(5237 S. K. m. 20, 53, 54, 58, 62, 63, 314) (3713 S. K. m. 5) (5271 S. K. m. 141, 142, 223, 232, 280) (YCGK 26.09.2017 T. 2017/16-956 E. 2017/370 K.) (16. CD. 24.04.2017 T. 2015/3 E. 2017/3 K.) (YCGK 11.11.1991 T. 1991/9-242 E. 1991/305 K.) (YCGK 24.05.2016 T. 2014/13-676 E. 2016/262 K.)
Şanlıurfa 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 26/09/2018 tarihli, 2018/129 esas ve 2018/578 karar sayılı ilamı ile verilen hükme karşı sanık ve sanık müdafi tarafından istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun ve kararın niteliği ile suç tarihine ve istinaf başvurusunda bulunan sanık ve sanık müdafinin dilekçe içeriğine göre; istinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçilip 09/11/2018 tarihinde dairemizce davanın yeniden görülmesine ve duruşma hazırlığı işlemlerinin başlanmasına karar verilip duruşma açılarak yapılan açık yargılama sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
İDDİA: Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığının 08/03/2018 tarih ve 2018/2992 esas sayılı olup Şanlıurfa 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 09/03/2018 tarih ve 2018/119 iddianame değerlendirme sayısı ile kabul edilen iddianamesi ile; FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile ilgili genel bilgiler verildikten sonra, sanığın kullanımında bulunan ………. hatta bylock tespit edildiği, 39 defa bylock programına erişim sağladığı, sanığın bylock kullanıcısı olması sebebiyle öğretmen iken KHK ile ihraç edildiği, 23.02.2018 tarihinde gözaltına alındığı, 02.03.2018 tarihimde Adli kontrol şartı ile serbest kaldığı tespit edilmiştir. Sanığın alınan ifadesinde özetle, bahse konu bylock tespit edilen hattı kendisinin kullandığını, örgütle hiç bir bağlantısının olmadığını, etkin pişmanlıktan yararlanmak istemediğini, bylock programını kesinlikle kullanmadığını beyan ettiği, sanığın kullanımında bulunan …….. nolu hatta bylock tespit edildiği, 39 defa bylock programına erişim sağladığı, sanığın bylock kullanıcısı olması sebebiyle öğretmen iken KHK ile ihraç edildiği, kadar bylock programına erişim sağlamadığını beyan etmiş ise de, 39 defa bylock programına erişim sağladığının sabit olduğu, tüm bu deliller birlikte değerlendirildiğinde sanığın gerek Bakanlar Kurulu, gerek Milli Güvenlik Kurulu, gerekse mahkeme kararları ve kamuoyu tarafından silahlı terör örgütü olarak kabul edilen FETÖ/PDY terör örgütünün üyesi olduğu ve bu nedenlerle anığın TCK’nın 314/2 maddesi kapsamında Terör Örgütüne üye olma suçunu işlediği hususunda dava açmayı gerektirir yeterli şüphenin bulunduğu anlaşılmakla, sanığın yargılamasının mahkememizce yapılarak, 5237 Sayılı TCK'nun 314/2, 53, 54, 58/9 ve 63 maddeleri ile 3713 Sayılı TMK’nun 5/1. maddeleri gereğince cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ HÜKMÜ:
İlk Derece Mahkemesi Şanlıurfa 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 26/09/2018 tarihli, 2018/129 esas ve 2018/578 karar sayılı kararı ile; ByLock adlı programı kullandığı tespit edilen sanık ……. örgüt talimatıyla bu ağa dahil olduğu ve örgüt içerisinde gizliliği sağlamak amacıyla kullandığı, diğer bir ifadeyle ByLock programı, sanığın örgüte organik olarak bağlı olup hiyerarşik yapısı içerisinde yer aldığını, emir ve talimatları doğrultusunda hareket ettiğini gösterdiği, tüm bu hususlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olduğu dikkate alınarak sanığın 5237 Sayılı TCK.nın 314/2 ve 3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanunun 5/1. fıkrasında düzenlenen Silahlı Terör örgütüne Üye Olma suçunu işlediğinin kabulü ile TCK’nın 314/2, 3713 sayılı TMK'nın 5/1, TCK'nın 62/1, 53/1, 58/9, 63 maddeleri gereğince cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
İSTİNAF BAŞVURUSU:
Sanık ve sanık müdafi istinaf dilekçelerinde özetle; Sanık hakkında verilen mahkumiyet hükmünün usul ve yasaya aykırı olduğunu bu sebeple dosya kapsamından verilen kararın istinafen kaldırılmasını ve beraatıne karar verilmesini talep etmişlerdir.
SAVUNMA:
Sanık ilk derece mahkemesindeki savunmasında; "Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen iddianame tarafıma tebliğ edilmiştir. Ben 2008 Niğde Üniversitesi Matematik Bölümü mezunuyum. Benim kullanmış olduğum cep telefonu numarası ……… numaralı hattır. Bu hattı yaklaşık 3,5-4 yıl kullandım. Ben isnat edilen suçlamayla ilgili daha önce soruşturma aşamasında ifade vermiştim. İfademi aynen tekrar ederim. Benim terör örgütüyle herhangi bir şekilde ilgi ve alakam bulunmamaktadır. Herhangi bir örgüt eylemine katılmadım. Herhangi bir şekilde telefonuma ByLock programını yüklemedim, telefonumda kullanmadım. Herhangi bir şekilde sohbetlere katılmadım. Gazete ve dergi aboneliğim yoktur. Ben Eğitim Bir-Sen üyesiyim. Ben 2010 yılında Nahçıvan'a gitmiştim. Yurtlarda herhangi bir şekilde kalmadım. Bankasya hesabım yoktur. Ben 2008 yılında mezun oldum. 2012 yılında ancak atanabildim. 2010 KPSS mağdurlarından biriyim. 2010 KPSS iptal edildiğinde ben askerdeydim. Bu nedenle çalışamadım ve atanamadım. Daha sonra ilk Siverek'e atandım. Ben girmiş olduğum tüm mülakatlarda elendim. Benim telefonumda ByLock programının tespit edilmesinin yaptığım araştırmalarda birçok nedeni olabileceğini tespit ettim. Aynı IP'nin birden fazla kişiye verilmesi söz konusudur. Yine Mor Beyin meselesi olabilir. Mor Beyin'de sadece bir IP'ye ve belirli bir döneme bakılmıştır. Ben 1,5 yılda 5 tane ameliyat geçirdim. İsnat edilen örgütle hiçbir ilgi ve alakam yoktur. Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum. Beraatime karar verilmesini talep ediyorum. Mütalaayı kabul etmiyorum, önceki savunmalarımı aynen tekrar ederim. Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum. Ben ByLock programını kesinlikle kullanmadım. Dosyada ByLock tespit ve değerlendirme tutanağı bulunmamaktadır. Aleyhime herhangi bir somut delil bulunmamaktadır. Sağlık sorunlarım vardır. Tahliyeme ve beraatime karar verilmesini talep ediyorum " biçiminde,
Sanık dairemiz huzurundaki savunmasında ise; " Benimle ilgili tek suçlama bylock suçlaması olup, bunun 39 sinyal bağlantısı başkaca bir delilde bulunmamaktadır, tespit değerlendirme tutanağı yoktur, user id şifre yoktur, bu konuda Yargıtay Ceza Genel Kurulunun verdiği kararlarda vardır, kişilerin iradeleri dışında yönlendirilmiş olabilir deniyor, başsavcılık tarafından serbest bırakıldığımda ben soruşturma aşamasında haklı olduğumu sizlere göstereceğim dedim, bende mor beyin meselesini bulan adli bilişim bilirkişisinden aldığım bilirkişi raporunu dosyaya da sundum, bylock kullanmadığım sabittir, gelen belgelerde bu yöndedir, dijital materyal incelemesinden de kalıntılar dahi yoktur, herhangi bir suç unsuruna rastlanılmamıştır, örgütle bağım olmadığı bellidir, bankasya hesabım yoktur, 4-5 yıldır işsiz kaldım, hiçbir şekilde bu insanlarla örgütle yolum kesişmedi, işsiz kaldığım sürede bunların okulunda dershanesinde çalışmadım, okumadım, bu örgütle hiçbir irtibatım yoktur, o dönemde polis sınavına girdim elendim, çocuk esirgeme kurumuna atanmak istedim olmadı, örgütle herhangi bir şekilde irtibatım olsaydı herhalde beni almamazlık etmezlerdi, tüm bu nedenlerle atılı suçtan beraatime karar verilmesini talep ediyorum " biçiminde savunmada bulunmuştur.
Sanık müdafii dairemiz huzurundaki savunmasında; "İddia makamının yerel mahkemenin kararının onanması yönündeki mütalaasına iştirak etmiyoruz, müvekkilde kendisini ifade etti, beyanlarına iştirak ediyoruz, müvekkilin bu yapının hiyerarşisine bağlı olduğunu gösteren somut bir delil yoktur, kurumlara yazılan müzekkere cevapları da incelendiğinde tespit değerlendirme tutanağı olmadığı belirtilmiştir, sadece müvekkilin bylock kullandığı tespit edilmiş ancak user id yoktur, Yargıtay kararları da incelendiğinde bu programın kullanılabilmesi için user ıd olması yeterli ve gereklidir deniyor, dolayısıyla Yargıtay ceza genel kurulu kararı doğrultusunda müvekkilin bylock kullanması söz konusu değildir, yine 39 sinyal ile kimseyle iletişime geçmesi söz konusu değildir, müvekkilin bu kurumlarla iltisaklı olan demek, sendika, vakıf ile ilgili üyelikleri yine, bankasyada hesabı bulunmamaktadır, müvekkil hakkında herhangi bir tanık beyanı da bulunmadığından bu hususlar nazara alındığında müvekkil hakkında beraat kararı verilmesini talep ediyoruz" biçiminde savunmada bulunmuştur.
ESAS HAKKINDA MÜTAALA;
İddia makamında cumhuriyet savcısı esas hakkındaki mütalaasında ……… hakkında Şanlıurfa 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/129 Esas," 2018/578 Karar sayılı kararı usul ve yasaya uygun olduğu değerlendirildiğinden istinaf istemlerinin reddine dair karar verilmesini kamu adına esas hakkında talep ve mütalaa etmiştir.
DELİLLER;
İddia, savunma, bylock CBS sorgu sonucu, BTK'dan getirtilen HIS(CGNAT) kayıtların, nüfus ve adli sicil kayıtları ile tüm dosya kapsamından ibarettir.
DAİREMİZİN DEĞERLENDİRMESİ VE KABULÜ;
İlk derece mahkemesi Şanlıurfa 6. Ağır Ceza Mahkemesince sanık hakkında Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan kamu davasında bu suçtan cezalandırılmasına karar verilmiş ise de,
Dairemizce davanın yeniden görülmesi ve duruşma hazırlığı işlemlerine başlanması kararı verilerek duruşma açılmıştır.
Dairemizce bylock tespit ve değerlendirme tutanağının varsa gönderilmesi hususunda ilgili birimlere yazı yazılmış, bylock User-ID eşleştirmesinin yapılamadığı bildirilmiştir.
Ayrıntıları ve hukuki mahiyeti Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26/09/2017 tarih 2017/16.MD-956 Esas, 2017/370 Karar sayılı kararıyla onanarak kesinleşen Yargıtay 16. Ceza Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24/04/2017 tarih. 2015/3 Esas, 2017/3 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere;
Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.
Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınlan okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, Syf. 383 vd,).
Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin "suç işlemek amacı" olması aranır (Toroslu özel kısım syf.263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf. 28, Özgenç Genel Hükümler syf.280).
Suç örgütünün tanımlanıp yaptırıma bağlandığı 5237 sayılı TCK’nın 220. maddesinin 7. fıkrasında yardım fiiline yer verilmiştir. “Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişinin, örgüt üyesi olarak” cezalandırılacağı belirtilmiş, anılan normun konuluş amacı, gerekçesinde; “örgüte hakim olan hiyerarşik ilişki içinde olmamakla beraber, örgütün amacına bilerek ve isteyerek hizmet eden kişi, örgüt üyesi olarak kabul edilerek cezalandırılır.” şeklinde açıklanmış, 765 sayılı TCK’nın sistematiğinden tamamen farklı bir anlayışla düzenlenen maddede yardım etme fiilleri de örgüt üyeliği kapsamında değerlendirilerek, bağımsız bir şekilde örgüte yardım suçuna yer verilmemiştir.
Yardım fiilini işleyen failin örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmaması, yardımda bulunduğu örgütün TCK’nın 314. maddesi kapsamında silahlı terör örgütü olduğunu bilmesi, yardımın örgütün amacına hizmet eder nitelikte bulunması yardım ettiği kişinin örgüt yöneticisi ya da üyesi olması gereklidir. Yardımdan fiilen yararlanmak zorunlu değildir. Örgütün istifadesine sunulmuş olması ve üzerinde tasarruf imkanının bulunması suçun tamamlanması için yeterlidir.
Yardım fiilleri örgüte silah sağlama ve terörün finansmanı dışında tahdidi olarak sayılmamıştır. Her ne surette olursa olsun örgütün hareketlerini kolaylaştıran ve yaşantısını sürdürmeye yönelik eylemler yardım kapsamında görülebilir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu 11.11.1991 tarih, Esas 9-242, Karar 305). Yardım teşkil eden hareketin başlı başına suç teşkil etmesi gerekmez. Yardım bir kez olabileceği gibi birden çok şekilde de gerçekleşebilir. Ancak yardım teşkil eden faaliyetlerde devamlılık, çeşitlilik veya yoğunluk var ise örgüt üyesi olarak da kabul edilebilecektir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26/09/2017 tarihli, 2015/5 esas ve 2017/370 karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, FETÖ/PDY küresel stratejik hedeflerini gerçekleştirmek üzerine kurulan bir maşa olarak; Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasi, hukuki, sosyal, laik ve ekonomik düzeni değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türk Devletinin ve Cumhuriyetin varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini yıkıp ele geçirmek, temel hak ve hürriyetlerini yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini bozmak amacıyla kurulmuş bir terör örgütüdür. Bu örgüt, kuruluşundan 15 Temmuz sürecine kadar örgüt lideri Fethullah Gülen tarafından belirlenen ideoloji doğrultusunda amaçlarını gerçekleştirmek için hareket etmiştir. Gerçekleştirilen eylemlerde kullanılan yöntem, bir kısım örgüt mensuplarının silah kullanma yetkisini haiz resmi kurumlarda görevli olması, örgüt mensuplarının bu silahlar üzerinde tasarrufta bulunma imkanlarının var olması ve örgüt hiyerarşisi doğrultusunda emir verilmesi halinde silah kullanmaktan çekinmeyeceklerinin anlaşılması karşısında; tasarrufunda bulunan araç, gereç ve ağır harp silahlan bakımından TCK'nın 314. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları kapsamında bir silahlı terör örgütü olduğu izahtan varestedir.
Yargıtay 16. Ceza Dairesi Başkanlığı'nın 27/11/2018 tarihli ve 2018/1148 esas 2018/4595 karar sayılı kararında belirtildiği üzere, Örgütün kurucusu, yöneticileri ve örgüt hiyerarşisinde üçüncü veya daha yukarı katmanlarda yer alan mensuplarının zaman sınırlaması olmaksızın örgütün nihai amacından haberdar oldukları yönünde kuşku bulunmamakta ise de, bir ve ikinci katmanlarda yer alanlar açısından; Devletin her kurumuna sızan mensupları vasıtasıyla kişi ve kurumlara yönelik, örgütün gerçek yüzünü ortaya koyan operasyonlara başlandığı, bu yapının kamuoyu ve medya tarafından tartışılır hale geldiği, üst düzey hükümet yetkilileri ve kamu görevlileri tarafından yapılan açıklamalarda “paralel yapı” veya “terör örgütü” olduğuna ilişkin tespitler ve uyanların yapıldığı, Milli Güvenlik Kurulu tarafından da aynı değerlendirmelerin paylaşıldığı süreçten önce icra edilen faaliyetlerin, nitelik, içerik ve mahiyeti itibariyle silahlı terör örgütünün amacına hizmet ettiğinin somut delil ve olgularla ortaya konulmadıkça örgütsel faaliyet kapsamında kabul edilemeyeceği açıktır.
Yine dairenin yukarıda işaret edilen 24/04/2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere; bylock iletişim sistemi, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle; örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde, kişinin örgütle bağlantısını gösteren bir delil olacağı, bu minvalde;
Bylock uygulaması programının indirilmesinin, mesajlaşmak/haberleşmek için yeterli olmadığı, öncelikle kayıt esnasında kullanıcının bir kullanıcı adıyla parola üretmesi, mesajlaşma için ise kayıt olan kullanıcılara sistem tarafından otomatik olarak atanan ve kullanıcıya özel olan ID (kimlik) numarasının bilinmesi ve karşı tarafça onaylanması gerektiği, karşılıklı ekleme olmaksızın iletişime geçilme imkanının bulunmadığı;
Bylock iletişim sisteminde bağlantı tarihi, bağlantıyı yapan IP adresi, hangi tarihler arasında kaç kez bağlantı yapıldığı, haberleşmelerin kimlerle gerçekleştirildiği ve içeriğinin ne olduğu tespit edilebildiğinden bağlantı tarihinin, bağlantıyı yapan IP adresinin tespit edilmesi ve hangi tarihler arasında kaç kez bağlanıldığının belirlenmesi, kişinin özel bir iletişim sisteminin bir parçası olduğunun tespiti için yeterli olduğu, haberleşmelerin kimlerle yapıldığı ve içeriğinin ne olduğunun saptanması ise kişinin örgüt içindeki konumunu tespit etmeye yarayacak bilgiler niteliğinde olduğu;
Bylock kullanıcılarının tespitinin bylock sunucusunda kayıtlı IP adresleri üzerinden yapıldığı, böylece bylock sunucusunda kaydı olan kullanıcıların User-ID (kullanıcı no) tespitini ve mesaj içeriklerinin çözümünü şifre ve gruba kayıtlı kişilerin tespitini, bu kişilerin birbirleriyle olan ilişki ve irtibatlarını ortaya koyan bylock tespit ve değerlendirme tutanağının sanığın hukuki durumunun belirlenmesi bakımından önemli olduğu;
Bylock kullanıcılarının tespitleri açısından operatörler tarafından tutulan CGNAT (HİS) kayıtlan bir çeşit üst veri olduğu, CGNAT kayıtları özet veri olması nedeniyle bir iz ve emare niteliğinde olduğundan tek başına kişinin gerçek bylock kullanıcısı olduğunu göstermeyeceği, kişilerin iradeleri dışında bylock sunucularına yönlendirilmiş olma ihtimalinin bulunduğu, nitekim, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde yürütülen ve BTK tarafından yapılan teknik çalışmalar sonucunda iradeleri dışında bylock sunucularına yönlendirildikleri saptanan 11.480 kişinin tamamının CGNAT kayıtlarının olduğu ve tespit edilen CGNAT kayıtlarına göre bylock uygulamasının IP'lerine bağlantıya yönlendirildiklerinin belirtildiği.
Kişinin User-ID ve şifrelerinin belirlenememesi ve takat CGNA 1 kayıtlarıyla bylock sunucusuna bağlantı yaptığının tespit edilmesi halinde, kışının gerçek bylock kullanıcısı olduğu ihtimalinin yanında User-ID ve şifresi tespit edilemediğinden bylock sunucularına tuzak yöntemlerle (morbeyin vb.) yönlendirilmiş olabileceği ihtimalinin de bulunduğu;
Bu nedenle ancak operatör kayıtlan ve User-ID eşleştirmesi doğru yapılabilen kişilerin gerçek bylock kullanıcısı olduklarının kabulü gerekeceğinden, kışının örgütsel gizliliği sağlamak ve haberleşmek amacıyla bylock sistemine girdiğinin ve bu sistemi kullandığının, User-ID şifre ve grup elemanlarını içerir bylock tespit değerlendirme tutanağı ve CGNAT kayıtlarını içeren belgeler ile kesin olarak kanıtlanması gerekir.
Öte yandan, amacı her somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suç işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden birisi de öğreti ve uygulamada, “suçsuzluk” ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan ve Latince; "in dubio pro reo" olarak da ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü bir ceza davasında sanığın cezalandırılmasına karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık lehine değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği ve gerçekleştirilme biçimi konusunda şüphe belirmesi durumunda da geçerlidir. Sanığın üzerine atılı bulunan suçlardan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiç bir şüpheye yer vermeyecek kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar aleyhine yorumlanarak mahkumiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkumiyeti, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp, diğer bir kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaatlere değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı, bu ispat hiç bir şüphe veya başka türlü oluşa imkan vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa ihtimale dayanılarak sanığın mahkumiyetine karar vermek, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm kurmak anlamına gelecektir. (Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2014/ 13-676 esas, 2016/262 karar)
Bu açıklamalar ışığında tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde; somut dosyada sanığın bylock kullanıcısı olup olmadığının atılı suçun sübut ve vasfının tayini açısından belirleyici nitelikte olup sanık yönünden tespit edilmiş User-ID ve dolayısıyla bylock tespit ve değerlendirme tutanağının tespit edilememiş olması, örgüt üyesi olduğu yönünde sanık aleyhine dosyada başkaca bir delil veya tespitin de bulunmadığının anlaşılması karşısında; sanığın terör örgütü ile organik bağ içerisinde süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gösteren eylem ve faaliyetlerinin olduğuna ve atılı suçu işlediğine dair cezalandırılmasına yeter derecede her türlü kuşkudan uzak, somut, kesin ve inandırıcı delilin bulunmadığı, şüpheden sanığın yararlanacağına ilişkin evrensel ceza hukuku ilkesi de gözetilerek sanığın atılı suçtan beraatı yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırı ve sanık ve sanık müdafinin ileri sürdüğü istinaf itirazları bu yönüyle yerinde görülmüş olduğundan açılan duruşma sonunda sanığın atılı suçtan beraatine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
A) Şanlıurfa 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 26/09/2018 tarih, 2018/129 Esas ve 2018/578 karar sayılı hükmünün CMK'nın 280/2. maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA,
B) 1- Sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair cezalandırılmasına yeter derecede her türlü kuşkudan uzak, somut, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği, sanığın atılı suçu işlediğinin sabit olmadığı anlaşıldığından, CMK’nın 223/2-e maddesi gereğince atılı suçtan BERAATINA,
2-Göz altında ve tutuklulukta kaldığı anlaşılan sanığa, CMK'nın 232/6 uyarınca 141 ve 142 maddeleri gereğince TAZMİNAT HAKLARININ BULUNDUĞUNUN ve anılan hükümler uyarınca, Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabileceğinin, istemin, zarara uğrayanın oturduğu yer ağır ceza mahkemesinde ve eğer o yer ağır ceza mahkemesi tazminat konusu işlemle ilişkili ise ve aynı yerde başka bir ağır ceza dairesi yoksa, en yakın yer ağır ceza mahkemesinde karara bağlanacağının ayrı ayrı İHTARINA, (ihtar edildi)
3-Sanık kendisini müdafii ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibari ile yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre hesaplanan (İlk derece ağır ceza mahkemesi için 4.360,00TL, Dairemiz için 2.725,00 TL olmak üzere) toplam 7.085,00 TL vekalet ücretinin hazineden alınarak sanığa verilmesine,
4-Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığı Adli Emanetin 2018/7904 sırasında kayıtlı bulunan ağzı kapalı delil poşeti içerisinde yer alan; 1 adet Sandisk marka 128 gb kapasiteli flash belleğin sahibine LADESİNE, bu hususta yazı yazılmasına,
5-Yargdama giderlerinin hazine üzerinde bırakılmasına,
6-Karar kesinleştiğinde onaylı bir suretinin soruşturma aşamasında görev alan kolluk makamına gönderilmesine,
Verilen kararın hazır bulunanlar yönünden tefhim, yokluklarında karar verilenler yönünden ise tebliğ tarihinden itibaren, 15 gün içerisinde, dairemize verilecek veya gönderilecek bir dilekçe ile veya zabıt katibine beyanda bulunmak ve bu beyan tutanağa geçirilmek, yahut bulunulan ceza infaz kurumu aracılığıyla dairemize dilekçe gönderilmek suretiyle Yargıtay nezdinde TEMYİZ EDİLEBİLECEĞİNE, Bu süre içinde temyiz edilmediğinde kararın kesinleştirilerek infazının sağlanacağının sanığa ihtarına (edildi)
Dair, iddia makamında C. Savcısı M. G. Y. (101428)'ın huzuru ile sanık ve sanık müdafiinin yüzüne karşı, mütalaaya aykırı olarak oybirliği ile verilen karar, açık duruşmada okunup usulen anlatıldı. 29.05.2019 (¤¤)