;
İlk derece Adıyaman 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2017/244 esas, 2017/309 karar sayılı kararı ile; yapılan yargılama sonucunda; sanık hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan TCK'nın 314/2, 3713 sayılı TMK'nın 5/1, TCK'nın 58/9, 63/1 maddeleri uyarınca 10 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, karara karşı sanık müdafileri tarafından istinaf yasa yoluna müracaat edildiği ve dairemizin 08/03/2018 tarih, 2018/311 esas, 2018/491 sayılı kararı ile, ilk derece mahkemesi kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tiplerine uyduğu gerekçesi ile istinaf başvurusunun düzelterek esastan reddine karar verildiği, ancak dairemiz kararının sanık müdafiinin temyiz talebi üzerine, Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 18/12/2018 tarih, 2018/4346 esas, 2018/5214 E/K sayılı kararı ile;".......Sanık müdafiinin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Anayasanın 138/1. maddesi hükmü, TCK'nın 61. maddesinde düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle 3/1. maddesinde düzenlenen orantılılık ilkesi çerçevesinde, suçun işleniş biçimi, işlenmesinde kullanılan araçlar, işlenildiği zaman ve yer, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen tehlike ile sanığın kasta dayalı kusurunun ağırlığı, güttüğü amaç ve saik de göz önünde bulundurularak makul bir cezaya hükmedilmesi gerekirken, temel cezanın belirlenmesinde alt sınırdan makul suretle ayrılmak yerine teşdidin derecesinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde fazla ceza tayin edilmesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı CMK'nın 302/2. maddesi uyarınca bozulmasına,........"şeklindeki gerekçelerle bozulmasına karar verilerek dosyanın dairemize gönderildiği, dairemizce de duruşma açılarak usul ve yasaya uygun bulunan Yargıtay bozma ilamına uyulmasına karar verilerek yargılamaya devam olunmuştur.
Yargıtay Bozma ilamı usul ve yasaya uygun olup, dairemizce de bozma ilamına uyulmuş olması nedeni ile bozma ilamında belirtilen hususların giderilip karar doğrultusunda işlem yapılması gerektiği açıktır.
İddia, savunma, müzekkere cevapları, beyanlar, tutanaklar ve tüm dosya kapsamı hep birlikte değerlendirildiğinde;
Yargılamaya konu edilen suç, sanığın FETÖ/PDY isimli örgütün üyesi olmak suçunu oluşturmakta olup, öncelikle bu örgütün silahlı terör örgütü olup olmadığının değerlendirilmesi ve sanığın bu örgüte üye olup olmadığının tespiti gerekmektedir.
I-Suç Örgütü, Terör Örgütü kavramı ve FETÖ/PDY
Bir oluşumun suç örgütü niteliğinde olup olmadığı, örgüt niteliğini taşıdığının tespiti halinde ise terör örgütü olup olmadığına ilişkin 3713 sayılı TMK'da ve 5237 sayılı TCK'da bir düzenlemeye yer verilmemiştir.
Kanunlarda suç olarak tanımlanan fiillerin işlenmesi amacıyla kurulan örgütlerin suç örgütü; TMK'nın 1. maddesindeki amaçları gerçekleştirmek için; cebir ve şiddet kullanarak, baskı, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemleri ile suç işlemek üzere kurulan silahlı örgütlerin ise terör örgütü olduğu Öğretide ve Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarında ifade edilmektedir.
Yargılamaya konu edilen yapının terör örgütü olduğu Yargıtay 16. CD'nin 14/07/2017 tarih, 2017/1443-4758 E-K sayılı ve "Kendisini kısaca ‘Hizmet’ olarak tanımlayan FETÖ/PDY; Paravan olarak kullandığı dini, din dışı dünyevi emellerine ulaşma aracı haline getiren, siyasi, ekonomik ve toplumsal yeni bir düzen kurma tasavvuruna sahip örgüt liderinden aldığı talimatlar doğrultusunda hareket eden, bu amaçla öncelikle güç kaynaklarına sahip olmayı hedefleyen, güçlü olmak ve yeni bir düzen kurmak için şeffaflık ve açıklık yerine büyük bir gizlilik içerisinde olmayı şiar edinen, gizlilikten görünmez bir duvar inşa edip bu duvarın arkasına saklanan, böyle bir örgütlenmenin olmadığına herkesi inandırmaya çalışarak ve bunda başarılı olduğu ölçüde büyüyüp güçlenen, bir yandan da bu düşman üzerinden mensuplarını motive eden, "Altın Nesil" adını verdiği kadrolarla sistemle çatışmak yerine sisteme sahip olma ilkesiyle devlete tabandan tavana sızan, bu kadroların sağladığı avantajlarla devlet içerisinde belli bir güce ulaştıktan sonra hasımlarını çeşitli hukuki görünümlü hukuk dışı yöntemlerle tasfiye eden, böylece devlet aygıtının bütün alt bileşenlerini ünite ünite kontrol altına almayı ve sisteme sahip olmayı planlayıp, ele geçirdiği kamu gücünü de kullanarak toplumsal dönüşümü sağlamayı amaçlayan suigeneris bir suç örgütüdür.
Örgütün türü ve niteliği açısından değerlendirme yapıldığında; örgütün kurucusu, yöneticileri ve üyeleri arasında sıkı bir hiyerarşik bağın mevcut olduğu, gizliliğe riayet ettiği, görünür yüzüyle gerçek yüzü arasındaki farkı gizlediği, amaca ulaşabilmek için yeterli eleman, araç ve gerece sahip olduğu, amacının Anayasada öngörülen meşru yöntemlerle iktidara gelmek olmayıp, örgütün yarattığı kaos ortamı sonucu, demokratik olmayan yöntemlerle cebir şiddet kullanmak suretiyle parlamento, hükumet ve diğer Anayasal kurumları fesih edip iktidara gelmek olduğu, bu amacı gerçekleştirmek için Polis ve Jandarma teşkilatı, Milli İstihbarat Teşkilatı ve Genel Kurmay Başkanlığı gibi kuvvet kullanma yetkisine haiz kurumlara sızan üyeleri vasıtasıyla, meşru organlara ve halka karşı silahlı saldırıda bulunmak suretiyle amaç suçu gerçekleştirmeye elverişli öldürme, yaralama gibi çok sayıda vahim eylem gerçekleştirdiğinin, anılan örgüt mensupları hakkında 15 Temmuz darbe girişiminden ya da örgüte mensubiyetlerinden dolayı açılıp bir kısmı derdest olan ya da mahkemelerce karara bağlanan davalar, bu davalarda dinlenen itirafçı sanıkların savunmaları ve gizli-açık tanık anlatımları, örgüt lider ve yöneticilerinin açık kaynaklardaki yazılı ve sözlü açıklamaları, Emniyet Genel Müdürlüğü'nün örgüt hakkındaki raporu gibi olgu ve tespitler dikkate alındığında; FETÖ/PDY küresel güçlerin stratejik hedeflerini gerçekleştirmek üzerine kurulan bir maşa olarak; Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasi, hukuki, sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türkiye Devletini ve varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini yıkmak ve daha sonra ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini bozmak amacıyla kurulmuş bir terör örgütüdür. Bu örgüt kuruluşundan 15 Temmuz sürecine kadar örgüt lideri ..... tarafından belirlenen ideolojisi doğrultusunda amaçlarını gerçekleştirmek üzere eylem ve fikir birliği içinde hareket etmiştir. Sahip olduğu yada mensuplarının tasarrufunda bulunan araç gereç bakımından 5237 sayılı TCK'nın 314/1-2 maddesi kapsamında silahlı bir terör örgütü olduğu anlaşılmıştır." şeklindeki kararı ile ifade edilmiştir.
Yine Yargıtay 16. CD'nin 2016/7162 E., 2017/4786 K. sayılı" FETÖ/PDY....gerçekleştirdiği eylemlerde kullandığı yöntem, bir kısım örgüt üyelerinin silah kullanma yetkisine haiz resmi kurumlarda görevli olmaları ve bu silahlar üzerinde tasarrufta bulunma imkanlarının varlığı, örgüt hiyerarşisi doğrultusunda emir verilmesi halinde silah kullanmaktan çekinmeyeceklerinin anlaşılması karşısında; tasarrufta bulunan araç, gereç ve ağır harp silahları bakımından 5237 sayılı TCK'nın 314/1-2.maddesi kapsamında silahlı bir terör örgütü olduğu anlaşılmıştır." şeklindeki içtihadında da aynı husus vurgulanmıştır.
Mezkur içtihatlarda geçen anlatımlar ve kabuller karşısında, ilgili yapının silahlı bir terör örgütü olduğu kanaatine ulaşılmıştır.
Sanığın eylemlerinin değerlendirilmesinden önce FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyeliği suçu kapsamında;
-Kriptolu iletişim programı kullanmanın,
-Sohbetlere katılmanın,
-Kod adı kullanmanın,
-HTS kayıtlarının delil niteliğinin tartışılması gerekmektedir.
a) Kriptolu iletişim programı kullanma
....., ....., ....., ..... isimli kriptolu iletişim programları 2014 yılı başlarından itibaren Devletin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile aktif mücadeleye başlaması sonrasında, örgüt mensuplarının kendi içlerinde haberleşmeyi daha gizli olarak yürütmek amacıyla kullandıkları programlardır. Yargıtay özellikle kapalı devre sistem olan ..... programını kullanmayı başlı başına FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyeliği açısından yeterli görmüştür.(Bkz.Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 24.04.2017 gün 2015/3 Esas 2017/3 Karar sayılı ilamı)
b) Sohbetlere katılma
Bir kişinin bu örgüt ile irtibatını gösteren önemli delillerden biridir. Burada, kişinin dini duygularını tatmin amacıyla sohbete katıldığı düşünülebilir ise de; FETÖ/PDY örgütü içerisinde sohbet, sadece dini bilgilenme anlamında yapılmamakta, örgütsel bağı kuvvetlendirecek şekilde .....'in vaazları, konuşmaları, sözleri aktarılmakta, örgüte yapılacak yardımlar, bağışlar, kurban hisseleri, örgütün finansmanı bu sohbetlerde kararlaştırılmaktadır. Şayet, bir kişi, örgütün, terör örgütü olduğunun anlaşıldığı tarihten itibaren düzenli olarak belli periyotlarla bu sohbetlere katılmış ise, bu sohbete katılma, kişinin örgüt üyeliğine diğer delillerle birlikte önemli delil niteliğindedir.
Sohbet verme ise, kişinin örgütün hiyerarşik ilişkisi içerisine girdiğini, kişi ile örgüt arasında organik bağın oluştuğunu gösterir ve örgütün ideolojisinin başkalarına aktarılma görevinin üstlenilmesi nedeniyle örgüt üyeliği için aranan eylemler arasında kabul edilmelidir.
c) Kod adı kullanma
Gerek öğretide ve gerekse Yargıtay kararlarında örgüt üyeliğinin gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespiti açısından organik bağ kurmak veya çeşitlilik ve süreklilik gösteren eylemlerde bulunmak kriterlerinin esas alındığı belirtilmektedir. Sanığın örgütle organik bağ kurduğunun tespiti halinde üyeliğin gerçekleşeceği, aksi durumlarda ise çeşitlilik ve süreklilik gösteren eylemlerinin bulunması gerektiği ifade edilmektedir. Yargıtay uygulamasında; örgüt adına istihbari bilgi toplamak, malzeme temin etmek, kuryelik yapmak, kod adı almak, örgütsel ders alıp vermek, özgeçmiş raporu vermek gibi çeşitlilik ve süreklilik gösteren eylemlerin bulunması halinde örgüt üyeliğinin oluştuğunun kabul edildiği görülmektedir.
d) HTS kayıtları
Bu kayıtlar, kişiler arasında sadece bir görüşme ve mesajlaşma olduğunu göstermesi, içerik bilgilerini yansıtmaması nedeniyle, içeriği belirlenemediği sürece silahlı terör örgütü üyeliği suçu yönünden özellikle yatay görüşme olarak kabul edilebilecek, haklarında aynı suçtan işlem yapılan diğer kişiler ile yapılan görüşmeler başlı başına anlam ifade edecek, sanığın aleyhine kullanılabilecek bir delil niteliğinde kabul edilmemesi gerekmekle birlikte, birçok durumda dosya kapsamında yer alan iddialarla ilgili destekleyici delil niteliğine sahip olabilir. Örneğin örgüt üyeliği iddiası bulunan sanığın, örgütün ildeki üst yöneticileri ile yaptığı sık görüşme destekleyici delil olabilir. Yine örneğin suç tarihinde üniversitede bir öğretim üyesi olan sanığın, aynı üniversitenin örgüt içerisinde sorumlusu olduğu iddia edilen ve buna yönelik başkaca deliller olan kişi ile yaptığı görüşmelere ilişkin HTS kayıtları delil niteliğini kazanabilir. Bu nedenle, HTS kayıtları her sanığın durumuna özel olarak değerlendirilmelidir.
Örgüt içinde kullanılan bazı terimleri;
a) Büyük Bölge Talebe Mesulü (BBTM);
BBTM her ilde bulunmaz, illerde bulunan örgüt evlerinin sayısının çokluğuna göre oluşturulur. ED ile BTM arasında faaliyet gösterip hiyerarşik olarak altında bulunan BTM’leri kontrol ve koordine ile görevlidir.
ED nin yardımcısı pozisyonunda olup ED ile düzenli toplantı yapar. Genel konulara ED kadar vakıf olur, hiyerarşide Büyük Bölgeciye bağlıdır. Haftalık olarak büyük bölgecinin toplantısına katılıp, maddi olarak kendisine bağlı öğrenci evlerinin iaşesini ve ihtiyaçlarını büyük bölgeciden alarak karşılar. Öğrenci evleriyle büyük bölgecinin irtibatını sağlayarak kendi bölgesinde bulunan mahrem hizmetleri de takip eder. Her BBTM de yaklaşık 50-60 öğrenci evi vardır ve her öğrenci evine 1 tane gazete gitmektedir.
b)Bölge Talebe Mesulü (BTM);
BTM yaklaşık 10 kadar öğrenci evinden sorumludur. Daha çok ev abiliği yapmış üniversite öğrencilerinden seçilir. Hangi öğrencinin hangi evde kalacağına kadar karar verir ve BBTM’lere karşı sorumludur. BBTM’nin bulunmadığı küçük illerde doğrudan ED’ye karşı sorumludur.
c)Ev Abisi:
Ev abisinin örgüt mensuplarının birlikte kaldığı evlerde, evin yöneticisidir. Evin düzenini sağlayıp, günlük sohbet programını yapar ve eğitim işlerini yürütür. BTM’ye karşı sorumludur. Genelde üniversite 2. Sınıf ve sonrasında okuyan öğrencilerden seçilir.
d)Gözcü (Öğretmen):
Askeri ve polis öğrencilerinin zimmetlendiği üniversite talebesine "gözcü" denilmektedir. Gözcüler askeri ve polis öğrencilerini okul zamanlarında iki haftada bir, rutin şekilde okullarının bulunduğu yerde ziyaret etmekle görevlidir.
e)Serrehber:
Örgüte ait yurtlarda öğrencilerle ilgilenmek üzere belletmenler bulunur. Öğrencisi fazla olan yurtlarda belletmenlerin üzerinde “serrehber” denilen görevliler bulunur, bu birimler de ED’ye bağlıdır.
II-Sanığın Eylemlerinin Hukuki Nitelendirmesi;
Yapılan yargılama, sanık beyanları, tanık beyanı, CGNAT kayıtlarını içeren belgeler ve tüm dosya kapsamından; sanığın, Yargıtay 16.C.D. nin 24.04.2017 tarih 2015/3 esas 2017/3 karar sayılı ilk derece kararında açıklandığı üzere; FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan iletişim ağı .....’u, CGNAT kayıtlarına göre; ..... numaralı GSM hattıyla ..... IP adreslerine 05/10/2014 ile 10/12/2014 tarihleri arasında 363 defa bağlantı kurmak suretiyle kullandığı, sanık hakkında tanıklık yapan ..... un ifadesinde özetle; sanığın önceleri örgüt içerisinde ..... kod adlı .....'un sorumluluğunda olduğunu, ancak 2016 yılında sanığın kendi sorumluluğuna verildiğini, bu şekilde 2016 yılının mayıs ayına kadar sanığın kendi sorumluluğunda sohbetlere katıldığını, maaşının yüzde 10'u nispetinde himmet verdiğini, sanıkla .....ve ..... görünümlü ancak gerçekte ..... ve ..... olmayan özel yazılım programları üzerinden haberleştiklerini beyan ederek sanığı fotoğrafından teşhis ettiği, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen 2017/68532 sayılı FETÖ/PDY terör örgütü soruşturması kapsamında Emniyet Mahrem Yapılanması soruşturmasında ele geçirilen micro SD kartta yapılan incelemede emniyet teşkilatında görevli personelin kodlandığı/fişlendiği bir takım verilerin olduğunun tespit edildiği, konuyla ilgili veri inceleme raporlarının düzenlenerek ilgili illere gönderildiği, sanık ..... hakkında gönderilen veri inceleme raporuna göre; sanığın,“A5” “FETÖ mensubiyeti olan, teslimiyeti, sadakati ve bağlılığı en üst seviyede olan kişi” olarak kategorize edildiği anlaşılmakla, sanığın FETÖ / PDY silahlı terör örgütü ile organik bağ kurup bu örgütün kuruluş amaçlarını, faaliyetlerini ve eylemlerini benimsediği, örgütün amaçları doğrultusunda hareket ettiği böylece üzerine atılı FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği sabit görülerek TCK'nın 314/2. maddesi, 3713 Sayılı Yasanın 5. Maddesi gereğince, Anayasanın 138/1. maddesi hükmü, TCK'nın 61. maddesinde düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle 3/1. maddesinde düzenlenen orantılılık ilkesi çerçevesinde, sanığın dosyaya yansıyan eylem ve faaliyetleri, suçun işleniş biçimi, işlenmesinde kullanılan araçlar, işlendiği zaman ve yer, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen tehlike ile sanığın kasta dayalı kusurunun ağırlığı, güttüğü amaç ve saiki göz önünde bulundurularak, hukuka, vicdana, dosya kapsamına uygun ceza tayini yoluna gidilmiştir.
Bu itibarla;
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
A)1-Adıyaman 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 18/12/2017 tarih, 2017/244, 2017/309 E/K sayılı kararının CMK'nın 280/2. maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA,
B)1-Sanığın üzerine atılı FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçunu işlediği sabit görülmekle, eylemine uyan 5237 sayılı TCK'nın 314/2. maddesi uyarınca suçun işleniş biçimi, sanığın kastının yoğunluğu, eylemin niteliği, suç sebep ve saikleri ile suçun konusunun önem ve değeri dikkate alınarak takdiren ve teşdiden 5 YIL 6 AY HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
2-Sanığın eyleminin 3713 sayılı Kanunun 3. maddesi kapsamındaki terör suçu olması nedeni ile 3713 sayılı Kanunun 5/1. maddesi uyarınca cezasından 1/2 oranında arttırım yapılarak 7 YIL 15 AY HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
3-Sanığın yargılamaya yansıyan davranışları ve cezanın geleceği üzerindeki olası etkileri lehine takdir indirim nedeni kabul edilerek TCK 'nın 62. maddesi uyarınca cezasından takdiren 1/6 oranında indirim yapılarak neticeten 6 YIL 10 AY 15 GÜN HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
4-Sanık hakkında başkaca yasal ve takdiri indirim ya da arttırım hükümlerinin uygulanmasına yer olmadığına,
5-Anayasa Mahkemesinin 2014/140 esas ve 2015/85 karar sayılı iptal kararı da gözetilmek suretiyle 5237 sayılı TCK’nın 53/1, 2 ve3. fıkrası hükümlerinin sanık hakkında tatbikine,
6-Sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 58. maddesinin 9. fıkrası uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına,
7-Sanığın tutuklulukta ve gözaltında geçirdiği sürelerin TCK'nın 63/1. maddesi gereğince verilen cezasından mahsubuna,
8-Sanığa verilen ceza miktarı, tutuklulukta kalınan süre nazara alınarak hakkında, CMK'nın 109/3-a madde ve fıkrasında düzenlenen yurt dışına çıkış yasağı adli kontrol tedbiri uygulanmak suretiyle başka bir suçtan tutuklu veya hükümlü değilse TAHLİYESİNE, bu konuda yazı yazılmasına,
-Adli kontrol hükümlerinin isteyerek yerine getirmediği takdirde tutuklama kararı verilebileceğinin CMK'nın 112. Maddesi gereğince ihtaratına (ihtar edildi),
9-İlk derece mahkemesince sanık için yapılan 186 TL yargılama gideri ile ilk derece ve Bölge Adliye Mahkemesi gerekçeli kararının tebliğleri için yapılan 2 adet davetiye gideri 29 TL olmak üzere toplam 215 TL yargılama giderinin sanıktan tahsili ile hazine irad kaydına,
Verilen kararın hazır bulunanlar yönünden tefhim, yokluklarında karar verilenler yönünden ise tebliğ tarihinden itibaren, 15 gün içerisinde, dairemize verilecek veya gönderilecek bir dilekçe ile veya zabıt katibine beyanda bulunmak ve bu beyan tutanağa geçirilmek, yahut bulunulan ceza infaz kurumu aracılığıyla dairemize dilekçe gönderilmek suretiyle Yargıtay nezdinde TEMYİZ EDİLEBİLECEĞİNE, Bu süre içinde temyiz edilmediğinde kararların kesinleştirilerek İNFAZA VERİLECEĞİNE, bu hususun sanığa ihtarına (ihtar edildi)
Dair, iddia makamında Cumhuriyet Savcısı ..... (.....)'in huzuru ile sanık ve sanık müdafiinin yüzlerine karşı, mütalaaya uygun olarak oybirliği ile verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 02/04/2019 (¤¤)