(5271 S. K. m. 152, 280, 286) (1136 S. K. m. 38) (YCGK 20.10.2009 T. 2009/1-85 E. 2009/242 K.) (YCGK 26.09.2017 T. 2017/16-956 E. 2017/370 K.) (16. CD. 24.04.2017 T. 2015/3 E. 2017/3 K.)
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
1-Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 E. 2017/370 Sayılı kararı ile onanarak kesinleşen Yargıtay 16. Ceza Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas 2017/3 Sayılı kararında;
‘Bylock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde kişinin örgütle bağlantısını gösteren bir delil olacağının' kabul edildiği gözetilerek;
Bylock kullanıcısı olduğunu kabul etmeyen sanık Fadime'nin eşini koruma refleksi ile hareket etme ihtimali de gözetilerek bylock uygulamasını kullandığının kuşkuya yer vermeyecek şekilde teknik verilerle tespiti halinde, bylock kullanıcısı olduğuna dair delilin de atılı suçun sübutu açısından belirleyici nitelikte olması karşısında, öncelikle ilgili birimlerden ayrıltılı Bylock tespit ve değerlendirme raporunun getirtilerek duruşmada sanığa okunup diyecekleri sorulduktan sonra dosyadaki delillerin bir bütün halinde değerlendirilip sonuca göre bir karar verilmesi gerektiğinin gözetilmediği,
2-Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 20.10.2009 gün ve 2009/1-85/242 Sayılı ile Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 01/10/2018 tarih ve 2018/2054 - 2940 esas karar sayılı kararında da belirtildiği üzere; sanıklardan birisinin savunulmasının diğer sanık yönünden savunmada zaafiyet yarattığı durumlarda menfaat uyuşmazlığı bulunduğunun kabulü gerektiği; silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yargılanan ve sanık Fadime Öğüt adına kayıtlı telefonda bylock kullandıkları iddia olunan sanıkların karı koca oldukları ve aynı avukat tarafından savunulması nedeniyle menfaat çatışmasının oluştuğu anlaşılmakla; sanıkların ayrı ayrı müdafiiler yerine ortak müdafii tarafından savunmalarının yapılması suretiyle 1136 Sayılı Avukatlık Kanununun 38/1 ve 5271 Sayılı CMK'nın 152. maddelerine aykırı davranıldığı,
3-Sanık Ö. Öğüt hakkında ifade veren H. E. ve B. D.'in, bütün aşamalarda verdikleri beyanlarının temini ile gerektiğinde tanık olarak ifadelerine başvurulması gerektiğinin gözetilmediği,
4-Örgüt mensupları hakkında soruşturma ve kovuşturmaların devam ettiği bir çok itirafçı tanığın beyanları ile örgüt mensuplarının ortaya çıkarıldığı, yürütülen soruşturmalar ile emniyet içerisinde mahrem imamlar yapısının deşifre edildiği anlaşılmakla, başka dosya şüphelisi veya sanıkları tarafından etkin pişmanlık kapsamında veya tanık olarak alınan ifadelerde sanıkla ilgili bir beyan veya teşhisin bulunup bulunmadığının araştırılarak var ise buna ilişkin evrakın istenilmesi gerektiğinin gözetilmediği,
Anlaşıldığından, istinaf başvurusunda bulunan sanıklar müdafiinin istinaf itirazları yerinde görüldüğünden, 5271 Sayılı CMK'nın 280/1-d maddesi uyarınca HÜKMÜN BOZULMASINA,
Sanık Ö. Öğüt hakkında verilen sonuç ceza miktarı, mahkemenin tutukluluğun devamına ilişkin gerekçesi ile tutuklulukta geçirilen süre gözönüne alınarak tahliye talebinin REDDİNE,
Dosyanın, yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 5271 Sayılı CMK'nın 286/1. maddesi gereğince KESİN olmak üzere 28.05.2019 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)