(AİHS m. 8) (2709 S. K. m. 2, 13, 22, 141) (3713 S. K. m. 1, 3, 4, 5, 7, 10) (5237 S. K. m. 6, 35, 37, 38, 43, 53, 54, 58, 62, 63, 82, 109, 116, 132, 137, 149, 204, 220, 221, 312, 314) (5271 S. K. m. 34, 132, 134, 161, 217, 223, 230, 250, 280, 286, 289) (1632 S. K. m. 54) (2803 S. K. Ek m. 5) (353 S. K. m. 9, 12) (353 S. K. m. 8) (4483 S. K. m. 1, 2, 4) (16. CD. 21.04.2016 T. 2015/4672 E. 2016/2330 K.)
Yerel Mahkemece verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun ve kararın niteliği ile suç tarihinde sanıklar ve müdafilerinin istinaf başvurularının istinaf dilekçesi içeriğine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Dava dosyasının 4 ayrı iddianameden oluştuğu, duruşmaya 22.11.2007 tarihinde başlandığı, 21 sanığın yargılandığı, 59 tanığın dinlendiği, Cumhuriyet savcılığınca en son 215 sayfalık mütalaa verildiği, gerekçeli kararın 673 sayfadan oluştuğu,
İstinaf incelemesi için Dairemize 335 klasör dosyanın teslim edildiği ve yargılamanın yaklaşık 9 yıl sürdüğü görülmüştür.
İncelemede; iddianameler ile sanıklara isnat edilen eylemler, iddia edilen eylemlerle ilgili yapılan yargılama sonucunda mahkemece ulaşılan sonuç ve tespitler, mahkemenin sübutu kabulüne dayanak yaptığı dosya kapsamındaki deliller 1.Bölümde, istinaf başvuruları ile istinaf itirazlarının değerlendirilmesine 2. Bölümde yer verilmiştir.
1.BÖLÜM:
A-)Malatya Cumhuriyet Başsavcılığının 05/10/2007 tarih ve 2007/112 soruşturma 2007/109 esas ve 2007/75 iddianame numaralı iddianamesi ile özetle;
18/04/2007 tarihinde Malatya ilinde bulunan Z. Yayıncılık isimli işyerinde meydana gelen ve N. A., U. Y. ve T. E. G.’nin öldürülmesi ile neticelenen olay ile ilgili olarak; sanıklardan E. G.’ın örgütün kurucusu ve yöneticisi konumunda olduğu ve bu örgütün faaliyeti çerçevesinde Z. Yayıncılıktaki N. Y., U. Y., T. E. G.’yi diğer sanıklarla (H., C., S. ve A.) birlikte öldürdüğü, H. Ç., C. Ö., S. G. ve A. Y.’ında bu örgütün üyeleri oldukları ve E. G. ile birlikte ve onun talimatları doğrultusunda maktulleri öldürdükleri, sanık K. K.’ın, örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamak ile birlikte maktullerin öldürülmesi sırasında korkutmak için kullanılan kuru sıkı tabancayı E. G.’a temin etmek suretiyle örgüte bilerek ve isteyerek yardım ettiği, sanık M. G.’nin de, örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamak ile birlikte Z. Yayınevinde gerçekleştirilen olaydan sonra elde edilecek bilgisayar hard disklerinin kopyalanması konusunda yardım sözü vererek örgüte bilerek ve isteyerek yardım ettiği iddiasıyla;
1-Sanık E. G.’ın; terör örgütünün kurucusu ve yöneticisi olmak suçundan eylemine uyan 3713 Sayılı Kanunun 1.ve 7/1 maddeleri delaletiyle TCK’nın 314/1, 3713 Sayılı Kanunun 5.maddesi, ati Aydın, U. Y. ve T. E. G.’ye yönelik adam öldürme eylemlerinden dolayı TCK’nın 37/1 delaletiyle TCK’nın 82/1-a-son maddesi (üç kez), işyeri dokunulmazlığını ihlal etme suçundan eylemine uyan TCK’nın 116/1 maddesi delaleti ile 116/2, 3713 Sayılı Kanunun 5. maddesi gereğince,
2-Sanıklar A. Y., S. G., H. Ç. ve C. Ö. in;terör örgütüne üye olmak suçundan eylemlerine uyan 3713 Sayılı Kanunun 1.ve 7/1 maddeleri delaletiyle TCK’nın 314/2, 3713 Sayılı Kanunun 5.maddesi, N. A., U. Y. ve T. E. G.’ye yönelik adam öldürme eylemlerinden dolayı TCK’nın 37/1 delaletiyle TCK’nın 82/1-a-son maddesi (üç kez), işyeri dokunulmazlığını ihlal etme suçundan eylemlerine uyan TCK’nın 116/1 maddesi delaleti ile 116/2, 3713 Sayılı Kanunun 5. maddesi gereğince,
3-Sanıklar K. K. ve M. G.' nin de;
Terör örgütüne yardım etmek suçundan 3713 Sayılı Kanunun 1, 7/1 ve TCK’nın 314/3, 220/7 maddeleri delaletiyle TCK’nın 314/2, 3713 Sayılı Kanunun 5.maddesi gereğince ayrı ayrı cezalandırılmalarına karar verilmesinin kamu adına iddia ve talep olunduğu,
B-) Malatya Cumhuriyet Başsavcılığının 09/05/2008 tarih ve 2007/112 soruşturma 2007/109 esas ve 75 iddianame numaralı EK iddianamesiyle;
Sanıklar E., A., S., H. ve C.’nın, Z. Yayınevine girdikten sonra işyerinde bulunan maktuller N. A., U. Y. ve T. E. G. ile sohbet ettikleri ve bir süre sonra sanık E. G.’ın talimatıyla harekete geçtikleri, yanlarında getirdikleri bıçakları ve ilk bakışta gerçek silahlardan ayrılabilmesinin zor olduğu bilirkişi raporuyla bildirilen kuru sıkı tabancaları çekerek maktulleri ellerinden ve ayaklarından bağladıkları, bu halde sorguladıkları işyerinde arama yaptıkları daha sonra adı geçen 3 kişiyi öldürdükleri, atılı suçların işlendiği işyerine sanıkların olay günü saat 11:00 sıralarında girdikleri ve olayın saat 13:30 sırala sıralarında sona erdiği dikkate alındığına terör amaçlı kişiyi özgürlüğünden yoksun bırakma suçunu işledikleri, yine sanıkların her 3 maktulün paralarını almak için cüzdanlarını kontrol ettikleri flah disk ve hafıza kartlarını ceplerine koydukları, bilgisayarları götürmek istedikleri iddiasıyla;
1-Terör amaçlı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu yönünden;
Sanıkların (E., S., A., H. ve C.) TCK’nın 37/1 maddesi delaletiyle 109/2, 109/3-a-b maddeleri ile 3713 Sayılı Yasanın 4-5 maddeleri gereğince mağdur sayısınca üç (3) kez,
2- Terör amaçlı nitelikli yağmaya teşebbüs suçu yönünden;
Sanıkların (E., S., A., H. ve C.) TCK’nın 37/1 maddesi delaletiyle 149/1-a-c-d-g, 35, maddeleri ile 3713 Sayılı Yasanın 4-5 maddeleri gereğince ayrı ayrı cezalandırılmalarına karar verilmesinin istenildiği
C-)Yukarıda belirtilen 05/10/2007 tarihli iddianame ve 09/05/2008 tarihli ek iddianame ile sanıklara isnat edilen eylemlerle ilgili; Mahkemenin 28/09/2016 tarih ve 2014/173-2016/321 E/K sayılı kararı ile ulaşılan sonuç ve tespitlerin;
Sanıklar E. G., S. G., A. Y., H. Ç. ile C. Ö.'in arkadaş oldukları, dostluk ilişkileri çerçevesinde çeşitli zamanlarda bir araya gelip sohbet ettikleri, bu sohbetler esnasında sanık E. G.'ın arkadaşı olan diğer sanıklarla misyonerlikle alakalı internetten ve medyadan elde ettiği bilgileri paylaştığı, sanık E. G.'ın bu anlatımlarının diğer sanıklar tarafından da ilgi gördüğü, bu kapsamda diğer sanıkların da sanık E. G.'ın misyonerlik ve misyonerlerin Malatya ilindeki faaliyetleri ile ilgili anlatmış olduklarından çok etkilendikleri, sanık E. G.'ın diğer sanıklarla devam eden toplantılarda misyonerlerin faaliyetlerinin durdurulması gerektiği, gerekirse bu kapsamda Malatya ilinde misyonerlik faaliyetlerini yürüttükleri iddia edilen Z. Yayınevi’ne yönelik eylem yapılması gerektiğini, bu eylem kapsamında öncelikle Z. Yayınevi’nin bulunduğu işyerine girerek misyonerlik ile alakalı bulabileceği tüm belgeleri almaları, ardından Z. Yayınevi’nde bulunan ve misyonerlik faaliyetlerinde bulunanların öldürülmesi ve delil elde edilememesi için yayınevinin yakılması yönünde plan kurduğunu anlattığı, diğer sanıkların da sanık E. G.'ın bu planını sözleriyle onayladıkları, sonrasında sanıkların tekrar bir araya gelerek eylemi nasıl gerçekleştirecekleri, eylemde hangi araçların kullanılacağı, eylemi gerçekleştirdikten sonra ne yapmaları gerektiğine dair fikir alışverişinde bulundukları, bu kapsamda sanıkların anlaştıkları şekilde eylem hazırlıklarına başladıkları, 16/04/2007 tarihinde sanıklar E. G. ile S. Yıldırım'ın eylemde kullanmak üzere 3 adet kuru sıkı tabanca aldıkları, 17/04/2007 tarihinde sanıklar E. G., S. G., A. Y.'ın Z. Yayınevi’ndeki belgeleri ele geçirdikten sonra naklini sağlamak ve gerekirse eylemden sonra diğer sanıklar ile birlikte olay yerinden uzaklaşmak için araç kiraladıkları, 17/04/2007 tarihinde sanıkların bir araya gelerek maktulleri etkisiz hale getirip tepki vermelerini önleyip bu sayede yayınevinde bulunan belgeleri ele geçirebilmek ayrıca maktulleri daha kolay öldürebilmek amacıyla ip ve bıçak satın aldıkları, eylem günü yani 18/04/2007 tarihinde sanıkların önceden fiili nasıl gerçekleştireceklerini kararlaştırdıkları gibi Z. Yayınevi’ne plana uyarak sırasıyla girdikleri, sanıklar olay öncesinden almış oldukları bıçak ve tabancalarla maktulleri etkisiz hale getirdikleri, ardından maktullerin hareket kabiliyetlerini engellemek amacıyla ayak ve ellerini bağladıkları, ayrıca yayınevinde bulunan diğer sanıkların maktullerin üzerine çullanarak hareket etmelerini tamamen önledikleri ve sanık E. G.'ın maktullerin sırasıyla boğazlarını keserek, boyun ve sırt bölgesini bıçaklayarak öldürdüğü dikkate alındığında; Sanıkların maktulleri öldürebilmek amacıyla aralarında anlaşarak plan kurdukları, bu plan çerçevesinde eylemin gerçekleşmesini sağlayabilmek amacıyla gereken araç ve gereçleri yine fikir birliği ve iş bölümü içerisinde temin ettikleri ve sanık E. G.'ın maktulleri diğer sanıkların yardımı ve iştirakleri aracılığıyla öldürdüğü dikkate alındığında, sanıkların kasten öldürme suçunu belli bir plan dahilinde ve iştirak iradesi ile işledikleri,
Her ne kadar sanıklar maktullerin rızasına dayalı olarak yayın evine girmiş olsalar da sonrasında yayınevinde bulundukları süre içerisinde sanıkların maktulleri çamaşır ipiyle bağlamaları ve hareket etme serbestilerini ellerinden almış olmaları nedeniyle maktullerin bir yere gitme hürriyetinden yoksun kalmalarına sebebiyet verdikleri, yine olay esnasında sanıkların yayın evinde bulunan belge, CD, maktullerin kimlik ve cüzdanlarını ele geçirebilmek amacıyla öncelikle maktulleri bağladıkları, sanıklar A. Y. ile E. G.’ın maktulleri etkisiz hale gelmesinden yararlanarak bir takım belge ve CD’leri ele geçirdikleri ancak polis baskını sonrasında sanıkların tam olarak geçirdikleri belgeleri kendi hakimiyet alanlarına sokamadan polis tarafından belge ve CD’lerin ele geçirildiği dolayısıyla eylemin yağmaya teşebbüs aşamasında kaldığı, diğer sanıklardan H. Ç.’in yayın evine araştırma yapmasına rağmen herhangi bir belge elde edemediği için haliyle sanık H. bakımından da eylemin teşebbüs aşamasında kaldığı, diğer sanıklar S. G. ile C. Ö.’in de sanıklar E., H. ve A.’in yağma eylemini gerçekleştirmelerini kolaylaştırabilmek amacıyla aralarındaki iş bölümü gereği maktullerin yanı başında bekledikleri, yani sanıklar S. ve C.’nın bu suça iştirak ettikleri dolayısıyla sanıklar E., A., H., C. ve S.’in nitelikli yağmaya teşebbüs suçunu işledikleri,
Sanıklar E., A., S., C. ve H.’in “ iş yeri dokunulmazlığını ihlal” suçundan da cezalandırılması istenilmiş ise de; bir önceki paragrafta açıklandığı üzere; sanıkların yayın evinde bulunan bir takım belge ve CD’ler ile maktullerin cüzdanında bulunan para ve kimlikleri cebir kullanmak suretiyle ele geçirdikleri ve yayın evinden almış oldukları eşyaları tam olarak kendi hakimiyet alanlarına geçiremeden polis tarafından yakalanarak kendilerinden alınması şeklinde gerçekleşen eylemin “yağmaya teşebbüs” suçunun unsuru olduğu gözetilerek sanıkların “ işyeri dokunulmazlığını ihlal “ suçundan beraatlerine karar verilmesi gerektiği,
Yine sanık E. G.’ın “Silahlı Terör Örgütü Kurmak ve Yöneticisi Olmak” diğer sanıklar H. Ç., C. Ö., S. G. ve A. Y.’ın ise “ Silahlı Terör Örgütü Üyesi Olmak” suçundan cezalandırılmaları istemiyle kamu davası açılmış ve sanıkların eylemleri “Terör Örgütünün Faaliyet Çerçevesinde Birden Fazla Adam Öldürmek”, “İş Yeri Dokunulmazlığı İhlal”, “Terör Amaçlı Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma” “Terör Amaçlı Nitelikli Yağmaya Teşebbüs “ suçu olarak kabul edilmiş, diğer sanıklar K. K. ile M. G.’nin eylemleri de “ Silahlı Terör Örgütüne Yardım Etmek” olarak kabul edilerek sanıkların cezalandırılmaları istenilmiş ise de;
Somut olayda sanıkların bir suç işlemek amacıyla bir araya geldikleri, ancak hiyerarşik bir ilişki içerisinde ve devamlı bir şekilde amaç suçları işlemek amacıyla bir araya gelmedikleri, örgüt niteliği itibariyle devamlılığı gerektiğinden, sanıkların sadece kasten öldürme suçunu işlemek için bir araya gelmiş olmaları nedeniyle de örgütten değil ancak sanıklar arasındaki iştirak ilişkisinden bahsedilebilecegi, bu anlamda sanıkların suç işleme iradelerinde devamlılık bulunduğunun kabulünün de mümkün olmadığı, tüm bu nedenlerle sanıkların belli bir suçu (kasten öldürme) işlemek üzere iştirak ilişkisi çerçevesinde bir araya geldikleri, aralarında hiyerarşik bir ilişki bulunmadığı gibi suç işleme iradelerinde devamlılık bulunduğuna ilişkin de her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delillerin de bulunmadığı, sanıkların “kasten öldürme” eylemlerini 3713 Sayılı TMK’nın 1’nci maddesinde sayılan amaçlara ulaşmak için gerçekleştirdiklerine ilişkin herhangi bir iddia bulunmadığı gibi her türlü şüpheden uzak somut ve inandırıcı delillerin de bulunmadığı, sanıklardan E. G.’ın “Silahlı Terör Örgütünün Kurucusu ve Yöneticisi Olmak”, diğer sanıklar H. Ç., C. Ö., S. G. ve A. Y.’ın ise “Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma” suçlarını işlediklerine ilişkin mahkumiyetlerine yeter her türlü şüpheden uzak, somut ve inandırıcı delillerin bulunmadığı, dolayısıyla sanıkların sübut bulan “adam öldürme”, “yağmaya teşebbüs”, “kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” suçlarını da silahlı terör örgütü faaliyeti kapsamında işlendiğinin kabul edilmemesi nedeniyle, sanıklar hakkında 3713 Sayılı Kanunun 4 ve 5’nci maddelerinin uygulanmaması gerektiği,
05/10/2007 tarihli iddianamede sanıklar K. K. ve M. G.’nin silahlı terör örgütüne yardım etmek suçundan cezalandırılmalarının istenildiği, bu kapsamda sanık K.’ın örgüt içerisindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte maktullerin öldürülmesi sırasında korkutmak için kullanılan kuru sıkı tabancayı E. G.’a temin etmek suretiyle, sanık M. G.’nin ise, örgüt içerisindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte Z. Yayınevinde gerçekleştirilen olaydan sonra elde edilecek bilgisayar hard disklerinin kopyalanması konusunda yardım sözü vererek örgüte bilerek ve isteyerek yardım ettikleri iddia edilmiş ise de;
Sanık K.’ın aşamalardaki savunmaları bu savunmalarını doğrulayan diğer sanıklar E., S., A., H. ve C.’in ifadeleri ile K.’ın cep telefonu ve Sım kartları üzerinde yapılan incelemeler, üst arama tutanağı, cep telefonu numaralarına ilişkin olarak alınan HTS raporları, diğer tüm delillerden sanık K.’ın söz konusu kuru sıkı tabancayı eylemde kullanılacağını bilerek alıp sakladığı ve bilahare kardeşi aracılığıyla E.’ye verdiği hususunda yeterli delilin bulunmadığı,
Yine sanık M. G.’nin aşamalardaki savunmaları, bu savunmasını doğrulayan diğer sanık E.’nin ifadelerini sanık M.’in diğer sanıklar H., C. S. ve A. tarafından tanınmaması cep telefonu ve Sım kartları üzerinde yapılan incelemeler, üst arama tutanağı, cep telefonu numaralarına ilişkin olarak alınan HTS raporları, diğer tüm delillerden sanık M.’in, sanıklar E., S. A., H. ve C. tarafından Z. Yayınevinde gerçekleştirilecek eylemi ve eylem içeriğini bildiğine ilişkin delilin bulunmadığı gibi,
Sanıklar E., S., A., H. ve C.’nın söz konusu eylemlerini silahlı terör örgütü veya suç örgütü faaliyetleri kapsamında gerçekleştirmediklerinin kabul edildiği de nazara alınarak silahlı terör örgütüne yardım şeklinde bir eylemin gerçekleşmesine de hukuken ve fiilen olanak bulunmadığı, bu nedenlerle, sanıklar K. ve M.’in isnat edilen”terör örgütüne yardım etmek” suçunu işlediklerine ilişkin mahkumiyetlerine yeter türlü şüpheden uzak somut ve inandırıcı delillerin bulunmadığı, şeklinde olduğu değerlendirmeleri yapılarak;
1-Sanık E. G.'ın; tasarlayarak adam öldürmek suçundan TCK'nın 37/1. Maddesi delaleti ile 82/1-a maddesi uyarınca ayrı ayrı 3 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis, kişiyi hürriyetinden yoksun kılmak suçundan TCK'nın 37/1. Maddesi delaleti ile 109/2, 3-a-b maddeleri uyarınca ayrı ayrı 3 kez 10 Yıl Hapis, nitelikli yağmaya teşebbüs suçundan TCK'nın 37/1 maddesi delaleti ile 149/1-a-c-d, 35/2 maddeleri gereğince 9 Yıl 9 Ay Hapis cezası ile cezalandırılmasına, terör örgütünün kurucusu ve yöneticisi olmak, işyeri dokunulmazlığını ihlal suçlarında ise beraatine,
2-Sanık A. Y.'ın; tasarlayarak adam öldürmek suçundan TCK'nın 37/1. Maddesi delaleti ile 82/1-a maddesi uyarınca ayrı ayrı 3 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis, kişiyi hürriyetinden yoksun kılmak suçundan TCK'nın 37/1. Maddesi delaleti ile 109/2, 3-a-b maddeleri uyarınca ayrı ayrı 3 kez 10 Yıl Hapis, nitelikli yağmaya teşebbüs suçundan TCK'nın 37/1 maddesi delaleti ile 149/1-a-c-d, 35/2 maddeleri gereğince 9 Yıl 9 Ay Hapis cezası ile cezalandırılmasına, terör örgütüne üye olmak, işyeri dokunulmazlığını ihlal suçlarında ise beraatine,
3-Sanık S. G.'in; tasarlayarak adam öldürmek suçundan TCK'nın 37/1. Maddesi delaleti ile 82/1-a maddesi uyarınca ayrı ayrı 3 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis, kişiyi hürriyetinden yoksun kılmak suçundan TCK'nın 37/1. Maddesi delaleti ile 109/2, 3-a-b maddeleri uyarınca ayrı ayrı 3 kez 10 Yıl Hapis, nitelikli yağmaya teşebbüs suçundan TCK'nın 37/1 maddesi delaleti ile 149/1-a-c-d, 35/2 maddeleri gereğince 9 Yıl 9 Ay Hapis cezası ile cezalandırılmasına, terör örgütüne üye olmak, işyeri dokunulmazlığını ihlal suçlarında ise beraatine,
4-Sanık H. Ç.'in; tasarlayarak adam öldürmek suçundan TCK'nın 37/1. Maddesi delaleti ile 82/1-a maddesi uyarınca ayrı ayrı 3 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis, kişiyi hürriyetinden yoksun kılmak suçundan TCK'nın 37/1. Maddesi delaleti ile 109/2, 3-a-b maddeleri uyarınca ayrı ayrı 3 kez 10 Yıl Hapis, nitelikli yağmaya teşebbüs suçundan TCK'nın 37/1 maddesi delaleti ile 149/1-a-c-d, 35/2 maddeleri gereğince 9 Yıl 9 Ay Hapis cezası ile cezalandırılmasına, terör örgütüne üye olmak, işyeri dokunulmazlığını ihlal suçlarında ise beraatine,
5-Sanık C. Ö.'in; tasarlayarak adam öldürmek suçundan TCK'nın 37/1. Maddesi delaleti ile 82/1-a maddesi uyarınca ayrı ayrı 3 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis, kişiyi hürriyetinden yoksun kılmak suçundan TCK'nın 37/1. Maddesi delaleti ile 109/2, 3-a-b maddeleri uyarınca ayrı ayrı 3 kez 10 Yıl Hapis, nitelikli yağmaya teşebbüs suçundan TCK'nın 37/1 maddesi delaleti ile 149/1-a-c-d, 35/2 maddeleri gereğince 9 Yıl 9 Ay Hapis cezası ile cezalandırılmasına, terör örgütüne üye olmak, işyeri dokunulmazlığını ihlal suçlarında ise beraatine,,
6-Sanıklar K. K. ve M. G.’nin de; isnat edilen “ terör örgütüne yardım etmek suçunu işlediklerine ilişkin mahkumiyetlerine yeter, her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı deliller elde edilememesi nedeniyle ayrı ayrı beraatlerine karar verildiği,
D-05/10/2007 tarihli iddianame ve 09/05/2008 tarihli ek iddianame ile sanıklara isnat edilen eylemlerle ilgili Mahkemenin sübutu kabulüne (C nolu kısımda) dayanak yaptığı dosya kapsamındaki delillerin;
1-Malatya Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma bürosunun 18/04/2007 tarihli Adli Muayene ve Otopsi Tutanakları içeriği,
2-Olay sonrası yakalanan sanık A. Y.’ın üzerinden elde edilen ve bu sanığın olay esnasında Z. Yayınevi isimli işyerinden aldığı USB Flaş Bellek içerisindeki dijital verilerin alınan çıktıları, (1, 2, 3, 4, 5 ve 6. ncı klasörler)
(İçeriğinin doğrudan yargılama konusu olayla herhangi bir alakaları olmadığı için delil olarak dikkate alınmadığı)
3-17/04/2007 günü saat 16:00 sıralarında Orduzu Pınarbaşı civarında silahla havaya ateş etme olayı ile ilgili olarak S. G. ve A. Y.'ın beyanlarının alındığı ve olayda ele geçirilen Smit Wesson marka 1312 seri numaralı kuru sıkı tabanca ile 1 adet fişeğin muhafaza altına alındığına ilişkin Malatya Emniyet Müdürlüğünün 19/04/2007 tarihli yazısı ve ekli tahkikat evrakı (17.klasör sayfa 46-61)
(Soruşturma dosyası kapsamına göre: 17/04/2007 günü saat 16:00 sıralarında Orduzu Pınarbaşı civarında silahla havaya ateş eden şahısların bildirilmesi üzerine Emniyet Müdürlüğü Asayiş Ekipleri tarafından yapılan araştırma neticesinde Battalgazi Kavşağında oto içerisinde bulunan 3 şahsın kuru sıkı tabanca ile havaya ateş ettiklerinin anlaşılması üzerine ilgili şahısların Beydağı Polis Merkez Amirliğine teslim edildikleri, şahısların isimlerinin E. G., S. G. ve A. Y. olduğu, şahıslardan E. G.'ın olay yerinde yeni almış olduğu kuru sıkı tabancayı denemek için 2 el ateş ettiğini beyan ederek kuru sıkı tabancayı görevlilere teslim ettiği, S. G. ve A. Y. isimli şahısların bilgi veren olarak, E. G.'ın ise şüpheli olarak ifadelerinin alındığı, elde edilen Smit Wesson marka 1312 seri numaralı kuru sıkı tabanca ile 1 adet fişeğin adli tahkikata esas olmak üzere muhafaza altına alındığı, şüpheli E. G. hakkında 5320 sayılı Kabahatler Kanununa göre idari para cezası tahakkuk ettirildiği, idari yaptırım tutanağının E. G.'a tebliğ edildiği ve ele geçirilen kuru sıkı tabancaya ait faturanın dosya arasına alındığı )
(Bu olayla ilgili olarak sanıklardan E. G.'ın olaydan bir gün önce kuru sıkı tabanca ile yakalanıp serbest bırakılmasına ilişkin olarak Malatya C.Başsavcılığınca görevlerinde özensiz davrandıkları belirlenen kamu görevlileri Ş. A., İ. T., A. K., İ. M., M. A., A. Ş. ve H. D. hakkında adli görevi kötüye kullanmak (adli görevi ihmal) suçundan Malatya 4. Asliye Ceza Mahkemesine hitaben 29/07/2008 tarih ve 2007/18529 Soruşturma sayılı iddianame düzenlendiği ve 2008/446 Esas numarasını aldığı ),
4-18/04/2007 tarihinde meydana gelen ve olay ile ilgisi olduğu düşünülen 44 KE 852 plakalı beyaz renkli Clio Marka aracın Malatya ili Terminal Caddesi Şifa Apt. Altı No:1 Sıtmapınarı adresinde faaliyet gösteren Formula Rent A Car - Oto Alım Satımı adlı iş yerinden kiralandığına dair S. G.'in kiralayan, A. Y.'ın kefil olarak imzaladığı senet örneği ile kiralama sözleşmesi aslının teslim alındığına dair Malatya Emniyet Müdürlüğünde görevli polis memurlarınca tanzim olunan 18/04/2007 tarihli tutanak içeriği (17.klasör, sayfa 62-75)
5-Sanık C. Ö.'in yatağından çıkan not ve diğer deliller (17.klasör syf.78-84)
a)1. Not: "Gülüm (Burcum) Canım anam, babam, kardeşlerim hakkınızı helal edin... Hepimizin bu vatana borcu var ve ben bu vatan için kanımı, canımı feda ettim. En büyük yardımcım Allah. Cenab-ı Allah hepimizin yardımcısı olsun (Amin). Beni affedin... Arkamdan ağlamayın, üzülmeyin ve şundan emin olun oğlunuz kötü bir iş yapmıyı. Kimsenin ırzına geçmiyor, kimsenin namusuna bakmıyor, kimsenin parasını çalmıyor, onlar gibi bu vatanda kahpelik yapmıyor, ölürsem vatan için canım, malım, herşeyim feda olsun. İnşallah bu işten sağ salim çıkar sizleri kucaklarım. Allah'ım sen kazamızı mübarek eyle. Dinim inşallah diğer nesillerede ulaşır. Vatan sağolsun....."
b)2. Not: "Canım Anam, Bir tane Babam, Gözümün nuru bacılarım, benim için ağlamayın, sevinin ki, gururlanın ki sizin için, vatan için, Allah için, Tek sevdiğim için bu yola başkoydum ve çok ...mutluyum... SENİ SEVİYORUM CANIM KARICIĞIM, SİZİ SEVİYORUM CANIM AİLEM, VATAN SAĞOLSUN, A. Y.. Canım Ailem ve Canım SEVGİLİM Bu yola girdim diye belki bana kızacaksınız ama yüreğimdeki ALLAH (cc.) vatan ve Senin Güzel Gülüm sizin aşkınız o kadar çok ki bu yola seve seve ve çok mutlu olarak girdim. Bana kızmayın insan namus için yaşar. Benim en büyük Namusum VATAN'dır. Ben Allah aşkıyla doğdum. Allah aşkıyla da öldüm. Vatan sağ olsun, sen sağol aşkım.. 18/02/2007"
c)3. Not: "Canım Anam, Canım Babam sizleri öyle çok seviyorum ki, ama Allah aşkı, vatan aşkı beni bu yola sürükledi. Sizin başınız dik alnınız açık olsun çünkü ben kötü bir iş yapmadım. Aksine Dinim için bayrağım için yaptım. Eğer bana bir şey olursa siz Vatan sağolsun deyin. Çünkü En önemli namusumuz vatanımızdır. Sizinde benimde. Sizlerden son isteğim ne olur üzülmeyin kimseye boyun eğmeyin alnınız açık başınız dik olsun sizleri çok seviyorum. Vatan Saolsun.."
ç)4. Not: "Anam Babam kardeşlerim sizi dünyadaki Herşeyden çok seviyorum. İnsan ne için yaşar namusu şerefi vatanı için. Bizde Türkoğlu Türküz. Vatanımızı kimseye yar etmeyiz. Biz vatanımız için bir defa olur bin defa diriliriz. Allah yardımcımız olsun. Sizi ölsemde seveceğm. Hakkınızı helal edin. Sizden başka bir şey istemiyorum. Gelininize söyleyin onu da çok sevdim. Her zaman kalbimdeydi. Vasiyetimdir Arkamdan ağlamayın vatan için gidiyorum. Allah Allah diye yaşadım Allah Allah diye öleceğim. Ölümden korkum yok. Sizin için üzülüyorum. Arkamda dünyalar iyisi melek gibi Bir ana baba bırakıyorum. Emanetsiniz Allah'a sizi herşeyden çok seviyorum. Allah aşkı için bana kızmayın. Allahu Ekber. Sizi Hepinizi Herkesi seviyorum."
d)5. Not: "Selamın Aleyküm Can dostlarım.... Artık bu dakikadan sonra sen ben kalmadı biz varız (H., C.). Olan oldu artık geriye dönüş yok her şey vatan için birde siz kardeşlerimiz için. Malatya'da en son olacak en büyük olayı biz yapıyoruz. Eğer bize bişey olursa biz H.'le ben (C.) yaşamazsak yada içerde olursak onlar (siz onlarsınız) yada (Alman, uzun, mabu üçü dışarda olursa yada ölmezse bizde yoksak bu işin sorumluları onlar. Bizim ikimizden yani birbirimizden başkasına güvenimiz yoktur kardeşler bize bişey olursa karşı taraftan korkumuz yok yanımızdakilerine hesabı sorulsun. Tpmh seni herşeyden çok sevdim bide sana güveniyorum. Bu arada Hemit'de seni çok seviyomuş la. E. G., S. G., A. (Maviş, Kiltepeli) H. Ç., C. Ö. Ölmek için gidiyok vatan için de öleceğiz Allah'a emanet olun kardeşler.... Hristiyanların evlerini basacağız. Müslüman kardeşlerimizin öcünü alacağız. Allah'u Ekber. Son olarak yengelerinize sahip çıkın emanetleri önce Allah'a sonra size. Eğer içerde olursak; Ölmezsek Bu mektubu sadece siz kuyun kimsenin eline geçmesin. Ölürsek her yere verin çoğaltın" ifadelerinin yer aldığının belirlendiği,
6-18/04/2007 tarihinde saat 13:00 sıralarında meydana gelen öldürme olayı ile ilgili olarak 18/04/2007 tarihli Malatya Emniyet Müdürlüğünde görevli polis memurlarınca tanzim olunan olay yerinde bulunan 1 adet kahverengi deri cüzdan ve bu cüzdan içerisinde bulunan maktuller T. G.'ye ve U. Y.'e ait bir kısım eşyaların teslimine ilişkin; İş yerinde kurulu bulunan bilgisayar, CD'ler ve diğer dijital aygıtların muhafaza altına alındığına ilişkin 18/04/2007 tarihli geçici muhafaza altına alma ve tespit; ele geçirilen bilgisayar kasaları, laptop, CD, DVD, Teyp kaseti, video kaseti, disket, Flaş Bellek ve sim kartların inceleme yapılmak üzere teslim edildiğine ilişkin teslim; Enesler market isimli işyerinin kamera kaydı bulunmadığına ilişkin tutanakları (17.klasör),
7-18/04/2007 tarihinde meydana gelen öldürme olayı ile ilgili olarak Enesler Ltd.Şti.'nde bulunan iş yeri güvenlik kameralarının kaydının yapıldığı 1 adet bilgisayara geçici olarak el konulduğuna ilişkin Malatya Emniyet Müdürlüğünde görevli polis memurlarınca tanzim olunan 19/04/2007 tarihli geçici muhafaza altına alma tutanağı, (17. klasör)
8-18/04/2007 tarihinde meydana gelen öldürme olayı ile ilgili olarak olayda ilgisi olduğu belirtilen 44 KE …. plaka sayılı oto üzerinde yapılan incelemede, otonun torpido gözü içerisinde bulunan kaset üzerinde parmak izi elde edildiği, elde edilen parmak izinin sanık E. G.'ın sağ el işaret parmak izi ile aynı ve otonun bagajında bulunan "Sieger" ibareli karton kutu üzerinden elde edilen parmak izinin sanık A. Y.'ın sağ el orta parmak izi ile aynı olduğunun tespit edildiğine ilişkin Malatya Emniyet Müdürlüğü Olay Yeri İnceleme ve Kimlik Tespit Şube Müdürlüğünce tanzim olunan 19/04/2007 tarihli; "Sieger" ibareli karton kutu üzerinden elde edilen parmak izinin sanık S. G.'in sağ el orta parmak izi ile aynı olduğunun tespit edildiğine ilişkin Malatya Emniyet Müdürlüğü Olay Yeri İnceleme ve Kimlik Tespit Şube Müdürlüğünce tanzim olunan 24/04/2007 tarihli ekspertiz raporları (17. klasör),
9-18/04/2007 tarihinde meydana gelen öldürme olayı ile ilgili olarak 44 KE …. plaka sayılı otonun ruhsatta M. T. adına kayıtlı, 2001 model beyaz renkli Renault Clio Symbol marka oto olduğu, otonun torpido gözünde sigara paketi, kaset ve plastik bardaklar, arka koltuk üzerinde sersu ibareli boş pet şişesi olduğu, arka bagaj içinde 3 adet Sieger yazı ibareli karton kutular ile kriko ve kriko kolu, stepne lastiği olduğu, oto radyo teybinin üzerinde, vites kolu önündeki sigara küllüğü içinde, içilmiş sigara izmaritleri olduğu ve otonun fotoğraf ve görüntülerinin çekildiği ve parmak izlerinin alındığına ilişkin Malatya Emniyet Müdürlüğünde görevli polis memurlarınca tanzim olunan 18/04/2007 tarihli olay yeri inceleme raporu ile olay yeri inceleme basit krokisi ile 21/04/2007 tarihli olay yeri inceleme raporu ve ekli kroki,
10-a)18/04/2007 tarihinde meydana gelen öldürme olayı ile ilgili olarak Malatya Emniyet Müdürlüğü Olay Yeri İnceleme ve Kimlik Tespit Şube Müdürlüğünce tanzim olunan 21/04/2007 tarih ve 2007/491.3 kayıt numaralı olay yeri inceleme raporu ve olay yeri krokisi (17.klasör)
b)Malatya Emniyet Müdürlüğü Olay Yeri İnceleme ve Kimlik Tespit Şube Müdürlüğü tarafından düzenlenen 20/04/2007 tarih ve 2007/491.2 kayıt numaralı olay yeri inceleme raporu ve olay yeri basit krokileri (22.klasör)
11-Cep telefonları ve SIM kartları üzerinde yapılan incelemelere ilişkin, sanık A. Y. yönünden (19.Klasör, Sh:5-22); Sanık S. G. yönünden (19.Klasör, Sh:84-94); Sanık C. Ö. yönünden (19.Klasör, Sh:144-154); Sanık H. Ç. yönünden (19.Klasör, Sh:211-212); Sanık E. G. yönünden (19.Klasör, Sh:267-276); Sanık K. K. yönünden (20.Klasör, Sh:133-136); Sanık M. G. yönünden (20.Klasör, Sh:173-179) düzenlenen tutanaklar,
(Sanık E. G.'a ait cep telefonunun SMS bölümünün gönderilmiş ögeler bölümünde 505 722 92 42 numaralı 'Memet' ismi ile kayıtlı numaraya 18/04/2007 tarihinde saat 09:21:06'da 'Kardeşim Manava 2 sefer gittik açmamış daha asçın meyve falan alan geliyom sen aç kal sebze falan da getirem hadi kib'; Aynı numaraya 18/04/2007 tarih ve 09:53:16'da 'Tamam Gardaşım'; 544 271 53 59 numaralı 'CİGER' ismi ile kayıtlı numaraya 18/04/2007 tarihinde saat 10:53:22'de '3 elma var çay içiyos haber verdiğimde gelin beraber yiyelim'; Aynı numaraya 18/04/2007 tarihinde saat 11:04:55'de 'Gelin Elmaları Beraber yiyelim' şeklinde mesajlar atıldığı; Telefonun kayıtlı ögeler bölümünde ise 505 722 92 42 numaralı 'Memet' ismi ile kayıtlı numaradan 18/04/2007 tarihinde saat 11:22:54'de 'Elmalar bizde haber bekle' şeklinde mesaj alındığı, mesajlaşılan Memet ismi ile kayıtlı numaranın sanık M. G.'ye ait olduğu, Ciger ismi ile kayıtlı numaranın ise sanık S. G.'e ait olduğunu belirlendiği ) (19.Klasör, Sh:276; 22.Klasör, Sh:50-52)
12-Sanık A. Y.'ın üzerinden 1 çift ameliyat eldiveni, 1 adet bıçak kılıfı, 1 adet Flaş Bellek, 1 adet telefon kartı, 1 adet 'canım ailem ile başlayıp vatan sağolsun'la biten imzalı not kağıdı' 1 adet kuru sıkı tabancaya ait dolu fişek Tilmann Geskhe'ye ait kimlik kartları ele geçirildiğine ilişkin üst arama tutanakları (19.Klasör, Sh:25-26); Sanık S. G.'in üzerinden 1 adet cep telefonu, 1 adet telefon hattı ve 1 adet 'canım annem ile başlayıp vatan sağolsun' imzalı not kağıdı ele geçirildiğine ilişkin üst arama tutanakları (19.Klasör, Sh:98-99); Sanık C. Ö.'in üzerinden 2 adet SIM kart, 1 adet bıçak kılıfı, 1 adet annesine yazılmış not ve E. G.'a ait olduğu söylenen 1 adet Nokia telefon ele geçirildiğine ilişkin üst arama tutanakları (19.Klasör, Sh:159-161); Sanık H. Ç.'in üzerinden 1 adet ailesine yazılmış küçük not ve 1 adet SIM kart ele geçirildiğine ilişkin üst arama tutanakları (19.Klasör, Sh:217-218); Sanık E. G.'ın üzerinden çıkan eşyaları gösterir hasta eşyası tespit tutanağı (19.Klasör, Sh:283), üzerinden 1 adet gazete küpürü, 17/04/2007 tarihli idari yaptırım kararı tutanağı, el yazısı ile yazılmış not kağıtları, 'Kocaeli Wolfgangın Ozan' ibareli küçük kağıt, 1 adet Flaş Bellek ve üzerinde 'benim diyecek bir şeyim yok arkadaşlar' diye başlayan not kağıdı ele geçirildiğine ilişkin kolluk görevlileri ve hastane personeli tarafından tutulan tutanak (19.Klasör, Sh:284); Sanık K. K.'ın üzerinden ele geçirilen eşyaları gösterir üst arama tutanağı (20.Klasör, Sh:138); Sanık M. G.'nin üzerinden ele geçirilen eşyaları gösterir üst arama tutanağı (20.Klasör, Sh:181),
13-Sanık A. Y. ile ilgili yapılan 18/04/2007 tarihli ev arama tutanağı (19.Klasör, Sh:52); Sanıklardan S. G., H. Ç. ve C. Ö.'in suç tarihleri itibariyle kaldıkları İhlas Vakfı Öğrenci Yurdunda kaldıkları oda, dolap ve yataklarda yapılan aramalara ve sanık C. Ö.'in yatağının altında 'selamun aleyküm Can dostlarım...' ile başlayıp 'ölürsek her yere verin çoğaltın' ile biten 1 sayfalık notun da bulunduğuna ilişkin 18/04/2007 tarihli arama ve el koyma tutanağı (19.Klasör, Sh:124-125); Sanık C. Ö. ile ilgili yapılan üzerinde tarih bulunmayan ev arama ve el koyma tutanağı (19.Klasör, Sh:185); Sanık E. G. ile ilgili yapılan 20/04/2007 tarihli arama ev arama ve iş yeri arama - geçici muhafaza altına alma tutanakları (19.Klasör, Sh:294-296); Sanık K. K. ile ilgili yapılan 19/04/2007 tarihli arama el koyma ve yakalama tutanağı (20.Klasör, Sh:160); Sanık M. G. ile ilgili yapılan 19/04/2007 ve 22/04/2007 tarihli arama tutanakları (20.Klasör, Sh:203-205); Sanık S. G.'in ikametinde yapılan 22/04/2007 tarihli ev arama tutanağı, (24.Klasör, Sh:201)
14-Sanık A. Y.'ın olay yerinde balkonda görülerek yakalandığına ilişkin 18/04/2007 tarihli yakalama tutanağı (19.Klasör, Sh:53); Sanık E. G.'ın olay yerinde aşağıya atlamış halde yakalandığına, diğer sanıklar S. G., C. Ö. ve H. Ç.'in ise Z. Yayınevi isimli iş yeri içerisinde yakalandıklarına ilişkin 18/04/2007 tarihli olay ve yakalama tutanağı (19.Klasör, Sh:126-127),
15- İletişimin tespiti ve dijital delil incelemesi yapılmasına izin verilmesine ilişkin kararlar,
16-a)Sanık E. G.'a 19/05/2007 tarihinde yaptırılan yer gösterme işlemi esnasında çekilen görüntülerin bulunduğu CD'nin incelenmesi ve anlatımların kroki ile gösterilmesine ilişkin 3 adet olay yeri krokisi, (22.Klasör, Sh:60-64)
b)Sanıklar A. Y., C. Ö., H. Ç. ve S. G.'e 22/04/2007 tarihinde yaptırılan yer gösterme işlemi esnasında çekilen görüntülerin bulunduğu CD'nin incelenmesi ve anlatımların kroki ile gösterilmesine ilişkin 5 adet olay yeri krokisi, (22.Klasör, Sh:87)
17-Malatya C.Başsavcılığınca düzenlenen 18/04/2007 tarihli olay yeri tespit tutanağı (22.Klasör, Sh:187) ile 20/04/2007 tarihli olay yeri arama ve el koyma tutanağı (22.Klasör, Sh:69-73),
18-Olay ile ilgili olarak 155 Polis İmdat telefonunun aranması ve akabindeki telsiz anonslarının bant çözümlerinin yapıldığına ilişkin 19/04/2007 tarihli bant çözüm tutanağı, (22.Klasör, Sh:108)
19-Suçta kullanılan namlusunun sol yüzeyinde 'Asçelik Paslanmaz' ibaresi bulunan ağaç saplı, 12, 5 cm uzunluğunda tek ağızlı, sırtı küt, sivri uçlu namluya haiz 5 adet bıçağın 6136 sayılı Yasanın 4. Maddesinde belirtilen yasak niteliği haiz bıçaklardan olmadığına ilişkin Ankara Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün 04/05/2007 tarih ve BLS.2007/5452 uzmanlık numaralı ekspertiz raporu, (22.Klasör, Sh:207)
20-Olay yerinden elde edilen 1315 numaralı silahın 9 mm çağında ses ve gaz fişeği atan Sieger Smıth & Wesson Type ibareli yarı otomatik bir tabanca olduğu; 1312 numaralı silahın 9 mm çapında ses ve gaz fişeği atan Blow Smıth & Wesson Type ibareli yarı otomatik bir tabanca olduğu; 18137 numaralı silahın 8 mm çağında ses ve gaz fişeği atan Blow Mini Mod 2003 ibareli yarı otomatik bir tabanca olduğu; Yapılan muayene ve incelemelerinde ateşleme sistemlerinde görev alan mekanik aksamlarının sağlam ve işler durumda olduğu, gaz ayırıcı parçalarının mevcut olduğu, mevcut halleriyle ateşli silah fişeklerini istimale elverişli olmadıkları, 18137 numaralı tabancanın emniyet sisteminin arızalı, diğer tabancaların ise emniyet sistemlerinin sağlam ve çalışır durumda olduğu, çaplarına uygun ses - gaz fişeklerini patlattıkları görüldüğü ve tespit olunduğu, birlikte gönderilen 18 adet fişeğin yalnızca ses çıkarmak üzere imal edilmiş ve ateşli silah fişeklerinin ana unsurlarından olan mermi çekirdeğini ihtiva etmeyen 9 mm çapında birer ses fişeği olduğu, çapına uygun tabancalarda kullanılmak üzere imal edildikleri, bu fişeklerin deneme atışlarında kullanıldığı ve patladıklarının görüldüğü, söz konusu tabanca ve fişeklerin 6136 sayılı Yasa kapsamı dışında kaldıkları, söz konusu tabancaların ebat ve görünümleri bakımından gerçek bir ateşli silah görünümünde oldukları, silahı tanıyan birisi dahi eline alıp incelemeden ilk bakışta bu tür silahları gerçek silahlardan ayırt edebilmesinin zor olduğu, tetkik için gönderilen 9 mm çapında ses fişeklerine ait 1 adet kovanın inceleme konusu 1315 ve 1312 numaralı tabancalardan elde edilen mukayese kovanları ile mikroskopta ayrı ayrı yapılan karşılaştırılmalarında kesin bir tespit yapmaya yarayacak yeterli derecede karakteristik iz bulunmamakla birlikte mevcut izlere atfen bu 1 adet kovanın inceleme konusu 1315 numaralı 9 mm çapında ses ve gaz fişeği atan 'Sieger Smıth & Wesson Type' ibareli yarı otomatik tabanca ile atıldığı kanaatine varıldığına ilişkin Emniyet Genel Müdürlüğü Diyarbakır Polis Kriminal Laboratuvarı Dairesi Başkanlığınca tanzim olunan 02/05/2007 tarih ve BLS-2007/1408 uzmanlık numaralı ekspertiz raporu, (22.Klasör, Sh:211-212)
21-Olay esnasında sanıkların üzerlerinde bulunan kıyafetler, olay yerinden elde edilen şüpheli lekeler, kağıt peçete, sigara izmariti, kan örnekleri, olay yerinden ele geçirilen bıçaklar, havlu ve havlu parçaları üzerinde DNA analizi yapıldığına ilişkin Ankara Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü tarafından tanzim olunan 22/04/2007 tarih ve BYL-2007/2101 ve 30/04/2007 tarih ve BYL-2007/2257 uzmanlık numaralı ekspertiz raporları, (22.Klasör, Sh:225, 231)
22-Sanıklara ait cep telefonları ile yapılan görüşmeleri gösterir HTS raporlarına göre telefon numaraları arasındaki bağlantıları gösteren Malatya Emniyet Müdürlüğü tarafından düzenlenen bağlantı tabloları, (22.Klasör, Sh:234, 242)
23-a-)Olayın meydana geldiği Z. Yayınevinden alınan 1 adet HP DV4000 model 2 CE616065Q seri numaralı Laptop üzerinde yapılan incelemeye ilişkin 22/04/2007 tarihli inceleme raporu, (22.Klasör, Sh:255)
Sanık E. G.'ın kullandığı "yunusE.4444@hotmail.com" e-mail adresi ile "turuncular@gmail.com" e-mail adresi arasında:
(13/03/2007 tarihinde saat 15:43:38'de yunusE.4444@hotmail.com e-mail adresinden "meraba beni size wolfgang izmit pastörü onun tanystyrdy?y ozan yönlendirdi adym yunus E. ben malatya da ki kilise yerlerini bulamyyorum yardıym cy olabilir misiniz" şeklinde, aynı tarihte saat 15:45:34'de "numaram 0546…." şeklinde turuncular@gmail.com e-mail adresine 2 adet e-mail atıldığına ilişkin Z. Yayınevinde ele geçirilen HP marka laptop bilgisayarın silinmiş verileri arasından kurtarıldığı belirtilen 2 adet mail metninin dosya arasında yer aldığı ve turuncular@gmail.com adresinin maktul N. A. tarafından kullanıldığının değerlendirildiği )
24-Sanıklar A. Y., H. Ç., C. Ö. ve S. G.'in alkolsüz oldukları, sanık S. G.'in muayenesinde sağ el iç kısımda, sol el 5. Parmakta birer cm'lik kesi bulunduğu, diğer sanıklarda darp cebir izine rastlanmadığına ilişkin genel adli muayene raporları, (24.Klasör, Sh:234)
25-Sanıklardan E. G.'ın 12/05/2007 tarihinde tedavi görmekte olduğu hastanede görevli kolluk personeline hitaben "ben geçen hafta Malatya'da 3 (üç) misyoner tespit ettim. Adamları ekmek bıçağıyla katır kutur kestim, uyuyamıyorum, bunu sana söyledim rahatladım" ve "amcamın oğlu A. bir de M. veya Memiş diye biri ile birlikte kestik, yeri de Z. Yayınevi" şeklinde beyanda bulunduğuna ilişkin tutanak, (25.Klasör, Sh:119)
26-Soruşturma aşamasında sanık E. G. müdafii Av. M. U. Y.'ın talebi üzerine sanık E. G.'ın yapılan muayenesinde akıl hastalığının olmadığı ve hukuki ehliyetinin mevcut olduğuna ilişkin uzman hekimce düzenlenen Malatya Devlet Hastanesi'nin 11/07/2007 tarihli raporu, (28.Klasör, Sh:196)
27-Maktullere ve sanıklar E. G., H. Ç., C. Ö., S. G. ve A. Y.'a ait banka hesapları üzerinde yapılan inceleme sonucu düzenlenen 27/06/2007 tarihli bilirkişi raporu, (29.Klasör, Sh:153)
28-Z. Yayıncılık ve Dağıtım Tic. Ltd. Şti. Adına kayıtlı 0533 590 13 52 (30.Klasör, Sh:72, 169); S. R. Cons Tur. Er. Dağ. Ve Dış. Ltd. Şti adına kayıtlı 0533 775 67 04 (30.Klasör, Sh:184, 218); Maktul U. Y. adına kayıtlı 0536 456 10 96 (30.Klasör, Sh:237, 266) numaralı telefonların HTS kayıtları ile bu kayıtlar üzerinde arayan ve arananlara ilişkin şemalar çıkartıldığına ilişkin 08/06/2007 tarihli bilirkişi inceleme raporu, (30.Klasör, Sh:278)
29-Olay esnasında sanıklardan ele geçirilen ve Malatya Adli Emanetinin (CMK'nın 250. Maddesi ile Yetkili) 2007/36 sırasında kayıtlı bulunan kuru sıkı tabancaların olay yeri tespit CD'sinde yer alan görüntülerdeki tabancalarla birebir örtüştüklerine ilişkin 09/09/2008 tarihli bilirkişi raporu, (48.Klasör, Sh:107)
30-Sanıklar S. G., C. Ö., H. Ç. ve E. G.'dan elde edilen cep telefonları ile SIM kart ve hafıza kartları üzerinde yapılan inceleme sonucu düzenlenen 18/01/2007 tarihli bilirkişi raporları, (48.Klasör, Sh:25, 34)
31-Tanıklar G. T., Ö. T., M. T., M. K. K., A. A., N. K.’ın beyanları,
32-Sanık savunmaları ile dosya içerisinde bulunan diğer bilgi, belge ve beyanlar şeklinde olduğu görülmüştür.
E-)Malatya Cumhuriyet Başsavcılığının 09/04/2009 tarih ve 2009/130 Srş, 2009/41 Esas ve 2009/36 iddianame numaralı iddianamesi ile;
Sanık E. G.'ın 02/02/2009 tarihli ifadesinde; V. B. A.'ın kendisini H. isimli bir şahıs ile tanıştırdığını, bu şahsın aslında Z. Yayınevinde çalışan ve ayağı sakat olan H. Y. olduğunu V. B. A.'ın Malatya ilinden ayrılmasından sonra H. Y. ile birçok kez buluştuğunu, V. B.'den korktuğu için daha önce isimlerini veremediğini, V. B.'in cezaevinde olduğunu öğrenmesi nedeniyle isimlerini verdiğini, H. Y.'nin kendisini azmettirmesi sonucu eylemi gerçekleştirdiğini beyan etmesine rağmen 24/02/2009 tarihli ifadesinde, önceki ifadesinin doğru olmadığını ve ceza indiriminden faydalanmak için isimlerini verdiğini, diğer suç ortağı arkadaşlarının V. B.'i tanımadıklarını beyan ettiği, diğer sanıklardan H. Ç., C. Ö., S. G. ve A. Y.'ın aşama beyanlarında E.'nin, kendilerine; yerel gazetede çalışan biri ile tanıştığını, bu kişinin işten atıldığını, bu kişinin sakallı bir gazeteci olduğunu, sanıklardan A. ve H.'in, bu kişinin ismini M. olarak hatırlatıklarını ve E.'nin bu kişinin evine gittiğini söylediğini beyan ettikleri, V. B. A. ile birlikte bir süre aynı cezaevinde kalan ve tanık olarak beyanı alınan E. G.'nin, E. G.'ın olaydan bir hafta önce Varol'u cezaevinde ziyarete geldiği, V. B. A.'ın, teklif edilen işi E. G.'a havale ettiğini kendisine söylediği yönünde beyanlarda bulunduğu, bu şekilde sanıklar V. B. A. ve H. Y.'nin diğer sanıkları azmettirmek suretiyle üzerlerine atılı adam öldürme, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, nitelikli yağmaya teşebbüs ve terör örgütünün yöneticisi olmak suçlarından cezalandırılmalarına karar verilmesinin talep edildiği,
F-Malatya Cumhuriyet Başsavcılığının 08/06/2012 tarih ve 2007/383 Srş, 2012/114 Esas, 2012/98 Karar iddianame numaralı iddianamesi ile;
230 ve 231 nci klasörler içerisinde bulunan ve 20 bölümden oluşan iddianamede anlatılan eylemlerle ilgili olarak;
1-Sanık A. H. T.'un; terör örgütünün kurucusu ve yöneticisi olmak, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyet Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yaptırmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs, adam öldürmeye azmettirmek, kişiyi hürriyetinden yoksun kılmaya azmettirmek, iş yeri dokunulmazlığını ihlale azmettirmek, yağmaya teşebbüse azmettirmek suçlarından, 3713 sayılı yasanın 1 ve 7/1 maddeleri yollamasıyla 5237 sayılı TCK’nın 314/1, 3713 sayılı yasanın 5/1; 5237 sayılı TCK’nın 312/1, 3713 sayılı yasanın 3/1 maddesi yollaması ile aynı yasanın 5/1; 5237 sayılı TCK’nın 38/1, 220/5 ve 312/2 maddeleri yollamasıyla aynı yasanın 82/1-a, 3713 sayılı yasanın 4/1-a maddesi yollamasıyla aynı yasanın 5/1 (3 kez); 5237 sayılı TCK’nın 38/1, 220/5 ve 312/2 maddeleri yollamasıyla aynı yasanın 109/2, 109/3-a-b, 3713 sayılı yasanın 4/1-a maddesi yollamasıyla aynı yasanın 5/1 (3 kez); 5237 sayılı TCK’nın 38/1, 220/5 ve 312/2 maddeleri yollamasıyla aynı yasanın 116/2, 3713 sayılı yasanın 4/1-a maddesi yollamasıyla aynı yasanın 5/1; 5237 sayılı TCK’nın 38/1, 220/5 ve 312/2 maddeleri yollamasıyla aynı yasanın 149/1-a-c-d-g, 35/2, 3713 sayılı yasanın 4/1-a maddesi yollamasıyla aynı yasanın 5/1; 5237 sayılı TCK’nın 53/1, 58/9, 63/1 maddeleri,
2-Sanık M. Ü.'in; terör örgütünün kurucusu ve yöneticisi olmak, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyet Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yaptırmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs, adam öldürmeye azmettirmek, kişiyi hürriyetinden yoksun kılmaya azmettirmek, iş yeri dokunulmazlığını ihlale azmettirmek, yağmaya teşebbüse azmettirmek, 6136 sayılı kanuna muhalefet, haberleşmenin gizliliğini ihlal, resmi belgede sahtecilik suçlarından; 3713 sayılı yasanın 1 ve 7/1 maddeleri yollamasıyla 5237 sayılı TCK’nın 314/1, 3713 sayılı yasanın 5/1; 5237 sayılı TCK’nın 312/1, 3713 sayılı yasanın 3/1 maddesi yollaması ile aynı yasanın 5/1; 5237 sayılı TCK’nın 38/1, 220/5 ve 312/2 maddeleri yollamasıyla aynı yasanın 82/1-a, 3713 sayılı yasanın 4/1-a maddesi yollamasıyla aynı yasanın 5/1 (3 kez); 5237 sayılı TCK’nın 38/1, 220/5 ve 312/2 maddeleri yollamasıyla aynı yasanın 109/2, 109/3-a-b, 3713 sayılı yasanın 4/1-a maddesi yollamasıyla aynı yasanın 5/1 (3 kez); 5237 sayılı TCK’nın 38/1, 220/5 ve 312/2 maddeleri yollamasıyla aynı yasanın 116/2, 3713 sayılı yasanın 4/1-a maddesi yollamasıyla aynı yasanın 5/1; 5237 sayılı TCK’nın 38/1, 220/5 ve 312/2 maddeleri yollamasıyla aynı yasanın 149/1-a-c-d-g, 35/2, 3713 sayılı yasanın 4/1-a maddesi yollamasıyla aynı yasanın 5/1; 5237 sayılı TCK’nın 312/2 maddesi yollaması ile aynı yasanın 204/2, 43/1, 3713 sayılı yasanın 4/1-a maddesi yollamasıyla aynı yasanın 5/1; 5237 sayılı TCK’nın 312/2 maddesi yollaması ile aynı yasanın 132/1, 137/1-a, 43/1; 6136 sayılı yasanın 13/2, 3713 sayılı yasanın 4/1-b maddesi yollamasıyla aynı yasanın 5/1; 5237 sayılı TCK’nın 53/1, 54/1, 58/9, 63/1 maddeleri,
3-Sanık H. Y.'in; terör örgütünün kurucusu ve yöneticisi olmak, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyet Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yaptırmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs, adam öldürmeye azmettirmek, kişiyi hürriyetinden yoksun kılmaya azmettirmek, iş yeri dokunulmazlığını ihlale azmettirmek, yağmaya teşebbüse azmettirmek, haberleşmenin gizliliğini ihlal, resmi belgede sahtecilik suçlarından; 3713 sayılı yasanın 1 ve 7/1 maddeleri yollamasıyla 5237 sayılı TCK’nın 314/1, 3713 sayılı yasanın 5/1; 5237 sayılı TCK’nın 312/1, 3713 sayılı yasanın 3/1 maddesi yollaması ile aynı yasanın 5/1; 5237 sayılı TCK’nın 38/1 ve 312/2 maddeleri yollamasıyla aynı yasanın 82/1-a, 3713 sayılı yasanın 4/1-a maddesi yollamasıyla aynı yasanın 5/1 (3 kez); 5237 sayılı TCK’nın 38/1 ve 312/2 maddeleri yollamasıyla aynı yasanın 109/2, 109/3-a-b, 3713 sayılı yasanın 4/1-a maddesi yollamasıyla aynı yasanın 5/1 (3 kez); 5237 sayılı TCK’nın 38/1 ve 312/2 maddeleri yollamasıyla aynı yasanın 116/2, 3713 sayılı yasanın 4/1-a maddesi yollamasıyla aynı yasanın 5/1; 5237 sayılı TCK’nın 38/1 ve 312/2 maddeleri yollamasıyla aynı yasanın 149/1-a-c-d-g, 35/2, 3713 sayılı yasanın 4/1-a maddesi yollamasıyla aynı yasanın 5/1; 5237 sayılı TCK’nın 312/2 maddesi yollaması ile aynı yasanın 204/2, 43/1, 3713 sayılı yasanın 4/1-a maddesi yollamasıyla aynı yasanın 5/1; 5237 sayılı TCK’nın 312/2 maddesi yollaması ile aynı yasanın 132/1, 137/1-a, 43/1; 5237 sayılı TCK’nın 53/1, 54/1, 58/9, 63/1 maddeleri,
4- Sanık R. A.'ın; terör örgütüne üye olmak, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyet Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yaptırmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs, adam öldürmeye azmettirmek, kişiyi hürriyetinden yoksun kılmaya azmettirmek, iş yeri dokunulmazlığını ihlale azmettirmek, yağmaya teşebbüse azmettirmek suçlarından; 3713 sayılı yasanın 1 ve 7/1 maddeleri yollamasıyla 5237 sayılı TCK’nın 314/2, 3713 sayılı yasanın 5/1; 5237 sayılı TCK’nın 312/1, 3713 sayılı yasanın 3/1 maddesi yollaması ile aynı yasanın 5/1; 5237 sayılı TCK’nın 38/1 ve 312/2 maddeleri yollamasıyla aynı yasanın 82/1-a, 3713 sayılı yasanın 4/1-a maddesi yollamasıyla aynı yasanın 5/1 (3 kez); 5237 sayılı TCK’nın 38/1 ve 312/2 maddeleri yollamasıyla aynı yasanın 109/2, 109/3-a-b, 3713 sayılı yasanın 4/1-a maddesi yollamasıyla aynı yasanın 5/1 (3 kez); 5237 sayılı TCK’nın 38/1 ve 312/2 maddeleri yollamasıyla aynı yasanın 116/2, 3713 sayılı yasanın 4/1-a maddesi yollamasıyla aynı yasanın 5/1; 5237 sayılı TCK’nın 38/1 ve 312/2 maddeleri yollamasıyla aynı yasanın 149/1-a-c-d-g, 35/2, 3713 sayılı yasanın 4/1-a maddesi yollamasıyla aynı yasanın 5/1; 5237 sayılı TCK’nın 53/1, 54/1, 58/9, 63/1 maddeleri,
5- Sanık M. G.'ün; terör örgütüne üye olmak, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyet Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yaptırmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs, adam öldürmeye azmettirmek, kişiyi hürriyetinden yoksun kılmaya azmettirmek, iş yeri dokunulmazlığını ihlale azmettirmek, yağmaya teşebbüse azmettirmek suçlarından; 3713 sayılı yasanın 1 ve 7/1 maddeleri yollamasıyla 5237 sayılı TCK’nın 314/2, 3713 sayılı yasanın 5/1; 5237 sayılı TCK’nın 312/1, 3713 sayılı yasanın 3/1 maddesi yollaması ile aynı yasanın 5/1; 5237 sayılı TCK’nın 38/1 ve 312/2 maddeleri yollamasıyla aynı yasanın 82/1-a, 3713 sayılı yasanın 4/1-a maddesi yollamasıyla aynı yasanın 5/1 (3 kez); 5237 sayılı TCK’nın 38/1 ve 312/2 maddeleri yollamasıyla aynı yasanın 109/2, 109/3-a-b, 3713 sayılı yasanın 4/1-a maddesi yollamasıyla aynı yasanın 5/1 (3 kez); 5237 sayılı TCK’nın 38/1 ve 312/2 maddeleri yollamasıyla aynı yasanın 116/2, 3713 sayılı yasanın 4/1-a maddesi yollamasıyla aynı yasanın 5/1; 5237 sayılı TCK’nın 38/1 ve 312/2 maddeleri yollamasıyla aynı yasanın 149/1-a-c-d-g, 35/2, 3713 sayılı yasanın 4/1-a maddesi yollamasıyla aynı yasanın 5/1; 5237 sayılı TCK’nın 53/1, 54/1, 58/9, 63/1 maddeleri,
6- Sanık M. Ç.'ın; terör örgütüne üye olmak, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyet Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yaptırmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs, adam öldürmeye azmettirmek, kişiyi hürriyetinden yoksun kılmaya azmettirmek, iş yeri dokunulmazlığını ihlale azmettirmek, yağmaya teşebbüse azmettirmek, 6136 Sayılı Kanuna Muhalefet suçlarından; 3713 sayılı yasanın 1 ve 7/1 maddeleri yollamasıyla 5237 sayılı TCK’nın 314/2, 3713 sayılı yasanın 5/1; 5237 sayılı TCK’nın 312/1, 3713 sayılı yasanın 3/1 maddesi yollaması ile aynı yasanın 5/1; 5237 sayılı TCK’nın 38/1 ve 312/2 maddeleri yollamasıyla aynı yasanın 82/1-a, 3713 sayılı yasanın 4/1-a maddesi yollamasıyla aynı yasanın 5/1 (3 kez); 5237 sayılı TCK’nın 38/1 ve 312/2 maddeleri yollamasıyla aynı yasanın 109/2, 109/3-a-b, 3713 sayılı yasanın 4/1-a maddesi yollamasıyla aynı yasanın 5/1 (3 kez); 5237 sayılı TCK’nın 38/1 ve 312/2 maddeleri yollamasıyla aynı yasanın 116/2, 3713 sayılı yasanın 4/1-a maddesi yollamasıyla aynı yasanın 5/1; 5237 sayılı TCK’nın 38/1 ve 312/2 maddeleri yollamasıyla aynı yasanın 149/1-a-c-d-g, 35/2, 3713 sayılı yasanın 4/1-a maddesi yollamasıyla aynı yasanın 5/1; 6136 sayılı yasanın 13/2, 3713 sayılı yasanın 4/1-b maddesi yollamasıyla aynı yasanın 5/1; 5237 sayılı TCK’nın 53/1, 54/1-4, 58/9, 63/1 maddeleri,
7- Sanık A. A.'ın; terör örgütüne üye olmak, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyet Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yaptırmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs, adam öldürmeye azmettirmek, kişiyi hürriyetinden yoksun kılmaya azmettirmek, iş yeri dokunulmazlığını ihlale azmettirmek, yağmaya teşebbüse azmettirmek suçlarından; 3713 sayılı yasanın 1 ve 7/1 maddeleri yollamasıyla 5237 sayılı TCK’nın 314/2, 3713 sayılı yasanın 5/1; 5237 sayılı TCK’nın 312/1, 3713 sayılı yasanın 3/1 maddesi yollaması ile aynı yasanın 5/1; 5237 sayılı TCK’nın 39/2-c ve 312/2 maddeleri yollamasıyla aynı yasanın 82/1-a, 3713 sayılı yasanın 4/1-a maddesi yollamasıyla aynı yasanın 5/1 (3 kez); 5237 sayılı TCK’nın 39/2-c ve 312/2 maddeleri yollamasıyla aynı yasanın 109/2, 109/3-a-b, 3713 sayılı yasanın 4/1-a maddesi yollamasıyla aynı yasanın 5/1 (3 kez); 5237 sayılı TCK’nın 39/2-c ve 312/2 maddeleri yollamasıyla aynı yasanın 116/2, 3713 sayılı yasanın 4/1-a maddesi yollamasıyla aynı yasanın 5/1; 5237 sayılı TCK’nın 39/2-c ve 312/2 maddeleri yollamasıyla aynı yasanın 149/1-a-c-d-g, 35/2, 3713 sayılı yasanın 4/1-a maddesi yollamasıyla aynı yasanın 5/1; 5237 sayılı TCK’nın 53/1, 54/1, 58/9, 63/1 maddeleri,
8- Sanık İ. Ç.'ın; Terör Örgütüne Üye Olmak suçundan; 3713 sayılı yasanın 1 ve 7/1 maddeleri yollamasıyla 5237 sayılı TCK’nın 314/2, 221/2 ve 5, 53/1, 58/9, 3713 sayılı yasanın 5/1 maddeleri,
9- Sanık A. A.'ın; Terör Örgütüne Üye Olmak suçundan 3713 sayılı yasanın 1 ve 7/1 maddeleri yollamasıyla 5237 sayılı TCK’nın 314/2, 53/1, 54/1, 58/9, 63/1, 3713 sayılı yasanın 5/1 maddeleri,
10- Sanık A. G.'in; Terör Örgütüne Üye Olmak suçundan 3713 sayılı yasanın 1 ve 7/1 maddeleri yollamasıyla 5237 sayılı TCK’nın 314/2, 53/1, 54/1, 58/9, 63/1, 3713 sayılı yasanın 5/1 maddeleri,
11- Sanık L. E. G.'in; Terör Örgütüne Üye Olmak suçundan; 3713 sayılı yasanın 1 ve 7/1 maddeleri yollamasıyla 5237 sayılı TCK’nın 314/2, 53/1, 54/1, 58/9, 63/1, 3713 sayılı yasanın 5/1 maddeleri,
12- Sanık A. S.'nın; Terör Örgütüne Üye Olmak suçundan; 3713 sayılı yasanın 1 ve 7/1 maddeleri ile 5237 sayılı TCK’nın 220/7 ve 314/3 maddeleri yollaması ile aynı yasanın 314/2, 53/1, 54/1, 58/9, 63/1, 3713 sayılı yasanın 5/1 maddeleri,
13- Sanıklar E. G., A. Y., S. G., H. Ç. ve C. Ö. in; Türkiye Cumhuriyet Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yaptırmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs suçundan; 5237 sayılı TCK’nın 312/1, 53/1, 58/9, 3713 sayılı yasanın 3/1 maddesi yollaması ile aynı yasanın 5/1 maddeleri,
14- Sanıklar V. B. A. ve H. Y.'nin; Türkiye Cumhuriyet Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yaptırmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs suçundan; 5237 sayılı TCK’nın 312/1, 53/1, 58/9, 3713 sayılı yasanın 3/1 maddesi yollaması ile aynı yasanın 5/1 maddeleri gereğince ayrı ayrı cezalandırılmalarına;
Ancak sanıklardan İ. Ç.'ın, gönüllü olarak örgütten ayrıldığını belirterek Tarsus Cumhuriyet Başsavcılığına ihbar dilekçesi ile başvurup daha sonra Z. Yayınevi Cinayeti ile ilgili tüm bildiklerini samimi şekilde pişmanlık duyarak anlatması nedeniyle hakkında 5237 sayılı TCK’nın 221/2 ve 5. maddelerinde yer alan etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına karar verilmesinin iddia ve talep olunduğu;
F-)Yukarıda belirtilen 09/04/2009 tarihli ve 08/06/2012 tarihli iddianameler ile sanıklara isnat edilen eylemlerle ilgili; Mahkemenin 28/09/2016 tarih ve 2014/173-2016/321 E/K sayılı kararı ile ulaşılan sonuç ve tespitlerin;
1-İddia edilen TUSHAD (Türkiye Ulusal Strateji ve Hareket Dairesi) silahlı terör örgütünün varlığı ile ilgili;
08/06/2012 tarihli iddianamede; Z. Yayınevi Cinayetinin Ergenekon terör örgütü tarafından TSK içerisinde gizli bir şekilde A. H. T. tarafından kurularak faaliyete geçirilen TUSHAD bünyesinde oluşturulan ve merkezi Malatya da bulunan 3. Bölge isimli hücre tarafından gerçekleştirildiğini iddia edildiği,
Dosya içerisinde ayrıntılarına yer verilen İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinin (TMK'nın 10. Maddesi ile Görevli) 2009/191 Esas - 2013/95 Karar sayılı ilamı ile Ergenekon Örgütü bir terör örgütü olarak kabul edilmiş ise de, bu kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 21/04/2016 tarih ve 2015/4672 Esas - 2016/2330 Karar sayılı ilamı ile hükmün bozulmasına karar verildiği, iddia edilen Ergenekon Terör Örgütünün "Terör Örgütü" olarak kabul edildiğine ilişkin Yargıtay ilamının da bulunmadığı,
Yargıtay bozma ilamında da; iddia edilen Ergenekon Terör Örgütünün nerede, ne zaman, kimler tarafından, ne amaçla kurulduğunun somut bilgilerle tespit edilmediği, örgütün varlığına delil olarak gösterilen belgelerin ve suretlerin karalanmış, fotokopi ya da dijital suretler olduğu, belge asıllarının bulunamadığı, örgütün hiyerarşik yapısının ortaya konulamadığı, departmanlar ya da hücre yapılanmaları arasında irtibatın ne suretle sağlandığı, astlık-üstlük ilişkisi, emir-talimat verme yetkisinin belirlenmediği, her bir sanığın kime bağlı faaliyet yürüttüğü ve kabul edilen örgüt hiyerarşisindeki yerinin somut delillerle ortaya konulamadığı, örgütün varlığına delil olarak kabul edilen bir kısım dokümanların CMK'nın 134. maddesine aykırı olarak toplanmaları nedeniyle yasal delil olarak kabul edilemeyecekleri, örgüt şemasının sair delillerle açığa çıkartılamadığı, Gölcük Donanma Komutanlığında ele geçtiği öne sürülen dijital veriler ile "Poyrazköy Davası" olarak bilinen dava kapsamında ele geçirilen dijital verilerle ilgili manipülasyon yapıldığına ilişkin raporların ortaya çıktığı, Yargıtay 11. Ceza Dairesinde "Erzincan Davası" olarak bilinen dava ile "Balyoz Davası"nda yeniden yargılama üzerine beraat kararları verildiği, Genel Kurmay Başkanlığı ve Jandarma Genel Komutanlığı yazılarında örgütün varlığına ilişkin bilgiler bulunamadığı, MİT Müsteşarlığının örgüte ilişkin bilgilerinin, istihbarat niteliği bulunmayan ihbarlar ve eklerinde gönderilen dijital deliller ile açık kaynaklarla sınırlı olduğu, örgütün mahkemece kabul edilen büyüklüğü karşısında ele geçen dokümanların örgütün varlığını açıklamak için yeterli olmadığı, örgüt faaliyeti kapsamında daha önce işlenmiş suçların ortaya konulmadığı, sanıkların örgütte nerede, ne zaman, kimler vasıtasıyla organik ilişki kurduklarının somut delillerle ortaya konulmadığı, dokümanlarda yazılı soyut cümlelere atıf yapılarak örgütle bağlantılarının kurulduğu, örgüt hiyerarşisinde ki konumlarının somut olarak ortaya konulmadığı, departman/hücreler arasındaki köprü elemanları ve irtibatın ne suretle sağlandığının ortaya konulmadığı, hiyerarşisi ortaya konulamayan örgütün sevk ve idaresinin mümkün bulunmadığı gibi kendisini de gizlemesinin mümkün bulunmadığı, 1971 yılında var olduğu kabul edilen örgütten hiçbir kurum ve kuruluşun haberdar olmamasının olağan kabul edilemeyeceği, örgütün diğer terör örgütlerini yönetip yönlendirdiğine dair delil bulunmadığı, örgütün varlığına esas alınan bazı delillerin hukuka aykırı delil niteliğinde olduğu belirlemelerine yer verildiği,
Yine Ergenekon ana davası olarak bilinen İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinin (TMK'nın 10. Maddesi ile Görevli) 2009/191 Esas - 2013/95 Karar sayılı ilamına dayanak iddianamelerde ve karar gerekçesinde TUSHAD (Türkiye Ulusal Stratejiler ve Hareket Dairesi) isimli bir yapıdan bahsedilmediği, o dosya kapsamında alınan tüm sanık ve tanık beyanları ile dosyaya dahil edilen fiziki ve dijital belgelerde de böyle bir yapının varlığının iddia edilmediği, esasen Z. Yayınevi cinayetine ilişkin 08/06/2012 tarihli iddianamede de TUSHAD (Türkiye Ulusal Stratejiler ve Hareket Dairesi) isimli bir yapının varlığının ilk etapta "D. U." ismi ile gizli tanık olarak ifadesi alınan ancak daha sonra kimlik bilgilerinin deşifre olması nedeniyle "İ. Ç." olarak ifade veren ve 08/06/2012 tarihli iddianame kapsamında aynı zamanda "Silahlı Terör Örgütü Üyeliği" suçlamasıyla sanık konumunda bulunan İ. Ç. tarafından iddia edildiği, dosya kapsamında yer alan diğer tanık beyanları ve sanık savunmaları ile böyle bir yapının var olduğunun doğrulanmadığı,
Sanık İ. Ç.'ın aşama beyanlarında TUSHAD'ın TSK içerisinde Ergenekon Terör Örgütü tarafından gizli bir şekilde A. H. T. tarafından kurularak faaliyete geçirildiğini, TUSHAD bünyesinde Beyaz Kuvvetler ve Siyah Kuvvetler isimli birimlerin söz konusu olduğunu, kendisinin bu kapsamda Beyaz Kuvvetlerde görev yaptığını, H. T., H. I. ve L. E.'ün bu birimle irtibatlı olduklarını, L. E.'den eğitim aldığını, kendisine Beyaz Kuvvetler Komutanlığından 05/01/2005, 10/01/2005, 15/04/2008 ve 25/07/2008 tarihlerinde talimatlar içeren kırmızı renkli belgelerin gönderildiğini, ayrıca TUSHAD Beyaz Kuvvetler Komutanlığına ait kimlik verildiğini, misyonerlik ile ilgili çalışmaları da uzun yıllar kapsamında gerçekleştirdiğini, Malatya'da yaptığı çalışmaların TUSHAD tarafından kendisine verilen emir doğrultusunda olduğunu, dosyadaki diğer sanıklarla bu şekilde irtibat kurduğunu beyan ettiği,
Sanık İ. Ç. tarafından Malatya C.Başsavcılığına teslim edilen ve üzerinde "TSK T.C. Türkiye Ulusal Stratejiler ve Hareket Dairesi Özel Kuvvetler Beyaz Birim" ibaresi bulunan İ. Ç. adına düzenlenmiş kimlik belgesi ve üzerlerinde "çok gizli" ibaresi bulunan "TUSHAD" başlığı taşıyan 25/07/2008 tarihli "Özlük Bilgilerinin Gizlenmesi ve Korunması" konulu; 15/04/2008 tarihli; 05/01/2005 tarihli "yeni görev" konulu; 10/05/2005 tarihli "Geri Bildirim Konulu" kırmızı renkli kağıtların örneklerinin dosya arasında yer aldığı gözetilerek mahkemece bu belgeler üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırıldığı ve İ. Ç. adına düzenlenmiş "TSK T.C. Genelkurmay Başkanlığı Türkiye Ulusal Stratejiler ve Harekat Dairesi" başlıklı kimlik belgesinin fotoğrafının düzensiz kenarlı olduğu, söz konusu kimlik belgesinin bilgisayar ve ekipmanı aracılığı ile oluşturulduğu, soğuk damga veya mühür izi bulunmadığı ve "TUSHAD" başlıklı 3 adet belgenin mürekkeplerde yazı yaşı tayinine yarayan ve halen kullanılagelen herhangi bir yöntem bulunmadığından hangi zaman diliminde oluşturulduğu ile ilgili tespit yapılamadığına ilişkin ATK Fiziki İhtisas Dairesi Adli Belgeleri İnceleme Şubesi tarafından düzenlenen 25/11/2014 raporun aldırıldığı, böylece İ. Ç.'ın TUSHAD'ın varlığına delil olarak dosyaya sunmuş olduğu kimlik belgesinin resmi bir belge niteliğinde bulunmadığı, basit bir şekilde oluşturulduğu, soğuk damga ve mühür izi bulunmadığı, dolayısıyla söz konusu belgenin sahte olarak düzenlendiği ve delil niteliğinde bulunmadığı,
İ. Ç.'ın kendisine TUSHAD tarafından kuryeyle teslim edilen talimat niteliğindeki belgelerin askeri yazışma kurallarına uygun olmadıkları, 10/01/2005 tarihli geribildirim belgesinin sonuç kısmında “tensip ve emirlerine arz ederim” şeklinde bir ibarenin bulunduğu, iddia edilen "TUSHAD" isimli örgütün üst düzey yetkilisi tarafından örgütün alt kademesinde görev yapan İ. Ç.'a hitaben düzenlenen bir belgede "arz ederim" ibaresini kullanmasının sözkonusu olamayacağı, bu hitabın hayatın olağan gerçekliğine uygun düşmediği, aynı şekilde İ. Ç.'ın 2006 yılında kendisine gelen yazılı talimatta da "Kurmay albay M. Ü. ile bir çalışma yapacaksınız, tensip ve bilgilerinize arz olunur" ibaresinin kullanmasının da aynı nedenlerle söz konusu olamayacağı, bu hitabın hayatın olağan gerçekliğine uygun düşmediği; Yine YTL para biriminin 01/01/2005-01/2009 tarihleri arasında Ülkemizde kullanılmasına rağmen belgelerde yer alan "55.000 TL" ibaresinin de bu belgelerin sonradan oluşturulduğu intibaını doğurduğu,
TUSHAD isimli bir örgütlenme bulunup bulunmadığı hususunda mahkemece araştırma yapıldığı; bu kapsamda Genel Kurmay Başkanlığı 08/03/2011 tarihli yazısı ile "Belirtilen döneme ait Genel Kurmay Genel Sekreterliğine bağlı TUSHAD isimli bir birim bulunmadığı ve Emekli Orgeneral H. T.'un Genel Kurmay Genel Sekreteri olarak görev yaptığı dönemde Yarbay rütbesinde olan Emekli Tuğgeneral L. E.'ün Genel Kurmay Genel Sekreterliği kuruluşundaki bir kadroya atandırılmadığı, Genel Kurmay Başkanlığı Genel Sekreterliğinin talepte belirtilen hususlarla ilgili bir görevinin bulunmadığı" içerikli; Yine Genel Kurmay Başkanlığının 10/05/2013 tarihli yazısı ile "Yapılan inceleme sonucunda TUSHAD (Türkiye Ulusal Strateji ve Hareket Dairesi) isimli bir birim veya komutanlığın hali hazırda mevcut olmadığı, geçmiş dönemde de teşkil edilmediği, herhangi bir birime bağlı veya münferit kurtlar, kartallar, efeler isimli bir teşkilatın bulunmadığı" içerikli; MİT Müsteşarlığının 27/03/2013 tarihli yazısı ile de "Müsteşarlık kayıtlarında yapılan araştırma sonucunda TUSHAD isimli yapılanma ve A. H. T.'un anılan yapılanma içerisinde bulunup bulunmadığı hususlarında herhangi bir bilgiye rastlanılmadığı; Beyaz/Siyah Kuvvetler isimli oluşumlara ilişkin olarak 2007-2008 yıllarında teşkilata intikal eden ve teyidi/tekzibi yapılamayan ihbar mektupları bulunduğu ve ihbar mektupları ve eklerinin birer örneğinin 24/12/2012 tarihinde TBMM Meclis Araştırma Komisyonuna intikal ettirildiği" içerikli yazıları dikkate alındığında İ. Ç.'ın aşamalardaki Ergenekon Terör Örgütü bünyesinde oluşturulan TUSHAD isimli bir yapılanma bulunduğuna ilişkin beyanlarının resmi olarak da doğrulanmadığı, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinin 2009/191 Esas sayılı dava dosyasında tanık olarak beyanları alınan Genel Kurmay eski başkanı H. Ö. ün muhtelif tarihlerde Özel Kuvvetler Komutanlığı ve Seferberlik Daire Başkanlığında komutanlık yapan M. A. ın, Özel Kuvvetler Komutanlığında görev yapan C. T. in, MİT Müsteşarlığı ve Jandarma Genel Komutanlığı yapan Teoman Koman'ın beyanlarında da TUSHAD isimli bir oluşumu duymadıklarını belirttikleri,
Malatya C.Başsavcılığı'nın (TMK.10.Madde İle Görevli) 08/02/2013 tarih ve 2012/428 Soruşturma numaralı cevabi müzekkeresi ile İ. Ç.'ın daha önce dosyaya sunduğu ve dosya kapsamında mevcut olan 05/01/2005 tarihli "Yeni Görev" konulu ve 10/01/2005 tarihli "Geri Bildirim" konulu kırmızı TUSHAD belgelerinin son kısmında belirtilen eklerin İ. Ç. tarafından bulunamadığı için teslim edilmediğinin belirlendiği, bu kapsamda diğer sanıkların şayet kendilerine karşı operasyon gerçekleştirenlerin bu operasyonu devam ettirmeleri halinde, İ. Ç.'ın ibraz ettiği belgenin son kısmında geçen eklerin de oluşturularak soruşturmalara farklı isimlerin dahil edileceği yönündeki savunmalarının da doğru olabileceği sonucuna varıldığı, esasen İ. Ç.'a gönderilen 10/01/2005 tarihli "Geri Bildirim" konulu kırmızı TUSHAD belgelerinin son kısmında "Ekler" olduğu belirtilmesine rağmen bu eklerin hiç ortaya çıkmış olmaması ve İ. Ç. tarafından daha sonra dosyaya sunulmamış olmasının da hayatın olağan akışına uygun görülmediği,
Malatya C.Başsavcılığının 04/03/2015 tarih ve 2014/5423 Soruşturma - 2015/4697 Karar sayılı kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar ile de hakkında TUSHAD ile ilgili belgelerin kurye olarak İ. Ç.'a getirdiği iddia edilen şüpheli A. E. hakkında atılı suçu işlediği hususunda delil bulunmaması nedeniyle takipsizlik kararı verildiği ve sanık İ. Ç.'ın bu yöndeki beyanlarının bu takipsizlik kararı ile de doğrulanmadığı,
Gerek İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinde (TMK'nın 10. Maddesi ile Görevli) görülen 2009/191 Esas - 2013/95 Karar sayılı Ergenekon ana davası kapsamında, gerekse Z. Yayınevi cinayetlerine ilişkin mahkeme dosyası kapsamında tüm sanıklardan ve üçüncü kişilerden ele geçirilen belgelerde de TUSHAD isimli bir yapılanma olduğuna ilişkin açık veya şifreli bir içeriğin bulunmamasının da İ. Ç.'ın bu yöndeki beyanlarının asılsız olduğunu gösterdiği,
Sanık A. H. T.' un aşamalardaki savunmalarında böyle bir yapının mevcut olmadığını ve bu yapının kendisi tarafından kurulmadığını beyan ettiği, tanık olarak dinlenen L. E. ' ün beyanında İ. Ç.'ı tanımadığını, kendisine TUSHAD adı altında eğitim vermediğini ve böyle bir yapılanmadan da haberdar olmadığını beyan ettiği, yine tanık olarak dinlenen H. I.'ın da TUSHAD isimli bir yapılanmanın mevcut olmadığını beyan ettikleri, bu savunmalar ve beyanların da birbirleri ile uyumlu oldukları ve İ. Ç.'ın TUSHAD'ın varlığına ilişkin beyanlarını doğrulamadıkları,
İddianamede, Ergenekon Terör Örgütünün misyonerlik ve azınlıklar konusuna özel önem verdiği, bu hususta eylem planları hazırlandığı, R. S., H. D. ve Z. Yayınevi cinayetleri arasında irtibat bulunduğu, örgütün cinayetlere yönelik ortam hazırlama faaliyetleri yaptığı, bu kapsamda basın yayın kuruluşları ile bazı akademisyenleri kullandığı, bir kısım Ergenekon Terör Örgütü sanıklarından ele geçen belgelerde de misyonerlik ve azınlıklar konusunun geçtiği, devletin resmi organlarında ve toplumda azınlıklar ile misyonerlere yönelik bir tehdit algısı oluşturulduğu iddia edilmiş ise de, 08/06/2012 tarihli iddianamedeki bu yöndeki kabulün bir varsayım olarak kabul edilmesi gerektiği, Ergenekon Terör Örgütü ana davasına ilişkin Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 2015/4672 Esas - 2016/2330 Karar sayılı ilamında da vurgulandığı üzere dosyada kendilerinden belge ele geçirilen sanıkların söz konusu örgütün üyesi oldukları, üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işledikleri veya örgüt üyesi olmamakla birlikte örgüte yardım ettikleri hususunda her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı deliller elde edilemediği, bu kişilerin söz konusu örgüt ile olan bağları ve irtibatlarının somut delillerle ispatlanamadığı, ele geçirilen bir kısım belgelerin CMK'nın 134. maddesine aykırı olarak ele geçirilmiş olmaları nedeniyle hukuki delil niteliğinde kabul edilmelerinin de mümkün bulunmadığı, kendilerinden belge ele geçirilen kişilerin bu işi emir-talimat veya astlık-üstlük ilişkisi çerçevesinde gerçekleştirdiklerine ilişkin bir delilin de bulunamadığı; İstanbul C.Başsavcılığının (CMK'nın 250. Maddesi ile Yetkili) 2011/1313 Soruşturma sayılı soruşturma dosyası kapsamında aralarında dava dosyasının 08/06/2012 tarihli iddianamesinde isimleri geçen A. K., K. a., Z. B. ve S. Ç.'nin aralarında bulunduğu şüphelilerle ilgili olarak 02/07/2011 tarih ve 2011/58 Karar numaralı yetkisizlik kararı ile dosyanın Malatya C.Başsavcılığına (CMK'nın 250. Maddesi ile Görevli) gönderildiği ve Malatya C.Başsavcılığının 2014/5423 Soruşturma dosyası üzerinden yürütülen soruşturma sonunda; şüpheliler A. K., K. a., Z. B. ve S. C. hakkında Z. Yayınevi Cinayeti öncesinde ve sonrasında misyonerlik çalışmaları ile ilgili abartılı söylemlerde bulunmak suretiyle eyleme zemin hazırladıkları hususunda atılı suçu işlediklerine dair delil bulunamadığı, adı geçen kişilerin akademisyen, gazeteci ve araştırmacı kimliklerinin ön planda olduğu dikkate alınarak bu kişilerin misyonerlik ve misyonerlik faaliyetlerini gerçekten bir tehlike olarak görüp görmedikleri, misyonerliği gerçekten bir milli güvenlik meselesi olarak kabul edip etmedikleri ile Hükümete ve Gülen Cemaatine yönelik eleştirilerini bu kapsamda yapıp yapmadıklarının ortaya konulamadığı, eğer bir tehlike olarak görerek bu konu üzerinde çalışmış iseler bu durumun olağan olarak kabul edilmesi gerektiği, olağan olarak gerçekleştirilen bu faaliyetlerin bu çerçeve dışına çıkılarak toplumu kin ve düşmanlığa sevk edecek nitelikte propaganda faaliyeti şekline dönüşerek Türkiye Cumhuriyetin, cebren ıskata teşebbüs veya darbe ortamı hazırlamak için belli bir plan çerçevesinde gerçekleştiğinin kabul edilemeyeceği, şüpheliler Ö. A. ve R. K.'ın gazeteci olarak görev yaptıkları dönemde misyonerlik faaliyetleri ile ilgili abartılı yazılar yazmak suretiyle Z. Yayınevi Cinayetine zemin hazırladıkları iddiasıyla ilgili delil bulunamadığı, 08/06/2012 tarihli iddianamede misyonerlik faaliyetlerine olduğunun çok üzerinde anlamlar yüklendiği, şüpheli A. E. hakkında TUSHAD ile ilgili belgelerin kurye olarak İ. Ç.'a getirdiği iddia edilmiş ise de, şüphelinin atılı suçu işlediği hususunda delil bulunamaması karşısında bu şüpheli yönünden Malatya C.Başsavcılığının 04/03/2015 tarih ve 2014/5423 Soruşturma - 2015/4697 Karar sayılı kararı ile kamu adına kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği, bu itibarla 08/06/2012 tarihli iddianamede adı geçen kişilerin Ergenekon Terör Örgütünün talimatları doğrultusunda misyonerlik ve azınlıklar hususunda çalışmalar yaptıkları ve konferanslar düzenlediklerinin her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı deliller ile ispatlanamadığı ve 08/06/2012 tarihli iddianamedeki bu iddianın soyut bir varsayım düzeyinde kaldığı,
Yine 08/06/2012 tarihli iddianamede Z. Yayınevi cinayetinin Ergenekon Terör Örgütünün gerçekleştirdiği bir eylem olduğu kabul edilmesine rağmen; İstanbul C.Başsavcılığının (CMK'nın 250. Maddesi ile Yetkili) sanıklar M. Ü., H. Y., R. A. hakkında "Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini Ortadan Kaldırmaya ve Görevini Yapmasını Engellemeye Teşebbüs Etme", "Tasarlayarak Öldürme" ve "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma" suçlarından; sanıklar A. A., A. A., M. Ç., M. G., İ. Ç., A. G., L. E. G., A. K., H. K., K. A., Ş. F., M. Aydın, M. H. C., Z. B., S. C., A. H. T., A. S., M. G., A. G., H. I. ve H. Y. hakkında "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma" suçundan 2010/857 sayılı soruşturma dosyasından tefrik ile 2011/1313 sırasına kaydının yapıldığı, bu karardan sonra tefrik edilen dosya üzerinden Malatya C.Başsavcılığına (CMK'nın 250. Maddesi ile Yetkili) yönelik 02/07/2011 tarih ve 2011/1313 Soruşturma numaralı Yetkisizlik Kararı verilerek dosyanın Malatya C.Başsavcılığına gönderildiği, Malatya C.Başsavcılığının (CMK'nın 250. Maddesi ile Yetkili) 05/07/2011 tarih ve 2011/243 Soruşturma numaralı birleştirme kararı ile bu yetkisizlik kararı üzerine gelen soruşturma dosyasının 2007/383 Soruşturma sırasına kaydının yapıldığı, İstanbul C.Başsavcılığınca (CMK'nın 250. Madde ile Yetkili) eylem Ergenekon Terör Örgütünün bir eylemi olarak kabul edilmiş olsaydı Ergenekon Terör Örgütü ana davasının devam ettiği mahkemeye kamu davası açılması gerekirken soruşturma dosyasının önce tefrik, sonra yetkisizlik kararı ile Malatya C.Başsavcılığına gönderilmesinin mantıklı bir izahının bulunmadığı,
Kovuşturma aşamasında R. S., H. D. ve Z. Yayınevi cinayetleri arasında sıkı bir irtibat bulunduğuna ilişkin iddianın da ispatlanamadığı, her ne kadar bahsi geçen her üç cinayet yaklaşık bir yıllık zaman dilimi içerisinde (05/02/2016 tarihinde R. S., 19/01/2007 tarihinde H. D., 18/04/2007 tarihinde ise Z. Yayınevi cinayeti) farklı tarihlerde işlenmiş ise de, her üç cinayet failleri arasında doğrudan bir irtibat kurulamadığı ve bu cinayetler arasında doğrudan sıkı bir irtibat bulunduğuna ilişkin iddianın soyut nitelikte kaldığı, hatta 08/06/2012 tarihli iddianamede de her üç cinayetin TUSHAD bünyesinde faaliyette bulunan Beyaz Kuvvetler, Siyah Kuvvetler ve JİTEM ile birlikte Ergenekon Terör Örgütünce hazırlanan ancak adı tespit edilemeyen eylem planı çerçevesinde gerçekleştirildiği belirtilmek suretiyle fiilen var olmayan, içeriği hususunda hiçbir bilgiye ulaşılamayan bir eylem planına dayalı olarak cinayetlerin ortak operasyon şeklinde işlendiği hususunun da hayatın olağan akışına ve iddiaların delillerle ilişkilendirilmesine ilişkin genel hukuk kaidelerine aykırı olarak iddianın öne sürüldüğünü gösterdiği,
08/06/2012 tarihli iddianamenin ana omurgasını İ. Ç.'ın gizli tanık D. U. ismi ile ve şüpheli olarak gerçek ismi ile verdiği beyanlarından oluştuğu, sanık İ. Ç.'ın 24/12/2010 tarihinde İstanbul C.Başsavcılığında (CMK'nın 250. Maddesi ile Görevli) gizli tanık "D. U." ismi ile verdiği ifadesi, 28/12/2010 tarihinde İstanbul C.Başsavcılığında gizli tanık "D. U." ismi ile verdiği ek ifadesi, 14/03/2011 tarihinde İstanbul TEM Şube Müdürlüğünde gizli tanık "D. U." ismi ile verdiği ifadesi, 16/06/2011 tarihinde İstanbul TEM Şube Müdürlüğünde İ. Ç. ismi ile şüpheli olarak verdiği ifadesi, 17/06/2011 tarihinde İstanbul C.Başsavcılığında İ. Ç. ismi ile şüpheli olarak verdiği ifadesi, 14-18/01/2012 tarihlerinde Malatya C.Başsavcılığında İ. Ç. ismi ile şüpheli olarak verdiği ifadesi, 04-05/02/2012 tarihlerinde Malatya C.Başsavcılığında İ. Ç. ismi ile şüpheli olarak verdiği ifadesi, 14/03/2011 tarihinde D. U. ismi ile İstanbul TEM Şube Müdürlüğüne verdiği ifadesi, Tarsus C.Başsavcılığı aracılığıyla İstanbul Özel Yetkili C.Başsavcılığına (Zekeriya Öz'e) sunulmak üzere verdiği 20/10/2010 tarihli dilekçesi, İstanbul TEM Şube Müdürlüğüne İ. Ç. ismi ile şüpheli olarak verdiği ifadesi, 17/06/2011 tarihinde İstanbul C.Başsavcılığında (CMK'nın 250. Maddesi ile Görevli) şüpheli olarak İ. Ç. ismi ile verdiği ifadesi, tanık olarak Tarsus C.Başsavcılığında verdiği 15/08/2008 tarihli ifadesi, İstanbul C.Başsavcılığına gönderilmek üzere Tarsus C.Başsavcılığına verilen 20/10/2010 tarihli dilekçesi, 25/05/2012 tarihli savcılık ifadesi, 29/09/2012 tarihli savcılık ifadesi, 28/12/2012 tarihli savcılık ifadesi ile kovuşturma aşamasında mahkemece alınan beyanları ve savunmaları arasında çelişkiler bulunduğu, beyanlarının büyük kısmının sair delillerle doğrulanmadığı, beyanların ekseriyetinin soyut ve afaki nitelikte olduğu, daha sonradan Malatya C.Başsavcılığına hitaben verdiği ve dosya arasına alınan 05/02/2016 tarihli dilekçesi ile HSYK Kurul Müfettişliği tarafından şikayetçi olarak alınan 19/02/2016 tarihli ifadesi ile daha önceki aşama beyanlarının aksine ifadelerde bulunduğu gözetilerek İ. Ç.'ın beyanları ile ilgili olarak aşağıdaki değerlendirmelerin yapıldığı,
* Sanık İ. Ç. tarafından teslim edilen ve üzerinde "TSK T.C. Türkiye Ulusal Stratejiler ve Hareket Dairesi Özel Kuvvetler Beyaz Birim" ibaresi bulunan İ. Ç. adına düzenlenmiş kimlik belgesi ve üzerlerinde "çok gizli" ibaresi bulunan "TUSHAD" başlığı taşıyan 25/07/2008 tarihli "Özlük Bilgilerinin Gizlenmesi ve Korunması" konulu; 15/04/2008 tarihli; 05/01/2005 tarihli "Yeni Görev" konulu; 10/05/2005 tarihli "Geri Bildirim Konulu" kırmızı renkli kağıtlar ile ilgili olarak mahkememizce alınan bilirkişi raporunda söz konusu kimlik belgesinin fotoğrafının düzensiz kenarlı olması, bilgisayar ve ekipmanı aracılığı ile oluşturulması, soğuk damga veya mühür izi bulunmaması hususlarının tespit edildiği ve söz konusu kimlik belgesinin sahte olarak düzenlendiği ve İ. Ç.'ın bu yöndeki beyanlarının doğru olmadığı,
* Sanık İ. Ç.'ın 05/01/2005 tarihli "Yeni Görev" konulu ve 10/01/2005 tarihli "Geri Bildirim" konulu kırmızı TUSHAD belgelerinin son kısmında ekleri bulunduğu belirtilmesine rağmen daha sonra belirtilen eklerin İ. Ç. tarafından bulunamadığı için teslim edilmediğinin belirlendiği dikkate alındığında eklerin sunulamaması nedeniyle İ. Ç.'ın bu yöndeki beyanlarının doğru olmadığı,
* Uzman erbaş olarak görev yaptığı Babaeski 10. Zırhlı Piyade Tugay Komutanlığında uzman erbaş olarak göreve başladıktan sonra TUSHAD'ta istihbarat elemanı olarak müracaat ederek Beyaz Kuvvetlere seçildiğini ve uzman erbaş olarak görev yaptığı birlik ile ilişiğinin kesildiğini beyan etmiş ise de; İ. Ç.'ın 26/08/1992 tarihinde 5434 Sayılı Kanun'a tabi olarak KKK Babaeski 10'uncu Zh.Tuğ.K.'lığında P.Uzm.Onb. olarak göreve başladığı ve 23/11/1993 tarihinde disiplinsizlik nedeniyle sözleşmesinin feshedildiğine ilişkin SGK SSGM Sigortalı Tescil ve Hizmet Daire Başkanlığının 24/06/2011 tarihli yazısı; Kırklareli Mülga 33. Mekanize Piyade Tugay Komutanlığının sanık İ. Ç. hakkında "Firar" suçundan mahkumiyet kararı verdiğine ilişkin 13/10/1993 tarih ve 1993/871 Esas - 1993/421 Karar sayılı ilamı, M. A. tarafından düzenlenen vak'a kanaat raporu, İ. Ç.'a ait 13/09/1993 tarihli ifade tutanağı, tutuklama müzekkeresi, iddianame, tensip zaptı, duruşma tutanağı, iyi hal kararı, süre kağıdı ve diğer belgeler; İ. Ç.'ın cezaevinde bulunan iddianame tebellüğ belgesi, cezaevine alınma yazısı, cezaevine konulmasına ilişkin yazı, havale bedelinin ödenmesine ilişkin yazı, hükümlü süre kağıdı ve sanığın birliğine yazdığı dilekçenin gönderilmesine ilişkin cezaevi yazısı; 1992-1993 yılları Babaeski 10. Zh.Tug.K.'lığının icmallerine bakıldığında İ. Ç.'ın 15/09/1992 - 14/10/1992, 15/01/1993 - 14/03/1993 tarihleri arasında kesenek ve kurum karşılıklarının kuruma intikal ettirildiği, 1993 yılından sonra 5434 Sayılı Kanuna tabi çalışmış olsa dahi çalıştığı kurum belli olmadığından adına kesenek yatırılıp yatırılmadığının tespitinin mümkün olamadığı, 23/11/1993 tarihinden sonra 5510 Sayılı Kanunun 4/1-c bendi uyarınca kuruma tabi çalıştığına dair herhangi bir belge ve bilgi bulunmadığı, İ. Ç.'ın TC. Kimlik ve Emekli Sicil numarası üzerinden yapılan sorgulamada ilgili adına 31/01/2012 tarihine kadar herhangi bir kurum tarafından kesenek yatırılmadığına ilişkin SGK Sigortalı Tescil ve Hizmet Daire Başkanlığının 31/01/2012 tarihli yazısı; İ. Ç. hakkında vak'a kanaat raporunu düzenleyen bölük komutanı M. A.'nın tanık olarak alınan beyanlarında, İ. Ç.'ın disiplinsiz hareketleri bulunduğunu, bilahare firar ettiğini, sonrasında Askeri Mahkeme tarafından tutuklandığını ve silahlı kuvvetlerden ilişiğinin kesildiğini beyan ettiği; İ. Ç. ile birlikte aynı dosyada firar suçundan yargılanan Saim Özdemir'in tanık olarak alınan beyanlarında İ. ile birlikte birkaç defa firar etiklerini ve yargılanarak silahlı kuvvetlerden ilişiklerinin kesildiğini, ceza evinde ayrı koğuşlarda kaldıklarını beyan ettiği; İ. Ç.'ın kaldığı askeri cezaevinde görev yapan Hasan Genç' in tanık olarak alınan beyanında, 1995 yılından emekli oluncaya kadar 4 yıl süre ile 33.Tümenin Garnizon Askeri Cezaevinde görev yaptığını, İ. Ç. ile ilgili olarak belgelerde kendi adı altındaki imzaların kendisine ait olduğunu, İ. Ç.'ın yerine bir başkasının konulması veya yatmış gibi gösterilerek kayıt tutulması hususunda herhangi bir talimat ya da tavsiye olmadığını, kendiliğinden de böyle bir şey yapmadığını, kayıtlarda adı geçen İ. Ç. ve sayfada resmi gözüken tüm hükümlülerin cezaevinde yattığını, kendisine cezaevinde görev yaptığı sürede gerçeğe aykırı belge düzenlemesi konusunda talepte bulunan ya da talimat veren olmadığını; Yine firar suçu nedeniyle sanık İ. Ç.'ı yargılayan KKK. 33.Mekanize Piyade Tugay Komutanlığı Askeri Mahkemesinde Hakim Asteğmen olarak görev yapan Yusuf Özmeriç'in tanık olarak alınan beyanlarında 1993/871 - 421 Esas - Karar sayılı ilamda, duruşma tutanağında ve dosya içerisindeki diğer belgelerde adı altındaki imzaların kendisine ait olduğunu, sanığı, müştekiyi veya tanığı bizzat görerek yargılama yaptığını beyan ettiği anlaşılmakla İ. Ç.'ın uzman onbaşı olarak görev yaptığı birliğinden ilişiğinin firar suçu nedeniyle yargılanması, ceza alması, cezaevine alınması ve disiplinsiz davranışları nedeniyle kesildiğinin kabul edilmesi gerektiği, ilişiğinin kesildiği tarihten sonra beyanlarında geçen TUSHAD bünyesinde görev yaptığına ilişkin hiçbir resmi veya gayri resmi kaydın mevcut olmadığı, hatta Ordu ile ilişiği kesildikten sonra ayrıldığı görevine tekrar dönmek için verdiği dilekçelerinin mevcut olduğu anlaşılmakla sanık İ. Ç.'ın TUSHAD isimli yapılanmaya girişine ilişkin kendi beyanlarının çatısını oluşturan beyanlarının doğru olmadığı,
* İ. Ç. Ankara Güvercinlik'te bulunan Jandarma Okulunda istihbarat ve iç güvenlik eğitimine tabi tutulduğunu ve L. E.'ün kendisini eğittiğini beyan etmiş ise de, L. E.'ün Ankara Güvercinlik Jandarma Okullar Komutanlığında eğitmen olarak görev yaptığına dair kayıtlarda herhangi bir belgeye rastlanmadığına ilişkin Jandarma Genel Komutanlığının 07/11/2012 tarihli yazısı, L. E.'ün tanık olarak alınan beyanlarında İ. Ç.’ı tanımadığını, kendisine herhangi bir eğitim vermediğini, 1993 yılında Şırnak 23 Jandarma Sınır Tugayı Kurmay Başkanı olduğunu, 1994 ve 1995 yıllarının tamamında Jandarma Genel Komutanlığı Personel Başkanlığı Plan Yönetim Şube Müdürlüğünde kurmay yarbay rütbesiyle görev yaptığını, Jandarma Okullar Komutanlığında hiç görev almadığını, o tarihte Güvercinlik’te Jandarma Okullar Komutanlığı diye bir ünite mevcut olmadığını, Özel Kuvvetler Komutanlığında meslek hayatı boyunca hiç çalışmadığını, misyonerlik konusunda herhangi bir kurs ve eğitim almadığını, bu konuda bir kurs da vermediğini beyan ettiği, bu beyanın Jandarma Genel Komutanlığı yazısı ile uyumlu olduğu anlaşılmakla İ. Ç.'ın bu yöndeki senaryosunun da doğru olmadığı,
* İ. Ç., Ergenekon Terör Örgütü tarafından misyonerlerin arasına özellikle sokulduğunu belirtmiş ise de; İ. Ç.’ın kim veya kimler tarafından misyonerler arasına sokulduğu veya kendi özgür iradesi ile mi misyonerlik faaliyetleri yürüttüğü hususlarının tespit edilemediği, esasen İ. Ç.’ın bir istihbarat örgütü tarafından yönlendirilip yönlendirilmediğinin de belirlenemediği, bu hususta İ. Ç.’ın soyut ve sair delillerle desteklenmeyen beyanlarına itibar edilmesinin sözkonusu olamayacağı,
* İ. Ç.'ın Ordu ile ilişiği kesildikten sonra özlük haklarının korunduğuna ilişkin beyanlarına; 2005 yılı içerisinde Tarsus ilçesinde Yeşilkart almak için müracaatta bulunması, eşinin doğum yapması dahil sağlık harcamalarının nakit olarak gerçekleştirilmiş olması, ordu ile ilişiği kesildikten sonra tasarrufu teşvik kesintisi yapılmaması, kendisine yapıldığı iddia edilen diğer ödemelerin herhangi bir şekilde belgelendirilememesi, TUSHAD bünyesinde görev yaptığını belirtmesine rağmen 06/06/2005-01/01/2008 tarihleri arasında 1784740 kod numarası Mersin İl Jandarma Komutanlığı, 01/02/2007-18/02/2009 tarihleri arasında ise 2594326 kod numarası ile Malatya İl Jandarma Komutanlığında kayıtlı haber elemanı olmasının izah edilebilir bir tarafının bulunmadığı, yine İ. Ç.'ın JİTEM içerisinde görev yaptığını iddia ettiği A. A. ile tanışmasının da haber elemanı olarak Mersin İl Jandarma Komutanlığında faaliyete başladığı döneme denk geldiği, gerek Mersin gerek Malatya İl Jandarma Komutanlıkları tarafından kendisine istihbarat ödeneği adı altında ödemeler yapıldığı, Devlet adına çalıştığını iddia eden bir kişiye haber elemanı olması nedeniyle başka bir Devlet teşkilatı tarafından ödeme yapılmasının da mantıklı bir izahının bulunmadığı anlaşılmakla İ. Ç.'ın Ordu ile ilişiği kesildikten sonra özlük haklarının korunduğuna ilişkin beyanlarına itibar edilmediği,
* İ. Ç.'ın TUSHAD'a bağlı Beyaz Kuvvetler ve Siyah Kuvvetler isimli iki farklı oluşum bulunduğu yönündeki beyanı ile ilgili olarak;
Genel Kurmay Başkanlığının 16/01/2013 tarihli "Gnkur.Öz.Kuv.K.'lığı Sef.Ted.D.Bşk.'lığı Seferberlik Tetkik Kurulu Başkanlığı bünyesinde Milli Seferberlik Sistemi içerisinde arşiv araştırmasına müteakip alınan Yedek Personel mevcut olduğu, bu kapsamda Siyah Kuvvetler, Beyaz Kuvvetler isimli kuvvet/birliğin günümüze kadar kurulmamış olduğu ve faaliyete geçmediği, renk kodlarının, alımı yapılan yedek personelin yaş ve nitelikleri dikkate alınarak tamamen idari amaçla yapılmış bir tasnif olduğu, personelin yetenekleri ile kullanma yerleri göz önüne alınarak renk kodlarının (beyaz, siyah, turuncu) verildiği, yedek personele renk kodlarının tevdi edilmediği, söz konusu personelin böyle bir sınıflandırma hakkında bilgisi bulunmadığı, yedek personele barış döneminde herhangi bir görev verilmediği, Milli Seferberlik ilan edilmesi halinde (savaş hali) yedek personelin seferde Kara, Deniz ve Hava Kuvvetlerinin harekatını kolaylaştırmak ve desteklemek maksadıyla, Silahlı Kuvvetler Harekat Merkezi ve Özel Kuvvetler Komutanlığının emrinde faaliyetlerini yürüteceği, barış da ve sefer de siyah kuvvetler, beyaz kuvvetler isimli kuvvet/birliğin günümüze kadar hiç kurulmadığı, seferde de bu isimlerin herhangi bir kuvvet/birlik adı olarak kullanılmadığına" ilişkin yazısı, 06/12/2010 tarihinde Gölcük Donanma Komutanlığı’nda yapılan aramada ele geçirilen 5 Nolu harddisk içerisinde "D\İKK\kanaat raporları\2009YAKDENİZ BÖLGE RAPOR" isimli sıralı klasör içerisinde bulunan, "Akdeniz Faaliyetleri.doc" isimli word belgesindeki “Beyaz Kuvvetler” ve “Siyah Kuvveler” ibarelerinin yer aldığı belge ile ilgili olarak yer verileceği üzere, kamuoyunda "Balyoz Davası" olarak bilinen İstanbul Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/188 Esas - 2015/143 Karar sayılı dava dosyasında delil niteliği atfedilmeyerek sanıklar hakkında beraat kararı verilmiş olması, Beyaz/Siyah Kuvvetler ile ilgili olarak Genelkurmay Başkanlığına yazılan müzekkereye verilen "Özel Kuvvetler Komutanlığı; o dönemdeki Milli Savunma Yüksek Kurulunun 27 Eylül 1952 tarih ve 17 sayılı kararı ile "Hususi ve Yardımcı Muharip Birlikleri" adıyla kurulmuş, 07 Kasım 1953 tarihinde "Seferberlik Tetkik Kurulu", 14 Aralık 1970 tarihinde "Özel Harp Daire Başkanlığı", 14 Nisan 1992 tarihinde ise "Özel Kuvvetler Komutanlığı" adını almıştır. Özel Kuvvetler Komutanlığına bağlı Seferberlik Tetkik Daire Başkanlığı kuruluşunda olan Seferberlik Tetkik Kurul Başkanlığı bünyesinde 16 adet Bölge Başkanlığı bulunmaktadır. Bölge Başkanlıklarının görevi; barış zamanında ülkemizin işgale uğraması muhtemel bölgelerinde görev alacak yedek personelin milli seferberlik sistemi içerisinde tespit, teklif, alım ve eğitim görevlerini yürütmektedir. Seferberlik ve Savaş Hali Kanunu'nun devletin bütün kurum ve kuruluşlarına, özel kuruluşlara ve gerçek kişilere yüklediği bazı sorumluluklar vardır. Bu kanun aynı zamanda barış döneminden itibaren yapılacak hazırlık ve teşkilatlanmayı da düzenlemektedir. Sef. Tetk. Krl. da bu kapsamda faaliyetlerini Milli Savunma Bakanlığı ile koordineli olarak yürüten bir kurumdur. Bölge Başkanlıkları seferde görev alacak yedek personeli; askerliğini bitirmiş, çevresinde dürüst ve saygın olarak tanınan, güvenilir, herhangi bir suça bulaşmamış, yaşantısını belirli bir düzene koymuş, hakkın sevgisini kazanmış, işgal durumunda bölgesini terk etmeyecek ve ülke savunmasında faydalı olabileceği değerlendirilen sivil kişiler içerisinden, titizlikle yaptığı çalışma sonucunda tespit ve tahkik işlemlerini müteakip seçmektedir. Seçilen bütün yedek personel arşiv araştırmaları yapılmak üzere MİT ve Emniyet Genel Müdürlüğü'ne bildirilmektedir. MİT ve Emniyet Genel Müdürlüğü'nce arşiv araştırması olumlu gelen personelin alımı yapılmaktadır. Müteakiben seçilen yedek personel Milli Savunma Bakanlığı'na bildirilmekte, MSB tarafından sefer görev emri verilmektedir. (Nasıl ki seferde görev yapacak diğer personele MSB sefer görev emri verilmekte ise, Öz.Kuv.K.lığı ile birlikte çalışacak personele de MSB tarafından sefer görev emri verilmektedir.) Sefer görev emri verilen yedek personel yaş ve yeteneklerine göre arazide görev yapacak siyah personel ve meskun mahalde görev yapacak beyaz personel olarak tasnif edilmekte, yedek personel vasfını kaybedenler ise turuncu personel olarak nitelendirilmektedir. Barışta ve seferde; siyah kuvvetler, beyaz kuvvetler diye bir kuvvet/birlik teşkilatlanması söz konusu değildir. Renk kodları yedek personelin yaş ve nitelikleri dikkate alınarak savaştaki görevlerine göre yapılmış bir tasniftir. Ancak söz konusu tasnif ile bu tasnif için kullanılan renk kodları personele tebliğ edilmemektedir. Kişilerin böyle bir sınıflandırma hakkında bilgileri bulunmamaktadır. Siyah personel; seferde arazide görev almak üzere askerliğini komando olarak yapmış, yedek personel niteliklerine uygun olanların içerisinden seçilerek pusu, baskın, keşif, ikmal ve haberleşme konularında temel eğitime tabi tutulur. Personelin seferdeki görevi düzenli birliklerin olmadığı yerlerde düşmana pusu, baskın vb. harekat icra etmektir. Nasıl ki TSK diğer birimleri için sefer görev emri alan personel belli dönemlerde seferberlik tatbikatına çağrılıyorlarsa, bunlar da Bakanlar Kurulu Kararı ile seferberlik tatbikatına çağrılmaktadır. Beyaz personel; seferde meskun mahallerde görev almak üzere yukarıdaki niteliklere uygun personelden seçilerek alımı müteakip keşif, gözetleme, ikmal, bilgi toplama, haberleşme gibi konularda eğitimden geçirilir. Personelin seferdeki görevi; meskun mahallerde keşif, gözetleme, mukavemet, haberleşme ve ikmal gibi hususları icra etmektir. Turuncu personel; yedek personel vasfını kaybetmesi, herhangi bir suça karışması veya yurt dışına yerleşmesi dolayısıyla yedek personel statüsünden çıkarılmış şahıslardır. Bu personele seferde herhangi bir görev verilmemektedir. Yedek personelin görevi seferde emirle başlamaktadır. Seferde; Kara, Deniz, Hava kuvvetlerinin harekatını kolaylaştırmak ve desteklemek maksadıyla, Özel Kuvvetler Komutanlığının emir komutasında faaliyetlerini yürütecektir. Barışta herhangi bir fiili teşkilat içerisine dahil edilmediği gibi, hiçbir görev, ücret, kimlik kartı, silah, teçhizat, telsiz vb. malzeme verilmemektedir. Barış zamanında teşkilat ve personel güvenliği nedeni ile yedek personelin birbirini tanıması söz konusu değildir. Yedek personel içerisinde halen muvazzaflık hizmetinde olan, Silahlı Kuvvetlerden emekli olmuş veya diğer nedenlerle ayrılmış/ilişiği hiçbir personel bulunmamaktadır. Yedek personel isimlerinin deşifre edilmesinin söz konusu personelin emniyeti ve ülkenin güvenliği açısından hassasiyetler yaratabileceği mütalaa edilmektedir" 27/03/2013 tarihli cevabi yazı içerikleri dikkate alındığında "Siyah Kuvvetler" ve "Beyaz Kuvvetler" olarak kabul edilen oluşumların İ. Ç.'ın iddia ettiği gibi TUSHAD'a bağlı illegal oluşumlar olmadığı, Milli Seferberlik ilan edilmesi halinde (savaş halinde) Türk Silahlı Kuvvetlerinin harekatını kolaylaştırmak ve desteklemek maksadıyla, Silahlı Kuvvetler Harekat Merkezi ve Özel Kuvvetler Komutanlığının emrinde faaliyet yürütmek üzere oluşturulan yedek kuvvetler olduğu, yedek kuvvetlerin barış zamanında kullanılmasının söz konusu olmadığı, Siyah Kuvvetler-Beyaz Kuvvetler isimli kuvvet/birliğin günümüze kadar kurulmamış olduğu ve faaliyete geçmediği ve İ. Ç.'ın bu yöndeki beyanlarına da itibar edilmediği,
* İ. Ç.'ın kendisine kripto kleransı verildiğine ilişkin beyanı ile ilgili olarak; Genel Kurmay Başkanlığının 21/04/2015 tarihli yazısı ile görev yaptığı dönemde yürürlükte bulunan T.S.K. Kripto Yönergesi gereğince K.K.K.'lığında görevli Uzman Çavuş/Onbaşıların kripto hizmetlerinde çalıştırılmadıkları ve kripto klerans belgesi tanzim edilmediğinin bildirilmesi karşısında lker Çınar'ın bu yöndeki beyanlarının da doğru olmadığı sonucuna varıldığı,
* İ. Ç.'ın TUSHAD ile ilgili belgelerin kendisine kurye olarak A. E. tarafından getirildiğine ve L. E. ile bağlantısını bu şahsın sağladığına yönelik beyanı ile ilgili olarak; Malatya C.Başsavcılığının 04/03/2015 tarih ve 2014/5423 Soruşturma - 2015/4697 Karar sayılı dosyasında yapılan soruşturma neticesinde şüpheli A. E. hakkında TUSHAD ile ilgili belgelerin kurye olarak İ. Ç.'a getirdiği iddiasıyla ilgili olarak şüphelinin atılı suçu işlediği hususunda delil bulunamaması nedeniyle kamu adına kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilmesi karşısında İ. Ç.'ın bu yöndeki beyanlarının da doğru olmadığı sonucuna varıldığı,
* İ. Ç.'ın TUSHAD talimatları doğrultusunda M. Ü. ile çalışmak üzere Malatya'ya geldiği hususundaki beyanları ile ilgili olarak; TUSHAD bünyesinde özlük hakları korunmak suretiyle görev yapan bir kişinin 01/02/2007-18/02/2009 tarihleri arasında ise Malatya İl Jandarma Komutanlığında kayıtlı haber elemanı olmasının çelişkili bir durum arz ettiği, İ. Ç.'ın misyonerlik veya daha öncede haber elemanlığı yapmış olması nedeniyle vakıf olduğu istihbari bilgilerden istifade edebilmek için Malatya İl Jandarma Komutanlığı tarafından haber elemanı olarak kullanılmış olmasının daha anlaşılabilir bir durum olduğu, Malatya ilindeki temaslarının ve faaliyetlerinin bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiği, Malatya İl Jandarma Komutanlığı bünyesinde haber elemanlığına başladığı 01/02/2007 tarihinde halen Mersin İl Jandarma Komutanlığı bünyesinde de haber elemanlığının devam ettiği, bu kapsamda Mersin İl Jandarma Komutanlığı emrinde görev yapan A. A. ve Malatya İl Jandarma Komutanlığı emrinde görev yapan İl Jandarma Komutanı M. Ü., İstihbarat Şube Müdürü H. Y. ve 08/06/2012 tarihli iddianamede sanık olarak isimlerine yer verilen ve o tarihler itibariyle Malatya İl Jandarma Komutanlığı emrinde çalışan diğer sanıklarla irtibat halinde olmasının doğal olarak karşılanması gerektiği, her ne kadar Malatya İl Jandarma Komutanlığı emrinde haber elemanı olarak çalışmadığı tespit edilen R. A.'ın da İlahiyat Fakültesinde öğretim görevlisi olması nedeniyle Malatya İl Jandarma Komutanlığı tarafından şifahi olarak bilgilerinden istifade edildiği, İ. Ç.'ın R. A.'la irtibatının da bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak İ. Ç.'ın Malatya'da gerçekleştirdiğini iddia ettiği faaliyetlerin de iddia edildiği şekilde TUSHAD bünyesinde gerçekleştirilen faaliyetler olmadığı,
İddianamenin 11. bölümünde İ. Ç.'ın vermiş olduğu ifadeler ve ihbar mektuplarında geçen hususların HTS kayıtları ve diğer deliller ile doğrulandığının iddia edildiği, bu kapsamda; Mahkeme dosyasının 146, 147, 148, 149 ve 150 numaralı klasörlerinde bulunan ve kovuşturması yapılan şahıslara ait HTS kayıtlarının bulunduğu analiz çıktılarının, dosya içerisinde bulunan ve TİB sisteminden gelen ham HTS dataları ile karşılaştırılması için dosyanın tevdi edildiği adli bilişim uzmanları M. A., H. H. İ. ve H. K.'dan teşekkül ettirilen bilirkişi heyetince: "Genel olarak belirtilen tarih aralığındaki dataların bir kısmı alınmış olmasına rağmen zaman zaman dataların eksiksiz olarak alındığı; hedef numaralarda belirtilen tarih aralığı dışında sorgulamaların yapıldığı; mükerrer kayıtların bulunduğu (TİB sisteminden kaynaklandığı değerlendirilmektedir); isim sütununda eklemeler yapıldığı; sıra numaralarında düzensizlik olduğu; sayfaların imzasız, mühürsüz olduğu, sayfa sıra numaralarının daha sonradan elle yazıldığı; ilgi etiketlerinde bulunan telefon numarası ile analizi yapılan telefon numarası yapılan rakamsal hataların olduğu; sayfaların yazım formatlarının farklılık gösterdiği; sorgulamaların bir kısmının karşı telefonun baz istasyonu datalarında yapıldığı ve bunun bilgi etiketinde gösterilmediği; analizi yapılan numaraların yazılı çıktıya eksik aktarıldığı" hususlarının HTS Analizi başlıklı 19/01/2015 tarihli bilirkişi raporu ile tespit edilmesi karşısında soruşturma aşamasında dosyaya dahil edilen HTS raporlarına itibar edilmediği,
İ. Ç.'ın bir kısım beyanlarının gazete ve dergi haberleri ile internet üzerinden yapılan araştırmalar gibi açık kaynak bilgileri ile doğrulandığı iddiasına ise İ. Ç.'ın beyanlarda bulunmadan önce bu açık kaynak bilgilerinden bu bilgileri teyit ettikten sonra beyanda bulunmuş olma ihtimali nedeniyle itibar edilmediği, soyut nitelikteki beyanların mutlaka somut delillerle veya sair delillerle doğrulanması gerektiği, aksi halde bu beyanlara itibar edilmesinin mümkün olmadığı,
"Cumhurbaşkanına Suikast" suçu nedeniyle L. E.'ün sanık olarak yargılandığı Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 26/11/2014 tarih ve 2014/157 Esas - 2014/368 Karar sayılı dosyası kapsamında İ. Ç.'ın yine mahkeme dosyasında olduğu gibi Ergenekon Terör Örgütünün silahlı kanadı olduğunu iddia ettiği TUSHAD'a ilişkin bilgiler verdiği, mahkemenin 26/10/2014 tarihli gerekçeli kararında; T. Ö.'ın öldürülmesine ilişkin birebir görgüsünün olmadığı, verdiği bilgilerin duyuma dayandığı, başka pek çok olayı ayrıntılı ve isim isim anlatmasına rağmen duyumları kimden duyduğunu hatırlayamadığı şeklindeki söyleminin inandırıcı olmadığı, sicil bilgilerinden iddiasının aksine ordudan disiplinsizlik nedeniyle atıldığının anlaşıldığı, beyanlarının çelişkili olup inandırıcılıktan uzak olduğu, beyanlarının hiçbir delille ispatlanamadığı kabul edilerek sanık olarak yargılanmakta olan L. E.'ün beraatine karar verildiğinin anlaşıldığı,
Mahkemece sanık İ. Ç.'ın "D. U." ismi ile gizli tanık olarak ve şüpheli ve sanık olarak alınan ifadeleri içerisinde ciddi çelişkiler bulunduğu, beyanlarının yukarıda verilen örneklerden de anlaşılacağı üzere dosyaya intikal eden resmi belgeler ve dinlenen tanık beyanları ve sanık savunmaları ile doğrulanmadığı, ilk ifadelerinde ve beyanlarında yer almayan olay ve olgulara sonra ki ifadelerinde ayrıntılı olarak yer vermesi ile her ifadesi alındığında yeni olay ve olgulardan bahsetmesinin de, beyan ve ifadelerinin iyi niyetli ve samimi olmadığını gösterdiği, herhangi birinin hiçbir ayrıntıyı kaçırmaksızın, kronolojik olarak bu kadar bilgiyi hafızasında tutmasının fiilen mümkün olmadığı, sicil dosyası içeriğine göre İ. Ç.'ın disiplinsizlik ve firar nedeniyle Ordu ile ilişiğinin kesildiği, bu nedenlerle ilişiği kesilen birinin beyanlarında geçen TUSHAD isimli bir oluşumda görevlendirilmesinin de hayatın olağan akışına ve askeri teamüllere uygun olmadığı, İ. Ç.'ın beyanlarının doğru olduğu kabul edilerek TUSHAD isimli bir yapılanma bulunduğu bir an için kabul edilse dahi, uzman onbaşı rütbesinde olan İ. Ç.'ın TUSHAD yapılanmasına ilişkin bu kadar ayrıntılı ve sadece böyle bir yapılanmanın tepe noktasında görev yapanlar tarafından bilinebilecek bilgilere sahip olmasının da yine hayatın olağan akışına ve askeri teamüllere aykırı olduğu, aynı kişinin hem "Ergenekon Terör Örgütü" ana davasında, hem "Özal Suikastı" davasında hem de "Z. Yayınevi Cinayetleri" davasında en fazla bilgiye sahip olmasının da açıklanabilir bir yönü bulunmadığı gözetilerek Ergenekon Terör Örgütüne bağlı TUSHAD isimli bir yapılanma bulunduğuna yönelik, başkaca hiçbir delille desteklenmeyen İ. Ç.'ın soyut beyanlarına itibar edilmediği,
İddianamede Ergenekon Terör Örgütünün misyonerlik faaliyetleri ve azınlıklara ilişkin olarak "Kafes Operasyonu Eylem Planı" ile "Tedhiş Planları" isimli eylem planları hazırladığı ve "Kafes Operasyonu Eylem Planı" ile ilgili olarak L. B.’tan ele geçirilen ve 3 Nolu DVD içerisinde gizlenmiş olarak bulunan "Kafes Operasyonu Eylem Planı" isimli belgede azınlıklara yönelik yapılması düşünülen bir dizi eylem ile birlikte R. S., H. D. ve Z. Yayınevi Cinayetlerinin "Operasyonel Eylem" olarak nitelendirildiğinin iddia edildiği,
2009/2167 Soruşturma numaralı iddianame ile; Kafes eylem planıyla ilgili olarak İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesine açılan kamu davasının İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/146 Esas sayılı ilamı ile İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/34 Esas sayılı dava dosyası ile birleştirilmesine karar verildiği, 6526 Sayılı Kanunun yürürlüğe girmesi nedeniyle dosyanın İstanbul Anadolu 5.Ağır Ceza Mahkemesine gönderildiği, kamuoyunda "Poyrazköy Davası" olarak bilinen İstanbul Anadolu 5.Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/155 Esas sayılı dava dosyasının yapılan yargılaması sonunda; Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi Gelişim ve Teknoloji Suçları Şubesinin 26/05/2015 tarih ve 11228/59 sayılı raporu ile bilirkişiler E. A., B. A. ve O. P. tarafından düzenlenerek sunulan 20/01/2014 tarihli "Dijital Adli Analiz Raporu"nda dijital delillerin imaj alma işlemlerinin yapılmaması, dijital delil toplanması gereklerine uyulmaması, delil zincirine riayet edilmemesi, meta veri bilgilerinin değiştirilmiş olmasının mümkün ve muhtemel olması nedenleriyle dijital delillere itibar edilmemiş ve hükme esas alınmamış; Prof. Dr. S. C. tarafından düzenlenen bilirkişi raporuna göre "Kafes Eylem Planı" içerisinde ki L. B.'a ait imzanın tıpkı basım olduğunun belirlendiği gerekçeleriyle, sanık L. B.'ın da aralarında bulunduğu sanıklar hakkında beraat kararının verildiği, beraat kararlarının kesinleştikleri ve bu nedenle de "Kafes Eylem Planı"nın hükme esas alınmadığı,
"Kafes Operasyonu Eylem Planı"nda da Türkiye Protestan Kiliseler Birliği Başkanlığı yapmış olan B. K.'ın bilgilerinin yer aldığı, kendisi ile ilgili Ergenekon Terör Örgütünün bir eylem hazırlığı içerisinde olduğu, bu eylemin M. Ü. ve diğer bazı sanıklar tarafından yapılmasının planlandığının iddia edildiği,
İ. Ç. tarafından teslim edilen H. Ç. tarafından yazılan ve B. K.'a suikast yapılacağı bilgisini içeren tarihsiz mektubun aslının bulunmaması ve gerçekliğinin doğrulanmamış olması, suikast bilgisinin sanık İ. Ç. tarafından B. K.'a söylenmemiş olması, B. K.'ın telefonlarının önleme dinlemesi kapsamında Malatya İl Jandarma Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürlüğünce 2007-2008 yıllarında takip altına alınmasının kendisine karşı suikast düzenleneceği anlamına gelmemesi, M. Ü.'in B. K. ile ilgili olarak İ. Ç.la arasında geçtiği iddia olunan diyalogların İ.'in diğer delillerle desteklenmeyen soyut beyanı olarak kalmış olması, yukarıda gerekçesi belirtildiği üzere "Kafes Operasyonu Eylem Planı"nın hükme esas alınmamış olması hususları birlikte değerlendirildiğinde "Kafes Operasyonu Eylem Planı" kapsamında B. K.'a karşı gerçekleştirildiği iddia edilen eylemin, iddia edilen örgütün delili olarak kabul edilmediği,
İddianamede M. Ü. ve M. Ç.'ın dönemin Malatya İnönü Üniversitesi Rektörü F. H.'na yönelik bir eylem planı hazırladıkları, bu eylem için gizli tanık "Adıyaman" ile, planla ilgili görüşmeler yaptıkları, bu amaçla Kaleşnikof silah temin ettikleri, bu silahın daha sonra gizli tanığın yer göstermesi sonucu yapılan aramada ele geçirildiği ve bu hususların örgütün varlığını gösterdiğinin iddia edildiği,
Gizli tanık "Adıyaman"ın beyanlarında iddia ettiği, F. H.'na suikast eylemi ile ilgili olarak bu gizli tanığın beyanları dışında başka bir beyanın mevcut olmadığı, gizli tanık beyanlarının dosya kapsamında yer alan diğer deliller ve beyanlarla doğrulanmadığı, yapılacak suikast için Adıyaman ilinden silah getirilmesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığı, mağarada ele geçirilen silahın uzun süre toprak altında kalmasına rağmen çalışıyor olmasının da mantıklı bir izahının bulunmadığı, söz konusu silahın ne kadar süre toprak altında kaldığı hususunda rapor aldırılmaya çalışıldığı, ancak bu hususun mevcut cihazlarla incelenmesinin mümkün olmaması nedeniyle inceleme yapılamadığı, gizli tanık "Adıyaman"ın sanık M. Ü. tarafından kendisine mağaradaki silahın alınmasını söylediği beyanı ile ilgili olarak sanık M. Ü.'in böyle bir şey söylemiş olması halinde aradan uzun bir süre (yaklaşık 4 yıl) geçmesine rağmen mağaraya gömülen silahı bulunduğu yerden almamış olmasının da izah edilebilir bir durum olmadığı, gizli tanık "Adıyaman"ın 2007 yılı Ekim ayı içerisinde kar yağması nedeniyle silahı bulunduğu yerden alamadığı yönündeki beyanının da dosyaya dahil edilen Meteoroloji Genel Müdürlüğü ve Malatya Büyükşehir Belediye Başkanlığının 2007 yılı Ekim ayı içerisinde Malatya'da kar yağışı olmadığı ve kapalı köy yolu bulunmadığına ilişkin yazılarıyla doğrulanmadığı, ele geçirilen silah, şarjör ve fişekler üzerinde herhangi bir ize rastlanmadığına ilişkin ekspertiz raporu alındığı hususları birlikte değerlendirildiğinde sanıklar M. Ç. ve M. Ü.'in ele geçirilen Kaleşnikof marka silah, şarjör ve mermiler ile herhangi bir irtibatlarının tespit edilemediği, bu hususta gizli tanık "Adıyaman"ın soyut beyanları dışında başkaca bir delil elde edilemediği, esasen sanık M. Ü. tarafından kendisine F. H.'na suikast teklifi yapılan ve bu şayet böyle bir teklif yapılmış ise sanık M. Ü. tarafından kim olduğunun hemen anlaşılabileceği bir şahsın kendi gerçek kimliğini gizleyip gizli tanık olarak beyanda bulunmasının da izah edilebilir bir durum olmadığı, gizli tanık "Adıyaman"ın soruşturmanın seyrini değiştirmek isteyen kişi veya kişilerce ikna edilerek bu şekilde beyanda bulundurulmuş olabileceğinin ve söz konusu silahın yine aynı kişi veya kişilerce söz konusu yere sahte delil üretilecek şekilde gömülmüş olmasının da gözden uzak tutulmaması gerektiği, bu hususların yapılan kovuşturma sırasında açığa kavuşturulamadığı anlaşılmakla tanık "Adıyaman"ın beyanlarının örgütün varlığının delili olarak kabul edilmediği,
Gönderilen ihbar mektupları, D. U. (İ. Ç.)'ın beyanları ve teslim ettiği belgeler, Ergenekon Terör Örgütü sanığı A. H. T.'un olay öncesinde ve olay günü Malatya ilinde bulunması, Devlet Denetleme Kurulunun H. D. olayına yönelik düzenlediği rapor ve tanık Adıyaman'ın beyanları bir bütün olarak değerlendirildiğinde; R. S., H. D. ve Z. Yayınevi Cinayetlerinin arasında sıkı bir irtibat bulunduğu, bu cinayetlerin Ergenekon Terör Örgütünün amaç ve hedefleri doğrultusunda gerçekleştirildiğine dair ciddi delillere ulaşıldığının iddia edildiği,
Kim tarafından, ne şekilde hazırlandığı belli olmayan ve soruşturma aşamasında dosyaya dahil edilen ihbar mektupları (Malatya Vali Yardımcısı Erdinç Filiz adına gönderilen ihbar mektubu, İstanbul C.Başsavcılığına gönderilen isimsiz ve imzasız 2 sayfadan ibaret bilgisayar çıktısı mektup ve ekleri, İ. Ç.'ın gönderdiği ihbar mektubu, İstanbul C.Başsavcılığına gönderilen tarihsiz, isimsiz ve imzasız 1 sayfadan ibaret ihbar mektubu ve eki ile Malatya C.Başsavcılığına gönderilen tarihsiz, 1 sayfadan ibaret ihbar mektubu) içeriklerinin, ana hatlarıyla İ. Ç.'ın dosya kapsamına dahil edilen gizli tanık ve şüpheli olarak alınan ifadeleri ile aynı kapsamda oldukları, ihbar mektuplarının somut olarak tespit edilememesine rağmen, belli bir merkezden hazırlanarak soruşturmanın seyrini değiştirmek ve İ. Ç.'ın beyanlarını güçlendirmek amacıyla gönderildikleri sonuç ve kanaatine varıldığı, esasen kim tarafından hazırlandığı belli olmayan bu ihbar mektuplarının tek başlarına kamu davasının sonuçlandırılması açısından delil nitelikleri bulunmadığı hususunda da hiçbir şüphe bulunmadığı, ihbar mektuplarında bahsi geçen olgu ve olayların, diğer delillerle desteklenmedikleri sürece doğruymuş gibi kabul edilmelerinin mümkün olmadığı, Kamuoyunda Ergenekon, Balyoz, Askeri Casusluk ve Poyrazköy olarak bilinen bir çok dava da isimsiz ve imzasız ihbar mektuplarının bir şekilde dosyalara dahil edilerek bu ihbar mektupları doğrultusunda işlem yapıldığı hususu da dosyaya intikal ettirilen ilgili dosyalardan anlaşıldığı, yine kovuşturma aşamasında bu dava dosyalarına gönderilen ihbar mektuplarının İstanbul Emniyet Müdürlüğü TEM Şube Müdürlüğünde 2006 yılında illegal olarak yapılandırılan "C5" isimli şube müdürlerinden oluşan bir büro tarafından hazırladığının da iddia edildiği, bu iddia üzerine İstanbul C.Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu'na yazılan müzekkereye verilen cevapta; İstanbul Emniyet Müdürlüğü bünyesinde basına yansıdığı kadarıyla oluşturulan "C5" isimli birimle ilgili olarak 2014/40810 Soruşturma sayılı soruşturma dosyasının yürütüldüğü, "C5" isimli birimin İstanbul Emniyet Müdürlüğü bünyesinde oluşturulmayıp İstihbarat Daire Başkanlığı C Şube Müdürlüğü, C2 Büro Amirliği içinde C-5 Bürosu ismiyle dönemin C Şube Müdürü A. F. Y. tarafından oluşturulduğu, 2006 yılı Haziran ayı ile 2012 yılları arasında mevzuat dışı gizli bir birim olarak çalıştığının belirtildiği, tüm bu nedenlerle dosyaya intikal ettirilen ihbar mektuplarına itibar edilmediği,
Sanık A. H. T.'un Z. Yayınevi cinayetlerinin gerçekleştirildiği gün İnönü Üniversitesinde bir konferans vermek amacıyla Malatya ilinde bulunmasının da, söz konusu cinayetin A. H. T.'un yöneticisi olduğu iddia edilen örgüt tarafından işlendiğini göstermeyeceği, bilakis söz konusu cinayetin iddia edilen TUSHAD örgütü tarafından gerçekleştirilmiş olması halinde, bu örgütün yöneticisi olduğu iddia edilen kişinin cinayetin işlendiği şehre gelmiş olmasının da mantıklı bir izahının bulunmadığı, kaldı ki, sanık A. H. T.'un daha önceden planlanan bir konferans için Malatya iline geldiği, askeri teamüllere göre dönemin Ordu Komutanı H. I. tarafından karşılanmış olmasının olağan olduğu ve sanık olarak gösterildiği 08/06/2012 tarihli iddianamede ki diğer sanıklarla herhangi bir irtibatının tespit edilemediği anlaşılmakla, sanık A. H. T.'un cinayetlerin işlendiği gün Malatya'da bulunmasının örgütün varlığının delili olamayacağı,
06/12/2010 tarihinde Gölcük Donanma Komutanlığı’nda yapılan aramada ele geçirilen 5 Nolu harddisk içerisinde "D\İKK\kanaat raporları\2009YAKDENİZ BÖLGE RAPOR" isimli sıralı klasör içerisinde bulunan, "Akdeniz Faaliyetleri.doc" isimli word belgesindeki “Beyaz Kuvvetler” ve “Siyah Kuvveler” ibarelerinin yer aldığı belge de söz konusu edilen örgütün varlığının delili olarak gösterilmiş ise de, kamuoyunda "Balyoz Davası" olarak bilinen İstanbul Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/188 Esas - 2015/143 Karar sayılı dava dosyasında; Anayasa Mahkemesinin 18/06/2014 tarih 2013/7800 sayılı kararı ile adil yargılama hakkının ihlal edildiğine karar verildiği, TUBİTAK'da görev yapan Erdem Arslan, B. O. ve O. P. tarafından dijital delillerle ilgili olarak 20/01/2014 tarihli raporun düzenlendiği, yine İTÜ öğretim görevlileri arasından oluşturulan bilirkişi heyetince 16/02/2015 tarihli bilirkişi raporunun düzenlendiği, bu kapsamda düzenlenen bilirkişi raporlarında dijital veriler üzerinde sahtecilik gerçekleştirildiği, verilerle oynandığı, oluşturulduğu tarihlerden çok önce kullanımda olan yazı tipleri ile oluşturulmuş belgeler bulunduğu, belgeler arasında tarih itibariyle uyumsuzluklar mevcut olduğu, 2002 tarihinde düzenlenen bir belgede 2006 tarihine ilişkin olaylardan bahsedildiği, bazı verilerin harddiske sonradan aktarıldığı, el koyma sırasında harddiskin imajının alınmadığı hususlarının tespit edildiği, yapılan ihbarda direkt olarak suça konu dijital verilerin bulunduğu yerin belirtildiği, Yargıtay 9. Ceza Dairesi ilamına göre dijital delillerin delil olarak kabul edilmesi için esasını korumaları, ilişkin oldukları olayları temsil niteliklerinin ortadan kalkmaması, ulaşılma-elde ediliş ve muhafaza şekillerinin usulüne uygun olması gerektiği, dijital delillerin sanıklarda veya TSK'da bulunan bilgisayarlarda oluşturulduğu yönünde hiçbir delil elde edilemediği, dijital verilerde zaman, mekan, kişilerle, içerik yönünden çelişkiler bulunduğu, dijital deliller içerisindeki suça konu verilerin sahte olarak oluşturulduğu yönünde kuvvetli şüphe bulunduğu gerekçeleriyle sanıklar hakkında beraat kararı verildiği, bir kısım sanıklar yönünden hükmün temyiz edildiği ancak sanıkların ekseriyeti yönünden hükmün kesinleştirildiği gözetilerek "Akdeniz Faaliyetleri.doc" isimli word belgesinin hükme esas alınmadığı, iddianamenin 18. bölümünde Gölcük Donanma Komutanlığında yapılan aramada ele geçirilen diğer belgelere de ("Özel ASAF Kursu" gibi) bu nedenlerle hükme esas alınmadığı,
Malatya Valiliği tarafından aylık olarak yapılan İl Emniyet Komisyon Toplantılarında M. Ü.'in 2006 yılı başında Malatya ilinde göreve başlamasından sonra özellikle misyonerlik faaliyetlerinin yoğun şekilde işlendiğinin iddia olunduğu, İl Emniyet Komisyon Toplantılarında 2005-2008 yılları arasında İl Jandarma Komutanlığı, MİT görevlileri ve İl Emniyet Müdürlüğü tarafından yapılan sunumlar ile toplantı form ve tutanaklarının temin edildiği, bu kapsamda bir kısım arşive ulaşılamadığının anlaşıldığı, İl Emniyet Komisyon Toplantılarının 29/11/1998 tarih ve B05.1.EGM.0.14.01.03-650-25304 -5019 sayılı genelge uyarınca gerçekleştirildiği, sanık M. Ü.'in İl Jandarma Komutanı olarak atandığı Ocak 2006 tarihinden sonra toplantılara katıldığı, M. Ü.'in Malatya iline atanmasından önce de toplantılarda misyonerlik ve azınlıklar konularının "Aşırı Sağ Faaliyetler" başlığı altında değerlendirildiği, K. Yayınevi ve Z. Yayınevi ile buralarda çalışan kişilere ilişkin istihbari bilgilerin 2005 yılı Ocak ayında yapılan toplantı da İl Emniyet Müdürlüğü tarafından gerçekleştirilen sunumlarda da yer aldığı, Temmuz, Ağustos, Ekim ve Kasım aylarında gerçekleştirilen komisyon toplantılarında misyonerlik faaliyetlerinin İl Jandarma Komutanlığı adına gündeme getirildiği, İl Emniyet Müdürlüğü Toplantılarında misyonerlik hususundaki gündemin genel gündeme oranının cüz'i kaldığı, toplantılarda misyonerlik haricinde diğer güvenlik mevzularının da ayrıntılı ve detaylı olarak gündeme geldiği, bu nedenle misyonerlik konusunun özellikle sanık M. Ü. tarafından toplantı gündeminde tutulmaya çalışıldığı iddiasının doğru olmadığı,
Malatya İl Jandarma Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürlüğünün "Aşırı Sağ Faaliyetler" ve "Misyonerlik" konularındaki istihbarat çalışmalarının Jandarma Teşkilatı Görev ve Yetkileri Kanunu ve Yönetmeliği çerçevesinde genel kolluk kuvveti çalışması şeklinde "Ülke Güvenliği Milli Güvenlik Siyaseti Değerlendirmesi" kapsamında gerçekleştirildiği, elde edilen istihbari bilgilerin de İl Emniyet Komisyon Toplantılarında diğer kolluk birimleri ile paylaşıldığı, yine elde edilen istihbari bilgilerin başta Kayseri Jandarma Bölge Komutanlığı olmak üzere Jandarma Teşkilatı ile de paylaşıldığı,
Sanık M. Ü.'in V. Ş. aracılığı ile Malatya ilinde İncil dağıtımını kontrol altında tutmak amacıyla misyonerleri takip ettirdiği yönündeki iddianın da sadece V. Ş.'in tanık olarak alınan soyut beyanlarına dayandırıldığı, V. Ş.'in 25/09/2003 tarihinden sonra jandarmada haber elemanı olarak kullanıldığı, şahsın illegal faaliyetlerde bulunduğuna ilişkin duyumlar üzerine 22/05/2008 tarihinde yapılan operasyonda yakalanarak gözaltına alındığı, "Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurmak, Suç Örgütüne Üye Olmak, Nitelikli Yağma, Tehlikeli Maddeleri İzinsiz Bulundurmak ve 6136 Sayılı Kanuna Muhalefet" suçlarından tutuklandığı ve bu nedenle 04/12/2008 tarihinde haber elemanlığından çıkarıldığı, Malatya 1. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılandığı hususları da gözetildiğinde iddia edilen örgütün varlığı yönünden bu beyanlara delil niteliğinin atfedilmediği,
İddianamenin 12. bölümünde İ. Ç.'ın gizli tanık sıfatı ile ifadesi alınırken İstanbul C.Başsavcılığına (CMK'nın 250. Madde ile Yetkili) sunduğu ve "Team 2GB" ibareli flaş disk, A. Y.'dan elde edilen ve ifadesinde Z. Yayınevi'nden almış olabileceğini beyan ettiği flaş disk, Malatya Valiliği'ne isimsiz ve imzasız ihbar mektubu ekinde gönderilen 1 adet CD, İstanbul C.Başsavcılığına (CMK'nın 250. Madde ile Yetkili) isimsiz ve imzasız ihbar mektubu ekinde gönderilen CD içerisindeki dijital belgeler ve H. Y.'in iş yeri aramasında M. Ü. imzalı 07/06/2007 tarihli faks mesaj formu arasında büyük benzerlikler olduğu, bu kapsamda İ. Ç. tarafından teslim edilen flaş bellek ile Malatya Valiliği'ne gönderilen ihbar mektubu ekindeki CD içerisinde yer alan "Asimetrik Psikolojik Harekat Planı" belgesinin ortak olduğu ve belgeler arasındaki benzerliklerin de M. Ü., H. Y., R. A. ve diğer suç ortaklarının Z. Yayınevi cinayetinde rolleri olduğunun gösterdiğinin iddia edildiği,
Yukarıda ayrıntılı şekilde izah edildiği üzere söz konusu dijital verilerin yer aldığı materyallerin el konma esnasında imajlarının alınmamış olması, özellikle ihbar mektubu ekinde gönderilen CD'lerin kim tarafından, ne şekilde, ne zaman ve nerede hazırlandığı hususlarının tespit edilememiş olması ve söz konusu edilen materyallerdeki dijital verilerin benzerlik gösteriyor olmasının da tek başına sanıklar aleyhine delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı, bilakis aynı dijital verilerin hem İ. Ç.'ın sunmuş olduğu flaş disk içerisinde bulunmuş olması ve hem de ihbar mektubu ekinde gönderilen CD'lerde yer alması söz konusu dijital delillerin tek merkezden hazırlandıkları intibasını oluşturduğu dikkate alınarak bu dijital verilere hukuki ve yasal delil niteliğinin atfedilmediği,
İddianamenin 17. bölümünde Z. Yayınevi cinayeti sonrası, işlenen cinayeti özellikle AKP ve Fethullah Gülen Cemaatine yıkmaya yönelik olarak ihbar mektuplarıyla dezenformasyon ve yönlendirme faaliyetleri yapıldığının iddia edildiği, ihbar mektupları ile ilgili olarak delil niteliklerinin bulunmadığına ilişkin mahkemece yukarıda yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak bu hususun örgütün varlığına delil olarak kabul edilmediği, Malatya İl Jandarma Komutanlığı tarafından cinayetle bir şekilde irtibatları olan şahısların önleme dinlemesi kapsamında dinlenmiş olmalarının olağan bir durum olarak kabul edilmemiş ise de, tek başına yapılan dinlemelerin örgütün varlığına delil olamayacağı sonuç ve kanaatine varıldığı, kaldı ki yine yukarıda izah edildiği üzere yapılan bu usulsüz dinlemelerle ilgili olarak dönemin Malatya İl Jandarma Komutanı olan sanık M. Ü. ile Malatya İl Jandarma Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürü olan sanık H. Y.'in "Resmi Belgede Sahtecilik" ve "Haberleşmenin Gizliliğini İhlal" suçlarından cezalandırılmaları yoluna gidildiği, bu suçların söz konusu örgüt bünyesinde işlendiğine ilişkin hiçbir delile ulaşılamadığı, Malatya İl Jandarma Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürlüğü tarafından Z. Yayınevi cinayeti işlendikten sonra hazırlanan faks gönderme formları içerikleri ve yapılan ödemelere ilişkin kasa ödeme defterine göre haber elemanlarına ödemeler yapılmış olmasının da istihbarat faaliyeti olarak değerlendirilmediği, Gölcük Donanma Komutanlığı'nda yapılan aramada ele geçirildiği iddia edilen M. Ü. imzalı belgede "İstanbul'da misyonerlik faaliyetlerinde bulunan I. B.'ın …E. B. ile akraba olduğu" şeklindeki İ. Ç.'ın beyanları ile de doğrulandığı iddia edilen bilginin Malatya İl Emniyet Müdürlüğünün 03/12/2012 tarihli yazısı ile E. B.'ın "E., A., I., E. benzeri/yakın isimli ve Bağış/Bağdaş soy isimli bir şahıs ile herhangi bir akrabalığının olduğuna dair bilgi ve belgeye rastlanılmadığı" şeklindeki tespiti karşısında bu belge içeriğinin de doğru olmadığının kabul edildiği,
Tüm bu hususlar ve yukarıda yapılan ayrıntılı açıklamalar dikkate alındığında sadece İ. Ç.'ın beyanlarında geçen, sanık A. H. T. tarafından, iddia edilen Ergenekon Terör Örgütü bünyesinde TSK içerisinde gizli bir şekilde kurularak faaliyete geçirilen TUSHAD (Türkiye Ulusal Stratejiler ve Hareket Dairesi) isimli bir oluşumun var olduğuna ilişkin hiçbir somut delil elde edilemediği gibi, böyle bir örgütün var olduğunun dosya kapsamında dinlenen sanıklar veya tanıklarca da doğrulanmadığı, yine 08/06/2012 tarihli iddianamede bu örgütün var olduğunun delili olarak gösterilen delillere de yukarıda izah edildiği üzere mahkemece itibar edilmediği ve TUSHAD (Türkiye Ulusal Stratejiler ve Hareket Dairesi) isimli bir örgütün var olduğu ve Z. Yayınevi cinayetlerinin bu örgüt tarafından işletildiğine ilişkin delil elde edilemediği,
08/06/2012 tarihli iddianamede her ne kadar sanıklar A. H. T., M. Ü. ve H. Y. hakkında "Terör Örgütünün Kurucusu ve Yöneticisi Olmak", sanıklar R. A., M. G., M. Ç., A. A., İ. Ç., A. A., A. G., L. E. G. ve A. S. hakkında "Terör Örgütüne Üye Olmak" suçundan cezalandırılmaları istemiyle kamu davası açılmış ise de, iddianame iddia edilen TUSHAD (Türkiye Ulusal Stratejiler ve Hareket Dairesi) isimli bir örgütün var olduğu ve Z. Yayınevi cinayetlerinin bu örgüt tarafından işletildiğine ilişkin delil elde edilemediği sonuç ve kanaatine varıldığı şeklinde tespit ve değerlendirmesinin yapıldığı,
2-Sanıklar V. B. A. ve H. Y.'nin "Silahlı Terör Örgütü Kurmak ve Yöneticisi Olmak" suçu yönünden eylemlerinin:
TUSHAD (Türkiye Ulusal Stratejiler ve Hareket Dairesi) isimli bir örgütün var olduğuna ve Z. Yayınevi cinayetlerinin bu örgüt tarafından işletildiğine ilişkin delil elde edilememesi, sanıklar E. G., H. Ç., C. Ö., S. G. ve A. Y.'ın "kasten öldürme" eylemlerinin 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 1. maddesinde sayılan amaçlarla işlediklerinin ve bu amaçlara ulaşmak için eylemi gerçekleştirdiklerinin kanıtlanamamış olması, koşulların gerçekleşmemiş olması nedeniyle TCK'nın 220. maddesi anlamında bir suç örgütünün de varlığının kabul edilmemiş olması, sanık V. B. A. hakkında 2007/112 soruşturma numaralı dosyada yeterli delil olmaması nedeniyle atılı suç yönünden 05/10/2007 tarihinde ek kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmiş olması, sanık E. G.'ın sanıklar V. B. A. ve H. Y. hakkındaki diğer delillerle desteklenmeyen 02/02/2009 tarihli beyanından 24/02/2009 tarihli beyanı ile sarfınazar etmiş olması, bu nedenle kısa kararda sanık E. G.'ın, diğer sanıklar V. B. A. ve H. Y.'nin kendisini azmettirdiğine ilişkin beyanda bulunduktan sonra bu beyanının doğru olmadığını beyan ettiği gözetilerek sanık E. G. hakkında müsnet iddia ile ilgili olarak gereğinin takdir ve ifası için Malatya C.Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmasına karar verilmiş olması, sanıklar V. B. A. ve H. Y.'nin hangi deliller ve hukuki gerekçe ile "Silahlı Terör Örgütü Yöneticisi Olmak" suçunu işlediklerine yer verilmeksizin atılı suçtan cezalandırılmalarına karar verilmesinin talep edilmiş olması hususları birlikte değerlendirildiğinde sanıklar V. B. A. ve H. Y.'nin "Silahlı Terör Örgütü Yöneticisi Olmak" suçunu işlediklerine dair her türlü şüpheden uzak, mahkumiyete yeter her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı deliller elde edilemediği şeklinde tespit ve değerlendirmesinin yapıldığı,
3- Sanık A. A.'ın "Terör Örgütüne Üye Olmak" suçu yönünden eylemlerinin:
Sanık A. A.'ın Jandarma Astsubay olduğu, 2007 tayin döneminde Malatya İl Jandarma Komutanlığı emrine atandığı, 03/09/2007 - 17/08/2011 tarihleri arasında İstihbarat Şube Müdürlüğünde Aşırı Sağ Faaliyetler (ASAF) İstihbarat Unsur Komutanı olarak görev yaptığı, görev yaptığı dönem içerisinde misyonerlik faaliyetlerinin Aşırı Sağ Faaliyetler kapsamında takip edildiği, bu kapsamda sanık A. A.'ın misyonerlik konusunda istihbarat faaliyetleri yürütmesinin olağan ve hatta zorunlu olduğunun kabul edilmesi gerektiği, yaptığı faaliyetlerinin emir-komuta zinciri içerisinde ve görev talimatlarına uygun olarak gerçekleştirildiği, Malatya ilinde gerçekleşen Z. Yayınevi cinayetinden sonra Malatya'ya atanmış olması nedeniyle Malatya ilinde Aşırı Sağ Faaliyetler kapsamında misyonerlik faaliyetlerinin diğer istihbarat örgütleri ile birlikte Jandarma istihbaratı tarafından da takip edildiği, sanık A. A.'ın savunmalarının aksine M. G. dışındaki diğer iddianame sanıkları ile Malatya iline tayin olmadan önce bir tanışıklığı ve irtibatı bulunmadığı, Malatya iline atandıktan sonra İstihbarat Şube Müdürlüğünde ve İl Jandarma Komutanlığı emrinde görev yapan üst komutanları veya astları konumunda bulunan diğer sanıklarla sıkı bir irtibatı olmasının doğal olduğu, diğer sanıklarla yaptığı bu kapsamdaki telefon görüşmelerinin yoğunluğunun örgütün varlığının delili olamayacağı gibi örgüt faaliyeti kapsamında yapıldığının da ispatlanamadığı, misyonerlik faaliyetlerinin de içerisinde bulunduğu Aşırı Sağ Faaliyetler hususunda istihbarat toplama faaliyetlerinde bulunan sanığın bu kapsamda İ. Ç.'da dahil olmak üzere haber elemanı olarak kullanılan kişilerle doğrudan irtibat halinde olduğu, haber elemanlarına yapılan ödeme fişlerinde imzasının bulunduğu, bu hususun garipsenmesinin söz konusu olamayacağı, sanığın Z. Yayınevi cinayetleri ile doğrudan bir ilgisi ve irtibatı olduğunun iddianamede de iddia edilmediği, İ. Ç.'ın haber elemanı olarak H. Y.'e bağlı olduğu, İ. Ç.'ın bu nedenle Malatya'ya geldiği zaman dilimlerinde H. Y. ile yaptığı görüşmelere çağrılması nedeniyle sanık A. A.'ın da iştirak ettiği, bu görüşmelerde aktif olarak görev almadığı, bu görüşmelerin örgütsel amaçla yapıldığının ispatlanamadığı, İ. Ç.'ın haber elemanı olarak vermiş olduğu bilgilerin kayda alınmış olmasının mümkün olduğu ve doğal karşılanması gerektiği, sanıkla ilgili olarak yapılan aramalarda müsnet suçu işlediğini gösterir delil elde edilemediği, dosyada yer alan ve TUBİTAK Bilgem tarafından düzenlenen 15/07/2013 tarihli dijital analiz raporunda ses kayıtları üzerinde yapılan incelemeler sonucunda söz konusu görüşmelerin sanıklar tarafından yapılmış olma ihtimalini belirleyen skorun ortalama değerlerde çıkması nedeniyle ortam dinlemesinden elde edilen suç unsuru görüşmelerin sanıklar tarafından yapılmış olup olmadığının tespit edilemediğinin belirlendiği, iddianamede kaliteli bir ses kayıt sistemi kurduğu iddia edilmiş ise de, dosya kapsamında yer alan ses kayıtlarının kaliteli bir sistemle kaydedilmedikleri hususunun bilirkişi raporları ile de teyit edildiği, bu nedenle bu iddianın da doğru olmadığı, 23/08/2007 tarihli toplantıya katılmadığının HTS kayıtları ile belirlendiği, zaten bu tarih itibariyle henüz sanığın İstihbarat Şube Müdürlüğündeki görevine de başlamamış olduğu, iddianamede yer verilen ve dezenformasyon faaliyetleri kapsamında hazırlandığı belirtilen belgelerde sanık A. A.'ın doğrudan imzasının bulunmadığı, iddia edildiği şekilde ASAF bünyesinde gerçekleştirdiği faaliyetler ile cinayetin asıl planlayıcılarına ulaşılmasını engellemeye çalışmadığının, şeklinde tespit ve değerlendirmesinin yapıldığı,
4-Sanık A. G.'in "Terör Örgütüne Üye Olmak" suçu yönünden eylemlerinin;
Sanık A. G.'in Jandarma Uzman Çavuş olduğu, 16/08/2004 - 02/07/2008 tarihleri arasında Malatya İl Jandarma Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürlüğü ASAF İstihbarat Unsur Elemanı olarak görev yaptığı, temin edilen pasaport kayıtlarına göre sanığın 13/07/2006 - 10/01/2007 tarihleri arasında yurt dışında bulunduğu ve 10/01/2007 tarihinde yurda giriş yaptığının belirlendiği, bu nedenle 08/01/2007 - 12/01/2007 tarihleri arasında Jandarma Okullar Komutanlığı İstihbarat Okulunda Astsubaylara yönelik icra edilen "Özel ASAF Kursu"na katılmasının fiilen mümkün bulunmadığı, kaldı ki düzenlenen kursun Astsubaylara yönelik olması nedeniyle Uzman Çavuş olarak görev yapan sanığın bu kursa katılmasının askeri teamüllere de aykırı olacağı, bu hususun Jandarma Genel Komutanlığın 11/09/2014 tarihli yazısı ile de doğrulandığı, esasen sanığa ait HTS kayıtları incelenerek 10/01/2007 tarihinde kendisine ait cep telefonunun Ankara ilinden baz alması nedeniyle bu toplantıya katıldığının kabul edildiği, bu durumun da iddianamedeki iddialara şüpheyle yaklaşılması sonucunu doğurduğu, kursa katıldığına ilişkin başkaca hiçbir somut delil bulunmamasına rağmen 10/01/2007 tarihinde cep telefonunun Ankara'dan baz alması nedeniyle hakkında bu iddianın ileri sürüldüğü, sanığın savunmalarında kabul ettiği üzere 07/01/2008 - 15/02/2008 tarihleri arasında Ankara'da "Özel Alan İstihbarat Personeli Kursu"na katıldığı ve 16/08/2004 - 02/07/2008 tarihleri arasında Malatya İl Jandarma Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürlüğü Terör Olaylar İstihbarat Kısım Amirliği ASAF İstihbarat Unsur Elemanı olarak görev yaptığının da belirlendiği, görev yaptığı dönem içerisinde misyonerlik faaliyetlerinin Aşırı Sağ Faaliyetler kapsamında takip edildiği, bu kapsamda sanık A. G.'in misyonerlik konusunda istihbarat faaliyetleri yürütmesinin olağan ve hatta zorunlu olduğunun kabul edilmesi gerektiği, Malatya ilinde gerçekleşen Z. Yayınevi cinayetinden sonra Aşırı Sağ Faaliyetler kapsamında misyonerlik faaliyetlerinin diğer istihbarat örgütleri ile birlikte Jandarma istihbaratı tarafından da takip edildiği, İstihbarat Şube Müdürlüğünde ve İl Jandarma Komutanlığı emrinde görev yapan üst komutanları veya astları konumunda bulunan diğer sanıklarla sıkı bir irtibatı olmasının doğal olduğu, bu kapsamda yaptığı telefon görüşmelerinin örgüt faaliyeti kapsamında değerlendirilebilir görüşmeler olduğu hususunun somut delillerle ispatlanamadığı, misyonerlik faaliyetlerinin de içerisinde bulunduğu Aşırı Sağ Faaliyetler hususunda istihbarat toplama faaliyetlerinde bulunan sanığın bu kapsamda İ. Ç. da dahil olmak üzere haber elemanı olarak kullanılan kişilerle irtibat halinde olduğu, haber elemanlarına yapılan ödeme fişlerinde diğer görevlilerle birlikte imzasının bulunduğu, bu hususun garipsenmesinin söz konusu olamayacağı, sanığın Z. Yayınevi cinayetleri ile doğrudan bir ilgisi ve irtibatı olduğunun iddianamede de iddia edilmediği, İ. Ç.'ın haber elemanı olarak H. Y.'e bağlı olduğu, İ. Ç.'ın bu nedenle Malatya'ya geldiği zaman dilimlerinde H. Y.'in talimatı ile sanık tarafından karşılandığı, yapılan görüşmelere görevi gereği ve aldığı talimatlar uyarınca katıldığı, dosya kapsamında illegal olarak gerçekleştirdiği iddia olunan önleme dinlemeleri ile ilgili olarak mahkemelere gönderilen talep formları ve yazılarında sanığın imzasının bulunmadığı, bu talep formları ve yazıların İl Jandarma Komutanı veya İstihbarat Şube Müdürü tarafından imzalandığı, bu kapsamda dönemin İl Jandarma Komutanı M. Ü. ile İstihbarat Şube Müdürü H. Y.'in yukarıda ayrıntılı olarak izah edildiği üzere "Haberleşmenin Gizliliği" suçundan cezalandırılmalarına karar verildiği, cinayetin işlendiği gün olan 18/04/2007 tarihinde saat 13:01'de R. A. ile görüşmesinin müsnet suçu işlediğinin delili olarak değerlendirilemeyeceği, görüşme içeriğinin tespit edilmediği, Çalıştay ve diğer toplantılara katılarak konuşulan konuların belge ve sunum haline getirilmesine katkıda bulunduğu hususunun da dosya kapsamına dahil edilen somut deliller ile doğrulanmadığı, sanıkla ilgili olarak yapılan aramalarda müsnet suçu işlediğini gösterir delil elde edilemediği, dosyada yer alan ve TUBİTAK Bilgem tarafından düzenlenen 15/07/2013 tarihli dijital analiz raporunda ses kayıtları üzerinde yapılan incelemeler sonucunda söz konusu görüşmelerin sanıklar tarafından yapılmış olma ihtimalini belirleyen skorun ortalama değerlerde çıkması nedeniyle ortam dinlemesinden elde edilen suç unsuru görüşmelerin sanıklar tarafından yapılmış olup olmadığının tespit edilemediğinin belirlendiği, iddianamede yer verilen ve dezenformasyon faaliyetleri kapsamında hazırlandığı belirtilen belgelerde sanık A. G.'in doğrudan imzasının bulunmadığı, iddia edildiği şekilde ASAF bünyesinde gerçekleştirdiği faaliyetler ile cinayetin asıl planlayıcılarına ulaşılmasını engellemeye çalışmadığı,
Yukarıda "İddia edilen TUSHAD (Türkiye Ulusal Strateji ve Hareket Dairesi) Silahlı Terör Örgütü’nün varlığının değerlendirilmesi" başlığı altında yapılan değerlendirme sonucunda sadece İ. Ç.'ın beyanlarında geçen, sanık A. H. T. tarafından iddia edilen Ergenekon Terör Örgütü bünyesinde TSK içerisinde gizli bir şekilde kurularak faaliyete geçirilen TUSHAD (Türkiye Ulusal Stratejiler ve Hareket Dairesi) isimli bir oluşumun var olduğuna ilişkin hiçbir somut delil elde edilemediği, böyle bir örgütün var olduğunun dosya kapsamında dinlenen sanıklar veya tanıklarca da doğrulanmadığı, 08/06/2012 tarihli iddianamede bu örgütün var olduğunun delili olarak gösterilen delillere de yukarıda izah edildiği üzere itibar edilmediği hususları birlikte değerlendirildiğinde; TUSHAD (Türkiye Ulusal Stratejiler ve Hareket Dairesi) isimli bir örgütün var olduğu ve Z. Yayınevi cinayetlerinin bu örgüt tarafından işletildiğine ilişkin delil elde edilemediği sonuç ve kanaatine varıldığı gözetilerek sanık A. G.'in varlığı mahkemece kabul edilmeyen Ergenekon Terör Örgütü bünyesinde TSK içerisinde gizli bir şekilde kurularak faaliyete geçirilen TUSHAD (Türkiye Ulusal Stratejiler ve Hareket Dairesi) isimli örgütün üyesi olduğuna dair her türlü şüpheden uzak, mahkumiyetine yeter, kesin ve inandırıcı deliller elde edilemediği şeklinde tespit ve değerlendirmesinin yapıldığı,
5-Sanık A. S.'nın "Terör Örgütüne Üye Olmak" suçu yönünden eylemlerinin;
Sanık A. S.'nın 12/09/2005-09/04/2006 tarihleri arasında Yazıhan İlçe Jandarma Komutanlığında, 10/04/2006-03/07/2008 tarihleri arasında ise Yeşilyurt İlçe Jandarma Komutanlığında Jandarma Asayiş Tim Komutanı Yardımcısı olarak görev yaptığı, görev yaptığı süre içerisinde A. S. hakkında 24/02/2008 tarihinde isimsiz ve imzasız mektup ile yapılan şikayet konuları ile ilgili Malatya İl Jandarma Komutanlığınca idari tahkikat başlatıldığı, ihbar mektubunda isim ve imza bulunmadığı, tahkikat kapsamında 03/03/2008 tarihinde ifade veren A. S.'nın kendisi hakkındaki ihbar mektubunda iddia edildiği gibi her gün farklı bir bayanın evine gelip gittiği iddiasını reddettiği, beyanları alınan İlçe Jandarma Komutanı vekili S. E., Merkez Karakol Komutanı C. B. ve Asayiş Tim Komutanı M. D.'ın da ihbar mektubunda yer alan hususların doğru olmadığı yönünde ifadelerinin alındığı, İstihbarat Şube Müdürü H. Y. tarafından 07/03/2008 tarihli vak'a kanaat raporunda personelin uyarılmasının faydalı olacağı hususunun değerlendirildiği ve herhangi bir suç unsuruna rastlanmadığının belirtildiği; A. S. hakkında "Siyasi Faaliyette Bulunmak" suçundan Malatya 2. Ordu Komutanlığı Askeri Savcılığınca adli soruşturma başlatıldığı, bu soruşturma öncesi İstihbarat Şube Müdürü H. Y. tarafından A. S.'nın 31/03/2008 tarihinde ifadesinin alındığı, A. S.'nın ifadesinde Fethullah Gülen grubu ile ilgili olarak ayrıntılı beyanlarda bulunarak bu Grup içerisinde faaliyet gösteren 6 askeri personelin isimlerini verdiği, Grup içerisinde kaldığı dönemde neler yaptığını ayrıntılı olarak anlattığı; Malatya İl Jandarma Komutanı olan M. Ü. tarafından A. S.'nın 28/04/2008 tarihinde ifadesinin alındığı, A. S.'nın ifadesinde Fethullah Gülen grubu ile ne şekilde irtibata geçtiğini, grubun büyük bir tehdit olduğunu anlayarak durumu İl Jandarma Komutanına anlattığını, İl Jandarma Komutanı tarafından söz konusu grubun faaliyetlerini takip ve bu Grupla irtibatlı askeri personelin tespiti hususunda kendisine talimat verildiğini, Z. Yayınevi cinayeti ile İl Jandarma Komutanının Fethullah Gülen grubu tarafından irtibatlandırılmaya çalışıldığı hususunu da İl Jandarma Komutanına ilettiğini, bu Grupla iltisaklı bazı personelin tespit edilmesine katkıda bulunduğunu, Grup içerisindeki bir öğretmenin kendisini tehdit de ederek cinayet ile İl Jandarma Komutanını irtibatlandıracak şekilde mektup yazmasını istediğini, bu tehditten sonra bilgisayarının çalındığını, kendisi hakkında sahte ihbar mektupları gönderildiğini beyan etmesi üzerine sanık M. Ü. tarafından İl Jandarma Komutanı sıfatıyla sanık A. S. hakkında "Siyasi Faaliyette Bulunmak" suçu ile ilgili olarak vak'a kanaat raporu düzenlendiği, bu raporda sanığın cezalandırılmasının bu Grupla iltisaklı olanların Gruptan ayrılmalarına engel olabileceği değerlendirilmesinin yapıldığı ve dosyanın 2. Ordu Komutanlığı Askeri Savcılığına gönderildiği, Askeri Savcılık tarafından da A. S.'nın ifadesinin alındığı, benzer beyanlarda bulunduğu; Askeri Savcılık tarafından H. Y.'in de tanık olarak beyanının alındığı, alınan tanık beyanının sanık A. S.'nın beyanlarını doğrular nitelikte olduğu, dönemin İl Jandarma Komutanlığı Personel Şube Müdürü M. A. T. ve Asayiş Şube Müdürü olan İ. A.'nun beyanlarının alındığı, birbiriyle benzerlik taşıyan her iki tanık ifadesinde sanık M. Ü.'in çalışma yönteminin askeri teamüllere uygun olmadığı hususunun ön plana çıkartıldığı, M. Ü.'in de tanık sıfatıyla ifadesinin alındığı; 2. Ordu Komutanlığı Askeri Savcılığının 19/12/2008 tarih ve 2008/328 Esas - 2008/29 Karar sayılı kararı ile A. S. hakkında "İl Jandarma Alay Komutanı olan J.Kur.Alb.M. Ü.'in istihbari bilgi toplaması amacıyla ve onun kontrolünde ve bilgisi dahilinde Fetullah Gülen cemaati ile ilişkiye girdiği, tanık beyanlarınca da bu hususun doğrulandığı" gerekçesiyle "Siyasi Faaliyette Bulunmak" suçundan kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği; Sanık A. S.'nın Z. Yayınevi cinayetinin olduğu tarihte Malatya İl Jandarma Komutanlığına bağlı olarak Yeşilyurt İlçe Jandarma Komutanlığı emrinde görev yapmasına rağmen Z. Yayınevi cinayeti ile herhangi bir ilgisi veya irtibatı bulunduğu hususunun iddia edilmediği, sanık A. S.'nın hakkında mevcut soruşturma başlatıldıktan sonra İstanbul Emniyet Müdürlüğü TEM Şube Müdürlüğünde alınan 01/07/2011 tarihli ifadesinde de yukarıda özetlenen ifadeleri doğrultusunda beyanda bulunduğu, aynı gün (daha sonradan FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü ile iltisaklı bulunduğundan bahisle HSYK tarafından ihraç kararı verilen) dönemin İstanbul C.Savcısı Cihan Kansız tarafından ifadesinin alındığı, aynı gün alınmasına rağmen savcılık ifadesinde M. Ü. tarafından tehdit edildiğini, korkması nedeniyle 2. Ordu Savcılığında yalan beyanda bulunduğunu, bu ifade üzerine hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini beyan ettiği, oysa hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmeden önce İl Jandarma Komutanı M. Ü. tarafından hazırlanan vak'a kanaat raporunda sanık A. S.'nın verdiği bilgilerin öneminden bahsedildiği ve siyasi faaliyette bulunmaktan dolayı hakkında işlem tesis edilmesinin belirtilmediği, dolayısıyla sanık A. S.'nın İstanbul C.Başsavcılığında 01/07/2011 tarihinde alınan beyanının doğru olarak kabul edilemeyeceği, bilahare kovuşturma aşamasında da daha önceki beyanları doğrultusunda savunma yaptığı, 15/07/2016 tarihinde iddia edilen FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü tarafından gerçekleştirilen ve başarılı olamayan darbeye teşebbüs girişiminin de sanık A. S.'nın Fethullah Gülen grubu ile ilgili olarak 2008 yılında verdiği bilgilerin ne kadar önemli ve doğru olduğunu gösterdiği, bu nedenle iddianamedeki "cinayet sonrası medyada M. Ü. ve H. Y.'in cinayeti azmettiren kişiler olduğuna dair haberler çıkması üzerine bu kişilerin Jandarma Genel Komutanlığına karşı kendilerini temize çıkarmak için A. S.'dan Fethullah Gülen grubu ile ilgili olarak gerçeğe aykırı beyanlar aldıkları" yönündeki kabulün dosya kapsamı, sanık A. S.'nın aşama beyanları, dinlenen tanık anlatımları dikkate alındığında doğru olmadığının kabul edilmesi gerektiği, sanık A. S. hakkında memuriyet ahlakına yakışmayacak hareketlerde bulunduğuna ilişkin isimsiz ve imzasız bir mektubun, daha önce irtibatlı olduğu sonradan FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü olarak isimlendirilen Fethullah Gülen grubu tarafından "cemaatten ayrıldığı için" gönderilmiş olma ihtimalinin hayatın olağan akışına daha uygun olduğu, ancak bu hususun yargılama aşamasında kesin olarak ispatlanamadığı, Z. Yayınevi cinayeti dahil kamuoyunda Ergenekon, Balyoz, Askeri Casusluk, Poyrazköy, H. D. gibi davalarda da sıklıkla yapıldığı gibi sanık A. S. ile ilgili olarak da isimsiz ve imzasız bir mektup gönderilerek hakkında idari tahkikat başlatılmasına sebebiyet verildiğinin kabul edilmesi gerektiği, kaldı ki Askeri Savcılık tarafından ifadesinin alındığı sırada İl Jandarma Komutanı olan sanık M. Ü.'in emekli olması nedeniyle sanık A. S.'nın M. Ü.'in tehdidi ile bu şekilde ifade verdiği hususunun da kabulünün mümkün bulunmadığı hususları birlikte değerlendirildiğine; 08/06/2012 tarihli iddianame ile sanık A. S.'nın Ergenekon Terör Örgütü içerisinde kurulan TUSHAD isimli örgütün 3. Bölge Malatya ili hücre yapılanmasına bilerek ve isteyerek yardım etmek suretiyle örgüt üyesi olduğundan bahisle "Örgüt İçindeki Hiyerarşik Yapıya Dahil Olmamakla Birlikte Örgüte Bilerek ve İsteyerek Yardım Etmek Suretiyle Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak" suçunu işlediğine ilişkin her türlü şüpheden uzak, mahkumiyetine yeter, kesin ve inandırıcı deliller elde edilemediğinin,
"İddia edilen TUSHAD (Türkiye Ulusal Strateji ve Hareket Dairesi) Silahlı Terör Örgütü’nün varlığının değerlendirilmesi" başlığı altında yapılan değerlendirme sonucunda sadece İ. Ç.'ın beyanlarında geçen, sanık A. H. T. tarafından iddia edilen Ergenekon Terör Örgütü bünyesinde TSK içerisinde gizli bir şekilde kurularak faaliyete geçirilen TUSHAD (Türkiye Ulusal Stratejiler ve Hareket Dairesi) isimli bir oluşumun var olduğuna ilişkin hiçbir somut delil elde edilemediği, böyle bir örgütün var olduğunun dosya kapsamında dinlenen sanıklar veya tanıklarca da doğrulanmadığı, 08/06/2012 tarihli iddianamede bu örgütün var olduğunun delili olarak gösterilen delillere de yukarıda izah edildiği üzere itibar edilmediği hususları birlikte değerlendirildiğinde; TUSHAD (Türkiye Ulusal Stratejiler ve Hareket Dairesi) isimli bir örgütün var olduğu ve Z. Yayınevi cinayetlerinin bu örgüt tarafından işletildiğine ilişkin delil elde edilemediği sonuç ve kanaatine varıldığı gözetilerek sanık A. S.'nın varlığı mahkemece kabul edilmeyen Ergenekon Terör Örgütü bünyesinde TSK içerisinde gizli bir şekilde kurularak faaliyete geçirilen TUSHAD (Türkiye Ulusal Stratejiler ve Hareket Dairesi) isimli örgütün 3. Bölge Malatya ili hücre yapılanmasına bilerek ve isteyerek yardım etmek suretiyle "Örgüt İçindeki Hiyerarşik Yapıya Dahil Olmamakla Birlikte Örgüte Bilerek ve İsteyerek Yardım Etmek Suretiyle Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak" suçunu işlediğine ilişkin her türlü şüpheden uzak, mahkumiyetine yeter, kesin ve inandırıcı deliller elde edilemediği şeklinde tespit ve değerlendirmesinin yapıldığı,
6-Sanıklar E. G., S. G., A. Y., H. Ç. ile C. Ö.'in "Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini Ortadan Kaldırmaya veya Görevini Yapmasını Engellemeye Teşebbüs Etme" suçu yönünden eylemlerinin;
Sanıklar E. G., H. Ç., C. Ö., S. G. ve A. Y.'ın hangi eylemlerinin tam olarak "Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini Ortadan Kaldırmaya veya Görevini Yapmasını Engellemeye Teşebbüs Etme" suçunu oluşturduğunun iddianamede açıklanmadığı, yine mahkemece kabul edildiği üzere iddia edilen Ergenekon Silahlı Terör Örgütüne bağlı olarak kurulan TUSHAD isimli bir örgütün var olmadığı sonucuna varıldığı, var olduğu tespit edilemeyen bir örgütün üyeleri ve yandaşları tarafından 5237 Sayılı TCK’nın 312/1 maddesine göre "Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini Ortadan Kaldırmaya veya Görevini Yapmasını Engellemeye Teşebbüs Etme" şeklinde değerlendirilebilecek eylem ve faaliyetlerde bulunmasının da fiilen mümkün görülmediği, 5237 Sayılı TCK’nın 312. maddesinin terör örgütü sayılan veya herhangi bir örgütle bağlantılı olan veya örgüt adına işlenmesi halinde suçun örgüt faaliyeti içerisinde işlendiği kabul edilecek ve suçun oluştuğu söylenebilecektir. Sanıklar E. G., H. Ç., C. Ö., S. G. ve A. Y.'ın Z. Yayınevi cinayetlerinde aktif olarak rol alarak cinayeti gerçekleştirmiş olmalarının da tek başına müsnet "Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini Ortadan Kaldırmaya veya Görevini Yapmasını Engellemeye Teşebbüs Etme" suçunu işledikleri anlamına gelmediği, Hükümetin ortadan kaldırılması veya görevini kısmen de olsa yapamaz hale getirilmesi amacıyla cebir ve şiddetle eylemde bulunulması halinde suçun oluşacağı, bu anlamda amaca yönelik olarak icrasına başlanan hareketin, amaca yönelik tehlike oluşturmaya uygun ve elverişli bulunmasının gerektiği, bu kapsamda sırf gayrimüslim ve misyoner oldukları için maktullerin hunharca sanıklar tarafından katledilmiş olmaları eylemi ile Türkiye Cumhuriyeti Hükümetinin ortadan kaldırılmaya çalışıldığı veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs edildiğinin kabul edilemeyeceği, fiili olarak da bu cinayetin işlenmesinden sonra Hükümetin görevini kısmen de olsa yapamaz hale geldiğinin de söylenemeyeceği, tüm bu nedenlerle sanıklar E. G., H. Ç., C. Ö., S. G. ve A. Y.'ın "Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini Ortadan Kaldırmaya veya Görevini Yapmasını Engellemeye Teşebbüs Etme" suçunu işlediklerine ilişkin her türlü şüpheden uzak, mahkumiyetlerine yeter, kesin ve inandırıcı deliller elde edilemediği şeklinde tespit ve değerlendirmesinin yapıldığı,
7-Sanık L. E. G. in, iddia edilen Terör Örgütüne Üye Olmak suçu yönünden eylemlerinin;
Sanık L. E. G.'in Malatya İl Jandarma Komutanlığı nezdinde kayıtlı haber elemanı olarak görev yapmadığı, MİT Müsteşarlığı kayıtlarında da teşkilat bünyesinde haber elemanı olarak görev yaptığına ilişkin herhangi bir kayda rastlanmadığının belirlendiği, Mersin Emniyet Müdürlüğü TEM, KOM ve İstihbarat Şube Müdürlüğü bünyesinde de haber elemanı olarak kullanılmadığı, Mersin İl Jandarma Komutanlığı nezdinde kayıtlı haber elemanı olarak görev yapmadığı, bu kapsamda sanık L. E. G.'in misyonerler içerisine istihbarat birimleri tarafından yerleştirilmediğinin kesin olarak belirlendiği, sanık L. E. G.'in savunmalarında da belirttiği üzere 2002-2006 yılları arasında misyonerler arasına katıldığı, Hıristiyanlık dinini seçtiği ve bu süre içerisinde aktif olarak misyonerlik faaliyetlerinde bulunduğu, K. Yayınevinin Mersin Şubesinde çalıştığı, K. Yayınevinin Malatya'da şube açması üzerine Malatya'ya da zaman zaman gelip gittiği, Malatya Şubesinde resmi olarak çalıştığı hususunun başta tanık H. Ö.'in beyanları ve sanık H. Y.'nin savunması olmak üzere diğer delillerle doğrulanamadığı, Malatya'ya gelip gittiği süre içerisinde K. Yayınevi Malatya Şubesinde çalışan H. Y. ile de görüşmeler yaptığı, sanığın misyonerler arasında bulunduğu dönem içerisinde sanık İ. Ç.'ın da misyonerlik faaliyetleri yapması ve her iki sanığın da Tarsuslu olmaları nedeniyle tanıştıkları ve irtibatları bulunduğu, Taraf Gazetesi Yazı İşleri Müdürlüğüne gelen ihbar e-postasında L. E. G.'in adının geçtiği, bu e-maille ilgili olarak yapılan araştırmalarda kaynağına ulaşılamadığı, Malatya C.Başsavcılığının 2014/5423 Soruşturma numaralı dosyası üzerinden yürütülen soruşturma sonucunda şüpheli L. E. G. hakkındaki iddialar ile ilgili olarak Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı gerekçesiyle kamu adına kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği, sanık L. E. G.'den elde edilen dijital materyaller üzerinde kolluk kuvvetleri tarafından gerçekleştirilen inceleme sonucu düzenlenen 28/06/2011 tarihli inceleme ve değerlendirme raporunda Z. Yayınevi cinayeti davasına ilişkin herhangi bir veriye rastlanmadığı, yine iddianamede iddia edilen hususlarla ilgili olarak da herhangi bir verinin tespit edilemediği, cinayetler sonrasında misyonerlik faaliyetlerinden ayrılan L. E. G.'in kurduğu internet sitesi üzerinden belge ve bilgiler yayınladığı, yayınlanan materyaller incelendiğinde daha ziyade haber niteliğindeki belge ve bilgilerin yayınlanmasından ibaret olduğu, yapılan aramalar neticesinde sanıktan elde edilen materyaller arasında Z. Yayınevi cinayeti veya iddia edilen terör örgütü üyeliğine ilişkin herhangi bir belgenin bulunmadığı, dosya arasında yer alan irtibat tespit tutanakları içeriklerine göre sanığın savunmalarında kabul ettiği üzere A. A. ve H. Y. dışındaki sanıklarla bir irtibatı olmadığının belirlendiği, sanık L. E. G.'in misyonerlik faaliyetlerinde bulunması nedeniyle o tarihlerde Mersin İl Jandarma Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürlüğü Terör Olayları Kısım Amirliğinde (ASAF) Jandarma Başçavuş olarak görev yapan A. A.'la birkaç kez görüştüğü, A. A.'la telefon irtibatının da bulunduğu, misyonerliğin de aralarında bulunduğu faaliyetler hususunda istihbari bilgi toplamakla sorumlu ASAF isimli birimde görev yapan A. A.'ın istihbari bilgi toplamak amacıyla L. E. G. ile irtibat kurmasının doğal olduğunun kabul edilmesi gerektiği, A. A. ile yaptığı görüşmelerin başka bir amaçla gerçekleştirildiği hususunda delil elde edilemediği, yine sanığın A. A.'la 2002 yılından beri irtibat halinde olduğunun da HTS raporlarıyla doğrulanmadığı, sanık A. A.'ın iş yerinde yapılan aramada ele geçirilen kasa ödeme fişlerinde de sanık L. E. G.'e herhangi bir ödeme yapılmadığının anlaşıldığı, sanığın Malatya ilindeyken kaldığı bekar evine Z. Yayınevi cinayeti sanığı E. G.'ın V. B. A. tarafından götürüldüğü hususunun da dosya kapsamındaki hiçbir delil ile ispatlanamadığı ve iddia düzeyinde kaldığı, dosyada yer alan ve TUBİTAK Bilgem tarafından düzenlenen 15/07/2013 tarihli dijital analiz raporunda ses kayıtları üzerinde yapılan incelemeler sonucunda söz konusu görüşmelerin sanıklar tarafından yapılmış olma ihtimalini belirleyen skorun ortalama değerlerde çıkması nedeniyle ortam dinlemesinden elde edilen suç unsuru görüşmelerin sanıklar tarafından yapılmış olup olmadığının tespit edilemediğinin belirlendiği, bu hususun ses kayıtları hususunda bilgisi olan diğer sanıklar tarafından da doğrulandığı, İ. Ç.'ın gizli tanık D. U. ve kendi gerçek ismi ile verdiği ifadelerde L. E. G.'den sıkça bahsettiği, bu kapsamda L. E. G.'in Malatya ve Mersin Jandarma İstihbarat Birimleri ile irtibat halinde olduğu yönündeki beyanlarının doğrulanamadığı, L. E. G.'in E. G. ile arkadaş olduğu ve zaman zaman onun bekar evine gittiği yönündeki beyanlarının da dosya kapsamındaki başta E. G.'ın savunmaları olmak üzere diğer deliller ile doğrulanamadığı, sanığın E. G. veya V. B. A. ile bir telefon irtibatının da tespit edilemediği, hatta sanık L. E. G.'in Malatya'ya gelip gittiği dönem içerisinde sabit bir ikametgahı veya evi olduğu hususunun da tespit edilemediği, her ne kadar sanık L. E. G.'in sanık H. Y. ile yoğun şekilde telefon irtibatı mevcut ise de, her iki sanığın birbirini teyit eden beyanlarına göre tanışıklıklarının Z. Yayınevi cinayetinden 3-4 yıl önceye dayandığı, sanık H. Y.'nin de L. E. G. gibi misyonerlerle irtibat kurarak Hıristiyanlık dinini seçtiği, her ikisinin de K. Yayınevinde çalıştıkları, L. E. G.'in Malatya'ya geldiğinde tanık H. Ö.'in beyanları ile de doğrulandığı üzere zaman zaman H. Y.'nin ailesine ait evde kaldığı hususları da birlikte değerlendirildiğinde, aralarındaki yoğun telefon irtibatının örgüt faaliyeti kapsamında yapıldığının kabul edilemeyeceği, kaldı ki yapılan telefon görüşmeleri içeriklerinin de yasal olarak tespit edilmediği, sanığın H. Y. ve M. G. ile irtibatlı olduğu hususunun da ispatlanamadığı, sanığın Malatya İl Jandarma Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürlüğüne bilgi aktardığı yönündeki iddianın da soyut nitelikte kaldığı ve ispatlanamadığı, sanığın Z. Yayınevi cinayeti ile aktif olarak görev aldığının iddianame ile iddia edilmediği, bu hususun dosya kapsamındaki delillerle de doğrulanmadığı, sanığın bir dönem misyonerler arasında bulunması ve Hıristiyanlık dinini seçmiş olmasının da iddia edilen terör örgütü üyesi olduğunun delili olamayacağı,
İddia edilen TUSHAD (Türkiye Ulusal Strateji ve Hareket Dairesi) Silahlı Terör Örgütü’nün varlığının değerlendirilmesi" başlığı altında yapılan değerlendirme sonucunda sadece İ. Ç.'ın beyanlarında geçen, sanık A. H. T. tarafından iddia edilen Ergenekon Terör Örgütü bünyesinde TSK içerisinde gizli bir şekilde kurularak faaliyete geçirilen TUSHAD (Türkiye Ulusal Stratejiler ve Hareket Dairesi) isimli bir oluşumun var olduğuna ilişkin hiçbir somut delil elde edilemediği, böyle bir örgütün var olduğunun dosya kapsamında dinlenen sanıklar veya tanıklarca da doğrulanmadığı, 08/06/2012 tarihli iddianamede bu örgütün var olduğunun delili olarak gösterilen delillere de yukarıda izah edildiği üzere mahkemece itibar edilmediği hususları birlikte değerlendirildiğinde; TUSHAD (Türkiye Ulusal Stratejiler ve Hareket Dairesi) isimli bir örgütün var olduğu ve Z. Yayınevi cinayetlerinin bu örgüt tarafından işletildiğine ilişkin delil elde edilemediği sonuç ve kanaatine varıldığı gözetilerek sanık L. E. G.'in "Ergenekon Terör Örgütü içerisinde kurulan TUSHAD isimli örgütün 1. Bölge Mersin ili hücre yapılanması içerisinde A. A.'a bağlı olarak faaliyet yürüttüğü, kendisine verilen talimatlar doğrultusunda Hıristiyanların arasına girerek homojonize olduğu, İ. Ç. aracılığıyla Mersin ilindeki K. Kitabevine işe girdiği, K. Kitabevinin Malatya ilinde şube açması üzerine yine örgüt talimatları doğrultusunda Malatya iline gelerek burada faaliyetlerine devam ettiği, bu arada A. A. aracılığıyla TUSHAD 3. Bölge Malatya hücre yapılanmasıyla irtibat kurarak M. Ü. ve ekibine bilgi akışı sağladığı, TUSHAD'tan gelen talimatlar doğrultusunda TUSHAD 3. Bölge Malatya hücre yapılanması tarafından planlanarak gerçekleştirilen Z. Yayınevi cinayetinde TUSHAD 1. Bölge elemanı olarak Malatya ilinde bulunduğu süreçte özellikle H. Y., V. B. A., E. G., H. Y. ve M. G. ile irtibat içerisinde faaliyetler yürüterek cinayetin işlenmesinde örgüt üyesi olarak rol oynadığı, bir süre H. Y. ile birlikte Malatya hücre yapılanması adına faaliyet yürüttükten sonra Malatya K. Yayınevindeki çalışmalarına son vererek Mersin iline döndüğü, A. A.'a bağlı olarak ortam hazırlama faaliyetleri kapsamında Ergenekon Terör Örgütünün amaç ve hedeflerine bilerek ve isteyerek hizmet etmeye devam ettiği" iddiaları ile ilgili olarak varlığı mahkemece kabul edilmeyen Ergenekon Terör Örgütü bünyesinde TSK içerisinde gizli bir şekilde kurularak faaliyete geçirilen TUSHAD (Türkiye Ulusal Stratejiler ve Hareket Dairesi) isimli örgütün üyesi olduğuna dair her türlü şüpheden uzak, mahkumiyetine yeter, kesin ve inandırıcı deliller elde edilemediği şeklinde, tespit ve değerlendirmesinin yapıldığı,
8-Sanık H. Y.'nin "Adam Öldürmeye Azmettirme", "Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılmaya Azmettirme", "Yağmaya Teşebbüse Azmettirme", “Terör Örgütünün Yöneticisi Olmak” ve “Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini Ortadan Kaldırmaya veya Görevini Yapmasını Engellemeye Teşebbüs”suçları yönünden eylemlerinin;
Sanık H. Y.'nin 2002 yılında misyonerlerle irtibat kurduğu ve Hıristiyanlık dinini seçtiği, K. Yayınevinde çalışmaya başladığı, K. Yayınevinin Malatya'da şube açması üzerine Malatya'ya gelerek burada çalışmaya devam ettiği, sanığın uzun süredir K. Yayınevinde çalışıyor olması nedeniyle Malatya İl Jandarma Komutanlığı tarafından Malatya Şubesine yerleştirildiğine ilişkin iddianın da dayanaktan yoksun bulunduğu, kendisi gibi Hıristiyanlık dinini seçip misyonerlik faaliyetlerinde bulunan İ. Ç. ve L. E. G. ile bu nedenle tanıştığı, kendisi gibi K. Yayınevinde çalışan L. E. G. ile daha yoğun ve sıkı irtibat içerisinde bulunduğu, her ne kadar sanık L. E. G.'in sanık H. Y. ile yoğun şekilde telefon irtibatı mevcut ise de, her iki sanığın birbirini teyit eden beyanlarına göre tanışıklıklarının Z. Yayınevi cinayetinden 3-4 yıl önceye dayandığı, sanık H. Y.'nin de L. E. G. gibi misyonerlerle irtibat kurarak Hıristiyanlık dinini seçtiği, her ikisinin de K. Yayınevinde çalıştıkları, L. E. G.'in Malatya'ya geldiğinde tanık H. Ö.'in beyanları ile de doğrulandığı şekilde zaman zaman H. Y.'nin ailesine ait evde kaldığı hususları birlikte değerlendirildiğinde, aralarındaki yoğun telefon irtibatının örgüt faaliyeti kapsamında yapıldığının kabul edilemeyeceği, kaldı ki yapılan telefon görüşmeleri içeriklerinin de yasal olarak tespit edilmediği, Z. Yayınevi cinayetinde aktif olarak rol alan sanık E. G.'ın H. Y.yi çalıştığı iş yerine gidip gelmesi nedeniyle tanıdığı, E. G.'ın iş yerinde çalışan maktul N. A. ile doğrudan irtibat halinde olduğu, sanık H. Y.'nin iddia edildiği gibi Malatya İl Jandarma Komutanlığına bağlı haber elemanı olarak görev yaptığının resmi olarak kanıtlanamadığı, H. Y.'ye herhangi bir şekilde haber elemanı olarak ödeme yapılmadığı, bu itibarla sanık İ. Ç.'ın ifadelerinde belirttiği üzere H. Y.'nin yayınevine haber elemanı olarak yerleştirildiği beyanının doğru olmadığının anlaşıldığı; Sanık H. Y.'nin sanıklardan M. G.'ü Jandarma personeli olarak tanıdığı, kendisine Arapça İncil temin ettiği, zaman zaman telefon ile görüştükleri, dosya içerisinde yer alan HTS kayıtlarına göre M. G. ile irtibatının 13/12/2005 tarihinde başladığı, bu tarihin iddianameye göre TUSHAD'ın Malatya hücre yapılanmasının başında bulunduğu iddia edilen M. Ü.'in Malatya iline henüz tayin edilmediği bir zaman dilimine denk geldiği, Malatya İl Jandarma Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürlüğünün istihbarat ödeneği ödenmesine ilişkin kayıtlarından da M. Ü.'in henüz Malatya iline tayini gerçekleşmeden önce 01/02/2005 ve 05/12/2005 tarihlerinde Z. ve K. Yayınevi faaliyetlerine ilişkin olarak istihbari bilgi getiren kişilere ödemeler yapıldığının anlaşıldığı, bir şekilde H. Y. ile irtibat halinde olan M. G.'ün Z. Yayınevi cinayetini doğrudan gerçekleştiren sanıklarla bir irtibatının da tespit edilemediği, sanık H. Y.'nin sanıklardan M. Ü. ve H. Y. ile herhangi bir şekilde, doğrudan veya dolaylı olarak irtibat halinde olduğunun da ispatlanamadığı, bu nedenle sanık M. Ü.'in H. Y. aracılığıyla edinmiş olduğu bilgileri İl Güvenlik Kurulu Toplantılarında gündeme getirdiğine ilişkin kabule de itibar edilemeyeceği, yine sanık H. Y.'nin çalıştığı K. Yayınevindeki faaliyetlere ilişkin olarak Malatya İl Jandarma Komutanlığına istihbari bilgi verdiği hususunun da, haber elemanı olmadığının ispatlanması ve M. G. ile olan irtibatının her iki sanığın ortak beyanlarına göre M. G.'e Arapça İncil temin etmesinden ibaret olmasından dolayı sübut bulmadığı, sanık H. Y.'nin, sanıklardan R. A. ile de doğrudan veya dolayı olarak irtibat halinde olduğunun ispatlanamadığı, her ne kadar sanık E. G. 02/02/2009 tarihli ifadesinde daha önceki ifadelerinde hiç bahsetmediği şekilde "V. B. A.'ın 2006 yılı Ekim ayı içerisinde kendisini H. isimli bir şahısla tanıştırdığını, H. isimli şahsın Z. Yayınevinde çalışan ve ayağı sakat olan H. Y. olduğunu, V. B.'ten korktuğu için daha önce ismini veremediğini, V. B.'in 2006 yılı Ekim ayından Malatya'dan ayrılmasından sonra H. Y. ile bir çok kez görüştüğünü, H. Y. ile telefon üzerinden irtibat kurmadığını, Z. Yayınevi çalışanları ile tanışmanın başka bir yolunu bulması gerektiğini söylediğini, yine "Bülent abinin bunlarla bir mücadelesi var, o gün orada kim varsa hiçbir delil bırakmayacaksınız, onu zamanında Bülent abine söyleyecektin dönüşü yok artık" şeklinde sözler söylediği, Nisan ayının ilk günlerinde H. Y.'nin kardeşi olduğunu zannettiği şahsın kendisine "işin ayın 16'sından 17'sine alındığını" söylediği, suç ortaklarına H. Y.'den bahsettiklerini ve onların H. Y.'yi tanıdıklarını, olay sonrası da kendilerine H. Y. tarafından yardım sözü verildiğini" beyan etmesine rağmen 24/02/2009 tarihinde alınan ifadesinde H. Y. ve V. B. A. tarafından azmettirildiğine ilişkin önceki ifadesinin doğru olmadığını, isim vermesi halinde ciddi anlamda ceza indirimi ile karşılanacağı söylendiği için bu kişilerin ismini verdiğini, bu kapsamda H. Y.'nin ismini insanları Hıristiyanlaştırdığı ve Evangelist yaptığı düşüncesiyle vererek iftirada bulunduğunu ve H. Y.'nin kardeşinin Z. Yayınevinde Hüseyin'in yanında gördüğü için onunla ilgili olarak da bu şekilde beyan verdiğini ifade ettiği, E. G.'ın 05/02/2009 tarihli ifadesinde H. Y.'den diğer suç ortağı arkadaşlarının haberi olduğunu söylemesine rağmen diğer sanıklar H. Ç., C. Ö., S. G. ve A. Y.'ın aşama beyanlarında H. Y.'yi tanıdıklarına ilişkin herhangi bir beyanlarının mevcut olmadığı, bu haliyle sanık E.'nin beyanlarını doğrulamadıkları, yine E. G.'ın 05/02/2009 tarihli ifadesinde H. Y. ile kendisini tanıştırdığının söylediği sanık V. B. A.'ın da aşama beyanlarında, Hüseyin'i E. ile tanıştırdığı yönündeki iddiayı doğrulamadığı, sanık E. G.'ın 05/02/2009 tarihinden yargılamanın bitirildiği tarihe kadar yaklaşık 7 yıllık süre zarfında da sanık H. Y. ile ilgili azmettirici olduğu yönündeki beyanlarını bir daha tekrar etmediği, sanık E. G.'ın beyanlarının dosya kapsamındaki diğer deliller ile de ispatlanamadığı, soruşturma aşamasında tanık olarak dinlenen sanık H. Y.'nin kardeşi olan Y. Y.'nin de E. G.'ın beyanlarını doğrulamadığı ve bu nedenle sanık E.'nin sonradan vazgeçtiği 05/02/2009 tarihli beyanına itibar edilemeyeceği, H. Y. ile V. B. A. arasında da bir irtibat bulunduğu hususunun ispatlanamadığı, aralarında herhangi bir telefon görüşmesi yapmadıkları, sanık V. B. A.'ın E. G. ile H. Y.'yi tanıştırdığı yönündeki iddianın da sadece E. G.'ın mahkemece itibar edilmeyen 05/02/2009 tarihli beyanında geçtiği, bu hususun da sair delillerle ispatlanamadığı, sanık H. Y.'nin R. A. ile irtibat halinde olduğunun da soyut iddia düzeyinde kaldığı ve ispatlanamadığı, K. Yayınevinde çalışan sanık H. Y.'nin daha önce ayağındaki rahatsızlık nedeniyle ameliyat olduğu, ikinci ameliyatı olmak için 14 Nisan 2007 tarihinde İstanbul'a gittiği, 17 Nisan tarihinde ameliyat olduğu, 18 Nisan tarihinde ise sabah saatlerinde uçakla Malatya'ya döndüğü, olay sonrası "Z. Yayınevi" isimli iş yerinden elde edilen Vısıonary marka laptop içerisindeki dijital veriler arasında 17 Nisan tarihinde H. Y.'nin ameliyat olacağına ilişkin kayıt ile H. Y.nin 27/03/2007 tarihinde B. K.'a 17 Nisanda ameliyat olacağını bildirdiğine dair bir iletinin de bulunmasının bu hususu doğruladığı, H. Y.'nin cinayetin gerçekleştirildiği saatlerde Malatya'da bulunduğu ancak yayınevinde olmadığı, sanık H. Y.'nin ameliyat olduğu tarihin cinayetlerin olduğu tarihe denk gelmesi olağan kabul edilmeyerek şüpheli bulunmuş ise de, yukarıda ayrıntılı şekilde izah ve kabul edildiği üzere sanık H. Y.'nin cinayetler ile doğrudan bir bağının tespit edilememiş olması ve ceza hukukunun temel prensiplerinden biri olan mahkumiyetin her türlü şüpheden uzak, kesin ve yeterli delillerle ispatlanması gerektiğine ilişkin temel ilke nedeniyle ameliyat tarihi ile cinayet tarihinin aynı zaman aralığına denk gelmesinin tesadüf olarak kabul edilmesi gerektiği, sırf ameliyat tarihleri ile cinayet tarihi aynı tarihe denk geliyor diye sanığın cinayetlere iştirak ettiğinin kabul edilemeyeceği, kaldı ki Z. Yayınevinden ele geçirilen dijital materyaller içerisinde H. Y.'nin ameliyat olacağı günün çok önceden belli olduğu ve H. Y.'nin ameliyatının iyi geçmesi için topluca dua edilmesinin kararlaştırıldığı, yine iddianamede özellikle E. G.'ın beyanlarına itibar edilerek ve tanık E. Ö.'in beyanı dikkate alınarak sanık H. Y.'nin parayı çok sevdiği iddia edilmiş ise de, H. Y. adına temin edilen banka kayıtlarında cinayet sonrası hesaplarında bir hareketlilik olmadığının tespit edildiği, dosya içerisinde bulunan ve kolluk kuvvetleri tarafından düzenlenen irtibat tespit tutanakları içeriklerine göre sanık H. Y.'nin dava sanıklarından sadece M. G. ve L. E. G. ile telefon irtibatının bulunduğu, diğer sanıklar ile herhangi bir irtibatının bulunmadığının tespit edildiği, dosya arasında yer alan adli ve önleme dinlemelerine ilişkin kayıtlara göre H. Y.'nin telefonları uzun zaman takip altında tutulmasına rağmen (sanık Hüseyin'in telefon numaralarının cinayetlerden önce dinlenmeye başlandığı) dinleme kayıtlarında iddianamedeki kabul doğrultusunda söz konusu cinayetlerle veya iddia edilen terör örgütü ile bir irtibatının tespit edilemediği, dosya içerisinde yer alan 04/02/2009 tarihli dijital inceleme raporunda da iddia edilen suçlarla ilgili bir irtibatına rastlanmadığı,
Sanık H. Y.'nin sanıklar E. G., H. Ç., C. Ö., S. G. ve A. Y. tarafından maktuller T. G., N. A. ve U. Y.'e karşı gerçekleştirilen "Adam Öldürme" ve "Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma" suçları ile "Yağmaya Teşebbüs" suçuna azmettiren olarak katıldığı belirtilerek müsnet bu suçlardan ayrı ayrı cezalandırılmasına karar verilmesi talep edilmiş ise de, yukarıda ayrıntılı olarak izah edildiği üzere sanık H. Y.'nin müsnet suçlara azmettiren olarak katıldığına ilişkin mahkumiyetine yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı deliller elde edilemediği,
Sanık H. Y.'nin "Cebir ve Şiddet Kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs etmek" suçundan cezalandırılması talep edilmiş ise de,
Sanık H. Y.'nin hangi eyleminin tam olarak "Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini Ortadan Kaldırmaya veya Görevini Yapmasını Engellemeye Teşebbüs Etme" suçunu oluşturduğunun iddianamede açıklanmadığı, yine ayrıntılı olarak anlatıldığı ve kabul edildiği üzere iddia edilen Ergenekon Silahlı Terör Örgütüne bağlı olarak kurulan TUSHAD isimli bir örgütün var olmadığı sonucuna varıldığı, Hükümetin ortadan kaldırılması veya görevini kısmen de olsa yapamaz hale getirilmesi amacıyla cebir ve şiddetle eylemde bulunulması halinde suçun oluşacağı, bu anlamda amaca yönelik olarak icrasına başlanan hareketin, amaca yönelik tehlike oluşturmaya uygun ve elverişli bulunması gerektiği, bu kapsamda sırf gayrimüslim ve misyoner oldukları için maktullerin hunharca sanıklar E. G., H. Ç., C. Ö., S. G. ve A. Y. tarafından katledilmiş olmaları eylemi ile Türkiye Cumhuriyeti Hükümetinin ortadan kaldırılmaya çalışıldığı veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs edildiğinin kabul edilemeyeceği, fiili olarak da bu cinayetin işlenmesinden sonra Hükümetin görevini kısmen de olsa yapamaz hale geldiğinin de söylenemeyeceği, tüm bu nedenlerle sanık H. Y.'nin "Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini Ortadan Kaldırmaya veya Görevini Yapmasını Engellemeye Teşebbüs Etme" suçunu işlediğine ilişkin her türlü şüpheden uzak, mahkumiyetine yeter, kesin ve inandırıcı deliller elde edilemediği şeklinde, tespit ve değerlendirmesinin yapıldığı,
9-Sanık V. B. A.'ın "Adam Öldürmeye Azmettirme", "Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılmaya Azmettirme", "Yağmaya Teşebbüse Azmettirme", ”Terör Örgütünün Kurucusu ve Yöneticisi Olmak” ve "Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini Ortadan Kaldırmaya veya Görevini Yapmasını Engellemeye Teşebbüs Etme" suçları yönünden eylemlerinin;
Sanık V. B. A. ile ilgili olarak Malatya C.Başsavcılığının (CMK'nın 250. Madde ile Yetkili) 2007/112 Soruşturma nolu dosyası üzerinden yeterli delil bulunamaması nedeniyle atılı suçlardan 05/10/2007 tarihinde ek kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiği, yapılan itirazın reddi ile bu kararın kesinleştiği, E. G.'nin 07/12/2007 ve E. G.'ın 14/11/2008 tarihli beyanları doğrultusunda Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2009/1 Müt. sayılı kararı ile ek kovuşturma yapılmamasına dair kararın kaldırılmasına karar verilerek sanık hakkında 09/04/2009 tarihli iddianame ile müsnet suçları işlediğinden bahisle iddianame düzenlendiği, her ne kadar sanık E. G. 02/02/2009 tarihli ifadesinde daha önceki ifadelerinde hiç bahsetmediği şekilde "V. B. A.'ın 2006 yılı Ekim ayı içerisinde kendisini H. isimli bir şahısla tanıştırdığını, H. isimli şahsın Z. Yayınevinde çalışan ve ayağı sakat olan H. Y. olduğunu, V. B.'ten korktuğu için daha önce ismini veremediğini, V. B.'in 2006 yılı Ekim ayından Malatya'dan ayrılmasından sonra H. Y. ile bir çok kez görüştüğünü, H. Y. ile telefon üzerinden irtibat kurmadığını, Z. Yayınevi çalışanları ile tanışmanın başka bir yolunu bulması gerektiğini söylediğini, yine "Bülent abinin bunlarla bir mücadelesi var, o gün orada kim varsa hiçbir delil bırakmayacaksınız, onu zamanında Bülent abine söyleyecektin dönüşü yok artık" şeklinde sözler söylediğini" beyan etmesine rağmen 24/02/2009 tarihinde alınan ifadesinde H. Y. ve V. B. A. tarafından azmettirildiğine ilişkin önceki ifadesinin doğru olmadığı, isim vermesi halinde ciddi anlamda ceza indirimi ile karşılanacağı söylendiği için bu kişilerin ismini verdiği, bu kapsamda V. B. A.’ın ismini bir çok kişiye haksız yere iftirada bulunduğu düşüncesiyle vererek iftirada bulunduğunu ifade ettiği, E. G.'ın 05/02/2009 tarihli ifadesinde H. Y.'den diğer suç ortağı arkadaşlarının haberi olduğunu söylemesine rağmen diğer sanıklar H. Ç., C. Ö., S. G. ve A. Y.'ın aşama beyanlarında H. Y.'yi tanıdıklarına ilişkin herhangi bir beyanlarının mevcut olmadığı, bu haliyle sanık E.'nin beyanlarını doğrulamadıkları, yine E. G.'ın 05/02/2009 tarihli ifadesinde H. Y. ile kendisini tanıştırdığının söylediği, sanık V. B. A.'ın da aşama beyanlarında Hüseyin'i E. ile tanıştırdığı yönündeki iddiayı doğrulamadığı, sanık E. G.'ın 05/02/2009 tarihinden yargılamanın bitirildiği tarihe kadar yaklaşık 7 yıllık süre zarfında da sanık V. B. A. ile ilgili azmettirici olduğu yönündeki beyanlarını bir daha tekrar etmediği, sanık E. G.'ın beyanlarının dosya kapsamındaki diğer deliller ile de ispatlanamadığı ve bu nedenle sanık E.'nin sonradan vazgeçtiği 05/02/2009 tarihli beyanına itibar edilemeyeceği, H. Y. ile V. B. A. arasında da bir irtibat bulunduğu hususunun ispatlanamadığı, aralarında herhangi bir telefon görüşmesi yapmadıkları, sanık V. B. A.'ın E. G. ile H. Y.'yi tanıştırdığı yönündeki iddianın da sadece E. G.'ın mahkememizce itibar edilmeyen 05/02/2009 tarihli beyanında geçtiği, bu hususun da sair delillerle ispatlanamadığı, sanık V. B. A.'ın E. G.'ın suç ortağı olan diğer sanıklar H. Ç., C. Ö., S. G. ve A. Y. ile bir tanışıklığı ve irtibatının bulunmadığı, E.'nin V. B. A.'ın varlığından diğer suç ortaklarının haberi olduğu yönündeki savunmasının da diğer suç ortakları olan diğer sanıklar H. Ç., C. Ö., S. G. ve A. Y. tarafından doğrulanmadığı, bu sanıkların beyanlarında geçen "M." isimli şahsın sanık V. B. A. olup olmadığı hususunun da tespit edilemediği, bu sanıkların sanık V. B. A.'ı tanımadıkları, sanık V. B. A.'ın 2006 yılı yaz aylarında bir süre Malatya Birlik Gazetesinde çalıştığı, sanık E. G.'ın da aynı dönem içerisinde Malatya Birlik Gazetesinde çalıştığı, her iki sanığın ortak savunmalarına göre tanışıklıklarının burada başladığı, V. B. A.'ın anılan tarihlerde Malatya Birlik Gazetesinde çalıştığının tanıklar H. ÖzP., S. Demir ve Zeki Dağ tarafından da doğrulandığı, yine sanık E. G.'ın da anılan tarihlerde 2-2, 5 ay civarında Malatya Birlik Gazetesinde çalıştığının da tanıklar Zeki Dağ ve S. Demir tarafından doğrulandığı, Malatya Birlik Gazetesinin sahibi olan tanık Zeki Dağ'ın ayrıca sanık V. B. A.'ın E. G.'ın işten çıkış tarihine yakın bir zamanda işe girdiğini beyan ettiği, sanık E. G.'ın bazı beyanlarında V. B. A. ile misyonerlik konusunda konuşmalar yaptıklarını ve V. B. A. ile birlikte bir bekar evine gittiklerini ve V. B. A. tarafından azmettirildiğini söylemiş ise de, daha sonraki beyanlarında bu hususları inkar ettiği, E.'nin bu yöndeki beyanlarının V. B. A. tarafından da doğrulanmadığı, E.'nin V. B. A. ile birlikte gittiği evin L. E. G.'e ait olduğuna ilişkin iddianın L. E. G.'in yukarıda izah edildiği üzere Malatya'da sabit ikametgahının bulunmaması ve V. B. A. ile L. E. G.'in birbirlerini tanıdıklarına yönelik savunmalarının aksine ispatlanamamış olması nedeniyle doğru olmadığının anlaşıldığı, evin nerede olduğu hususunda da E. G.'ın çelişkili ve eksik beyanlarda bulunduğu, yine E.'nin V. B. A. tarafından kendisinin H. Y. ile tanıştırıldığı yönündeki beyanının da sanık H. Y.'nin aşama beyanları ile doğrulanmadığı, sanık V. B. A.'ın da E. G.'ın bu yöndeki beyanlarını kabul etmediği, E. G. ile V. B. A.'ın çalıştıkları Malatya Birlik Gazetesi dışında bir yerde görüştüklerinin de dosya kapsamında yer alan diğer delillerle doğrulanamadığı, sanık V. B. A. elektronik posta adresleri ve HTS raporları ile de söz konusu iddiaların doğrulanamadığı; esasen E. G.'ın olayın azmettiricilerinin H. Y. ve V. B. A. olduğuna ilişkin 02/02/2009 tarihli beyanından 24/02/2009 tarihinde alınan ifadesi ile vazgeçtiği, önceki ifadesinin doğru olmadığını söylediği, mahkemede olayın azmettiricilerini söylemesi halinde ciddi anlamda ceza indirimi ile karşılaşacağı söylenince bu şekilde ifade verdiğini beyan ettiği, yine cezaevinden gönderdiği 23/02/2009 tarihli dilekçesi ile de V. B. A. hakkında söylediklerinin hayal ürünü olduğunu belirttiği, bu nedenle E. G.'ın sonradan vazgeçtiği ve bir daha dile getirmediği V. B. A. ile ilgili beyanlarına itibar edilmediği,
Sanık V. B. A.'ın 2006 yılı Ekim ayında Malatya'dan Adıyaman'a gittiği, o tarihten sonra cinayetlerin işlendiği 18/04/2007 tarihine kadar Malatya'ya döndüğüne ilişkin savunmalarının aksine bir delil elde edilemediği, sanık V. B. A.'ın Adıyaman'da iken 14/02/2007 tarihinde gece saat 01:30 sıralarında Kaleşnikof marka silah, şarjör ve fişeklerle birlikte durumundan şüphelenilmesi üzerine kolluk kuvvetleri tarafından yakalandığı, söz konusu silahın ruhsatsız olduğu, sanığın silahı 10 yaşında bir çocuktan aldığına ilişkin beyanda bulunduğu, sanığın tutuklamaya sevk edildiği, ilk etapta tutuklama isteminin reddine karar verildiği, bilahare itiraz üzerine sanık hakkında yakalama emri düzenlenerek yakalandığı ve tutuklandığı, bu sırada üzerinde yakalanan flaş bellekte dava konusu eylemlere ilişkin herhangi bir veri elde edilemediği, kaldığı otelde ele geçirilen SIM kartın tanık S.B. adına kayıtlı olduğu, tanık olarak alınan beyanında S. B.'ın, V. B. A.'ı tanımadığını ve hatta kendi adına böyle bir hat çıkartıldığından da haberdar olmadığını beyan ettiği, sanık hakkında "6136 Sayılı Yasaya Muhalefet" suçu yönünden Adıyaman 2. Asliye Ceza Mahkemesine açılan kamu davası sonunda 2007/258 Esas - 2009/189 Karar sayılı ilamı ile sanığın "6136 Sayılı Yasaya Muhalefet" suçundan neticeten 4 yıl 2 ay hapis ve 595 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın temyiz edilmeksizin 12/06/2009 tarihinde kesinleştirilerek infaza verildiği, iddianamede sanığın cinayet tarihinde cinayetle ilgisi bulunmadığının anlaşılması için özellikle söz konusu ruhsatsız silahı yakalatarak cinayetin işlendiği tarihte cezaevinde bulunduğu iddia edilmiş ise de, sanığın daha basit ve az ceza gerektiren bir suç işleyerek de cezaevine bir şekilde girme ihtimali varken alt sınırı 5 yıl hapis cezası olan bir suç işlemesinin açıklanabilir bir tarafı bulunmadığı, söz konusu silahı kasıtlı olarak yakalattığının da dosya kapsamındaki sair delilerle ispatlanamadığı, Adıyaman 2. Asliye Ceza Mahkemesi dosyasında söz konusu silahın ne şekilde sanığın eline geçtiği hususunun da belirlenemediği, bu nedenlerle sanığın söz konusu silahı kasıtlı olarak yakalattığı yönündeki iddianın varsayım düzeyinde kaldığı, yine bu silahın sanıklardan M. Ü. tarafından V. B. A.'a verildiği yönündeki iddianın da ispatlanamadığı,
Sanık V. B. A.'ın Adıyaman E Tipi Kapalı Cezaevinde bulunduğu süre içerisinde sanık E. G.'ın kendisi ile cezaevinde görüştüğü iddiasının cezaevi ile yapılan yazışmalar sonucu doğrulanmadığı, E. G.'ın sanığı cezaevinde ziyaret etmediğinin belirlendiği,
Tanık olarak beyanı alınan B. D.'ın V. B. A. tarafından kendisine misyonerlik faaliyetlerinden bahsedilerek cinayeti teklif ettiği yönündeki beyanının soyut iddia düzeyinde kaldığı, tanık B.'ın beyanında adı geçen A. H.'in V. B. A.'ı tanımadığına ilişkin beyanı, daha önce müştekisi V. B. A. olan ve Malatya 1. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılaması yapılan 2007/7 Esas - 2008/407 Karar sayılı dava dosyasında tanık B. D.'ın sanık olarak yargılandığı ve V. B. A.'a karşı gerçekleştirdiği "Yağma" ve "Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma" suçlarından sonuç olarak 15 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği ve bu kararın kesinleşmesi üzerine B. D.'ın tanık olarak beyanının alındığı tarih itibariyle bu cezasını infaz etmek üzere cezaevinde bulunduğunun belirlendiği, bu kapsamda V. B. A. ile B. D. arsında husumet bulunduğunun kabul edilmesi gerektiği, yine tanık B. D.'ın kullandığını iddia ettiği telefon numaraları ile V. B. A. ile bir iletişimi bulunmadığı hususunun da tespit edildiği anlaşılmakla tanık B. D.'ın beyanlarına itibar edilmediği,
Tanık olarak dinlenen E. Ö.'in V. B. A.'ın Ergenekon davası sanığı V. K. ile bağlantısı bulunduğu, ondan emir aldığı ve Z. Yayınevi cinayeti ile irtibatlı olduğu yönündeki beyanlarının da dosya kapsamında yer alan diğer delillerle ispatlanamadığı, soyut nitelikte olduğu, Z. Yayınevi cinayetinden çok uzun zaman sonra bu şekilde beyanlarda bulunulmasının da anlamlı kabul edilmediği, tanık E. Ö.'in 12/01/2006 tarihinde gerçekleştirdiği "Yağma" eylemi nedeniyle cezalandırılmasına karar verildiği, 26/01/2006 tarihinde tutuklandığı ve Z. Yayınevi cinayetlerinin işlendiği tarihte cezaevinde bulunduğunun belirlenmesi nedeniyle de beyanlarına itibar edilmesinin mümkün bulunmadığı, bu şahsın HTS kayıtlarına göre de Malatya ilinde uzun süreli olarak bulunmadığı, sadece İstanbul'dan Bingöl'e giderken Malatya ilinden geçiş sırasında cep telefonunu kullanıldığının anlaşıldığı gözetilerek tanık E. Ö.'in beyanlarına itibar edilmediği,
Tanık olarak dinlenilen O. K.'ın V. B. A. ile Adıyaman E Tipi Kapalı Cezaevinde aynı koğuşta bir süre kaldıklarını, V. B. A.'ın Z. Yayınevi cinayeti ile ilgili olarak kendisinin yönlendirici güç olduğunu, V. K. ile irtibatlı olduğunu, gençleri örgütleyip psikolojik olarak hazırlayarak Z. Yayınevi cinayetini işlettiğini söylediği yönündeki beyanlarının dosya kapsamındaki diğer delillerle ispatlanamadığı, tanık O. K.'ın Adıyaman E Tipi Kapalı Cezaevinde "PKK Örgüt Üyeliği" suçundan hükümlü olarak cezasını infaz ettiği, resmi kayıtlara göre V. B. A. ile tanık O. K.'ın 2008 yılı Kasım ve Aralık aylarında aynı cezaevinde kaldıkları, ancak oda yerleştirme tutanaklarına göre aynı odada kalmadıklarının belirlendiği anlaşılmakla O. K.'ın beyanlarını kısmen doğrulayan tanık M. Y. ile tanık O. K.'ın beyanlarına itibar edilmediği,
Tanık olarak dinlenen E. G.'nin Adıyaman E Tipi Kapalı Cezaevinde V. B. A. ile 2-3 ay aynı koğuşta kaldıkları, daha önce tanışıklıkları bulunduğu, Ergenekon sanıkları ile irtibat içerisinde olduğu, misyonerlik faaliyetinde bulunduğu Z. Yayınevinden bahsettiği, E. G.'ın ismini verdiği, bu durumu cezaevi müdürü olan H. A.'ya aktardığı, istihbarattan bir kişiye de V. B. A.'ın anlattıklarını ilettiği, Z. Yayınevi cinayetinin bu tarihten sonra işlendiği, cinayet sonrasında da V. B. A.'ın cinayeti E. G.'a yaptırdığını söylediği yönündeki beyanları ile ilgili olarak yapılan araştırmada tanık E. G.'nin cezaevi 1. Müdürünün odasında İl Jandarma Komutanlığında görevli rütbeli bir personel ile veya İl Jandarma Komutanlığı emrinde görevli herhangi bir personel ile görüşme yaptığı hususunda herhangi bir kayda, bilgiye ve belgeye rastlanmadığı, bu hususun hem Adıyaman İl Jandarma Komutanlığı hem de Adıyaman E Tipi Kapalı Cezaevi Müdürlüğü yazıları ile birbirini teyit eder şekilde doğrulandığı, soruşturma aşamasında tanık olarak beyanı alınan dönemin cezaevi müdürü H. A.'nın da E. G.'nin beyanları ile ilgili olarak bir şey hatırlamadığını ifade ettiği, E. G.'nin 23/03/2007-24/05/2007 tarihleri arasında V. B. A. ile aynı oda da birlikte kaldığı tespit edilmiş ise de, V. B. A. ile ilgili soyut nitelikteki beyanlarının dosya kapsamındaki diğer delillerle ispatlanamaması nedeniyle tanık E. G.'nin beyanlarına itibar edilmediği,
Sanık V. B. A.'ın sanık İ. Ç. tarafından tanınmadığı, İ. Ç.'ın aşama beyanlarında V. B. A.'ı hiç görmediğini beyan ettiği, V. B. A. tarafından da İ. Ç.'ı tanımadığının beyan edildiği, İ. Ç.'ın aşama beyanlarında 2. Çalıştay toplantısını yaptıkları sırada "A." isimli bir şahsın geldiğinin M. Ü.'e söylendiğini, M. Ü.'in M. G.'e "V. B. A. mı" diye sorduğunu, M. G.'ün buna olumlu cevap verdiğini, M. Ü.'in toplantı salonundan çıkarak bu şahısla yaklaşık yarım saat - 45 dakika görüştüğünü beyan etmiş ise de, İ. Ç.'ın 2. Çalıştay toplantısının olduğu tarihin 12/02/2007 olarak söylediği, yukarıda iddia edildiği üzere sanık V. B. A.'ın Ekim 2006 tarihinde Malatya ilini terk ederek Adıyaman'a gittikten sonra cinayetlerin işlendiği tarih olan 18/04/2007 tarihine kadar Malatya'ya döndüğüne ilişkin savunmalarının aksine bir delil elde edilemediği, İ. Ç.'ın beyanlarının 2. Çalıştay toplantısına katıldığını iddia ettiği ve M. Ü.'le aralarında V. B. A. ile ilgili olarak konuşma gerçekleşen M. G. tarafından doğrulanmadığı, M. G.'ün aşama savunmalarında bu toplantılara katılmadığını beyan ettiği, toplantı sırasında gelerek M. Ü.'le görüştüğü iddia edilen sanık V. B. A.'ın bu şekilde bir görüşme yaptığını kabul etmediği, V. B. A. ile M. Ü. arasında bir irtibat bulunmadığının bu sanıkların savunmaları ile doğrulandığı, irtibatları bulunduğu hususunda başkaca bir delile ulaşılamadığı, V. B. A.'ın söz konusu toplantıya geldiği hususunun HTS raporları ile de doğrulanmadığı, M. G.'ün kovuşturma aşamasında alınan savunmasında İstanbul C.Başsavcılığınca alınan ifadesini kabul etmeyerek V. B. A.'ın geldiği hususunda bir tanıklığı bulunmadığını beyan ettiği, sanık M. Ü. tarafından da bu hususun doğrulanmadığı, İ. Ç.'ın V. B. A. ile ilgili beyanları arasında çelişkiler bulunduğu, V. B. A.'ın Çalıştay'ın yapıldığı toplantı odasına girip girmediği ve kendisini görüp görmediği hususunda çelişkili beyanlarda bulunduğu, sanık V. B. A.'ın Malatya İl Jandarma Komutanlığına bağlı haber elemanı olarak kullanıldığına ilişkin resmi bir kayıt bulunmadığı gibi gayri resmi bir bilginin de bulunmadığı, bu nedenle dosya kapsamındaki diğer delillerle ispatlanamayan sanık İ. Ç.'ın bu yöndeki beyanlarına itibar edilemeyeceği sonucuna varıldığı,
Adıyaman E Tipi Kapalı Cezaevinde bulunan sanık V. B. A. tarafından Malatya E Tipi Kapalı Cezaevinde bulunan tutuklu E. G.'a gönderilen 03/02/2010 tarihli mektuba sakıncalı mektup olarak 11/02/2010 tarihinde el konulduğu, mektubun "selamlar E. G. kardeş" diye başladığı, "M. Ü., H. T., H. Yelki, H. U." isimlerinin geçtiği, arka sayfasında bir çizelge bulunduğunun belirlendiği, gönderdiği mektubun mutlaka okunduktan sonra E. G.'a verileceğini bildiği hususunda hiçbir kuşku bulunmayan sanık V. B. A.'ın muhtemelen soruşturmanın seyrini değiştirmek ve daha önce kendisi hakkında azmettirici olduğunu beyan eden E. G.'ı tehdit etmek suretiyle baskı altında tutmak amacıyla bu mektubu gönderdiği, mektup içeriği konusunda önceki ve sonraki beyanları da dikkate alındığında bir tutarlılık bulunmadığı, esasen V. B. A.'ın tüm aşama beyanları arasında çelişkiler bulunduğu, daha önce söylediği şeyleri defalarca reddettiği hususları da birlikte değerlendirildiğinde söz konusu mektuba delil niteliği atfedilmediği,
Sanık H. Y.'nin aşamalarda V. B. A.'ı tanımadığı, yüz yüze hiçbir zaman görüşme yapmadığını beyan ettiği V. B. A.'ın dosyanın diğer sanıkları A. H. T., H. Y., R. A., M. Ç., A. A., A. A., A. G., L. E. G., A. S., K. K. ve M. G. ile de bir irtibatının bulunduğunun iddia edilmediği gibi bu yönde herhangi bir delil de elde edilemediği, İ. Ç.'ın V. B. A. ile ilgili olarak beyanlarının doğru olduğunun kabul edilmesi halinde M. Ü. dışındaki diğer Malatya İl Jandarma Komutanlığı çalışanlarının da bir şekilde V. B. A.'ı tanımaları gerektiği, ancak buna ilişkin herhangi bir beyanın mevcut olmadığı, dosya içerisinde yer alan HTS raporlarının da bu hususu doğruladığı,
Sanık V. B. A.'ın cezai ehliyeti bulunup bulunmadığı yönünden yapılan değerlendirmede; Adli Tıp Kurulu 4. İhtisas Kurulunun 30/12/2011 tarihli raporu ile sanık V. B. A.'ın "Terör Örgütü Yöneticisi Olmak, Örgüt Faaliyeti Çerçevesinde Birden Fazla Şahsın Öldürülmesi, Yağmaya Teşebbüs ve Birden Fazla Kişinin Hürriyetini Engellemek" suçları nedeniyle akıl hastalığı ve zeka geriliği saptanmadığı, suçu işlediği sırada fiilin hukukin anlam ve sonuçlarını idrak etme ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğini ortadan kaldıracak akli arızanın içinde olduğuna delalet edecek herhangi bir tıbbi bulgu ve belgeye rastlanmadığı ve V. B. A.'ın 18/04/2007 tarihinde sanığı bulunduğu suça karşı cezai sorumluğunun tam olduğunun belirlendiği,
Bu itibarla; sanık V. B. A.'ın müsnet suçlara azmettiren olarak katıldığına ilişkin mahkumiyetine yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı deliller elde edilemediği,
İddia edilen TUSHAD (Türkiye Ulusal Strateji ve Hareket Dairesi) Silahlı Terör Örgütü’nün varlığının değerlendirilmesi" başlığı altında yapılan değerlendirme sonucunda sadece İ. Ç.'ın beyanlarında geçen, sanık A. H. T. tarafından iddia edilen Ergenekon Terör Örgütü bünyesinde TSK içerisinde gizli bir şekilde kurularak faaliyete geçirilen TUSHAD (Türkiye Ulusal Stratejiler ve Hareket Dairesi) isimli bir oluşumun var olduğuna ilişkin hiçbir somut delil elde edilemediği, böyle bir örgütün var olduğunun dosya kapsamında dinlenen sanıklar veya tanıklarca da doğrulanmadığı, 08/06/2012 tarihli iddianamede bu örgütün var olduğunun delili olarak gösterilen delillere de yukarıda izah edildiği üzere itibar edilmediği hususları birlikte değerlendirildiğinde; TUSHAD (Türkiye Ulusal Stratejiler ve Hareket Dairesi) isimli bir örgütün var olduğu ve Z. Yayınevi cinayetlerinin bu örgüt tarafından işletildiğine ilişkin delil elde edilemediği, sanığın TUSHAD veya başka bir silahlı terör örgütünün kurucusu ve yöneticisi olduğuna ilişkin hiçbir somut delile ulaşılamadığı, 08/06/2012 tarihli iddianameden önce sanık E. G.'ın kurucusu ve yöneticisi olduğu iddia edilen terör örgütünün de yukarıda ayrıntıları ile izah edildiği üzere var olmadığının mahkemece kabul edildiği, bu itibarla sanık V. B. A.'ın E. G. ile birlikte iddia edildiği şekilde bir terör örgütü kurup yönettiğine ilişkin delillere de ulaşılamadığı, varlığı kabul edilmeyen Ergenekon Terör Örgütü bünyesinde TSK içerisinde gizli bir şekilde kurularak faaliyete geçirilen TUSHAD (Türkiye Ulusal Stratejiler ve Hareket Dairesi) isimli örgütün kurucusu veya yöneticisi olduğuna dair her türlü şüpheden uzak, mahkumiyetine yeter, kesin ve inandırıcı deliller elde edilemediği,
Sanık V. B. A.'ın "Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs etmek" suçundan cezalandırılması talep edilmiş ise de,
Sanık V. B. A.'ın hangi eyleminin tam olarak "Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini Ortadan Kaldırmaya veya Görevini Yapmasını Engellemeye Teşebbüs Etme" suçunu oluşturduğunun iddianamede açıklanmadığı, yine yukarıda ayrıntılı olarak anlatıldığı ve kabul edildiği üzere iddia edilen Ergenekon Silahlı Terör Örgütüne bağlı olarak kurulan TUSHAD isimli bir örgütün var olmadığı sonucuna varıldığı, var olduğu tespit edilemeyen bir örgütün üyeleri ve yandaşları tarafından 5237 Sayılı TCK’nın 312/1 maddesine göre "Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini Ortadan Kaldırmaya veya Görevini Yapmasını Engellemeye Teşebbüs Etme" şeklinde değerlendirilebilecek eylem ve faaliyetlerde bulunmasının da fiilen mümkün görülmediği, 5237 Sayılı TCK’nın 312. maddesinin terör örgütü sayılan veya herhangi bir örgütle bağlantılı olan veya örgüt adına işlenmesi halinde suçun örgüt faaliyeti içerisinde işlendiği kabul edilecek ve suçun oluştuğunun söylenebileceği, sanıklar E. G., H. Ç., C. Ö., S. G. ve A. Y.'ın Z. Yayınevi cinayetlerinde aktif olarak rol alarak cinayeti gerçekleştirmiş olmalarının da tek başına müsnet "Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini Ortadan Kaldırmaya veya Görevini Yapmasını Engellemeye Teşebbüs Etme" suçunun işlendiği anlamına gelmeyeceği, Hükümetin ortadan kaldırılması veya görevini kısmen de olsa yapamaz hale getirilmesi amacıyla cebir ve şiddetle eylemde bulunulması halinde suçun oluşacağı, bu anlamda amaca yönelik olarak icrasına başlanan hareketin, amaca yönelik tehlike oluşturmaya uygun ve elverişli bulunmasının gerektiği, bu kapsamda sırf gayrimüslim ve misyoner oldukları için maktullerin hunharca sanıklar E. G., H. Ç., C. Ö., S. G. ve A. Y. tarafından katledilmiş olmaları eylemi ile Türkiye Cumhuriyeti Hükümetinin ortadan kaldırılmaya çalışıldığı veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs edildiğinin kabul edilemeyeceği, fiili olarak da bu cinayetin işlenmesinden sonra Hükümetin görevini kısmen de olsa yapamaz hale geldiğinin de söylenemeyeceği, tüm bu nedenlerle sanık V. B. A.'ın "Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini Ortadan Kaldırmaya veya Görevini Yapmasını Engellemeye Teşebbüs Etme" suçunu işlediğine ilişkin her türlü şüpheden uzak, mahkumiyetine yeter, kesin ve inandırıcı delillerin elde edilemediği şeklinde tespit ve değerlendirmesinin yapıldığı,
10- Sanık A. H. T.'un "Terör Örgütünün Kurucusu ve Yöneticisi Olmak", "Adam Öldürmeye Azmettirme", "Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılmaya Azmettirme", "İş Yeri Dokunulmazlığını İhlale Azmettirme", "Yağmaya Teşebbüse Azmettirme" ve "Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini Ortadan Kaldırmaya veya Görevini Yapmasını Engellemeye Teşebbüs Etme" suçları yönünden eylemlerinin:
Sanık A. H. T.'un 1989-1992 yılları arasında Tuğgeneral rütbesinde, 1993-1995 yılları arasında Tümgeneral rütbesiyle "Genel Kurmay Başkanlığı Genel Sekreterliği" görevini ifa ettiği, en son olarak 1. Ordu Komutanlığı görevini ifa ederken 2005 yılı Ağustos ayında TSK'dan emekli olduğu, TSK'da görev yaptığı dönem içerisinde hiçbir zaman Özel Kuvvetler Komutanlığı yapmadığı, yukarıda "İddia edilen TUSHAD (Türkiye Ulusal Strateji ve Hareket Dairesi) Silahlı Terör Örgütü’nün varlığının değerlendirilmesi" başlığı altında yapılan değerlendirme sonucunda sadece İ. Ç.'ın beyanlarında geçen, sanık A. H. T. tarafından iddia edilen Ergenekon Terör Örgütü bünyesinde TSK içerisinde gizli bir şekilde kurularak faaliyete geçirilen TUSHAD (Türkiye Ulusal Stratejiler ve Hareket Dairesi) isimli bir oluşumun var olduğuna ilişkin hiçbir somut delil elde edilemediği, böyle bir örgütün var olduğunun dosya kapsamında dinlenen sanıklar veya tanıklarca da doğrulanmadığı, 08/06/2012 tarihli iddianamede bu örgütün var olduğunun delili olarak gösterilen delillere de yukarıda izah edildiği üzere itibar edilmediği hususları birlikte değerlendirildiğinde; TUSHAD (Türkiye Ulusal Stratejiler ve Hareket Dairesi) isimli bir örgütün var olduğu ve Z. Yayınevi cinayetlerinin bu örgüt tarafından işletildiğine ilişkin delil elde edilemediği, sanığın TUSHAD veya başka bir silahlı terör örgütünün kurucusu ve yöneticisi olduğuna ilişkin hiçbir somut delile ulaşılamadığı, varlığı kabul edilmeyen Ergenekon Terör Örgütü bünyesinde TSK içerisinde gizli bir şekilde kurularak faaliyete geçirilen TUSHAD (Türkiye Ulusal Stratejiler ve Hareket Dairesi) isimli örgütün üyesi olduğuna dair her türlü şüpheden uzak, mahkumiyetine yeter, kesin ve inandırıcı deliller elde edilemediği,
Sanık A. H. T.'un Z. Yayınevi cinayetlerinin gerçekleştirildiği 18/04/2007 tarihinde İnönü Üniversitesi Rektörü olan F. H.'nun daveti üzerine "21. YY. Başlangıcında Kuşatılmış Türkiye" konulu bir konferans vermek üzere Malatya'da bulunduğu, İnönü Üniversitesi Rektörlüğü tarafından 2000-2008 yılları arasında İnönü Üniversitesinde Doç. Dr. Ş. F., Ümit Zileli, Prof. Dr. Alpaslan Işıklı, Sabih Kanadoğlu, Tuncay Özkan, Prof. Dr. Nejla Arat, Vural Savaş (2 kez), Orhan Bursalı, Mustafa Balbay, Emk. Org. Kemal Yavuz, Prof. Dr. E. Kongar, Emk. Org. Şener Eruygur, Emk. Org. Çetin Doğan, Prof. Dr. Türkan Saylan, Prof. Dr. Nadim Macit, Prof. Dr. Türkkaya Ataöv (2 kez), Prof. Dr. Ergün Aybars, Prof. Dr. İsmail Yakıt, Emk. Org. Edip Başer, Emk. Org. Doğu Aktulga ve Emk. Org. H. T.'un katıldığı konferansların gerçekleştirildiği, tanık olarak beyanı alınan dönemin rektörü F. H.'nun da sanık A. H. T.'un önceden yapılan planlamaya uygun olarak konferans vermek için konferanstan bir gün önce Malatya iline geldiğini, konferanstan en az 5-6 hafta öncesinde konferans için görüşülmeye başlandığını, 2-3 hafta öncesinde konferans tarihinin netleştiğini, konferans tarihinde herhangi bir değişiklik yapılmadığını, konferans içeriğinde misyonerlikle ilgili bir beyan veya konuşma yapıldığını hatırlamadığını beyan ettiği, cinayetlerin işlendiği tarih itibariyle 2. Ordu Komutanı olarak görev yapan ve dinlenen H. I.'ın da anılan tarihte H. T.'un Malatya'ya geldiğini, kendisini 1974 yılından beri tanıdığını, zaman zaman emrinde de çalıştığını, olaydan 1 gün önce Malatya'ya geldiğini, eşi ile birlikte kendisini karşıladığını, emekli dahi olsa bir Orgeneral Garnizona geldiğinde teamül olarak kendisinin törenle karşılandığını, bu nedenle A. H. T.'un da törenle karşılandığını beyan ettiği, bu beyandan da anlaşılacağı üzere sanık A. H. T.'un Malatya iline yaptığı ziyaret de askeri törenle karşılanmasının olağan dışı bir durum olmadığı, askeri teamüllerin bunu gerektirdiği, 18/04/2007 tarihinde gerçekleştirilen konferansın planlamalarının çok önceden yapıldığı, konferans tarihinin herhangi bir şekilde değiştirilmediği, cinayetlerin işlendiği gün sanık A. H. T.'un Malatya'da olmasının bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiği, sanık A. H. T.'un Z. Yayınevi cinayetlerinin gerçekleştirildiği gün İnönü Üniversitesinde bir konferans vermek amacıyla Malatya ilinde bulunmasının, söz konusu cinayetin A. H. T.'un yöneticisi olduğu iddia edilen örgüt tarafından işlendiğini göstermeyeceği, bilakis söz konusu cinayet iddia edilen TUSHAD örgütü tarafından planlanarak gerçekleştirilmiş olması halinde, bu örgütün yöneticisi olduğu iddia edilen kişinin cinayetin işlendiği şehre gelmiş olmasının da mantıklı bir izahının bulunmadığı, kaldı ki, sanık A. H. T.'un daha önceden planlanan bir konferans için Malatya iline geldiği, Z. Yayınevi cinayetlerinin eylem tarihinin A. H. T.'un Malatya'ya geliş tarihine göre değiştirildiği iddiasının da doğru olmadığı, dosya kapsamına göre cinayeti aktif olarak gerçekleştirilen sanıklar tarafından o tarihlerde kutlanmakta olan "Diriliş Bayramı" nedeniyle yayınevinin kalabalık olabileceğini düşünülerek eylem tarihinin değiştirildiği, A. H. T.'un askeri teamüllere göre dönemin Ordu Komutanı H. I. tarafından karşılanmış olmasının olağan olduğu, bu hususun iddia edildiği gibi halen TUSHAD'ın başında olduğunun delili olarak kabul edilemeyeceği ve A. H. T.'un sanık olarak gösterildiği iddianamede ki diğer sanıklarla herhangi bir irtibatının tespit edilemediği,
İ. Ç.'ın TUSHAD yapılanması kapsamında eğitim aldığını iddia ettiği L. E. ün tanık olarak alınan beyanında; A. H. T.'u ismen tanıdığını, meslek yaşantısı boyunca beraber veya emrinde hiç çalışmadığını beyan etmek suretiyle İ. Ç.'ın bu yöndeki beyanını doğrulanmadığı, Genel Kurmay Başkanlığı'nca da Emekli Orgeneral H. T.'un Genel Kurmay Genel Sekreteri olarak görev yaptığı dönemde Yarbay rütbesinde olan Emekli Tuğgeneral L. E.'ün Genel Kurmay Genel Sekreterliği kuruluşundaki bir kadroya atandırılmadığının resmi olarak belirlendiği, Jandarma Genel Komutanlığınca İ. Ç.'ın Jandarma Genel Komutanlığı bünyesinde görev yapmadığının tespit edildiği ve L. E.'ün Ankara Güvercinlik Jandarma Okullar Komutanlığında eğitmen olarak görev yaptığına ilişkin bir belgeye rastlanmadığının belirlendiği gözetilerek İ. Ç.'ın bu yöndeki beyanlarına itibar edilmediği,
Aynı kapsamda sanık İ. Ç.'ın emekli olmasına rağmen sanık A. H. T.'un TUSHAD isimli yapılanmanın başında bulunmaya devam ettiği yönündeki iddiasına da hayatın olağan akışına aykırı olması ve dosya kapsamındaki delilerle ispatlanamaması nedeniyle itibar edilemediği,
Malatya C.Başsavcılığının 04/03/2015 tarih ve 2014/5423 Soruşturma - 2015/4697 Karar sayılı kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar ile de, hakkında TUSHAD ile ilgili belgelerin kurye olarak İ. Ç.'a getirdiği iddia edilen şüpheli A. E. hakkında atılı suçu işlediği hususunda delil bulunmaması nedeniyle takipsizlik kararı verildiği ve sanık İ. Ç.'ın bu yöndeki beyanlarının bu takipsizlik kararı ile de doğrulanmadığı, İ. Ç.'ın kendisine TUSHAD talimatları getirdiğini iddia ettiği şahsın getirdiği belgelere A. H. T.'un adını ve irtibat için kuryeden aldığı telefon numarası yazmasının da hayatın olağan akışıyla izahının mümkün bulunmadığı, İ. Ç.'ın beyanlarına göre kendisi dışında hiç kimsenin bilemeyeceği şekilde gizli bir örgütlenme olduğunu iddia ettiği TUSHAD'ın kendisine gönderdiği belgelere bu gizlilikle bağdaşmayacak şekilde iddia ettiği ismi ve telefon numarası yazmasının da, daha sonrasında İ. Ç.'ın A. H. T. ile yüz yüze veya telefon vasıtasıyla irtibat kurmaması nedeniyle itibar edilebilir olmadığı,
08/06/2012 tarihli iddianamede; A. H. T.'dan elde edilen 1 nolu CD (ELBA Marka M2-C527-ALI0048 seri numaralı CD) içerisinde yer alan PSİKOLOJİK HAREKAT SEMİNERLER/PSİKOLOJİK HAREKAT SUNULAR/General” isimli alt klasör içinde bulunan “PH 02-2-9.doc” isimli word belgesi ve aynı içeriklere sahip farklı formatta yazılmış “PH 02-2-9.ppt” isimli PowerPoint belgesinin “GİZLİ” gizlilik dereceli dosyalarında misyonerliğe ilişkin konuların yer aldığı belirtilmiş ise de, sanığın savunmalarında söz konusu CD'nin oğlunun evinde ele geçirildiğinin iddia edildiğini ancak arama tutanağında bu CD'nin yer almadığını beyan ettiği, İstanbul Emniyet Müdürlüğünün (TEM) bahse konu CD imajlarının arşiv kayıtlarında bulunmadığının bildirildiği, aynı CD'nin A. H. T.'un sanık olarak yargılandığı İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinin (TMK 10. Maddesi İle Yetkili) kamuoyunda “Ergenekon Davası” olarak bilinen 2009/191 Esas - 2013/95 Karar sayılı dava dosyasına da konu edildiği, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinin söz konusu kararının Yargıtay 16.Ceza Dairesinin 21/04/2016 tarih ve 2015/4672 Esas - 2016/2330 Karar sayılı ilamı ile bozulmasına karar verildiği, bozma gerekçesinde A. H. T.'un ev veya iş yerlerinde arama yapılması suretiyle CMK’nın 161 ve 162 maddelerine muhalefet edilmesi, sanıkların ev veya iş yerlerinde yapılan aramalarda elde edilen dijital medyalara, arama mahallinde imaj alınmadan, sanığa veya müdafiine bir kopyası verilmeden ve yasaya uygun gerekçesi de tutanağa yazılmadan el konulması ve bu şekilde elde edilen delillerin sanık A. H. T. da dahil olmak üzere sanıklar bakımından hükme esas alınması suretiyle CMK’nın 134 ve 217. maddelerine muhalefet edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunun tespit edilmesi ve söz konusu arama yapılırken kamera kaydı ile görüntü kaydı yapılmaması da dikkate alınarak söz konusu CD içeriklerine mahkemece yasal delil niteliğinin atfedilmediği,
A. H. T.'un sanık olarak yargılandığı İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinin (TMK 10. Maddesi İle Yetkili) kamuoyunda “Ergenekon Davası” olarak bilinen 2009/191 Esas - 2013/95 Karar sayılı dava sonunda sanığın mahkumiyetine karar verildiği, ancak temyiz üzerine İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinin söz konusu kararının Yargıtay 16.Ceza Dairesinin 21/04/2016 tarih ve 2015/4672 Esas - 2016/2330 Karar sayılı ilamı ile hükmün bozulmasına karar verildiği anlaşılmakla sanık hakkında açılan kamu davasının "Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini Ortadan Kaldırmaya veya Görevini Yapmasını Engellemeye Teşebbüs Etme" suçu yönünden mükerrer dava niteliğinde bulunduğu, ancak İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinin sanığın bu suçtan cezalandırılmasına yönelik ilamının bozulması nedeniyle bu aşamada davanın mükerrer olduğu nedeniyle CMK'nın 223/7 maddesi uyarınca davanın reddine karar verilmediği, bu suç yönünden aşağıda belirtilecek gerekçelerle beraat kararı verildiği ve Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 21/04/2016 tarih ve 2015/4672 Esas - 2016/2330 Karar sayılı bozma ilamı ile davaya bakacak mahkemenin ret kararı verebileceği,
Dosya arasında bulunan sanık A. H. T.'un iletişimin tespiti tutanaklarında ve kendisinden ele geçirilen dijital veriler üzerinde yapılan incelemelerde iddia edilen suçları işlediğine ilişkin herhangi bir verinin veya konuşmanın yer almadığı,
Sanık A. H. T.'un sanıklar E. G., H. Ç., C. Ö., S. G. ve A. Y. tarafından maktuller T. G., N. A. ve U. Y.'e karşı gerçekleştirilen "Adam Öldürme", "İş Yeri Dokunulmazlığını İhlal", "Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma" suçları ile "Yağmaya Teşebbüs" suçuna azmettiren olarak katıldığı belirtilerek müsnet bu suçlardan ayrı ayrı cezalandırılmasına karar verilmesi talep edilmiş ise de, izah edildiği üzere sanık A. H. T.'un müsnet suçlara azmettiren olarak katıldığına ilişkin mahkumiyetine yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı deliller elde edilemediği,
İddia edilen TUSHAD (Türkiye Ulusal Strateji ve Hareket Dairesi) Silahlı Terör Örgütü’nün varlığının değerlendirilmesi" başlığı altında yapılan değerlendirme sonucunda sadece İ. Ç.'ın beyanlarında geçen, sanık A. H. T. tarafından iddia edilen Ergenekon Terör Örgütü bünyesinde TSK içerisinde gizli bir şekilde kurularak faaliyete geçirilen TUSHAD (Türkiye Ulusal Stratejiler ve Hareket Dairesi) isimli bir oluşumun var olduğuna ilişkin hiçbir somut delil elde edilemediği, böyle bir örgütün var olduğunun dosya kapsamında dinlenen sanıklar veya tanıklarca da doğrulanmadığı, 08/06/2012 tarihli iddianamede bu örgütün var olduğunun delili olarak gösterilen delillere de yukarıda izah edildiği üzere itibar edilmediği hususları birlikte değerlendirildiğinde; TUSHAD (Türkiye Ulusal Stratejiler ve Hareket Dairesi) isimli bir örgütün var olduğu ve Z. Yayınevi cinayetlerinin bu örgüt tarafından işletildiğine ilişkin delil elde edilemediği, sanığın TUSHAD veya başka bir silahlı terör örgütünün kurucusu ve yöneticisi olduğuna ilişkin hiçbir somut delile ulaşılamadığı, varlığı kabul edilmeyen Ergenekon Terör Örgütü bünyesinde TSK içerisinde gizli bir şekilde kurularak faaliyete geçirilen TUSHAD (Türkiye Ulusal Stratejiler ve Hareket Dairesi) isimli örgütün kurucusu ve yöneticisi olduğuna ve Seferberlik Tetkik Kurulu içerisinde bazı birim ve yapıların Beyaz Kuvvetler ve Siyah Kuvvetler adı altında kurumsallaştırdığına dair her türlü şüpheden uzak, mahkumiyetine yeter, kesin ve inandırıcı deliller elde edilemediği,
Sanık A. H. T.'un "Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs etmek" suçundan cezalandırılması talep edilmiş ise de, Sadece İ. Ç.'ın beyanlarında geçen, sanık A. H. T. tarafından iddia edilen Ergenekon Terör Örgütü bünyesinde TSK içerisinde gizli bir şekilde kurularak faaliyete geçirilen TUSHAD (Türkiye Ulusal Stratejiler ve Hareket Dairesi) isimli bir oluşumun var olduğuna ilişkin hiçbir somut delil elde edilemediği gibi, böyle bir örgütün var olduğunun dosya kapsamında dinlenen sanıklar veya tanıklarca da doğrulanmadığı, yine 08/06/2012 tarihli iddianamede bu örgütün var olduğunun delili olarak gösterilen delillere de yukarıda izah edildiği üzere itibar edilmediği hususları birlikte değerlendirildiğinde; TUSHAD (Türkiye Ulusal Stratejiler ve Hareket Dairesi) isimli bir örgütün var olduğu ve Z. Yayınevi cinayetlerinin bu örgüt tarafından işletildiğine ilişkin delil elde edilemediği,
Yukarıda ayrıntılı olarak anlatıldığı ve kabul edildiği üzere iddia edilen Ergenekon Silahlı Terör Örgütüne bağlı olarak kurulan TUSHAD isimli bir örgütün var olmadığı sonucuna varıldığı, var olduğu tespit edilemeyen bir örgütün üyeleri ve yandaşları tarafından 5237 Sayılı TCK’nın 312/1 maddesine göre "Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini Ortadan Kaldırmaya veya Görevini Yapmasını Engellemeye Teşebbüs Etme" şeklinde değerlendirilebilecek eylem ve faaliyetlerde bulunmasının da fiilen mümkün görülmediği, 5237 Sayılı TCK’nın 312. maddesinin, terör örgütü sayılan veya herhangi bir örgütle bağlantılı olan veya örgüt adına işlenmesi halinde suçun örgüt faaliyeti içerisinde işlendiği kabul edilecek ve suçun oluştuğunun söylenebileceği, sanıklar E. G., H. Ç., C. Ö., S. G. ve A. Y.'ın Z. Yayınevi cinayetlerinde aktif olarak rol alarak cinayeti gerçekleştirmiş olmalarının da tek başına müsnet "Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini Ortadan Kaldırmaya veya Görevini Yapmasını Engellemeye Teşebbüs Etme" suçunun işlendiği anlamına gelmeyeceği, Hükümetin ortadan kaldırılması veya görevini kısmen de olsa yapamaz hale getirilmesi amacıyla cebir ve şiddetle eylemde bulunulması halinde suçun oluşacağı, bu anlamda amaca yönelik olarak icrasına başlanan hareketin, amaca yönelik tehlike oluşturmaya uygun ve elverişli bulunmasının gerektiği, bu kapsamda sırf gayrimüslim ve misyoner oldukları için maktullerin hunharca sanıklar E. G., H. Ç., C. Ö., S. G. ve A. Y. tarafından katledilmiş olmaları eylemi ile Türkiye Cumhuriyeti Hükümetinin ortadan kaldırılmaya çalışıldığı veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs edildiğinin kabul edilemez olduğu, fiili olarak da bu cinayetin işlenmesinden sonra Hükümetin görevini kısmen de olsa yapamaz hale geldiğinin de söylenemeyeceği, tüm bu nedenlerle sanık A. H. T.'un "Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini Ortadan Kaldırmaya veya Görevini Yapmasını Engellemeye Teşebbüs Etme" suçunu işlediğine ilişkin her türlü şüpheden uzak, mahkumiyetine yeter, kesin ve inandırıcı deliller elde edilemediği şeklinde tespit ve değerlendirmesinin yapıldığı,
11-Sanık A. A.'ın "Terör Örgütünün Üyesi Olmak", "Adam Öldürmeye İştirak", "Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılmaya İştirak", "İş Yeri Dokunulmazlığını İhlale İştirak", "Yağmaya Teşebbüse İştirak" ve "Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini Ortadan Kaldırmaya veya Görevini Yapmasını Engellemeye Teşebbüs Etme" suçları yönünden eylemlerinin:
Sanık A. A.'ın Jandarma Genel Komutanlığı emrinde Jandarma Başçavuş olarak görev yaptığı, iddia edilen suç tarihleri itibariyle Mersin İl Jandarma Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürlüğü Terör Olayları Kısım Amirliğinde (ASAF) Tim Komutanı olarak 01/09/2003 ve sonrasında görev yaptığı, İ. Ç.'ın Tarsus'lu olduğu ve Tarsus'ta ikamet ettiği, Ceviz Kabuğu isimli programa canlı yayın konuğu olarak katıldıktan sonra Aşırı Sağ Faaliyetler kapsamında misyonerlikle ilgili olarak da istihbarat faaliyeti yürüten sanık A. A.'ın, sıralı amirlerinin talebi doğrultusunda, İstihbarat Şube Müdürü olan M. M. K.'nın görevlendirmesiyle yanında çalıştığı birimin kısım amiri olan S. C. ve Birol Babayiğit ile birlikte Tarsus İlçe Jandarma Komutanlığında İ. Ç. ile irtibat kurduğu, 2004-2007 yılları arasında Mersin İl Jandarma Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürlüğü yapan ve tanık olarak dinlenen M. Murat Karaca'nın yapılan görevlendirme altındaki imzaların kendisine ait olduğunu ve o tarih itibariyle S. C.'ın A. A.'ın çalıştığı birimin kısım amiri olduğunu beyan ettiği, tanık olarak beyanı alınan S. C.'ın ise Mersin İl Jandarma Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürlüğü Terör Kısım Amirliğinde uzun yıllar çalıştığını, İ. Ç.'la yanında A. A. ve Birol Babayiğit olduğu halde irtibat kurduklarını beyan ettiği, yine tanık olarak dinlenen Birol Babayiğit'in de İ. Ç. ile olan görüşmeyi A. A.'ın savunmasında geçtiği şekilde doğruladığı, İ. Ç. ile yapılan 31/01/2005 tarihli görüşmenin kayıt defterine ve personel görev defterine de yazıldığı, İ. Ç.'ın bu görüşmeden sonra Mersin İl Jandarma Komutanlığı bünyesinde haber elemanı olarak kullanılmaya başladığı, 06/06/2005-01/01/2008 tarihleri arasında Mersin İl Jandarma Komutanlığına bağlı olarak haber elemanlığı yaptığı ve bu dönemde kendisine 28/04/2006 tarihinde 50 TL ödeme yapıldığının resmi kayıtlarla belgelendiği, yine İ. Ç.'ın haber elemanı olarak diğer istihbarat birimlerine çalışması neticesinde faydalı olmadığı, verilen görevleri başaramadığı ve kendi menfaatleri doğrultusunda hareket ettiğinden dolayı görevine son verildiği hususunun da resmi kayıtlarla teyit edildiği, A. A.'ın "İ. Ç.'ın haber elemanlığı yaptığına" ilişkin savunmalarının da bu yönüyle doğru olduğu, tanık olarak beyanları alınan B. B. ve S. C.'ın da A. A.'ın bu beyanlarını doğruladıkları, İ. Ç.'ın Ceviz Kabuğu programına 29/01/2005 tarihinde çıktığı dikkate alındığında sanık A. A.'ın bu tarih sonrasında kendisiyle irtibat kurduğuna ilişkin beyanının doğru olduğunu gösterdiği, haber elemanı olarak kullanılan İ. Ç.'ın gerek şahsı adına kayıtlı gerekse Jandarma Genel Komutanlığı adına kayıtlı GSM hatları veya sabit numaralar üzerinden A. A. ile görüşmesinin doğal ve gerekli olduğu, bu nedenle HTS kayıtlarının sanık aleyhine değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı, İ. Ç.'ın söz konusu TUSHAD'a ilişkin bir kısım belgelerin A. A. aracılığıyla kendisine iletildiği, TUSHAD belgeleri arasında yer alan EK-C kısmında iletişim kuracağı kişiler arasında A. A.'ın isminin bulunduğu, kendisinin de yaptığı saha çalışmaları sonucu elde ettiği bilgileri üstlerine iletilmek üzere A. A.'a kapalı zarf içerisinde verdiğine ilişkin beyanlarının da herhangi bir şekilde ispatlanamadığı ve İ. Ç.'ın soyut beyanı olarak kaldığı, İ. Ç.'ın TUSHAD tarafından kendisine gönderildiğini iddia ettiği belgelerin sahte olarak oluşturulduklarının kabul edilmesi nedeniyle bu belgelerin de sanık A. A. aleyhine delil olarak kullanılmasının mümkün bulunmadığı, sanıklardan M. G.'ün sanık A. A. gibi Jandarma Astsubay olması ve istihbarat biriminde çalışması nedeniyle irtibat halinde olmalarının doğal kabul edilmesi gerektiği, A. A. ile M. G. arasındaki görüşmelerin iddia edildiği gibi örgüt kapsamında gerçekleştiğine ilişkin hiçbir delile ulaşılamadığı, görüşme sayısının çokluğunun da aleyhe delil olarak kabul edilmesinin mümkün bulunmadığı, yine M. G. tarafından ilahiyatçı olan ve misyonerlik hususunda da araştırmalar yapan R. A.'ın A. A.'la tanıştırıldığı, bu hususun her üç sanığın savunmaları ile doğrulandığı, sanık A. A.'ın R. A.'la örgüt faaliyetleri kapsamında bir irtibatının bulunduğunun ispatlanamadığı, İ. Ç.'ın R. A.'la görüşürken yanlarında bulunan kişilere ilişkin verdiği bilgiler ile görüşme yaptığı tarihe ilişkin verdiği bilgilerin dosya kapsamında yer alan HTS kayıtları ile doğrulanmadığı, HTS kayıtlarına göre R. A. ile İ. Ç.'ın tanıştıkları tarihin 20/11/2006 olduğunun kabul edilmesi gerektiği, İ. Ç.'ın bu tarihten önce R. A. ile tanıştığına yönelik beyanının HTS raporlarıyla doğrulanmadığı, aynı şekilde sanık A. A.'ın, İ. Ç.'ın beyanlarının aksine M. Ü., H. Y., M. Ç., A. S. ve A. H. T.'la herhangi bir tanışıklığının bulunmadığı, iddianamenin ana omurgasına göre TUSHAD'ın A. H. T. tarafından kurulduğu ve sanık A. A.'ın da bu örgütün üyesi olarak İ. Ç.'a yardımcı olduğu yönündeki iddianın İ. Ç.'ın beyanları dışında sair delilerle doğrulanamadığı, sanık A. A.'ın Z. Yayınevi cinayetinin asli failleri olan E. G. ve diğer sanıklar H. Ç., C. Ö., S. G. ve A. Y. ve olayı azmettiricileri olduğu iddia edilen V. B. A. ve H. Y. ile herhangi bir şekilde tanışıklığı bulunduğu veya bu kişilerle irtibat halinde olduğunun da ispatlanamadığı, isimlerine yer verilen bu sanıkların sanık A. A.'ın savunmalarını bu yönüyle doğruladıkları, İ. Ç.'ın beyanlarının doğru kabul edilmesi halinde sanık A. A.'ın en azından sanıklar M. Ü., H. Y. ve M. Ç. ile irtibat halinde olduğuna ilişkin telefon iletişimi de dahil bir delile ulaşılması gerektiği ancak dosya kapsamında bu yönde herhangi bir delile ulaşılamadığının anlaşıldığı, İ. Ç.'ın L. E. G. ile ilgili olarak A. A.'ın haber elemanı olduğuna ilişkin beyanının da resmi kayıtlarla doğrulanmadığı, bu hususun L. E. G.'in ve A. A.'ın savunmalarında da kabul edilmediği, L. E. G. ile A. A. arasında irtibat bulunduğunun da ispatlanamadığı, dolayısıyla L. E. G.'in A. A. tarafından Malatya Jandarma İstihbarat Birimi ile irtibat kurması için yönlendirildiği bilgisinin de dayanaktan yoksun kaldığı, İ. Ç.'ın L. E. G. ile ilgili bu beyanlarının da doğru olmadığının anlaşıldığı, yine İ. Ç.'ın A. A.'ın kullandığını iddia ettiği iki cep telefonu numarası ile üç sabit telefon numarası yanında üç farklı dahili numarayı hafızasında uzun süre tutarak yıllar sonraki ifadelerinde bu dahili numaralara yer vermesinin de hayatın olağan akışına aykırı bulunarak itibar edilmediği,
Sanık A. A.'ın JİTEM elemanı olduğuna ilişkin İ. Ç.'ın soyut beyanları dışında başkaca bir delil bulunmadığı, sanığın savunmalarında bu iddiayı kesinlikle kabul etmediği, dosya kapsamında da sanık A. A.'ın JİTEM elemanı olduğuna ilişkin hiçbir delile ulaşılamadığı, yine JİTEM ile iddia edilen TUSHAD veya Ergenekon Silahlı Terör Örgütü arasında ne şekilde bir bağ bulunduğunun da beyanlarına itibar edilmeyen İ. Ç.'ın soyut beyanları dışında başka bir delil ile ispatlanamadığı, İ. Ç.'ın mahkemeye sunduğu TUSHAD talimatları ekinde A. A. JİTEM personeli olarak belirtilmiş ise de, sahte olarak oluşturulduğu kanaatine varılarak bu belgelere itibar edilmediği dikkate alınarak belge içeriğindeki bilgiler de sanığın aleyhine olacak şekilde bir değerlendirmeye tabi tutulmadığı,
Sanık A. A.'ın 2006 yılı Temmuz ayı içerisinde Karadeniz Bölgesinde bulunması, iddia edildiği gibi Karadeniz Bölgesinde ki gizli yapılanma ile irtibatlı olduğunu göstermediği, buna ilişkin dosyada herhangi bir delilin bulunmadığı,
Taraf Gazetesi Yazı İşleri Müdürlüğüne gelen ihbar e-postasında L. E. G.'in yanında Abdullah Arıkan isimli bir şahıstan bahsedildiği, bu şahsın açık kimlik bilgilerine ulaşılamadığı, ancak kullandığı iddia edilen 0505 …… numaralı telefonun sanık A. A. adına kayıtlı olduğunun belirlendiği, bu e-maille ilgili olarak yapılan araştırmalarda kaynağına ulaşılamadığı, tanık olarak beyanı alının Taraf Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Eray Özer'in de e-mailin silindiğini ve gönderici bilgileri hakkında herhangi bir bilgisinin olmadığını söylendiğinin tespit edildiği gözetilerek, kaynağı dahi tespit edilemeyen ve silinmiş halde bulunan bu e-postanın sanık A. A. aleyhine delil olarak kabul edilmediği,
Çalıştay ve diğer toplantılara katılarak konuşulan konuların belge ve sunum haline getirilmesine katkıda bulunduğu hususunun da dosya kapsamına dahil edilen somut deliller ile doğrulanmadığı, sanıkla ilgili olarak yapılan aramalarda müsnet suçu işlediğini gösterir delil elde edilemediği, dosyada yer alan ve TUBİTAK Bilgem tarafından düzenlenen 15/07/2013 tarihli dijital analiz raporunda ses kayıtları üzerinde yapılan incelemeler sonucunda söz konusu görüşmelerin sanıklar tarafından yapılmış olma ihtimalini belirleyen skorun ortalama değerlerde çıkması nedeniyle ortam dinlemesinden elde edilen suç unsuru görüşmelerin sanıklar tarafından yapılmış olup olmadığının tespit edilemediğinin belirlendiği anlaşılmakla bu ses kayıtlarının A. A. aleyhine delil olarak değerlendirilmediği,
Sanık A. A.'ın özellikle iş yerinde ele geçirilen dijital materyaller üzerinde yapılan incelemelerde iddianamedeki iddiaları doğrular hiçbir veriye ulaşılamadığının tespit edildiği, iş yerinden ele geçirilen belgeler içerisinde de iddianamedeki iddiaları doğrular hiçbir bilgiye ulaşılamadığı, yukarıda izah edildiği üzere misyonerlik faaliyetlerini takip eden haber elemanlarına ödemeler yapıldığına ilişkin belgeye ulaşıldığı ancak bunun iddia edildiği gibi yüksek meblağlarda olmayıp İ. Ç.'a yapılan 50 TL'lik ödeme gibi küçük meblağlarda olduğu,
Sanık A. A.'ın sanıklar E. G., H. Ç., C. Ö., S. G. ve A. Y. tarafından maktuller T. G., N. A. ve U. Y.'e karşı gerçekleştirilen "Adam Öldürme" ve "Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma" suçları ile "Yağmaya Teşebbüs" suçuna yardım eden olarak katıldığı ve müsnet bu suçlardan ayrı ayrı cezalandırılmasına karar verilmesi talep edilmiş ise de, yukarıda ayrıntılı olarak izah edildiği üzere sanık A. A.'ın müsnet suçlara yardım eden olarak katıldığına ilişkin mahkumiyetine yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delillerin elde edilemediği,
Sanık A. A.'ın "Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs etmek" suçundan cezalandırılması talep edilmiş ise de, daha öncesinde ayrıntılı olarak anlatıldığı ve kabul edildiği üzere iddia edilen Ergenekon Silahlı Terör Örgütüne bağlı olarak kurulan TUSHAD isimli bir örgütün var olmadığı sonucuna varıldığı, var olduğu tespit edilemeyen bir örgütün üyeleri ve yandaşları tarafından 5237 Sayılı TCK’nın 312/1 maddesine göre "Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini Ortadan Kaldırmaya veya Görevini Yapmasını Engellemeye Teşebbüs Etme" şeklinde değerlendirilebilecek eylem ve faaliyetlerde bulunmasının da fiilen mümkün görülmediği, 5237 Sayılı TCK’nın 312. maddesinin terör örgütü sayılan veya herhangi bir örgütle bağlantılı olan veya örgüt adına işlenmesi halinde suçun örgüt faaliyeti içerisinde işlendiği kabul edilecek ve suçun oluştuğunun söylenebileceği, sanıklar E. G., H. Ç., C. Ö., S. G. ve A. Y.'ın Z. Yayınevi cinayetlerinde aktif olarak rol alarak cinayeti gerçekleştirmiş olmalarının da tek başına müsnet "Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini Ortadan Kaldırmaya veya Görevini Yapmasını Engellemeye Teşebbüs Etme" suçunun işlendiği anlamına gelmeyeceği, Hükümetin ortadan kaldırılması veya görevini kısmen de olsa yapamaz hale getirilmesi amacıyla cebir ve şiddetle eylemde bulunulması halinde suçun oluşacağı, bu anlamda amaca yönelik olarak icrasına başlanan hareketin, amaca yönelik tehlike oluşturmaya uygun ve elverişli bulunması gerektiği, bu kapsamda sırf gayrimüslim ve misyoner oldukları için maktullerin hunharca sanıklar E. G., H. Ç., C. Ö., S. G. ve A. Y. tarafından katledilmiş olmaları eylemi ile Türkiye Cumhuriyeti Hükümetinin ortadan kaldırılmaya çalışıldığı veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs edildiğinin kabul edilemeyeceği, fiili olarak da bu cinayetin işlenmesinden sonra Hükümetin görevini kısmen de olsa yapamaz hale geldiğinin de söylenemeyeceği, tüm bu nedenlerle sanık A. A.'ın "Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini Ortadan Kaldırmaya veya Görevini Yapmasını Engellemeye Teşebbüs Etme" suçunu işlediğine ilişkin her türlü şüpheden uzak, mahkumiyetine yeter, kesin ve inandırıcı deliller elde edilemediği şeklinde tespit ve değerlendirmesinin yapıldığı,
12-Sanık M. G.'ün "Terör Örgütüne Üye Olmak", "Adam Öldürmeye Azmettirme", "Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılmaya Azmettirme", "İş Yeri Dokunulmazlığını İhlale Azmettirme", "Yağmaya Teşebbüse Azmettirme" ve "Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini Ortadan Kaldırmaya veya Görevini Yapmasını Engellemeye Teşebbüs Etme" suçları yönünden eylemlerinin:
Sanık M. G.'ün 12/08/2004-01/07/2008 tarihleri arasında Malatya İl Jandarma Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürlüğü emrinde Aşırı Sağ Faaliyetler İstihbarat Tim ve Unsur Komutanı olarak görev yaptığı, çalıştığı dönem içerisinde misyonerlik faaliyetlerinin Aşırı Sağ Faaliyetler kapsamında takip edildiği, bu kapsamda sanık M. G.'ün misyonerlik konusunda istihbarat faaliyetleri yürütmesinin olağan ve hatta zorunlu olduğunun kabul edilmesi gerektiği, yaptığı faaliyetlerinin emir-komuta zinciri içerisinde ve görev talimatlarına uygun olarak gerçekleştirildiği, Malatya ilinde gerçekleşen Z. Yayınevi cinayetinden sonra Malatya ilinde Aşırı Sağ Faaliyetler kapsamında misyonerlik faaliyetlerinin diğer istihbarat örgütleri ile birlikte Jandarma istihbaratı tarafından da takip edildiği ve bu kapsamda M. G. tarafından gerçekleştirilen istihbarat toplama faaliyetinin yasal görev tanım çerçevesinde kaldığının kabul edildiği,
İ. Ç.'ın, sanık M. G.'ün A. A. aracılığıyla R. A.'la birlikte Tarsus'a gelerek kendisi ile görüştüğünü, Malatya'ya ilk gidişinde R. A. ve M. G. tarafından karşılandığını, bilahare H. Y.'in de dahil olmasıyla yemek yediklerini beyan ettiği, sanık M. G.'ün resmi görevlendirme ile R. A.'la birlikte Tarsus ilçesinde İ. Ç.'la görüştüklerini ve İ. Ç. Malatya'ya geldiğinde kendisini karşıladıklarını kabul ettiği, İ. Ç.'la bunun dışında bir irtibatı bulunmadığını savunduğu, sanığın bu savunmasının aksinin dosya kapsamındaki başta sanık R. A.'ın beyanları olmak üzere diğer delillerle doğrulanamadığı, misyonerlik faaliyetlerinin de aralarında bulunduğu Aşırı Sağ Faaliyetler hususunda istihbarat toplamakla görevli sanık Murat'ın resmi görevlendirme ile Tarsus ilçesine giderek İ. Ç.'la görüşmesi, bilahare Malatya İl Jandarma Komutanlığı bünyesinde misyonerlik faaliyetleri hususunda haber elemanı olarak kullanılan İ. Ç.'ı Malatya'ya geldiğinde karşılamasının iddia edildiği gibi silahlı terör örgütü faaliyeti kapsamında değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı, M. G.'ün Tarsus'a resmi görevlendirme ile gitmiş olmasının bu hususu doğruladığı, İ. Ç. Malatya'ya geldikten sonra İstihbarat Şube Müdürü olan H. Y. ile bir araya geldiğinde H. Y.'e bağlı olarak görev yapan M. G.'ün de istihbarat alma amaçlı bir araya gelme esnasında orada bulunmasının doğal olduğu, sanık M. G.'ün İ. Ç.'la tanışmasının A. A. vasıtasıyla olduğu, sanıklar M. G. ve A. A.'ın farklı illerde ancak Jandarma İstihbarat Şube Müdürlükleri ASAF Biriminde çalışmaları nedeniyle tanışıklıklarının ortak savunmalarına göre 2001 yılına dayandığı ve sanık M. G. ile A. A.'ın telefon irtibatlarının bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiği, İ. Ç.'ın 10/01/2007 tarihinde Malatya iline geldiğini iddia ettiği dönemde sanık M. G.'ün Ankara'da kursta olması nedeniyle M. G.'le görüşmesinin mümkün bulunmadığı, sanık M. G. ile İ. Ç.'ın 20/11/2006 tarihinden önce tanıştıkları veya görüştüklerine ilişkin delil elde edilemediği ve İ. Ç.'ın bu yöndeki beyanlarına itibar edilemeyeceği,
Sanık M. G.'ün aşamalardaki savunmalarında iddianamede bahsi geçen Çalıştay toplantılarına katılmadığını beyan ettiği, bu kapsamda İ. Ç.'ın 2. Çalıştay toplantısı olarak isimlendirdiği toplantı da V. B. A.'ın toplantı yapılan yere geldiği ve toplantı salonuna giren sanık M. G.'ün bu şahsın geldiğini toplantı da bulunan M. Ü.'e ilettiği yönündeki beyanının da İ. Ç.'ın bu soyut beyanı dışında sair delillerle doğrulanamadığı, İ. Ç.'ın 2. Çalıştay toplantısının olduğu tarihin 12/02/2007 olarak söylediği, iddia edildiği üzere sanık V. B. A.'ın Ekim 2006 tarihinde Malatya ilini terk ederek Adıyaman'a gittikten sonra cinayetlerin işlendiği tarih olan 18/04/2007 tarihine kadar Malatya'ya döndüğüne ilişkin savunmalarının aksine bir delil elde edilemediği, M. G.'ün aşama savunmalarında bu toplantılara katılmadığını beyan ettiği, toplantı sırasında gelerek M. Ü.'le görüştüğü iddia edilen sanık V. B. A.'ın bu şekilde bir görüşme yaptığını kabul etmediği, V. B. A. ile M. Ü. arasında bir irtibat bulunmadığının bu sanıkların savunmaları ile doğrulandığı, irtibatları bulunduğu hususunda başkaca bir delile ulaşılamadığı, V. B. A.'ın söz konusu toplantıya geldiği hususunun HTS raporları ile de doğrulanmadığı, M. G.'ün kovuşturma aşamasında alınan savunmasında İstanbul C.Başsavcılığınca alınan ifadesini kabul etmeyerek V. B. A.'ın geldiği hususunda bir tanıklığı bulunmadığını beyan ettiği, sanık M. Ü. tarafından da bu hususun doğrulanmadığı, İ. Ç.'ın V. B. A. ile ilgili beyanları arasında çelişkiler bulunduğu, V. B. A.'ın Çalıştay'ın yapıldığı toplantı odasına girip girmediği ve kendisini görüp görmediği hususunda çelişkili beyanlarda bulunduğu, sanık V. B. A.'ın Malatya İl Jandarma Komutanlığına bağlı haber elemanı olarak kullanıldığına ilişkin resmi bir kayıt bulunmadığı gibi gayri resmi bir bilginin de bulunmadığı, gerek sanık M. Ü., gerek sanık V. B. A., gerekse İ. Ç.'ın o toplantıya katıldığını iddia ettiği hiç kimse tarafından bu hususun doğrulanmadığı, bu nedenle dosya kapsamındaki diğer delillerle ispatlanamayan sanık İ. Ç.'ın bu yöndeki beyanlarına itibar edilemeyeceği,
Dosyada yer alan ve TUBİTAK Bilgem tarafından düzenlenen 15/07/2013 tarihli dijital analiz raporunda ses kayıtları üzerinde yapılan incelemeler sonucunda söz konusu görüşmelerin sanıklar tarafından yapılmış olma ihtimalini belirleyen skorun ortalama değerlerde çıkması nedeniyle ortam dinlemesinden elde edilen suç unsuru görüşmelerin sanıklar tarafından yapılmış olup olmadığının tespit edilemediğinin belirlendiği, iddianamede kaliteli bir ses kayıt sistemi kurduğu iddia edilmiş ise de, dosya kapsamında yer alan ses kayıtlarının kaliteli bir sistemle kaydedilmedikleri hususunun bilirkişi raporlarında da belirtildiği, bu nedenle bu iddianın da doğru olmadığı, 23/08/2007 tarihli toplantıya katılmadığının HTS kayıtları ile belirlendiği, zaten bu tarih itibariyle henüz sanığın İstihbarat Şube Müdürlüğündeki görevine de başlamamış olduğu, iddianamede yer verilen ve dezenformasyon faaliyetleri kapsamında hazırlandığı belirtilen belgelerde sanık M. G.'ün doğrudan imzasının bulunmadığı, iddia edildiği şekilde ASAF bünyesinde gerçekleştirdiği faaliyetler ile cinayetin asıl planlayıcılarına ulaşılmasını engellemeye çalışmadığı, söz konusu toplantılara katılmadığı kabul edilen sanığın söz konusu toplantılarda konuşulan konuları belge ve sunum haline getirdiği yönündeki iddiaya da itibar edilemeyeceği,
Sanık M. G.'ün, sanık H. Y.'yi haber elemanı olarak kullandığı ve bu amaçla Z. Yayınevine yerleştirdiğine ilişkin iddianın sanık tarafından kabul edilmediği, iddianın muhatabı olan H. Y. tarafından da doğrulanmadığı, H. Y.'nin haber elemanı olduğunun resmi kayıtlarla teyit edilmediği ve bu kapsamda H. Y.'nin Malatya İl Jandarma Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürlüğünde kayıtlı haber elemanı olmadığının anlaşıldığı, sanık H. Y.'nin M. G.'ün Malatya iline atandığı tarihten çok önce Z. Yayınevinde çalıştığının belirlendiği, H. Y. ile sanık arasındaki irtibatın ortak savunmalarına göre M. G. tarafından Arapça İncil istenmesi nedeniyle başladığı, HTS kayıtlarına göre H. Y. ve M. G. arasındaki irtibatın 13/12/2005 tarihinde başladığı, bu tarihin iddianameye göre TUSHAD'ın Malatya hücre yapılanmasının başında bulunduğu iddia edilen M. Ü.'in Malatya iline henüz tayin edilmediği bir zaman dilimine denk geldiği, her ne kadar haber elemanı olarak kullanılmadığı tespit edilmiş ise de, misyonerlik hususunda istihbarat toplama görevi bulunan sanık M. G.'ün H. Y. ile irtibatını sürdürerek zaman zaman telefon görüşmeleri yapmasının da doğal olarak karşılanması gerektiği, yine iddianamede haber elemanı olarak kullanıldığı yönünde iddialar bulunan L. E. G.'in de sanık M. G.'le bir irtibatının bulunmadığının ve L. E. G.'in haber elemanı olarak kullanılmadığının belirlenmiş olması karşısında bu iddiaların da gerçeği yansıtmadığının anlaşıldığı, sanık M. G.'ün Z. Yayınevi cinayetinden bir gün önce H. Y. ile telefon görüşmesi yaptığının sabit olduğu, bu görüşmenin her iki sanık tarafından H. Y.'nin ameliyatı nedeniyle geçmiş olsun dileklerinin iletildiği bir görüşme olduğunun kabul edildiği, aksine bir delilin dosya kapsamında mevcut olmadığı, cinayetten bir gün önce sanık H. Y.'nin ameliyat olmak üzere İstanbul'da bulunuyor olmasının da bunu doğruladığı,
Sanık M. G.'ün İstihbarat Şube Müdürlüğünde Aşırı Sağ Faaliyetler Biriminde çalışıyor olması nedeniyle 08/01/2007-12/01/2007 tarihleri arasında Ankara Jandarma Okullar Komutanlığı İstihbarat Okulunda Astsubaylara yönelik icra edilen Özel ASAF Kursuna katıldığı, Ankara ilinde resmi olarak gerçekleştirilen ve Aşırı Sağ Faaliyetler ile ilgili olarak istihbarat toplama birimlerinde çalışan Astsubaylara yönelik bu toplantıya sanığın katılmış olmasının da silahlı terör örgütü faaliyeti olarak kabul edilemeyeceği,
İhbar mektuplarının somut olarak tespit edilememesine rağmen, belli bir merkezden hazırlanarak soruşturmanın seyrini değiştirmek ve İ. Ç.'ın beyanlarını güçlendirmek amacıyla gönderildikleri sonuç ve kanaatine varıldığı, esasen kim tarafından hazırlandığı belli olmayan bu ihbar mektuplarının tek başlarına kamu davasının sonuçlandırılması açısından delil nitelikleri bulunmadığı hususunda da hiçbir şüphenin bulunmadığı, ihbar mektuplarında bahsi geçen olgu ve olayların, diğer delillerle desteklenmedikleri sürece doğruymuş gibi kabul edilmelerinin mümkün olmadığı, Kamuoyunda Ergenekon, Balyoz, Askeri Casusluk ve Poyrazköy olarak bilinen bir çok dava da isimsiz ve imzasız ihbar mektuplarının bir şekilde dosyalara dahil edilerek bu ihbar mektupları doğrultusunda işlem yapıldığı hususunun da dosyaya intikal eden ilgili dosyalardan anlaşıldığı, yine kovuşturma aşamasında bu dava dosyalarına gönderilen ihbar mektuplarının İstanbul Emniyet Müdürlüğü TEM Şube Müdürlüğünde 2006 yılında illegal olarak yapılandırılan "C5" isimli şube müdürlerinden oluşan bir büro tarafından hazırladığının da iddia edildiği, bu iddia üzerine İstanbul C.Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosuna müzekkere yazıldığı, müzekkere cevabında; İstanbul Emniyet Müdürlüğü bünyesinde basına yansıdığı kadarıyla oluşturulan "C5" isimli birimle ilgili olarak 2014/40810 Soruşturma sayılı soruşturma dosyasının yürütüldüğü, "C5" isimli birimin İstanbul Emniyet Müdürlüğü bünyesinde oluşturulmayıp İstihbarat Daire Başkanlığı C Şube Müdürlüğü, C2 Büro Amirliği içinde C-5 Bürosu ismiyle dönemin C Şube Müdürü A. F. Y. tarafından oluşturulduğu, 2006 yılı Haziran ayı ile 2012 yılları arasında mevzuat dışı gizli bir birim olarak çalıştığının belirtildiği, tüm bu nedenlerle "Sayın Savcım" ibaresi ile başlayan ve aralarında sanık M. G.'ün de adının bulunduğu ihbar mektubuna itibar edilmediği,
06/12/2010 tarihinde Gölcük Donanma Komutanlığı’nda yapılan aramada ele geçirilen ve sanığın katıldığı ASAF Kursuna ilişkin bilgiler içeren dijital belge ile ilgili olarak kamuoyunda "Balyoz Davası" olarak bilinen İstanbul Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/188 Esas - 2015/143 Karar sayılı dava dosyasında dijital deliller içerisindeki suça konu verilerin sahte olarak oluşturulduğu yönünde kuvvetli şüphe bulunduğu gerekçeleriyle sanıklar hakkında beraat kararı verildiği gözetilerek hükme esas alınmadığı,
Sanık M. G.'ün Z. Yayınevi cinayetinin asli faillerinden olan sanık E. G. ile 03/01/2007-17/04/2007 tarihleri arasında gizliliğe azami derecede riayet etmek suretiyle Telekom Bayilerine ait telefonlar üzerinden görüştüğü iddia edilmiş ise de, her iki sanık tarafından bu iddianın doğrulanmadığı, her ne kadar sanık E. G.'ın Telekom Bayilerinden arandığı hususu HTS raporları ile belirlenmiş ise de arayan kişinin sanık M. G. olduğu hususunda hiçbir delile ulaşılamadığı gibi cinayetten bir gün önce E. G. ve A. Y.'ın aynı Telekom Bayisinden M. G. tarafından arandıkları hususunda da hiçbir delile ulaşılamadığı, her ne kadar iddianamede sanık M. G.'ün arama yapılan saatlerde telefon görüşmeleri yapılan Telekom Bayiine yakın bir yerde (Malatya ilinin en işlek caddelerinden biri olan İnönü Caddesinde) olduğunun HTS raporlarına göre tespit edildiği belirtilmiş ise de, yoğun nüfusun bulunduğu bölgelerde aynı GSM şirketine ait birbirine yakın birden fazla baz istasyonunun bulunabileceği, bir kişinin telefonunun o baz istasyonundan baz almış olmasının baz istasyonuna yakın bir yerde olduğunu göstereceği ancak tam olarak bulunduğu yerin tespitine imkan vermeyeceği, bu itibarla M. G.'ün sanıklar E. G. ve A. Y.'ın arandığı yere göreceli olarak yakın bir yerde olduğu kabul edilmiş ise de, bu hususun tek başına söz konusu aramaları M. G.'ün yaptığı sonucuna ulaştırmayacağı, kaldı ki daha önce aralarında hiçbir irtibat tespit edilemeyen sanıklar E. G. ve A. Y.'ın ilk kez M. G. tarafından aranarak kendilerinin azmettirilmiş olmasının da hayatın olağan akışına uygun düşmediği, her iki sanık tarafından da bu hususun doğrulanmamış olması da dikkate alındığında iddianamedeki bu kabulün varsayıma dayalı olarak yapıldığı sonucuna varıldığı, esasen sanık M. G.'ün E. G. dahil Z. Yayınevi cinayetinin diğer asli failleri ile herhangi bir telefon irtibatının bulunmadığı,
Aynı şekilde A. K. Otelinde misyonerlerce gerçekleştirildiği iddia edilen programı sanık M. G.'ün diğer sanıklar M. Ü. ve H. Y. ile birlikte E. G.'ı takip etmek ve kontrol altında tutmak amacıyla izlettikleri hususunu doğrulayan hiçbir delile de ulaşılamadığı,
Sanık M. G.'ün İstihbarat Şube Müdürlüğünde ve İl Jandarma Komutanlığı emrinde görev yapan üst komutanları veya astları konumunda bulunan diğer sanıklarla sıkı bir irtibatı olmasının doğal olduğu, diğer sanıklarla yaptığı bu kapsamdaki telefon görüşmelerinin yoğunluğunun örgütün varlığının delili olamayacağı gibi örgüt faaliyeti kapsamında yapıldığının da ispatlanamadığı, sanık M. G.'ün görev yaptığı süre içerisinde görev tanımı çerçevesinde diğer Aşırı Sağ Faaliyetler yanında misyonerlik faaliyetleri hususunda da yasal istihbarat faaliyetinde bulunduğu, bu kapsamda İ. Ç.'da dahil olmak üzere haber elemanı olarak kullanılan kişilerle doğrudan irtibat halinde olduğu, istihbarat getiren haber elemanlarına ödemeler yaptığı, ödeme fişlerinde imzasının bulunduğu, bu ödemelerin iddianamede belirtildiği üzere yüksek meblağlarda olmadığı, yapılan ödemelere ilişkin belgelerin de dosya kapsamında mevcut olduğu ve bu belgelerde de bu hususun açıkça anlaşıldığı, bu nedenle gerçekleştirilen ödemelerin rutin ödemeler olduğunun kabul edilmesi gerektiği,
Sanık M. G.'ün iddianamede kabul edilen M. Ü. yönetimindeki TUSHAD Malatya hücre yapılanması kapsamında faaliyette bulunduğu iddiasının da, sanık M. G.'ün M. Ü.'in Malatya iline atanmasından önceki 2 yıllık süre zarfında aynı birimde çalışıyor olması nedeniyle destekten yoksun bulunduğu,
Malatya C.Başsavcılığının 2014/4482 Soruşturma sayılı soruşturma dosyası kapsamında 13/05/2014 tarih ve 2014/4482 Soruşturma - 2014/5066 Karar numaralı kararı ile müştekileri O. U., Y. A. ve Y. U., şüphelileri O. Ö., Ş. T., Y. Y., M. Ç., A. Y., M. Ş., S. B., M. G. ve M. Ü. olan soruşturma dosyası kapsamında "Görevi Kötüye Kullanma", "Tehlikeli Maddeleri İzinsiz Olarak Bulundurma veya El Değiştirme", "Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurma", "Suç İşlemek Amacıyla Kurulan Örgüte Üye Olma" suçlarından müştekilerin soyut iddiaları dışında haklarında kamu davası açılmasına yeterli şüphe oluşturacak delil ve emare elde edilemediğinden kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği ve bu kararın itiraz üzerine kesinleştiği anlaşılmakla tanık olarak dinlenen Y. A.'ın beyanlarına da itibar edilmediği,
Sanık M. Ü.'in ev ve iş yerinde yapılan arama sonucunda elde edilen mektubun sanık M. G. tarafından yazıldığı iddia edilmiş ise de, buna ilişkin herhangi bir delil elde edilemediği,
İddia edilen TUSHAD (Türkiye Ulusal Strateji ve Hareket Dairesi) Silahlı Terör Örgütü’nün varlığının değerlendirilmesi" başlığı altında yapılan değerlendirme sonucunda sadece İ. Ç.'ın beyanlarında geçen, sanık A. H. T. tarafından iddia edilen Ergenekon Terör Örgütü bünyesinde TSK içerisinde gizli bir şekilde kurularak faaliyete geçirilen TUSHAD (Türkiye Ulusal Stratejiler ve Hareket Dairesi) isimli bir oluşumun var olduğuna ilişkin hiçbir somut delil elde edilemediği, böyle bir örgütün var olduğunun dosya kapsamında dinlenen sanıklar veya tanıklarca da doğrulanmadığı, 08/06/2012 tarihli iddianamede bu örgütün var olduğunun delili olarak gösterilen delillere de yukarıda izah edildiği üzere itibar edilmediği hususları birlikte değerlendirildiğinde; TUSHAD (Türkiye Ulusal Stratejiler ve Hareket Dairesi) isimli bir örgütün var olduğu ve Z. Yayınevi cinayetlerinin bu örgüt tarafından işletildiğine ilişkin delil elde edilemediği sonuç ve kanaatine varıldığı gözetilerek sanık M. G.'ün varlığı kabul edilmeyen Ergenekon Terör Örgütü bünyesinde TSK içerisinde gizli bir şekilde kurularak faaliyete geçirilen TUSHAD (Türkiye Ulusal Stratejiler ve Hareket Dairesi) isimli örgütün üyesi olduğuna dair her türlü şüpheden uzak, mahkumiyetine yeter, kesin ve inandırıcı deliller elde edilemediği,
Sanık M. G.'ün sanıklar E. G., H. Ç., C. Ö., S. G. ve A. Y. tarafından maktuller T. G., N. A. ve U. Y.'e karşı gerçekleştirilen "Adam Öldürme", "Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma", "İş Yeri Dokunulmazlığını İhlal" suçları ile "Yağmaya Teşebbüs" suçlarına azmettiren olarak katıldığı ve müsnet bu suçlardan ayrı ayrı cezalandırılmasına karar verilmesi talep edilmiş ise de, yukarıda ayrıntılı olarak izah edildiği üzere sanık M. G.'ün müsnet suçlara azmettiren olarak katıldığına ilişkin mahkumiyetine yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı deliller elde edilemediği,
Sanık M. G.'ün "Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs etmek" suçundan cezalandırılması talep edilmiş ise de, daha öncesinde ayrıntılı olarak anlatıldığı ve kabul edildiği üzere iddia edilen Ergenekon Silahlı Terör Örgütüne bağlı olarak kurulan TUSHAD isimli bir örgütün var olmadığı sonucuna varıldığı, var olduğu tespit edilemeyen bir örgütün üyeleri ve yandaşları tarafından 5237 Sayılı TCK’nın 312/1 maddesine göre "Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini Ortadan Kaldırmaya veya Görevini Yapmasını Engellemeye Teşebbüs Etme" şeklinde değerlendirilebilecek eylem ve faaliyetlerde bulunmasının da fiilen mümkün görülmediği, 5237 Sayılı TCK’nın 312. maddesinin terör örgütü sayılan veya herhangi bir örgütle bağlantılı olan veya örgüt adına işlenmesi halinde suçun örgüt faaliyeti içerisinde işlendiği kabul edilecek ve suçun oluştuğunun söylenebileceği, sanıklar E. G., H. Ç., C. Ö., S. G. ve A. Y.'ın Z. Yayınevi cinayetlerinde aktif olarak rol alarak cinayeti gerçekleştirmiş olmalarının da tek başına müsnet "Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini Ortadan Kaldırmaya veya Görevini Yapmasını Engellemeye Teşebbüs Etme" suçunun işlendiği anlamına gelmeyeceği, Hükümetin ortadan kaldırılması veya görevini kısmen de olsa yapamaz hale getirilmesi amacıyla cebir ve şiddetle eylemde bulunulması halinde suçun oluşacağı, bu anlamda amaca yönelik olarak icrasına başlanan hareketin, amaca yönelik tehlike oluşturmaya uygun ve elverişli bulunması gerekir. Bu kapsamda sırf gayrimüslim ve misyoner oldukları için maktullerin hunharca sanıklar E. G., H. Ç., C. Ö., S. G. ve A. Y. tarafından katledilmiş olmaları eylemi ile Türkiye Cumhuriyeti Hükümetinin ortadan kaldırılmaya çalışıldığı veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs edildiğinin kabul edilemeyeceği, fiili olarak da bu cinayetin işlenmesinden sonra Hükümetin görevini kısmen de olsa yapamaz hale geldiğinin de söylenemeyeceği, tüm bu nedenlerle sanık M. G.'ün "Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini Ortadan Kaldırmaya veya Görevini Yapmasını Engellemeye Teşebbüs Etme" suçunu işlediğine ilişkin her türlü şüpheden uzak somut ve inandırıcı delilin bulunmadığı şeklinde tespit ve değerlendirmesinin yapıldığı,
13- Sanık M. Ç.'ın, "Terör Örgütüne Üye Olmak", "Adam Öldürmeye Azmettirme", "Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılmaya Azmettirme", "İş Yeri Dokunulmazlığını İhlale Azmettirme", "Yağmaya Teşebbüse Azmettirme" ve "Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini Ortadan Kaldırmaya veya Görevini Yapmasını Engellemeye Teşebbüs Etme" suçları yönünden eylemlerinin:
Sanık M. Ç.'ın 26/09/2004-14/08/2005 tarihleri arasında Malatya İl Jandarma Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürlüğü D-2 İstihbarat Unsur Komutanı olarak, 15/08/2005-24/07/2007 tarihleri arasında D-1 İstihbarat Unsur Elemanı olarak görev yaptığı, tayin edilmesi nedeniyle 09/08/2007 tarihinde Diyarbakır İl Jandarma Komutanlığı emrinde göreve başladığı ve 09/08/2007-29/07/2009 tarihleri arasında 1. BÖF İstihbarat Unsur Elemanı olarak görev yaptığı, bu kapsamda Z. Yayınevi cinayeti öncesinde ve sonrasında sanığın misyonerlik faaliyetlerinin de dahil olduğu Aşırı Sağ Faaliyetler biriminde çalışmadığı,
İ. Ç.'ın beyanlarında kendisi ile M. Ç.'ı tanıştıran kişinin R. A. olduğunu, M. Ç.'ın tarihi eser kaçakçılığı ile bağlantılı olarak Tarsus'a geldiğini ve bu konuda kendisi ile görüştüklerini, kendisini "Şeyhmuz" olarak tanıttığını, bu görüşme nedeniyle Malatya'da yüklü miktarda eroin yakalandığını beyan ettiği, bu hususun sanık savunması ve M. Ç. ile birlikte Tarsus'a giden ve tanık olarak dinlenen A. D.'in beyanları ile doğrulandığı, istihbarat biriminde çalışan M. Ç.'ın ismini "Şeyhmuz" olarak belirtmesinin olağan karşılanması gerektiği, M. Ç. ve A. D.'in resmi olarak görevlendirilmek suretiyle Tarsus'a gittikleri ve dönerken İ. Ç.'ı da alarak Malatya'ya getirdikleri, bu hususun o tarih itibariyle sanık M. Ç. ve tanık A. D.'in çalıştığı birimin şube müdürü olarak görev yapan tanık M. G. tarafından da doğrulandığı, Malatya ilinde de tarihi eser kaçakçılığıyla ilgili olarak görüşmeler yapıldığı, bu itibarla M. Ç.'ın Tarsus'a gidişinin ve İ. Ç.'la irtibat kurmasının örgüt faaliyeti kapsamında olmadığı,
İ. Ç.'ın "M. Ç. ile birlikte Malatya'ya geldikten sonra M. Ü.'le görüştüğü, Çalıştay şeklinde yapılan toplantılara zaman zaman M. Ç.'ın da dahil olarak konuşulan konuların belge ve sunum haline getirilmesine katkıda bulunduğu, Z. Yayınevi cinayeti sonrasında 18/04/2008 tarihinde düzenlendiğini iddia ettiği toplantıya da M. Ç.'ın katıldığı" yönündeki beyanlarının, tanık A. D.'in beyanları ve toplantıya katıldığı iddia edilen diğer sanıkların savunmaları ile doğrulanmadığı, İ. Ç.'ın Malatya'ya bu ilk gelişinde diğer sanıklar M. Ü., R. A. ve H. Y. ile bir araya gelmediğinin HTS raporları üzerinde yapılan inceleme sonucundan da anlaşılması karşısında İ. Ç.'ın bu beyanlarına itibar edilmediği,
Sanık M. Ç.'ın Z. Yayınevi cinayetlerine ortam hazırlama kapsamında Malatya iline İncil dağıtımı işini kontrol altında tutmak amacıyla V. Ş.'i kullandığı ve bu kişinin yanına M. Ç.'ı vererek yayınevlerini tehdit ettirdiği iddia edilmiş ise de, sanıklar M. Ç. ve M. Ü.'in savunmalarında bu iddiayı kabul etmedikleri, tanık olarak dinlenen V. Ş.'in iddiaları kısmen doğruladığı, M. Ç. ile V. Ş. arasında yüz yüze veya telefonla irtibat bulunduğunun belirlenemediği, tanık V. Ş.'in beyanlarının çelişkili olduğu, M. Ç.'la gerçekleştirdikleri iddia edilen İncil dağıtımına ilişkin faaliyetlere ilişkin somut bir delil elde edilemediği, V. Ş.'e istihbarat örtülü ödeneği hesabından yüklü miktarda para ödemesi yapıldığı hususunun doğrulanamadığı gibi Malatya İl Jandarma Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürlüğünün haber elemanlarına ödediği toplam rakamın dahi iddia edilen 500 bin TL rakamının mukayese dahi edilemeyecek şekilde altında olduğunun belirlendiği ve iddianın doğru olduğunun sair delillerle ispatlanamadığı, her ne kadar iddia, tanık olarak dinlenilen V. Ş. tarafından kısmen doğrulanmış ise de; Malatya İl Jandarma Komutanlığın 29 Temmuz 2012 tarihli yazısı ile V. Ş.'in 25/09/2003 tarihinde haber elemanı olarak kaydedildiği, şahsın illegal faaliyetlerde bulunduğuna ilişkin duyumlar üzerine, Malatya İl Jandarma Komutanlığınca takibe alındığı ve 22/05/2008 tarihinde yapılan operasyonda yakalanarak gözaltına alındığı, Malatya C.Başsavcılığının 2008/217 Soruşturma numarası ve 2008/112 Esas numaralı soruşturma dosyası kapsamında tutuklanarak Malatya E Tipi Kapalı Cezaevine konulduğu, şahsın 22/05/2008 tarihinde "Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurmak, Suç Örgütüne Üye Olmak, Nitelikli Yağma, Tehlikeli Maddeleri İzinsiz Bulundurmak ve 6136 Sayılı Kanuna Muhalefet" suçlarından tutuklanması ve kendisi ile uzun süre irtibat kurulamaması üzerine 04/12/2008 tarihinde haber elemanlığından çıkartıldığının tespit edilmiş olması ve bu soruşturma kapsamında V. Ş. hakkında Malatya C.Başsavcılığı (CMK'nın 250. Maddesi ile Yetkili) tarafından "Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurmak", "Nitelikli Yağma", "Tehlikeli Maddelerin İzinsiz Olarak Bulundurulması" ve "6136 Sayılı Yasaya Muhalefet" suçlarından Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesine (CMK'nın 250. Maddesi ile Yetkili) 29/08/2008 tarih ve 2008/112 Esas numaralı iddianame ile kamu davası açıldığı, sanığın cezalandırılması yoluna gidildiği, bilahare bu kararın bozulması üzerine Malatya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2011/295 Esas - 2016/222 Karar sayılı ilamı ile "Silahla Yağma" suçundan neticeten 12 yıl hapis, "Ruhsatsız Silah Bulundurmak" suçundan neticeten 1 yıl 6 hapis ve 800 TL adli para cezası, "Tehlikeli Maddeleri İzinsiz Olarak Bulundurmak" suçundan da 3 yıl 6 ay hapis ve 800 TL adi para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği hususları birlikte değerlendirildiğinde olayın üzerinden çok uzun zaman geçtikten sonra V. Ş. tarafından bu iddiaların ileri sürülmüş olması karşısında V. Ş.'in bu yöndeki beyanlarına itibar edilmediği,
Sanık M. Ç.'ın Z. Yayınevi cinayetinin asli faillerinden olan sanık E. G. ile doğrudan bir irtibatının bulunmadığı, bu hususun iddianamede de bu şekliyle yer aldığı ve doğrudan irtibatının bulunduğu yönünde bir iddianın ileri sürülmediği, ancak sanık M. Ç.'ın tanık olarak dinlenilen S. E. ve R. P. ile irtibatlı olduğu ve bu kişiler üzerinden dolaylı olarak E. G.'la irtibatlı olduğunun iddia edildiği, sanık M. Ç.'ın savunmalarında bu iddiayı kabul etmediği, iddianın muhatabı olan diğer sanık E. G. tarafından da bu hususun kabul edilmediği, yine tanıklar S. E. ve R. P. tarafından da bu hususun doğrulanmadığı, sanık M. Ç.'ın bu şahıslar ile yaptığı telefon görüşmelerinin Z. Yayınevi cinayetleri ve cinayetin asli faili E. G. ile ilgisi olmadığına yönelik savunmasının aksinin ispatlanamadığı, R. P.'ın tanık olarak alınan beyanlarında da kendisi adına kayıtlı telefonun kızı B. tarafından kullanıldığını beyan ettiği, tanık olarak dinlenilen B. P.'ın da söz konusu telefonu kendisinin kullandığını ve gittiği spor salonu nedeniyle tanışıklığı bulunan E. G. ile yapılan görüşmeleri kendisinin yaptığını kabul ettiği, yine soruşturma aşamasında R. P.'ın müsnet suçlamalar nedeniyle hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiği, sanık E. G. ve tanık S. E. arasında aslında bir telefon görüşmesi gerçekleşmediği, bu kişiler arasındaki iletişimin mesajlaşmadan ibaret olduğu, yine sanık M. Ç.'ın S. E. ile görüştüğü tarih aralığında sanık E. G. ile tanık S. E. arasında herhangi bir telefon iletişimi bulunmadığı, S. E.'in soruşturma aşamasında E. G.'ı tanımadığını ve o tarihler itibariyle adına kayıtlı çok sayıda hat olup bu hatları kimlere verdiğini hatırlamadığını beyan ettiği, tanık olarak dinlenen ve Z. Yayınevi cinayetinin asli faillerinden olan E. G.'ın babası M. G.'ın da olayın gelişimini tanık R. P. ve sanık E. G.'ın beyanları doğrultusunda anlattığı anlaşılmakla sanık M. Ç.'ın tanıklar R. P. ve S. E. ile yaptığı telefon görüşmelerinin dolaylı olarak sanık E. G. ile irtibat kurmak ve cinayetleri azmettirmek amacıyla yapılan görüşmeler olduğu hususunda her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı deliller elde edilemediği,
Sanık M. Ç.'ın 2007 yılı yaz aylarında Diyarbakır İl Jandarma Komutanlığı emrine tayin edildikten sonra hakkında Ergenekon Terör Örgütü soruşturması kapsamında adli soruşturma yapılan Dicle Üniversitesi öğretim görevlisi A. D. ile irtibata geçtiği iddiasına yer verilmiş ise de, sanığın savunmalarında bu kişi ile olan irtibatının Diyarbakır'da çalıştığı birimin bölücü terör örgütü ile ilgili istihbarat toplaması nedeniyle bu kapsamda yapıldığı yönündeki beyanının aksinin ispatlanamadığı, bu soruşturma dosyası kapsamında M. Ç. hakkında yapılan telefon dinlemeleri sonucunda da herhangi bir suç unsuruna rastlanmadığı, A. D.'nun yapılan soruşturma kapsamında alınan beyanlarından da Z. Yayınevi cinayetleri veya silahlı terör örgütü faaliyeti kapsamında bir görüşmelerinin bulunmadığını beyan ettiği ve bu itibarla bu yöndeki iddianın sanığın silahlı terör örgütü üyesi olduğunun delili olarak kabul edilemeyeceği,
Gizli tanık olarak beyanları alınan "Adıyaman" kod isimli tanığın, sanıklar M. Ç. ve M. Ü. tarafından misyonerleri sorgulaması teklifini kabul etmediği için tehdit edildiğini iddia ettiği, gizli tanığın beyanlarının sair delillerle doğrulanmamış oluşu, beyanların hayatın olağan akışına uygun olmaması, F. H.'na karşı gerçekleştirileceği iddia edilen eylemle ilgili olarak Adıyaman ilinden silah getirilmesinin hayatın olağan akışına uygun olmaması, mağarada ele geçirilen silahın uzun süre toprak altında kalmasına rağmen çalışıyor olmasının da mantıklı bir izahının bulunmaması, gizli tanık "Adıyaman"ın M. Ü. tarafından kendisine mağaradaki silahın alınmasını söylediği beyanı ile ilgili olarak sanık M. Ü.'in böyle bir şey söylemiş olması halinde aradan uzun bir süre (yaklaşık 4 yıl) geçmesine rağmen mağaraya gömülen silahı bulunduğu yerden almamış olmasının da izah edilebilir bir durum olmaması, gizli tanık "Adıyaman"ın 2007 yılı Ekim ayı içerisinde kar yağması nedeniyle silahı bulunduğu yerden alamadığı yönündeki beyanının da resmi yazışmalar ile doğrulanmamış olması, gizli tanık "Adıyaman"ın soyut beyanları dışında başkaca bir delil bulunmaması, esasen sanık M. Ü. tarafından kendisine F. H.'na suikast teklifi yapılan ve bu şayet böyle bir teklif yapılmış ise sanık M. Ü. tarafından kim olduğunun hemen anlaşılabileceği bir şahsın kendi gerçek kimliğini gizleyip gizli tanık olarak beyanda bulunmasının da izah edilebilir bir durum olmaması ve "6136 Sayılı Yasaya Muhalefet" suçu nedeniyle sanıklar M. Ç. ve M. Ü. hakkında beraat kararı verilerek "6136 Sayılı Yasaya Muhalefet" suçu nedeniyle suç duyurusunda bulunulmuş olması hususları birlikte değerlendirildiğinde gizli tanığın bu yöndeki beyanlarına itibar edilmediği,
Sanık M. Ç.'ın tayini Diyarbakır iline çıkmasına rağmen sürekli olarak Malatya'ya gelip gittiği ve cinayet sonrası yapılan toplantılara katıldığı iddiası ile ilgili olarak sanığın savunmalarında ailesini Diyarbakır'a götürmemesi nedeniyle sık sık Malatya'ya gelip gittiği yönündeki savunmasının aksine iddia edildiği şekilde silahlı terör örgütü faaliyeti kapsamında Malatya'ya geldiği hususunun sübut bulmadığı,
Sanık M. Ç.'ın İstihbarat Şube Müdürlüğünde ve İl Jandarma Komutanlığı emrinde görev yapan başta İl Jandarma Alay Komutanı M. Ü. olmak üzere üst komutanları veya astları konumunda bulunan diğer sanıklarla sıkı bir irtibatı olmasının doğal ve hatta zorunlu olduğu, diğer sanıklarla yaptığı bu kapsamdaki telefon görüşmelerinin yoğunluğunun örgütün varlığının delili olamayacağı gibi örgüt faaliyeti kapsamında yapıldığının da ispatlanamadığı gözetilerek bu hususun sanık aleyhine bir durum olarak değerlendirilmediği, keza sanık M. Ü.'in bir takım kirli işlerini sanık M. Ç. eliyle gerçekleştirdiğine ilişkin iddianın da yine dosya kapsamındaki sair delilerle ispatlanamadığı,
Malatya C.Başsavcılığının 2014/4482 Soruşturma sayılı soruşturma dosyası kapsamında 13/05/2014 tarih ve 2014/4482 Soruşturma - 2014/5066 Karar numaralı kararı ile müştekileri O. U., Y. A. ve Y. U., şüphelileri O. Ö., Ş. T., Y. Y., M. Ç., A. Y., M. Ş., S. B., M. G. ve M. Ü. olan soruşturma dosyası kapsamında "Görevi Kötüye Kullanma", "Tehlikeli Maddeleri İzinsiz Olarak Bulundurma veya El Değiştirme", "Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurma", "Suç İşlemek Amacıyla Kurulan Örgüte Üye Olma" suçlarından müştekilerin soyut iddiaları dışında haklarında kamu davası açılmasına yeterli şüphe oluşturacak delil ve emare elde edilemediğinden kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği ve bu kararın itiraz üzerine kesinleştiği,
Dosyada yer alan ve TUBİTAK Bilgem tarafından düzenlenen 15/07/2013 tarihli dijital analiz raporunda ses kayıtları üzerinde yapılan incelemeler sonucunda söz konusu görüşmelerin sanıklar tarafından yapılmış olma ihtimalini belirleyen skorun ortalama değerlerde çıkması nedeniyle ortam dinlemesinden elde edilen suç unsuru görüşmelerin sanıklar tarafından yapılmış olup olmadığının tespit edilemediğinin belirlendiği, iddianamede kaliteli bir ses kayıt sistemi kurduğu iddia edilmiş ise de, dosya kapsamında yer alan ses kayıtlarının kaliteli bir sistemle kaydedilmedikleri hususunun bilirkişi raporlarında da belirtildiği, sanığın savunmalarının aksine bu toplantılara katıldığının belirlenemediği, iddianamede yer verilen ve dezenformasyon faaliyetleri kapsamında hazırlandığı belirtilen belgelerde sanık M. Ç.'ın doğrudan imzasının bulunmadığı,
İhbar mektuplarının mahkemece somut olarak tespit edilememesine rağmen, belli bir merkezden hazırlanarak soruşturmanın seyrini değiştirmek ve İ. Ç.'ın beyanlarını güçlendirmek amacıyla gönderildikleri sonuç ve kanaatine varıldığı, esasen kim tarafından hazırlandığı belli olmayan bu ihbar mektuplarının tek başlarına kamu davasının sonuçlandırılması açısından delil nitelikleri bulunmadığı hususunda da hiçbir şüphe bulunmadığı, ihbar mektuplarında bahsi geçen olgu ve olayların, diğer delillerle desteklenmedikleri sürece doğruymuş gibi kabul edilmelerinin mümkün olmadığı, Kamuoyunda Ergenekon, Balyoz, Askeri Casusluk ve Poyrazköy olarak bilinen bir çok dava da isimsiz ve imzasız ihbar mektuplarının bir şekilde dosyalara dahil edilerek bu ihbar mektupları doğrultusunda işlem yapıldığı hususunun da dosyaya intikal eden ilgili dosyalardan anlaşıldığı, yine kovuşturma aşamasında bu dava dosyalarına gönderilen ihbar mektuplarının İstanbul Emniyet Müdürlüğü TEM Şube Müdürlüğünde 2006 yılında illegal olarak yapılandırılan "C5" isimli, şube müdürlerinden oluşan bir büro tarafından hazırlandığının da iddia edildiği, bu iddia üzerine İstanbul C.Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosuna müzekkere yazıldığı, müzekkere cevabında; İstanbul Emniyet Müdürlüğü bünyesinde basına yansıdığı kadarıyla oluşturulan "C5" isimli birimle ilgili olarak 2014/40810 Soruşturma sayılı soruşturma dosyasının yürütüldüğü, "C5" isimli birimin İstanbul Emniyet Müdürlüğü bünyesinde oluşturulmayıp İstihbarat Daire Başkanlığı C Şube Müdürlüğü, C2 Büro Amirliği içinde C-5 Bürosu ismiyle dönemin C Şube Müdürü A. F. Y. tarafından oluşturulduğu, 2006 yılı Haziran ayı ile 2012 yılları arasında mevzuat dışı gizli bir birim olarak çalıştığı belirtilmiştir. Tüm bu nedenlerle Malatya Valiliğine gönderilen ve "Sayın Yetkili" ibaresi ile başlayan içerisinde M. Ç.'ın da isminin geçtiği ihbar mektubu ile yine "Sayın Yetkili" ibaresi ile başlayan ve içerisinde yine M. Ç.'ın isminin geçtiği altında kim olduğu belirlenemeyen "Ali Arslan" ismi yazılı ihbar mektuplarına, aynı şekilde "diyarbakirli@vatandas.org" e-mail adresinden e-mail yoluyla İstanbul Emniyet Müdürlüğüne gönderilen ve içerisinde M. Ç.'ın adının geçtiği ihbar e-postasına itibar edilmediği,
Malatya C.Başsavcılığının (CMK'nın 250. Maddesi ile Yetkili) 2007/112 Soruşturma sayılı dosyasında soruşturma devam ederken maktul N. A.'ın eşi ile çocukları vekillerinin 20/09/2007 tarihli dilekçeleri ile ihbar mektubunda adları geçen M. Ü., H. İ., M. Ç. ve R. B.'ın, E. G. isimli şüpheliyi bahse konu olay için azmettirerek yönlendirdikleri iddiası ile ilgili olarak ilgili şahısların asker kişi ve iştirakçisi sıfatını taşıdıkları gözetilerek 1632 Sayılı Askeri Ceza Kanunu 54 ve 353 Sayılı Kanunun 9 ile 12. Maddeleri gereğince ilgili dilekçe ve ekleri 353 Sayılı Kanunun 8. Maddesi uyarınca takdir edilmek üzere 2. Ordu Komutanlığına gönderildiği, 2. Ordu Komutanlığının 12/12/2007 tarih ve 2007/367 Ad. Müş. Sayılı yazısı ile ihbar mektubu incelendiğinde imzanın ve açık adresinin bulunmadığı, bir dilekçede bulunması gereken şartları taşımadığı anlaşılan ihbar mektubu hakkında bu aşamada yapılacak herhangi bir işlem bulunmadığının belirtildiği,
Sanık M. Ç.'ın A. H. T.'u tanımadığı, cinayetin asli faillerinden hiç birini ve maktulleri tanımadığı, misyonerlikle ilgili istihbari çalışma yapmadığı, R. A.'la yaptığı görüşmelerin sosyal ve beşeri ilişkiler çerçevesinde yapıldığı, daha önce Mersin ilinde görev yapması nedeniyle zaman zaman tatilini geçirmek üzere Mersin iline gittiği yönündeki beyanlarının aksine delillere ulaşılamadığı ve bu savunmalara itibar edildiği,
Sanık M. Ç.'la ilgili yapılan aramalarda ele geçirilen belgeler ve dijital veriler üzerinde yapılan incelemeler sonucu müsnet suçların işlendiğine ilişkin herhangi bir delil elde edilemediği,
İddia edilen TUSHAD (Türkiye Ulusal Strateji ve Hareket Dairesi) Silahlı Terör Örgütü’nün varlığının değerlendirilmesi" başlığı altında yapılan değerlendirme sonucunda sadece İ. Ç.'ın beyanlarında geçen, sanık A. H. T. tarafından iddia edilen Ergenekon Terör Örgütü bünyesinde TSK içerisinde gizli bir şekilde kurularak faaliyete geçirilen TUSHAD (Türkiye Ulusal Stratejiler ve Hareket Dairesi) isimli bir oluşumun var olduğuna ilişkin hiçbir somut delil elde edilemediği, böyle bir örgütün var olduğunun dosya kapsamında dinlenen sanıklar veya tanıklarca da doğrulanmadığı, 08/06/2012 tarihli iddianamede bu örgütün var olduğunun delili olarak gösterilen delillere de yukarıda izah edildiği üzere itibar edilmediği hususları birlikte değerlendirildiğinde; TUSHAD (Türkiye Ulusal Stratejiler ve Hareket Dairesi) isimli bir örgütün var olduğu ve Z. Yayınevi cinayetlerinin bu örgüt tarafından işletildiğine ilişkin delil elde edilemediği sonuç ve kanaatine varıldığı gözetilerek sanık M. Ç.'ın varlığı kabul edilmeyen Ergenekon Terör Örgütü bünyesinde TSK içerisinde gizli bir şekilde kurularak faaliyete geçirilen TUSHAD (Türkiye Ulusal Stratejiler ve Hareket Dairesi) isimli örgütün üyesi olduğuna dair her türlü şüpheden uzak, mahkumiyetine yeter, kesin ve inandırıcı deliller elde edilemediği,
Sanık M. Ç.'ın sanıklar E. G., H. Ç., C. Ö., S. G. ve A. Y. tarafından maktuller T. G., N. A. ve U. Y.'e karşı gerçekleştirilen "Adam Öldürme", "Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma", "İş Yeri Dokunulmazlığını İhlal" suçları ile "Yağmaya Teşebbüs" suçlarına azmettiren olarak katıldığı ve müsnet bu suçlardan ayrı ayrı cezalandırılmasına karar verilmesi talep edilmiş ise de, yukarıda ayrıntılı olarak izah edildiği üzere sanık M. Ç.'ın müsnet suçlara azmettiren olarak katıldığına ilişkin mahkumiyetine yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı deliller elde edilemediği,
Sanık M. Ç.'ın "Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs etmek" suçundan cezalandırılması talep edilmiş ise de, daha öncesinde ayrıntılı olarak anlatıldığı ve kabul edildiği üzere iddia edilen Ergenekon Silahlı Terör Örgütüne bağlı olarak kurulan TUSHAD isimli bir örgütün var olmadığı sonucuna varıldığı, var olduğu tespit edilemeyen bir örgütün üyeleri ve yandaşları tarafından 5237 Sayılı TCK’nın 312/1 maddesine göre "Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini Ortadan Kaldırmaya veya Görevini Yapmasını Engellemeye Teşebbüs Etme" şeklinde değerlendirilebilecek eylem ve faaliyetlerde bulunmasının da fiilen mümkün görülmediği, 5237 Sayılı TCK’nın 312. maddesinin terör örgütü sayılan veya herhangi bir örgütle bağlantılı olan veya örgüt adına işlenmesi halinde suçun örgüt faaliyeti içerisinde işlendiği kabul edilecek ve suçun oluştuğunun söylenebileceği, sanıklar E. G., H. Ç., C. Ö., S. G. ve A. Y.'ın Z. Yayınevi cinayetlerinde aktif olarak rol alarak cinayeti gerçekleştirmiş olmalarının da tek başına müsnet "Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini Ortadan Kaldırmaya veya Görevini Yapmasını Engellemeye Teşebbüs Etme" suçunun işlendiği anlamına gelmeyeceği, Hükümetin ortadan kaldırılması veya görevini kısmen de olsa yapamaz hale getirilmesi amacıyla cebir ve şiddetle eylemde bulunulması halinde suçun oluşacağı, bu anlamda amaca yönelik olarak icrasına başlanan hareketin, amaca yönelik tehlike oluşturmaya uygun ve elverişli bulunması gerektiği, bu kapsamda sırf gayrimüslim ve misyoner oldukları için maktullerin hunharca sanıklar E. G., H. Ç., C. Ö., S. G. ve A. Y. tarafından katledilmiş olmaları eylemi ile Türkiye Cumhuriyeti Hükümetinin ortadan kaldırılmaya çalışıldığı veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs edildiğinin kabul edilemeyeceği, fiili olarak da bu cinayetin işlenmesinden sonra Hükümetin görevini kısmen de olsa yapamaz hale geldiğinin de söylenemeyeceği, tüm bu nedenlerle sanık M. Ç.'ın "Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini Ortadan Kaldırmaya veya Görevini Yapmasını Engellemeye Teşebbüs Etme" suçunu işlediğine ilişkin her türlü şüpheden uzak, mahkumiyetine yeter, kesin ve inandırıcı deliller elde edilemediği şeklinde tespit ve değerlendirmesinin yapıldığı,
14-Sanık R. A.'ın "Terör Örgütüne Üye Olmak", "Adam Öldürmeye Azmettirme", "Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılmaya Azmettirme", "İş Yeri Dokunulmazlığını İhlale Azmettirme", "Yağmaya Teşebbüse Azmettirme" ve "Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini Ortadan Kaldırmaya veya Görevini Yapmasını Engellemeye Teşebbüs Etme" suçları yönünden eylemlerinin:
Sanık R. A.'tın İnönü Üniversitesi İlahiyat Fakültesinde öğretim görevlisi olarak görev yaptığı, misyonerlik faaliyetleri konusunda yaptığı akademik bir çalışmasının bulunmadığı, ancak aksi ispatlanamayan savunmasına göre misyonerlikle ilgili olarak ekip çalışması şeklinde 2-3 çalışmasının bulunduğu, sanığın Üniversite Yönetim Kurulu kararıyla 20/12/2006-16/02/2009 tarihleri arasında İnönü Üniversitesine bağlı Stratejik Araştırmalar Merkezinde görevlendirildiği, bu kapsamda Malatya ve Adıyaman bölgesinde misyonerlik faaliyetleri ile ilgili olarak araştırmalar yaptığı, gerçekleştirilen araştırmaların da 2005 yılında Ş. U. isimli akademisyen olan ekip arkadaşları tarafından sunum olarak yayınlandığı, Ş. U.'nun 09/12/2006, 15/02/2006 ve 17/03/2006 tarihlerinde Malatya Müftlüğünce düzenlenen misyonerlik konulu konferanslar gerçekleştirdiğinin belirlendiği, bu hususun da sanık R.'nin bu yöndeki beyanlarını doğruladığı, Malatya Müftülüğünün organize ettiği bir panelde misyonerlik konusunu anlattığı, bu hususun Malatya Müftülüğünün 15/06/2006 ve 23/06/2006 tarihlerinde misyonerlik konusu ile ilgili olarak R. A. tarafından konferans düzenlendiğine ilişkin yazısı ile doğrulandığı, yine Jandarma Alay Komutanlığının talebi ile Alay binasında rütbeli personele misyonerlik faaliyetleri ile ilgili konferans verdiği, Kayseri Jandarma Bölge Komutanlığının Malatya İl Jandarma Komutanlığı tarafından kıt'a içi kurs kapsamında 25-26/06/2006 tarihlerinde "Aşırı Sağ Faaliyetler ve Misyonerlik" konulu seminer icra edildiği ve bu seminerin bir bölümünde de R. A. tarafından sunum yapıldığı hususunun resmi yazı ile doğrulandığı, yapılan eğitim seminerinin uygulama emrine uygun olarak rutin şekilde gerçekleştirildiği ve R. A.'ın bu seminere katılmasının silahlı terör örgütü faaliyeti olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı,
Sanık R. A.'ın E. G.'la sürekli irtibat halinde olduğu, E. G.'ın babası M. G.'ı tanıdığı, zaman zaman M. G.'ın işlettiği spor salonuna gittiği ve E. G.'a buradayken misyonerlik ile ilgili bilgiler verdiği, E. G.'la telefonla irtibatını sürdürdüğü iddia edilmesine rağmen, sanık R. A.'ın E. G. ile doğrudan veya sanıklar V. B. A. ve H. Y. ile de diğer sanıklar üzerinde dolaylı olarak irtibat kurduğuna ilişkin herhangi bir delil elde edilemediği, sanık E. G.'ın aşama beyanlarında R. A.'la doğrudan veya dolaylı bir irtibatı olmadığını beyan ettiği, yine sanıklar H. Y. ve V. B. A.'ın aşama beyanlarında R. A.'ı tanımadıklarını ve kendisi ile bir irtibatları olmadığını açıkça beyan ettikleri, iddianame kapsamında tanık olarak beyanı alınan R. P. ile R. A. isimlerinin zaman zaman karıştırıldığı, hem sanık R. A.'ın hem de tanık olarak dinlenilen R. P.'ın Z. Yayınevi cinayetlerinin asli faili olan E. G.'ın babası M. G. ile tanışıklıkları ve irtibatı bulunduğu, R. A. ile R. P. arasında herhangi bir tanışıklık ve irtibat bulunmadığının belirlendiği, sanık R. A. ile M. G. arasındaki tanışıklığın, sanık R. A.'ın İnönü Üniversitesinde öğretim görevlisi olması, M. G.'ın ise aynı üniversitesinde çalışıyor olmasından kaynaklandığı, yine sanık R. A.'ın kısa bir süre kendisi ve çocuklarını (2003 yılında) M. G.'ın çalıştırdığı spor salonuna yazdırdığı, M. G.'ın tanık olarak alınan beyanına göre sanık R. A.'ın kaydolduktan sonra spor salonuna hiç gitmediği, R. A.'ın E. G. ile görüşmediğinin tanık M. G.'ın beyanları ile de doğrulandığı, M. G. ve R. A. arasında 3 kez telefon irtibatı gerçekleştiği iddiasının yapılan telefon görüşmelerinin çok kısa süreli konuşmalar olduğu ve iddia edilen içerikte bulunmadığının telefon görüşmesini gerçekleştiren M. G. ve R. A. tarafından ifade ve kabul edildiği, sanık R. A. ile İnönü Üniversitesi santrali arasında gerçekleşen telefon görüşmelerinin ise M. G. ile yapıldığı hususunun sadece bir varsayımdan ibaret olduğu, aynı şekilde sanık E. G.'ın İnönü Üniversitesi santrali ile yaptığı iddia edilen telefon görüşmelerini R. A.'la gerçekleştirdiği hususunun da yine varsayım olarak kaldığı, sanık E. G. tarafından da doğrulanmadığı dikkate alınarak sanık R. A. ile Z. Yayınevi cinayetinin asli faillerinden E. G. arasında doğrudan veya dolaylı bir irtibat bulunmadığı,
İnönü Üniversitesi Stratejik Araştırma Merkezindeki çalışmalarına kaynak temin etmek isteyen sanık R. A.'ın misyonerlik faaliyetleri ile ilgili olarak yaptığı çalışmalar kapsamında daha önce misyonerler arasına girip Hıristiyanlık dinini seçtikten sonra misyonerler arasından ayrıldığını ve yeniden Müslümanlık dinini seçtiğini beyan eden İ. Ç.'la tanışmak istediği, Malatya İl Jandarma Komutanlığında görev yapan sanık M. G. aracılığıyla, M. G.'ün tanıdığı ve Mersin İl Jandarma Komutanlığı emrinde görev yapan A. A. aracılığı ile İ. Ç.'la tanıştığı, bu hususun sanıklar R. A., A. A. ve M. G.'ün savunmaları ile doğrulandığı, sanık R. A.'ın diğer sanık A. A. ile örgüt faaliyeti kapsamında bir irtibatının bulunduğunun ispatlanamadığı, İ. Ç.'ın R. A.'la görüşürken yanlarında bulunan kişilere ilişkin verdiği bilgiler ile görüşme tarihine ilişkin verdiği bilgilerin dosya kapsamında yer alan HTS kayıtları ile doğrulanmadığı, İ. Ç.'ın R. A.'la 24/07/2006 tarihinde bir araya geldiklerine yönelik beyanına, o tarihte İ. ve R.'ye ait cep telefonlarının aynı yerdeki baz istasyonlarından sinyal almadıkları yönündeki tespit karşısında itibar edilemeyeceği, İ. Ç.'ın R. A.'la arasında gerçekleştiğini iddia ettiği telefon konuşma içeriklerinin de sanık R. A. tarafından doğrulanmadığı, aynı şekilde İ. Ç.'ın kendisine R. tarafından özel bir numaraya ilişkin SIM kart verildiği hususundaki beyanının da soyut nitelikte kaldığı ve sair delillerle doğrulanmadığı, HTS kayıtlarına göre R. A. ile İ. Ç.'ın tanıştıkları tarihin 20/11/2006 olduğunun kabul edilmesi gerektiği, İ. Ç.'ın R. A.'la bu tarihten önce tanıştığına yönelik beyanının HTS raporları ile doğrulanmadığı, R. A. - İ. Ç. buluşmasına sanık M. G.'ün de Alay Komutanı olan M. Ü. ve İstihbarat Şube Müdürü olan H. Y.'in bilgisi dahilinde resmi Valilik oluru ile eşlik ettiği, R. A. ve M. G.'ün geceyi M. G.'ün meslektaşı ve arkadaşı olan A. A.'ın evinde geçirdikleri, İ. Ç. ve R. A. arasında misyonerliğe ilişkin konuşmalar yapıldığı, İ. Ç.'ın bilahare 16/12/2006 tarihinde Malatya'ya geldiği, R. A. ve M. G. tarafından karşılandığı, bu hususun R. A. ve M. G.'ün birbirini teyit eden beyanları ile doğrulandığı, İ. Ç. ın Malatya'ya geldiğinde M. G. ve R. A. tarafından karşılanmasının, İ. Ç.'ın aynı zamanda Malatya İl Jandarma Komutanlığı bünyesinde misyonerlik faaliyetleri konusunda haber elemanı olarak kullanılması nedeniyle doğal karşılanması gerektiği, İ. Ç.'ın Malatya'ya geldikten sonra İstihbarat Şube Müdürü olan H. Y. ile bir araya geldiği ve yemek yedikleri, bu yemeğe R. A. ve M. G.'ün de katıldığı, İ. Ç.'ın Malatya'da bulunduğu süre içerisinde R. A.'la iddia edilen örgüt faaliyeti kapsamında bir çalışma yapmadığı,
Her ne kadar İ. Ç. tarafından R. A.'a M. G.'ün kendisi hakkında hoş olmayan şeyler söylediği iddia edilmiş ise de, bu iddianın sanık M. G. tarafından doğrulanmadığı,
Her ne kadar sanık İ. Ç. tarafından R. A.'ın Malatya İl Jandarma Komutanlığı tarafından haber elemanı olarak kullanıldığı iddia edilmiş ise de, Malatya İl Jandarma Komutanlığı ve Malatya Emniyet Müdürlüğü tarafından sanık R. A.'ın kayıtlı veya kayıtsız haber elemanı olarak kullanılmadığının tespit edildiği, yine MİT Müsteşarlığının da R. A.'ın müsteşarlıkla bağlantı olduğuna dair herhangi bir bilgiye rastlanmadığını teyit ettiği, bu itibarla, sanık İ. Ç.'ın müsnet iddiasının dayanaktan yoksun olduğu,
Sanık R. A.'ın Malatya İl Jandarma Komutanlığı emrinde görev yapan M. Ç.'ı tanıdığı, her iki sanığın ortak savunmalarına göre sosyal ve beşeri ilişkiler çerçevesinde zaman zaman telefon görüşmeleri yaptıkları,
Sanık İ. Ç.'ın yapıldığını iddia ettiği Çalıştay toplantıları sırasında "Sanık R. A.'ın çantasından çıkardığı K. Yayınevine ait broşürleri ve Z. Yayınevi cinayetinin asli faillerinden olan E. G.'ın fotoğrafı ile sanık L. E. G.'in fotoğraflarını kendisine gösterdiği, bu kişiler hakkında sorular sorduğu; R. A. ve M. G.'ün Tarsus'ta görüşmek üzere kendisinin yanına geldiklerinde, yine M. D., T. E. G., N. A., U. Y., Angus ve çok sayıda fotoğraf gösterdiği ve konuşmaları kayıt cihazı ile kaydettiği; Çalıştay sırasında R. A.'ın E. G.'ın eylem için hazır olduğu, E. G.'a yapılacak eylemle ilgili gerekli talimatların verildiği, bu eylemi gerçekleştirmesi için de psikolojik olarak hazırlandığı, hatta 2006 yılının son haftalarında K. Otel'de düzenlenen noel kutlamasına katıldığı ve misyonerlerin arasına karıştığı, eylemi gerçekleştirecek kapasiteye geldiği yönünde beyanlarda bulunduğu; Cinayetin işlendiği günün gecesinde ise sanık R. A.'ın İ. Ç.'ı arayarak telefonda görüştüğü sırada "şerefsizlere vurun dedik, öldürmüşler" şeklinde sözler söylediği; R. A. tarafından Çalıştay adı altında yapmış oldukları çalışmaların Milli Güvenlik Kurulunda görüşüldüğünü söylediği; R. A.'ın Taşucu Mevkiindeki pansiyonda kendisine eylemi gerçekleştiren kişilerin vatansever çocuklar olduklarını söylediği; M. Ü. tarafından Kayseri Jandarma Bölge Komutanlığına sunulan belgelerin R. A.'ın da içerisinde bulunduğu M. Ü. ve H. Y.'in de dahil olduğu ekip tarafından düzenlendiği; 29/11/2008 tarihinde kendilerinden yardım isteyen İ. Ç.'a sanıklar H. Y. ve R. A.'ın; İşlerin karıştığını, yapabilecekleri bir şeyin olmadığını, kendilerinin de zor durumda olduklarını söyledikleri" yönündeki İ. Ç.'ın beyanlarının soyut nitelikte olduğu, sanık R. A. tarafından doğrulanmadığı, İ. Ç.'ın bu konuşmalara veya eylemlere şahit olduğunu beyan ettiği diğer sanıklar tarafından da bu beyanların doğrulanmadığı, bu hususun sair delillerle de ispatlanamadığı gözetilerek İ. Ç.'ın bu beyanlarına itibar edilmediği, kaldı ki İ. Ç.'ın R. A.'ın haber elemanı olduğu, kendisine bu kapsamda ödemeler yapıldığı yönündeki beyanları da dosya kapsamına dahil edilen resmi yazışmalar ile doğrulanmadığı, yine İ. Ç.'ın beyanlarında geçen L. E. G.'in R. A.'ı tanımadığını beyan etmesi, sanıklar V. B. A. ve H. Y. ile R. A.'ın herhangi bir irtibatına rastlanmaması, sanık A. A.'ın R. A.'ın M. Ü.'le çalıştığı yönünde İ. Ç.'a bir beyanı olmadığını söylemiş olması, 09-10/01/2007 tarihinde İ. Ç.'ın (sanık M. Ç.'la ilgili kısımda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere) tarihi eser kaçakçılığı ile ilgili olarak Malatya'da bulunduğu ve bu gelişinde diğer sanıklar M. Ü. ve H. Y. ile sanık R. A.'la bir araya geldiğinin HTS raporları ile doğrulanmadığı gibi hususlar, İ. Ç.'ın beyanlarının soyut nitelikte olduğunu gösterdiği,
Aynı şekilde R. A., M. Ç., İ. Ç. ve H. Y.'in aynı zaman diliminde hep birlikte Mersin ili Taşucu Beldesindeki konaklama tesislerinde kalmadıklarının belirlendiği, sanık R. A.'ın eşi K. A. ve çocukları ile birlikte 2010 yılında yıkılan Taşucu Motel'de kaldığının belirlendiği dikkate alınarak İ. Ç.'ın bu yöndeki beyanlarına da itibar edilmediği,
Dosyada yer alan ve TUBİTAK Bilgem tarafından düzenlenen 15/07/2013 tarihli dijital analiz raporunda ses kayıtları üzerinde yapılan incelemeler sonucunda söz konusu görüşmelerin sanıklar tarafından yapılmış olma ihtimalini belirleyen skorun ortalama değerlerde çıkması nedeniyle ortam dinlemesinden elde edilen suç unsuru görüşmelerin sanıklar tarafından yapılmış olup olmadığının tespit edilemediğinin belirlendiği, iddianamede kaliteli bir ses kayıt sistemi kurduğu iddia edilmiş ise de, dosya kapsamında yer alan ses kayıtlarının kaliteli bir sistemle kaydedilmedikleri hususunun bilirkişi raporlarında da belirtildiği, sanığın savunmalarının aksine bu toplantılara katıldığının belirlenemediği, iddianamede yer verilen ve dezenformasyon faaliyetleri kapsamında hazırlandığı belirtilen belgelerde sanık R. A.'ın doğrudan imzasının bulunmadığı,
İhbar mektuplarının mahkemece somut olarak tespit edilememesine rağmen, belli bir merkezden hazırlanarak soruşturmanın seyrini değiştirmek ve İ. Ç.'ın beyanlarını güçlendirmek amacıyla gönderildikleri sonuç ve kanaatine varıldığı, esasen kim tarafından hazırlandığı belli olmayan bu ihbar mektuplarının tek başlarına kamu davasının sonuçlandırılması açısından delil nitelikleri bulunmadığı hususunda da hiçbir şüphe bulunmadığı, ihbar mektuplarında bahsi geçen olgu ve olayların, diğer delillerle desteklenmedikleri sürece doğruymuş gibi kabul edilmelerinin mümkün olmadığı, Kamuoyunda Ergenekon, Balyoz, Askeri Casusluk ve Poyrazköy olarak bilinen bir çok dava da isimsiz ve imzasız ihbar mektuplarının bir şekilde dosyalara dahil edilerek bu ihbar mektupları doğrultusunda işlem yapıldığı hususunun da dosyaya intikal eden ilgili dosyalardan anlaşıldığı, yine kovuşturma aşamasında bu dava dosyalarına gönderilen ihbar mektuplarının İstanbul Emniyet Müdürlüğü TEM Şube Müdürlüğünde 2006 yılında illegal olarak yapılandırılan "C5" isimli, şube müdürlerinden oluşan bir büro tarafından hazırladığının da iddia edildiği, bu iddia üzerine İstanbul C.Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosuna müzekkere yazıldığı, müzekkere cevabında; İstanbul Emniyet Müdürlüğü bünyesinde basına yansıdığı kadarıyla oluşturulan "C5" isimli birimle ilgili olarak 2014/40810 Soruşturma sayılı soruşturma dosyasının yürütüldüğü, "C5" isimli birimin İstanbul Emniyet Müdürlüğü bünyesinde oluşturulmayıp İstihbarat Daire Başkanlığı C Şube Müdürlüğü, C2 Büro Amirliği içinde C-5 Bürosu ismiyle dönemin C Şube Müdürü A. F. Y. tarafından oluşturulduğu, 2006 yılı Haziran ayı ile 2012 yılları arasında mevzuat dışı gizli bir birim olarak çalıştığının belirtildiği, tüm bu nedenlerle "Sayın Savcım" ibaresi ile başlayan aralarında R. A.'ın isminin de geçtiği ihbar mektubu (101. Klasör, Sh:136) ile yine "Sayın Savcı" ibaresi ile başlayan ve içerisinde R. A.'ın isminin yer aldığı altında isim ve imza bulunmayan ihbar mektuplarına, aynı şekilde "diyarbakirli@vatandas.org" e-mail adresinden e-mail yoluyla İstanbul Emniyet Müdürlüğüne gönderilen ve içerisinde M. Ç.'ın adının geçtiği ihbar e-postasına itibar edilmediği,
Sanık R. A.'la ilgili yapılan aramalarda ele geçirilen belgeler ve dijital veriler üzerinde yapılan incelemeler sonucu müsnet suçların işlendiğine ilişkin herhangi bir delil elde edilemediği,
İddia edilen TUSHAD (Türkiye Ulusal Strateji ve Hareket Dairesi) Silahlı Terör Örgütü’nün varlığının değerlendirilmesi" başlığı altında yapılan değerlendirme sonucunda sadece İ. Ç.'ın beyanlarında geçen, sanık A. H. T. tarafından iddia edilen Ergenekon Terör Örgütü bünyesinde TSK içerisinde gizli bir şekilde kurularak faaliyete geçirilen TUSHAD (Türkiye Ulusal Stratejiler ve Hareket Dairesi) isimli bir oluşumun var olduğuna ilişkin hiçbir somut delil elde edilemediği, böyle bir örgütün var olduğunun dosya kapsamında dinlenen sanıklar veya tanıklarca da doğrulanmadığı, 08/06/2012 tarihli iddianamede bu örgütün var olduğunun delili olarak gösterilen delillere de yukarıda izah edildiği üzere itibar edilmediği hususları birlikte değerlendirildiğinde; TUSHAD (Türkiye Ulusal Stratejiler ve Hareket Dairesi) isimli bir örgütün var olduğu ve Z. Yayınevi cinayetlerinin bu örgüt tarafından işletildiğine ilişkin delil elde edilemediği sonuç ve kanaatine varıldığı gözetilerek sanık R. A.'ın varlığı mahkemece kabul edilmeyen Ergenekon Terör Örgütü bünyesinde TSK içerisinde gizli bir şekilde kurularak faaliyete geçirilen TUSHAD (Türkiye Ulusal Stratejiler ve Hareket Dairesi) isimli örgütün üyesi olduğuna dair her türlü şüpheden uzak, mahkumiyetine yeter, kesin ve inandırıcı deliller elde edilemediği,
Sanık R. A.'ın sanıklar E. G., H. Ç., C. Ö., S. G. ve A. Y. tarafından maktuller T. G., N. A. ve U. Y.'e karşı gerçekleştirilen "Adam Öldürme", "Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma", "İş Yeri Dokunulmazlığını İhlal" suçları ile "Yağmaya Teşebbüs" suçlarına azmettiren olarak katıldığı ve müsnet bu suçlardan ayrı ayrı cezalandırılmasına karar verilmesi talep edilmiş ise de, yukarıda ayrıntılı olarak izah edildiği üzere sanık R. A.'ın müsnet suçlara azmettiren olarak katıldığına ilişkin mahkumiyetine yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı deliller elde edilemediği,
Sanık R. A.'ın "Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs etmek" suçundan cezalandırılması talep edilmiş ise de, daha önceden ayrıntılı olarak anlatıldığı üzere iddia edilen Ergenekon Silahlı Terör Örgütüne bağlı olarak kurulan TUSHAD isimli bir örgütün var olmadığı sonucuna varıldığı, var olduğu tespit edilemeyen bir örgütün üyeleri ve yandaşları tarafından 5237 Sayılı TCK’nın 312/1 maddesine göre "Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini Ortadan Kaldırmaya veya Görevini Yapmasını Engellemeye Teşebbüs Etme" şeklinde değerlendirilebilecek eylem ve faaliyetlerde bulunmasının da fiilen mümkün görülmediği, 5237 Sayılı TCK’nın 312. maddesinin terör örgütü sayılan veya herhangi bir örgütle bağlantılı olan veya örgüt adına işlenmesi halinde suçun örgüt faaliyeti içerisinde işlendiği kabul edilecek ve suçun oluştuğunun söylenebileceği, sanıklar E. G., H. Ç., C. Ö., S. G. ve A. Y.'ın Z. Yayınevi cinayetlerinde aktif olarak rol alarak cinayeti gerçekleştirmiş olmalarının da tek başına müsnet "Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini Ortadan Kaldırmaya veya Görevini Yapmasını Engellemeye Teşebbüs Etme" suçunun işlendiği anlamına gelmeyeceği, hükümetin ortadan kaldırılması veya görevini kısmen de olsa yapamaz hale getirilmesi amacıyla cebir ve şiddetle eylemde bulunulması halinde suçun oluşacağı, bu anlamda amaca yönelik olarak icrasına başlanan hareketin, amaca yönelik tehlike oluşturmaya uygun ve elverişli bulunmasının gerektiği, bu kapsamda sırf gayrimüslim ve misyoner oldukları için maktullerin hunharca sanıklar E. G., H. Ç., C. Ö., S. G. ve A. Y. tarafından katledilmiş olmaları eylemi ile Türkiye Cumhuriyeti Hükümetinin ortadan kaldırılmaya çalışıldığı veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs edildiğinin kabul edilemeyeceği, fiili olarak da bu cinayetin işlenmesinden sonra hükümetin görevini kısmen de olsa yapamaz hale geldiğinin de söylenemeyeceği, tüm bu nedenlerle sanık R. A.'ın "Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini Ortadan Kaldırmaya veya Görevini Yapmasını Engellemeye Teşebbüs Etme" suçunu işlediğine ilişkin her türlü şüpheden uzak, mahkumiyetine yeter, kesin ve inandırıcı deliller elde edilemediği şeklinde tespit ve değerlendirmesinin yapıldığı,
15-Sanık M. Ü.'in "Terör Örgütünün Kurucusu ve Yöneticisi Olmak", "Adam Öldürmeye Azmettirme", "Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılmaya Azmettirme", "İş Yeri Dokunulmazlığını İhlale Azmettirme", "Yağmaya Teşebbüse Azmettirme" ve "Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini Ortadan Kaldırmaya veya Görevini Yapmasını Engellemeye Teşebbüs Etme" suçları yönünden eylemlerinin:
Sanık M. Ü.'in 22/01/2006-25/07/2008 tarihleri arasında Malatya İl Jandarma Komutanı olarak görev yaptığı,
Gizli tanık "Adıyaman"ın İl Jandarma Komutanı olan M. Ü. tarafından kendisine misyonerlerin sorgulanması işinin teklif edildiği, ancak kendisi tarafından kabul edilmediği, yine M. Ü. tarafından İnönü Üniversitesi Rektörü F. H.'na suikast yapma teklifinde bulunulduğu, bu iş için Adıyaman ilinden Kaleşnikof marka silah getirildiği, önce teklifi kabul etmesine rağmen sonradan bu işten vazgeçtiği yönündeki beyanları ile ilgili olarak, gizli tanık "Adıyaman"ın beyanlarında iddia ettiği, F. H.'na suikast eylemi ile ilgili olarak bu gizli tanığın beyanları dışında başka bir beyanın mevcut olmadığı, iddianın, muhatabı olan sanık M. Ü. tarafından reddedildiği, gizli tanık beyanlarının dosya kapsamında yer alan diğer deliller ve beyanlarla doğrulanmadığı, yapılacak suikast için Adıyaman ilinden silah getirilmesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığı, mağarada ele geçirilen silahın uzun süre toprak altında kalmasına rağmen çalışıyor olmasının da mantıklı bir izahının bulunmadığı, söz konusu silahın ne kadar süre toprak altında kaldığı hususunda rapor aldırılmaya çalışıldığı, ancak bu hususun mevcut cihazlarla incelenmesinin mümkün olmaması nedeniyle inceleme yapılamadığı, gizli tanık "Adıyaman"ın sanık M. Ü. tarafından kendisine mağaradaki silahın alınmasını söylediği beyanı ile ilgili olarak sanık M. Ü.'in böyle bir şey söylemiş olması halinde aradan uzun bir süre (yaklaşık 4 yıl) geçmesine rağmen mağaraya gömülen silahı bulunduğu yerden almamış olmasının da izah edilebilir bir durum olmadığı, gizli tanık "Adıyaman"ın 2007 yılı Ekim ayı içerisinde kar yağması nedeniyle silahı bulunduğu yerden alamadığı yönündeki beyanının da dosyaya dahil edilen Meteoroloji Genel Müdürlüğü ve Malatya Büyükşehir Belediye Başkanlığının 2007 yılı Ekim ayı içerisinde Malatya'da kar yağışı olmadığı ve kapalı köy bulunmadığına ilişkin yazılarıyla doğrulanmadığı, ele geçirilen silah, şarjör ve fişekler üzerinde herhangi bir ize rastlanmadığına ilişkin ekspertiz raporu alındığı hususları birlikte değerlendirildiğinde söz konusu silah, şarjör ve mermilerin bulundukları yere sanıklar M. Ü. ve M. Ç. tarafından gömüldüğünün kabul edilemeyeceği, sanıklar M. Ç. ve M. Ü.'in ele geçirilen Kaleşnikof marka silah, şarjör ve mermiler ile herhangi bir irtibatlarının tespit edilemediği, bu hususta gizli tanık "Adıyaman"ın soyut beyanları dışında başkaca bir delil elde edilemediği, esasen sanık M. Ü. tarafından kendisine F. H.'na suikast teklifi yapılan ve bu şayet böyle bir teklif yapılmış ise sanık M. Ü. tarafından kim olduğunun hemen anlaşılabileceği bir şahsın kendi gerçek kimliğini gizleyip gizli tanık olarak beyanda bulunmasının da izah edilebilir bir durum olmadığı, gizli tanık "Adıyaman"ın soruşturmanın seyrini değiştirmek isteyen kişi veya kişilerce ikna edilerek bu şekilde beyanda bulundurulmuş olabileceğinin ve söz konusu silahın yine aynı kişi veya kişilerce söz konusu yere sahte delil üretilecek şekilde gömülmüş olmasının da gözden uzak tutulmaması gerektiği, bu hususların yapılan kovuşturma sırasında açığa kavuşturulamadığı, sanıklar M. Ç. ve M. Ü. hakkında “6136 Sayılı Kanuna Muhalefet” suçundan CMK’nın 223/2-e maddesi gereğince ayrı ayrı beraat kararı verildiği, söz konusu Kaleşnikof marka silah ve mermileri bulunduğu yere koyan kişi ya da kişiler hakkında müsnet iddia ile ilgili olarak gereğinin takdir ve ifası için Malatya C.Başsavcılığına hükümle birlikte suç duyurusunda bulunulmasına karar verildiği, söz konusu iddiaların beyanlarında adı geçen sanık M. Ç. tarafından da doğrulanmadığı, tanık olarak dinlenen F. H.'nun da gizli tanık "Adıyaman"ın beyanlarını doğrulamadığı, hatta tanık F. H.'nun aldığı tehditler nedeniyle M. Ü.'in bilgisi dahilinde koruma kararı aldırdığını ve güvenlik önlemleri ile de M. Ü.'in bizzat ilgilendiğini belirttiği, esasen gizli tanık "Adıyaman"ın kendisine daha önce misyonerleri sorgulama eyleminin teklif edildiğini ve bu teklifi reddettiğini belirtmesine rağmen daha sonra F. H.'na suikast eyleminin kendisine teklif edilmiş olmasının da hayatın olağan akışına uygun olmadığı dikkate alınarak dönemin İnönü Üniversitesi Rektörü F. H.'na karşı planlandığı iddia olunan suikast girişimine ilişkin olarak hiçbir delil elde edilemediği gibi iddia edilen eylemin silahlı terör örgütü faaliyeti şeklinde gerçekleştiğine ilişkin de somut hiçbir delil elde edilemediği,
Sanık M. Ü.'in Z. Yayınevi cinayetlerine ortam hazırlama kapsamında Malatya iline İncil dağıtımı işini kontrol altında tutmak amacıyla V. Ş.'i kullandığı ve bu kişinin yanına M. Ç.'ı vererek yayın evlerini tehdit ettirdiği iddia edilmiş ise de, sanıklar M. Ç. ve M. Ü.'in savunmalarında bu iddiayı kabul etmedikleri, iddianın sadece V. Ş.'in tanık olarak alınan soyut beyanlarına dayandırıldığı, tanık V. Ş.'in beyanlarının çelişkili olduğu, aralarında yüz yüze veya telefonla irtibat bulunduğu tespit edilemeyen M. Ç.'la gerçekleştirdikleri iddia edilen İncil dağıtımına ilişkin faaliyetlere ilişkin somut bir delil elde edilemediği, V. Ş.'e istihbarat örtülü ödeneği hesabından yüklü miktarda para ödemesi yapıldığı hususunun doğrulanamadığı gibi Malatya İl Jandarma Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürlüğünün haber elemanlarına ödediği toplam rakamın dahi iddia edilen 500 bin TL rakamının mukayese dahi edilemeyecek şekilde altında olduğunun belirlendiği ve iddianın doğru olduğunun sair delillerle ispatlanamadığı, Malatya İl Jandarma Komutanlığın 29 Temmuz 2012 tarihli yazısı ile V. Ş.'in 25/09/2003 tarihinde haber elemanı olarak kaydedildiği, şahsın illegal faaliyetlerde bulunduğuna ilişkin duyumlar üzerine, Malatya İl Jandarma Komutanlığınca takibe alındığı ve 22/05/2008 tarihinde yapılan operasyonda yakalanarak gözaltına alındığı, Malatya C.Başsavcılığının 2008/217 Soruşturma numarası ve 2008/112 Esas numaralı soruşturma dosyası kapsamında tutuklanarak Malatya E Tipi Kapalı Cezaevine konulduğu, şahsın 22/05/2008 tarihinde "Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurmak, Suç Örgütüne Üye Olmak, Nitelikli Yağma, Tehlikeli Maddeleri İzinsiz Bulundurmak ve 6136 Sayılı Kanuna Muhalefet" suçlarından tutuklanması ve kendisi ile uzun süre irtibat kurulamaması üzerine 04/12/2008 tarihinde haber elemanlığından çıkartıldığının tespit edilmiş olması ve bu soruşturma kapsamında V. Ş. hakkında Malatya C.Başsavcılığı (CMK'nın 250. Maddesi ile Yetkili) tarafından "Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurmak", "Nitelikli Yağma", "Tehlikeli Maddelerin İzinsiz Olarak Bulundurulması" ve "6136 Sayılı Yasaya Muhalefet" suçlarından Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesine (CMK'nın 250. Maddesi ile Yetkili) açılan 29/08/2008 tarih ve 2008/112 Esas numaralı iddianame ile kamu davası açıldığı, sanığın cezalandırılması yoluna gidildiği, bilahare bu kararın bozulması üzerine Malatya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2011/295 Esas - 2016/222 Karar sayılı ilamı ile "Silahla Yağma" suçundan neticeten 12 yıl hapis, "Ruhsatsız Silah Bulundurmak" suçundan neticeten 1 yıl 6 hapis ve 800 TL adli para cezası, "Tehlikeli Maddeleri İzinsiz Olarak Bulundurmak" suçundan da 3 yıl 6 ay hapis ve 800 TL adi para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği hususları birlikte değerlendirildiğinde olayın üzerinden çok uzun zaman geçtikten sonra V. Ş. tarafından bu iddiaların ileri sürülmüş olması karşısında V. Ş.'in bu yöndeki beyanlarına itibar edilmemiş ve iddia edilen örgütün varlığı yönünden bu beyanlara delil niteliğinin atfedilmediği,
"Kafes Operasyonu Eylem Planı"nda da Türkiye Protestan Kiliseler Birliği Başkanlığı yapmış olan B. K.'ın bilgilerinin yer aldığı, kendisi ile ilgili Ergenekon Terör Örgütünün bir eylem hazırlığı içerisinde olduğu, bu eylemin M. Ü. ve diğer bazı sanıklar tarafından yapılmasının planlandığının iddia edildiği, İ. Ç. tarafından teslim edilen H. Ç. tarafından yazılan ve B. K.'a suikast yapılacağı bilgisini içeren tarihsiz mektubun aslının bulunmaması ve gerçekliğinin doğrulanmamış olması, suikast bilgisinin sanık İ. Ç. tarafından B. K.'a söylenmemiş olması, B. K.'ın telefonlarının önleme dinlemesi kapsamında Malatya İl Jandarma Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürlüğünce 2007-2008 yıllarında takip altına alınmasının kendisine karşı suikast düzenleneceği anlamına gelmemesi, M. Ü.'in B. K. ile ilgili olarak İ. Ç.la arasında geçtiği iddia olunan diyalogların İ.'in diğer delillerle desteklenmeyen soyut beyanı olarak kalmış olması, sanık M. Ü. tarafından bu iddiaların kabul edilmemiş olması, yukarıda gerekçesi belirtildiği üzere "Kafes Operasyonu Eylem Planı"nın hükme esas alınmamış olması hususları birlikte değerlendirildiğinde "Kafes Operasyonu Eylem Planı" kapsamında sanık M. Ü. ve ekibi tarafından B. K.'a karşı gerçekleştirileceği iddia edilen eylemin iddia edilen örgütün delili olarak kabul edilmediği,
İhbar mektuplarının somut olarak tespit edilememesine rağmen, belli bir merkezden hazırlanarak soruşturmanın seyrini değiştirmek ve İ. Ç.'ın beyanlarını güçlendirmek amacıyla gönderildikleri sonuç ve kanaatine varıldığı, esasen kim tarafından hazırlandığı belli olmayan bu ihbar mektuplarının tek başlarına kamu davasının sonuçlandırılması açısından delil nitelikleri bulunmadığı hususunda da hiçbir şüphenin bulunmadığı, ihbar mektuplarında bahsi geçen olgu ve olayların, diğer delillerle desteklenmedikleri sürece doğruymuş gibi kabul edilmelerinin mümkün olmadığı, kamuoyunda Ergenekon, Balyoz, Askeri Casusluk ve Poyrazköy olarak bilinen bir çok dava da isimsiz ve imzasız ihbar mektuplarının bir şekilde dosyalara dahil edilerek bu ihbar mektupları doğrultusunda işlem yapıldığı hususunun da dosyaya intikal eden ilgili dosyalardan anlaşıldığı, yine kovuşturma aşamasında bu dava dosyalarına gönderilen ihbar mektuplarının İstanbul Emniyet Müdürlüğü TEM Şube Müdürlüğünde 2006 yılında illegal olarak yapılandırılan "C5" isimli, şube müdürlerinden oluşan bir büro tarafından hazırladığının da iddia edildiği, bu iddia üzerine İstanbul C. Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosuna müzekkere yazıldığı, müzekkere cevabında; İstanbul Emniyet Müdürlüğü bünyesinde basına yansıdığı kadarıyla oluşturulan "C5" isimli birimle ilgili olarak 2014/40810 Soruşturma sayılı soruşturma dosyasının yürütüldüğü, "C5" isimli birimin İstanbul Emniyet Müdürlüğü bünyesinde oluşturulmayıp İstihbarat Daire Başkanlığı C Şube Müdürlüğü, C2 Büro Amirliği içinde C-5 Bürosu ismiyle dönemin C Şube Müdürü A. F. Y. tarafından oluşturulduğu, 2006 yılı Haziran ayı ile 2012 yılları arasında mevzuat dışı gizli bir birim olarak çalıştığının belirtildiği, tüm bu nedenlerle Malatya Valiliğine gönderilen ve "Sayın Yetkili" ibaresi ile başlayan, içerisinde sanık M. Ü.'in de adının geçtiği ihbar mektubu (101. Klasör, Sh:130); "Sayın Yetkili" ibaresi ile başlayan ve içerisinde M. Ü.'in de adının geçtiği "A. A." isimi ile yazılı ihbar mektubu (101. Klasör, Sh:134); "Sayın Savcım" ibaresi ile başlayan aralarında M. Ü.'in isminin de geçtiği ihbar mektubu (101. Klasör, Sh:136); "Sayın Zekeriya Öz" ibaresi ile başlayan ve içerisinde M. Ü.'in de adının geçtiği, altında "Ö. K." isminin bulunduğu, imzasız ihbar mektubu (213. Klasör, Sh:173); "Sayın Savcı" ibaresi ile başlayan, içerisinde M. Ü.'in de adının yer aldığı, altında isim ve imza bulunmayan ihbar mektubu (223. Klasör, Sh:54) da dahil olmak üzere ihbar mektuplarına ve aynı şekilde "diyarbakirli@vatandas.org" e-mail adresinden e-mail yoluyla İstanbul Emniyet Müdürlüğüne gönderilen ve içerisinde M. Ü.'in adının geçtiği ihbar e-postasına itibar edilmediği,
Dosyada yer alan ve TUBİTAK Bilgem tarafından düzenlenen 15/07/2013 tarihli dijital analiz raporunda ses kayıtları üzerinde yapılan incelemeler sonucunda söz konusu görüşmelerin sanıklar tarafından yapılmış olma ihtimalini belirleyen skorun ortalama değerlerde çıkması nedeniyle ortam dinlemesinden elde edilen suç unsuru görüşmelerin sanıklar tarafından yapılmış olup olmadığının tespit edilemediğinin belirlendiği, iddianamede kaliteli bir ses kayıt sistemi kurduğu iddia edilmiş ise de, dosya kapsamında yer alan ses kayıtlarının kaliteli bir sistemle kaydedilmedikleri hususunun bilirkişi raporlarında da belirtildiği, sanığın savunmalarının aksine bu toplantılara katıldığının belirlenemediği, iddianamede yer verilen ve dezenformasyon faaliyetleri kapsamında hazırlandığı belirtilen belgelerde sanık M. Ü.'in doğrudan imzasının bulunmadığı,
Aynı şekilde iddianamede sanık M. Ü.'in ses kaydı yapılabilmesi için kaliteli bir ses kayıt sistemi kurulması yönünde talimat verdiği iddia edilmiş ise de, dosya kapsamında yer alan ses kayıtlarının kaliteli bir sistemle kaydedilmedikleri hususunun bilirkişi raporlarında da belirtildiği, bu nedenle bu iddianın da doğru olmadığı,
Malatya C.Başsavcılığının 2014/4482 Soruşturma sayılı soruşturma dosyası kapsamında 13/05/2014 tarih ve 2014/4482 Soruşturma - 2014/5066 Karar numaralı kararı ile müştekileri O. U., Y. A. ve Y. U., şüphelileri O. Ö., Ş. T., Y. Y., M. Ç., A. Y., M. Ş., S. B., M. G. ve M. Ü. olan soruşturma dosyası kapsamında "Görevi Kötüye Kullanma", "Tehlikeli Maddeleri İzinsiz Olarak Bulundurma veya El Değiştirme", "Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurma", "Suç İşlemek Amacıyla Kurulan Örgüte Üye Olma" suçlarından müştekilerin soyut iddiaları dışında haklarında kamu davası açılmasına yeterli şüphe oluşturacak delil ve emare elde edilemediğinden kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği ve bu kararın itiraz üzerine kesinleştiği anlaşılmakla tanık olarak dinlenen Y. A.'ın beyanlarına da itibar edilmediği,
Malatya Valiliği tarafından aylık olarak yapılan İl Emniyet Komisyon Toplantılarında M. Ü.'in 2006 yılı başında Malatya ilinde göreve başlamasından sonra özellikle misyonerlik faaliyetlerinin yoğun şekilde işlendiğinin iddia olunduğu, İl Emniyet Komisyon Toplantılarında 2005-2008 yılları arasında İl Jandarma Komutanlığı, MİT görevlileri ve İl Emniyet Müdürlüğü tarafından yapılan sunumlar ile toplantı form ve tutanakların temin edildiği, bu kapsamda bir kısım arşive ulaşılamadığının anlaşıldığı, İl Emniyet Komisyon Toplantılarının 29/11/1998 tarih ve B05.1.EGM.0.14.01.03-650-25304- 5019 sayılı genelge uyarınca gerçekleştirildiği, sanık M. Ü.'in İl Jandarma Komutanı olarak atandığı Ocak 2006 tarihinden sonra toplantılara katıldığı, M. Ü.'in Malatya iline atanmasından önce de toplantılarda misyonerlik ve azınlıklar konularının "Aşırı Sağ Faaliyetler" başlığı altında değerlendirildiği, K. Yayınevi ve Z. Yayınevi ile buralarda çalışan kişilere ilişkin istihbari bilgilerin 2005 yılı Ocak ayında yapılan toplantıda İl Emniyet Müdürlüğü tarafından gerçekleştirilen sunumlarda da yer aldığı, Temmuz, Ağustos, Ekim ve Kasım aylarında gerçekleştirilen komisyon toplantılarında misyonerlik faaliyetlerinin İl Jandarma Komutanlığı adına gündeme getirildiği, İl Emniyet Komisyon Toplantılarında misyonerlik hususundaki gündemin genel gündeme oranının cüz'i kaldığı, toplantılarda misyonerlik haricinde diğer güvenlik mevzularının da ayrıntılı ve detaylı olarak gündeme geldiği, M. Ü. henüz Malatya İl Jandarma Komutanlığına atanmadan önce yapılan İl Emniyet Komisyon Toplantılarında da misyonerlik konusunun zaman zaman gündeme geldiği, bu nedenle misyonerlik konusunun özellikle sanık M. Ü. tarafından toplantı gündeminde tutulmaya çalışıldığı iddiasının doğru olmadığı, H. Y.'nin İl Jandarma Komutanlığının haber elemanı olduğu iddia edilmesine rağmen İl Emniyet Komisyon Toplantılarında Z. Yayınevi ile ilgili olarak bu şahsın isminin gündeme gelmesinin de anlaşılabilir bir durum olmadığı sonucuna varıldığı, sanık M. Ü.'in İl Jandarma Komutanı olarak katıldığı İl Emniyet Komisyonu toplantılarında misyonerlik konusunun toplantıya katılan herkes tarafından gündeme getirildiğini ve misyonerlik faaliyetlerinin aynı zamanda Malatya İl Emniyet Müdürlüğü tarafından da takip edildiğini savunduğu, bu hususun 04/01/2006 tarihli il Emniyet Komisyon Toplantı Tutanağı ile de doğrulandığı, aynı şekilde 2005 yılı Ocak ayında yapılan toplantıda İl Emniyet Müdürlüğü tarafından yapılan sunumlarda misyonerlik faaliyetlerine yer verildiği, misyonerlerin 07/12/2004 tarihinde Gaziantep'te, 26/12/2004 tarihinde ise Malatya'da toplandıklarının belirtildiği, Malatya İl Jandarma Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürlüğünün "Aşırı Sağ Faaliyetler" ve "Misyonerlik" konularındaki istihbarat çalışmalarının Jandarma Teşkilatı Görev ve Yetkileri Kanunu ve Yönetmeliği çerçevesinde genel kolluk kuvveti çalışması şeklinde "Ülke Güvenliği Milli Güvenlik Siyaseti Değerlendirmesi" kapsamında gerçekleştirildiği, elde edilen istihbari bilgilerin de İl Emniyet Komisyon Toplantılarında diğer kolluk birimleri ile paylaşıldığı, yine elde edilen istihbari bilgilerin başta Kayseri Jandarma Bölge Komutanlığı olmak üzere Jandarma Teşkilatı ile de paylaşıldığı,
Malatya İl Jandarma Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürlüğü tarafından Z. Yayınevi cinayeti işlendikten sonra hazırlanan faks gönderme formları içerikleri ve yapılan ödemelere ilişkin kasa ödeme defterine göre haber elemanlarına ödemeler yapılmış olmasının da istihbarat faaliyeti olarak değerlendirildiği,
Gölcük Donanma Komutanlığında yapılan aramada ele geçirildiği iddia edilen M. Ü. imzalı belgede "İstanbul'da misyonerlik faaliyetlerinde bulunan I. B.'ın …E. B. ile akraba olduğu" şeklindeki İ. Ç.'ın beyanları ile de doğrulandığı belirtilen bilgi ile ilgili olarak Malatya İl Emniyet Müdürlüğünün 03/12/2012 tarihli yazısı ile E. B.'ın "E., A., I., E. benzeri/yakın isimli ve Bağış/Bağdaş" soy isimli bir şahıs ile herhangi bir akrabalığının olduğuna dair bilgi ve belgeye rastlanılmadığının" belirlendiği, kamuoyunda "Balyoz Davası" olarak bilinen İstanbul Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/188 Esas - 2015/143 Karar sayılı dava dosyasında; Anayasa Mahkemesinin 18/06/2014 tarih 2013/7800 sayılı kararı ile adil yargılama hakkının ihlal edildiğine karar verildiği, TUBİTAK'da görev yapan Erdem Arslan, B. O. ve O. P. tarafından dijital delillerle ilgili olarak 20/01/2014 tarihli raporun düzenlendiği, yine İTÜ öğretim görevlileri arasından oluşturulan bilirkişi heyetince 16/02/2015 tarihli bilirkişi raporunun düzenlendiği, bu kapsamda düzenlenen bilirkişi raporlarında dijital veriler üzerinde sahtecilik gerçekleştirildiği, verilerle oynandığı, oluşturulduğu tarihlerden çok önce kullanımda olan yazı tipleri ile oluşturulmuş belgeler bulunduğu, belgeler arasında tarih itibariyle uyumsuzluklar mevcut olduğu, 2002 tarihinde düzenlenen bir belgede 2006 tarihine ilişkin olaylardan bahsedildiği, bazı verilerin harddiske sonradan aktarıldığı, el koyma sırasında harddiskin imajının alınmadığı hususlarının tespit edildiği, yapılan ihbarda direkt olarak suça konu dijital verilerin bulunduğu yerin belirtildiği, Yargıtay 9. Ceza Dairesi ilamına göre dijital delillerin delil olarak kabul edilmesi için esasını korumaları, ilişkin oldukları olayları temsil niteliklerinin ortadan kalkmaması, ulaşılma-elde ediliş ve muhafaza şekillerinin usulüne uygun olması gerektiği, dijital delillerin sanıklara veya TSK'da bulunan bir bilgisayarda oluşturulduğu yönünde hiçbir delil elde edilemediği, dijital verilerde zaman, mekan, kişilerle, içerik yönünden çelişkiler bulunduğu, dijital deliller içerisindeki suça konu verilerin sahte olarak oluşturulduğu yönünde kuvvetli şüphe bulunduğu gerekçeleriyle sanıklar hakkında beraat kararı verildiği, bir kısım sanıklar yönünden hükmün temyiz edildiği ancak sanıkların ekseriyeti yönünden hükmün kesinleştirildiği gözetilerek Gölcük Donanma Komutanlığında yapılan aramada ele geçirildiği iddia edilen M. Ü. imzalı belgenin hükme esas alınmadığı,
Sanık M. Ü.'in Ergenekon Silahlı Terör Örgütü bünyesinde sanık A. H. T. tarafından kurulduğu iddia edilen TUSHAD 3. Bölge Malatya hücre yapılanmasının yöneticisi olduğu iddia edilmesine rağmen sanık M. Ü.'in sanık A. H. T.'la Z. Yayınevi cinayetleri öncesinde veya sonrasında herhangi bir telefon iletişimi bulunmadığı gibi her iki sanığın birbirini teyit eden ortak savunmalarına göre birbirlerini doğrudan tanımadıkları sonucuna varıldığı,
İddianamede "sanık A. S.'nın memuriyet ahlakına yakışmayacak hareketlerde bulunduğunun tespit edilmesi ve haklarında Z. Yayınevi cinayetinin azmettiricisi olduklarına ilişkin haberler çıkan sanıklar M. Ü. ve H. Y.'in cinayet ile ilgili kendi faaliyetlerinin ortaya çıkmasını engellemek, olayı farklı kesimlerle irtibatlandırmak ve kendilerini temize çıkartmak için A. S. hakkında disiplinsizlik nedeniyle ve siyasi faaliyette bulunmak suçundan soruşturma başlattıkları, A. S.'nın zaaflarını kullanarak hakkındaki soruşturmanın kapatılması karşılığında Fethullah Gülen Grubu aleyhine bazı Jandarma görevlilerinin bu Grupla bağlantılı olduğu ve bu gruba ait evlerde toplantılara katıldığı yönünde beyanını aldıkları, sanık A. S. ile diğer sanıklar M. Ü. ve H. Y. arasında anlaşmalı bir durum olduğu" iddia edilmiş ise de, sanık A. S.'nın aşamalardaki savunmalarında Fethullah Gülen Cemaati ile askeri okula girmeden önce tanışarak irtibat kurduğu, askeri okulda ve mezuniyeti sonrasında Gülen Cemaati ile irtibatını devam ettirdiği, bilahare cemaati sorgulamaya başladıktan sonra o tarih itibariyle görev yaptığı Yeşilyurt İlçe Jandarma Komutanının kendisini İl Jandarma Komutanı M. Ü.'e yönlendirdiği, M. Ü.'in kendisine bu kişilerle irtibatını kesmemesi ve bu kişi ile ilgili bilgi getirmesini söylediği yönünde beyanlarda bulunduğu, bu durumun sanık M. Ü. tarafından da bu şekilde doğrulandığı, yine A. S. ile M. Ü. arasında geçen konuşmaya sanık H. Y.'in de şahit olduğu ve onun tarafından da A. S.'nın beyanlarının doğru olduğunun tespit edildiği, sanık A. S. hakkındaki ihbarın isimsiz ve imzasız bir mektup ile gerçekleştirildiği, ihbar mektubu içeriğinin doğru olmadığının İlçe Jandarma Komutanı vekili S. E., Merkez Karakol Komutanı C. B. ve Asayiş Tim Komutanı M. D.'ın beyanları ile doğrulandığı, sanık A. S. hakkında "Siyasi Faaliyette Bulunmak" suçundan Malatya 2. Ordu Komutanlığı Askeri Savcılığınca adli soruşturma yapıldığı, bu soruşturma öncesi İstihbarat Şube Müdürü H. Y. tarafından A. S.'nın 31/03/2008 tarihinde ifadesinin alındığı, A. S. ifadesinde Fethullah Gülen grubu ile ilgili olarak ayrıntılı beyanlarda bulunarak bu Grup içerisinde faaliyet gösteren 6 askeri personelin isimlerini verdiği, Grup içerisinde kaldığı dönemde neler yaptığını ayrıntılı olarak anlattığı; Malatya İl Jandarma Komutanı olan M. Ü. tarafından A. S.'nın 28/04/2008 tarihinde ifadesinin alındığı, A. S.'nın ifadesinde Fethullah Gülen grubu ile ne şekilde irtibata geçtiğini, grubun büyük bir tehdit olduğunu anlayarak durumu İl Jandarma Komutanına anlattığını, İl Jandarma Komutanı tarafından söz konusu grubun faaliyetlerini takip ve bu grupla irtibatlı askeri personelin tespiti hususunda kendisine talimat verildiğini, Z. Yayınevi cinayeti ile İl Jandarma Komutanının Fethullah Gülen grubu tarafından irtibatlandırılmaya çalışıldığı hususunu da İl Jandarma Komutanına ilettiğini, bu grupla iltisaklı bazı personelin tespit edilmesine katkıda bulunduğunu, grup içerisindeki bir öğretmenin kendisini tehdit de ederek cinayet ile İl Jandarma Komutanını irtibatlandıracak şekilde mektup yazmasını istediğini beyan etmesi üzerine sanık M. Ü. tarafından İl Jandarma Komutanı sıfatıyla sanık A. S. hakkında "Siyasi Faaliyette Bulunmak" suçu ile ilgili olarak vak'a kanaat raporu düzenlendiği, bu raporda sanığın cezalandırılmasının bu grupla iltisaklı olanların gruptan ayrılmalarına engel olabileceği değerlendirilmesinin yapıldığı ve dosyanın 2. Ordu Komutanlığı Askeri Savcılığına gönderildiği, Askeri Savcılık tarafından da A. S.'nın ifadesinin alındığı, benzer beyanlarda bulunduğu; Alınan tanık beyanının sanık A. S.'nın beyanlarını doğrular nitelikte olduğu, M. Ü.'in de tanık sıfatıyla ifadesinin alındığı; 2. Ordu Komutanlığı Askeri Savcılığının 19/12/2008 tarih ve 2008/328 Esas - 2008/29 Karar sayılı kararı ile A. S. hakkında "İl Jandarma Alay Komutanı olan J.Kur.Alb.M. Ü.'in istihbari bilgi toplaması amacıyla ve onun kontrolünde ve bilgisi dahilinde Fetullah Gülen Cemaati ile ilişkiye girdiği, tanık beyanlarınca da bu hususun doğrulandığı" gerekçesiyle "Siyasi Faaliyette Bulunmak" suçundan kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği; Sanık A. S.'nın hakkında mevcut soruşturma başlatıldıktan sonra İstanbul Emniyet Müdürlüğü TEM Şube Müdürlüğünde alınan 01/07/2011 tarihli ifadesinde de yukarıda özetlenen ifadeleri doğrultusunda beyanda bulunduğu, aynı gün, (daha sonradan FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü ile iltisaklı bulunduğundan bahisle HSYK tarafından ihraç kararı verilen) dönemin İstanbul C.Savcısı Cihan Kansız tarafından ifadesinin alındığı, aynı gün alınmasına rağmen savcılık ifadesinde M. Ü. tarafından tehdit edildiğini, korkması nedeniyle 2. Ordu Savcılığında yalan beyanda bulunduğunu, bu ifade üzerine hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini beyan ettiği, oysa hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmeden önce İl Jandarma Komutanı M. Ü. tarafından hazırlanan vak'a kanaat raporunda sanık A. S.'nın verdiği bilgilerin öneminden bahsedildiği ve siyasi faaliyette bulunmaktan dolayı hakkında işlem tesis edilmesinin belirtilmediği, dolayısıyla sanık A. S.'nın İstanbul C.Başsavcılığında 01/07/2011 tarihinde alınan beyanının doğru olarak kabul edilemeyeceği, bilahare kovuşturma aşamasında da daha önceki beyanları doğrultusunda savunma yaptığı, 15/07/2016 tarihinde FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü tarafından gerçekleştirilen ve başarılı olamayan darbeye teşebbüs girişiminin de sanık A. S.'nın Fethullah Gülen grubu ile ilgili olarak 2008 yılında verdiği bilgilerin ne kadar önemli ve doğru olduğunu gösterdiği, bu nedenle iddianamedeki "cinayet sonrası medyada M. Ü. ve H. Y.'in cinayeti azmettiren kişiler olduğuna dair haberler çıkması üzerine bu kişilerin Jandarma Genel Komutanlığına karşı kendilerini temize çıkarmak için A. S.'dan Fethullah Gülen grubu ile ilgili olarak gerçeğe aykırı beyanlar aldıkları" yönündeki kabulün dosya kapsamı, sanık A. S.'nın aşama beyanları, dinlenen tanık anlatımları dikkate alındığında doğru olmadığının kabul edilmesi gerektiği, sanık A. S. hakkında memuriyet ahlakına yakışmayacak hareketlerde bulunduğuna ilişkin isimsiz ve imzasız bir mektubun, daha önce irtibatlı olduğu sonradan FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü olarak isimlendirilen Fethullah Gülen grubu tarafından "cemaatten ayrıldığı için" gönderilmiş olma ihtimalinin hayatın olağan akışına daha uygun olduğu, ancak bu hususun yargılama aşamasında kesin olarak ispatlanamadığı, Z. Yayınevi cinayeti dahil kamuoyunda Ergenekon, Balyoz, Askeri Casusluk, Poyrazköy ve H. D. gibi davalarda da sıklıkla yapıldığı gibi sanık A. S. ile ilgili olarak da isimsiz ve imzasız bir mektup gönderilerek hakkında idari tahkikat başlatılmasına sebebiyet verildiğinin kabul edilmesi gerektiği, kaldı ki Askeri Savcılık tarafından ifadesinin alındığı sırada İl Jandarma Komutanı olan sanık M. Ü.'in emekli olması nedeniyle sanık A. S.'nın M. Ü.'in tehdidi ile bu şekilde ifade verdiği hususunun da kabulünün mümkün bulunmadığı, sanık A. S.'ya Fethullaçı olduğu yönünde beyanda bulunması için sanık M. Ü.'in zorlama ve baskı yapmadığı, A. S.'nın kovuşturma aşaması beyanlarının da bu yönde olduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde sanık M. Ü.'in sanık A. S. ile ilgili gerçekleştirdiği işlemlerin silahlı terör örgütü bünyesinde gerçekleştirdiğinin kabulüne olanak bulunmadığı,
Misyonerlik faaliyetlerinin de aralarında bulunduğu Aşırı Sağ Faaliyetler hususunda istihbarat toplamakla görevli sanık M. G.'ün Malatya İl Jandarma Alay Komutanı olan M. Ü. ve İstihbarat Şube Müdürü olan H. Y.'in bilgisi dahilinde resmi Valilik oluru ile İ. Ç.'la görüşmek üzere Tarsus ilçesine gönderildiği, M. G.'ün yanında misyonerlik hususunda araştırmalar yapan ve daha önce 25-26/05/2006 tarihlerinde Malatya İl Jandarma Komutanlığında düzenlenen konferansa katılan ve misyonerlik faaliyetleriyle ilgili tanıtıcı sunum yapan ve bu itibarla İl Jandarma Komutanlığı çalışanları ile irtibatı bulunan sanık R. A.'ın da bulunduğu, bilahare Malatya İl Jandarma Komutanlığı bünyesinde misyonerlik faaliyetleri hususunda haber elemanı olarak kullanılacak olan İ. Ç.'la sanık M. G.'ün aksi ispatlanamayan savunmaya göre istihbarat toplama amacıyla sanık M. Ü.'in bilgisi dahilinde bir araya gelmiş olmalarının sanık aleyhine delil olarak değerlendirilmediği, İ. Ç.'ın 2006 yılı Temmuz ayında TUSHAD'tan M. Ü. ile birlikte Malatya'ya dönük bir çalışma yapacağı hususunda kendisine rutin dışı A. E. dışındaki bir kurye ile talimat gönderildiğini belirtmesine rağmen, talimat üzerine zaman geçirmeden M. Ü.'le irtibat kurması gereken İ. Ç.'ın bu talimatın üzerinden uzun bir zaman geçtikten sonra M. G. ile temas kurmasının da şüphe ile karşılandığı,
İ. Ç. adına düzenlenmiş "TSK T.C. Genelkurmay Başkanlığı Türkiye Ulusal Stratejiler ve Harekat Dairesi" başlıklı kimlik belgesinin sanık M. Ü. tarafından İ. Ç.'a teslim edildiği iddia edilmiş ise de, söz konusu kimlik belgesindeki fotoğrafın düzensiz kenarlı olduğu, söz konusu kimlik belgesinin bilgisayar ve ekipmanı aracılığı ile oluşturulduğu, soğuk damga veya mühür izi bulunmadığı hususunun ATK Fiziki İhtisas Dairesi Adli Belgeleri İnceleme Şubesi tarafından düzenlenen 25/11/2014 rapor ile belirlendiği, böylece İ. Ç.'ın TUSHAD'ın varlığına delil olarak dosyaya sunmuş olduğu kimlik belgesinin resmi bir belge niteliğinde bulunmadığı, basit bir şekilde oluşturulduğu, soğuk damga ve mühür izi bulunmadığı, dolayısıyla söz konusu belgenin sahte olarak düzenlendiği ve delil niteliğinde bulunmadığının tespit edildiği, söz konusu kimlik belgesinin sanık M. Ü. tarafından İ. Ç.'a verildiği hususunda İ. Ç.'ın soyut beyanları dışında herhangi bir delilin elde edilemediği,
İ. Ç.'ın A. A.'ın kendisine "R. A. isimli şahsın M. Ü.'le çalıştığı, TUSHAD'ın misyonerlikle ilgili ileriye yönelik bir çalışma yapacağı, bu çalışma kapsamında M. Ü.'in önemli bir brifing vermek üzere İ. Ç.'ın da içerisinde bulunduğu bir kadro oluşturduğu" şeklinde beyanlarda bulunduğunu, R. A.'ın ilk görüşmede kendisine M. Ü.'in selamı olduğu yönünde beyanda bulunduğunu belirtmesine rağmen, bu içerikte konuşmalar gerçekleştiğinin İ. Ç.'ın soyut iddiaları dışında başta sanıklar A. A., M. G. ve R. A.'ın aşama beyanları ve dosya kapsamındaki sair delillerle doğrulanmadığı,
Sanıklardan M. Ç.'ın yanında tanık olarak dinlenen A. D.' de olduğu halde tarihi eser kaçakçılığı ile ilgili olarak İl Jandarma Alay Komutanı olan M. Ü.'in bilgisi ve izni dahilinde Valilik oluruyla Tarsus ilçesine gitmek üzere görevlendirildikleri, Tarsus'ta İ. Ç.'la görüştükleri, tarihi eser kaçakçılığı operasyonu çerçevesinde İ. Ç.'ın sanık M. Ç. ve tanık A. D. ile birlikte Malatya'ya geldiği, bu hususun o tarih itibariyle sanık M. Ç. ve tanık A. D.'in çalıştığı birimin Şube Müdürü olarak görev yapan tanık Murat Günay tarafından da doğrulandığı, Malatya ilinde de tarihi eser kaçakçılığıyla ilgili görüşmeler yapıldığı, bu itibarla, M. Ç.'ın Tarsus'a gidişinin ve İ. Ç.'la irtibat kurmasının M. Ü.'in talimatıyla örgüt faaliyeti kapsamında yapıldığına ilişkin delillere ulaşılamadığı, İ. Ç.'ın Malatya'ya bu ilk gelişinde sanık M. Ü.'le karşılaşmadığını beyan ettiği, bu hususun sanık M. Ü. ve diğer sanık anlatımları ile de doğrulandığı,
İ. Ç.'ın aşama beyanlarında 16/12/2006 tarihinde ön çalışma, 10/01/2007 tarihinde 1. Çalıştay, 11-12/02/2007 tarihinde 2. Çalıştay, 17/03/2007 ve 26/04/2007 tarihlerinde toplantı yapmak üzere Malatya iline geldiğini iddia ettiği, bu kapsamda 16/12/2006 tarihinde İ. Ç.'ın sanık M. Ü.'le herhangi bir görüşme yapmadığının kendisi tarafından da belirtildiği, anılan 16/12/2006 tarihinde sanık M. Ü.'in Malatya ilinden Ankara iline uçakla seyahat ettiğinin de belirlendiği; 10/01/2007 tarihinde İ. Ç.'ın yukarıda açıklandığı üzere tarihi eser kaçakçılığı olayı ile ilgili olarak sanık M. Ç. ile birlikte Malatya'ya geldiği, İ. Ç.'ın bu gelişinde M. Ü. ile Jandarma Komutanlığı eski binasında bir araya geldiği ve M. Ü. tarafından sivil kıyafetlerle karşılandığı yönündeki beyanlarının sanık M. Ü. ile o toplantıya katıldığı iddia edilen diğer sanıklar tarafından doğrulanmadığı, HTS kayıtlarının da bu iddiayı doğrulamadığı, dolayısıyla İ. Ç.'ın bu toplantı sırasında M. Ü.'in telefonda "komutanım beklenen misafiriniz geldi" şeklinde bir söz söylediği, H. Y.'e "Yaşam1 dosyasını açtın mı Haydar" şeklinde soru sorduğu ve R. A. isminin kendisine sorulduğu yönündeki beyanlarının da İ. Ç.'ın soyut beyanları dışında sair delillerle doğrulanamadığı, "Yaşam-01" isimli planlı istihbarat faaliyeti kapsamında bir belgenin varlığının dahi İ. Ç.'ın beyanlarının doğruluğunu göstermeyeceği, yine HTS kayıtları üzerinde yapılan incelemede İ. Ç., M. Ü., H. Y. ve R. A.'ın telefon sinyal bilgilerinin Malatya ilinde ancak farklı bölgelerde baz aldığının belirlendiği, İ. Ç.'ın tarihi eser kaçakçılığı nedeniyle Malatya'da bulunduğunun da sanık M. Ç. ve tanık A. D.'in beyanları ile sabit olduğu, İ. Ç.'ın da aşama beyanlarında bu ilk gelişi ile ilgili olarak bu yönde beyanlarda bulunduğu, HTS raporlarının da sanık M. Ç. ile tanık A. D.'in beyanlarını doğruladığı, HTS kayıtları ile sanık M. Ü.'in İ. Ç.'ın iddia ettiği gibi A. H. T. veya H. I. ile görüşmediği,
Yine İ. Ç.'ın beyanlarında 11-12/02/2007 tarihinde gerçekleştiğini iddia ettiği 2. Çalıştay toplantısında misyonerlikle ilgili çalışmalar yaptıkları ve belgeler düzenledikleri yönündeki beyanının da soyut nitelikte kaldığı, başta M. Ü. olmak üzere toplantıya katıldığı iddia edilen diğer sanıklarca bu hususun doğrulanmadığı, bu toplantı sırasında sanık M. G.'ün toplantı salonuna giderek "Aral" isimli bir şahsın geldiğini M. Ü.'e söylemesi üzerine M. Ü.'in "V. B. A. mı" diye sorduğu ve bilahare bu şahısla yarım saat veya 45 dakika görüştüğü yönündeki beyanları ile ilgili olarak; İ. Ç.'ın 2. Çalıştay toplantısının olduğu tarihi 12/02/2007 olarak söylediği, yukarıda izah edildiği üzere sanık V. B. A.'ın Ekim 2006 tarihinde Malatya ilini terk ederek Adıyaman'a gittikten sonra cinayetlerin işlendiği tarih olan 18/04/2007 tarihine kadar Malatya'ya döndüğüne ilişkin savunmalarının aksine bir delil elde edilemediği, M. G.'ün aşama savunmalarında bu toplantılara katılmadığını beyan ettiği, toplantı sırasında gelerek M. Ü.'le görüştüğü iddia edilen sanık V. B. A.'ın bu şekilde bir görüşme yaptığını kabul etmediği, V. B. A. ile M. Ü. arasında bir irtibat bulunmadığının bu sanıkların savunmaları ile doğrulandığı, irtibatları bulunduğu hususunda başkaca bir delile ulaşılamadığı, V. B. A.'ın söz konusu toplantıya geldiği hususunun HTS raporları ile de doğrulanmadığı, M. G.'ün kovuşturma aşamasında alınan savunmasında İstanbul C. Başsavcılığınca alınan ifadesini kabul etmeyerek V. B. A.'ın geldiği hususunda bir tanıklığı bulunmadığını beyan ettiği, sanık M. Ü. tarafından da bu hususun doğrulanmadığı, İ. Ç.'ın V. B. A. ile ilgili beyanları arasında çelişkiler bulunduğu, V. B. A.'ın Çalıştay'ın yapıldığı toplantı odasına girip girmediği ve kendisini görüp görmediği hususunda çelişkili beyanlarda bulunduğu, sanık V. B. A.'ın Malatya İl Jandarma Komutanlığına bağlı haber elemanı olarak kullanıldığına ilişkin resmi bir kayıt bulunmadığı gibi gayri resmi bir bilginin de bulunmadığı, gerek sanık M. Ü., gerek sanık V. B. A., gerekse İ. Ç.'ın o toplantıya katıldığını iddia ettiği hiç kimse tarafından bu hususun doğrulanmadığı, bu nedenle dosya kapsamındaki diğer delillerle ispatlanamayan sanık İ. Ç.'ın bu yöndeki beyanlarına itibar edilemeyeceği, İ. Ç.'ın beyanlarına göre 2. Çalıştay'dan sonra M. Ü.'in Kayseri Jandarma Bölge Komutanlığına giderek misyonerlik faaliyetlerine ilişkin brifing verdiği yönündeki beyanının Kayseri Jandarma Bölge Komutanlığı Karargahında misyonerlikle ilgili bir seminer/brifing tarzı çalışmanın icra edilmediğinin müzekkere cevabı ile belirlendiği, M. Ü.'in savunmalarında 12-16/03/2007 tarihleri arasında Jandarma Genel Komutanlığı Denetleme Baş Komutanlığının yapacağı denetleme hazırlıklarını koordine etmek ve Bölge Komutanının emirlerini almak amacıyla Bölge Komutanı tarafından koordine edilen ve 15-18/02/2007 tarihleri arasında Kayseri'de gerçekleşen toplantıya katıldığını ve bu toplantıda misyonerlikle ilgili özel bir bilgi verilmediği yönündeki savunmasının aksine bir delile ulaşılamadığı, dosya arasında yer alan "BRF.12.03.2007 (METİN).doc" isimli belgenin Kayseri Jandarma Bölge Komutanlığına sunulduğu iddia edilmiş ise de, bu belgenin sadece misyonerlik faaliyetlerini değil genel olarak her alanda yapılan istihbari faaliyetlere ilişkin bilgileri içerdiği, belgede misyonerlik konusunun sadece küçük bir başlık olarak yer aldığı gözetilerek bu belge içeriğinin de İ. Ç.'ı doğrulamadığı, kaldı ki belgenin Kayseri Jandarma Bölge Komutanlığına sunulduğu hususunda da herhangi bir delile ulaşılamadığı, dolayısıyla İ. Ç.'ın brifing hususundaki bu beyanlarına da itibar edilemeyeceği; 17/03/2007 tarihinde yapıldığını iddia ettiği toplantı sırasında Z. Yayınevine yönelik olarak yapılacak olan korkutma eyleminin E. G. tarafından gerçekleştirileceği, kendisine gerekli talimatların verildiğini, psikolojik olarak hazırlandığı, eylemi gerçekleştirecek kapasiteye geldiği yönünde M. Ü. ve R. A. tarafından konuşmalar gerçekleştirildiği iddiasının da soyut nitelikte kaldığı, sanıklar M. Ü. ve R. A. tarafından doğrulanmadığı gibi sair delillerle de doğrulanmadığı, kaldı ki konuşma içeriğinde Z. Yayınevi ile ilgili olarak N. A., T. E. G. ve U. Y.'e yönelik bir korkutma yapılacağının beyan edildiği iddiası karşısında cinayet gerçekleştirilmeden önce söz konusu yayın evinde kimlerin bulunacağı hususunun önceden bilinmesinin de mümkün bulunmadığı; Z. Yayınevi cinayeti sonrası İ. Ç.'ın 26/04/2007 tarihinde gerçekleştiğini iddia ettiği toplantıda planlanan eylemin umulduğu gibi gerçekleşmediği hususunun konuşulduğu ve M. Ü.'in İ. Ç.'a "biz TUSHAD olarak geniş bir aileyiz, yanlış yapan yanar, sırrı veren yok olur" şeklinde tehditvari sözler söyleyerek "Bu bir operasyondu. Santoro'da, Hrant'da, Z.'de bir operasyondu. Bu yaptığımız sahte istihbarat belgeleri ile buradaki Z. Yayınevi olayını AKP ve Gülen Cemaati üzerine yıkacağız, zaten Hrant'da R. A.'e yıkılacak" şeklinde beyanda bulunduğu iddiasının da yine başta M. Ü. olmak üzere toplantıya katıldığı iddia edilen diğer sanıklar tarafından doğrulanmadığı, sair delillerle de bunun ispatlanamadığı,
Sanık M. Ü.'in 26/09/2008 tarihinde veya 2007 yılı Haziran ayında Tarsus veya Silifke ilçesine giderek burada İ. Ç.'la görüştüğü hususunu kabul etmediği, bu hususun HTS raporları ile doğrulandığı, aynı şekilde M. Ü.'in diğer sanıklar R. A., M. Ç., İ. Ç. ve H. Y. ile aynı zaman diliminde Mersin ili Taşucu Beldesindeki konaklama tesislerinde kalmadıklarının belirlendiği, sanığın savunmasının aksine bir delilin de elde edilemediği,
Z. Yayınevi cinayetleri sonrası cinayetlerin asli faillerinden E. G.'ın 18/04/2007-19/05/2007 tarihleri arasında uzun bir süre İnönü Üniversitesine bağlı T. Ö. Tıp Merkezinde yatarak tedavi gördüğü, tedavisinin devam ettiği, ilk 20 gün boyunca bilincinin kapalı olduğu, T. Ö. Tıp Merkezinin o tarihler itibariyle Jandarma sorumluluk sahasında bulunduğu, E. G.'ın hastanede kaldığı bu süre içerisinde kontrol atında tutulduğu, odasına giriş çıkışların izlendiği, odasında kamera kaydı yapıldığı, hastanenin Jandarma sorumluluk sahasında bulunması nedeniyle güvenliğin Jandarma personelince sağlandığı, aynı zamanda Emniyet Müdürlüğü personelinin de hastanede bulunduğu, E. G.'ın odasındaki kamera kayıtlarının silindiği iddiası üzerine Emniyet Genel Müdürlüğünce müfettiş görevlendirildiği, yürütülen tahkikat neticesinde haklarında disiplin soruşturması yürütülen emniyet personeli hakkında "Görevde Kayıtsızlık Göstermek ve Görevi Savsaklamak" suçunu işlediklerinden bahisle kınama cezası ile cezalandırılmalarına karar verildiği, kamera kayıtlarının tutulması ile ilgili olarak Jandarma personelinin herhangi bir görevi ve sorumluluğunun bulunmadığı, sanık M. Ü.'in söz konusu kamera görüntülerinin silinmesi ile ilgili olarak olayla bir irtibatının belirlenemediği, tanık olarak dinlenen ve E. G.'ın hastanede bulunduğu süre içerisinde güvenliğini sağlayan Jandarma personeli H. A.'nin de, sanık M. Ü. hakkında aleyhe beyanları ve şikayeti bulunmasına rağmen silinen kayıtlarla ilgili M. Ü.'in herhangi bir talebi bulunmadığını beyan ettiği gözetilerek sanık M. Ü.'in sanık E. G.'ı kontrol altında tutmak için kamera görüntülerini sildiği hususunda hiçbir delile ulaşılamadığı,
2 sayfalık ihbar mektubu içeriğinde söz konusu edilen cezaevinde ki sanıklardan birinin üzerinde bulunan cep telefon SIM kartının sanık M. Ü. tarafından cezaevine gidilerek mahkumdan alındığı bilgisi ile ilgili olarak 18/04/2007 - 18/07/2007 tarihleri arasında cezaevinde görev yapan rütbeli personel bilgilerinin gönderildiğine ilişkin Yeşilyurt Cezaevi Jandarma Bölük Komutanlığının 17/09/2009 tarihli yazısı ve ekindeki çizelge doğrultusunda Malatya E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Jandarma Bölüğünde görev yapan E. K., K. C., İ. S. S. T., S. Ö., T. B., İ. Y., H. Y., Ö. Ö., K. Y., A. B., A.S., H. T. B., A. K.'un soruşturma aşamasında beyanlarının tespit edildiği, tanıkların SIM kartın bulunmasına ilişkin görgüye dayalı bilgileri bulunmadığını beyan ettikleri, bir kısım tanıkların ise sanıklardan birinde SIM kart ele geçirildiğini duyduklarını beyan ettikleri; 0546 578 08 92 numaralı hattın 21/09/2006 tarihinde E. G. adına açılıp 07/10/2007 tarihinde iptal edildiği, hattın şebekeden hizmet aldığı dönemde herhangi bir SIM kart değişikliği işlemi yapılmadığının Vodafone A.Ş. ile yapılan yazışma sonucu tespit edildiği, 0539 554 31 71 numaralı E. G. adına kayıtlı telefonun 22/02/2007 tarihinde tesis edilen aboneliğinin 25/09/2007 tarihinde sonlandırıldığının belirlendiği, E. G. adına kayıtlı 0539 554 31 71 numaralı faturasız abonelik için 18/04/2007 tarihi de dahil olmak üzere herhangi bir hat açma - kapama, SIM kart değişikliği, adres değişikliği ve hat devir edilmesi işlemi yapılmadığı, belirlenen süre içerisinde kontor / TL yüklemesi yapılmadığı, 22/08/2007 tarihinde kullanıma kapatıldığı, 25/09/2007 tarihinde ise otomatik olarak iptal olduğu, 0536 …. numaralı hattın E. G. adına değil, farklı bir abone adına kayıtlı olduğunun Turkcell A.Ş. ile yapılan yazışma sonucu tespit edildiği, Malatya 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 01/05/2008 tarih ve 2008/4 Esas - 2008/415 Karar sayılı ilamı ile sanık C. Ö.'in cezaevinde bulunduğu sırada ceketinden çıkan SIM kart ile ilgili olarak yapılan yargılama sonunda sanıklar E. S., C. Ö., B. T., H. C. ve H. K.'in "İnfaz Kurumuna Yasak Eşya Sokmak" ve "Görevi İhmal" suçlarından beraatlerine karar verildiği hususları birlikte değerlendirildiğinde cezaevinde bulunan Z. Yayınevi cinayetinin asli faillerinden E. G. ve C. Ö.'in cezaevinde bulundukları süre içerisinde SIM kartlarının sanık M. Ü. tarafından cezaevine gidilerek alındığı ve yeni bir SIM kart çıkartılarak cezaevi idaresine bu SIM kartın teslim edildiğine ilişkin iddialara itibar edilmediği,
Altın Kayısı Otelinde gerçekleştirilen misyonerlerce gerçekleştirildiği iddia edilen programa sanık M. G.'ün diğer sanıklar M. Ü. ve H. Y. ile birlikte E. G.'ı takip etmek ve kontrol altında tutmak amacıyla izlettikleri hususunu doğrulayan hiçbir delile de ulaşılamadığı,
Sanık H. Y.'nin sanıklardan M. Ü. ve H. Y. ile herhangi bir şekilde, doğrudan veya dolaylı olarak irtibat halinde olduğunun da ispatlanamadığı, bu nedenle sanık M. Ü.'in H. Y. aracılığıyla edinmiş olduğu bilgileri İl Güvenlik Kurulu Toplantılarında gündeme getirdiğine ilişkin kabule de itibar edilemeyeceği, H. Y.'nin adı geçen yayın evine yerleştirildiği iddia edilen tarihin de (iddianameye göre TUSHAD'ın Malatya hücre yapılanmasının başında bulunduğu iddia edilen) M. Ü.'in Malatya iline henüz tayin edilmediği bir zaman dilimine denk geldiği anlaşılmakla sanık M. Ü.'in H. Y. üzerinden cinayetin asli faillerini azmettirdiğine ilişkin kabule itibar edilmediği,
Sanıklardan M. Ü. ile ilgili olarak yapılan arama necisinde ele geçirilen mektubun sanık M. G. tarafından yazıldığına dair somut herhangi bir delil elde edilemediği, M. G. tarafından da bu mektubun kendisi tarafından yazılmadığının ifade edildiği,
Z. Yayınevi cinayetlerinin gerçekleştirildiği zaman diliminde sanık M. Ü.'in yanında İl Jandarma Komutanlığı emrinde görev yapan Astsubay Başçavuş M. İnce ve Lojistik Şube Müdürü Astsubay Başçavuş A. A. olduğu halde İl Jandarma Komutanlığı binasının misafirhanesi ve rütbeli gazinosuna büro malzemesi almak üzere çarşıda bulundukları, bu sırada M. Ü.'in telefonunun çaldığı ve telefonda konuştuğu şahısla Z. Yayınevi cinayetleri bir konuşma gerçekleştirdiği, konuşma sonrası M. Ü.'in konuyu yanında bulunan M. İ. ve A. A.'ya da anlattığı, hep birlikte cinayetlerinin işlendiği Z. Yayınevine yakın bir noktada olmaları nedeniyle araçla Z. Yayınevinin olduğu yere gittikleri, A. A. ve M. İnce'nin Z. Yayınevinin bulunduğu iş yerine girmedikleri, sanık M. Ü.'in bir süre cinayet mahallinde kaldığının, hem sanık M. Ü.'in savunması, hem de tanık olarak dinlenen A. A. ile M. Ü.'in beyanlarından anlaşıldığı, iddiaların doğru olduğunun kabulü halinde cinayeti azmettiren kişinin cinayetten hemen sonra olay mahalline gidip, kısa sayılamayacak bir süre orada kalması ve orada görüntü vermesinin normal bir durum olamayacağı, dinlenilen tanık beyanlarının olay yerine yakın bir yerde oldukları yönündeki sanık savunmasını doğruladıkları, tanık A. A.'nın beyanına göre M. Ü.'in telefonla konuştuktan sonra konuştuğu kişinin konunun ulusal televizyonlarda yayınlandığını söyleyerek "bizim bundan haberimiz yok mu" diye kendisine çıkıştığını belirttiği, tanık M. İ.'nin de o an itibariyle komutanının dahi olayın boyutlarını tam olarak bilmediğinin belli olduğunu ifade ettiği hususları birlikte değerlendirildiğinde sanık M. Ü.'in Z. Yayınevi cinayetlerinden haberdar olmadığı, olayın ulusal basına yansıması ve muhtemelen üst komutanlarından birinin kendisine telefon etmesi üzerine olaydan haberdar olduğu ve olay yerine yakın bir yerde olması nedeniyle yanındaki kişilerle birlikte olay yerine gittiğinin kabul edildiği,
Dosya arasında yer alan irtibat tespit tutanakları incelendiğinde sanık M. Ü.'in İl Jandarma Komutanlığında emrinde görev yapan M. Ç., H. Y. ve M. G. ile R. A. ve İ. Ç.'la görüşmeler yaptığı, ancak Z. Yayınevi cinayetinin asli failleri olan E. G. ile diğer sanıklar H. Ç., C. Ö., S. G. ve A. Y., bu asli failleri azmettirdikleri iddia edilen V. B. A. ve H. Y., TUSHAD isimli yapılanmanın kurucusu ve yöneticisi olduğu iddia edilen A. H. T., TUSHAD isimli yapılanmanın Mersin ili hücre yapılanması ile irtibatlı olduğu iddia edilen A. A. ile diğer sanıklar K. K., M. G. ve L. E. G. ile hiçbir irtibatının bulunmadığının tespit edildiği,
Sanık M. Ü.'le ilgili yapılan aramalarda ele geçirilen belgeler ve dijital veriler üzerinde yapılan incelemeler sonucu müsnet suçlara ilişkin herhangi bir delilin elde edilemediği,
İddianamenin 12. bölümünde İ. Ç.'ın gizli tanık sıfatı ile ifadesi alınırken İstanbul C.Başsavcılığına (CMK'nın 250. Madde ile Yetkili) sunduğu ve "Team 2GB" ibareli flaş disk, A. Y.'dan elde edilen ve ifadesinde Z. Yayınevinden almış olabileceğini beyan ettiği flaş disk, Malatya Valiliğine isimsiz ve imzasız ihbar mektubu ekinde gönderilen 1 adet CD, İstanbul C.Başsavcılığına (CMK'nın 250. Madde ile Yetkili) isimsiz ve imzasız ihbar mektubu ekinde gönderilen CD içerisindeki dijital belgeler ve H. Y.'in iş yeri aramasında M. Ü. imzalı 07/06/2007 tarihli faks mesaj formu arasında büyük benzerlikler olduğu, bu kapsamda İ. Ç. tarafından teslim edilen flaş bellek ile Malatya Valiliğine gönderilen ihbar mektubu ekindeki CD içerisinde yer alan "Asimetrik Psikolojik Harekat Planı" belgesinin ortak olduğu ve belgeler arasındaki benzerliklerin de M. Ü., H. Y., R. A. ve diğer suç ortaklarının Z. Yayınevi cinayetinde rolleri olduğunu gösterdiğinin iddia edildiği, söz konusu "Asimetrik Psikolojik Harekat Planı" isimli belgenin M. Ü. tarafından oluşturulduğuna ilişkin bir belirleme yapılamadığı ve M. Ü.'in İl Jandarma Komutanlığından ayrıldığı 04/07/2008 tarihinden sonra söz konusu belgenin oluşturulduğunun belirlendiği gözetilerek bu belgenin sanık aleyhine değerlendirilemeyeceği sonucuna varıldığı,
İ. Ç., V. Ş., A. A., H. A. ve O. K. C.'in haberleşmelerinin gizliliklerinin ihlal edildiği sonuç ve kanaatine varılarak dönemin Malatya İl Jandarma Komutanı olan sanık M. Ü. ile Malatya İl Jandarma Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürü olan sanık H. Y.'in "Resmi Belgede Sahtecilik" ve "Haberleşmenin Gizliliğini İhlal" suçlarından cezalandırılmaları yoluna gidildiği, sanığın suç teşkil eden bu eylemlerinin iddia edilen Ergenekon Silahlı Terör Örgütü veya TUSHAD bünyesinde gerçekleştirildiğine ilişkin somut hiçbir delile ulaşılamadığı,
İddia edilen TUSHAD (Türkiye Ulusal Strateji ve Hareket Dairesi) Silahlı Terör Örgütü’nün varlığının değerlendirilmesi" başlığı altında yapılan değerlendirme sonucunda sadece İ. Ç.'ın beyanlarında geçen, sanık A. H. T. tarafından iddia edilen Ergenekon Terör Örgütü bünyesinde TSK içerisinde gizli bir şekilde kurularak faaliyete geçirilen TUSHAD (Türkiye Ulusal Stratejiler ve Hareket Dairesi) isimli bir oluşumun var olduğuna ilişkin hiçbir somut delil elde edilemediği, böyle bir örgütün var olduğunun dosya kapsamında dinlenen sanıklar veya tanıklarca da doğrulanmadığı, 08/06/2012 tarihli iddianamede bu örgütün var olduğunun delili olarak gösterilen delillere de yukarıda izah edildiği üzere itibar edilmediği hususları birlikte değerlendirildiğinde; TUSHAD (Türkiye Ulusal Stratejiler ve Hareket Dairesi) isimli bir örgütün var olduğu ve Z. Yayınevi cinayetlerinin bu örgüt tarafından işletildiğine ilişkin delil elde edilemediği sonuç ve kanaatine varıldığı gözetilerek sanık M. Ü.'in varlığı kabul edilmeyen Ergenekon Terör Örgütü bünyesinde TSK içerisinde gizli bir şekilde kurularak faaliyete geçirilen TUSHAD (Türkiye Ulusal Stratejiler ve Hareket Dairesi) isimli örgütün kurucusu ve yöneticisi olduğuna dair her türlü şüpheden uzak, mahkumiyetine yeter, kesin ve inandırıcı delillerin elde edilemediği,
Sanık M. Ü.'in sanıklar E. G., H. Ç., C. Ö., S. G. ve A. Y. tarafından maktuller T. G., N. A. ve U. Y.'e karşı gerçekleştirilen "Adam Öldürme", "Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma", "İş Yeri Dokunulmazlığını İhlal" suçları ile "Yağmaya Teşebbüs" suçlarına azmettiren olarak katıldığı ve müsnet bu suçlardan ayrı ayrı cezalandırılmasına karar verilmesi talep edilmiş ise de, yukarıda ayrıntılı olarak izah edildiği üzere sanık M. Ü.'in müsnet suçlara azmettiren olarak katıldığına ilişkin mahkumiyetine yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı deliller elde edilemediği,
Sanık M. Ü.'in "Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs etmek" suçundan cezalandırılması talep edilmiş ise de, TUSHAD (Türkiye Ulusal Stratejiler ve Hareket Dairesi) isimli bir örgütün var olduğu ve Z. Yayınevi cinayetlerinin bu örgüt tarafından işletildiğine ilişkin delil elde edilemediği, yukarıda ayrıntılı olarak anlatıldığı ve mahkemece kabul edildiği üzere iddia edilen Ergenekon Silahlı Terör Örgütüne bağlı olarak kurulan TUSHAD isimli bir örgütün var olmadığı sonucuna varıldığı, var olduğu tespit edilemeyen bir örgütün üyeleri ve yandaşları tarafından 5237 Sayılı TCK’nın 312/1 maddesine göre "Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini Ortadan Kaldırmaya veya Görevini Yapmasını Engellemeye Teşebbüs Etme" şeklinde değerlendirilebilecek eylem ve faaliyetlerde bulunmasının da fiilen mümkün görülmediği, 5237 Sayılı TCK’nın 312. maddesinin terör örgütü sayılan veya herhangi bir örgütle bağlantılı olan veya örgüt adına işlenmesi halinde suçun örgüt faaliyeti içerisinde işlendiği kabul edilecek ve suçun oluştuğunun söylenebileceği, sanıklar E. G., H. Ç., C. Ö., S. G. ve A. Y.'ın Z. Yayınevi cinayetlerinde aktif olarak rol alarak cinayeti gerçekleştirmiş olmalarının da tek başına müsnet "Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini Ortadan Kaldırmaya veya Görevini Yapmasını Engellemeye Teşebbüs Etme" suçunun işlendiği anlamına gelmeyeceği, hükümetin ortadan kaldırılması veya görevini kısmen de olsa yapamaz hale getirilmesi amacıyla cebir ve şiddetle eylemde bulunulması halinde suçun oluşacağı, bu anlamda amaca yönelik olarak icrasına başlanan hareketin, amaca yönelik tehlike oluşturmaya uygun ve elverişli bulunmasının gerektiği, bu kapsamda sırf gayrimüslim ve misyoner oldukları için maktullerin hunharca sanıklar E. G., H. Ç., C. Ö., S. G. ve A. Y. tarafından katledilmiş olmaları eylemi ile Türkiye Cumhuriyeti Hükümetinin ortadan kaldırılmaya çalışıldığı veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs edildiğinin kabul edilemeyeceği, fiili olarak da bu cinayetin işlenmesinden sonra Hükümetin görevini kısmen de olsa yapamaz hale geldiğinin de söylenemeyeceği, tüm bu nedenlerle sanık M. Ü.'in "Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini Ortadan Kaldırmaya veya Görevini Yapmasını Engellemeye Teşebbüs Etme" suçunu işlediğine ilişkin her türlü şüpheden uzak, mahkumiyetine yeter, kesin ve inandırıcı deliller elde edilemediği şeklinde tespit ve değerlendirmesinin yapıldığı,
16- Sanık H. Y.'in "Terör Örgütünün Kurucusu ve Yöneticisi Olmak", "Adam Öldürmeye Azmettirme", "Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılmaya Azmettirme", "İş Yeri Dokunulmazlığını İhlale Azmettirme", "Yağmaya Teşebbüse Azmettirme" ve "Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini Ortadan Kaldırmaya veya Görevini Yapmasını Engellemeye Teşebbüs Etme" suçları yönünden eylemlerinin:
Sanık H. Y.'in 08/08/2006-18/07/2011 tarihleri arasında Malatya İl Jandarma Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürü olarak görev yaptığı,
"Kafes Operasyonu Eylem Planı"nda da Türkiye Protestan Kiliseler Birliği Başkanlığı yapmış olan B. K.'ın bilgilerinin yer aldığı, kendisi ile ilgili Ergenekon Terör Örgütünün bir eylem hazırlığı içerisinde olduğu, bu eylemin M. Ü. ve diğer bazı sanıklar tarafından yapılmasının planlandığının iddia edildiği, bu kapsamda sanık M. Ü.'in yanında R. A. ve H. Y. de olduğu halde B. K.'a yapılacak eylemle ilgili olarak İ. Ç.'a bilgi verildiğinin iddia edildiği, bu yönde bir konuşma gerçekleştiğinin sanıklar M. Ü., R. A. ve H. Y.'in ortak savunmalarına göre doğrulanmadığı, sanık H. Y.'in aksi ispatlanamayan savunmasına göre B. K. ismini ilk kez İ. Ç.'dan duyduğu ve İ. Ç.'ın B. K. tarafından kendisine Z. Yayınevi cinayeti davasında yalancı gizli tanıklık teklifinde bulunduğunu söylediği, İ. Ç. tarafından teslim edilen H. Ç. tarafından yazılan ve B. K.'a suikast yapılacağı bilgisini içeren tarihsiz mektubun aslının bulunmadığı ve gerçekliğinin doğrulanamadığı, suikast bilgisinin sanık İ. Ç. tarafından B. K.'a söylenmediği, B. K.'ın telefonlarının önleme dinlemesi kapsamında Malatya İl Jandarma Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürlüğünce 2007-2008 yıllarında (Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 16/05/2007 tarih ve 2007/900 sayılı kararı ile) takip altına alınmasının kendisine karşı suikast düzenleneceği anlamına gelmediği, B. K. hakkında İ. Ç.'ın beyanlarının diğer delillerle desteklenmeyen soyut beyanlar olarak kaldığı, yukarıda gerekçesi belirtildiği üzere "Kafes Operasyonu Eylem Planı"nın da hükme esas alınmadığı hususları birlikte değerlendirildiğinde "Kafes Operasyonu Eylem Planı" kapsamında sanık H. Y.'in iddia edilen eylemle herhangi bir irtibatının bulunmadığı,
İhbar mektuplarının mahkemece somut olarak tespit edilememesine rağmen, belli bir merkezden hazırlanarak soruşturmanın seyrini değiştirmek ve İ. Ç.'ın beyanlarını güçlendirmek amacıyla gönderildikleri sonuç ve kanaatine varıldığı, esasen kim tarafından hazırlandığı belli olmayan bu ihbar mektuplarının tek başlarına kamu davasının sonuçlandırılması açısından delil nitelikleri bulunmadığı hususunda da hiçbir şüphenin bulunmadığı, ihbar mektuplarında bahsi geçen olgu ve olayların, diğer delillerle desteklenmedikleri sürece doğruymuş gibi kabul edilmelerinin mümkün olmadığı, kamuoyunda Ergenekon, Balyoz, Askeri Casusluk ve Poyrazköy olarak bilinen bir çok davada isimsiz ve imzasız ihbar mektuplarının bir şekilde dosyalara dahil edilerek bu ihbar mektupları doğrultusunda işlem yapıldığı hususunun da dosyaya intikal eden ilgili dosyalardan anlaşıldığı, yine kovuşturma aşamasında bu dava dosyalarına gönderilen ihbar mektuplarının İstanbul Emniyet Müdürlüğü TEM Şube Müdürlüğünde 2006 yılında illegal olarak yapılandırılan "C5" isimli, şube müdürlerinden oluşan bir büro tarafından hazırladığının da iddia edildiği, bu iddia üzerine İstanbul C.Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosuna müzekkere yazıldığı, müzekkere cevabında; İstanbul Emniyet Müdürlüğü bünyesinde basına yansıdığı kadarıyla oluşturulan "C5" isimli birimle ilgili olarak 2014/40810 Soruşturma sayılı soruşturma dosyasının yürütüldüğü, "C5" isimli birimin İstanbul Emniyet Müdürlüğü bünyesinde oluşturulmayıp İstihbarat Daire Başkanlığı C Şube Müdürlüğü, C2 Büro Amirliği içinde C-5 Bürosu ismiyle dönemin C Şube Müdürü A. F. Y. tarafından oluşturulduğu, 2006 yılı Haziran ayı ile 2012 yılları arasında mevzuat dışı gizli bir birim olarak çalıştığının belirtildiği, tüm bu nedenlerle Malatya Valiliğine gönderilen ve "Sayın Yetkili" ibaresi ile başlayan, içerisinde sanık H. Y.'in de adının geçtiği ihbar mektubu (101. Klasör, Sh:130); "Sayın Savcım" ibaresi ile başlayan aralarında H. Y.'in isminin de geçtiği ihbar mektubu (101. Klasör, Sh:136); "Sayın Savcı" ibaresi ile başlayan, içerisinde H. Y.'in de adının yer aldığı, altında isim ve imza bulunmayan ihbar mektuplarına (223. Klasör, Sh:54) itibar edilmediği,
İddianamede sanık M. Ü. tarafından H. Y.'e dezenformasyon faaliyetlerinde kullanılmak üzere iyi ve kaliteli ses kaydı yapabilecek yeni bir sistem kurması talimatı verildiği iddia edilmiş ise de, dosya kapsamında yer alan ses kayıtlarının kaliteli bir sistemle kaydedilmedikleri hususunun bilirkişi raporlarında da belirtildiği, bu nedenle bu iddianın da doğru olmadığı sonucuna varıldığı,
Sanık H. Y.'in Ergenekon Silahlı Terör Örgütü bünyesinde sanık A. H. T. tarafından kurulduğu iddia edilen TUSHAD 3. Bölge Malatya hücre yapılanmasının yöneticilerinden olduğu iddia edilmesine rağmen sanık H. Y.'in sanık A. H. T.'la Z. Yayınevi cinayetleri öncesinde veya sonrasında herhangi bir telefon iletişimi bulunmadığı gibi her iki sanığın birbirini teyit eden ortak savunmalarına göre birbirlerini doğrudan tanımadıkları sonucuna varıldığı, aynı şekilde sanık H. Y. ile tanık L. E. ve dosya kapsamındaki resmi yazılardan Malatya İl Jandarma Komutanlığına bağlı haber elemanı olarak görev yapmadıkları belirlenen sanıklar V. B. A., L. E. G. ile H. Y. arasında doğrudan veya dolaylı bir irtibat bulunduğuna ilişkin delil de elde edilemediği, sanığın bu kişileri tanımadığına yönelik beyanlarına itibar edildiği,
Sanık H. Y.'in Malatya İl Jandarma Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürü olarak görev yaptığı Şube Müdürlüğünün "Aşırı Sağ Faaliyetler" ve "Misyonerlik" konularındaki istihbarat çalışmalarının Jandarma Teşkilatı Görev ve Yetkileri Kanunu ve Yönetmeliği çerçevesinde genel kolluk kuvveti çalışması şeklinde "Ülke Güvenliği Milli Güvenlik Siyaseti Değerlendirmesi" kapsamında gerçekleştirildiği, elde edilen istihbari bilgilerin de İl Emniyet Komisyon Toplantılarında diğer kolluk birimleri ile paylaşıldığı, yine elde edilen istihbari bilgilerin başta Kayseri Jandarma Bölge Komutanlığı olmak üzere Jandarma Teşkilatı ile de paylaşıldığı,
Malatya İl Jandarma Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürlüğü tarafından Z. Yayınevi cinayeti işlendikten sonra hazırlanan faks gönderme formları içerikleri ve yapılan ödemelere ilişkin kasa ödeme defterine göre haber elemanlarına ödemeler yapılmış olmasının da istihbarat faaliyeti olarak değerlendirildiği,
Sanık H. Y. aşama savunmalarında Gölcük Donanma Komutanlığında yapılan aramada ele geçirilen 9 numara ile numaralandırılmış CD içerisindeki belgede kendisi ile ilgili olarak fişleme niteliğinde bilgiler bulunduğunu beyan ettiği, Gölcük Donanma Komutanlığında yapılan aramada ele geçirildiği iddia edilen dijital belge ile ilgili olarak kamuoyunda "Balyoz Davası" olarak bilinen İstanbul Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/188 Esas - 2015/143 Karar sayılı dava dosyasında; Anayasa Mahkemesinin 18/06/2014 tarih 2013/7800 sayılı kararı ile adil yargılama hakkının ihlal edildiğine karar verildiği, TUBİTAK'da görev yapan E. A., B. O. ve O. P. tarafından dijital delillerle ilgili olarak 20/01/2014 tarihli raporun düzenlendiği, yine İTÜ öğretim görevlileri arasından oluşturulan bilirkişi heyetince 16/02/2015 tarihli bilirkişi raporunun düzenlendiği, bu kapsamda düzenlenen bilirkişi raporlarında dijital veriler üzerinde sahtecilik gerçekleştirildiği, verilerle oynandığı, oluşturulduğu tarihlerden çok önce kullanımda olan yazı tipleri ile oluşturulmuş belgeler bulunduğu, belgeler arasında tarih itibariyle uyumsuzluklar mevcut olduğu, 2002 tarihinde düzenlenen bir belgede 2006 tarihine ilişkin olaylardan bahsedildiği, bazı verilerin harddiske sonradan aktarıldığı, el koyma sırasında harddiskin imajının alınmadığı hususlarının tespit edildiği, yapılan ihbarda direkt olarak suça konu dijital verilerin bulunduğu yerin belirtildiği, Yargıtay 9. Ceza Dairesi ilamına göre dijital delillerin delil olarak kabul edilmesi için esasını korumaları, ilişkin oldukları olayları temsil niteliklerinin ortadan kalkmaması, ulaşılma-elde ediliş ve muhafaza şekillerinin usulüne uygun olması gerektiği, dijital delillerin sanıklara veya TSK'da bulunan bir bilgisayarda oluşturulduğu yönünde hiçbir delil elde edilemediği, dijital verilerde zaman, mekan, kişilerle, içerik yönünden çelişkiler bulunduğu, dijital deliller içerisindeki suça konu verilerin sahte olarak oluşturulduğu yönünde kuvvetli şüphe bulunduğu gerekçeleriyle sanıklar hakkında beraat kararı verildiği, bir kısım sanıklar yönünden hükmün temyiz edildiği ancak sanıkların ekseriyeti yönünden hükmün kesinleştirildiği gözetilerek Gölcük Donanma Komutanlığında yapılan aramada ele geçirildiği iddia edilen M. Ü. imzalı belgenin hükme esas alınmadığı,
İddianamede "sanık A. S.'nın memuriyet ahlakına yakışmayacak hareketlerde bulunduğunun tespit edilmesi ve haklarında Z. Yayınevi cinayetinin azmettiricisi olduklarına ilişkin haberler çıkan sanıklar M. Ü. ve H. Y.'in cinayet ile ilgili kendi faaliyetlerinin ortaya çıkmasını engellemek, olayı farklı kesimlerle irtibatlandırmak ve kendilerini temize çıkartmak için A. S. hakkında disiplinsizlik nedeniyle ve siyasi faaliyette bulunmak suçundan soruşturma başlattıkları, A. S.'nın zaaflarını kullanarak hakkındaki soruşturmanın kapatılması karşılığında Fethullah Gülen Grubu aleyhine bazı Jandarma görevlilerinin bu Grupla bağlantılı olduğu ve bu gruba ait evlerde toplantılara katıldığı yönünde beyanını aldıkları, sanık A. S. ile diğer sanıklar M. Ü. ve H. Y. arasında anlaşmalı bir durum olduğu" iddia edilmiş ise de, sanık A. S.'nın aşamalardaki savunmalarında Fethullah Gülen Cemaati ile askeri okula girmeden önce tanışarak irtibat kurduğu, askeri okulda ve mezuniyeti sonrasında Gülen Cemaati ile irtibatını devam ettirdiği, bilahare cemaati sorgulamaya başladıktan sonra o tarih itibariyle görev yaptığı Yeşilyurt İlçe Jandarma Komutanının kendisini İl Jandarma Komutanı M. Ü.'e yönlendirdiği, M. Ü.'in kendisine bu kişilerle irtibatını kesmemesi ve bu kişi ile ilgili bilgi getirmesini söylediği yönünde beyanlarda bulunduğu, bu durumun sanık M. Ü. tarafından da bu şekilde doğrulandığı, yine A. S. ile M. Ü. arasında geçen konuşmaya sanık H. Y.'in de şahit olduğu ve onun tarafından da A. S.'nın beyanlarının doğru olduğunun tespit edildiği, sanık A. S. hakkındaki ihbarın isimsiz ve imzasız bir mektup ile gerçekleştirildiği, ihbar mektubu içeriğinin doğru olmadığının İlçe Jandarma Komutanı vekili S. E., Merkez Karakol Komutanı C. B. ve Asayiş Tim Komutanı M. D.'ın beyanları ile doğrulandığı, sanık A. S. hakkında "Siyasi Faaliyette Bulunmak" suçundan Malatya 2. Ordu Komutanlığı Askeri Savcılığınca adli soruşturma yapıldığı, bu soruşturma öncesi İstihbarat Şube Müdürü H. Y. tarafından A. S.'nın 31/03/2008 tarihinde ifadesinin alındığı, A. S. ifadesinde Fethullah Gülen grubu ile ilgili olarak ayrıntılı beyanlarda bulunarak bu Grup içerisinde faaliyet gösteren 6 askeri personelin isimlerini verdiği, Grup içerisinde kaldığı dönemde neler yaptığını ayrıntılı olarak anlattığı; Malatya İl Jandarma Komutanı olan M. Ü. tarafından A. S.'nın 28/04/2008 tarihinde ifadesinin alındığı, A. S.'nın ifadesinde Fethullah Gülen grubu ile ne şekilde irtibata geçtiğini, grubun büyük bir tehdit olduğunu anlayarak durumu İl Jandarma Komutanına anlattığını, İl Jandarma Komutanı tarafından söz konusu grubun faaliyetlerini takip ve bu grupla irtibatlı askeri personelin tespiti hususunda kendisine talimat verildiğini, Z. Yayınevi cinayeti ile İl Jandarma Komutanının Fethullah Gülen grubu tarafından irtibatlandırılmaya çalışıldığı hususunu da İl Jandarma Komutanına ilettiğini, bu grupla iltisaklı bazı personelin tespit edilmesine katkıda bulunduğunu, grup içerisindeki bir öğretmenin kendisini tehdit de ederek cinayet ile İl Jandarma Komutanını irtibatlandıracak şekilde mektup yazmasını istediğini beyan etmesi üzerine sanık M. Ü. tarafından İl Jandarma Komutanı sıfatıyla sanık A. S. hakkında "Siyasi Faaliyette Bulunmak" suçu ile ilgili olarak vak'a kanaat raporu düzenlendiği, bu raporda sanığın cezalandırılmasının bu grupla iltisaklı olanların gruptan ayrılmalarına engel olabileceği değerlendirilmesinin yapıldığı ve dosyanın 2. Ordu Komutanlığı Askeri Savcılığına gönderildiği, Askeri Savcılık tarafından da A. S.'nın ifadesinin alındığı, benzer beyanlarda bulunduğu; Alınan tanık beyanının sanık A. S.'nın beyanlarını doğrular nitelikte olduğu, M. Ü.'in de tanık sıfatıyla ifadesinin alındığı; 2. Ordu Komutanlığı Askeri Savcılığının 19/12/2008 tarih ve 2008/328 Esas - 2008/29 Karar sayılı kararı ile A. S. hakkında "İl Jandarma Alay Komutanı olan J.Kur.Alb.M. Ü.'in istihbari bilgi toplaması amacıyla ve onun kontrolünde ve bilgisi dahilinde Fetullah Gülen Cemaati ile ilişkiye girdiği, tanık beyanlarınca da bu hususun doğrulandığı" gerekçesiyle "Siyasi Faaliyette Bulunmak" suçundan kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği; Sanık A. S.'nın hakkında mevcut soruşturma başlatıldıktan sonra İstanbul Emniyet Müdürlüğü TEM Şube Müdürlüğünde alınan 01/07/2011 tarihli ifadesinde de yukarıda özetlenen ifadeleri doğrultusunda beyanda bulunduğu, aynı gün, (daha sonradan FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü ile iltisaklı bulunduğundan bahisle HSYK tarafından ihraç kararı verilen) dönemin İstanbul C.Savcısı Cihan Kansız tarafından ifadesinin alındığı, aynı gün alınmasına rağmen savcılık ifadesinde M. Ü. tarafından tehdit edildiğini, korkması nedeniyle 2. Ordu Savcılığında yalan beyanda bulunduğunu, bu ifade üzerine hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini beyan ettiği, oysa hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmeden önce İl Jandarma Komutanı M. Ü. tarafından hazırlanan vak'a kanaat raporunda sanık A. S.'nın verdiği bilgilerin öneminden bahsedildiği ve siyasi faaliyette bulunmaktan dolayı hakkında işlem tesis edilmesinin belirtilmediği, dolayısıyla sanık A. S.'nın İstanbul C.Başsavcılığında 01/07/2011 tarihinde alınan beyanının doğru olarak kabul edilemeyeceği, bilahare kovuşturma aşamasında da daha önceki beyanları doğrultusunda savunma yaptığı, 15/07/2016 tarihinde FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü tarafından gerçekleştirilen ve başarılı olamayan darbeye teşebbüs girişiminin de sanık A. S.'nın Fethullah Gülen grubu ile ilgili olarak 2008 yılında verdiği bilgilerin ne kadar önemli ve doğru olduğunu gösterdiği, bu nedenle iddianamedeki "cinayet sonrası medyada M. Ü. ve H. Y.'in cinayeti azmettiren kişiler olduğuna dair haberler çıkması üzerine bu kişilerin Jandarma Genel Komutanlığına karşı kendilerini temize çıkarmak için A. S.'dan Fethullah Gülen grubu ile ilgili olarak gerçeğe aykırı beyanlar aldıkları" yönündeki kabulün dosya kapsamı, sanık A. S.'nın aşama beyanları, dinlenen tanık anlatımları dikkate alındığında doğru olmadığının kabul edilmesi gerektiği, sanık A. S. hakkında memuriyet ahlakına yakışmayacak hareketlerde bulunduğuna ilişkin isimsiz ve imzasız bir mektubun, daha önce irtibatlı olduğu sonradan FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü olarak isimlendirilen Fethullah Gülen grubu tarafından "cemaatten ayrıldığı için" gönderilmiş olma ihtimalinin hayatın olağan akışına daha uygun olduğu, ancak bu hususun yargılama aşamasında kesin olarak ispatlanamadığı, Z. Yayınevi cinayeti dahil kamuoyunda Ergenekon, Balyoz, Askeri Casusluk, Poyrazköy ve H. D. gibi davalarda da sıklıkla yapıldığı gibi sanık A. S. ile ilgili olarak da isimsiz ve imzasız bir mektup gönderilerek hakkında idari tahkikat başlatılmasına sebebiyet verildiğinin kabul edilmesi gerektiği, kaldı ki Askeri Savcılık tarafından ifadesinin alındığı sırada İl Jandarma Komutanı olan sanık M. Ü.'in emekli olması nedeniyle sanık A. S.'nın M. Ü.'in tehdidi ile bu şekilde ifade verdiği hususunun da kabulünün mümkün bulunmadığı, sanık A. S.'ya Fethullaçı olduğu yönünde beyanda bulunması için sanık M. Ü.'in zorlama ve baskı yapmadığı, A. S.'nın kovuşturma aşaması beyanlarının da bu yönde olduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde sanık H. Y.'in İl Jandarma Komutanı sanık M. Ü.'in bilgisi ve talimatı doğrultusunda sanık A. S. ile ilgili gerçekleştirdiği işlemlerin silahlı terör örgütü bünyesinde gerçekleştirdiğinin kabulüne olanak bulunmadığı,
Misyonerlik faaliyetlerinin de aralarında bulunduğu Aşırı Sağ Faaliyetler hususunda istihbarat toplamakla görevli sanık M. G.'ün Malatya İl Jandarma Alay Komutanı olan M. Ü. ve İstihbarat Şube Müdürü olan H. Y.'in bilgisi dahilinde resmi Valilik oluru ile İ. Ç.'la görüşmek üzere Tarsus ilçesine gönderildiği, M. G.'ün yanında misyonerlik hususunda araştırmalar yapan ve daha önce 25-26/05/2006 tarihlerinde Malatya İl Jandarma Komutanlığında düzenlenen konferansa katılan ve misyonerlik faaliyetleriyle ilgili tanıtıcı sunum yapan ve bu itibarla İl Jandarma Komutanlığı çalışanları ile irtibatı bulunan sanık R. A.'ın da bulunduğu, bilahare Malatya İl Jandarma Komutanlığı bünyesinde misyonerlik faaliyetleri hususunda haber elemanı olarak kullanılacak olan İ. Ç.'la sanık M. G.'ün aksi ispatlanamayan savunmaya göre istihbarat toplama amacıyla sanık H. Y.'in bilgisi dahilinde bir araya gelmiş olmalarının sanık aleyhine delil olarak değerlendirilmediği,
Sanıklardan M. Ç.'ın yanında tanık olarak dinlenen A. D.'de olduğu halde tarihi eser kaçakçılığı ile ilgili olarak İl Jandarma Alay Komutanı olan M. Ü. ve İstihbarat Şube Müdürü olan sanık H. Y.'in bilgisi ve izni dahilinde Valilik oluruyla Tarsus ilçesine gitmek üzere görevlendirildikleri, Tarsus'ta İ. Ç.'la görüştükleri, tarihi eser kaçakçılığı operasyonu çerçevesinde İ. Ç.'ın sanık M. Ç. ve tanık A. D. ile birlikte Malatya'ya geldiği, bu hususun o tarih itibariyle sanık M. Ç. ve tanık A. D.'in çalıştığı birimin şube müdürü olarak görev yapan tanık Murat Günay tarafından da doğrulandığı, Malatya ilinde de tarihi eser kaçakçılığıyla ilgili görüşmeler yapıldığı, bu itibarla, M. Ç.'ın Tarsus'a gidişinin ve İ. Ç.'la irtibat kurmasının H. Y.'in talimatıyla örgüt faaliyeti kapsamında yapıldığına ilişkin delillere ulaşılamadığı, İ. Ç.'ın 10/01/2007 tarihinde Malatya'ya geldiğinin HTS raporları ile de doğrulandığı, ancak İ. Ç.'ın bu gelişinde sanıklar M. Ü., H. Y. ve R. A.'la bir araya gelmediğinin de HTS raporlarından anlaşıldığı, sanık H. Y.'in de aşama beyanlarında bu tarihte İ. Ç.'la yüz yüze görüşmediğini savunduğu ve bu savunmasının aksinin sair delillerle de ispatlanamadığı,
İ. Ç.'ın aşama beyanlarında 16/12/2006 tarihinde ön çalışma, 10/01/2007 tarihinde 1. Çalıştay, 11-12/02/2007 tarihinde 2. Çalıştay, 17/03/2007 ve 26/04/2007 tarihlerinde toplantı yapmak üzere Malatya iline geldiğini iddia ettiği, bu kapsamda 16/12/2006 tarihinde İ. Ç.'ın sanık H. Y.'le herhangi bir görüşme yaptığına ilişkin delile ulaşılamadığı; 10/01/2007 tarihinde İ. Ç.'ın yukarıda açıklandığı üzere tarihi eser kaçakçılığı olayı ile ilgili olarak sanık M. Ç. ile birlikte Malatya'ya geldiği, İ. Ç.'ın bu gelişinde ilk gün sanık H. Y. ile bir araya gelerek yemek yediği ve yemekte misyonerlik faaliyetlerinin konuşulduğu yönünde ki beyanının sanık H. Y. tarafından doğrulanmadığı, yine yemeğe katıldığı iddia edilen sanıklar R. A. ve M. G. tarafından da bu hususun doğrulanmadığı, dosya kapsamında yer alan HTS raporlarının sanık savunmalarını doğruladığı, ertesi gün M. Ü., R. A. ve H. Y. ile Jandarma Komutanlığı eski binasında bir araya geldiği hususunun sanık H. Y. ile o toplantıya katıldığı iddia edilen diğer sanıklar tarafından doğrulanmadığı, HTS kayıtlarının da bu iddiayı doğrulamadığı, dolayısıyla İ. Ç.'ın bu toplantı sırasında M. Ü.'in H. Y.'e "Yaşam1 dosyasını açtın mı Haydar" şeklinde soru sorduğu yönündeki beyanınını da İ. Ç.'ın soyut beyanları dışında sair delillerle doğrulanamadığı, "Yaşam-01" isimli planlı istihbarat faaliyeti kapsamında bir belgenin varlığının dahi İ. Ç.'ın beyanlarının doğruluğunu göstermeyeceği, haber elamanlarına yapılan ödeme kayıtları incelendiğinde "01" koduyla biten (Değişim, Dönüşüm, Dönüş gibi) farklı isimler altında misyonerlik faaliyetlerine ilişkin istihbarat getiren haber elemanlarına ödemeler yapıldığının anlaşıldığı, yine HTS kayıtları üzerinde yapılan incelemede İ. Ç., M. Ü., H. Y. ve R. A.'ın telefon sinyal bilgilerinin Malatya ilinde ancak farklı bölgelerde baz aldığının belirlendiği, İ. Ç.'ın tarihi eser kaçakçılığı nedeniyle Malatya'da bulunduğunun da sanık M. Ç. ve tanık A. D.'in beyanları ile sabit olduğu, İ. Ç.'ın da aşama beyanlarında bu ilk gelişi ile ilgili olarak bu yönde beyanlarda bulunduğu, HTS raporlarının da sanık M. Ç. ile tanık A. D.'in beyanlarını doğruladığı; Yine İ. Ç.'ın beyanlarında 11-12/02/2007 tarihinde gerçekleştiğini iddia ettiği 2. Çalıştay toplantısında misyonerlikle ilgili çalışmalar yaptıkları ve belgeler düzenledikleri yönündeki beyanının da soyut nitelikte kaldığı, başta H. Y. olmak üzere toplantıya katıldığı iddia edilen diğer sanıklarca bu hususun doğrulanmadığı, sanık H. Y.'in de 2. Çalıştay adı altında İ. Ç.'ın iddia ettiği gibi bir araya gelmediklerini savunduğu ve bu savunmasının aksinin ispatlanamadığı; İ. Ç.'ın 17/03/2007 tarihinde yapıldığını iddia ettiği toplantıya H. Y.'in katıldığı yönünde bir delile ulaşılamadığı; Z. Yayınevi cinayeti sonrası İ. Ç.'ın 26/04/2007 tarihinde gerçekleştiğini iddia ettiği toplantıda planlanan eylemin umulduğu gibi gerçekleşmediği hususunun konuşulduğu iddiasının da yine başta H. Y. olmak üzere toplantıya katıldığı iddia edilen diğer sanıklar tarafından doğrulanmadığı, sair delillerle de bunun ispatlanamadığı,
Sanık H. Y.'in savunmalarında kabul ettiği üzere 08/06/2007 tarihinde Malatya İl Jandarma Komutanlığına bağlı olarak haber elemanlığı ilişkisi devam eden İ. Ç.'la görüşmek üzere önce Tarsus ilçesine gittiği, oradan Taşucu Beldesine giderek bir pansiyonda kaldığı, bu süre zarfında İ. Ç.'la görüştüğü, yanlarında R. A.'ın da bulunduğu, sanık H. Y.'in aksi ispatlanamayan savunmasına göre İ. Ç.'dan misyoner organizasyonları ile ilgili olarak bilgiler aldığı ve bilgisayarına aktardığı, bunun karşılığında da makbuzla istihbarat ödeneğinden bir miktarı İ. Ç.'a ödediği, bu ödemenin sahte imzayla yapıldığına ilişkin herhangi bir delile ulaşılamadığı, İstihbarat Şube Müdürü olan sanık H. Y.'in istihbarat ödeneği kullanma yetkisinin bulunduğu, İ. Ç.'ın iddialarının aksine Taşucu Beldesinde gerçekleşen bir görüşmeye M. Ü.'in katıldığına ilişkin herhangi bir delile ulaşılamadığı, tüm bu nedenlerle sanık H. Y. ile sanık İ. Ç. arasındaki bu görüşmenin örgüt faaliyeti kapsamında gerçekleştiğinin kabul edilemeyeceği,
Altın Kayısı Otelinde misyonerlerce gerçekleştirildiği iddia edilen programa sanık M. G.'ün diğer sanıklar M. Ü. ve H. Y. ile birlikte E. G.'ı takip etmek ve kontrol altında tutmak amacıyla izlettikleri hususunu doğrulayan hiçbir delile de ulaşılamadığı, 25/12/2006 tarihinde A. K. Otelinde gerçekleştirilen programın Aşırı Sağ Faaliyetler kapsamında rutin olarak takip edildiği kanaatine varıldığı,
Sanık H. Y.'nin iddia edildiği gibi Malatya İl Jandarma Komutanlığına bağlı haber elemanı olarak görev yaptığının resmi olarak kanıtlanamadığı, H. Y.'ye herhangi bir şekilde haber elemanı olarak ödeme yapılmadığı, sanık H. Y.'nin sanıklardan M. Ü. ve H. Y. ile herhangi bir şekilde, doğrudan veya dolaylı olarak irtibat halinde olduğunun da ispatlanamadığı, sanık H. Y.'in H. Y. üzerinden cinayetin asli faillerini azmettirdiğine ilişkin kabule itibar edilmediği,
Sanık İ. Ç.'ın "2008 yılı Mart ayında Malatya'da sanıklar M. Ü., H. Y. ve R. A.'la bir araya geldiği; Sanık İ. Ç.'ın 15/08/2008 tarihinde Tarsus Adliyesinde ifade verdiği sırada sanık H. Y.'i aradığı; 18/04/2008 tarihinde cinayetin birinci yıl dönümünde gerçekleşen toplantıya katılmak üzere Malatya'ya geldiği; 29/11/2008 tarihinde sanık İ. Ç.'ın Malatya ilinde sanıklar H. Y. ve R. A.'la priminin yatırılmaması, maaşının kesilmesi ve ölüm tehdidi alması ile ilgili olarak bir görüşme gerçekleştirdiği, görüşme sırasında H. Y. tarafından tehdit edildiği, bu konuyla ilgili olarak daha sonra H. Y. ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirdiği ve H. Y.'in emekli sandığı ile ilgili ayrıntıyı çözeceğini söylediği; 2009 yılı Mayıs ayında Malatya'ya gelerek H. Y., R. A. ve A. A. ile çalışmalar yaptığı" yönündeki beyanları ile ilgili olarak sanık İ. Ç.'ın beyanlarının diğer sanıklar M. Ü., H. Y., R. A. ve A. A. tarafından doğrulanmadığı, İ. Ç.'ın yapıldığını iddia ettiği konuşma içeriklerinin diğer sanık savunmaları ile doğrulanmaması nedeniyle soyut nitelikte kaldığı, sanık İ. Ç.'ın Malatya'ya geldiği dönemlerde sanık H. Y.'in de aralarında bulunduğu sanıklarla zaman zaman görüşmüş olmasının mümkün olduğu, yukarıda ayrıntılı olarak gerekçelerine yer verildiği üzere İ. Ç.'ın Aralık 2006 - Haziran 2009 tarihleri arasında Malatya İl Jandarma Komutanlığına bağlı haber elemanı olması nedeniyle haber elemanlarının doğrudan bağlı olduğu İstihbarat Şube Müdürü olan sanık H. Y.'in İ. Ç.'la görüşmeler gerçekleştirmiş olmasının doğal karşılanması gerektiği,
Dosya arasında yer alan "BRF.12.03.2007 (METİN).doc" isimli belgenin Kayseri Jandarma Bölge Komutanlığına sunulduğu iddia edilmiş ise de, bu belgenin sadece misyonerlik faaliyetlerinden değil genel olarak her alanda yapılan istihbari faaliyetlere ilişkin bilgiler içerdiği, misyonerlik konusunun sadece küçük bir başlık olarak yer aldığı, söz konusu belgenin İstihbarat Şube Müdürü olan H. Y. veya kendisine bağlı birimler tarafından oluşturulmuş olmasının mümkün olduğu, bu belge içeriğinin de İ. Ç.'ı doğrulamadığı, kaldı ki belgenin Kayseri Jandarma Bölge Komutanlığına sunulduğu hususunda da herhangi bir delile ulaşılamadığı, dolayısıyla İ. Ç.'ın söz konusu belgenin H. Y. tarafından oluşturulduğu yönündeki beyanına itibar edilmediği,
Dosya arasında yer alan irtibat tespit tutanakları incelendiğinde sanık H. Y.'in İl Jandarma Komutanlığında emrinde görev yapan M. Ü., M. Ç., A. G. ve M. G. ile R. A. ve İ. Ç.'la görüşmeler yaptığı, ancak Z. Yayınevi cinayetinin asli failleri olan E. G. ile diğer sanıklar H. Ç., C. Ö., S. G. ve A. Y., bu asli failleri azmettirdikleri iddia edilen V. B. A. ve H. Y., TUSHAD isimli yapılanmanın kurucusu ve yöneticisi olduğu iddia edilen A. H. T., TUSHAD isimli yapılanmanın Mersin ili hücre yapılanması ile irtibatlı olduğu iddia edilen A. A. ile diğer sanıklar K. K., M. G. ve L. E. G. ile hiçbir irtibatının bulunmadığı,
İddianamenin 12. bölümünde İ. Ç. tarafından teslim edilen flaş bellek ile Malatya Valiliğine gönderilen ihbar mektubu ekindeki CD içerisinde yer alan "Asimetrik Psikolojik Harekat Planı" belgesinin ortak olduğu ve belgeler arasındaki benzerliklerin de M. Ü., H. Y., R. A. ve diğer suç ortaklarının Z. Yayınevi cinayetinde rolleri olduğunu gösterdiğinin iddia edildiği, söz konusu "Asimetrik Psikolojik Harekat Planı" isimli belgenin İ. Ç.'ın beyanlarında 28/03/2008 tarihinde hazırlandığı iddia edilmesine rağmen bilirkişi raporu ile bu belgenin 03/08/2010 tarihinde oluşturulduğu, 15/10/2010 tarihinde kaydedildiği, 16/10/2010 tarihinde ise tekrar açıldığı, son işlem ve son kaydetme tarihinin ise 21/12/2010 olduğu hususlarının belirlendiği, söz konusu belgenin sanık H. Y. tarafından oluşturulduğuna ilişkin bir belirleme yapılamadığı gözetilerek bu belgenin sanık aleyhine değerlendirilemeyeceği,
Sanık H. Y. hakkında 08/06/2012 tarihli iddianame ile kamu davası açıldığı; Kamu davası açılmadan 15/05/2012 günü saat 22:30 sıralarında sanık H. Y.'in kayın biraderi olan Hüseyin Kılıç'ın Kırşehir Asayiş Şube Müdürlüğüne müracaat ederek yeni satın aldığı evde bir adet tekerlekli valiz bulunduğunu belirterek, içerisinde bir adet kırmızı renkli Toshiba marka 500 GB kapasiteli 80P1C07RTIB3 seri numaralı 593400-A 09/10 ibaresi yazılı ve üzerinde siyah renkli uzatma USB kablosu bulunan harici harddisk çıktığını, harddiski bilgisayara taktığında içinde Ergenekon Terör Örgütüne ait doküman, bilgi ve belgeler bulunduğunu gördüğünü belirterek söz konusu harddiski aynı gün saat 22:45 sıralarında Asayiş Şube Müdürlüğündeki polis memurlarına teslim ettiği, söz konusu harddiskin aynı gün saat 23:30'da delil poşetine konularak ağzı bantlanmak suretiyle muhafaza altına alma tutanağı düzenlendiği, saat 23:35'de ise ilgili harddiskin bu haliyle TEM Şube Müdürlüğünde görev yapan polis memurlarına imajı alınmadan teslim edildiği, 16/05/2012 tarihinde Kırşehir Emniyet Müdürlüğü tarafından Malatya Emniyet Müdürlüğüne durumun bildirildiği, aynı tarihte Malatya C.Başsavcılığı (CMK'nın 250. Madde ile Yetkili) tarafından Kırşehir C.Başsavcılığına müzekkere yazılarak harddiskin kurye aracılığıyla Malatya C.Başsavcılığına gönderilmesinin istenildiği, Kırşehir 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 16/05/2012 tarih ve 2012/198 D.İş sayılı kararı ile teslim edilen harddisk ile ilgili olarak programlarında ve kütüklerinde arama yapılmasına, kayıtlarından kopya çıkartılmasına, bu kayıtların çözülerek metin haline getirilmesine ve el konulmasına karar verildiği, Kırşehir C.Başsavcılığının H. Y. hakkında "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak" suçundan 17/05/2012 tarih ve 2012/2032 Soruşturma - 2012/122 Karar sayılı yetkisizlik kararı verilerek soruşturma dosyasının Malatya C.Başsavcılığına gönderilmesine karar verildiği, söz konusu harddiskin 17/05/2012 tarihinde saat 18:30'da kurye tarafından Malatya C.Başsavcılığına teslim edildiği, söz konusu harddiskle ilgili olarak bilirkişi raporları alındığı ve Malatya C.Başsavcılığınca söz konusu harddisk ile ilgili olarak yapılan işlemleri anlatan ve ek delillerin sunulmasından ibaret 16/01/2013 tarihli yazı ve ekindeki 26 klasörün yargılamanın devam ettiği Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesine (CMK'nın 250. Madde ile Yetkili) teslim edildiği; Sanık H. Y.'e ait olduğu belirtilen kırmızı renkli Toshiba marka 500 GB kapasiteli 80P1C07RTIB3 seri numaralı 593400-A 09/10 ibaresi yazılı harddisk üzerinde bilirkişiler aracılığıyla imaj alındığı ve HASH değeri belirlenerek içerisindeki dijital verilerle ilgili olarak bilirkişi raporu aldırıldığı; Aynı harddisk imajı içerisinde 51 adet ses ve video görüntüsü içeren dosya tespit edilerek bu dosyaların da çözümünün yapılarak bilirkişi raporu haline getirildiği,
Kovuşturma aşamasında söz konusu harddiskin ne şekilde teslim alındığına ilişkin olarak Kırşehir Emniyet Müdürlüğüne yazılan müzekkere cevabına göre, yapılan arşiv araştırmasında söz konusu Harddiskin 15/05/2012 günü Hüseyin Kılıç isimli şahsın kendi getirmesi ile teslim alındığı, herhangi bir işlem yapılmadan/imaj alınmadan teslim edilen şahıs Hüseyin Kılıç ve huzurda bulunanlarca tutanak altına alınmak suretiyle delil poşetine konularak, ağzı mühürlenerek muhafaza altına alındığı, mevcut evraklarla birlikte Harddiskin Malatya C.Başsavcılığına 17/05/2012 günü görevliler marifetiyle elden teslim edildiği, 16/01/2013 tarihinden mahkeme dosyasına girdiği ana kadar herhangi bir işlem yapılmadığının belirlendiği, bu itibarla söz konusu harddisk içerisindeki dijital delillerle ilgili olarak teslim sırasında imaj alma işleminin yapılmaması, dijital delil toplanması gereklerine uyulmaması, delil zincirine riayet edilmemesi, meta data bilgilerinin değiştirilmiş olmasının mümkün ve muhtemel olması, şekil ve içerik itibariyle orijinal olduğunun kesin bir şekilde tespit edilememesi, ilişkin olduğu zaman, mekan ve olayların temsil niteliklerinin ortadan kalkması hususları gözetilerek H. Y.'e ait olduğu iddia edilen harddisk içerisindeki dijital delillere mahkemece itibar edilmediği,
Her ne kadar söz konusu harddisk içerisinde yer alan ses ve görüntülerin bilirkişi marifetiyle deşifre işlemi yapılarak teknik verileri tespit edilerek rapor haline getirilmiş ise de, bu raporu düzenleyen bilirkişinin Malatya İl Emniyet Müdürlüğü Müdürlüğünde görev yapan polis memuru A. B. olduğu ve bu bilirkişinin rapor düzenlediği konularda teknik olarak uzman olduğuna ilişkin dosya kapsamında belge ve bilgi bulunmadığı, çözüm yapılırken hangi sesin, hangi sanığa ait olduğu hususunun ne şekilde belirlendiğinin raporda gösterilmediği, kaldı ki dosyada yer alan ve TUBİTAK Bilgem tarafından düzenlenen 15/07/2013 tarihli dijital analiz raporunda ses kayıtları üzerinde yapılan incelemeler sonucunda söz konusu görüşmelerin sanıklar tarafından yapılmış olma ihtimalini belirleyen skorun ortalama değerlerde çıkması nedeniyle ortam dinlemesinden elde edilen suç unsuru görüşmelerin sanıklar tarafından yapılmış olup olmadığının tespit edilemediğinin belirlendiği, iddianamede kaliteli bir ses kayıt sistemi kurulduğu iddia edilmiş ise de, dosya kapsamında yer alan ses kayıtlarının kaliteli bir sistemle kaydedilmedikleri hususunun bilirkişi raporlarında da belirtildiği anlaşılmakla söz konusu harddisk içerisinde yer alan ses ve görüntülerle ilgili olarak Malatya İl Emniyet Müdürlüğü Müdürlüğünde görev yapan polis memuru A. B. tarafından düzenlenen rapora ve aynı kapsamda aynı gerekçelerle bilirkişiler S. S., F. A. ve E. G. tarafından düzenlenen 05/09/2013 havale tarihli bilirkişi raporlarına itibar edilmediği, dosya arasında yer alan bu ses kayıtları çözümlerinden de İ. Ç.'ın iddia ettiği gibi daha önceden planlanarak ses kaydı yapılmadığı, görüşme içeriklerinde daha önce planlanmış bir çalışmaya yönelik konuşmalardan ziyade misyonerlik konusunda ayrıntılı bilgilere vakıf olan biri tarafından verilen bilgiler niteliğinde bulunduğu, söz konusu bilgileri veren kişinin kim olduğu bilimsel olarak tespit edilememiş ise de gerek İ. Ç.'ın aşama beyanları, gerek dosyaya sunmuş olduğu flaş bellek ve CD'lerde yer alan dijital veriler ile İ. Ç.'ın Malatya İl Jandarma Komutanlığı emrinde uzun süre haber elemanlığı yapmış olması dikkate alındığında söz konusu bilgilerin İ. Ç. tarafından verildiği kuvvetle muhtemel olarak kabul edildiği,
Aynı şekilde İ. Ç.'ın H. Y.'e ait olduğu iddia edilen harddisk içerisindeki belgelerin daha önce ayrıntılı olarak beyanlarında belirttiği üzere Çalıştay toplantılarında oluşturulduğunu iddia etmesi karşısında dosyanın bilirkişiye tevdi edildiği, adli bilişim uzmanı bilirkişi H.H. İ. tarafından düzenlenen 03/02/2015 tarihli bilirkişi raporunda: Seagete marka Z4Z2FY0A seri numaralı 2 TB kapasiteli Harddisk içerisinde imajı bulunan Toshiba marka 80P1C07RTIB3 seri numaralı 500 GB'lik Harddisk, Maxell marka DVD'de bulunan Offica Core marka 18/01/2012 tarihinde ifade sırasında teslim ettiği (D. U.) ibareli beyaz renkli CD ve Team marka 2 GB'lik siyah renkli Flash Belleğin imajlar üzerinde yapılan inceleme sonucu söz konusu CD ve Flaş Bellek içeriklerinin yer aldığı imajlara ait Hash değerlerinin tespit edildiği, imajlar içerisindeki dosya özelliklerinin çıkartılarak ekte sunulduğu, Hash değeri aynı olan dosyaların belirlendiği, bire bir aynı olan dosyaların Ek-4'te sunulduğu, CD ve Flaş Bellek imajları ile Toshiba marka Harddiskte bulunan ve aynı olan dosyaların Ek-5'te sunulduğu (bu kapsamda bir kısım fotoğraflar ve müzik parçaları dışında sadece Göç-Der'e ilişkin listeler ile son kaydedeni "İ." olan "jurnal evangelizm.doc", "misyoner (bireysel).doc", "sosyal evangelizm.doc", "toplam.doc" ile son kaydedeni "Administrator" olan "ecuecu.doc" isimli belgeler), bu belgelerden bir kısmının ilk oluşturulma tarihlerinin 23/10/2002, son değişiklik tarihlerinin ise 26/01/2007 ve 27/01/2007 olduğunun tespit edildiği, sadece Flaş Bellek ve Harddiskte aynı olan dosyaların Ek-6'da sunulduğu, sadece CD ve Harddiskte bulunan herhangi bir dosya tespit edilemediğinin rapor haline getirildiği, bu rapor içeriğinden de anlaşıldığı üzere İ. Ç.'ın Çalıştay olarak nitelendirildiği toplantılarda yaptıklarını iddia ettiği çalışmalara ilişkin ortak verilere rastlanılmadığı, yine İ. Ç.'ın teslim ettiği flaş bellek içerisinde kullanıcı adı "İ." olarak geçen belgelerin Malatya İl Jandarma Komutanlığında görev yapan "İ." isimli bir görevliye ait olduğunu iddia etmiş ise de, Malatya İl Jandarma Komutanlığının cevabi müzekkeresinde 2006-2009 yılları arasında Organize Sanayi Jandarma Karakol Komutanlığı emrinde "İ." isimli bir personelin görev yapmadığının belirlendiği, bilirkişi raporlarında flaş bellek içerisindeki bir çok belgenin internet sitelerinden indirildiği ve üzerlerinde değişiklik yapıldığı hususunun da tespit edildiği, yine İ. Ç.'ın 18/01/2012 tarihinde ifade sırasında teslim ettiği Offica Core marka CD içerisinde yer alan ve iddianamede bir çok kez yer verilen ve önemli bir delil niteliği atfedilen "Asimetrik Psikolojik Hareket Planı" adlı belgenin H. Y.'e ait olduğu iddia edilen harddisk içerisinde yer almadığı, İ. Ç.'ın sunduğu flaş bellek ve CD içerisindeki "Asimetrik Psikolojik Hareket Planı" adlı belgenin oluşturulma tarihlerinin bile birbirini teyit etmediği (16/10/2010 ve 08/03/2010 tarihlerinde oluşturulduğunun belirlendiği) ve bu itibarla veri bütünlüğünün bozulduğunun sadece oluşturma ve erişim tarihleriyle bile tespit edildiği gözetilerek söz konusu dijital verilere delil niteliği atfedilmediği,
Sanık H. Y.'le ilgili yapılan aramalarda ele geçirilen belgeler ve dijital veriler üzerinde yapılan incelemeler sonucu müsnet suçların işlendiğine ilişkin herhangi bir delil elde edilemediği,
İddia edilen TUSHAD (Türkiye Ulusal Strateji ve Hareket Dairesi) Silahlı Terör Örgütü’nün varlığının değerlendirilmesi" başlığı altında yapılan değerlendirme sonucunda sadece İ. Ç.'ın beyanlarında geçen, sanık A. H. T. tarafından iddia edilen Ergenekon Terör Örgütü bünyesinde TSK içerisinde gizli bir şekilde kurularak faaliyete geçirilen TUSHAD (Türkiye Ulusal Stratejiler ve Hareket Dairesi) isimli bir oluşumun var olduğuna ilişkin hiçbir somut delil elde edilemediği, böyle bir örgütün var olduğunun dosya kapsamında dinlenen sanıklar veya tanıklarca da doğrulanmadığı, 08/06/2012 tarihli iddianamede bu örgütün var olduğunun delili olarak gösterilen delillere de yukarıda izah edildiği üzere itibar edilmediği hususları birlikte değerlendirildiğinde; TUSHAD (Türkiye Ulusal Stratejiler ve Hareket Dairesi) isimli bir örgütün var olduğu ve Z. Yayınevi cinayetlerinin bu örgüt tarafından işletildiğine ilişkin delil elde edilemediği sonuç ve kanaatine varıldığı gözetilerek sanık H. Y.'in varlığı kabul edilmeyen Ergenekon Terör Örgütü bünyesinde TSK içerisinde gizli bir şekilde kurularak faaliyete geçirilen TUSHAD (Türkiye Ulusal Stratejiler ve Hareket Dairesi) isimli örgütün kurucusu ve yöneticisi olduğuna dair her türlü şüpheden uzak, mahkumiyetine yeter, kesin ve inandırıcı deliller elde edilemediği,
Sanık H. Y.'in sanıklar E. G., H. Ç., C. Ö., S. G. ve A. Y. tarafından maktuller T. G., N. A. ve U. Y.'e karşı gerçekleştirilen "Adam Öldürme", "Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma", "İş Yeri Dokunulmazlığını İhlal" suçları ile "Yağmaya Teşebbüs" suçlarına azmettiren olarak katıldığı ve müsnet bu suçlardan ayrı ayrı cezalandırılmasına karar verilmesi talep edilmiş ise de, yukarıda ayrıntılı olarak izah edildiği üzere sanık H. Y.'in müsnet suçlara azmettiren olarak katıldığına ilişkin mahkumiyetine yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı deliller elde edilemediği,
Sanık H. Y.'in "Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs etmek" suçundan cezalandırılması talep edilmiş ise de, daha öncesinde ayrıntılı olarak anlatıldığı ve kabul edildiği üzere iddia edilen Ergenekon Silahlı Terör Örgütüne bağlı olarak kurulan TUSHAD isimli bir örgütün var olmadığı sonucuna varıldığı, var olduğu tespit edilemeyen bir örgütün üyeleri ve yandaşları tarafından 5237 Sayılı TCK’nın 312/1 maddesine göre "Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini Ortadan Kaldırmaya veya Görevini Yapmasını Engellemeye Teşebbüs Etme" şeklinde değerlendirilebilecek eylem ve faaliyetlerde bulunmasının da fiilen mümkün görülmediği, 5237 Sayılı TCK’nın 312. maddesinin terör örgütü sayılan veya herhangi bir örgütle bağlantılı olan veya örgüt adına işlenmesi halinde suçun örgüt faaliyeti içerisinde işlendiği kabul edilecek ve suçun oluştuğunun söylenebileceği, sanıklar E. G., H. Ç., C. Ö., S. G. ve A. Y.'ın Z. Yayınevi cinayetlerinde aktif olarak rol alarak cinayeti gerçekleştirmiş olmalarının da tek başına müsnet "Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini Ortadan Kaldırmaya veya Görevini Yapmasını Engellemeye Teşebbüs Etme" suçunun işlendiği anlamına gelmeyeceği, Hükümetin ortadan kaldırılması veya görevini kısmen de olsa yapamaz hale getirilmesi amacıyla cebir ve şiddetle eylemde bulunulması halinde suçun oluşacağı, bu anlamda amaca yönelik olarak icrasına başlanan hareketin, amaca yönelik tehlike oluşturmaya uygun ve elverişli bulunması gerektiği, bu kapsamda sırf gayrimüslim ve misyoner oldukları için maktullerin hunharca sanıklar E. G., H. Ç., C. Ö., S. G. ve A. Y. tarafından katledilmiş olmaları eylemi ile Türkiye Cumhuriyeti Hükümetinin ortadan kaldırılmaya çalışıldığı veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs edildiğinin kabul edilemeyeceği, fiili olarak da bu cinayetin işlenmesinden sonra Hükümetin görevini kısmen de olsa yapamaz hale geldiğinin de söylenemeyeceği, tüm bu nedenlerle sanık H. Y.'in "Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini Ortadan Kaldırmaya veya Görevini Yapmasını Engellemeye Teşebbüs Etme" suçunu işlediğine ilişkin her türlü şüpheden uzak, mahkumiyetine yeter, kesin ve inandırıcı deliller elde edilemediği şeklinde tespit ve değerlendirmesinin yapıldığı,
17-Sanıklar M. Ü. ve H. Y.'in “Haberleşmenin Gizliliğini İhlal” suçu yönünden eylemlerinin:
Sanıklar M. Ü. ve H. Y.’in “Haberleşmenin Gizliliği İhlal” suçu yönünden 2803 sayılı Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanununun ek 5. maddesi kapsamında CMK’nın 250. maddesi ile yetkili ve görevli Malatya 3.Ağır Ceza Mahkemesinden temin edilen önleme kararları incelendiğinde;
A. G., A. W., B. K., Y. Ç., N. A., G. T., H. Y., S. G. ve İ. Y. Ö.’in önleme dinlemesi kapsamında mahkeme kararı ile dinlenilmelerinin hukuka uygun olduğu, esasen dosya kapsamında bu kişilerin misyonerlik faaliyetlerinde bulunduklarına ilişkin belge ve beyanların mevcut olduğu, adı geçen kişilerin bu kapsamda “Radikal Dini Gruplar” kategorisi altında dinlenilmelerinin mevzuat hükümleri ve Malatya İl Jandarma Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürlüğünün "Aşırı Sağ Faaliyetler" ve "Misyonerlik" konularındaki istihbarat çalışmalarının Jandarma Teşkilatı Görev ve Yetkileri Kanunu ve Yönetmeliği çerçevesinde genel kolluk kuvveti çalışması şeklinde "Ülke Güvenliği Milli Güvenlik Siyaseti Değerlendirmesi" kapsamında ve çerçevesinde gerçekleştiğinin kabul edilmesi gerektiği, bu kişilere ilişkin dinleme kararı talep form ve yazılarında usulsüzlük ve sahtecilik gerçekleştirilmediği, dinlemeye ilişkin TAPE kayıtlarının mevcut olmamaları nedeniyle anılan tedbirin ölçülü olup olmadığı hususunda bir değerlendirme yapılmasına da olanak bulunmadığının kabul edildiği, A. G., A. W., B. K., Y. Ç., N. A., G. T., H. Y. S. G. ve İ. Y. Ö. yönlerinden sanıklara isnad edilen “Haberleşmenin gizliliğini ihlal” suçunun sübuta ermediği sonuç ve kanaatine varıldığı,
Katılan M. G., mağdur Ş. B. (Dinleme kararında ismi Soner olarak geçen) ve mağdur R. Ç.’ın önleme dinlemesi kapsamında mahkeme kararı ile dinlendiğine ilişkin bir iddiaya iddianamede yer verilmediği, adı geçenlerin iddianamelerde isimlerinin de geçmediği gözetilerek bu kişiler yönünden herhangi bir değerlendirmenin yapılmadığı,
Altında İ. K.'ın imzası bulunan iletişime müdahale talebi formu ve talep yazısı ile R. P. tarafından kullanılan 0539 …. numaralı telefonun "Organize Suç Örgütü Kurarak Uyuşturucu Madde Kaçakçılığı" gerekçesiyle iletişiminin tespitine ilişkin 2007/2115 Değişik İş sayılı Kararı (226.Klasör, Sh:148) dosya kapsamında mevcut olup, adı geçen yönünden iletişime müdahale talebi formu ve talep yazısı içeriklerinde sanıklar H. Y. ve M. Ü.’in isimlerinin bulunmaması nedeniyle bu kişi yönünden herhangi bir değerlendirme yapılmadığı, iletişimin dinlenmesi, izlenmesi, tespiti, sinyal bilgilerinin değerlendirilmesi ve kayda alınmasına yönelik talep yazısında İl Merkez Jandarma Komutanı sıfatıyla İ. K.'ın imzasının bulunduğu bu şekilde haberleşmenin gizliliğini ihlal suçunu işlediği belirtilerek gereğinin takdir ve ifası için İ. K. hakkında Malatya Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunulmasına karar verildiği,
İddianameye konu diğer önleme dinlemeleri açısından ise;
1- İ. Ç. hakkında kullandığı 0535 …. nolu telefonun “Tarihi Eser Kaçakçılığı” gerekçesiyle 3 ay süreyle dinlenilmesine, tespit edilmesine, sinyal bilgilerinin değerlendirilmesine, kayda alınmasına dair düzenlenen 16.04.2008 tarihli iletişime müdahale talep formunda H. Y.'in imzasının olduğu,
2- İ. Ç. hakkında kullandığı 0535 …. nolu telefonun “Uyuşturucu Madde Kaçakçılığı” gerekçesiyle 3 ay süreyle dinlenilmesine, tespit edilmesine, sinyal bilgilerinin değerlendirilmesine, kayda alınmasına dair düzenlenen 16.07.2008 tarihli iletişime müdahale talep formunda H. Y.'in imzasının olduğu,
3- H. A. hakkında kullandığı 0506 …. nolu telefonun “Tarihi Eser Kaçakçılığı” gerekçesiyle 3 ay süreyle dinlenilmesine, tespit edilmesine, sinyal bilgilerinin değerlendirilmesine, kayda alınmasına dair düzenlenen 27.02.2008 tarihli iletişime müdahale talep formunda H. Y.'in imzasının olduğu,
4- H. A. hakkında kullandığı 0506 …. nolu telefonun “Tarihi Eser Kaçakçılığı” gerekçesiyle 3 ay süreyle dinlenilmesine, tespit edilmesine, sinyal bilgilerinin değerlendirilmesine, kayda alınmasına dair düzenlenen 27.03.2008 tarihli iletişime müdahale talep formunda H. Y.'in imzasının olduğu,
5- 31.03.2008 tarihli iletişime müdahale talep formunda;
-V. Ş. hakkında kullandığı 0537 …, 0532 …, 0554 …., nolu telefonların “Silah Kaçakçılığı” gerekçesiyle,
-A. A. hakkında kullandığı 0539 …., 0546 …., nolu telefonların “Silah Kaçakçılığı” gerekçesiyle 3 ay süreyle dinlenilmesine, tespit edilmesine, sinyal bilgilerinin değerlendirilmesine, kayda alınmasına dair düzenlenen iletişime müdahale talep formlarında H. Y.'in imzasının olduğu;
6- 27.03.2008 tarihli iletişime müdahale talep formunda; O. K. C. hakkında kullandığı 0532 …, nolu telefonun “Radikal Dini Gruplar Terör Örgütüne Yardım ve Yataklık” gerekçesiyle 3 ay süreyle dinlenilmesine, tespit edilmesine, sinyal bilgilerinin değerlendirilmesine, kayda alınmasına dair düzenlenen iletişime müdahale talep formunda H. Y.'in imzasının olduğu;
7- 24.06.2008 tarihli iletişime müdahale talep formunda; O. K. C. hakkında kullandığı 0532 …, nolu telefonun “Radikal Dini Gruplar Terör Örgütüne Yardım ve Yataklık” gerekçesiyle 3 ay süreyle dinlenilmesine, tespit edilmesine, sinyal bilgilerinin değerlendirilmesine, kayda alınmasına dair düzenlenen iletişime müdahale talep formunda H. Y.'in imzasının olduğunun tespit edildiği, talep tarihleri itibariyle sanık H. Y.’in Malatya İl Jandarma Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürü olarak görev yaptığının belirlendiği,
8- İ. Ç. hakkında kullandığı 0535 …., 0505 …., 0536 …. nolu telefonların “Uyuşturucu ve Uyarıcı Madde İmal ve Ticareti” gerekçesiyle 3 ay süreyle dinlenilmesine, tespit edilmesine, sinyal bilgilerinin değerlendirilmesine, kayda alınmasına dair düzenlenen 03.01.2008 tarihli iletişime müdahale talep formunda M. Ü.'in imzasının olduğu,
9- H. A. hakkında kullandığı 0506 … nolu telefonun “Tarihi Eser Kaçakçılığı” gerekçesiyle 3 ay süreyle dinlenilmesine, tespit edilmesine, sinyal bilgilerinin değerlendirilmesine, kayda alınmasına dair düzenlenen 27.12.2007 tarihli iletişime müdahale talep formunda M. Ü.'in imzasının olduğu,
10- 31.12.2007 tarihli iletişime müdahale talep formunda;
-V. Ş. hakkında kullandığı 0537 …, 0505 …., 0554 …., nolu telefonların “Silah Kaçakçılığı” gerekçesiyle,
-A. A. hakkında kullandığı 0539 …, 0546 …, nolu telefonların “Silah Kaçakçılığı” gerekçesiyle 3 ay süreyle dinlenilmesine, tespit edilmesine, sinyal bilgilerinin değerlendirilmesine, kayda alınmasına dair düzenlenen iletişime müdahale talep formunda M. Ü.'in imzasının olduğunun tespit edildiği, talep tarihleri itibariyle sanık M. Ü.’in Malatya İl Jandarma Komutanı olarak görev yaptığının belirlendiği,
Hakkında "Uyuşturucu ve Uyarıcı Madde İmal ve Ticareti" ve "Tarihi Eser Kaçakçılığı" suçlarından önleme dinlemesi kararı aldırılan İ. Ç.'ın Z. Yayınevi Cinayeti dosyası kapsamında sanık ve gizli tanık olduğu, İ. Ç.'ın dosya kapsamına göre "Uyuşturucu ve Uyarıcı Madde İmal ve Ticareti" ve "Tarihi Eser Kaçakçılığı" yaptığına ilişkin hiç bir iddia ve delil söz konusu olmamasına rağmen 01/02/2007-18/02/2009 tarihleri arasında ise 2594326 kod numarası ile Malatya İl Jandarma Komutanlığında kayıtlı haber elemanı olarak görev yapan İ. Ç.'ı yakından tanıyan sanıklar M. Ü. ve H. Y.'in bu durumu bilmelerine rağmen İ. Ç.'ı iddia edilen gerekçe ile içeriği itibariyle sahte iletişime müdahale talep formu düzenlemek suretiyle ilgili mahkemeden önleme dinlemesi kararı alarak dinledikleri;
Hakkında "Tarihi Eser Kaçakçılığı" suçundan önleme dinlemesi kararı aldırılan H. A.'nin Malatya İl Jandarma Komutanlığı emrinde sanıklardan E. G.'ın tedavisinin sürdürüldüğü T. Ö. Tıp Fakültesi Hastanesinin de dahil olduğu yerleşkede bulunan Jandarma Karakolunda Uzman Çavuş olarak görev yaptığını bilmelerine ve kendisinin "Tarihi Eser Kaçakçılığı" yaptığına ilişkin hiç bir iddia ve delil söz konusu olmamasına rağmen, H. A.'ni emirlerinde çalışması nedeniyle yakından tanıyan sanıklar M. Ü. ve H. Y.'in bu durumu bilmelerine rağmen iddia edilen gerekçe ile içeriği itibariyle sahte iletişime müdahale talep formu düzenlemek suretiyle ilgili mahkemeden önleme dinlemesi kararı alarak dinledikleri;
Hakkında "Organize Silah Kaçakçılığı" suçundan önleme dinlemesi kararı aldırılan V. Ş.'in Z. Yayınevi Cinayeti dosyasında bilahare tanık olarak dinlendiği, V. Ş.'in dosya kapsamında "Organize Silah Kaçakçılığı" yaptığına ilişkin hiç bir iddia ve delil sözkonusu olmamasına rağmen, V. Ş.'i daha önce yaptıkları soruşturmalar nedeniyle yakından tanıyan sanıklar M. Ü. ve H. Y.'in bu durumu bilmelerine rağmen V. Ş.’i iddia edilen gerekçe ile içeriği itibariyle sahte iletişime müdahale talep formu düzenlemek suretiyle ilgili mahkemeden önleme dinlemesi kararı alarak dinledikleri;
Hakkında "Silah Kaçakçılığı" suçundan önleme dinlemesi kararı aldırılan A. A.'nın Z. Yayınevi Cinayeti dosyasında bilahare tanık olarak dinlendiği, A. A.'nın dosya kapsamında "Silah Kaçakçılığı" yaptığına ilişkin hiç bir iddia ve delil sözkonusu olmamasına rağmen, sanıklar M. Ü. ve H. Y.'in bu durumu bilmelerine rağmen A. A.'yı iddia edilen gerekçe ile içeriği itibariyle sahte iletişime müdahale talep formu düzenlemek suretiyle ilgili mahkemeden önleme dinlemesi kararı alarak dinledikleri;
Hakkında “Radikal Dini Gruplar Terör Örgütüne Yardım ve Yataklık” suçundan önleme dinlemesi kararı aldırılan O. K. C.’in Z. Yayınevi Cinayeti dosyasında müdahiller vekili olarak görev aldığı, o tarihler itibariyle avukatlık ve gazetecilik yaptığı, O. K. C.’in dosya kapsamında “Radikal Dini Gruplar Terör Örgütüne Yardım ve Yataklık” yaptığına ilişkin hiç bir iddia ve delil söz konusu olmamasına ve sanık H. Y.'in bu durumu bilmesine rağmen O. K. C.’i iddia edilen gerekçe ile içeriği itibariyle sahte iletişime müdahale talep formu düzenlemek suretiyle ilgili mahkemeden önleme dinlemesi kararı alarak dinlediği sonuç ve kanaatine varıldığı,
Dolayısıyla, İ. Ç., V. Ş., A. A., H. A. ve O. K. C.'in haberleşmelerinin gizliliklerinin ihlal edildiği şeklinde tespit ve değerlendirmesinin yapıldığı, .
18-Sanıklar M. Ü. ve H. Y.'in “Resmi Belgede Sahtecilik” suçu yönünden eylemlerinin:
Sanıklar M. Ü. ve H. Y.’in “Resmi Belgede Sahtecilik” suçu yönünden 2803 sayılı Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanununun ek 5. maddesi kapsamında CMK’nın 250. maddesi ile yetkili ve görevli Malatya 3.Ağır Ceza Mahkemesinden temin edilen önleme kararlarına ve ayrıntılarına yukarıda "Sanıklar M. Ü. ve H. Y.'in “Haberleşmenin Gizliliğini İhlal” suçu yönünden eylemlerinin değerlendirilmesi" başlığı altında ayrıntılı olarak yer verildiği,
"Resmi Belgede Sahtecilik" suçundan iddia edilen suç tarihleri itibariyle sanıklardan M. Ü.'in Malatya İl Jandarma Komutanı, sanık H. Y.'in ise yine Malatya İl Jandarma Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürü olarak görev yaptıkları, bu kapsamda 5237 Sayılı TCK’nın 6/1-c maddesinde “kamusal faaliyetin yürütülmesine atama veya seçilme yoluyla ya da herhangi bir surette sürekli, süreli veya geçici olarak katılan kişi” şeklinde tanımlanan kamu görevlisi oldukları hususunda hiçbir duraksama bulunmadığı, yukarıda ayrıntılarına yer verildiği üzere İ. Ç., V. Ş., A. A., H. A. ve O. K. C.'i "Silah Kaçakçılığı, Organize Silah Kaçakçılığı, Tarihi Eser Kaçakçılığı, Uyuşturucu ve Uyarıcı Madde İmal ve Ticareti, Radikal Dini Gruplar Terör Örgütüne Yardım ve Yataklık" suçları ile irtibatlı olduklarından bahisle iletişime müdahale talep formu düzenlemek suretiyle 2803 Sayılı Kanunun Ek-5 maddesinin verdiği yetkiye dayanarak Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesi (CMK'nın 250. Maddesi ile Görevli) Hakimliğinden önleme dinlemesi kapsamında telekomünikasyon yolu ile iletişimin tespiti, dinlenmesi, sinyal bilgilerinin değerlendirilmesi ve kayda alınması yönünde kararlar aldırdıkları ve bu kararlar doğrultusunda adı geçen kişileri uzun süre dinledikleri, yine yukarıda izah edildiği şekilde bu kişilerin iletişime müdahale talep formunda belirtilen suçlarla ilgileri bulunmadığı hususunun her iki sanık tarafından da bilindiği, hatta hakkında önleme dinlemesi kararı aldırılan H. A.'nin sanıkların görev yaptıkları Malatya İl Jandarma Komutanlığı emrinde çalışıyor olması nedeniyle bu şahsın "Tarihi Eser Kaçakçılığı" suçu ile hiç bir irtibatı bulunmadığı yönünde bilgileri olduğu hususunda hiç bir duraksama bulunmamasına rağmen H. A.'nin de yine alınan muhtelif mahkeme kararlarıyla uzun süre dinlenildiği, esasen bu kişiler yönünden düzenlenen talep formlarının da içeriği itibariyle sahte olduklarının kabul edilmesi gerektiği, 5237 Sayılı TCK’nın 204/2 fıkrasında, resmi belgede sahtecilik suçunun kamu görevlisi tarafından işlenmesinin ayrı bir suç olarak tanımlandığı, bu suçun kamu görevlisi tarafından işlenmesinin yanı sıra, suçun konusunu oluşturan belgenin kamu görevlisinin görevi gereği (görev mevzuatı uyarınca sahip olduğu yetkiye dayanarak ve mevzuatında öngörülen usul ve şekil kurallarına uyularak) düzenlemeye yetkili olduğu resmî bir belge olması gerektiği, bu kapsamda suç tarihleri itibariyle sanıklardan M. Ü.'in Malatya İl Jandarma Komutanı, sanık H. Y.'in ise yine Malatya İl Jandarma Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürü olarak görev yapıyor olmaları nedeniyle 2803 sayılı Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanununun genel kapsamı ve özellikle Ek-5 maddesinin verdiği yetkiye dayanarak Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesi (CMK'nın 250. Maddesi ile Görevli) Hakimliğinden önleme dinlemesi kapsamında telekomünikasyon yolu ile iletişimin tespiti, dinlenmesi, sinyal bilgilerinin değerlendirilmesi ve kayda alınması yönünde kararlar aldırma hak ve yetkilerinin bulunduğunun kabul edilmesi gerektiği, her iki sanığın iletişime müdahale talep formlarını görevleri gereği düzenlemeye yetkili oldukları ve İ. Ç., V. Ş., A. A., H. A. ve O. K. C. hakkında düzenledikleri iletişime müdahale talep formları ile “Resmi belgede sahtecilik” suçunu işledikleri şeklinde, tespit ve değerlendirmesinin yapıldığı,
19-Sanıklar M. Ü. ve H. Y.'in “Görevi Kötüye Kullanmak” suçu yönünden eylemlerinin:
Sanıklar M. Ü. ve H. Y. hakkında iddia makamı tarafından 04/04/2016 tarihli esas hakkındaki mütalaasında görevi kötüye kullanma suçu kapsamında değerlendirilen eylemleri ile ilgili olarak "özel normun önceliği" ve "yardımcı normun sonralığı" ilkeleri gereğince "haberleşme hürriyetini ihlal" ve "resmi belgede sahtecilik" suçlarından ayrı ayrı cezalandırılmalarına karar verildiği, cezalandırılmalarına karar verilen her iki suçun da genel ve asıl nitelikteki görevi kötüye kullanma suçuna nazaran özel nitelikte olduklarının kabul edilmesi gerektiği, bu itibarla sanıkların ayrıca görevi kötüye kullanma suçundan cezalandırılmalarına hukuki olanak bulunmadığı anlaşılmakla sanıklar M. Ü. ve H. Y. hakkında her ne kadar iddia makamının 04/04/2016 tarihli esas hakkındaki mütalaası ile sanıkların "Görevi Kötüye Kullanma" suçundan cezalandırılmalarına karar verilmesi talep edilmiş ise de dava açan iddianamelerin içeriklerinde iddia olunan suçun anlatımının yapılmamış olması ve iddianamede sevk maddesi gösterilen suçlara ilişkin her bir eylem ile ilgili ayrı ayrı hüküm kurulmuş olması nedeniyle bu hususta karar verilmesine yer olmadığına hükmedildiği şeklinde tespit ve değerlendirmesini yapıldığı,
20-Sanıklar M. Ü. ve M. Ç. ın “6136 Sayılı Yasaya Muhalefet” suçu yönünden eylemlerinin:
Gizli tanık "Adıyaman"ın beyanlarında iddia ettiği, F. H.'na suikast eylemi ile ilgili olarak bu gizli tanığın beyanları dışında başka bir beyanın mevcut olmadığı, gizli tanık beyanlarının dosya kapsamında yer alan diğer deliller ve beyanlarla doğrulanmadığı, yapılacak suikast için Adıyaman ilinden silah getirilmesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığı, mağarada ele geçirilen silahın uzun süre toprak altında kalmasına rağmen çalışıyor olmasının da mantıklı bir izahının bulunmadığı, söz konusu silahın ne kadar süre toprak altında kaldığı hususunda rapor aldırılmaya çalışıldığı, ancak bu hususun mevcut cihazlarla incelenmesinin mümkün olmaması nedeniyle inceleme yapılamadığı, gizli tanık "Adıyaman"ın sanık M. Ü. tarafından kendisine mağaradaki silahın alınmasını söylediği beyanı ile ilgili olarak sanık M. Ü.'in böyle bir şey söylemiş olması halinde aradan uzun bir süre (yaklaşık 4 yıl) geçmesine rağmen mağaraya gömülen silahı bulunduğu yerden almamış olmasının da izah edilebilir bir durum olmadığı, gizli tanık "Adıyaman"ın 2007 yılı Ekim ayı içerisinde kar yağması nedeniyle silahı bulunduğu yerden alamadığı yönündeki beyanının da dosyaya dahil edilen Meteoroloji Genel Müdürlüğü ve Malatya Büyükşehir Belediye Başkanlığının 2007 yılı Ekim ayı içerisinde Malatya'da kar yağışı olmadığı ve kapalı köy yolu bulunmadığına ilişkin yazılarıyla doğrulanmadığı, ele geçirilen silah, şarjör ve fişekler üzerinde herhangi bir ize rastlanmadığına ilişkin ekspertiz raporu alındığı hususları birlikte değerlendirildiğinde söz konusu silah, şarjör ve mermilerin bulundukları yere sanıklar M. Ü. ve M. Ç. tarafından gömüldüğünden bahisle ve bu itibarla bu sanıkların "6136 Sayılı Yasaya Muhalefet" suçundan cezalandırılmaları istemiyle kamu davası açılmış ise de sanıklar M. Ç. ve M. Ü.'in ele geçirilen Kaleşnikof marka silah, şarjör ve mermiler ile herhangi bir irtibatlarının tespit edilemediği, bu hususta gizli tanık "Adıyaman"ın soyut beyanları dışında başkaca bir delil elde edilemediği, esasen sanık M. Ü. tarafından kendisine F. H.'na suikast teklifi yapılan ve bu şayet böyle bir teklif yapılmış ise sanık M. Ü. tarafından kim olduğunun hemen anlaşılabileceği bir şahsın kendi gerçek kimliğini gizleyip gizli tanık olarak beyanda bulunmasının da izah edilebilir bir durum olmadığı, gizli tanık "Adıyaman"ın soruşturmanın seyrini değiştirmek isteyen kişi veya kişilerce ikna edilerek bu şekilde beyanda bulundurulmuş olabileceğinin ve söz konusu silahın yine aynı kişi veya kişilerce söz konusu yere sahte delil üretilecek şekilde gömülmüş olmasının da gözden uzak tutulmaması gerektiği, bu hususların yapılan kovuşturma sırasında açıklığa kavuşturulamadığı anlaşılmakla sanıklar M. Ç. ve M. Ü. hakkında “6136 Sayılı Kanuna Muhalefet” suçundan CMK’nın 223/2-e maddesi gereğince ayrı ayrı beraat kararı vermek gerektiği şeklinde tespit ve değerlendirmesinin yapıldığı,
21-Sanık İ. Ç.'ın "Terör Örgütüne Üye Olmak" suçu yönünden mahkemece eylemlerinin:
Sanık İ. Ç.'ın Soruşturma aşamasında; 24/12/2010 tarihinde İstanbul C.Başsavcılığında (CMK'nın 250. Maddesi ile Görevli) gizli tanık "D. U." ismi ile (C.Savcısı Zekeriya Öz tarafından alınan); 28/12/2010 tarihinde İstanbul C.Başsavcılığında gizli tanık "D. U." ismi ile (C.Savcısı Zekeriya Öz tarafından alınan); 14/03/2011 tarihinde İstanbul TEM Şube Müdürlüğünde gizli tanık "D. U." ismi ile; 16/06/2011 tarihinde İstanbul TEM Şube Müdürlüğünde İ. Ç. ismi ile şüpheli olarak; 17/06/2011 tarihinde İstanbul C.Başsavcılığında İ. Ç. ismi ile şüpheli olarak (C.Savcısı Cihan Kansız tarafından alınan); 14-18/01/2012 tarihlerinde Malatya C.Başsavcılığında İ. Ç. ismi ile şüpheli olarak (C.Savcısı İ. A. tarafından alınan); 04-05/02/2012 tarihlerinde Malatya C.Başsavcılığında İ. Ç. ismi ile şüpheli olarak (C.Savcısı İ. A. tarafından alınan); 25-27/05/2012 tarihlerinde Malatya C.Başsavcılığında İ. Ç. ismi ile şüpheli olarak; (C.Savcısı İ. A. tarafından alınan); 29-30/09/2012 tarihlerinde Malatya C.Başsavcılığında İ. Ç. ismi ile şüpheli olarak (C.Savcısı İ. A. tarafından alınan); 28/12/2012 - 02/01/2013 tarihlerinde Malatya C.Başsavcılığında İ. Ç. ismi ile şüpheli olarak (C.Savcısı İ. A. tarafından alınan) ifadelerinin bulunduğu, Sanık İ. Ç.'ın kovuşturma aşamasında sanık olarak savunması ve tanık olarak beyanlarının da tespit edildiği, ayrıca yargılama aşamasında HSYK Kurul Müfettişliği tarafından 19/02/2016 tarihinde şikayetçi olarak alınan beyanının da dosya arasında yer aldığı,
Yukarıda her sanık yönünden ayrı ayrı yapılan değerlendirmeler sırasında İ. Ç.'ın aşama beyanlarına hangi nedenlerle itibar edilmediği hususlarına ayrı ayrı yer verildiği,
Yukarıda ayrıntılı olarak izah edildiği üzere mahkemece sanık İ. Ç.'ın "D. U." ismi ile gizli tanık olarak ve şüpheli ve sanık olarak alınan ifadeleri içerisinde yer, zaman, mekan, olay ve kişi yönlerinden ciddi çelişkiler bulunduğu, beyanlarının yukarıda verilen örneklerden de anlaşılacağı üzere dosyaya intikal eden resmi belgeler, bilirkişi raporları, mahkeme ilamları, dinlenen tanık beyanları ve sanık savunmaları ile doğrulanmadığı, ilk ifadelerinde ve beyanlarında yer almayan olay ve olgulara sonraki ifadelerinde ayrıntılı olarak yer vermesi ile her ifadesi alındığında yeni olay ve olgulardan bahsetmesinin de beyan ve ifadelerinin iyi niyetli ve samimi olmadığını gösterdiği, herhangi birinin hiçbir ayrıntıyı kaçırmaksızın, kronolojik olarak bu kadar bilgiyi hafızasında tutmasının fiilen mümkün olmadığı, sicil dosyası içeriğine göre İ. Ç.'ın disiplinsizlik ve firar nedeniyle Ordu ile ilişiğinin kesildiği, bu nedenlerle Ordu ile ilişiği kesilen birinin beyanlarında geçen TUSHAD isimli bir oluşumda görevlendirilmesinin de hayatın olağan akışına ve askeri teamüllere uygun olmadığı, İ. Ç.'ın beyanlarının doğru olduğu kabul edilerek TUSHAD isimli bir yapılanma bulunduğu bir an için kabul edilse dahi, uzman onbaşı rütbesinde olan İ. Ç.'ın TUSHAD yapılanmasına ilişkin bu kadar ayrıntılı ve sadece böyle bir yapılanmanın tepe noktasında görev yapanlar tarafından bilinebilecek bilgilere sahip olmasının da yine hayatın olağan akışına ve askeri teamüllere aykırı olduğu, aynı kişinin hem Ergenekon Terör Örgütü ana davasında, hem Özal Suikastı davasında hem de Z. Yayınevi cinayetleri davasında en ayrıntılı bilgiye sahip olmasının da açıklanabilir bir yönü bulunmadığı; Kim tarafından, ne şekilde hazırlandığı belli olmayan ve soruşturma aşamasında dosyaya dahil edilen ihbar mektupları (Malatya Vali Yardımcısı E. F. adına gönderilen ihbar mektubu, İstanbul C.Başsavcılığına gönderilen isimsiz ve imzasız 2 sayfadan ibaret bilgisayar çıktısı mektup ve ekleri, İ. Ç.'ın gönderdiği ihbar mektubu, İstanbul C.Başsavcılığına gönderilen tarihsiz, isimsiz ve imzasız 1 sayfadan ibaret ihbar mektubu ve eki ile Malatya C.Başsavcılığına gönderilen tarihsiz, 1 sayfadan ibaret ihbar mektubu) içeriklerinin, ana hatlarıyla İ. Ç.'ın dosya kapsamına dahil edilen gizli tanık ve şüpheli olarak alınan ifadeleri ile aynı kapsamda oldukları, ihbar mektuplarının mahkememizce somut olarak tespit edilememesine rağmen, belli bir merkezden hazırlanarak soruşturmanın seyrini değiştirmek ve İ. Ç.'ın beyanlarını güçlendirmek amacıyla gönderildiklerinin kabul edildiği, aynı dijital verilerin hem İ. Ç.'ın sunmuş olduğu flaş disk içerisinde bulunmuş olması ve hem de ihbar mektubu ekinde gönderilen CD'lerde yer almasının söz konusu dijital delillerin tek merkezden hazırlandıkları yönündeki kabulü güçlendirdiği sonuç ve kanaatine varıldığı, Ergenekon Terör Örgütüne bağlı TUSHAD isimli bir yapılanma bulunduğuna yönelik, başkaca hiçbir delille desteklenmeyen İ. Ç.'ın soyut beyanlarına itibar edilmediği,
İ. Ç.'ın beyanlarında geçen, sanık A. H. T. tarafından iddia edilen Ergenekon Terör Örgütü bünyesinde TSK içerisinde gizli bir şekilde kurularak faaliyete geçirilen TUSHAD (Türkiye Ulusal Stratejiler ve Hareket Dairesi) isimli bir oluşumun var olduğuna ilişkin hiçbir somut delil elde edilemediği gibi, böyle bir örgütün var olduğunun dosya kapsamında dinlenen sanıklar veya tanıklarca da doğrulanmadığı, yine 08/06/2012 tarihli iddianamede bu örgütün var olduğunun delili olarak gösterilen delillere de yukarıda izah edildiği üzere itibar edilmediği hususları birlikte değerlendirildiğinde; TUSHAD (Türkiye Ulusal Stratejiler ve Hareket Dairesi) isimli bir örgütün var olduğu ve Z. Yayınevi cinayetlerinin bu örgüt tarafından işletildiğine ilişkin delil elde edilemediği sonuç ve kanaatine varıldığı gözetilerek sanık İ. Ç.'ın varlığı mahkemece kabul edilmeyen Ergenekon Terör Örgütü bünyesinde TSK içerisinde gizli bir şekilde kurularak faaliyete geçirilen TUSHAD (Türkiye Ulusal Stratejiler ve Hareket Dairesi) isimli örgütün üyesi olduğuna dair her türlü şüpheden uzak, mahkumiyetine yeter, kesin ve inandırıcı deliller elde edilemediği şeklinde olduğu görülmüştür.
G-)Mahkemece yapılan yargılama, tespit ve değerlendirmeler neticesinde( 09.04.2009 tarih, 2009/41 Esas ve 08.06.2012 tarih 2012/114 Esas sayılı iddianamedeki eylemlerle ilgili);
Sanıklar A. H. T., R. A., M. G., M. Ç., A. A., V. B. A., H. Y., İ. Ç., A. A., A. G., L. E. G., A. S., K. K. ve M. G.'nin müsnet bütün suçlardan dolayı ayrı ayrı beraatlerine,
Sanık M. Ü.'in; haberleşmenin gizliliğini ihlal suçundan dolayı TCK'nın 132/1-1. Cümle, 2. Cümle, 137/1-a, 43, 62 maddeleri gereğince 7 Yıl 6 Ay Hapis, Resmi Belgede sahtecilik suçundan TCK'nın 204/2, 43, 62, maddeleri gereğince 6 Yıl 3 Ay Hapis cezası ile cezalandırılmasına, diğer müsnet suçlardan dolayı da ayrı ayrı beraatine,
Sanık H. Y.'in; haberleşmenin gizliliğini ihlal suçundan dolayı TCK'nın 132/1-1. Cümle, 2. Cümle, 137/1-a, 43, 62 maddeleri gereğince 8 Yıl 1 Ay 15 Gün Hapis, Resmi Belgede sahtecilik suçundan TCK'nın 204/2, 43, 62, maddeleri gereğince 6 Yıl 9 Ay 7 Gün Hapis cezası ile cezalandırılmasına, diğer müsnet suçlardan dolayı da ayrı ayrı beraatine,
Sanık E. G., Sanık A. Y., Sanık S. G., Sanık H. Ç. ve sanık C. Ö. in de "Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini Ortadan Kaldırmaya veya Görevini Yapmasını Engellemeye Teşebbüs Etme" suçundan dolayı ayrı ayrı beraatlerine,
Ayrıca; Sanık E. G.'ın, diğer sanıklar V. B. A. ve H. Y.'nin kendisini azmettirdiğine ilişkin beyanda bulunduktan sonra bu beyanının doğru olmadığını beyan ettiği gözetilerek sanık E. G. hakkında müsnet iddia ile ilgili olarak gereğinin takdir ve ifası için Malatya C.Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmasına,
Gizli tanık "Adıyaman"ın 07/06/2011 tarihinde Malatya C.Başsavcılığında verdiği ifadesi (101. Klasör, Sh:127) üzerine gizli tanığın beyanlarında geçen Kaleşnikof marka silahın aranması ve bulunması için C.Savcısı huzuru ile gerçekleştirilen olay yeri inceleme ve keşif (101. Klasör, Sh:124) sonrasında ele geçirilen Kaleşnikof marka silah ve mermileri bulunduğu yere koyan kişi ya da kişiler hakkında müsnet iddia ile ilgili olarak gereğinin takdir ve ifası için Malatya C.Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmasına,
Sanık İ. Ç.'ın, sanık A. H. T. ile ilgili olarak beyan ve iddiaları ile soruşturma başlatılmasına sebebiyet vermesi hususları birlikte değerlendirildiğinde müsnet iddialar ile ilgili olarak gereğinin takdir ve ifası için Malatya C.Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmasına,
Sanık İ. Ç. tarafından Malatya C.Başsavcılığına teslim edilen ve üzerinde "TSK T.C. Türkiye Ulusal Stratejiler ve Hareket Dairesi Özel Kuvvetler Beyaz Birim" ibaresi bulunan İ. Ç. adına düzenlenmiş kimlik belgesi ve üzerlerinde "çok gizli" ibaresi bulunan "TUSHAD" başlığı taşıyan 25/07/2008 tarihli "Özlük Bilgilerinin Gizlenmesi ve Korunması" konulu; 15/04/2008 tarihli; 05/01/2005 tarihli "yeni görev" konulu; 10/05/2005 tarihli "Geri Bildirim Konulu" kırmızı renkli kağıtların (101. Klasör, Sh:93, 97, 98, 99, 102, 105, 106) sahte olarak oluşturuldukları iddiası ve İ. Ç. adına düzenlenmiş "TSK T.C. Genelkurmay Başkanlığı Türkiye Ulusal Stratejiler ve Harekat Dairesi" başlıklı kimlik belgesinin fotoğrafının düzensiz kenarlı olduğu, söz konusu kimlik belgesinin bilgisayar ve ekipmanı aracılığı ile oluşturulduğu, soğuk damga veya mühür izi bulunmadığına ilişkin ATK Fiziki İhtisas Dairesi Adli Belgeleri İnceleme Şubesi tarafından düzenlenen 25/11/2014 rapor (365. Klasör, Sh:218) da dikkate alınarak müsnet iddia ile ilgili olarak gereğinin takdir ve ifası için Malatya C.Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmasına,
C.Savcısı İ. A. tarafından düzenlenen iddianamede de yer verilen ve dosyasının 146, 147, 148, 149 ve 150 numaralı klasörlerinde bulunan analiz raporlarını düzenleyen kişi ya da kişiler hakkında Malatya Cumhuriyet Başsavcılığı'na gereğinin taktir ve ifası için suç duyurusunda bulunulması,
Kovuşturma aşamasında bir kısım sanıklar ve müdafiilerince dava konusu edilen cinayet ve bağlı eylemlerin FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü ve mensupları tarafından organize edildiği; Aynı örgüt tarafından yargılamanın seyrinin değiştirilmeye çalışıldığı, soruşturma aşamasında gerek soruşturmanın başlatıldığı İstanbul C.Başsavcılığı'nda (CMK'nın 250. Maddesi ile görevli) gerek 02/07/2011 tarih ve 2011/1313 Soruşturma numaralı yetkisizlik kararı üzerine Malatya C.Başsavcılığı'nda (CMK'nın 250. Maddesi ile görevli) görev alan ve 08/06/2012 tarih ve 2007/383 soruşturma numaralı iddianameyi düzenleyen Cumhuriyet Savcılarının bahse konu örgüt ile irtibatları tespit edilerek HSYK tarafından açığa alındıkları, meslekten ihraç edildikleri, tutuklandıkları ve bir kısmının yurt dışına kaçtıkları, kovuşturma aşamasında Malatya 3.Ağır Ceza Mahkemesi'nde (CMK'nın 250. Maddesi ile görevli) görev alan mahkeme başkanları ile duruşmalara iddia makamını temsilen çıkan ve 14/02/2014 tarihli esas hakkındaki mütalaayı sunan Cumhuriyet Savcılarının bahse konu örgüt ile irtibatları tespit edilerek HSYK tarafından açığa alındıkları, meslekten ihraç edildikleri, tutuklandıkları; Özellikle İstanbul C.Başsavcılığı'nca (CMK'nın 250. Maddesi ile görevli) gerçekleştirilen soruşturma aşamasında görev yapan başta İstanbul Emniyet Müdürlüğü TEM Şube Müdürü ile aynı şubede görev yapan kolluk görevlisi polis müdürleri, amirleri ve memurlarının bahse konu örgüt ile irtibatları tespit edilerek İlgili birimler ve KHK'ler ile açığa alındıkları, meslekten ihraç edildikleri, tutuklandıkları ve bir kısmının yurt dışına kaçtıkları iddialarıyla ilgili olarak gereğinin takdir ve ifası için Malatya C.Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmasına,
Sanık/Gizli Tanık İ. Ç. ve H. Ç.'nun (İ. Ç.'ın "Hizbullah Terör Örgütüne Eleman Temini", İ. Ç. ve H. Ç.'nun "PKK Terör Örgütü Sempatizanı" oldukları gerekçesiyle) Mersin İl Jandarma Komutanlığı tarafından önleme dinlemesi kapsamında dinlendiklerine ilişkin Adana 7. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK'nın 250. Maddesi ile Görevli) 2008/2857, Adana 6. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK'nın 250. Maddesi ile Görevli) 2007/2598, 2007/1425, 2008/5645 Teknik Takip numaralı kararları. (384. Klasör, Sh:357-369) nedeniyle talep formlarında isimleri bulunan Mersin İl Jandarma Komutanlığı bünyesinde görev yapan ilgiller hakkında "Haberleşmenin Gizliliğini İhlal" ve "Resmi Belgede Sahtecilik" suçlarından gereğinin takdir ve ifası için Adana C. Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmasına,
Her ne kadar adam öldürme ve bağlı eylemlerin sanıklar A. Y., C. Ö., E. G., H. Ç. ve S. G. tarafından gerçekleştirildiği kabul edilerek bu sanıkların cezalandırılmaları yoluna gidilmiş ise de, olayın meydana geliş şekli ve dosya kapsamı dikkate alındığında eylemin sadece bu beş sanık tarafından planlanarak işlenmiş olmasının hayatın olağan akışına uygun olmadığı, yaklaşık 9 yıl süren uzun yargılamaya rağmen bu sanıkları azmettiren suç faillerinin ve/veye örgütlerin ortaya çıkarılamadığı anlaşılmakla olayın azmettiricileri ve planlayıcıları olan suç faillerinin ve/veya örgütlerin ortaya çıkarılabilmesi yönünden Malatya C. Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmasına,
Suç duyurusu yapılmasına karar verilen bir kısım iddialar ile ilgili olarak zamanaşımı sürelerinin dolma ihtimali dikkate alınarak tüm suç duyurularının kararın kesinleşmesi beklenilmeksizin derhal yapılmasına, karar verildiği görülmüştür,
H-) Mahkemenin kararına dayanak yaptığı delillerin;
1-Sanık V. B. A. hakkında 14/02/2007 tarihinde saat 01:30 sıralarında kaleşnikof marka silah, şarjörü ve 17 adet dolu fişeği ile birlikte yakalanması olayına ilişkin soruşturma evrakları, (23.klasör, sh:1-113)
2-Sanıklardan E. G.'ın okul tatilinden sonra işe girdiği ve beden eğitimi öğretmenliği sınavından iki gün önce işte ayrıldığına, bu süre zarfında gazete dağıtıcısı ve reklam sorumlusu olarak görev yaptığına ve gazeteye çalışması için reklam işlerine bakan S. D. tarafından getirildiğine ilişkin Malatya Birlik Gazetesi çalışanlarını gösterir liste, (24.Klasör, Sh:185)
(İlgili listede aynı dönemde gazetede çalıştığı iddia edilen sanık V. B. A.'ın ismi yer almamaktadır)
3-Malatya C. Başsavcılığının (CMK'nın 250. Maddesi ile Yetkili) 2007/112 Soruşturma sayılı dosyasında soruşturma devam ederken maktul N. A.'ın eşi ile çocukları vekillerinin 20/09/2007 tarihli dilekçeleri ile ihbar mektubunda adları geçen M. Ü., H. İ., M. Ç. ve R. B.'ın, E. G. isimli şüpheliyi bahse konu olay için azmettirerek yönlendirdikleri iddiası ile ilgili olarak ilgili şahısların asker kişi ve iştirakçisi sıfatını taşıdıkları gözetilerek 1632 Sayılı Askeri Ceza Kanunu 54 ve 353 sayılı Kanunun 9 ile 12. Maddeleri gereğince ilgili dilekçe ve ekleri 353 Sayılı Kanunun 8. Maddesi uyarınca takdir edilmek üzere 2. Ordu Komutanlığına gönderildiği (48.Klasör, Sh:10), 2. Ordu Komutanlığının 12/12/2007 tarih ve 2007/367 Ad. Müş. Sayılı yazısı ile ihbar mektubu incelendiğinde imzanın ve açık adresinin bulunmadığı, bir dilekçede bulunması gereken şartları taşımadığı anlaşılan ihbar mektubu hakkında bu aşamada yapılacak herhangi bir işlem bulunmadığı, (48.Klasör, Sh:198)
4-Yargılama aşamasında tanık olarak dinlenilen O. K. ile V. B. A.'ın 2008 yılı Kasım ve Aralık aylarında Adıyaman E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda bulundukları, ancak 2008 yılına ait oda yerleştirme tutanaklarının incelenmesi neticesinde aynı odada kalmadıklarının tespit edildiğine ilişkin Adıyaman E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü yazısı, (48.Klasör, Sh:317)
5-31/12/2010 tarihli Kayseri Jandarma Bölge Komutanlığı yazısı, (48.Klasör, Sh:387)
6-2000 -2008 yılları arsında İnönü Üniversitesinde gerçekleştirilen seminer ve konferansların sesli ve görüntülü kayıtlarının gönderildiğine ilişkin İnönü Üniversitesi Rektörlüğü Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğünün 05/08/2011 tarihli yazısı, (49.Klasör, Sh:68, 116)
(18/04/2007 tarihinde Emekli Org. sanık H. T. tarafından "21. yy Başlangıcında Kuşatılmış Türkiye" konulu konferans verildiği ve buna ilişkin sesli ve görüntülü kaydın gönderildiği)
7-Genel Kurmay Başkanlığının Emniyet Genel Müdürlüğüne hitaben yazdığı 06/05/2011 tarih ve 2042364 sayılı sanık İ. Ç. ile ilgili olarak son olarak 23/11/1993 tarihinde sözleşmesinin disiplinsizlik nedeniyle feshedildiği ve 28/05/1997 tarihinde göreve dönme talebinde bulunduğu, ancak bu talebin uygun görülmediğine ilişkin bilgi notunun ekinde yer aldığı yazısı, (101.Klasör, Sh:114)
8-Gizli tanık "Adıyaman"ın 07/06/2011 tarihinde Malatya C. Başsavcılığında verdiği ifadesi (101.Klasör, Sh:127); bu ifade üzerine gizli tanığın beyanlarında geçen Kaleşnikof marka silahın aranması ve bulunması için C. Savcısı huzuru ile gerçekleştirilen olay yeri inceleme ve keşif tutanağı (101.Klasör, Sh:124) ve Malatya Emniyet Müdürlüğü Olay Yeri İnceleme ve Kimlik Tespit Şube Müdürlüğü tarafından düzenlenen Olay Yeri İnceleme Raporu, (101.Klasör, Sh:119)
9-Malatya İl Jandarma Komutanlığı istihbarat ödeneklerinin kullanılmasına ilişkin 2006 (110.Klasör), 2007 (111.Klasör), 2008 (112.Klasör), 2009 (113.Klasör) ve 2010 (114.Klasör, Sh:1-195) yıllarına ait yazışmalar, çizelgeler, dekontlar, ödeme ve alındı fişleri, hesap özetleri, ödenek kayıt defterleri (117. ve 118.Klasör); 2007 yılı istihbarat ödenekleri ile ilgili olarak sanık M. Ü.'in Malatya İl Jandarma Komutanlığında görevli olduğu dönemde misyonerlik faaliyetlerine yönelik hazırlanan evraklar, faks mesaj formları ve sosyal yardım fonu çizelgeleri, (151.Klasör, Sh:1-65)
(Söz konusu dönemde misyonerlik faaliyetlerinin takibi için çeşitli tarihlerde harcamalar yapıldığı)
10-Sanık H. Y.'in iş yerinde ele geçirilen dokümanlara ilişkin kolluk kuvvetleri tarafından düzenlenen 29/03/2011 tarihli doküman inceleme tutanağı (114.Klasör, Sh:196, 215); Hafıza kartı, disket ve Harddisk ön inceleme tutanakları, (114.Klasör, Sh:216, 248)
11-Sanıklar L. E. G., R. A., M. Ü., M. G., A. A., H. Y., M. Ç., A. A. ve A. G.'ten TUBİTAK uzmanı aracılığıyla ses kaydı yapıldığına ilişkin kolluk kuvvetleri tarafından düzenlenen tutanaklar, (116.Klasör, Sh:89-92)
(İlgili tutanaklarda sesi kaydedilen kişiler ile kolluk görevlilerinin imzaları bulunmasına rağmen TUBİTAK uzmanının ismi veya siciline yer verilmediği, sadece "TUBİTAK UZMANI" ibaresinin altında imza bulunduğu anlaşılmış, bu nedenle ses alma işleminin usulüne uygun olarak yaptırılmadığı)
12-Hatlar arasındaki görüşme trafiğini gösterir çizelgeler,
(Çizelgelerin kim tarafından, hangi tarihte, ne şekilde hazırlandığına ilişkin bir bilgi yer almamaktadır.)
13-Malatya İl Müftülüğünün 18/04/2007 tarihinden önce düzenlenen "Misyonerlik" konulu Konferans Toplantılarına ilişkin olarak 09/02/2006, 15/02/2006, 17/03/2006 tarihlerinde Şükrü Uslu tarafından 15/06/2006 ve 23/06/2006 tarihlerinde R. A. tarafından konferans düzenlendiğine ilişkin Çizelgesi ve Yazısı (209.Klasör, Sh:4-7),
14-V. B. A.'ın Adıyaman E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda E. G. adına gönderdiği mektubun sakıncalı mektup olarak değerlendirildiği ve mektubun kurumda saklanmasına karar verildiğine ilişkin Malatya E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü Disiplin Kurulu Başkanlığının 11/02/2010 tarihli yazısı (213.Klasör, Sh:193) ile ilgili mektup ve zarf (Sh:195); Buna ilişkin cezaevi görevlileri tarafından tutulan Tutanak, (Sh:197)
15-Sanıklar E. G. (220.Klasör, Sh:241, 247, 248, 251, 272); S. G. (Sh:253, 270); H. Ç. (Sh:255, 266); A. Y. (Sh:257, 264); C. Ö. (Sh:259, 268)'in şüpheli sıfatı ile alınan Savcılık İfade Tutanakları; E. G.'ın V. B. A. hakkında söylediklerinin hayal ürünü olduğuna ilişkin 23/02/2009 tarihli dilekçesi (225.Klasör, Sh:333),
16-Jandarma Genel Komutanlığının kayıtlarda yapılan araştırma ve inceleme neticesinde İ. Ç. isimli Jandarma Genel Komutanlığı bünyesinde çalışan ve emekli olan personel bulunmadığına dair 04/01/2011 tarihli yazı (223.Klasör, Sh:38),
17-2. Ordu Komutanlığı Askeri Savcılığının A. S. hakkında "Siyasi Faaliyette Bulunmak" suçundan Kovuşturmaya Yer Olmadığına dair 19/12/2008 tarih ve 2008/328 Esas - 2008/29 Karar sayılı kararı (223.Klasör, Sh:141, 142); A. S.'nın İfade Tutanakları (Sh:74, 89, 112); Vaka Kanaat Raporları (Sh:75, 116);
(A. S. hakkında İl Jandarma Alay Komutanı olan J.Kur.Alb.M. Ü.'in istihbari bilgi toplaması amacıyla ve onun kontrolünde ve bilgisi dahilinde Fetullah Gülen cemaati ile ilişkiye girdiği, tanık beyanlarınca da bu hususun doğrulandığı belirtilerek Kovuşturmaya Yer Olmadığı Kararı verildiği anlaşılmaktadır.)
18-Silifke İlçe Emniyet Müdürlüğünün sanıklar R. A., M. Ç., İ. Ç. ve H. Y. ile ilgili olarak yaptığı araştırmalar sonucunda Taşucu Bölgesi Konaklama Tesislerinde kalmadıklarının belirlendiği, R. A.'ın eşi K. A. ve çocuklarıyla birlikte 2010 yılında yıkılan T. Motel'de kaldığının Motel müsteciri işletmecisi Ayşe Kılınç tarafından teyit edildiği, M. Ç.'ın kaldığı belirtilen N. Otel ve Y. Pansiyon isimli iş yerlerinin ise bölge dahilinde bulunmadığının belirlendiği, A. K. tarafından R. A.'ın fotoğrafından teşhis edildiği hususunda düzenlenen belgeler (226.Klasör, Sh:399-407); Sanık M. Ç.'ın 09/01/2007 - 10/01/2007 tarihleri arasında ve 25/08/2008 - 26/08/2008 tarihleri arasında Nobel Otelde, 04/07/2007 - 06/07/2007 tarihleri arasında ve 08/07/2007 tarihinde Yıldız Pansiyon'da konakladığına ilişkin Mersin Emniyet Müdürlüğü tarafından düzenlenen müzekkereler ve ekleri (Sh:108-411);
19-Genel Kurmay Başkanlığının; yapılan inceleme sonucunda TUSHAD (Türkiye Ulusal Strateji ve Hareket Dairesi) isimli bir birim veya komutanlığın hali hazırda mevcut olmadığı, geçmiş dönemde de teşkil edilmediği, herhangi bir birime bağlı veya münferit kurtlar, kartallar, efeler isimli bir teşkilatın bulunmadığına ilişkin 10/05/2013 tarihli yazısı, (346.Klasör, Sh:394)
20-İstanbul C. Başsavcılığı Genel Soruşturma Bürosunun 2014/128199 Soruşturma numaralı dosyası içerisinde yer alan Ek-A ve Ek-B belgeleri üzerindeki imzaların tıpkı basım olarak L. B.'a ait olduğuna ilişkin Prof.Dr.S. C. tarafından düzenlenen 30/03/2015 tarihli bilirkişi ve deney raporu, (350.Klasör, Sh:368)
21-V. Ş.'in 25/09/2003 tarihinde haber elemanı olarak kaydedildiği, şahsın illegal faaliyetlerde bulunduğuna ilişkin duyumlar üzerine, Malatya İl Jandarma Komutanlığınca takibe alındığı ve 22/05/2008 tarihinde yapılan operasyonda yakalanarak gözaltına alındığı, Malatya C. Başsavcılığının 2008/217 Soruşturma numarası ve 2008/112 Esas numaralı soruşturma dosyası kapsamında tutuklanarak Malatya E Tipi Kapalı Cezaevine konulduğu, şahsın 22/05/2008 tarihinde "Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurmak, Suç Örgütüne Üye Olmak, Nitelikli Yağma, Tehlikeli Maddeleri İzinsiz Bulundurmak ve 6136 Sayılı Kanuna Muhalefet" suçlarından tutuklanması ve kendisi ile uzun süre irtibat kurulamaması üzerine 04/12/2008 tarihinde haber elemanlığından çıkartıldığına ilişkin Malatya İl Jandarma Komutanlığın 29 Temmuz 2012 tarihli yazısı, (358. KIasör, Sh:440)
22-İstanbul C. Başsavcılığının 2010/857 Soruşturma sayılı dosyası kapsamında TUBİTAK Başkanlığına incelenmek üzere gönderdiği 4 adet CD'nin incelenmesinde; VERBATİM marka üzerinde yazı bulunmayan .......6801422 03714 08 seri numaralı CD içerisinde "ihbar_cd_ses kayıtları" isimli klasör altında "01.mpg.02.mpg ve 03.mpg" isimli dosyalar olduğu, VERBATİM marka üzerinde "İstanbul Cum. Başsavcılığı 2010/857 sayılı sor.no.ses kayıtları" yazılı ve N.16801422 03715 08, ...6801422 03719 08 ve ...6801422 03720 08 seri numaralı CD'ler içerisinde, "110319_10.wav, 110319_15.wav, 110319_16.wav, 110319_17.wav, 110319_18.wav ve 110319_19.wav" isimli dosyalar olduğu, "SOR.NO.2010/857 SES KAYITLARI" isimli klasör altında "L. E. G..wav", "M. Ü..wav" ve "RUHİ ABAT.wav" isimli ses dosyaları olduğunun görüldüğü, bu dosyalar dinlenildiğinde R. A., M. Ü., L. E. G., M. Ç., A. A., A. G., M. G., A. A., H. Y. isimli sanıklardan alınan ses örneklerini ihtiva ettiğinin anlaşıldığı, sistem ile suç unsuru ortam dinlemeleri ve sanıklardan alınan konuşmaların mukayese edildiği, elde edilen skorun daha evvel geniş veri tabanlarında elde edilen skor veri tabanları ile karşılaştırıldığı, mukayeseye konu ortam dinlemesinden elde edilen görüşmelerin, sanıklar tarafından yapılmış olma ihtimalini belirleyen skorun ortalama değerlerde çıktığı, suç unsuru görüşmelerin sanıklar tarafından yapılmış olup olmadığının tespit edilemediği, sanıklara aittir veya başka bir konuşmacıya aittir şeklinde bir kanaat hasıl olamamıştır sonucuna varıldığına ilişkin TUBİTAK Bilgem tarafından düzenlenen 15/07/2013 tarih ve 131583 sayılı dijital analiz raporu, (365.Klasör, Sh:155)
23-İ. Ç.'ın ifadesinde belirttiği Binbaşı L. T. ve S. isimli kişilerle ilgili olarak yapılan araştırmada bu kişiler tarafından kullanıldığı değerlendirilen 0537 ….. nolu telefon hattının Y. K. adına kayıtlı olduğu, bu şahsın TSK'da subay olduğu ve fotoğrafının temin edildiği, 2005 yılı sonları, 2006 yılı başlarında Trabzon ili civarında Binbaşı Levent Toz veya Sedat isminde görev yapmış askeri personelin tespit edilemediğine ilişkin Malatya Emniyet Müdürlüğünün 15/02/2012 tarihli yazısı, (376.Klasör, Sh:52)
24-2005, 2006, 2007 ve 2008 yıllarında gerçekleştirilen il emniyet komisyon toplantılarında il jandarma komutanlığı tarafından ıslak imzalı olarak gerçekleştirilen sunumlara ait hazırlanan belgelerin gönderildiğine ilişkin Malatya İl Jandarma Komutanlığının 04/09/2014 tarihli yazısı ve toplam 40 adet olan il emniyet komisyonu toplantısı formlarının ekli olduğuna ilişkin yazısı, (378.Klasör, Sh:1-354)
25-Kamuoyunda "Balyoz Davası" olarak bilinen İstanbul Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/188 Esas - 2015/143 Karar sayılı dava dosyasının Gerekçeli Kararı (390.Klasör, Sh:1-405); Bu dosya kapsamında İTÜ Öğretim Görevlileri tarafından düzenlenen 16/02/2015 tarihli bilirkişi raporu (387.Klasör, Sh:1-132); İddia Makamının 31/03/2015 tarihli esas hakkındaki yazılı Mütalaası (Sh:155-186),
26-İ. Ç. adına düzenlenmiş "TSK T.C. Genelkurmay Başkanlığı Türkiye Ulusal Stratejiler ve Harekat Dairesi" başlıklı kimlik belgesinin fotoğrafının düzensiz kenarlı olduğu, söz konusu kimlik belgesinin bilgisayar ve ekipmanı aracılığı ile oluşturulduğu, soğuk damga veya mühür izi bulunmadığı ve "TUSHAD" başlıklı 3 adet belgenin mürekkeplerde yazı yaşı tayinine yarayan ve halen kullanılagelen herhangi bir yöntem bulunmadığından hangi zaman diliminde oluşturulduğu ile ilgili tespit yapılamadığına ilişkin ATK Fiziki İhtisas Dairesi Adli Belgeleri İnceleme Şubesi tarafından düzenlenen 25/11/2014 rapor (365.Klasör, Sh:218),
27-Kamuoyunda "Poyrazköy Davası" olarak bilinen İstanbul Anadolu 5.Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/155 Esas sayılı dava dosyasının Gerekçeli Kararının yer aldığı CD (388.Klasör, Sh:1); İlgili kararın kesinleştirme şerhleri (Sh:230-368) ile bu dosya kapsamında bilirkişiler E. A., B. A. ve O. P. tarafından düzenlenerek sunulan 20/01/2014 tarihli "Dijital Adli Analiz Raporu" (365.Klasör, Sh:224-295),
28-Mahkeme dosyasının 146, 147, 148, 149 ve 150 numaralı klasörlerinde bulunan ve kovuşturması yapılan şahıslara ait HTS kayıtlarının bulunduğu analiz çıktılarının, dosya içerisinde bulunan ve TİB sisteminden gelen ham HTS dataları ile karşılaştırılması için dosyanın M. A., H.H. İ. ve H. K.'dan teşekkül ettirilen bilirkişi heyetine tevdii edildiği; Bu kapsamda;
Genel olarak belirtilen tarih aralığındaki dataların bir kısmı alınmış olmasına rağmen zaman zaman dataların eksiksiz olarak alındığı; hedef numaralarda belirtilen tarih aralığı dışında sorgulamaların yapıldığı; mükerrer kayıtların bulunduğu (TİB sisteminden kaynaklandığı değerlendirilmektedir); isim sütununda eklemeler yapıldığı; sıra numaralarında düzensizlik olduğu; sayfaların imzasız, mühürsüz olduğu, sayfa sıra numaralarının daha sonradan elle yazıldığı; ilgi etiketlerinde bulunan telefon numarası ile analizi yapılan telefon numarası yapılan rakamsal hataların olduğu; sayfaların yazım formatlarının farklılık gösterdiği; sorgulamaların bir kısmının karşı telefonun baz istasyonu datalarında yapıldığı ve bunun bilgi etiketinde gösterilmediği; analizi yapılan numaraların yazılı çıktıya eksik aktarıldığı tespitlerinin yapıldığı, yine dosya içerisinde HTS raporu bulunan her bir sanık veya telefon numarası yönünden ayrı ayrı analiz karşılaştırmaları yapıldığına ilişkin HTS Analizi başlıklı 19/01/2015 tarihli bilirkişi raporu ve ekleri (365.Klasör, Sh:298-429),
29- Dijital verilere ilişkin olarak adli bilişim uzmanları ve sistem güvenliği uzmanı tarafından düzenlenen 25/05/2016 tarihli bilirkişi heyeti teknik inceleme raporu (400.Klasör, Sh:191-207),
30-Malatya C. Başsavcılığı'nın (TMK.10.Madde İle Görevli) 08/02/2013 tarih ve 2012/428 Soruşturma numaralı cevabi müzekkeresi ile halen 2012/428 soruşturma sayılı dosya ile ilgili gizlilik kararı bulunduğu, bu nedenle sanık/tanık İ. Ç.'ın 04/02/2012-05/02/2012 tarihli ifadesinde teşhis ettiği fotoğrafların dosyaya gönderilme imkanının bulunmadığı ve 05/01/2005 tarihli "Yeni Görev" konulu ve 10/01/2005 tarihli "Geri Bildirim" konulu kırmızı TUSHAD belgelerinin son kısmında belirtilen eklerin İ. Ç. tarafından bulunamadığı için teslim edilmediğinin belirtildiği cevabi müzekkere (383.Klasör, Sh:23),
31-Arşiv evraklarında yapılan inceleme sonucunda sanık R. A.'ın kayıtlı veya kayıtsız haber elemanı olarak görev yaptığına ilişkin herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığına dair Malatya İl Jandarma Komutanlığının 22/03/2013 tarihli yazısı (383.Klasör, Sh:41) ile R. A.'ın müsteşarlıkla bağlantılı olduğuna dair herhangi bir bilgiye rastlanılmadığına ilişkin MİT Müsteşarlığının 27/03/2013 tarihli yazısı (383.Klasör, Sh:44); R. A.'ın Malatya Emniyet Müdürlüğüne bağlı şube müdürlükleri tarafından haber elemanı olarak çalıştırıldığına dair herhangi bir bilgiye ulaşılamadığına ilişkin Malatya Emniyet Müdürlüğünün 28/03/2013 tarihli yazısı (384.Klasör, Sh:68),
32-Müsteşarlık kayıtlarında yapılan araştırma sonucunda TUSHAD isimli yapılanma ve A. H. T.'un anılan yapılanma içerisinde bulunup bulunmadığı hususlarında herhangi bir bilgiye rastlanılmadığı; Beyaz/Siyah Kuvvetler isimli oluşumlara ilişkin olarak 2007-2008 yıllarında teşkilata intikal eden ve teyidi/tekzibi yapılamayan ihbar mektupları bulunduğu ve ihbar mektupları ve eklerinin birer örneğinin 24/12/2012 tarihinde TBMM Meclis Araştırma Komisyonuna intikal ettirildiğine ilişkin MİT Müsteşarlığının 27/03/2013 tarihli yazısı, (383.Klasör, Sh:47)
33-Sanık R. A.'ın, 20/12/2006-16/02/2009 tarihleri arasında 2547 Sayılı Kanunun 13/b-4 maddesi gereğince Stratejik Araştırmalar Merkezinde görevlendirildiğine ilişkin İnönü Üniversitesi Rektörlüğünün 28/03/2013 tarihli yazısı ve ekleri (383.Klasör, Sh:144)
34-Beyaz/Siyah Kuvvetler ile ilgili olarak Genelkurmay Başkanlığına yazılan müzekkereye verilen 27/03/2013 tarihli cevabi yazı ve ekindeki bilgi notu (383.Klasör, Sh:147)
35-Sanık L. E. G.'in komutanlık nezdinde kayıtlı haber elemanı olarak görev yapmadığı; İ. Ç.'ın kayıtlı haber elemanı olduğu, 01/02/2007 tarihinde 2594326 kod numarası ile haber elemanı olarak kayda alındığı, 18/02/2009 tarihinde deşifre olması nedeniyle ilişiğinin kesildiği, 01/02/2007-18/02/2007 tarihleri arasında istihbarat ödeneği ödendiğinin tespit edildiğine ilişkin Malatya İl Jandarma Komutanlığı'nın 29/04/2013 tarihli yazısı, (383.Klasör, Sh:188)
36-E. B.'ın "E., A., I., E. benzeri/yakın isimli ve Bağış/Bağdaş" soy isimli bir şahıs ile herhangi bir akrabalığının olduğuna dair bilgi ve belgeye rastlanılmadığı, A. Bağdaş isimli bir şahsın tespit edildiğine ilişkin Malatya İl Emniyet Müdürlüğünün 03/12/2012 tarihli yazısı ve ekleri, (384.Klasör, Sh:311)
37-Misyonerlik faaliyetlerinin Milli Güvenlik Siyaseti'nin genel değerlendirmeleri doğrultusunda diğer istihbarat birimlerinde (MİT, EGM) olduğu gibi Jandarma Genel Komutanlığınca aşırı sağ unsurlarının tasnifi içerisinde yer aldığı, bu maksatla da aşırı sağ faaliyetler (ASAF) kapsamında değerlendirme ve işleme tabi tutulduğu, 2010 yılından sonra aşırı sağ faaliyetlerin kapsamının "Dini İstismar Eden Terör Örgütleri" olarak daraltıldığından, bu tarihten itibaren Misyonerlik Faaliyetleri konusunun güvenlik değerlendirmelerinin dışında tutulduğu; En alt seviye olarak İl Jandarma Komutanlıklarınca elde edilen istihbari bilgilerin değerlendirmeye müteakip gerekli görülmesi halinde, "HABER KAYIT BİLDİRİM FORMU" şeklinde ilgili İl Jandarma Komutanlıkları, Jandarma Bölge Komutanlıkları ve Jandarma Genel Komutanlığına gönderilmekte olduğu; İstihbari tüm bilgilerin, istihbarat personeli / şubesi tarafından tutulan dosya ve klasörlerde yazılı halde, ilgili J.K.'lıklarında muhafaza edildiği; İl Jandarma Komutanlıklarınca diğer kurumlarla paylaşılmasında fayda mütalaa edilen istihbari bilgilerin, prensiben Valilik Makamı, İl Emniyet Müdürlüğü ve ildeki MİT Birimleri ile paylaşıldığı, yereldeki birimlerin istihbarat paylaşımları ile ilgili Jandarma Genel Komutanlığı bünyesinde herhangi bir kayıt tutulmadığı, dolayısıyla hangi İl Jandarma Komutanlığının hangi birimlerde bir istihbarat paylaşımında bulunduğunun bilinemediği; Asker kişi sıfatı dışındaki özel kişilerin de Jandarma İstihbarat, İKK ve Koruyucu Güvenlik Yönergesi kapsamında istihbarat faaliyetlerinde görev konularına göre eleman (ajan) ve mutemet olarak tasnif edilmek suretiyle haber elemanları olarak kullanıldığı, haber elemanları ile ilgili kayıt ve belgelerin İl Jandarma Komutanlığı seviyesinde tutulduğu, yönergede haber elemanlarının yardımcı istihbarat elemanı olarak tanımlandıkları, muhbir ve mutemetten haber alma yetkisinin 2803 sayılı Yönetmeliğin 84. Maddesinde düzenlendiği; Misyonerlik faaliyetlerinin ülkenin Genel Milli Güvenlik Siyaseti değerlendirmeleri kapsamında 2005 - 2008 tarihlerinde aşırı sağ unsurlarının tasnifi içerisinde istihbari değerlendirmelere konu olduğu; Mersin ve Malatya İl Jandarma Komutanlıkları tarafından 2003 - 2008 yılları arasında Misyonerlik Faaliyetleri ile ilgili istihbari bilgilerin Haber Kayıt Bildirim Formu ile Jandarma Genel Komutanlığı İstihbarat Bilgi Havuzuna verildiği, ancak sistemden evrakı imzalayan personelin ismi görülmediği için bu konuda herhangi bir tespit yapılamadığı; İl Jandarma Komutanlıklarınca yerelde Valilik ve diğer istihbarat / güvenlik birimleri ile istihbari bilgi paylaşımı yapılmakla birlikte, Jandarma Genel Komutanlığında bu yönde bilgi bulunmadığına ilişkin Jandarma Genel Komutanlığının 08/08/2014 tarihli yazısı (385.Klasör, Sh:22),
38-Sanık A. G.'in 2006 - 2007 yıllarını kapsayacak şekilde yurt dışına giriş ve çıkış yaptığı tarihlerin belirlendiğine ilişkin Malatya Emniyet Müdürlüğünün 04/09/2014 tarihli yazısı, (385.Klasör, Sh:73)
(18/102006 - 18/11/2006 tarihlerinde ve 13/07/2006 - 10/01/2007 tarihlerinde yurt dışına çıkış giriş yaptığı belirlenmiştir.)
39-Malatya Merkez, Arapgir, Balaban, Doğanşehir, Sultansuyu, Meteoroloji İstasyonları kayıtlarının incelenmesi sonucu 2007 Ekim ayı içerisinde kar yağışı olmadığının tespit edildiğine ilişkin Meteoroloji Genel Müdürlüğünün 15/09/2014 tarihli yazısı (385.Klasör, Sh:91); İl Özel İdaresinin sorumluluğunda olan köy yolları açısından 2007 yılı Ekim ayında kardan kapalı köy yolu olmadığına ilişkin Malatya Büyükşehir Belediyesi Başkanlığının 21/10/2014 tarihli yazısı (Sh:252),
40-2006 - 2009 yılları arasında arşiv kayıtları araştırmalarında Malatya Organize Sanayi Jandarma Karakol Komutanlığında "İ." isimli bir şahsın görev yapmadığının tespit edildiğine ilişkin Malatya İl Jandarma Komutanlığının 19/03/2015 tarihli yazısı, (385.Klasör, Sh:368)
41-"Cumhurbaşkanına Suikast" suçu nedeniyle L. E.'ün sanık olarak yargılandığı dosyada Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesince sanığın beraatine ilişkin 26/11/2014 tarih ve 2014/157 Esas - 2014/368 Karar sayılı Gerekçeli Kararı, (386.Klasör, Sh:153-280)
(Gerekçeli kararda İ. Ç.'ın gizli tanık olarak alınan beyanlarına itibar edilmediği anlaşılmıştır.)
42-İstanbul Emniyet Müdürlüğü bünyesinde basına yansıdığı kadarıyla oluşturulan "C5" isimli birimle ilgili olarak 2014/40810 Soruşturma sayılı soruşturma dosyasının yürütüldüğü, soruşturma dosyasında kısıtlama kararı bulunduğu, "C5" isimli birimin İstanbul Emniyet Müdürlüğü bünyesinde oluşturulmayıp İstihbarat Daire Başkanlığı C Şube Müdürlüğü, C2 Büro Amirliği içinde C-5 Bürosu ismiyle dönemin C Şube Müdürü A. F. Y. tarafından oluşturulduğu, 2006 yılı Haziran ayı ile 2012 yılları arasında mevzuat dışı gizli bir birim olarak çalıştığı, C-5 Bürosu ve görev alanı ile ilgili olarak şüpheliler M. Ç., S. İ. ve Y. K.'nın ifade suretleri ile sorgu zaptının bir örneğinin gönderildiği, soruşturma dosyasında Z. Yayınevi Cinayeti ile ilgili başka bir bilgi veya belge bulunmadığına ilişkin İstanbul C. Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunun 09/06/2015 tarihli müzekkeresi ve ekleri, (386.Klasör, Sh:396-410)
43-Görev yaptığı dönemde yürürlükte bulunan T.S.K. Kripto Yönergesi gereğince K.K.K.'lığında görevli Uzman Çavuş / Onbaşıların kripto hizmetlerinde çalıştırılmadıkları ve kripto klerans belgesi tanzim edilmediğine ilişkin Genel Kurmay Başkanlığının 21/04/2015 tarihli yazısı, (387.Klasör, Sh:277)
44-HSYK Kurul Müfettişliği tarafından şikayetçi olarak alınan İ. Ç.'a ait 19/02/2016 tarihli şikayetçi ifade tutanağı (400.Klasör, Sh:165-171); Sanık İ. Ç. tarafından Malatya C. Başsavcılığına hitaben verilen 05/02/2016 tarihli dilekçesi (Sh:177-186),
45-Sanıkların savunmaları, sunulan dilekçeler ve ekleri
46-Tanık anlatımları,
47-Adli emanete alma tutanakları, HTS raporları, çeşitli inceleme raporları, müzekkere cevapları, dijital materyaller üzerinde yapılan incelemeler, ikamet ve işyerinde yapılan aramalarla ilgili tutanaklar, banka hesap hareketleri, sanıklar H. Y. ve M. Ü. tarafından imzalı iletişime müdahale talep formları, görüşme TAPE leri, araştırma ve değerlendirme tutanakları olduğu görülmüştür.
2.BÖLÜM
A-) Malatya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 28.09.2016 tarih ve 2014/173-2016/321 E/K sayılı kararı ile verilen hükümlere yönelik;
Katılanlar S. G., M. J. G., M. G., H. Y., Ş. A., E. G. A., E. B. A. vekilince, 30.09.2016 tarihinde,
2-Katılan Z. Yayıncılık ve Dağıtım Ticaret Limited Şirketi vekilince, 01.10.2016 tarihinde,
3-Sanık L. E. G. tarafından, 05.10.2016 tarihinde,
4-Sanık M. Ü. müdafiince, 29.09.2016 tarihinde,
5-Sanık V. B. A. müdafiince, 04.10.2016 tarihinde,
6-Sanık E. G. müdafiince, 29.09.2016 tarihinde,
7-Sanık S. G. müdafiince, 29.09.2016 tarihinde,
8-Sanık A. Y. müdafiince, 30.09.2016 tarihinde,
9-Sanık H. Ç. müdafiince, 28.09.2016 tarihinde,
10-Sanık H. Y. müdafiince, 28.09.2016 tarihinde,
11-Sanık C. Ö. müdafiince, 30.09.2016 tarihinde,
12-Tasarlayarak öldürme suçlarından kurulan mahkumiyet hükümleri yönünden ise; Re'sen süresinde istinaf yasa yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
B)1- Sanıklar E. G., S. G., A. Y., H. Ç. ve C. Ö. haklarında kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik sanıklar müdafilerinin yapmış oldukları istinaf başvurularının; yukarıda ayrıntılı şekilde belirtilen vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelenmesinde;
Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin tespit edildiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların istinaf denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; istinaf başvurusunda bulunan sanıklar E. G., S. G., A. Y., H. Ç. ve C. Ö. müdafilerinin dilekçelerinde ileri sürdükleri itiraz, talep ve nedenler yerinde görülmemiş olmakla CMK.nun 280/1-a madde ve fıkrası uyarınca İSTİNAF BAŞVURULARININ ESASTAN REDDİNE,
2-Sanıklar L. E. G. ve V. B. A. ın, haklarında CMK.nun 223/2-e madde ve fıkrası gereğince verilen beraat kararlarının CMK.nun 223/2-b maddesine dayanan “yüklenen suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması” nedenine göre verilmesi gerektiği yönündeki istinaf başvurularının; yukarıda ayrıntılı şekilde belirtilen vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelenmesinde;
Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin tespit edildiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların istinaf denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı anlaşılmakla; istinaf başvurusunda bulunan sanıklar L. E. G. ve V. B. A. ın ileri sürdükleri nedenler yerinde görülmemiş olmakla CMK.nun 280/1-a madde ve fıkrası uyarınca İSTİNAF BAŞVURULARININ ESASTAN REDDİNE,
3-Katılanlar S. G., M. J. G., M. G., H. Y., Ş. A., E. G. A., E. B. A. vekilince ayrıntı içermeyen “mahkemece verilen karar aleyhine istinaf yoluna başvuruyoruz” şeklindeki istinaf başvurusunun ;yukarıda ayrıntılı şekilde belirtilen vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelenmesinde;
Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin tespit edildiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların istinaf denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, verilen beraat kararları ile sanıklar E. G., S. G., A. Y., H. Ç. ve C. Ö. haklarında kurulan mahkumiyet kararlarında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; istinaf başvurusunda bulunan Katılanlar S. G., M. J. G., M. G., H. Y., Ş. A., E. G. A., E. B. A. vekilinin ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla CMK.nun 280/1-a madde ve fıkrası uyarınca İSTİNAF BAŞVURULARININ ESASTAN REDDİNE,
4-Katılan Z. Yayıncılık ve Dağıtım Ticaret Limited Şirketi vekilince, “tüm sanıkların aleyhine olmak üzere, sanıkların eylemlerinin örgüt bağlamında değerlendirilmemesi, sanıkları azmettiren suç faillerinin ve diğer örgütlerin ortaya çıkarılmaması keza verilen cezaların yeterli olmaması yine birtakım sanıklar hakkında isnat edilen suçlamalara istinaden verilen beraat kararlarının yanlışlığı” gerekçesi ile yapmış olduğu istinaf başvurusunun; yukarıda ayrıntılı şekilde belirtilen vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelenmesinde;
Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin tespit edildiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların istinaf denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, verilen beraat kararları ile sanıklar E. G., S. G., A. Y., H. Ç. ve C. Ö. haklarında kurulan mahkumiyet kararlarında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; istinaf başvurusunda bulunan katılan Z. Yayıncılık ve Dağıtım Ticaret Limited Şirketi vekilinin ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla CMK.nun 280/1-a madde ve fıkrası uyarınca İSTİNAF BAŞVURULARININ ESASTAN REDDİNE,
5-Sanıklar M. Ü. ve H. Y. hakkında “Haberleşmenin Gizliliğini İhlal” ve “Resmi Belgede Sahtecilik” suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik sanıklar müdafilerince yapılan istinaf başvurularının; yukarıda ayrıntılı şekilde belirtilen vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelenmesinde;
İstinaf başvuru dilekçelerinde yoğunlaştığı üzere; suç tarihinde Malatya İl Jandarma Komutanı olan sanık M. Ü. ile Malatya İstibarat Şube Müdürü olan sanık H. Y.'in, mahkum oldukları suçlar yönünden özel soruşturma usulüne (4483 Sayılı Yasa) tabi olup olmadıkları ile gerekçenin mahkumiyet hükmü kurulması için yeterli olup olmadığı hususları irdelenmelidir.
Bu bağlamda öncelikle ilgili yasal düzenlemeler ve açıklamaları ile bu açıklamalar ışığında somut olayın değerlendirilmesi gerekmektedir.
1- 4483 Sayılı Yasanın 1. maddesi ile, memurlar ve diğer kamu görevlilerinin görevleri sebebiyle işledikleri suçlardan dolayı yargılanabilmeleri için izin vermeye yetkili merciler ve izlenecek usul düzenlenmiş olup, 2. maddesinin 1. fıkrası ile; “ Bu kanun, Devletin ve diğer kamu tüzel kişilerinin genel idare esaslarına göre yürüttükleri kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevleri ifa eden memurlar ve diğer kamu görevlilerinin görevleri sebebiyle işledikleri suçlar hakkında uygulanır.”, 4. maddesinin birinci fıkrası ile; “ Cumhuriyet başsavcıları, memurlar ve diğer kamu görevlilerinin bu Kanun kapsamına giren suçlarına ilişkin herhangi bir ihbar veya şikayet aldıklarında veya böyle bir durumu öğrendiklerinde ivedilikle toplanması gerekli ve kaybolma ihtimali bulunan delilleri tespitten başka hiçbir işlem yapmayarak ve hakkında ihbar ve şikayette bulunulan memur veya diğer kamu görevlisinin ifadesine başvurmaksızın evrakın bir örneğini ilgili makama göndererek soruşturma izni isterler. “, CMK'nın 161/5. maddesinin son cümlesi ile; “ ...en üst dereceli kolluk amirleri hakkında ise, hakimlerin görevlerinden dolayı tabi oldukları yargılama usulu uygulanır. “ 2803 Sayılı Yasanın ek 5. maddesinin 6. fıkrası ile de; “ Bu madde hükümlerine göre yürütülen faaliyetler çerçevesinde elde edilen kayıtlar, 1. fıkrada belirtilen amaçlar dışında kullanılamaz. Elde edilen bilgi ve kayıtların saklanmasında ve korunmasında gizlilik ilkesi geçerlidir. Bu fıkra hükümlerine aykırı hareket edenler hakkında görevi sırasında veya görevden dolayı işlenmiş olsa bile Cumhuriyet Savcılarınca doğrudan soruşturma yapılır “ düzenlemelerinin getirildiği,
Suç tarihinde Malatya İl Jandarma Komutanı olan sanık M. Ü. ile, Malatya İstihbarat Şube Müdürü olan sanık H. Y.'in, içerikleri itibariyle sahte iletişime müdahale talep formları düzenleyerek önleme amaçlı dinleme kararları aldıklarının iddia ve kabul olunduğu olayda, sanıklarca yapılan önleme dinlemeleri sonucunda seslerin kaydedildiğine, ses kayıtlarının deşifre edildiğine ve 10 günlük yasal sınırlar içerisinde de imha edilmediğine yani elde edilen kayıtların 2803 sayılı Yasanın ek 5 nci maddesinin 1. fıkrasında belirtilen amaçlar ( emniyet ve asayiş ile kamu düzenini sağlamak, korumak ve kollamak, kaçakçılığı men, takip ve tahkik etmek, suç işlenmesini önlemek için gerekli tedbirleri almak ve uygulamak, ceza infaz kurumları ve tutuk evlerinin dış korumalarını yapmak amacıyla sadece kendi sorumluluk alanında, casusluk suçları hariç, 5271 Sayılı Yasanın 250. maddesinin 1. fıkrasının a, b, c bentlerinde yazılı suçların işlenmesinin önlenmesi için ) dışında kullanıldığına, kayıtların saklanmasında ve korunmasında gizlilik ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin tespit, iddia ve değerlendirme yapılmadığı gibi bu hususlara ilişkin somut delillerinde ortaya konmadığı anlaşılmakla 2803 Sayılı Yasanın ek 5. maddesinin 6. fıkrası uyarınca Cumhuriyet Savcısı tarafından kamu görevlisi olan sanıklar hakkında müsnet “haberleşmenin gizliliğini ihlal” ve “ resmi belgede sahtecilik” suçlarından doğrudan soruşturma yapılması imkanının bulunmadığı dolayısıyla yukarıda bahsedildiği üzere CMK'nın 161/5-son cümlesi ve 4483 Sayılı Yasanın 2. maddesindeki hükümler nazara alınarak, söz konusu haberleşmenin gizliliğini ihlal ve resmi belgede sahtecilik suçları yönünden, sanıklar hakkında, soruşturma izni alınmasının gerekip gerekmediğinin karar yerinde tartışılmayarak, genel hükümlere göre açılan davaya devam olunarak yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması,
2- Hukukumuzda iletişimin tespiti ve denetlenmesi konusunda iki türlü düzenleme bulunduğu görülmektedir. Bunlardan ilki; amacı, işlenmiş ya da işlenmekte olan bir suça ilişkin delil elde etmek olan 5271 Sayılı CYY'nda düzenlenen iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması, bir diğeri ise 23/07/2005 gün ve 25884 Sayılı Resmi Gazete de yayınlanarak yürürlüğe giren 5397 Sayılı Yasa ile 2559, 2803 ve 2937 Sayılı Yasalarda yapılan değişiklikle gündeme gelen ve amacı suç işlenmesinin önlenmesi olan ve öğreti ve uygulamada “ önleme dinlemesi” olarak adlandırılan iletişimin denetlenmesidir.
5397 Sayılı Yasanın 2. maddesi ile, 2803 Sayılı Yasaya eklenen ek 5. inci madde ile; Jandarmanın mülki görevlerini yerine getirirken önleyici ve koruyu tedbirleri almak üzere, sadece kendi sorumluluk alanında, casusluk suçları hariç, 5271 Sayılı Yasanın 250. maddesinin 1. fıkrasının a, b, c bentlerinde yazılı suçların işlenmesinin önlenmesi amacıyla hakim kararı veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Jandarma Genel Komutanı veya İstihbarat Başkanının yazılı emri ile, telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin tespit edilebileceği, dinlenebileceği, sinyal bilgilerinin değerlendirilebileceği ve kayda alınabileceği,
2803 Sayılı Yasanın ek 5. maddesinin 6. fıkrası ile de; bu madde hükümlerine göre yürütülen faaliyetler çerçevesinde elde edilen kayıtların, 1. fıkrada belirtilen amaçlar dışında kullanılamayacağı hüküm altına alınmıştır.
5397 Sayılı Yasa ile getirilen önleme amaçlı iletişimin tespiti ve denetlenmesi sonucunda ulaşılan bulguların, 2803 Sayılı Yasanın ek 5. maddesinin 6. fıkrası uyarınca, yalnızca bu yasanın 7. maddesinde düzenlenen “ emniyet ve asayiş ile kamu düzenini sağlamak, korumak ve kollamak, kaçakçılığı men, takip ve tahkik etmek, suç işlenmesini önlemek için gerekli tedbirleri almak ve uygulamak, ceza infaz kurumları ve tutuk evlerinin dış korumalarını yapmak” şeklinde sayılan mülki görevlerin ifası amacı ile kullanılabileceğidir.
5397 Sayılı Yasa uyarınca önleme amaçlı iletişimin tespiti ve denetlenmesine, ancak suç işlenmesinin ve kamu düzeninin bozulmasının önlenmesi amacıyla başvurulabilecek ve önleme amacıyla yapılan iletişimin tespiti ve denetlenmesi sonucunda ulaşılan bulgular da, yasanın ön gördüğü amaçlar dışında ve bu arada bir ceza soruşturması veya kovuşturmasında delil olarak da kullanılamayacaktır.
Önleme amaçlı iletişimin tespiti ve denetlenmesi sonucunda ulaşılan bulgularla bir suç işlendiğinin anlaşılması karşısında elde edilen bu bulgular, 5397 Sayılı Yasanın 1. ve 2. maddeleri uyarınca, yasanın ön gördüğü amaçlar dışında ve bu arada bir ceza soruşturması veya kovuşturmasında delil olarak kullanılamayacağından anılan düzenlemenin gerekçesinde de açıkça belirtildiği üzere kolluk görevlilerince durum derhal adli birimlere bildirilmeli ve somut olayın özelliğine göre Cumhuriyet Savcılığınca gerek görülürse bu bilgilerden hareketle soruşturmaya başlanılmalıdır.
2803 Sayılı Yasa ile; kolluğa suçu önleme görev ve yetkisi verilmiştir. Kolluğun önleme yetkisinin amacı ileriye yöneliktir. Suç işlenmesi tehlikesini önlemek ve gelecekte doğabilecek tehlikeleri yaratan sebepleri ortadan kaldırmaktır. Önleme görevi, suç işleninceye kadar olan safhadan oluşur. Önleme amaçlı iletişimin denetlenmesi sonucu elde edilen bilgilerin delil olma niteliği de bulunmamaktadır.
Adli amaçlı iletişimin denetlenmesinin aksine, önleme amaçlı iletişimin denetlenmesi tedbirinin uygulanması için ilgili kanunlarda herhangi bir şüphe derecesi ön görülmemiştir. Ayrıca, önleme amaçlı iletişimin denetlenmesinde son çare prensibine de yer verilmemiştir. Fakat yasal düzenlemelerle yukarıda belirtildiği şekilde sınırları kesin şekilde çizilmiş önleme dinlemesi tedbirinin, kişi hak ve hürriyetlerine yapılacak müdahaleyi genişletilerek uygulanması da mümkün değildir. Çünkü “ hukuk devleti” ilkesi, net bir şekilde keyfiliği, Anayasa ve İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi ile çerçevesi çizilmiş sınırlamalar dışında kişi hak ve hürriyetlerine müdahaleyi reddeder. (Anayasa madde 2, 13, 22 ve İHAS madde 8, haberleşme hürriyetinin keyfi olarak sınırlanmasını önler) Bu nedenle önleme dinlemesi tedbirinin; ölçülülük, orantılılık ve gereklilik kriterlerine göre değerlendirilmesi gerekir.
2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 141/3. maddesinde; “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli yazılır.” Buna paralel hüküm içeren 5271 sayılı CMK.nun 34. maddesinde de “Hakim ve mahkemelerin her türlü kararı, karşı oy dahil gerekçeli yazılır.” hükümleri yer almaktadır.
Gerekçe; hükmün dayanaklarının akla, hukuka ve maddi olaya uygun açıklamasıdır. Gerekçenin dosyadaki bilgi ve belgelerin yerinde değerlendirildiğini gösterir biçimde; geçerli, yasal ve yeterli olması gerekir. Yasal, yeterli ve geçerli bir gerekçeye dayanılmadan karar verilmesi yasa koyucunun amacına uygun düşmez ve uygulamada keyfiliğe yol açar. Mahkumiyet hükmünün gerekçesinde gösterilmesi gereken noktalar ise 5271 sayılı CMK.nın 230. maddesinde düzenlenmiştir.
Buna göre sırayla; a) İddia ve savunma, bunların dayandırıldığı ve mahkemece toplanan kanıtların neler olduğu, b) Kanıtların tartışılması, değerlendirilmesi ve reddedilen veya kanıtlama yönünden üstün tutulan ve kabul edilen kanıtlar ve nedenleri, c)Tüm bunların ışığında ulaşılan kanı; sanığın suç oluşturduğu kabul edilen eylemi, bunun yasal unsurları ve nitelendirmesi, uygulanacak kanun maddesi, d) Cezayı ağırlatan ve hafifleten yasal ve değerlendirmeye bağlı nedenlerle cezayı kaldıran yasal nedenlerin bulunup bulunmadığı, bunlara ilişkin istemlerin kabul veya reddiyle temel cezanın belirlenmesine ilişkin nedenler,
e) Cezanın ertelenmesine, tedbirlerden birine çevrilmesine veya ek güvenlik tedbirinin uygulanmasına yönelik veya bu konulardaki istemlerin kabul veya reddine ilişkin dayanaklar gösterilecektir. Açıklanan bu usul kuralları buyurucu nitelikte olup, uyulmaması 5271 sayılı CMK.nın 289/1-e. Maddesi uyarınca kesin bozma nedenini oluşturur.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Mahkemece; suç tarihinde Malatya İl Jandarma Komutanı olan J.Kur.Alb. M. Ü. ve Malatya İl Jandarma Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürü olarak görev yapan J.Bnb. H. Y.'in, İ. Ç., V. Ş., A. A., H. A. ve O. K. C. hakkında; “ silah kaçakçılığı, organize silah kaçakçılığı, tarihi eser kaçakçılığı, uyuşturucu ve uyarıcı madde imal ve ticareti, radikal dini gruplar terör örgütüne yardım ve yataklık” suçları ile irtibatlı olduklarından bahisle talep formu düzenlemek suretiyle 2803 Sayılı Kanun ek 5. maddesinin verdiği yetkiye dayanarak Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesinde önleme dinleme kapsamında telekomünikasyon yoluyla iletişimin tespiti, dinlenmesi, sinyal bilgilerinin değerlendirilmesi ve kayda alınması yönünde kararlar aldırdıkları ve bu kararlar doğrultusunda adı geçen kişileri uzun süre dinledikleri, “bu kişilerin talep formunda belirtilen suçlarla ilgileri bulunmadığı hususunun her iki sanık tarafından bilindiği, yine bu kişilerin iddia edilen suçları işlediklerine dair hiçbir iddia ve delilin bulunmadığı” gerekçesi ile sanıkların içeriği itibariyle sahte iletişime müdahale talep formları düzenlemek suretiyle İ. Ç., V. Ş., A. A., H. A. ve O. K. C.'in iletişimlerinin tespiti suretiyle “ Haberleşmenin Gizliliğini İhlal” ve “ Resmi Belgede Sahtecilik” suçunu işledikleri gerekçesi ile cezalandırılmaları yoluna gidildiği,
Sanıklar ve müdafilerinin; oluşan şüpheler nedeniyle iletişime müdahale edilmesi taleplerinin yerinde bir değerlendirme ve şüphe olduğunu, sunulan bilgi, belge ve dosyalardan müştekilerin önleme dinlemesine konu suçlarla ilişkilerinin bulunduğunu savundukları, ancak mahkemece iletişime müdahale talep formlarının içerikleri ile ilgili araştırma yapılmadan, içeriklerinin sahte olduğuna ilişkin somut delillerin nelerden ibaret olduğu belirtilmeden, müştekiler hakkında iddia edilen eylemler ile ilgili bir soruşturma ve araştırmaya gidilmeden, sanıklar ve müdafileri tarafından ileri sürülen hususlar nazara alınmadan ve toplanması istenen deliller toplanmadan, belirtilen suçları müştekilerin işlediğine dair dosya kapsamında hiçbir iddia ve delil olmadığı, sanıkların müştekilerin bu suçları işlemediklerini bilmelerine rağmen müştekiler hakkında içerik itibariyle sahte iletişime talep formu hazırladıklarından bahisle soyut ifadelerle eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması,
Yine önleme amaçlı iletişimin denetlenmesi tedbirinin uygulanması için; ilgili kanunlarda herhangi bir şüphe derecesinin ön görülmemiş olması nedeniyle, tamamen varsayıma dayalı bir kanaat ile istatistiki verilerden hareketle veya somut tutamak noktalarının bulunması halinde yada basit ve tahmin derecesi ile şüphe ile uygulanması, istihbarat birimlerinin yaptıkları çalışmaları, elde ettikleri verileri, yaptıkları analizleri ve aldıkları ihbarları değerlendirmeleri ve bir tehlikenin meydana geleceğini hissetmelerinin yeterli olacağı, dolayısıyla dinleme talep yazıları ekinde; müştekilerin talep gerekçesi olan suçlarla ilişkileri olduğuna dair bilgi, belge ve delillerin bulunmasının zorunlu olup olmayacağı ile derecesinin bu ölçütlere göre, keza önleme dinleme tedbirlerinin ölçülülük, orantılılık ve gereklilik kriterlerine göre de değerlendirme ve tespitlerinin yapılması gerektiği oysa mahkemece belirtilen bu hususlar nazara alınıp karar yerinde tartışılmadan eksik, soyut ve yetersiz gerekçe ile hüküm kurulması,
Kabule göre de; suç tarihinde yürürlükte olan TCK'nın 132. maddesi ile haberleşmenin gizliliğini ihlal suçu için ön görülen cezanın 6 aydan 2 yıla kadar hapisken, 02/07/2012 tarihinde kabul edilen 6352 sayılı yasanın 79. maddesi ile, söz konusu suçun cezasının 1 yıldan 3 yıla kadar hapis olarak artırıldığı, oysa mahkemece ön görülen ceza miktarı itibariyle daha lehe düzenlemeler içeren 6352 Sayılı Yasa ile yapılan değişiklikten önceki TCK'nın 132. maddesinin uygulanması gerekirken değişiklikten sonraki düzenleme ile hüküm kurulduğu, bu hususun açıkça sanıklar aleyhine olduğu ve böylece sanıklar hakkında fazla ceza tayini yoluna gidilmesi,
Usul ve yasaya aykırı olup, bu itibarla, sanıklar M. Ü. ve H. Y. müdafilerinin istinaf başvurularının kabulüne, CMK nun 230 ncu maddesine aykırı olarak eksik delil incelemesi ve yetersiz gerekçe ile kurulan hükmün CMK.nun 289/1-g madde ve fıkrası uyarınca BOZULMASINA,
Dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
Bozma hükmü yönünden 5271 sayılı CMK'nın 286/1.maddesi gereğince KESİN, diğer hükümler yönünden ise tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde dairemize verilecek dilekçe veya tutanağa geçirilmek üzere zabıt katibine beyanda bulunmak veyahut da bir başka İlk Derece Ceza Mahkemesi veya Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi aracılığıyla dilekçe gönderilmek suretiyle Yargıtay İlgili Ceza Dairesi tarafından incelenmek üzere CMK 286.Maddesi gereğince TEMYİZ yasa yolu açık olmak üzere 06.07.2017 oybirliği ile karar verildi. (¤¤)