Yargılama yapmaya ve hüküm kurmaya yetkili Dairemiz tarafından yukarıda açık kimlik, adres ve atılı suçu yazılı sanık hakkında yapılan açık duruşma ve yargılama sonunda:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı 21/04/2017 tarih ve 2017/5575 Esas sayılı iddianamesinde özetle; şüpheli M. İZ' in Diyarbakır 9. Asliye Ceza Mahkemesince hakkında hükmedilen 5 ay hapis cezasını Diyarbakır Açık Ceza İnfaz Kurumunda infaz etmekte iken suç tarihinde firar ettiği, şüpheli hakkında İlamat ve İnfaz Bürosunca çıkarılan yakalama kararı doğrultusunda aramasının devam ettiği, firari olması nedeniyle savunmasının tespit edilemediği, bu şekilde şüphelinin üzerine atılı firar suçunu işlediği anlaşılmakla eylemine uyan TCK'nun 292/1, 53, 58 maddeleri gereğince cezalandırılmasına karar verilmesini kamu adına talep etmiştir.
İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama sırasında:
Sanık savunmasında; "04/04/2017 de firar ettim, yaklaşık 15 gün sonra yakalandım, sıkıntılarım vardı, annem yok, babam kan kanseri hastası idi, ona bakmak için firar ettim, 15 gün boyunca babamın yanında idim, alacağım cezaları bilmeme rağmen babam ağırlaştığı için kaçmak zorunda kaldım, üzerime atılı suçlamayı bu şekilde kabul ediyorum, Beraatimi talep ederim. Mahkeme aksi kanaatte olursa hakkımda CMK'nun 231. maddesi gereğince HAGB uygulanmasını kabul ederim, Sorgu ve savunmam bundan ibarettir" şeklinde savunma yapmıştır.
Yapılan yargılama sonucunda ilk derece mahkemesince; 15/05/2018 tarih 2017/856 Esas ve 2018/118 Sayılı karar ile; sanığın hükümlü veya tutuklunun kaçması suçundan TCK'nun 292/1 maddesi uyarınca 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, karara karşı sanığın istinaf isteminde bulunduğu görülmüştür.
Yapılan ön incelemede; sanığın istinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından istinaf istemi incelenmiş ve Dairemizin 22/01/2020 tarihli kararı ile 5271 Sayılı CMK'nun 280/1-g maddesi gereğince davanın yeniden görülmesine ve duruşma hazırlığı işlemlerine başlanmasına karar verilmiştir.
Dairemiz tarafından duruşmalı yapılan yargılamada:
İddia makamı esas hakkındaki mütalaasında: "Kamu davasının yapılan yargılaması sonunda sanığın Diyarbakır Açık Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak cezasını infaz etmekteyken 04/04/2017 tarihinde firar ettiği, 19/04/2017 tarihinde yakalandığı anlaşılmakla eylemine uyan TCK'nun 292/1, 53, 58 maddeleri gereğince cezalandırılmasına karar verilmesini" kamu adına talep ve mütalaa etmiştir.
GEREKÇE:
Sanığın savunmaları, tutanaklar, nüfus ve adli sicil kayıtları ile tüm dosya kapsamına göre;
Sanığın hapis cezasını infaz etmek üzere bulunduğu Açık Ceza İnfaz Kurumundan 04/04/2017 tarihinde firar ettiği, ilk derece mahkemesince alınan savunmasında firar ettiğini kabul ettiği ancak 15 gün sonra yakalandığını iddia ettiği, UYAP kayıtlarına göre sanığın 04/04/2017 tarihinde firar ettikten sonra 19/04/2017 tarihinde tekrar ceza infaz kurumuna girdiği, bu durumun sanığın savunmasını doğruladığı, sanığın üzerine atılı suçun bu şekilde sübuta erdiği anlaşılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi'nin sanık hakkında hükümlü veya tutuklunun kaçması suçundan kurulan hükmü incelendiğinde; temel cezanın 8 ay hapis cezası şeklinde belirlendiği anlaşılmıştır.
Temel cezasının belirlenmesine ilişkin ilkeler 5237 Sayılı TCK'nın 61/1. maddesinde;
A-)Hakim somut olayda;
1-)Suçun işleniş biçimi,
2-)Suçun işlenmesinde kullanılan araçlar,
3-)Suçun işlendiği zaman ve yer,
4-)Suçun konusunun önem ve değeri,
5-)Meydana gelen zarar ile tehlikenin ağırlığı
6-)Failin kasıt veya taksire dayalı kusurunun ağırlığı,
7-)Failin güttüğü amaç ve saik,
Göz önünde bulundurularak ''işlenen suçun kanuni tanımında öngörülen cezanın alt ve üst sınırı oranında temel cezayı belirler'' şeklinde düzenlenmiştir.
5237 Sayılı TCK'nın ''adalet ve kanun önünde eşitlik ilkesi'' başlıklı 3. maddesinin 1. fıkrasındaki ''suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbiri hükmolunur'' biçimindeki düzenleme ile de; işlenen fiil ile hükmolunan ceza ve güvenlik tedbiri arasında ''orantı'' bulunması gerektiğini vurgulamıştır.
Kanun koyucu cezaların kişiselleştirilmesinin sağlanması bakımından hakime, olayın özelliği ve işlenen fiilin ağırlığı ile orantılı bir şekilde gerekçesini göstererek iki sınır arasında temel ceza belirlenerek yetki ve görevi yüklemiştir.
Hal böyle olunca; Hakim temel cezayı belirlerken, dayandığı gerekçe TCK'nın 61/1.maddesine uygun olarak dosyaya yansıyan bilgi ve belgeleri isabetli değerlendirdiğini gösterir biçimde kanuni ve yeterli olmalıdır.
Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında sanığın 04/04/2017 ila 19/04/2017 tarihleri arasında firarda kaldığı anlaşıldığından sanığın firar ettiği tarihle yakalandığı tarih arasında geçen zaman göz önünde bulundurulduğunda temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak 8 ay şeklinde belirlenmesinin, adalet, hak ve nesafet kuralları ile 5237 Sayılı TCK'nın 3/1. maddesinde düzenlenen “orantılılık” ilkesiyle bağdaşmadığı kanaatine varılarak, Dairemizce duruşma açılmasına karar verilmiş ve yapılan duruşmalı inceleme sonucunda temel cezanın, suçun işleniş biçimi, suçun işlendiği zaman ve yer, suçun konusunun önemi ve değeri, meydana gelen tehlikenin ağırlığı, kaçtığı süre gözetilerek alt sınırdan tayini yoluna gidilmiştir.
SONUÇ: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Diyarbakır 12. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 15/05/2018 tarih, 2017/856 esas, 2018/118 karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA ve sanık hakkında aşağıdaki şekilde yeniden hüküm kurulmasına,
Sanığın üzerine atılı hükümlü veya tutuklunun kaçması suçunu işlediği anlaşıldığından bu suçtan dolayı eylemine uyan TCK'nun 292/1 maddesi gereğince suçun işleniş biçimi, suçun işlendiği zaman ve yer, meydana gelen tehlikenin ağırlığı göz önüne alındığında taktiren alt sınırdan hareket etmek suretiyle 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına,
Sanığın 04/04/2017 tarihinde firar ettikten sonra 19/04/2017 tarihinde yakalandığı anlaşıldığından TCK'nun 293/1 maddesinin uygulanmasına yer olmadığına,
Sanığın çok sayıda sabıka kaydının bulunmasına rağmen suç işlemeye devam ettiği anlaşıldığından, cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri gözetilerek TCK'nun 62/1 maddesinin uygulanmasına takdiren yer olmadığına,
Sanığın cezasından başkaca artırım veya indirim yapılmasına takdiren yer olmadığına,
Sanığa verilen kısa süreli hapis cezasının sanığın sabıkalı kişiliği, sosyal ve ekonomik durumu dikkate alınarak TCK'nun 50 maddesinde yazılı seçenek yaptırımlara çevrilmesine takdiren yer olmadığına,
Hapis cezasına mahkumiyetin yasal sonucu olarak Anayasa Mahkemesi'nin 08/10/2015 tarih ve 2014/140-2015/85 Sayılı iptal kararı da gözetilerek sanık hakkında TCK'nun 53/1-2-3 maddesinin uygulanmasına,
Sanığın sabıka kaydına göre tekerrüre de esas oluşturacak şekilde kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkumiyeti bulunduğundan CMK'nun 231 maddesinde yazılı hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanmasına yer olmadığına,
Sanığın sabıka kaydına göre tekerrüre de esas oluşturacak şekilde kasıtlı suçtan dolayı 3 aydan fazla hapis cezasına mahkumiyeti bulunduğundan hakkında TCK'nun 51 maddesinde yazılı erteleme hükümlerinin uygulanmasına yer olmadığına,
Sanığın Diyarbakır 9. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2016/237 Esas, 2017/24 Karar sayılı ilamı ile hükümlü veya tutuklunun kaçması suçundan hükmolunan 5 ay hapis cezası nedeniyle mükerrir olduğu ve bu ilamda da mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verildiği anlaşıldığından TCK'nun 58. maddesi uyarınca sanık hakkında İKİNCİ KEZ mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına,
İlk derece mahkemesince yapılan kovuşturma aşamasında sarf edilen 1 adet davetiye gideri 14 TL, 6183 Sayılı Kanun'un 106 maddesi uyarınca terkin edilmesi gereken miktarın altında kaldığından Devlet Hazinesi üzerinde bırakılmasına, İlk Derece Mahkemesi hükmünün sanık lehine istinaf edilmesi ve sanık lehine duruşma açılması nedeniyle bu aşamalarda yapılan yargılama giderlerinin CMK'nun 330 maddesi uyarınca Devlet Hazinesi üzerinde bırakılmasına,
Dair, sanığın yokluğunda, Cumhuriyet Savcısı ...... (36036) huzuru ile mütalaaya uygun, CMK'nun 286/2-b maddesi uyarınca KESİN olmak üzere açık duruşmada oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 04.03.2020 (¤¤)