Yargılama yapmaya ve hüküm kurmaya yetkili Dairemiz tarafından yukarıda açık kimlik, adres ve atılı suçu yazılı sanık hakkında yapılan açık duruşma ve yargılama sonunda:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı 05/06/2017 tarih ve 2017/7615 Esas sayılı iddianamesi ile; "Şüpheli .... ile müşteki ...'ın aynı evde birlikte ikamet ettikleri, bu birlikteliklerinden müşterek ... isminde 2016 doğumlu bir erkek çocuklarının olduğu, suç tarihi olan 30/05/2017 tarihinde saat 11:00 sıralarında ikametlerinde bulundukları esnada şüpheli Y.'un birlikte yaşadığı müşteki ....'dan para istediği, müşteki ...'ın para vermemesi üzerine şüpheli Y.'un hamile olan ...'ı yumruk vurmak suretiyle dövdüğü, ağzını elleriyle sıkmaya başladığı ve "senin ananı sinkaf ederim, orospu çocuğu senden alırım, bir daha yüzünü göremezsin" diyerek hakarette bulunarak tehdit ettiği, daha sonra müşteki ...ın saçından çekerek yerden sürüklediği, şüpheli ... 'un annesi olan ve ikamette bulunan müşteki ....'un olaya müdahale etmesine sinirlenen şüpheli Y.'un, annesi müşteki ....'un suratına yumruk vurduğu ve 2016 doğumlu mağdur ....'ın ensesinden tutarak pencereden atmaya kalkıştığı, ( yaşanan olayda ... ve ... hakkında silahla yaralamaya teşebbüs suçundan delil yokluğu nedeniyle ek kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın verildiği ), Müşteki ....ın 30/05/2017 tarihinde alınan doktor raporunda yaralanmasının basit tıbbi müdahale ile giderilebilir nitelikte olduğunun belirtildiği, müşteki ....'un 30/05/2017 tarihinde alınan doktor raporunda yaralanmasının basit tıbbi müdahale ile giderilebilir nitelikte olduğunun belirtildiği, mağdur ....'un 30/05/2017 tarihinde alınan doktor raporunda yaralanmasının basit tıbbi müdahale ile giderilebilir nitelikte olduğunun belirtildiği, şüphelinin alınan ifadesinde, atılı suçlamayı kabul etmediği, şüphelinin bu beyanının kendisini suçtan kurtarmaya yönelik olduğu ve bu suretle şüphelinin üzerine atılı suçu işlediği" kanaatiyle sanığın eylemlerine uyan TCK'nun 149/1.d, 53/1, 125/1, 106/1.l, 86/2, 86/3.a, maddeleri gereğince cezalandırılmasına karar verilmesini kamu adına talep etmiştir.
İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama sırasında:
Sanık ...; "Mağdur ... gayri resmi eşim ...'dan olma oğlum olur, müşteki ... gayriresmi eşim, .... ise annem olur. ...ile olaydan önce bir yıla yakın bir süre kiraladığım Şehitlik mahallesindeki adresini hatırlamadığım bir evde karı koca hayatı yaşadık, çocuk o zaman oldu, kafede çalışarak bekçilik yaparak evi geçindiriyordum, olaya kadar eşimle beraberdik, yaklaşık bir haftadır ev sahibi bizi kiraları geciktirdiğim için evden çıkarmıştı, bir haftadır eşim ve çocuğumla annemlerde misafir olarak kalıyorduk, annem evde babamla yaşar, babam evde yoktu, gündüz ögle saatlerinde eşim çocuğu hastaneye götürmek için para istedi, yaklaşık üç aydır işşizdim,, eşim de çalışmıyordu, annem ve babamın yardımıyla geçiniyorduk, çalışmadığım için moralim bozuktu, eroin kullanıyordum, parasını bir şekilde annemden falan alarak buluyordum, eroin bağımlısıydım, eşim hastaneye gitmek için para istedi. Bende para olmadığı veremeyeceğimi söyledim. Daha sonra annem ve eşim bana terlikle saldırmaya başladılar. Ben de onlardan kurtulmak için ittim, ters yanlarım vardır, madde bağımlısıyım, bir şey deyince kızacağımı biliyordular, bile bile üstüme geldiler, çocuğu benden kaçırıyordular, ben çocuğu alıp aşağı inmek istedim, onlar elimden çektiler, çocuk da bu arada hırpalandı, bilerek çocuğa vurmadık. Ben çocuğumu anneme ait zemin kattaki evden alıp aşağıya indim, o sırada polisleri pencereden çocuğunu atıyor diye aramışlar, ben polislerle aşağıda denk geldim. Çocuğumu geri verdim, sonra polisler beni karakola götürdü, suçlamayı kabul etmiyorum, olaydan sonra eşimle fiilen ayrıldık, çocuğumla birlikte nerde kaldıklarını da bilmiyorum" şeklinde savunma yapmıştır.
Müşteki ...; "Sanık....a olay tarihine kadar gayriresmi karı koca hayatı yaşıyorduk. Oğlum ...'in babası Y.'tur, nüfus kayıtlarında da bu şekilde geçmektedir. Ayrı evlerde kalıyorduk. Sanık annesi ... ile birlikte yaşıyordu. Ben de oğlum ... ve annemle birlikte yaşıyorduk. İlişkimiz çok kısa sürdü. Çocuk olduğu için çocuğu görmek için zaman zaman bize geliyordu. Olay günü çocuğu göstermek için sanık Y.'un evine gitmiştim. Saat 11:00 sularıydı. Evde Y. ve annesi dışında kimse yoktu. Evde otururken Y. benden para istedi. Kendisi uyuşturucu madde bağımlısı olup sağlıklı doğru düzgün bir işi yoktur. Kendileriyle birlikte aynı evde kalan babası çalışarak geçimlerini sağlıyordu. Ben de o tarihlerde bir işte çalışıyordum. Düzenli bir gelirim vardı. Sanık arada bir benden bu şekilde para alıyordu. Bu kez ben para vermek istemedim. Bunun üzerine sinirlenip bana evin içinde sinkaflı küfürler etmeye başladı ve yumrukla beni dövdü. Çocuğu da benden alıp bir daha göstermemekle tehdit etti. Saçımdan çekip yerde sürükledi. Annesi .... beni sanığın elinden almaya uğraştı. Sanık annesi ...'e bilerek vurmadı, arbede sırasında yumruklardan biri annesine isabet etti. Sanık oğlum ....'i ensesinden kavrayıp balkona çıktı, balkondan atacağım diyerek bana gözdağı vermeye çalıştı. Elinde kesici ya da delici bir alet yoktu. Beni yumrukla darp etti. Meselenin ve kavganın nedeni para vermeyişimdir. Ben ve çocuğum adına şikayetçi değilim, maddi zarar talebim yoktur. Oğlumun da boynunda yaralanma, kızarıklık oluşmuştu. Sanığın annesinin nerede olduğunu bilmiyorum" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Müşteki ...; "... benim öz oğlum olur. Olay günü oğlum olan Y., birlikte yaşadığı ancak aralarında resmi nikah olmayan gelinim ....'dan para istedi ve aralarında bu sebeple tartışma çıktı. Berivan'ın para vermemek istemesi üzerine aralarında çıkan tartışmada ....'a vurmaya çalıştı. Ancak ben araya girdim. Y.'un tokatı bana isabet etti. Ancak Y.'un ...'a herhangi bir şekilde iddianamede belirtilen tehdit ve hakaretlerde bulunduğunu duymadım. Ben Y.'un oğlum ....'e de herhangi şekilde vurduğunu, ensesinden tuttuğunu filan görmedim. Sanıktan şikayetçi değilim, davaya katılmak istemiyorum, zararım yoktur" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Yapılan yargılama sonucunda ilk derece mahkemesince; 30/10/2018 tarih 2017/278 Esas 2018/544 Karar sayılı karar ile; sanık hakkında mağdur ....'a karşı nitelikli yağma suçundan TCK'nun 149/1-d, 35, 62/1 madeleri uyarınca 4 yıl 2 ay hapis cezası, mağdur ...'e karşı kasten yaralama suçundan TCK'nun 86/2, 86/3-a, 62/1 maddeleri uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, karara karşı sanık müdafiinin istinaf isteminde bulunduğu görülmüştür.
Yapılan ön incelemede; sanık müdafiinin istinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından istinaf istemleri incelenmiş ve Dairemizin 27/01/2020 tarihli kararı ile 5271 Sayılı CMK'nun 280/1-g maddesi gereğince davanın yeniden görülmesine ve duruşma hazırlığı işlemlerine başlanmasına karar verilmiştir.
Dairemiz tarafından duruşmalı yapılan yargılamada:
Sanık ....: "Önceki savunmalarımı tekrar ediyorum, suç tarihi olan zaman dilimi içerisinde madde bağımlısıydım, şuanda cezaevindeyim, ıslah oldum, iddianamedeki anlatım doğrudur fakat ben o eylemleri o anki sinirimle yaptım, ben eşime isteyerek yağma amaçlı vurmadım, suçu uyuşturcu maddenin etkisi altında işledim, eski savunmalarımı tekrar ederim, ben çocuğuma bilinçli olarak zarar vermedim, çocuğumu almak isterken çekiştirdiler, yaralanması bundan kaynaklandı" şeklinde savunma yapmıştır.
Sanık müdafii: "Savunmalarına katılıyoruz, beyanlarına iştirak ediyoruz, sanığa eşini yağma amaçlamı kasten yaraladığının sorulmasını talep ediyoruz, önceki beyanlarımızı tekrar ediyoruz, daha önce istinaf dilekçemizde de açıkladığımız üzere sanığın olayın hiç bir aşamasında eşini yağmalama kastı yoktur, ayrıca yağma suçunun yasal unsurlarıda oluşmamıştır, çünkü esasen hırsızlama unsuru gerçekleştirmemiştir, somut olayda sanık ile mağdurlar arasında bir kavga iddiası varsa da bu yağma ve hırsızlık suçlarının oluştuğu anlamına gelmemektedir, ikinci bir husus olarak savunmaya devam edersek taraflar arasında resmi bir evlilik olmasada mağdur ve sanığın çocukları vardır, eşler arasında birbirlerinden para isteme doğaldır, hayatın olağan akışına uygundur, sanık gerçekleştirdiği eylemi maddi sıkıntılar çekmesi ve madde bağımlısı olması yüzünden işlemiştir, ayrıca olayın karşı tarafı işlenen fiili abartmıştır, kötüye kullanmıştır, sanığın çocuğunu balkondan atmaya kalkışma gibi bir fiili de yoktur, olay tamamen tipik bir aile içi şiddet örneğidir, sanığın eşinden hırsızlık yapmak veya yağma yapmak gibi bir kastı veya gerçekleştirdiği bir cebir eylemi bulunmamaktadır, ayrıca olayın tersini düşünürsek örneği sanığın eşi sanıktan para istemiş olsaydı ve alamaması sebebiyle aynı davranışta bulunsaydı yağma veya hırsızlık söz konusu olmayacaktı önceden de söylediğim gibi olay aile içi şiddetten ibarettir" şeklinde sanığı savunmuştur.
İddia makamı esas hakkındaki mütalaasında: "Kamu davasının yapılan yargılamasında sonunda sanığın müşteki ... ile gayrı resmi olarak birlikte yaşadığı, ....adında müşterek çocukları bulunduğu olay günü saat 11:00 sıralarında ikametlerinde bulundukları esnada sanığın müşteki ...'dan para istediği müşteki ...'ın para vermediği sanığın ...'ı para vermeye zorlamak amacıyla müşteki...'ı, ...'ü ve ....'i darp ettiği eylemin kül halinde yağma suçunu oluşturduğundan sanığın eylemine uyan TCK'nun 149/1-d, 35/2, 53, 58 maddeleri gereğince cezalandırılmasına karar verilmesini" kamu adına talep ve mütalaa etmiştir.
GEREKÇE:
Sanığın savunması, müştekilerin beyanları, olay tutanağı, mağdurlara ait doktor raporu, sanığın nüfus, adli sicil kaydı ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;
Sanık ile müşteki ...'ın gayrı resmi evli oldukları, aynı evde yaşadıkları, 30/05/2017 günü saat 11:00 sıralarında evde bulundukları sırada sanık Y.'un müşteki ...'dan para istediği, müştekinin ''para veremeyeceğini" söyleyince yumrukla vurmaya başladığı, aynı zamanda sinkaflı şekilde küfür ederek ''senden alırım yüzümü bir daha göremezsin'' diye tehditte bulunduğu, mağdurun saçından çekip sürüklediği, evde bulunan müşteki ...'ün olayı aralamak istediği sırada sanığın eliyle müşteki ...'e vurduğu, evde bulunan müşterek çocukları mağdur ...'i ensesinden tutup fırlatacağı sırada, müşteki ....'ün sanığın elinden tutarak engel olduğu, müştekilerin beyanlarının birbirlerini doğruladığı, mağdurların yaralanmasının BTM ile giderilebilecek şekilde olduğu, sanık savunmasında evde bulundukları sırada tartışma geçtiğini ancak yağma olayının olmadığını belirttiği anlaşılmakla sanığın suçtan kurtulmaya yönelik savunmasına itibar edilmeyerek mağdurlara karşı eyleminin tek bir yağma suçu kapsamında kaldığı anlaşılmakla nitelikli yağma suçuna teşebbüsten cezalandırılmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Diyarbakır 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 30/10/2018 gün, 2017/278 Esas, 2018/544 Sayılı KARARININ KALDIRILMASINA ve aşağıdaki şekilde yeniden hüküm kurulmasına,
Sanığın nitelikli yağma suçunu işlediği anlaşıldığından bu suçtan dolayı eylemine uyan TCK'nun 149/1-d maddesi gereğince suçun işleniş biçimi, suçun işlendiği zaman ve yer, meydana gelen tehlikenin ağırlığı dikkate alınarak taktiren alt sınırdan 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına,
Sanığın nitelikli yağma suçunun teşebbüs aşamasında kaldığı anlaşıldığından TCK'nun 35/2 maddesi uyarınca teşebbüsün ulaştığı aşama da gözetilerek sanığın cezasından takdiren 1/2 oranında indirim yapılarak 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına,
Cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri gözetilerek TCK'nun 62/1 maddesi uyarınca cezasından takdiren 1/6 oranında indirim yapılarak 4 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına,
Sanığın cezasından başkaca artırım ve indirim yapılmasına taktiren yer olmadığına,
Hapis cezasına mahkumiyetin yasal sonucu olarak Anayasa Mahkemesi'nin 08/10/2015 tarih ve 2014/140-2015/85 Sayılı iptal kararı da gözetilerek sanık hakkında TCK'nun 53/1-2-3 maddesinin uygulanmasına,
Sanığın Diyarbakır 1. Sulh Ceza Mahkemesi'nin 2012/514 Esas, 2013/388 Karar sayılı ilamı ile kasten yaralama suçundan hükmolunan 2 ay 15 gün hapis cezası nedeniyle mükerrir olduğu anlaşıldığından TCK'nun 58. maddesi uyarınca sanık hakkında mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına,
İlk derece mahkemesince yapılan kovuşturma aşamasında sarf edilen 6 adet davetiye gideri 84 TL yargılama giderinin sanıktan alınmasına, İlk Derece Mahkemesi hükmünün sanık lehine istinaf edilmesi ve sanık lehine duruşma açılması nedeniyle bu aşamalarda yapılan yargılama giderlerinin CMK'nun 330 maddesi uyarınca Devlet Hazinesi üzerinde bırakılmasına,
Dair, sanık ve sanık müdafiinin yüzüne karşı, Cumhuriyet Savcısı .... huzuru ile mütalaaya uygun, CMK'nun 286/2-b maddesi uyarınca KESİN olmak üzere açık duruşmada oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 11.03.2020 (¤¤)