(AİHS. m. 6) (2709 S. K. m. 36, 90) (5271 S. K. m. 272, 280, 285) (5235 S. K. m. 37) (5237 S. K. m. 43, 58) (YCGK. 08.04.2014 T. 2013/7-591 E.2014/171 K.)
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçeiçeriğine göre dosya incelendi.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
A) Uyap kayıtlarında yapılan incelemeden; sanıklardan H. Ş. hakkında 15/08/2018 tarihinde işlediği iddia edilen bir başka uyuşturucu madde ticareti suçundan dolayı Suruç C.Başsavcılığının 2019/1119 esas sayılı soruşturma dosyasının bulunduğu, istinaf incelemesine esas dosyada suç tarihinin 24/09/2018 olması nedeniyle hukuki kesintinin Ş.Urfa C.Başsavcılığının 09/11/2018 tarihli iddianamesi ile oluştuğu, dolayısıyla her iki suçun da hukuki kesinti oluşmadan işlendiği, soruşturma aşamasında birleştirme kararı verilmediği, anılan soruşturmanın halen derdest olduğu anlaşılmıştır.
Bölge Adliye Mahkemelerinin inceleme ve kovuşturma usulleri ile istinaf kanun yolunun ceza yargılamasına ilişkin başvuru şartlarını düzenleyen CMK'nun 272-285. maddeleri ile 5235 sayılı Kanun'un 37. maddesi uyarınca; istinaf yasa yolunun ilk derece mahkemesi kararını maddi ve hukuki yönünü denetlemesi bakımından “ikinci derece” bir kanun yolu olması, anılan Kanun'un 272/1 maddesinde yer alan "ilk derece mahkemelerince verilen hükümlere karşı istinaf yasayoluna başvurulabileceği" şeklinde düzenleme karşısındaBölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairelerinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla yargılama yapma görevinin bulunmaması, bu bağlamda ilk derece mahkemesinde derdest olan dosyalarınbulunduğu hal üzerinden, istinaf incelemesi yapılan dosya ile birleştirmesine mahkemeler arasındaki derece farklılığı, UYAP sisteminde gerekli ekranların mevcut olmaması, 25.03.2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 10.03.2016 tarih ve 6684 sayılı Kanun'la onaylanan 11 No’lu Protokol ile Değişik İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşme’ye Ek 7 No’lu Protokol'ün "Cezai Konularda Temyiz Hakkı" başlıklı 2. maddesinde yer alan "kural olarak herkes aleyhine verilen mahkumiyetin veya hükmolunan cezanın yüksek bir mahkeme tarafından yeniden incelenmesini sağlama hakkına sahiptir" şeklindeki düzenleme doğrultusunda, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 90.maddesi gereğince iç hukukumuzun bir parçası haline gelen Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinin 1. fıkrası ile Anayasa'nın 36. maddesi uyarınca güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün bir unsuru olan "mahkemeye erişim" hakkının sadece ilk derece mahkemesine dava açma hakkını değil üst mahkemelere başvurma hakkını da içermesi karşısında; Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 16.05.2017 tarih ve 2015/398 Esas, 2017/272 Karar sayılı kararı ile 08.04.2014 tarih ve 2013/7-591 Esas, 2014/171 Karar sayılı kararında ayrıntıları belirtildiği gibi; mahkemelerce görülmekte olan davalar arasında bağlantıbulunduğu tespit edildiğinde, eylemlerin ayrı ayrı suçları mı, yoksa zincirleme suçu mu oluşturduğu hususunda isabetli bir değerlendirme yapılabilmesi için davaların birlikte görülmesi ve delillerin bir bütünlük içinde değerlendirilerek, eylemlerin ayrı ayrı suçları mı, yoksa zincirleme suçu mu oluşturduğunun tartışılmasında zorunluluk bulunması karşısında; suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesindeki özellikler, fiillerin işleniş yer ve zamanı, fiiller arasında geçen süre, hareketin yöneldiği maddi konunun niteliği, olayların oluş ve gelişimi ile dış dünyaya yansıyan diğer tüm özellikler ve hukuki kesinti bulunup bulunmadığı hususları birlikte değerlendirilip, sanığın istinaf incelemesine konu bu dosyadaki eylemi ile UYAP kayıtlarında yer alan aynı nitelikteki diğer eylemini bir suç işleme kararının icrası kapsamında gerçekleştirip gerçekleştirmediği ve tüm eylemler yönünden hakkında TCK'nun 43. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı hususlarının tartışılarak belirlenmesi bakımından Suruç C.Başsavcılığının 2019/1119 esas sayılı soruşturma dosyasının onaylı bir örneğinin temini ile suç tekliği-çokluğu ya da zincirleme suç hükümleri tartışılarak, her iki olaya konu suçların bir suç işleme kararının icrası kapsamında işlenip işlenmediğinin ve buna bağlı olarak suçların zincirleme suç oluşturup oluşturmadığının belirlenmesi, eylemlerin zincirleme suç oluşturduğunun saptanması halinde, soruşturma sonucunun beklenmesi, kamu davası açıldığı takdirde dosyaların birleştirilmesi, kamu davası açılmadığı takdirde kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın ve soruşturma dosyasının son haliyle birlikte denetime elverişli şekilde onaylı örneği getirilerek dava dosyası arasına konulması, sanığın hukuki durumunun yapılacak soruşturmanın akıbetine göre belirlenmesi gerektiği gözetilmeksizin, eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
B) Kabule göre de;
1-Sanıkların aşamalarda uyuşturucu maddelerin bir kısmının (H.'in üzerinden çıkanlar haricidekiler) ele geçirildiği evle ilgilerinin olmadığını belirttikleri, bu bağlamda, sanıklardan H. Y.isimli arkadaşından evin yedek anahtarını aldığını ve burada geçici kaldığını evdeki uyuşturucuların kendisine ait olmadığını" sanık S. ise: "bu eve yolda görüp aracına aldığı diğer sanığın isteği ile ilk defa geldiğini, uyuşturucu maddelere vakıf olmadığını" savunduğu, nitekim H.'den farklı olarak, yakalama esnasında sanık S.'in üzerinde ikametin anahtarı ya da bu yerle irtibatını ortaya koyan herhangi bir delilin ele geçmemesi karşısında, bahsi geçen konutun asıl mülkiyet sahibi dinlenerek, burayı sanığa/sanıklara kiraya verip vermediği, sanığa/sanıklara kiralamadıysa kime kiraladığının sorulması, varsa kira sözleşmesinin bir suretinin temini ile dosyaya konulması; apartman yöneticisi, kapıcı, komşular ya da mahalle muhtarından sanıklara ait teşhise elverişli fotoğraflar da gösterilmek, ayrıca gerekirse muhtarlık, elektrik, su, telefon abonelik kayıtlarından araştırılmak suretiyle, belirtilen ikamette kimin/kimlerin yaşadığının kesin olarak belirlenmesi için kapsamlı bir zabıta tahkikatı yapılması gerektiği gözetilmeden, kolluk görevlilerinin kişisel tahminlerine dayanan, ikametin her iki sanığa (özellikle sanık S.'e) ait olduğu şeklindeki öngörüsüne dayanılarak hüküm kurulması,
2-Sanık H. hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması bakımından; sanık H.'in, uyuşturucu maddelerin bir kısmının ele geçirildiği evin asıl sahipleri olarak adını verdiği Y. Ç.ve R. B.ile yine sanık H.'in üzerinde ele geçen uyuşturucu maddeyi kendisinden satın aldığını söylediği 054695076.. numaralı hattı kullanan İ. Y. isimli kişilerle ilgili olarak araştırma yapılması, sanıkla bağlantısını ortaya koyan iletişim kayıtlarının getirilmesi, gerektiğinde suç duyurusunda bulunularak ve yapılacak soruşturma sonucu makul bir süre beklenip, kamu davası açılması halinde dosyaların birleştirilmesi, aksi halide soruşturma dosyasının denetime elverişli bir örneğinin temini ile sanığın hukuki durumunun buna göre tayini gerektiğinin gözetilmemesi,
3- Sanık H.'in tekerrüre esas alınan ilamının uyarlama yargılamasına ilişkin olduğu, sanığın bu ilamdan dolayı 4616 sayılı yasa hükümlerine göre 06/04/2012 tarihinde bihakkın tahliye olduğu, bu durumda kanunda belirtilen süre açısından yasal koşulların oluşmaması nedeniyle sanık hakkında TCK'nın 58/6 maddesinin uygulanamayacağının gözetilmemesi,
4- Sanık S.'in üzerinde ele geçen 4.200-TL paranın suçtan elde edildiğine dair delillerin nelerden ibaret olduğu gösterilmeksizin, yasal ve yeterli olmayan gerekçeyle müsaderesine karar verilmesi,
Hukuka aykırı, sanıklar müdafileri ve sanık H.'in istinaf nedenleri bu itibarla yerinde görülmekle, hükmün 11 No’lu Protokol ile Değişik İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşme’ye Ek 7 No’lu Protokol'ünün 2., Türkiye Cumhuriyeti Anayasa'nın 90/son, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 280/1-d maddeleri uyarınca BOZULMASINA, Hükmolunan cezanın süresi, tutuklulukta geçensüre ve tutuklama koşullarında bir değişiklik bulunmamasına göre sanığın tutukluluk halinin devamına,
Dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 02.05.2019 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)