(5237 S. K. m. 43, 52, 62, 188) (5271 S. K. m. 289)
Dosya incelendi. Gereği görüşülüp düşünüldü:
Yargılama sürecindeki işlemlerin yasaya uygun olarak yapıldığı, delillerin gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç tipi ile yaptırımların aşağıda belirtilenler dışında doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, yerinde görülmeyen diğer istinaf itirazlarının reddine, ancak;
İncelenen dosyada;
Sanıklar S. T. ve T. T. hakkında, 02.02.2015 tarihli eylemleri nedeni ile 17.03.2015 tarihli iddianame ile istinaf incelemesine konu bu dava açılmıştır.
Sanıklar S. T. ve T. T. hakkında, 25.07.2014 tarihli eylemleri nedeni ile T. hakkında 09.03.2015, S. hakkında 15.04.2015 tarihli iddianameler ile açılan davalara ilişkin olarak yapılan yargılama sonucunda, Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 16.12.2015 tarihli, 2015/121-499 E-K sayılı kararı ile sanıklar T. ve S. hakkında TCK 188/3-4, 62 maddeleri uyarınca 12 yıl 6 ay hapis ve 100 TL adli para cezasına cezalandırılmalarına karar vermiş olup, Yargıtay 20. Ceza Dairesi'nin 2016/1051 esas sırasında inceleme için beklediği anlaşılan dosyada, sanıklar hakkındaki hükümler kesinleşmemiştir.
Sanık T. Turhan hakkında, 20.02.2015 tarihli eylemi nedeni ile 03.03.2015 tarihli iddianame ile açılan davaya ilişkin olarak yapılan yargılama sonucunda, Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 02.07.2015 tarihli, 2015/137-232 E-K sayılı kararı ile sanık T. hakkında TCK 188/3-4 maddeleri uyarınca 15 yıl hapis ve 1800 TL adli para cezasına cezalandırılmasına karar vermiş olup, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 10-2015/3299113 tebliğname numarasında inceleme için beklediği anlaşılan dosyada, sanık hakkındaki hüküm kesinleşmemiştir.
Sanık T. hakkında 02.02.2015 tarihli eylemi nedeni ile 17.03.2015 tarihinde, 25.07.2014 tarihli eylemi nedeni ile 09.03.2015 tarihinde, 20.02.2015 tarihli eylemi nedeni ile 03.03.2015 tarihinde, yani 25.07.2014, 02.02.2015 ve 20.02.2015 tarihli eylemlerinden sonra iddianamelerin düzenlendiği, bu hali ile hukuki kesintinin bulunmadığı,
Sanık S. hakkında 02.02.2015 tarihli eylemi nedeni ile 17.03.2015 tarihinde, 25.07.2014 tarihli eylemi nedeni ile 15.04.2015 tarihinde, yani 25.07.2014 ve 02.02.2015 tarihli eylemlerinden sonra iddianamelerin düzenlendiği, bu hali ile hukuki kesintinin bulunmadığı, anlaşılmaktadır.
Mahkeme, sanıklar T. ve S.'in TCK 188/3, 188/4-a, 43/1 (Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 16.12.2015 tarihli, 2015/121-499 E-K sayılı kararına konu eylemin sanıklar açısından zincirleme suç olduğu kabul edilerek), 62, 52/2 maddeleri uyarınca 15 yıl 7 ay 15 gün hapis ve 6 gün karşılığı 120 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına, Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 16.12.2015 tarihli, 2015/121-499 E-K sayılı karır ile verilen 12 yıl 6 ay hapis ve 100 TL adli para cezasının, hükmolunan 15 yıl 7 ay 15 gün hapis ve 120 TL adli para cezasından mahsubu ile 3 yıl 1 ay 15 gün hapis ve 20 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına, sanıkların eylemleri ile Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2015/137 esas sayılı dosyasındaki eylemleri arasında hukuki kesinti bulunmadığından, karardan bir suretin gereğinin takdiri için ilgili dosyaya gönderilmesine (Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2015/137 esas sayılı dosyasında 02.07.2015 tarihinde karar verilmiş olup, bu dosya sadece sanık T. hakkındadır) karar vermiştir.
1-Sanıklar S. ve T. hakkında, TCK'nın 43/1. maddesine esas alınan ve zincirleme suç olduğu kabul edilen Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 16.12.2015 tarihli, 2015/121-499 E-K sayılı kararı, henüz kesinleşmemiş olup, Yargıtay 20. Ceza Dairesi'nin 2016/1051 esas sırasında inceleme için beklediği UYAP sisteminden yapılan sorgulamada anlaşılmaktadır.
2-Sanık T. hakkında, 20.02.2015 tarihli eylemi nedeni ile 03.03.2015 tarihli iddianame ile açılan ve Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 02.07.2015 tarihli, 2015/137-232 E-K sayılı kararı ile TCK 188/3-4 maddeleri uyarınca 15 yıl hapis ve 1800 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilen eylem yönünden, mahkemece yapılan değerlendirmede hukuki kesinti bulunmadığı ve zincirleme suç hükümlerinin dosyaların birleştirilememesi nedeniyle uygulanamadığı belirtilerek, karardan bir suretin Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2015/137 esas sayılı dosyasına bilgi mahiyetinde eklenmesine karar verilmiş olup, bahsi geçen dosyada 02.07.2015 tarihinde, incelemeye konu bu dosyadan önce karar verildiği gözetilmemiştir. Bu dosyanın da kesinleşmediği ve UYAP sisteminden yapılan sorgulamada Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 10-2015/3299113 tebliğname numarasında inceleme için beklediği anlaşılmaktadır.
Sanık T. hakkında TCK'nın 43/1. maddesinin uygulanmasına esas alınan ve hükmolunan cezadan mahsubuna karar verilen, Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 16.12.2015 tarihli, 2015/121-499 E-K sayılı kararı ile sanıklar T. hakkında TCK 188/3-4, 62 maddeleri uyarınca hükmolunan 12 yıl 6 ay hapis ve 100 TL adli para cezası da kesinleşmemiştir.
Aynı şekilde; TCK'nın 43/1. maddesinin uygulanması gerektiği mahkemece de kabul edilen, Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 02.07.2015 tarihli, 2015/137-232 E-K sayılı kararı ile TCK 188/3-4 maddeleri uyarınca sanık T. hakkında hükmolunan 15 yıl hapis ve 1800 TL adli para cezası da kesinleşmemiştir. Üstelik ceza miktarı bakımından Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2015/137-232 E-K sayılı kararı ile verilen ceza miktarının fazlalığı da gözetilmemiştir. Bu hali ile de Mahkemenin mahsuba ilişkin uygulaması kendi içerisinde de çelişki arz etmektedir.
Mahkemenin uygulaması doğru kabul edilecek olursa; bu cezanın mahsup edilmesi ve sanık T. hakkında 3 yıl 1 ay 15 gün hapis değil, 7 ay 15 gün hapis cezasına hükmolunması gerekirdi.
Sonuç olarak;
Bir suçun işlenmesinden sonra arada hukukî kesinti olmadan ikinci suçun (ve devamı suçların) işlendiği, sanık hakkında bu nedenle zincirleme suçun söz konusu olabileceği değerlendirilen ve her suç için ayrı iddianame ile dava açıldığı anlaşılan durumlarda;
1-Suça konu olaylara ilişkin davalardan biri hakkında hüküm verilmiş ve kesinleşmiş, diğer dava derdest ise, kesinleşen dosyanın derdest dosya içine konması, tüm deliller birlikte değerlendirilerek, sanığın fiillerinin iki ayrı suç veya zincirleme suç oluşturup oluşturmadığının tartışılması, zincirleme suçun söz konusu olduğunun saptanması durumunda, suçlardan en ağır sonuç doğuran suç esas alınarak belirlenecek cezanın, zincirleme suç nedeniyle TCK'nın 43. maddesi gereğince artırılması ve böylece bulunacak sonuç cezanın, kesinleşen hükümdeki sonuç cezadan “fazla olması halinde” aradaki fark kadar “ek cezaya hükmolunması”, aksi halde “ek ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi” ,
2-a) Suça konu olaylara ilişkin tüm davalar derdest ve henüz hiçbir davada hüküm verilmemiş ise bu davalara konu eylemlerin iki ayrı suç mu yoksa zincirleme suç mu oluşturduklarının değerlendirilebilmesi ve tespiti bakımından davaların birleştirilerek, yargılamaya devam ile hüküm kurulması, birleştirmeye muvafakat verilmemesi ve birleştirme önerisinin reddedilmesi durumunda, mahkemece mevcut dosyalardaki bilgiler doğrultusunda değerlendirme yapılarak hüküm kurulması ve derdest olan diğer dava dosyasında değerlendirme yapılmasına olanak sağlaması bakımından verilen hükmün bir örneğinin diğer dava dosyasına gönderilmesi suretiyle, hüküm sonucuna dair diğer dosyanın bulunduğu mahkemenin bilgilendirilmesi,
b) Suça konu olaylara ilişkin tüm davalar derdest ancak hakkında karar verilmiş (istinaf ve temyiz incelemesinde bekleyen dosyalar da derdest dosya niteliğindedir) dosyalar var ise bu davalara konu eylemlerin iki ayrı suç mu yoksa zincirleme suç mu oluşturduklarının değerlendirilebilmesi ve tespiti bakımından, hakkında daha önce karar verilmiş bulunan dosyaların sonucunun bekletici mesele yapılması, bu dosyalar hakkında bozma kararı verilirse, bu davanın sözü edilen davalar ile birleştirilmesi, hükümlerin kesinleşmiş olması durumunda ise dosyaların bu dosya içine konması, tüm deliller birlikte değerlendirilerek, sonucuna göre sanığın hukukî durumunun belirlenmesi gereklidir.
Mahkeme, sanıklar hakkında TCK'nın 43/1. maddesinin uygulanması bakımından, daha önce karara bağlandığı anlaşılan, kendisine ait 16.12.2015 tarihli, 2015/121-499 E-K sayılı, sanıklar S. ve T. hakkında verilen ve kesinleşmemiş kararı, aynı şekilde Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 02.07.2015 tarihli, 2015/137-232 E-K sayılı sanık T. hakkında verilen ve kesinleşmemiş kararı, zincirleme suç hükümleri ve mahsup işlemleri yönünden hükme esas almış olup, hakkında daha önce karar verilmiş bulunan dosyaların sonucunun bekletici mesele yapılması, bu dosyalar hakkında bozma kararı verilirse, bu davanın sözü edilen davalar ile birleştirilmesi, hükümlerin kesinleşmiş olması durumunda ise dosyaların bu dosya içine konması, tüm deliller birlikte değerlendirilerek, sonucuna göre sanıkların hukukî durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik araştırma ile henüz kesinleşmediği ve hüküm tarihinden önce karar verildiği anlaşılan davalar TCK'nın 43/1. maddesinin uygulanması ve mahsup işlemleri bakımından hükme esas alınarak, dosya kapsamına uygun, yasal, yeterli ve geçerli bir gerekçeye dayanılmadan, sanık T. yönünden 25.07.2014, 02.02.2015 ve 20.02.2015 tarihli eylemlerinin zincirleme suç oluşturduğu kabul edilmesine rağmen, 25.07.2014 ve 02.02.2015 tarihli eylemleri nedeni ile zincirleme suç hükümlerinin değerlendirilip, 20.02.2015 tarihli eylemi nedeni ile mahkemesine bildirimde bulunulmasına karar verilmesi nedeniyle çelişkili gerekçe ile hüküm kurulması suretiyle, CMK'nın 289/1-(g) bendine aykırı hareket edilmesi,
Kanuna aykırı, sanık S. ve müdafii ile sanık T.'nın istinaf itirazları bu nedenle yerinde olduğundan hükmün BOZULMASINA,
CMK'nın 280. maddesinin 1-b bendi uyarınca, dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 13.01.2017 tarihinde oy birliği ile karar verildi. (¤¤)