(2709 S. K. m. 141) (5237 S. K. m. 188, 192) (5237 S. K. m. 34, 230, 232)
Dosya incelendi.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Adli sicil kaydında tekerrüre esas sabıkası bulunan sanık hakkında koşulları oluştuğu halde, TCK'nın 58. maddesinin uygulanmaması, aleyhe istinaf başvurusu bulunmadığından, bozma veya davanın yeniden görülmesi sebebi sayılmamıştır.
Sanık hakkında TCK'nın 188. maddesinin 3. fıkrası uyarınca hapis cezası yanında ayrıca adli para cezasına hükmedilmemesi, aleyhe istinaf başvurusu olmadığından bozma veya davanın yeniden görülmesi nedeni sayılmamıştır.
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sair istinaf itirazlarının reddine, ancak;
Anayasamızın 141. maddesi ile 5271 sayılı CMK’nın 34 ve 230. maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının gerekçeli olması zorunludur.
Gerekçe; hükmün dayanaklarının akla, hukuka ve dosya içeriğine uygun açıklamasıdır. Kararın gerekçe bölümünde; dosyada mevcut deliller tartışılıp değerlendirildikten sonra, hükme esas alınan ve reddedilen bütün deliller belirlenmeli, delillerle sonuç arasındaki bağ üzerinde durularak, niçin bu sonuca ulaşıldığı anlatılmak suretiyle hukuki nitelendirmeye yer verilmelidir. Bu itibarla gerekçenin, dosyadaki delillerin değerlendirildiğini gösterir biçimde yasal ve yeterli olması, suçun yasal unsurları başta olmak üzere sabit ve muhakkak sayılan olaylar ve delilleri göstermesi, cezanın artırılmasını ve indirilmesini gerektiren hususların neden sabit sayılıp sayılmadığı açıklanması, hangi delillere neden itibar edildiği, hangilerinin ne sebeple geçersiz sayıldığı veya ne sebeple bazı delillerin diğerlerine üstün tutulduğu, çelişki varsa bu çelişkilerin neden giderilemediğinin vurgulanması zorunludur. Dosya kapsamına uygun, yasal, yeterli ve geçerli gerekçeye dayanılmadan karar verilmesi, kanun koyucunun amacına uygun düşmeyeceği gibi, uygulamada da keyfiliğe yol açacağında şüphe yoktur. Mahkeme kararlarının davanın tarafları ve herkesi tatmin edecek ve de üst mahkemelerce yapılacak gerekçedeki tutarlılık denetimine olanak verecek biçimde olması gereklidir. Bu hususları içermeyen ve ulaşılan kanaat üzerinden yazılan gerekçe, şekli anlamda bir gerekçe olup, Anayasamızın ve CMK'nın aradığı anlamda bir gerekçe olarak kabul edilemez.
İncelenen dosyada;
Sanığın, istinaf başvurusu bulunmayan diğer sanık M. ile birlikte içerisinde bulundukları ticari taksinin, görevlilerce oluşturulan uygulama noktasında durdurulduğu, yapılan aramalarda sanıkların üzerlerinde ve araçta ele geçirilen uyuşturucu maddelerin miktarı ve ele geçiriliş biçimine göre kullanma dışında bir amaç için bulundurduklarına ilişkin, kuşku sınırlarını aşan yeterli ve kesin delil bulunmadığı aşamada, M.'ın, üzerinde ele geçirilen esrarı sanıktan kullanmak için aldığını belirtmesi üzerine, sanığın da bu maddeyi kendisinin verdiğini söylediği, böylelikle, suçunun ortaya çıkmasına hizmet ve yardım ettiğinin anlaşılması karşısında; hakkında TCK’nın 192. maddesinin 3. fıkrasında öngörülen etkin pişmanlık hükmünün uygulanıp uygulanmayacağı hususunun tartışılması gerekirken, bu hususta, Anayasa'nın 141, CMK'nın 34, 230 ve 289/1-g maddelerine aykırı şekilde gerekçe gösterilmeksizin hüküm kurulması,
Kanuna aykırı, sanık müdafiinin istinaf itirazı bu nedenle yerinde olduğundan CMK'nın 280. Maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi gereğince hükmün BOZULMASINA,
Dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 30.12.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)