Yargılama yapmaya ve hüküm kurmaya yetkili Dairemiz tarafından yukarıda açık kimlik, adres ve atılı suçu yazılı sanıklar hakkında yapılan açık duruşma ve yargılama sonunda:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığı 27/04/2018 tarih ve 2018/8240 Esas sayılı iddianamesi ile; Şüphelilerin olay tarihinde geceleyin muayyen saatlerde sürücülüğünü şüpheli H.'ın yaptığı motosiklet ile yolda yürümekte olan müştekinin arkasına yanaştıkları ve şüpheli S.'ın müştekinin sırtına yumruk attığı, akabinde şüpheli S.'ın motosikletten indiği ve müştekinin karnına bıçak dayadığı ve müştekinin cebinde bulunan 100TL para ile Sony marka cep telefonunu aldığı, akabinde şüphelilerin birlikte kaçtıkları, dosya içerisinde bulunan teşhis tutanağından anlaşıldığı üzere şüpheli S.'ın müşteki tarafından net olarak teşhis edildiği, şüphelilerin benzer şekilde başka yağma olayından yakalanmaları, teşhis tutanağı ve dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde şüphelilerin savunmalarının suçtan kurtulmaya yönelik olduğu, böylelikle şüpheliler haklarında atılı suçtan kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşturan delil elde edildiği anlaşılmakla, sanığın eylemlerine uyan TCK'nun 149/1-a-c-h, 53, 63 maddeleri gereğince cezalandırılmasına karar verilmesini kamu adına talep etmiştir.
İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama sırasında:
Sanık .... savunmasında: "İddianamede anlatılan ve tarafıma yüklenen suçlamayı anladım. Olay tarihinin olduğu dönemde açık ceza infaz kurumundan firar etmiştim, ağabeyim olan .... bir olaydan dolayı vurulmuştu ve onunda kesilmiş cezası vardı, bir gün gece evde bulunur iken babamızın bizi ihbar etmesi üzerine polisler eve geldi ve evden bizi olarak yakalamamız olduğu için hakkımızda adli işlem uyguladılar, karakolda ise polisler nerede faili meçhul olay var ise bizim üzerimize yıktı, hatta ben karakolda iken teşhis odasında iken bir polis memuru babama hangisini tutuklatayım A. ağabey diye sorduğunda babamda cevaben küçüğü yolla girsin içeri yatsın şeklinde sözler söylediğini bizzat ben duydum, belirttiğim üzere ben söz konusu eylemi gerçekleştirmedim, savcılık ifademde üzerime birden fazla olay yıktıkları için ağabeyimin aleyhine o şekilde beyanda bulundum, benim şuan vermiş olduğum ifadem geçerlidir, savunmam bundan ibarettir, katılma talebi olursa takdir mahkemenindir, hakkımda şikayetten vazgeçme olursa kabul ediyorum." şeklinde savunma yapmıştır.
Sanık .... Savunmasında: "İddianamede anlatılan ve tarafıma yüklenen suçlamayı anladım. Olay tarihinin olduğu dönemde benim kesinleşmiş cezam bulunmaktaydı bundan dolayı babam beni ihbar etmişti ve yakalanarak cezaevine gönderildim, polisler ise geçmişimize bakarak ne kadar yakalanmayan dosya var ise üzerimize yıkmışlardır, ben iddianamede belirtilen suçu kesinlikle işlemedim, şuan huzurda bulunan müştekiyi daha önce hiç görmedim, ilk defa burada görüyorum, kardeşim olan ....'un aleyhimde vermiş olduğu ifadeyi kabul etmiyorum, benim Y. isminde arkadaşım da yoktur, savunmam bundan ibarettir, katılma talebi olursa takdir mahkemenindir, hakkımda şikayetten vazgeçme olursa kabul ediyorum." şeklinde savunmada yapmıştır.
Müşteki B. Y. beyanında: ''İddianame içeriğini anladım. Olay günü işten çıkmış eve gidiyordum saat 20:30-21:00 sıralarında birden bir motosiklet yanımda durdu, birisi sırt kısmıma yumruk attı, bir şahıs motosikletten indi, elindeki bıçağı sol karın kısmıma dayadı ve ceplerimi kontrol etti ve cebimde bulunan 100 TL para ile cep telefonumu aldı, diğer şahıs motosikletin başındaydı ve kendisinin de silahla doldur boşalt yapma sesini duydum, cep telefonum ve 100 TL paramı alan şahıs motosikletin arkasına bindi ve uzaklaştılar, motosiklet kırmızı renkli idi ancak plakası bulunmuyordu, iki şahsın kafasında da kask bulunmuyordu, bu eylemi gerçekleştiren şahıslar şuan huzurda bulunan iki sanıktı, motosikletten inerek bıçak çekip cebimde bulunan cep telefonu ve paramı alan şahıs şuan huzurda bulunan .... isimli şahıstı, motosikleti kullanan kişi ise şuan huzurda bulunan ve gözlüklü olan sanık H. Bozkurt idi, bundan eminim, olaydan sonra benim zararım karşılanmadı, bu olay nedeniyle toplam 2.600 TL zararım oluşmuştur...'' şeklinde beyanda bulunmuştur.
Yapılan yargılama sonucunda ilk derece mahkemesince; 29/11/2018 tarih 2018/487 Esas 2018/287 Karar sayılı karar ile; sanıklar hakkında nitelikli yağma suçundan TCK'nun 149/1-a-c-h, 53, 63 maddeleri uyarınca ayrı ayrı beraat kararı verilmiş, karara karşı o yer Cumhuriyet savcısının istinaf isteminde bulunduğu görülmüştür.
Yapılan ön incelemede; o yer Cumhuriyet savcısının istinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından istinaf istemleri incelenmiş ve Dairemizin 05/03/2020 tarihli kararı ile 5271 Sayılı CMK'nun 280/1-g maddesi gereğince davanın yeniden görülmesine ve duruşma hazırlığı işlemlerine başlanmasına karar verilmiştir.
Dairemiz tarafından duruşmalı yapılan yargılamada:
Sanık .... savunmasında : "Yüklenen suçu kabul etmiyorum, 2018'in 2. Ayında açık cezaevinde hükümlüydüm, ağabeyimin vurulması üzerine firar ettim, amacım ağabeyimi vuranların peşine düşmekti, 200 TL'ye otomatik pompalı tüfek satın aldım, babam benim başıma herhangi bir olay gelmemesi için bu doğrultuda beni engellemek için beni gasp bürosuna yakalattı, polisler kapıyı çaldılar ismimi sordular, ismimi söyleyince seninle bir işimiz yok dediler, ben olaya herhangi bir şekilde karışmadım, emniyette polisler beni babam beni teslim ettiler firar dışında başka bir suçu yok nerede gezerse yakalansın dediler, ne kadar bulamadıkları faili meçhul olay varsa benim üzerime yıktılar, emniyette beni teşhise koydular ne olduğunu sorduğumda polisler senlik bir olay yok yanına 3-4 kişi koyacağız mağdurun kimi teşhis ettiğine bakacağız dediler, benim olayla herhangi bir ilgim bulunmamaktadır" şeklinde savunma yapmıştır.
Sanık ....savunmasında:"Atılı suçlamayı kabul etmiyorum, ben motosiklet kullanamam, ayrıca o tarihte 7-8 yerimden vurulmuştum, ilgili yargılama devam etmektedir, mağdurun beni teşhis etmesinin sebebi zararının karşılanması isteğidir, bu hususları mahkemede de söyledim, olay yerinde değildim, suçu işlemediğim için karşı tarafında zararını karşılamak istemiyorum, olay yerinde herhangi bir kamera kaydı bu doğrultuda cezalandırılmaya yeterli bir delil de bulunmamaktadır, beni teşhis etmesinin sebebi canının yanmış olmasıdır." şeklinde savunma yapmıştır.
Sanık .... müdafii beyanında: Mütalaaya katılmıyoruz, ilk derece mahkemesinde ve huzurdaki savunmaları tekrar ediyoruz, orada da beyanda bulunduğumuz üzere polis faili meçhul olayları sanığın üzerine yıkmıştır, özellikle Cumhuriyet savcısının istinaf dilekçesine dikkat çekmek isteriz, dilekçede sanıkların benzer şekilde başka suçlardan da yakalanmış oldukları belirtilmektedir, bu durum yargılamaya konu suçun sanık tarafından işlendiğini ispatlamaz, dosya içeriğine bakıldığında sanığın cezalandırılmasına yeterli her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı anlaşılmaktadır, bu doğrultuda ilk derece mahkemesinin kurmuş olduğu beraate ilişkin karara yönelik istinaf talebinin esastan reddini talep ediyoruz, eğer ki aleyhe bir hüküm kurulacaksa lehe olan hükümlerin uygulanmasını talep ediyoruz'' şeklinde beyanda bulunmuştur.
Sanık .... müdafii beyanında: Cumhuriyet savcısının mütalaasını kabul etmiyoruz, sanık ilk derece mahkemesindeki yargılamanın başından beri samimi ve tutarlı bir şekilde suçu işlemediğini söylemiştir, ayrıca suçun işlendiği saatin geceden sayılan zaman diliminde olduğu, bu sebeple karanlıkta sanığın mağdur tarafından net bir şekilde teşhis edilemeyeceğini düşünmekteyiz, ayrıca dosya içerisinde sanığın cezalandırılmasına yeterli delil bulunmamaktadır, BTK'dan gelen raporlar da bu savunmamızı doğrulamaktadır, ilk derece mahkemesinin beraate yönelik hükmünün onanmasını talep ediyoruz, mahkeme aksi kanaatte ise lehe olan hükümlerin uygulanmasını talep ediyoruz'' şeklinde beyanda bulunmuştur.
İddia makamı esas hakkındaki mütalaasında:"Kamu davasının yapılan yargılaması sonunda olay günü sanık H.'ın kullandığı motosiklette diğer sanığında bulunduğu, sanıkların gece 20:30-21:00 sıralarında evine gitmekte olan müşteki B.'ın yanında motosiklet ile durdukları, sanık S.'ın müştekinin sırtına yumruk vurduğu ve karın kısmına bıçak dayayarak müştekiden 100 TL para ile cep telefonunu aldıkları anlaşılmakla sanıkların eylemine uyan TCK'nun 149/1-a-c-h, 53, 63 maddeleri gereğince cezalandırılmalarına karar verilmesi" kamu adına talep ve mütalaa etmiştir.
GEREKÇE:
Sanıkların savunması, katılan beyanı, olay tutanağı, canlı teşhis tutanağı, sanıkların nüfus, adli sicil kaydı ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;
Sanıklar .... ve ....'un 26/02/2018 tarihinde yolda yürümekte olan mağdur ....'a motosiklet ile arkadan yaklaştıkları ve S.'ın önce mağdurun sırtına yumruk attığı, sonrasında motosikletten inerek karnına bıçak dayamak suretiyle mağdurun cebinde bulunan 100 TL para ile Sony marka cep telefonunu aldığı ve sanıkların fiili tamamladıktan sonra olay yerinden uzaklaştıkları, sanıkların mağdur tarafından teşhis edildikleri, yüklenen suçun sanıklar tarafından işlendiğinin sabit olduğu anlaşılarak TCK'nun 149/1-a-c-h maddelesi uyarınca cezalandırılmalarına ve haklarında anılan kanunun 62 maddesinin tatbikine karar verilmek suretiyle aşağıdaki şekilde yeniden hüküm kurulmuştur.
Uyap üzerinden yapılan araştırmada suç tarihinde güneşin ileri saat uygulamasına göre saat 18:25 de battığı, geceden sayılan zaman diliminin 19:25'den başladığı, suçun ise saat 20:30-21:00 arasında işlendiğinin anlaşılması karşısında suçun geceleyin işlendiğinin kabulü gerekmiştir.
SONUÇ: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Gaziantep 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 29/11/2018 tarih, 2018/487 esas, 2018/278 karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA ve sanık hakkında aşağıdaki şekilde yeniden hüküm kurulmasına,
1- )Sanıklar .... ve ....'un eylemlerine uyan silahla birden fazla geceleyin yağma suçundan TCK'nun 149/1-a-c-h maddesi uyarınca takdiren 12 yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına,
2- )Cezanın sanıkların geleceği üzerindeki olası etkileri gözetilerek TCK'nun 62/1 maddesi uyarınca cezalarından takdiren 1/6 oranında indirim yapılarak 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına,
3- )Hapis cezasına mahkumiyetin yasal sonucu olarak Anayasa Mahkemesi'nin 08/10/2015 tarih ve 2014/140-2015/85 Sayılı iptal kararı ve 15/04/2020 gün ve 13100 Sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7242 Sayılı Kanun'un 10. maddesiyle yapılan değişiklik de gözetilerek sanık hakkında TCK'nun 53/1-2-3 maddesinin uygulanmasına,
İlk derece mahkemesince yapılan kovuşturma ve Dairemizce duruşmalı inceleme aşamalarında yapılmış bir yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
Dair, sanıklar ve müdafiilerinin yüzüne karşı, Cumhuriyet Savcısı..... huzuru ile mütalaaya uygun, kararın sanıklara ve müdafiilerine tefhiminden itibaren ( 15 ) gün içinde Dairemize verilecek dilekçe veya tutanağa geçirilmek üzere zabıt katibine beyanda bulunmak veyahut da bir başka İlk Derece Ceza Mahkemesi veya Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi aracılığıyla dilekçe gönderilmek, sanıkların tutuklu olması halinde zabıt katibine veya tutuklu bulunduğu ceza infaz kurumu veya tutukevi müdürüne beyanda bulunmak veya bu hususta bir dilekçe vermek suretiyle, Yargıtay İlgili Ceza Dairesi tarafından incelenmek ve TEMYİZ yolu açık olmak üzere açık duruşmada oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 01.07.2020 (¤¤)