(2709 S. K. m. 38) (5237 S. K. m. 188, 191, 297) (5271 S. K. m. 223) (ANY. MAH. 07.07.2011 T. 2010/69 E. 2011/116 K.) (16. CD. 20.03.2017 T. 2016/5922 E. 2017/3415 K.)
Yerel Mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçundan 1 yıl hapis cezasına hükümlü olduğu anlaşılan sanık hakkında bu cezanın infazı amacıyla Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından çıkarılan 16/08/2016 tarihli yakalama emri nedeniyle yol uygulaması yapan jandarma görevlileri tarafından yakalanarak işlemlerinin ardından Elazığ E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna götürüldüğü, burada yapılan fiziki aramasında cüzdanının içerisinde kağıda sarılmış beyaz renkte toz madde ele geçirilmesi üzerine yaptırılan incelemede ele geçirilen toz maddenin safi ağırlığı 71 mg olan metamfetamin olduğunun belirlendiği anlaşıldığına göre, sanığın eyleminin suç teşkil edip etmediği, suç teşkil ediyorsa hangi suçu oluşturduğunun belirlenmesi açısından konuyla ilgili yasal düzenlemelerin incelenmesi gerekmektedir.
Konu ile ilgili yasal düzenlemeler şöyledir;
İnfaz kurumuna veya tutukevine yasak eşya sokmak,
Madde 297- (1) İnfaz kurumuna veya tutukevine silah, uyuşturucu veya uyarıcı madde veya elektronik haberleşme aracı sokan veya bulunduran kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu suçun konusunu oluşturan eşyanın, temin edilmesi veya bulundurulması ayrı bir suç oluşturduğu takdirde; fikri içtima hükümlerine göre belirlenecek ceza yarı oranında artırılır.
(2) Birinci fıkrada sayılanların dışında kalıp da yetkili makamlar tarafından infaz kurumuna veya tutukevine sokulması yasaklanmış bulunan eşyayı, bu yasağı bilerek, infaz kurumuna veya tutukevine sokan veya bulunduran ya da kullanan kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (Bu fıkra 21 Ekim 2011 tarih, 28091 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 7/7/2011 tarihli ve E.:2010/69, K.:2011/116 sayılı Kararı ile iptal edilmiştir.)
(2) (24.11.2016 tarih, 6763 sayılı Kanunun 20. maddesi ile getirilen yeni düzenleme) Birinci fıkra kapsamı dışında kalan;
a) Firarı kolaylaştırıcı her türlü alet ve malzemeyi,
b) Her türlü saldırı ve savunma araçları ile yangın çıkarmaya yarayan malzemeyi,
c) Alkol içeren her türlü içeceği,
d) Kumar oynanmasına olanak sağlayan eşya ve malzemeyi,
e) 188'inci maddede tanımlanan suçlar saklı kalmak üzere, yeşil reçeteye tabi ilaçları,
f) Kurum idaresince incelenmek üzere alınanlar hariç, mahkemelerce yasaklanmış veya suç örgütlerini temsil eden yayın, afiş, pankart, resim, sembol, işaret, doküman ve benzeri malzemeler ile örgütsel haberleşme araçlarını,
g) Yetkili makamlarca izin verilenler hariç, ses ve görüntü almaya yarayan araçları, ceza infaz kurumuna veya tutukevine sokan, buralarda bulunduran veya kullanan kişi bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(3) Bir ve ikinci fıkralarda tanımlanan suçların hükümlü veya tutukluların muhafazasıyla görevli kişiler tarafından işlenmesi halinde, verilecek ceza bir kat artırılır.
(4) Bir ve ikinci fıkralarda tanımlanan suçların konusunu oluşturan eşyayı yanında bulunduran veya kullanan hükümlü veya tutuklu, bunu kimden ve ne suretle elde ettiği hususunda bilgi verirse, verilecek ceza yarı oranında indirilir.
Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti,
Madde 188- (1) Uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak imal, ithal veya ihraç eden kişi, yirmi yıldan otuz yıla kadar hapis ve yirmibin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. (2)
(2) Uyuşturucu veya uyarıcı madde ihracı fiilinin diğer ülke açısından ithal olarak nitelendirilmesi dolayısıyla bu ülkede yapılan yargılama sonucunda hükmolunan cezanın infaz edilen kısmı, Türkiye'de uyuşturucu veya uyarıcı madde ihracı dolayısıyla yapılacak yargılama sonucunda hükmolunan cezadan mahsup edilir.
(3) Uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak ülke içinde satan, satışa arz eden, başkalarına veren, sevk eden, nakleden, depolayan, satın alan, kabul eden, bulunduran kişi, on yıldan az olmamak üzere hapis ve yirmibin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. (1) (2) (Ek cümle: 18.06.2014 - 6545/66 md.) Ancak, uyuşturucu veya uyarıcı madde verilen veya satılan kişinin çocuk olması hâlinde, veren veya satan kişiye verilecek hapis cezası on beş yıldan az olamaz.
(4) (Değişik: 27.03.2015-6638/11 md.)
a) Yukarıdaki fıkralarda belirtilen uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin eroin, kokain, morfin, sentetik kannabinoid ve türevleri veya bazmorfin olması,
b) Üçüncü fıkradaki fiillerin; okul, yurt, hastane, kışla veya ibadethane gibi tedavi, eğitim, askerî ve sosyal amaçla toplu bulunulan bina ve tesisler ile bunların varsa çevre duvarı, tel örgü veya benzeri engel veya işaretlerle belirlenen sınırlarına iki yüz metreden yakın mesafe içindeki umumi veya umuma açık yerlerde işlenmesi, hâlinde verilecek ceza yarı oranında artırılır.
(5) (Değişik: 18.06.2014 - 6545/66 md.) Yukarıdaki fıkralarda gösterilen suçların, üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranında, suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde, verilecek ceza bir kat artırılır.
(6) Üretimi resmi makamların iznine veya satışı yetkili tabip tarafından düzenlenen reçeteye bağlı olan ve uyuşturucu veya uyarıcı madde etkisi doğuran her türlü madde açısından da yukarıdaki fıkralar hükümleri uygulanır. (Ek cümle: 29.06.2005 - 5377/22 md) Ancak, verilecek ceza yarısına kadar indirilebilir.
(7) Uyuşturucu veya uyarıcı etki doğurmamakla birlikte, uyuşturucu veya uyarıcı madde üretiminde kullanılan ve ithal veya imali resmi makamların iznine bağlı olan maddeyi ülkeye ithal eden, imal eden, satan, satın alan, sevk eden, nakleden, depolayan veya ihraç eden kişi, sekiz yıldan az olmamak üzere hapis ve yirmibin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.
(8) Bu maddede tanımlanan suçların tabip, diş tabibi, eczacı, kimyager, veteriner, sağlık memuru, laborant, ebe, hemşire, diş teknisyeni, hastabakıcı, sağlık hizmeti veren, kimyacılıkla veya ecza ticareti ile iştigal eden kişi tarafından işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.
Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak Madde 191- (Değişik 18.06.2014 - 6545/68 md.)
(1) Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Bu suçtan dolayı başlatılan soruşturmada şüpheli hakkında 04.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 171'inci maddesindeki şartlar aranmaksızın, beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir. Cumhuriyet savcısı, bu durumda şüpheliyi, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarır.
(3) Erteleme süresi zarfında şüpheli hakkında asgari bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanır. Bu süre Cumhuriyet savcısının kararı ile üçer aylık sürelerle en fazla bir yıl daha uzatılabilir. Hakkında denetimli serbestlik tedbiri verilen kişi, gerek görülmesi hâlinde denetimli serbestlik süresi içinde tedaviye tabi tutulabilir.
(4) Kişinin, erteleme süresi zarfında;
a) Kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi,
b) Tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması,
c) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması hâlinde, hakkında kamu davası açılır.
(5) Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz.
(6) Dördüncü fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda ikinci fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez.
(7) Şüpheli erteleme süresi zarfında dördüncü fıkrada belirtilen yükümlülüklere aykırı davranmadığı ve yasakları ihlal etmediği takdirde, hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir.
(8) Bu Kanunun;
a) 188'inci maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti,
b) 190'ıncı maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma, suçundan dolayı yapılan kovuşturma evresinde, suçun münhasıran bu madde kapsamına girdiğinin anlaşılması hâlinde, sanık hakkında bu madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir.
(9) Bu maddede aksine düzenleme bulunmayan hâllerde, Ceza Muhakemesi Kanununun kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin 171'inci maddesi veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin 231 inci maddesi hükümleri uygulanır.
(10) (Ek: 27.03.2015-6638/12 md.) Birinci fıkradaki fiillerin; okul, yurt, hastane, kışla veya ibadethane gibi tedavi, eğitim, askerî ve sosyal amaçla toplu bulunulan bina ve tesisler ile bunların varsa çevre duvarı, tel örgü veya benzeri engel veya işaretlerle belirlenen sınırlarına iki yüz metreden yakın mesafe içindeki umumi veya umuma açık yerlerde işlenmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranında artırılır.
Bu yasal düzenlemeler karşısında, ceza infaz kurumuna girişte yapılan aramada üzerinde uyuşturucu veya uyarıcı madde ele geçirilen failin eyleminin infaz kurumuna veya tutukevine yasak eşya sokmak (TCK'nun 297), uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (TCK'nun 188), kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak (TCK'nun 191) suçlarından hangisini oluşturduğunun her olayın özelliklerine ve TCK'nun 44 maddesi hükmüne göre belirlenmesi gerekir.
Failin, uyuşturucu veya uyarıcı maddeyi bir başkasına vermek amacıyla ceza infaz kurumuna soktuğunun anlaşılması halinde TCK'nun 188, kendisi kullanmak için soktuğunun veya kendi kullanımı için bulundurduğunun anlaşılması halinde ise TCK'nun 297 veya 191 maddesinde yazılı suç oluşur.
Üzerinde ele geçirilen uyarıcı etkisi olan metamfetamin içeren maddeyi ticaret amacıyla bulundurduğuna ilişkin delil elde edilemeyen sanığın eyleminin TCK'nun 191 ve 297 maddelerinde yazılı suçlardan hangisini oluşturduğunun irdelenmesine gelince;
5237 sayılı TCK'nın 297/1 maddesinde düzenlenen suç yönünden tipik eylem: infaz kurumuna veya tutukevine silah, uyuşturucu veya uyarıcı madde veya elektronik haberleşme aracını sokmak veya bulundurmaktır. Dairemizce de benimsenen istikrar kazanmış uygulamaya göre "kullanmak” da bulundurma kapsamında değerlendirilmektedir. Suçun konusu, silah, uyuşturucu veya uyarıcı madde veya elektronik haberleşme aracıdır.
İnfaz kurumuna veya tutukevine sokulan, buralarda bulundurulan ya da kullanılan maddenin uyuşturucu veya uyarıcı madde olup olmadığı, 5237 sayılı TCK'nın 188. maddesinin 4. fıkrasına, 2313 sayılı Uyuşturucu Maddelerin Murakabesi Hakkında Kanuna, 3298 sayılı Uyuşturucu Maddelerle İlgili Kanuna, Uyuşturucu Maddelere Dair 1961 sayılı TEK Sözleşmesinin 1 ve 2 numaralı cetvellerine, 2313 ve 3298 sayılı Kanunların verdiği yetki uyarınca çıkarılan Bakanlar Kurulu kararlarına göre belirlenmelidir.
5237 sayılı TCK'nın 188/6. maddesinde, üretimi resmi makamların iznine veya satışı yetkili tabip tarafından düzenlenen reçeteye bağlı olan ve uyuşturucu veya uyarıcı madde etkisi doğuran her türlü madde açısından da uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticaretine ilişkin hükümlerin uygulanacağını öngörmekte ise de aynı Kanunun 191/1. maddesinde benzer bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Bu nedenle satışı yetkili tabip tarafından düzenlenen reçeteye bağlı olan ve uyuşturucu veya uyarıcı madde etkisi doğuran maddenin üretimi ve ticareti, TCK'nın 188/6. maddesinde tanımlanan suçu oluşturmaktadır. Ancak bu maddeyi kullanmak, kanunun 191/1. maddesine göre suç değildir.
Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 20/03/2017 tarih ve 2016/5922 esas, 2017/3415 karar sayılı kararında; “Sanığın idrarında tesbit edilen "Benzodiazepin" maddesinin, 5237 sayılı TCK’nın 188. maddesinin 4. fıkrasına, 2313 sayılı Uyuşturucu Maddelerin Murakabesi Hakkında Kanuna, 3298 sayılı Uyuşturucu Maddelerle İlgili Kanuna, Uyuşturucu Maddelere Dair 1961 sayılı TEK Sözleşmesinin 1 ve 2 numaralı cetvellerine, 2313 ve 3298 sayılı Kanunların verdiği yetki uyarınca çıkarılan Bakanlar Kurulu kararlarına göre uyuşturucu veya uyarıcı madde olmadığı ve fakat satışı yetkili tabip tarafından düzenlenen reçeteye bağlı olan ve uyuşturucu veya uyarıcı madde etkisi doğuran maddelerden bulunduğunun uzman raporu ile tesbit edilmiş olmasına ve suç tarihi itibariyle, TCK'nın 297. maddesinin, 21 Ekim 2011 tarih, 28091 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 07.07.2011 tarihli ve E.:2010/69, K.:2011/116 sayılı Kararı ile iptal edilen 2. fıkrasını yeniden düzenleyerek, 188'inci maddede tanımlanan suçlar saklı kalmak üzere, yeşil reçeteye tabi ilaçları, ceza infaz kurumuna veya tutukevine sokmayı, buralarda bulundurmayı veya kullanmayı suç sayan, 24.11.2016 tarih, 6763 sayılı Kanunun 20. maddesi ile getirilen yeni düzenlemenin de mevcut ve mer'i olmamasına göre sanığın eyleminin suç teşkil etmediğinin kabulünde zorunluluk bulunduğuna” karar verilmiştir.
Yukarıda belirtilen yasal düzenlemeler ve Yargıtay 16. Ceza Dairesinin içtihadı birlikte değerlendirildiğinde;
1- TCK'nun 297/1 maddesinde belirtilen “uyuşturucu veya uyarıcı madde” deyiminden, TCK'nın 188. maddesinin 4. fıkrasına, 2313 sayılı Uyuşturucu Maddelerin Murakabesi Hakkında Kanuna, 3298 sayılı Uyuşturucu Maddelerle İlgili Kanuna, Uyuşturucu Maddelere Dair 1961 sayılı TEK Sözleşmesinin 1 ve 2 numaralı cetvellerine, 2313 ve 3298 sayılı Kanunların verdiği yetki uyarınca çıkarılan Bakanlar Kurulu kararlarına göre belirlen maddelerin anlaşılması gerektiği,
2- Yukarıda tanımlanan maddeler dışında, yeşil reçeteye tabi ilaçların infaz kurumuna veya tutukevine sokulması, buralarda bulundurulması veya kullanılmasının, eylemin TCK'nun 188 maddesinde yazılı suçları oluşturmaması şartıyla, TCK'nun 297/2-e maddesinde yazılı suçu oluşturacağı,
3- Satışı yetkili tabip tarafından düzenlenen reçeteye bağlı olan ve uyuşturucu veya uyarıcı madde etkisi doğuran maddenin üretimi ve ticareti, TCK'nın 188/6. maddesinde tanımlanan suçu oluşturmakla birlikte, bu maddeyi kullanmanın, kanunun 191/1. maddesine göre suç sayılmayacağı,
4- Yeşil reçeteye tabi ilaçları, ceza infaz kurumuna veya tutukevine sokmayı, buralarda bulundurmayı veya kullanmayı suç sayan, 24.11.2016 tarih, 6763 sayılı Kanunun 20. maddesi ile getirilen yeni düzenlemenin mevcut ve mer'i olmamasına göre, bu düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihten önce, yeşil reçeteye tabi ilaçları, ceza infaz kurumuna veya tutukevine sokma eyleminin suç teşkil etmeyeceği, bu cümleden olarak, satışı yetkili tabip tarafından düzenlenen reçeteye bağlı olan ve uyuşturucu veya uyarıcı madde etkisi doğuran maddenin ceza infaz kurumuna veya tutukevine sokulması eyleminin, 6763 sayılı Kanunun 20 maddesi ile getirilen yeni düzenlemeden önce, TCK'nun 297/1 maddesinde yazılı suçu oluşturmayacağı,
5- Satışı yetkili tabip tarafından düzenlenen reçeteye bağlı olan ve uyuşturucu veya uyarıcı madde etkisi doğuran maddenin ceza infaz kurumuna veya tutukevine sokulması eyleminin, 6763 sayılı Kanunun 20 maddesi ile getirilen yeni düzenleme sonrasında suç oluşturması için, yeşil reçeteye tabi ilaçlardan olmasında zorunluluk bulunduğu sonucuna varılmalıdır.
Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak suçu yönünden ise, “bu suçtan dolayı başlatılan soruşturmada şüpheli hakkında 04.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 171'inci maddesindeki şartlar aranmaksızın, beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir. Cumhuriyet savcısı, bu durumda şüpheliyi, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarır.” şeklindeki düzenleme gereği, ilk kez kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulunduran kişi hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilecektir.
Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz.
Başka bir anlatımla uyuşturucu veya uyarıcı madde bulunduran failin ilk eylemi olması halinde kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmelidir. Failin eyleminin daha önce verilmiş bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının ihlali niteliğinde olması durumunda ise ikinci eylem nedeniyle ayrı bir soruşturma yapılamaz.
Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçundan 1 yıl hapis cezasına hükümlü olduğu anlaşılan sanık hakkında bu cezanın infazı amacıyla Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından çıkarılan 16/08/2016 tarihli yakalama emri nedeniyle yol uygulaması yapan jandarma görevlileri tarafından yakalanarak işlemlerinin ardından Elazığ E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna götürüldüğü, burada yapılan fiziki aramasında cüzdanının içerisinde kağıda sarılmış beyaz renkte toz madde ele geçirilmesi üzerine yaptırılan incelemede ele geçirilen toz maddenin safi ağırlığı 71 mg olan metamfetamin olduğunun belirlendiği, sanığın aynı eylemi nedeniyle Elazığ Cumhuriyet Başsavcılığının 06/04/2018 tarih ve 2017/18825, 2017/353 sayılı kararı ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine, tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilmesinden sonra sanığın bu kapsamda hazırlanan programlara katılmaması nedeniyle denetim sürecini ihlal ettiğinden hakkında Elazığ Cumhuriyet Başsavcılığının 04/07/2018 tarih ve 2018/3989 esas sayılı iddianamesi ile kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde kabul etmek veya bulundurmak suçundan dolayı kamu davası açıldığı anlaşıldığına göre, hiç kimsenin kendisini suçlayan bir beyanda bulunmaya veya bu yolla delil göstermeye zorlanamayacağına ilişkin Anayasanın 38/5 maddesine göre, sanıktan, üzerinde uyuşturucu madde bulunduğunu bilse dahi bu durumu anlatarak suçunu ikrar etmesinin beklenemeyeceği dikkate alındığında, ceza infaz kurumuna rızası haricinde ve görevlilerin gözetim ve denetiminde alınan sanığın, üzerinde bulunan uyuşturucu maddeyi bilinçli olarak ve ceza infaz kurumuna sokma saikiyle görevlilere teslim etmediği şeklinde bir sonuca varılamayacağı, sanığın eyleminin bu haliyle TCK'nun 191 maddesinde tanımlanan suçu oluşturacağı, bu suçtan dolayı soruşturma yapılarak kamu davasının açılmasının ertelenmesine, tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilmesinden sonra sanığın bu kapsamda hazırlanan programlara katılmaması nedeniyle denetim sürecini ihlal ettiğinden hakkında Elazığ Cumhuriyet Başsavcılığının 04/07/2018 tarih ve 2018/3989 esas sayılı iddianamesi ile kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde kabul etmek veya bulundurmak suçundan dolayı kamu davası açıldığı, açılan bu davanın suç tarihinin 28/04/2017 ve incelemeye konu olaya ilişkin olduğu anlaşıldığından,
5271 sayılı CMK'nın 223/7. maddesinde yer alan "aynı fiil nedeniyle aynı sanık için önceden verilmiş bir hüküm veya açılmış bir dava varsa davanın reddine karar verilir" düzenlemesi ile 11 No'lu Protokol ile değişik İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetlerini Korumaya Dair Sözleşmeye Ek 7 No'lu Protokolün Onaylanmasına Dair 10.03.2016 tarih ve 6684 sayılı Kanunla kabul edilerek 25.03.2016 tarihli ve 29464 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine ek 7 No'lu Protokolün 4/1. maddelerinde yer alan "hiç kimse bir devletin ceza yargılama usulüne ve yasaya uygun olarak kesin bir hükümle mahkum edildiği ya da beraat ettiği bir suçtan dolayı aynı devletin yargısal yetkisi altındaki yargılama usulleri çerçevesinde yeniden yargılanamaz veya mahkum edilemez" düzenlemesi birlikte değerlendirildiğinde, sanık hakkında aynı fiil nedeniyle kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak suçundan açılmış bir dava bulunduğundan, infaz kurumuna veya tutukevine yasak eşya sokmak suçundan açılan mükerrer davanın reddine karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi,
Hukuka aykırı, o yer Cumhuriyet savcısının istinaf itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden HÜKMÜN BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 5271 sayılı CMK'nun 280/1-c maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak "Sanık hakkında aynı eylem nedeniyle kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde kabul etmek veya bulundurmak suçundan kamu davası açıldığı anlaşıldığından, aynı fiil nedeniyle sanık hakkında açılmış bir dava bulunduğundan CMK'nun 223/7 maddesi gereğince infaz kurumuna veya tutukevine yasak eşya sokmak suçundan açılan davanın REDDİNE, yapılan yargılama giderlerinin Devlet Hazinesi üzerinde bırakılmasına" karar verilmek sureti ile HÜKMÜN DÜZELTİLEREK İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,
Kararın sanığa tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde Dairemize verilecek dilekçe veya tutanağa geçirilmek üzere zabıt kâtibine beyanda bulunmak veyahut da bir başka İlk Derece Ceza Mahkemesi veya Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi aracılığıyla dilekçe gönderilmek, sanığın tutuklu olması halinde zabıt katibine veya tutuklu bulunduğu ceza infaz kurumu veya tutukevi müdürüne beyanda bulunmak veya bu hususta bir dilekçe vermek suretiyle, Yargıtay İlgili Ceza Dairesi tarafından incelenmek ve TEMYİZ yolu açık olmak üzere 11/04/2019 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)