(5237 S.K. m. 43) (5271 S. K. m. 289)
Dosya incelendi.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
A- Sanıklar L.. ve A.. hakkında “uyuşturucu madde ticareti yapma” suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerinin incelenmesi:
Sanık L.. yönünden "22.09.2009", sanık A.. yönünden "28/09/2009" olan suç tarihlerinin, gerekçeli karar başlığında "04/09/2009 - 08/03/2010 tarihleri arası" olarak yazılması, mahkemesince düzeltilebilir nitelikte yazım hatası olarak değerlendirilmiştir.
Yargılama sürecindeki işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç tipi ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından; sanıkların müdafilerinin yerinde görülmeyen İSTİNAF BAŞVURULARININ ESASTAN REDDİNE,
CMK'nın 286. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendi gereğince kesin olmak üzere,
B- Sanık F hakkında “uyuşturucu madde ticareti yapma” suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün incelenmesi:
Sanık yönünden "22.09.2009, 17.09.2009, 18.09.2009" olan suç tarihlerinin, gerekçeli karar başlığında "04/09/2009-08/03/2010 tarihleri arası" olarak yazılması, mahkemesince düzeltilebilir nitelikte yazım hatası olarak değerlendirilmiştir.
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sair istinaf itirazlarının reddine, ancak;
I) 17/09/2009 tarihli eylemine ilişkin, hakkında Ceyhan Cumhuriyet Başsavcılığının 2009/4939 soruşturma sayılı dosyasında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan işlem yapılan U. T.'de ele geçirilen madde ile ilgili ekspertiz raporunun aslı veya onaylı örneklerinin getirtilmesi gerektiği gözetilmeden, CMK'nın 217/1. maddesi uyarınca bu raporun içeriği sanığa okunup diyecekleri sorulmadan, CMK'nın 289/1. maddesinin (h) bendine aykırı hareket edilerek savunma hakkının kısıtlanması,
II) Bir suçun işlenmesinden sonra arada hukukî kesinti olmadan ikinci suçun (ve devamı suçların) işlendiği, sanık hakkında bu nedenle zincirleme suçun söz konusu olabileceği değerlendirilen ve her suç için ayrı iddianameler ile davalar açıldığı anlaşılan durumlarda;
1-Suça konu olaylara ilişkin davalardan biri hakkında hüküm verilmiş ve kesinleşmiş, diğer dava derdest ise, kesinleşen dosyanın derdest dosya içine konması, tüm deliller birlikte değerlendirilerek, sanığın fiillerinin iki ayrı suç veya zincirleme suç oluşturup oluşturmadığının tartışılması, zincirleme suçun söz konusu olduğunun saptanması durumunda, suçlardan en ağır sonuç doğuran suç esas alınarak belirlenecek cezanın, zincirleme suç nedeniyle TCK'nın 43. maddesi gereğince artırılması ve böylece bulunacak sonuç cezanın, kesinleşen hükümdeki sonuç cezadan “fazla olması halinde” aradaki fark kadar “ek cezaya hükmolunması”, aksi halde “ek ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi” ,
2-a) Suça konu olaylara ilişkin tüm davalar derdest ve henüz hiçbir davada hüküm verilmemiş ise bu davalara konu eylemlerin iki ayrı suç mu yoksa zincirleme suç mu oluşturduklarının değerlendirilebilmesi ve tespiti bakımından davaların birleştirilerek, yargılamaya devam ile hüküm kurulması, birleştirmeye muvafakat verilmemesi ve birleştirme önerisinin reddedilmesi durumunda, mahkemece mevcut dosyalardaki bilgiler doğrultusunda değerlendirme yapılarak hüküm kurulması ve derdest olan diğer dava dosyasında değerlendirme yapılmasına olanak sağlaması bakımından verilen hükmün bir örneğinin diğer dava dosyasına gönderilmesi suretiyle, hüküm sonucuna dair diğer dosyanın bulunduğu mahkemenin bilgilendirilmesi,
b) Suça konu olaylara ilişkin tüm davalar derdest ancak hakkında karar verilmiş (istinaf ve temyiz incelemesinde bekleyen dosyalar da derdest dosya niteliğindedir) dosyalar var ise bu davalara konu eylemlerin iki ayrı suç mu yoksa zincirleme suç mu oluşturduklarının değerlendirilebilmesi ve tespiti bakımından, hakkında daha önce karar verilmiş bulunan dosyaların sonucunun bekletici mesele yapılması, bu dosyalar hakkında bozma kararı verilirse, bu davanın sözü edilen davalar ile birleştirilmesi, hükümlerin kesinleşmiş olması durumunda ise dosyaların bu dosya içine konması, tüm deliller birlikte değerlendirilerek, sonucuna göre sanığın hukukî durumunun belirlenmesi gereklidir.
İncelemeye konu dosyada,
Sanık hakkında 17/09/2009, 18/09/2009, 22/09/2009 tarihli eylemleri nedeni ile Ceyhan Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2009/4659 sayılı soruşturma dosyasında, 02/04/2010 tarihli iddianame ile "uyuşturucu madde ticaret yapma" suçundan cezalandırılması isteği ile incelemeye konu dava açıldıktan sonra 09/12/2009 tarihli eylemi nedeni ile Ceyhan Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2009/4032 sayılı soruşturma dosyasında, 31/05/2010 tarihli iddianame ile "uyuşturucu madde ticaret yapma" suçundan cezalandırılması isteği ile ayrı bir dava açıldığı, 09/12/2009 tarihli eylemi nedeni ile açılan kamu davasının yargılaması sonucunda, Ceyhan 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 07/05/2015 tarihli, 2014/121 esas ve 2015/78 karar sayılı kararı ile hakkında TCK 188/3, 62 maddeleri uyarınca 5 yıl 10 ay hapis ve 2500 TL adli para cezasına cezalandırılmasına karar verildiği, bu karar temyiz edilmekle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 10-2015/288889 tebliğname numarası alarak inceleme için beklediği, bu hali ile sanığın incelemeye konu dosyadaki 17/09/2009, 18/09/2009, 22/09/2009 tarihli eylemleri ile 09/12/2009 tarihli eylemi arasında hukuki kesintinin bulunmadığı anlaşılmıştır.
Ceyhan 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 07/05/2015 tarihli, 2014/121 esas ve 2015/78 karar sayılı kararı ile hakkında TCK 188/3, 62 maddeleri uyarınca 5 yıl 10 ay hapis ve 2500 TL adli para cezasına cezalandırılmasına karar verilen ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 10-2015/288889 tebliğname numarası alarak inceleme için beklediği anlaşılan dosyanın sonucunun bekletici mesele yapılması, bu dosyada sanık yönünden bozma kararı verilirse, incelemeye konu dosya ile birleştirilmesi, kesinleşmesi durumunda ise dosyanın aslının veya aslı gibi onanmış örneğinin bu dosya içine konulması gerekirken, eksik araştırma ile iki ayrı davaya konu olan fiillerin iki ayrı suç veya zincirleme suç oluşturup oluşturmadığı tartışılmadan ve mahsup işlemleri bakımından hiçbir gerekçe gösterilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulması suretiyle, CMK'nın 289/1-(g) bendine aykırı hareket edilmesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafiinin istinaf itirazları bu nedenle yerinde olduğundan HÜKMÜN BOZULMASINA,
CMK'nın 280. maddesinin 1-b bendi uyarınca, dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
C- Sanık S.. hakkında “uyuşturucu madde ticareti yapma” suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün incelenmesi:
Sanık S.. yönünden "22.09.2009" olan suç tarihinin, gerekçeli karar başlığında "04/09/2009 – 08/03/2010 tarihleri arası" olarak yazılması, mahkemesince düzeltilebilir nitelikte yazım hatası olarak değerlendirilmiştir.
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sair istinaf itirazlarının reddine, ancak;
Anayasamızın 141. maddesi ile 5271 sayılı CMK’nın 34 ve 230. maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının gerekçeli olması zorunludur.
Gerekçe; hükmün dayanaklarının akla, hukuka ve dosya içeriğine uygun açıklamasıdır. Kararın gerekçe bölümünde; dosyada mevcut deliller tartışılıp değerlendirildikten sonra, hükme esas alınan ve reddedilen bütün deliller belirlenmeli, delillerle sonuç arasındaki bağ üzerinde durularak, niçin bu sonuca ulaşıldığı anlatılmak suretiyle hukuki nitelendirmeye yer verilmelidir. Bu itibarla gerekçenin, dosyadaki delillerin değerlendirildiğini gösterir biçimde yasal ve yeterli olması, suçun yasal unsurları başta olmak üzere sabit ve muhakkak sayılan olaylar ve delilleri göstermesi, cezanın artırılmasını ve indirilmesini gerektiren hususların neden sabit sayılıp sayılmadığı açıklanması, hangi delillere neden itibar edildiği, hangilerinin ne sebeple geçersiz sayıldığı veya ne sebeple bazı delillerin diğerlerine üstün tutulduğu, çelişki varsa bu çelişkilerin neden giderilemediğinin vurgulanması zorunludur. Dosya kapsamına uygun, yasal, yeterli ve geçerli gerekçeye dayanılmadan karar verilmesi, kanun koyucunun amacına uygun düşmeyeceği gibi, uygulamada da keyfiliğe yol açacağında şüphe yoktur. Mahkeme kararlarının davanın tarafları ve herkesi tatmin edecek ve de üst mahkemelerce yapılacak gerekçedeki tutarlılık denetimine olanak verecek biçimde olması gereklidir. Bu hususları içermeyen ve ulaşılan kanaat üzerinden yazılan gerekçe, şekli anlamda bir gerekçe olup, Anayasamızın ve CMK'nın aradığı anlamda bir gerekçe olarak kabul edilemez.
İncelenen dosyada;
İletişim tespit tutanakları ve 22/09/2009 tarihli fiziki takip tutanağı içeriklerine göre, kullanıcı Semih'te ele geçirilen esrarı herhangi bir şekilde üzerinde bulundurmayan, suç konusu uyuşturucunun satışından pay aldığına ilişkin delil bulunmayan sanığın, kullanıcı ile satıcıları buluşturup alım satıma yardım etmekten ibaret eylemi nedeniyle tayin olunacak cezasında, TCK'nın 39. maddesi uyarınca indirim yapılması gerekip gerekmediği hususunda hiçbir gerekçe gösterilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulması suretiyle, CMK'nın 289/1-(g) bendine aykırı hareket edilmesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafiinin istinaf itirazları bu nedenle yerinde olduğundan HÜKMÜN BOZULMASINA,
CMK'nın 280. maddesinin 1-b bendi uyarınca, dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
D- Sanık H.. hakkında “uyuşturucu madde ticareti yapma” suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün incelenmesi:
Anayasamızın 141. maddesi ile 5271 sayılı CMK’nın 34 ve 230. maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının gerekçeli olması zorunludur.
Gerekçe; hükmün dayanaklarının akla, hukuka ve dosya içeriğine uygun açıklamasıdır. Kararın gerekçe bölümünde; dosyada mevcut deliller tartışılıp değerlendirildikten sonra, hükme esas alınan ve reddedilen bütün deliller belirlenmeli, delillerle sonuç arasındaki bağ üzerinde durularak, niçin bu sonuca ulaşıldığı anlatılmak suretiyle hukuki nitelendirmeye yer verilmelidir.
Bu itibarla gerekçenin, dosyadaki delillerin değerlendirildiğini gösterir biçimde yasal ve yeterli olması, suçun yasal unsurları başta olmak üzere sabit ve muhakkak sayılan olaylar ve delilleri göstermesi, cezanın artırılmasını ve indirilmesini gerektiren hususların neden sabit sayılıp sayılmadığı açıklanması, hangi delillere neden itibar edildiği, hangilerinin ne sebeple geçersiz sayıldığı veya ne sebeple bazı delillerin diğerlerine üstün tutulduğu, çelişki varsa bu çelişkilerin neden giderilemediğinin vurgulanması zorunludur. Dosya kapsamına uygun, yasal, yeterli ve geçerli gerekçeye dayanılmadan karar verilmesi, kanun koyucunun amacına uygun düşmeyeceği gibi, uygulamada da keyfiliğe yol açacağında şüphe yoktur. Mahkeme kararlarının davanın tarafları ve herkesi tatmin edecek ve de üst mahkemelerce yapılacak gerekçedeki tutarlılık denetimine olanak verecek biçimde olması gereklidir. Bu hususları içermeyen ve ulaşılan kanaat üzerinden yazılan gerekçe, şekli anlamda bir gerekçe olup, Anayasamızın ve CMK'nın aradığı anlamda bir gerekçe olarak kabul edilemez.
İncelenen dosyada;
İletişim tespit tutanağı içerikleri ve A. Özat ile A. A.'nın ifadeleri uyarınca, adı geçenlere daha önce verdiği kabul edilen maddeler ele geçirilemediği için TCK’nın 188. maddesi kapsamında uyuşturucu madde olup olmadıklarının saptanamaması karşısında, diğer sanıklarda ele geçirilen uyuşturucu maddelerle ilgisi bulunduğuna veya diğer sanıkların suçlarına iştirak ettiğine ilişkin kuşku sınırlarını aşan yeterli ve kesin delil bulunmayan sanık hakkında, ulaşılan kanaat üzerinden yazılan şekli anlamda gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması suretiyle, CMK'nın 289/1-(g) bendine aykırı hareket edilmesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafiinin istinaf itirazları bu nedenle yerinde olduğundan HÜKMÜN BOZULMASINA,
CMK'nın 280. maddesinin 1-b bendi uyarınca, dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 09.06.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)