(AİHS. m. 10) (2709 S. K. m. 90) (5237 S. K. m. 31, 50, 52, 54, 62, 63, 152, 179, 220, 265, 314) (2911 S. K. m. 32, 33) (3713 S. K. m. 7) (5271 S. K. m. 231, 280, 286) (5320 S. K. m. 16)
Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2016/475 esas, 2017/38 karar sayılı ilamı ile verilen hükme karşı SSÇ müdafii tarafından istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun ve kararın niteliği ile suç tarihine ve istinaf başvurusunda bulunan SSÇ müdafiinin dilekçe içeriğine göre; istinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçilip 14.03.2017 tarihinde dairemizce davanın yeniden görülmesine ve duruşma hazırlığı işlemlerinin başlanmasına karar verilip duruşma açılarak yapılan açık yargılama sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
İDDİA Adana C. Başsavcılığı'nın 2016/22093 soruşturma numaralı iddianamesi ile; SSÇ M. D. hakkında Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma, Görevi Yaptırmamak İçin Direnme, Toplantı ve Yürüyüşlere Silah veya 23.Mad. Belirtilen Aletlerle Katılma, Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokma, Kamu Malına Zarar Verme, Kanuna Aykırı Toplantı ve Yürüyüşlere Silahsız Katılarak İhtara Rağmen Kendiliğinden Dağılmama, Terör Örgütü Propagandası Yapmak suçlarından Türk Ceza Kanunu 220/6 delaletiyle 314/2, 265/1-3-4 , 179/1, 152/1-a, Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu 32/1, 33/a, Terörle Mücadele Kanunu 7/2(2 kez), Türk Ceza Kanunu 31/3 maddeleri gereğince cezalandırılması talebi ile kamu davası açıldığı anlaşılmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ HÜKMÜ: İlk Derece Mahkemesi Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesi 07/02/2017 tarih, 2016/475 esas 2017/38 karar sayılı kararı ile, SSÇ M. D.'un, PKK/KCK Terör örgütünün çağrıları üzerine 20/03/2016 günü saat: 10:00 sıralarında, Seyhan İlçesi Dağlıoğlu Mahallesi Ahmet Cevdet Yağ Caddesi Karasu kavşağı üzerinde toplanan yaklaşık 350-400 kişilik grubun nevruzu kutlamak bahanesiyle halay çekerek ve sandalye koyarak caddeyi trafiğe kapattıkları, PKK/KCK terör örgütü ve örgüt lideri Abdullah Öcalan lehine, "BİJİ SEROK APO - BE SEROK JİYAN NABE - APOYA ÖZGÜRLÜK" şeklinde slogan attıkları, sorumlu polis amiri tarafından gösterici gruba hitaben 3 defa zırhlı araçlarda bulunan megafonla, yaptıklarının kanunsuz olduğu, 2911 sayılı yasaya muhalefet ettikleri, dağılmamaları halinde zor kullanılacağının ikaz edildiği, yapılan ikazlara grubun aldırmadığı, eylemlerine devam ettirdikleri ve görevli polis memurlarına taşlı saldırılarda bulundukları, bunun üzerine gösterici gruba müdahale edildiği, yolun trafiğe açıldığı, gösterici grubun ara sokaklara kaçarak dağıldıkları,
Saat 11:30-12:00 sıralarında aynı cadde üzerinde barikat kurarak ve ateş yakarak yolu trafiğe kapatan bir kısmının yüzleri kapalı PKK/KCK terör örgütü üyesi (10-15) kişilik grubun olduğu bilgisi alınması üzerine, Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü (24-78) ve Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğü (TOMA 12, TOMA 13, TOMA 21, TOMA 28, SHORTLAND 1) görevlilerinin olay yerine intikal ettiği, cadde üzerinde bir kısmının yüzleri kapalı yaklaşık (10-15) kişilik PKK/KCK terör örgütü yandaşı grubun olduğu, grubun terör örgütü ve örgüt lideri Abdullah ÖCALAN lehine, "BİJİ SEROK APO - BE SEROK JİYAN NABE - APOYA ÖZGÜRLÜK" şeklinde slogan attıkları, görevlileri gören grubun herhangi bir ikaza mahal bırakmadan görevlilere taşlı saldırılarda bulunmaları üzerine gruba müdahale edildiği, aynı gün içerisinde devam eden eylemlerin 21:40 sıralarında son bulduğu, eylemlere müdahalede bulunan görevli polis memurlarına yönelik terör örgütü üyeleri tarafından yaklaşık 4-5 adet molotof kokteyli, 1 adet el yapımı patlayıcı ve çok sayıda taşlı saldırılarda bulunulduğu, yapılan saldırılar sonucu; 01 A 0559 resmi plakalı zırhlı polis aracının on sol kapı üzerindeki yangın söndürme sisteminin devreye girdiği, koruma demiri ve sağ-sol dikiz aynalarının zarar gördüğünün anlaşıldığı, yasa dışı gösteriye katıldığı, dosya içerisinde mevcut olan görüntüden tespit tutanağına göre, SSÇ M. D.'un elinde taş ile korsan gösteri eylemine katıldığının ve diğer eylemcilerle birlikte hareket ettiğinin ve zırhlı araca taş attığının tespit edildiği, ayrıca dosya içerisinde mevcut olan facebook incele tutanağına göre, SSÇ' ye ait M. D. profil isimli facebook hesabında 14.03.2016 günü '' pazar günü nevruz ve ben sevgilisiz mi gideceğim, tek başına BIJI SEROK APO'' şeklinde, 30.03.2016 günü ise PKK terör örgütüne mensup bir şahsın fotoğrafı ile birlikte '' Allah rahmet eylesin, şehit namırın Ş.'im'' şeklinde paylaşım yapmak suretiyle üzerne atılı Terör Örgütü Propagandası yapmak suçundan, 3713 sayılı yasanın 7/3-son, 5237 sayılı TCK'nın 31/3, 62/1, 63 maddeleri 2 yıl 2 ay 20 gün hapis, mahkumiyet, Terör Örgütü Propagandası Yapmak suçundan, 3713 sayılı yasanın 7/2, 7/2-2, 5237 sayılı TCK'nın 31/3, 62/1, 52/2, 52/4, 63 maddeleri 6000TL adli para cezası Toplantı ve Gösteri Yürüyüşüne Katılarak İhtara ve Zor Kullanmaya Rağmen Dağılmamakta Israr Etmek suçundan, 2911 sayılı yasanın 32/1, 5237 sayılı TCK'nın 31/3, 62/1, 50/3, 50/1-a, 52/4, 63, maddeleri 2000TL adli para cezası, Terör Örgütü Üyesi Olmamakla Birlikte Örgüt Adına Suç İşlemek suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 314/3, 220/6 maddesi yollamasıyla TCK'nın 314/2, 220/6-2. cümlesi, 31/3, 63, maddeleri 2 yıl 1 ay hapis, mahkumiyet, Kamu Görevlisine Karşı Görevi Yaptırmamak İçin Direnme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 265/1, 265/3, 265/4, 43/1, 31/3, 62/1, 50/3, 50/1-a, 52/4,63 maddeleri 5000TL adli para cezası, Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokmak suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 179/1, 31/3, 62/1, 50/3, 50/1-a, 52/4 ,63 maddeleri 4000TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
İSTİNAF BAŞVURUSU: SSÇ müdafii, yasal süresinde yaptığı istinaf başvurusu ile özetle; istinaf bozma kararına uymayan yasaya ve yönteme aykırı ilk derece mahkemesi kararının müvekkil lehine bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
SAVUNMA: SSÇ ilk derece mahkemesindeki savunmasında "Ben bu konu hakkında daha önceden ifade verdim, o ifadelerimi tekrar ederim. Olay günü Nevruz kutlamalarına gittim, ancak olayın başladığını, zırhlı araçların müdahale etmeye başladığını görünce ben olay yerinden ayrılarak eve gittim, üzerimde mavi uzun kollu bir tşört vardı, görüntülerdeki şahıs ben değilim, kesinlikle kabul etmiyorum, facebook üzerinden yapılmış olan paylaşımlar bana aittir, daha önceden bu hususta samimi şekilde beyanda bulunmuştum, Ş. benim çocukluk arkadaşımdır, kendisi Kobane için Suriye'ye gittiğinde orada ölmüştür, bende başka resim olmadığı için o resmini paylaşmıştım, bu paylaşımda herhangi bir örgütü öne çıkarma amacım yoktur. "biçiminde
SSÇ müdafii dairemiz huzurundaki savunmasında; "Okunan belgelerden aleyhe olan hususları kabul etmiyoruz, aşamalardaki beyanlarımızı ve istinaf dilekçemizde belirttiğimiz hususları aynen tekrar ederiz, müvekkil üzerine atılı suçları işlememiştir, söz konusu etkinliğe sadece bir izleyici olarak katılmıştır, etkinlik sırasında fiili bir davranış söz konusu değildir, aksi yöndeki bilirkişi raporunu kabul etmiyoruz, müvekkil suç işleme kastı ile hareket etmemiştir, bu nedenle söz konusu eyleme ilişkin atılı suçların yasal unsurları oluşmamıştır ayrıca facebook paylaşımlarını müvekkilim kendisine ait olduğunu zaten söylemektedir, paylaşım içerikleri incelendiğinde öldüğünü söylediğini ve arkadaşına yönelik duygusal bir ifade kullanmıştır, propaganda mahiyetinde değildir, tüm bu nedenlerle müvekkilin tüm suçlardan beraatine karar verilmesini talep ederiz "biçiminde savunmada bulunmuştur.
ESAS HAKKINDA MÜTAALA; İddia makamında cumhuriyet savcısı esas hakkındaki mütaalasında; Her ne kadar suça sürüklenen çocuk hakkında 3713 Sayılı Yasa'nın 7/2 maddesi gereğince terör örgütü propagandası yapmak suçunu işlediği gerekçesi ile mahkumiyet kararı verilmiş ise de; Suça sürüklenen çocuğun, 14/03/2016 tarihinde "Pazar günü nevruz ve ben sevgilisizmi gideceğim, tek başıma, biji serok apo" 30/03/2016 tarihinde ise PKK/KCK mensubu bir teröristin fotoğrafını paylaşıp bu şahıs için "Allah rahmet eylesin, şehit namırın Ş.'im" şeklinde kabul edilen dava konusu eylemlerinin terör örgütünün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek nitelikte olmadığı ve ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmakla,
Suça sürüklenen çocuğun, hakkında 3713 Sayılı Yasa'nın 7/2 maddesi gereğince terör örgütü propagandası yapmak suçundan açılan kamu davasından, eyleminin suç teşkil etmemesi sebebi ile BERAATİNE karar verilmesi,
B)20/03/2016 günü Adana il merkezinde meydana gelen olaylar ve suça sürüklenen çocuğun bu olaydaki eylemleri açısından değerlendirme;
PKK/KCK terör örgütü faaliyetlerinin deşifre edilmesine yönelik olarak Adana ilinde yapılan çalışmalarda; terör örgütünün çizgisinde faaliyet gösteren http://www.anfturkce.net isimli internet sitesinde; 17/03/2016 tarihli "KCK: Halkımız newroz'un yasaklanmayacağını akp'ye göstermeli" başlıklı, 18/03/2016 tarihli "pkk: yeni newroz yılı mücadele ve devrim yılı olacaktır" başlıklı ve 20/03/2016 tarihli "kürt gençleri, topraklarının işgalini kabul etmeyecektir" başlıklı ve içeriğinde terör örgütü lehine eylem talimatı ve çağrısı niteliğinde haberlerin yayınlandığı, yapılan çağrılar doğrultusunda; PKK/KCK terör örgütü yandaşları tarafından müzahir kitlenin bulunduğu bahse konu mahallelerde, cadde ve sokağı trafiğe kapatmak, güvenlik güçlerine, otolarına ve toplu taşıma yapan araçlar ile kamu kurum ve kuruluşlarına yönelik taşlı, ateşli silahlı, molotof kokteyli, havai fişekli ve el yapımı parça tesirli bombalı eylem yapacakları değerlendirildiğinden Adana ili genelinde 20/03/2016 günü olası kanunsuz gösteri olaylarına karşı gerekli emniyet tertip ve tedbirlerinin alındığı,
20/03/2016 günü saat: 10:00 sıralarında, Seyhan İlçesi Dağlıoğlu Mahallesi Ahmet Cevdet Yağ Caddesi Karasu kavşağı üzerinde toplanan yaklaşık 350-400 kişilik grubun nevruzu kutlamak bahanesiyle halay çekerek ve sandalye koyarak caddeyi trafiğe kapattıkları, PKK/KCK terör örgütü ve örgüt lideri Abdullah Öcalan lehine, "biji serok apo - be serok jiyan nabe - apoya özgürlük" şeklinde slogan attıkları, sorumlu polis amiri tarafından gösterici gruba hitaben 3 defa zırhlı araçlarda bulunan megafonla, yaptıklarının kanunsuz olduğu, 2911 sayılı yasaya muhalefet ettikleri, dağılmamaları halinde zor kullanılacağının ikaz edildiği, yapılan ikazlara grubun aldırmadığı, eylemlerine devam ettirdikleri ve görevli polis memurlarına taşlı saldırılarda bulundukları, bunun üzerine gösterici gruba müdahale edildiği, yolun trafiğe açıldığı, gösterici grubun ara sokaklara kaçarak dağıldıkları,
Saat 11:30-12:00 sıralarında aynı cadde üzerinde barikat kurarak ve ateş yakarak yolu trafiğe kapatan bir kısmının yüzleri kapalı PKK/KCK terör örgütü üyesi (10-15) kişilik grubun olduğu bilgisi alınması üzerine, Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü (24-78) ve Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğü (TOMA 12, TOMA 13, TOMA 21, TOMA 28, SHORTLAND 1) görevlilerinin olay yerine intikal ettiği, cadde üzerinde bir kısmının yüzleri kapalı yaklaşık (10-15) kişilik PKK/KCK terör örgütü yandaşı grubun olduğu, grubun terör örgütü ve örgüt lideri Abdullah ÖCALAN lehine, "biji serok apo - be serok jiyan nabe - apoya özgürlük" şeklinde slogan attıkları, görevlileri gören grubun herhangi bir ikaza mahal bırakmadan görevlilere taşlı saldırılarda bulunmaları üzerine gruba müdahale edildiği, aynı gün içerisinde devam eden eylemlerin 21:40 sıralarında son bulduğu, eylemlere müdahalede bulunan görevli polis memurlarına yönelik terör örgütü üyeleri tarafından yaklaşık 4-5 adet molotof kokteyli, 1 adet el yapımı patlayıcı ve çok sayıda taşlı saldırılarda bulunulduğu, yapılan saldırılar sonucu; 01 A 0559 resmi plakalı zırhlı polis aracının on sol kapı üzerindeki yangın söndürme sisteminin devreye girdiği, koruma demiri ve sağ-sol dikiz aynalarının zarar gördüğü olayda,
Yapılan yargılama neticesinde elde edilen görüntüden tespit tutanağı, bilirkişi heyet raporu, facebook inceleme tutanağı, suça sürüklenen çocuğun savunması ve dosya içerisinde mevcut tüm bilgi, belge, tutanaklar ile tüm dosya kapsamına göre suça sürüklenen çocuğun aşağıda belirtilen suçları işlediği anlaşılmış olup;
1- Suça sürüklenen çocuğun Terör örgütünün propagandasına dönüştürülen gösteri yürüyüşünde, cebir- şiddete başvurarak silahlı terör örgütü propagandasını yapmak suçundan eylemine uyan 3713 Sayılı Yasanın 7/3-son Maddesi gereğince cezalandırılmasına karar verilmiş ise de, suça sürüklenen çocuğun söz konusu eylemde kimliğini gizlemeye yönelik herhangi bir eylemde bulunmadığı dikkate alındığında eyleminin silahlı terör örgütü tarafından yapılan çağrı ve verilen talimatlara uymak suretiyle toplantı ve gösteri yürüyüşüne katılarak ihtara ve zor kullanmaya rağmen dağılmamakta ısrar etmek suçunu oluşturduğu, suç sürüklenen çocuğun yine bu eylem sırasında taş kullandığı anlaşılmakla,
Suça sürüklenen çocuğun eylemine uyan 2911 Sayılı Yasanın 33/1-a maddeleri gereğince cezalandırılmasına,
Suça sürüklenen çocuğun suç tarihinde 15 yaşını bitirip 18 yaşını ikmal etmediği anlaşıldığından, TCK 31/3 maddesi gereğince indirim yapılmasına,
2- Diğer suçlar yönünden verilen kararların usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından, bu suçlar yönünden yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi,
3- Suça sürüklenen çocuğun gözaltında ve tutuklulukta geçirdiği sürelerin TCK'nın 63/1. Maddesi gereğince cezasından mahsubuna karar verilmesini kamu adına talep ve mütaala etmiştir.
DELİLLER; İddia, savunma, görüntü tespit tutanağı, bilirkişi raporu, SSÇ'ye ait nüfus ve adli sicil kayıtları ile tüm dosya kapsamında ibarettir.
DAİREMİZİN DEĞERLENDİRMESİ VE KABULÜ; Toplantı ve Gösteri Yürüyüşüne Katılarak İhtara ve Zor Kullanmaya Rağmen Dağılmamakta Israr Etmek, Terör Örgütü Üyesi Olmamakla Birlikte Örgüt Adına Suç İşlemek, Kamu Görevlisine Karşı Görevi Yaptırmamak İçin Direnme ve Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokmak suçları yönünden, mahkemenin kararlarında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu, cezaların kanuni bağlamda uygulandığı, kararlarda bir isabetsizlik görülmediği anlaşıldığından, istinaf başvurusunda bulunan ssç müdafiinin istinaf itirazları yerinde görülmemiş olmakla, dairemizce bu suçlara ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kaanatine varılmıştır.
Ancak; 20/03/2016 ve 30/03/2016 tarihli Terör örgütü propagandası yapmak suçları yönünden Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 07/02/2017 tarih, 2016/475 esas ve 2017/38 karar sayılı kararının CMK'nın 280/2. maddesi uyarınca ortadan kaldırılmasına karar verilmesi yoluna gidilmiştir.
Nitekim; Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 05.11.2015 tarih ve 2015/2032 esas 2015/4019 karar sayılı kararında açıklandığı üzere, ifade özgürlüğü T.C. Anayasasının 26. ve Avrupa İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına dair Sözleşmenin 10. maddesi ile teminat altına alınmıştır.
İfade özgürlüğünün kullanımına meşru bir müdahale için;
a) Müdahalenin yasalarda öngörülmüş olması,
b) Ulusal güvenlik, toprak bütünlüğü, kamu emniyeti, kamu düzeninin sağlanması ve suçun işlenmesinin önlenmesi, sağlığın korunması, ahlakın, başkalarının şöhret ya da haklarının korunması, gizli tutulması kaydıyla alınmış bilgilerin açıklanmalarının engellenmesi ve yargı gücünün otorite ve tarafsızlığının sağlanmasına ilişkin değerlerden bir veya bir kaçını korumaya yönelik olmalı,
c) Müdahale demokratik bir toplumda gerekli bulunmalıdır.
İfade özgürlüğü terörle mücadele kapsamında en çok müdahale ve sınırlamaya maruz kalan temel haklardandır. Nitekim 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 7/2. maddesindeki propaganda yasağı bu duruma örnek teşkil etmekle birlikte yasa koyucu madde de zaman zaman yaptığı değişikliklerle özgürlüğü genişletmiştir. Bu amaçla 11.04.2013 tarih ve 6459 sayılı Kanunun 8. maddesi ile yapılan değişiklik sonucu; terör örgütünün propagandası suçunun oluşabilmesi için; örgütün “cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da teşvik edecek şekilde” yapılması zorunlu kılınarak, sınırlamanın AİHS'ne uygun hale getirilmesi amaçlanmıştır.
T.C. Anayasasının 90/son maddesine göre “usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası antlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. Usulüne göre yürürlüğe konmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası antlaşmalarla kanunların aynı konularda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası antlaşma hükümleri esas alınır.”
Temel hak ve hürriyetlere ilişkin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine ekli protokoller Türkiye Büyük Millet Meclisince onaylanmıştır. Anayasal düzenleme karşısında, ifade özgürlüğüne ilişkin Avrupa Sözleşmesinin 10. maddesi bir iç düzenleme şekline dönüşmüştür.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de; kişinin hakkı ile toplumun çıkarı ve özellikle kişinin temel ifade özgürlüğü hakkı ve demokratik toplumun terör örgütlerinin faaliyetlerine karşı kendini korumaya ilişkin meşru hakkı arasında bir denge kurulması ihtiyacını beraberinde getirmektedir. (Zana v. Türkiye) Devletlerin terör ile mücadelesinin zorluklarına vurgu yaparak, müdahalenin acil bir toplumsal ihtiyaçtan kaynaklanıp kaynaklanmadığı, hedeflenen meşru amaca uygun olup olmadığını, devlet yetkililerince ileri sürülen gerekçelerin ilgili ve yeterli bulunup bulunmadığı ortaya konulmalıdır. (Yılmaz ve Kılıç/ Türkiye davası)
Terör ile mücadele kendine özgü bir takım zorlukları barındırdığından devletler bu mücadelede daha geniş bir takdir marjına sahip olduğu kabul edilmekle birlikte terör ile mücadelede bir hukuk rejimidir. Uluslararası hukuktan kaynaklanan yükümlülüklerin ihmal edilebileceği bir alan değildir.
Bu bağlamda toplantı veya gösteri yürüyüşünde olsun veya olmasın; yazı veya sözler (atılan slogan, taşınan pankart veya giyilen üniforma) ile verilen mesajın şiddete çağrı, tahrik ve teşvik edici ya da silahlı direnişe ve isyana davet şeklinde veya insanda saldırgan duygular oluşturacak biçimde anlamsız bir nefret yaratarak şiddetin doğmasına uygun bir ortamı kışkırtacak nefret söylemi olup olmadığı değerlendirilmeli, doğrudan veya dolaylı şiddete çağrı var ise sanığın kimliği, konumu, konuşulan yer ve zamanı gibi açık ve yakın tehlike testi bakımından analize tabi tutulmalıdır.
İfade özgürlüğü sadece memnuniyetle karşılanan zararsız veya önemsiz sayılan insanların kayıtsız kalabileceği bilgi ve fikirler için değil, aynı zamanda demokratik toplumu şekillendiren çoğulculuğun, hoşgörünün ve geniş fikirliliğin doğasında bulunan bir gereklilik olarak saldırgan, şok eden, rahatsızlık veren veya ayrılık yaratabilen fikirler içinde uygulanabilmelidir.
Bu açıklamalar ışığında; sanığın savunması ve dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, suça sürüklenen çocuğun, 14/03/2016 tarihinde "Pazar günü nevruz ve ben sevgilisizmi gideceğim, tek başıma, biji serok apo" 30/03/2016 tarihinde ise PKK/KCK mensubu bir teröristin fotoğrafını paylaşıp bu şahıs için "Allah rahmet eylesin, şehit namırın Şefik'im" şeklinde kabul edilen dava konusu eylemlerinin terör örgütünün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek nitelikte olmayıp ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmelerinin gerektiği gözetilmeyerek yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi,
Yine SSÇ'nin 20/03/2016 günü terör örgütünün çağrıları üzerine düzenlendiği anlaşılan yasa dışı gösteriye elinde 2911 sayılı yasanın 23/1-b maddesinde belirtilen eşya niteliğinde taşla katılma şeklinde sabit olan eyleminin 2911 sayılı yasanın 33/1-a maddesi kapsamında suçu oluşturduğunun gözetilmeyerek yazılı şekilde eylemin 3713 sayılı yasanın 7/3-son maddesi kapsamında kaldığının kabulü ile; buna göre cezalandırılması yoluna gidilmesi,
Ayrı ayrı kanuna aykırı ve SSÇ müdafiinin istinaf itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden dairemizce açılan duruşma sonunda aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
A- Toplantı ve Gösteri Yürüyüşüne Katılarak İhtara ve Zor Kullanmaya Rağmen Dağılmamakta Israr Etmek, Terör Örgütü Üyesi Olmamakla Birlikte Örgüt Adına Suç İşlemek, Kamu Görevlisine Karşı Görevi Yaptırmamak İçin Direnme ve Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokmak suçları yönünden, mahkemenin kararlarında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu, cezaların kanuni bağlamda uygulandığı, kararlarda bir isabetsizlik görülmediği anlaşıldığından, istinaf başvurusunda bulunan ssç müdafiinin istinaf itirazları yerinde görülmemiş olmakla, İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,
B-Ancak; 1-20/03/2016 ve 30/03/2016 tarihli Terör örgütü propagandası yapmak suçları yönünden Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 07/02/2017 tarih, 2016/475 esas ve 2017/38 karar sayılı kararının CMK'nın 280/2. maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA,
a)1-Suça sürüklenen çocuğun üzerine atılı 20/03/2016 tarihinde 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununa Muhalefet suçunu işlediği sabit olduğundan, suçun işleniş biçimi, suç konusunun önem ve değeri ile ssç'nin kastı dikkate alınarak eylemine uyan 6638 sayılı yasanın 8.maddesi ile değişik 2911 sayılı yasanın 33/1-a maddesi gereğince kanun maddesinde belirtilen cezanın alt sınırından ayrılmayı gerektirir bir nedenin bulunmadığı kabul edilerek takdiren 2 YIL 6 AY HAPİS CEZASIYLA CEZALANDIRILMASINA,
2-Suça sürüklenen çocuğun suç tarihinde 15-18 aş grubunda olduğu anlaşılmakla cezasında TCK'nın 31/3.maddesi gereğince taktiren 1/3 oranında indirim yapılarak 1 YIL 8 AY HAPİS CEZASIYLA CEZALANDIRILMASINA,
3-Suça sürüklenen çocuğun ilk derece yargılama sürecinde dosyaya yansıyan davranışları ile cezanın geleceği üzerindeki olası etkisi de dikkate alınarak cezasında TCK'nın 62. maddesi gereğince takdiren 1/6 oranında indirim yapılarak 1 YIL 4 AY 20 GÜN HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
4-Suça sürüklenen çocuk hakkında şartları oluşmadığından tayin olunan cezasından başkaca kanuni veya taktiri artırım ve indirim maddesinin uygulanmasına YER OLMADIĞINA,
5-Suça sürüklenen çocuk hakkında hükmolunan sonuç hürriyeti bağlayıcı ceza miktarı karşısında yasal engel nedeni ile TCK'nın 50. maddesi ile tüm dosya kapsamına göre bir daha suç işlemekten çekineceğine dair olumlu kanaate ulaşılamaması sebebiyle TCK'nın 51. Maddesinde düzenlenen ertelemeye ilişkin hükümler ile CMK'nın 231. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin hükümlerin uygulanmasına takdiren YER OLMADIĞINA,
6-Suça sürüklenen çocuğun gözaltı ve tutuklulukta geçirmiş olduğu sürelerin TCK'nın 63. maddesi gereğince cezasından MAHSUBUNA,
7-Yasal engel nedeniyle suça sürüklenen çocuk hakkında TCK'nın 53/1 maddesinin uygulanmasına YER OLMADIĞINA,
b)Suça sürüklenen çocuk hakkında sosyal paylaşım sitesinde 30/03/2016 tarihli paylaşımla Terör örgütü propagandası yapmak suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmış ise de; atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığı anlaşılmakla atılı suçtan CMK'nın 223/2-a maddesi gereğince BERAATİNE,
C-1-Yargılama gideri hususunda ilk derece mahkemesince karar verilmiş olduğundan ve istinaf incelemesi ssç lehine olmakla istinaf aşamasında yapıldığı anlaşılan iki adet davetiye giderinin hazine üzerinde bırakılmasına,
2-Kesinleşen kararın 5320 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunun 16/1. maddesi gereğince soruşturmada görev almış olan kolluk birimlerine GÖNDERİLMESİNE,
Dair, iddia makamında Cumhuriyet Savcısı H. Ö. (98036)'ın huzuru ile SSÇ'nin yokluğunda, SSÇ müdafii Av. M. A.'ın yüzüne karşı, mütalaaya uygun olarak CMK'nın 286. Maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliğiyle verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 13.04.2017 (¤¤)