(2709 S. K. m. 141) (5237 S. K. m. 58) (5237 S. K. m. 34, 230)
Dosya incelendi. Gereği görüşülüp düşünüldü:
Adli sicil kaydında tekerrüre esas sabıkası bulunan sanıklar hakkında koşulları oluştuğu halde, TCK'nın 58. maddesinin uygulanmaması, aleyhe istinaf başvurusu bulunmadığından, bozma veya davanın yeniden görülmesi sebebi sayılmamıştır.
Değişik tarihlerde bir suç işleme kararının icrası kapsamında; birden fazla kişiye uyuşturucu madde sattığı ve ticaret amacıyla uyuşturucu madde bulundurduğu anlaşılan sanıklar hakkında TCK'nın 43. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi, aleyhe istinaf başvurusu bulunmadığından, bozma veya davanın yeniden görülmesi sebebi sayılmamıştır.
Anayasamızın 141. maddesi ile 5271 sayılı CMK’nın 34 ve 230. maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının gerekçeli olması zorunludur.
Gerekçe; hükmün dayanaklarının akla, hukuka ve dosya içeriğine uygun açıklamasıdır. Kararın gerekçe bölümünde; dosyada mevcut deliller tartışılıp değerlendirildikten sonra, hükme esas alınan ve reddedilen bütün deliller belirlenmeli, delillerle sonuç arasındaki bağ üzerinde durularak, niçin bu sonuca ulaşıldığı anlatılmak suretiyle hukuki nitelendirmeye yer verilmelidir. Bu itibarla gerekçenin, dosyadaki delillerin değerlendirildiğini gösterir biçimde yasal ve yeterli olması, suçun yasal unsurları başta olmak üzere sabit ve muhakkak sayılan olaylar ve delilleri göstermesi, cezanın artırılmasını ve indirilmesini gerektiren hususların neden sabit sayılıp sayılmadığı açıklanması, hangi delillere neden itibar edildiği, hangilerinin ne sebeple geçersiz sayıldığı veya ne sebeple bazı delillerin diğerlerine üstün tutulduğu, çelişki varsa bu çelişkilerin neden giderilemediğinin vurgulanması zorunludur. Dosya kapsamına uygun, yasal, yeterli ve geçerli gerekçeye dayanılmadan karar verilmesi, kanun koyucunun amacına uygun düşmeyeceği gibi, uygulamada da keyfiliğe yol açacağında şüphe yoktur. Mahkeme kararlarının davanın tarafları ve herkesi tatmin edecek ve de üst mahkemelerce yapılacak gerekçedeki tutarlılık denetimine olanak verecek biçimde olması gereklidir. Bu hususları içermeyen ve ulaşılan kanaat üzerinden yazılan gerekçe, şekli anlamda bir gerekçe olup, Anayasamızın ve CMK'nın aradığı anlamda bir gerekçe olarak kabul edilemez.
İncelenen dosyada;
a-Dosya içerisinde mübrez bulunan yakalamada tutanağında H.Ekrem Camiine 155 metre mesafede sanıkların motorsiklet ile gelerek uyuşturucu sattıkları belirtilmiş olmasına rağmen öncelikle mahkemece sanıkların uyuşturucu maddeyi sattığı yer tespit edilerek, bu yer çevresinde TCK'nın 188/4-b maddesinde belirtilen okul, yurt, hastane, kışla veya ibadethane gibi bina ve tesisler bulunup bulunmadığı, varsa bunların çevre duvarı, tel örgü veya benzeri engel veya işaretlerle belirlenen sınırlarına 200 metreden yakın mesafe içinde olup olmadığı araştırılıp, gerektiğinde keşif yapılarak, denetime elverişli rapor alınarak, sonucuna göre sanıklar hakkında hükmolunan cezadan TCK'nın 188/4-b maddesi uyarınca artırım yapılıp yapılmayacağı tartışılmadan, bu konuda yetersiz nitelikteki basit kroki ve olay tutanağı esas alınıp, sanıkların savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle Anayasanın 141. Maddesi ile CMK'nın 34. ve 230. maddelerine aykırı şekilde gerekçesi hüküm kurulmak suretiyle, CMK'nın 289/1-(g) ve (h) maddelerine aykırı hareket edilmesi,
Kanuna aykırı, sanık İ. K. ve sanıkların müdafiilerinin istinaf itirazları bu nedenle yerinde olduğundan CMK'nın 280. Maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi gereğince hükmün BOZULMASINA,
Sanıkların tutukluluk hallerinde bir değişiklik olmadığından ayrı ayrı tahliye taleplerinin reddi ile, tutukluluk hallerinin devamına,
Dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 16.01.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)