(5271 S. K. m. 280, 284, 286, 289)
Yerel Mahkemece verilen hükme karşı sanık tarafından istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Yapılan duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, dosya kapsamındaki belge ve kanıtlar ile gerekçe içeriğine göre diğer istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 141, 5271 sayılı CMK.nun 34/1, 230/1. Maddelerinde mahkeme kararlarının gerekçeli olması gerekliliği yasal düzenleme altına alınmış, 5271 sayılı CMK.nun 289/1-g maddesine göre de hükmün aynı Yasa'nın 230. Maddesinde aranılan gerekçeyi içermemesi hukuka kesin aykırılık hali olarak kabul edilmiştir. 5271 sayılı CMK.nun 230. Maddesinde mahkumiyet hükmünün gerekçesinde gösterilmesi gereken hususlar belirtilmiştir.
Bu itibarla mahkeme kararlarının denetime olanak verecek biçimde açık, dosya içeriğine ve somut olaya uygun şekilde gerekçe içermesi, sanığın lehine ve aleyhine tüm kanıtların tartışılarak gerekçeye yansıtılması, olaya ve oluşa ilişkin tüm kanıtların gerekçede izah olunarak değerlendirilmesi, sanık lehine olacak kanıtlara hangi gerekçe ile itibar edilmediğinin tartışılması, hangi kanıta üstünlük tanındığının nedenleri ile birlikte hükümde gösterilmesi, gerekçenin oluşa, toplanan kanıtlara ve dosya içeriğine uygun yeterli ve yasal olması gerekmektedir.
Mahkeme kararlarındaki gerekçeye yönelik yukarıda yazılı açıklamalar ışığında, somut olaya ve dosya içeriğine gelince;
Olay gecesi hırsızlık suçunun işlendiği sokakta park halinde şüpheli araç olduğu ihbarı üzerine olay yerine intikal eden kolluk kuvvetlerince arıcın ön koltuğunda uyur vaziyette yakalanan ve hakkında yaşı nedeniyle evrakı tefrik olunarak aynı suçtan Gaziantep 1. Çocuk Mahkemesine dava açılan suça sürüklenen çocuk Ö. F. A.'ın, yargılandığı dosyaya ilişkin getirtilen duruşma tutanağı örneğine göre yüklenen suçu sanık A. K.'nın işlediğini, gece 03.00 sıralarında sürücü kursuna sanık A. K.'nın girdiğini, kendisinin arabada beklediğini savunması, sanık A. K.'nın ise yüklenen suçu aşamalarda kabul etmemesi karşısında, öncelikle aralarında fiili ve hukuki irtibat bulunduğu anlaşılan aynı olayın şüphelisi konumu ile hakkında Çocuk Mahkemesine dava açılan Ö. F. A. hakkındaki Gaziantep 1. Çocuk Mahkemesinin 2016/485 sayılı dosyası ile birleştirme olanağı varsa dava dosyaları birleştirilerek yargılamaya birlikte devam olunması, olanağı yok ise Gaziantep 1. Çocuk Mahkemesinin dava dosyası getirtilip, tüm kovuşturma evrakının onaylı sureti denetime olanaklı biçimde dosya arasına konularak, gerekirse Ö. F. A. tanık olarak dinlenilerek deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre sanık A. K.'nın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, eksik inceleme sonucu yazılı gerekçe ile hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, istinaf başvurusunda bulunan sanığın istinaf itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden, 5271 sayılı CMK.nun 289/1-g ve 280/1-b maddeleri uyarınca hükmün açıklanan nedenlerden BOZULMASINA, dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 5271 sayılı CMK.nun 284 ve 286/1 maddeleri uyarınca kesin olmak üzere 09/03/2017 tarihinde Başkan Ö. K.'ın karşı oyu ile oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nun 15/1 maddesine göre suça sürüklenen çocuk hakkındaki soruşturma çocuk bürosunda görevli Cumhuriyet savcısı tarafından bizzat yapılır.
Aynı Kanunun 17. maddesine göre, “Çocukların yetişkinlerle birlikte suç işlemesi hâlinde, soruşturma ve kovuşturma ayrı yürütülür. Bu hâlde de çocuklar hakkında gerekli tedbirler uygulanmakla beraber, mahkeme lüzum gördüğü takdirde çocuk hakkındaki yargılamayı genel mahkemedeki davanın sonucuna kadar bekletebilir. Davaların birlikte yürütülmesinin zorunlu görülmesi hâlinde, genel mahkemelerde, yargılamanın her aşamasında, mahkemelerin uygun bulması şartıyla birleştirme kararı verilebilir. Bu takdirde birleştirilen davalar genel mahkemelerde görülür.”
Kanun koyucu, soruşturması ve kovuşturması özel hükümlere bağlı olan çocukların, yetişkinlerle birlikte soruşturulmasının ve kovuşturulmasının önüne geçmek istemiş, soruşturmanın bu işte uzmanlaşmış Cumhuriyet savcısı tarafından yapılmasını, kovuşturmanın ise kural olarak ayrı yürütülmesini istemiştir. Gerçekten de, soruşturma ve kovuşturmanın ayrı yürütülmesinde çocuğun hukuki yararı bulunduğu gibi özellikle kovuşturmanın kapalı yapılması, zorunlu müdafi bulundurulması gibi usul hükümlerinin varlığı da, ayrı kovuşturma ile amaçlananın çocuğun korunması olduğu görüşünü desteklemektedir. Bu işte uzman Cumhuriyet savcısı tarafından yürütülen soruşturma sonucunda açılan davanın, çocuğun şerikleri hakkında açılan ve genel mahkemede görülen dava ile birleştirilebilmesi, ancak bu hususta zorunluluk bulunması halinde mümkündür. Ancak bu zorunluluk, çocuğun özel mahkemede yargılama hakkını ortadan kaldırmayı haklı kılacak düzeyde olmalıdır.
Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında, olay günü saat 04.20 sıralarında, Cumhuriyet Mahallesinde bulunan ve müştekinin işlettiği sürücü kursunun yanında şüpheli bir aracın içerisinde bir kişinin bulunduğu şeklindeki ihbar üzerine olay yerine giden kolluk görevlilerince 27 APF .. plakalı aracın içerisinde sağ koltukta uyur vaziyette suça sürüklenen çocuk Ö. F. A.'ın yakalandığı, araçta yapılan incelemede arka koltukta bir dizüstü bilgisayarın ele geçirildiği, yapılan ön görüşmede çocuğun, aracın dayısına ait olduğunu, dayısının sürücü kursu tarafına doğru gittiğini söylediği, görevlilerin araç başında bekledikleri sırada yanlarına gelen bir şahsın, beyaz tişörtlü ve siyah pantolonlu bir kişinin ara sokaklardan kaçtığını bildirdiği, çevrede yapılan araştırmada sürücü kursunun yanındaki boş arazide park halindeki bir aracın yanında sürücü kursundan alındığı anlaşılan eşyaların ele geçirildiği, bu sırada üzerinde beyaz tişört ve siyah pantolon bulunan sanık A. K.'nın görevlilerin yanına gelerek aracın kendisine ait olduğunu söylediği, sanık A. K.'nın aşırı şekilde terli ve tedirgin olduğunun kayıt altına alındığı, sanık A. K.'nın alınan ifadesinde 27 APF 59 plakalı aracın eşine ait olduğunu ancak kendisinin kullandığını, araçta ele geçirilen bilgisayarın ise arkadaşı B. G.'e ait olduğunu iddia ettiği, bilahare yapılan soruşturmada araçta ele geçirilen bilgisayarın başka bir işyerinden çalındığının tespit edildiği, suça sürüklenen çocuk Ö. F. A.'ın Cumhuriyet savcısı tarafından alınan ifadesinde, komşusu olan A. K.'dan uyumak amacıyla aracın anahtarını aldığını, saat 11 sıralarında elinde demirden bir aletle A. K.'nın geldiğini, işimiz var gideceğiz dediğini, kendisinin araçta uyuduğunu, polislerin kendisini uyandırdığını, beş on dakika sonra A. K.nın terli bir vaziyette geldiğini beyan ettiği anlaşılmaktadır.
Sanık A. K. hakkındaki kovuşturmanın yürütüldüğü incelemeye konu davada mahkeme, suça sürüklenen çocuk Ö. F. A. hakkında aynı eylem nedeniyle ayrı açılan Gaziantep 1. Çocuk Mahkemesinin 2016/485 esas sayılı dava dosyasına ait kovuşturma aşamasına ilişkin tutanakların bir kısmı onaylı suretlerini getirterek dosyaya eklemiştir. Buna göre, 02/01/2017 tarihli oturumda savunması alınan suça sürüklenen çocuk Ö. F. A., “olay günü saat 03.00 sıralarında sürücü kursuna A. K. girdi, ben girmedim, ben arabada bekledim, terli vaziyette geldi, bu sırada polisler de gelmişti” şeklinde beyanda bulunmuştur.
Sanık A. K. aşamalarda içerik olarak değişmeyen savunmalarında suçlamaları kabul etmediğini, olay günü bir arkadaşını ziyarete gittiğini, yaşı küçük olan Ö. F. A.'ın araçta beklediğini ifade etmiştir.
Çocuk Mahkemesince her iki dosyanın birlikte yürütülmek üzere birleştirilmesine ilişkin önerisi, sanık A. K. hakkındaki incelemeye konu davayı gören genel mahkemece uygun görülmemiştir.
Dosyadaki deliler birlikte değerlendirildiğinde, sanık ile suça sürüklenen çocuğun olay günü hırsızlık yapmak üzere sürücü kursu yakınlarına geldikleri, çocuğun gözcülük yapmak amacıyla araçta beklediği, sanığın ise sürücü kursuna girerek buradan aldığı eşyaları boş araziye bıraktığı, bu sırada ihbar üzerine çocuğun beklediği aracın yanına polislerin geldikleri, aracın arka koltuğunda başka bir yerden çalındığı belirlenen bilgisayarın ele geçirildiği, polislerin yanına gelen bir şahsın ara sokaklara doğru üzerinde beyaz tişört ve siyah pantolon bulunan bir şahsın kaçtığını ihbar ettiği, kısa süre sonra sanık A. K.'nın üzerinde beyaz tişört ve siyah pantolon bulunduğu halde ve terli vaziyette aracın yanına geldiği, suça sürüklenen çocuğun kovuşturma aşamasında alınan ifadesinde suçun sanık A. K. tarafından işlendiğini beyan ettiği anlaşıldığına göre, toplanıp karar yerinde tartışılan delillere göre sanık A. K. hakkında geceleyin hırsızlık, mala zarar verme ve işyeri dokunulmazlığının ihlali suçlarından mahkumiyet hükmü kuran ilk derece mahkemesinin kabulünde ve kararında bir isabetsizlik bulunmadığından sanığın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekirken, herhangi bir zorunluluk bulunmamasına, suça sürüklenen çocuğa ait kovuşturma aşamasına ait tutanakların büyük kısmının dosya arasına getirtilerek incelenmiş ve değerlendirilmiş olmasına rağmen, sayın çoğunluğun yazılı gerekçeyle hükmün bozulması gerektiğine ilişkin görüşüne katılmıyorum. (¤¤)