T.C.
GAZİANTEP
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: ..
KARAR NO: ..
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN:..
ÜYE: ..
ÜYE: ..
KATİP: ..
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: KAHRAMANMARAŞ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: ..
NUMARASI: ..
DAVACI: ..
VEKİLLERİ: Av. ..
DAVALI: ...
VEKİLLERİ: Av..
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ:..
KARAR YAZIM TARİHİ:..
Mahalli mahkemesince verilen karar re'sen merci tayini yönünden dairemize gelmiş olup, dosyanın inceleme aşamasında duruşma yapılmadan karar verilebilecek hallerden olduğu anlaşılmış olmakla, dosya heyetçe incelendi;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava, araç satım sözleşmesinden kaynaklanan ayıp nedeni ile menfi tespit istemine ilişkindir.
... Asliye Hukuk Mahkemesince, davanın görevsiz mahkemede açıldığı durumlarda, davanın esası ile ilgili karar vermesi yasal olarak mümkün bulunmayan görevsiz mahkemenin, HMK’nun 390/1 maddesi kapsamında asıl davanın görüldüğü mahkeme olarak kabul edilerek ihtiyati tedbir talebi hakkında bir karar vermesi mümkün olmadığını, aksinin kabulü halinde HMK’nun 390/1 maddesindeki, "İhtiyati tedbirin, dava açılmadan önce, esas hakkında görevli ve yetkili olan mahkemeden” istenebileceğine ilişkin düzenlemenin de bir anlamı kalmayacağını, bu durumda görevsiz veya yetkisiz bile olsa her mahkemeden dava dilekçesi verilmek suretiyle tedbir talep edilmesinin ve tedbir kararı verilebilmesinin yolunun açılacağı gerekçesiyle tedbir talebinin reddine karar verilerek mahkemece görevsizlik kararı verilmiştir.
.. Asliye Ticaret Mahkemesince, eldeki dava TTK’da düzenlenen mutlak ticari davalardan olmadığı gibi her iki tarafın ticari işletmesiyle ilişkili olmadığını, bu nedenlerle davaya bakmakla görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi değil 6100 sayılı HMK’nın 2. maddesi gereğince genel görevli Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğu gerekçesiyle mahkemece karşı görevsizlik kararı verilmiştir.
Merci tayini için Dairemize gelen dosyanın incelemesinde,
Ticari davaları mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olması durumunda ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
Somut olayda; davacı tarafından, davalıdan satın aldığı aracın ayıplı olması nedeni ile zarara uğradığını iddia ederek, tazmini talebi ile eldeki davanın açıldığı, davacı alıcının tacir olmadığı, davalının tacir olduğu, davanın nispi ve mutlak ticari davalardan da olmadığı, yine üçüncü grupta sayılan durumlardan birisinin de mevcut olmadığı, dolayısıyla davanın ticari dava olmadığı ve bu halde görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olması gerektiği tespit edilmiştir.
İzah olunan gerekçeler ışığında ... Asliye Hukuk Mahkemesinin yargı yeri olarak belirlenmesi gerektiği tespit edilmiştir.
HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle;
HMK'nın 21, 22 ve 23. maddeleri gereğince ... Asliye Hukuk Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE,
Dosyanın... Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesi amacıyla merci tayinine başvuran .. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GÖNDERİLMESİNE,
Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 23/2 ve 362/1-c maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 12/09/2025
. .
Başkan
.
¸e-imzalıdır
. .
Üye
.
¸e-imzalıdır
. .
Üye
.
¸e-imzalıdır
. . .
Katip
.
¸e-imzalıdır