(765 S. K. m. 308) (5237 S. K. m. 149, 150) (5235 S. K. m. 12)
Yerel Mahkemece verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
5237 Sayılı TCK'da, 765 Sayılı TCK'nun 308. maddesindeki; "kendiliğinden hak alma" suçuna benzer bağımsız bir suç tipine yer verilmemiş, onun yerine kanunda belirtilen bazı suçların bir hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla işlenmesi halinde failin daha az ceza ile cezalandırılması öngörülmüş, bu bağlamda hırsızlık suçunda 144, yağma suçunda 150/1, dolandırıcılık suçunda 159, belgede sahtecilik suçunda 211. maddeler düzenlenmiştir. Nitekim 5237 Sayılı TCK'nun "Daha az cezayı gerektiren hal" başlığı altındaki 150. maddesinin konumuzu ilgilendiren 1. fıkrası; "kişinin bir hukuki ilişkiye dayanan alacağını tahsil amacıyla tehdit veya cebir kullanması halinde, ancak tehdit veya kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır" şeklindedir.
Böylece 765 Sayılı TCK'nun 308. maddesinde adliye aleyhine işlenen bir suç olarak koruma altına alınan eylemlerin bir kısmı, 5237 Sayılı TCK'nun 150/1. maddesiyle malvarlığına ilişkin bir suç haline dönüştürülmüştür. Bu düzenlemeye göre, hukuki ilişkiye dayanan bir alacağın tahsili amacıyla cebir veya tehdit kullanılması halinde eylem yağma suçunu oluşturmakla birlikte, bu özel düzenleme nedeniyle fail kasten yaralama ve/veya tehdit suçundan cezalandırılacaktır. Böylece, hukuki ilişkiye dayanan bir alacağın tahsili amacıyla hareket edilmiş olması daha az ceza verilmesini gerektiren bir hal olarak kabul edilmiş, başka bir anlatımla failin saikine önem verilmiştir.
Failin hukuken korunan alacağını tahsil etmek amacıyla hareket etmesi halinde, eylem aslında yağma suçunu oluşturmakla birlikte, TCK'nun 150/1 maddesi gereği sanığa daha az cezayı gerektiren tehdit ve/veya kasten yaralama suçundan ceza verilmesi öngörülmüştür.
5235 Sayılı Kanun'un 12/1 maddesi uyarınca yağma suçu nedeniyle açılan davalara bakmakla ağır ceza mahkemeleri görevlidir.
Dolayısıyla, gerek doğrudan yağma suçundan, gerekse TCK'nun 150/1 maddesi yollamasıyla tehdit veya kasten yaralama suçlarından açılan davalara bakma görevi ağır ceza mahkemelerine aittir.
Yapılan bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; sanığın suç tarihinde katılanın işyerine giderek "5000 Dolar vereceksiniz, camınızı kırarım, sizi vururum, parayı almadan çıkmam, o.. çocukları, sizin hepinizi s.., geri geleceğim, sizinle görüşeceğim, sizin ananızı s..." şeklindeki sözlerle hakaret ve tehditlerde bulunduğu iddia edilen olayda, sanığın üzerine atılı eylemlerin sübuta erip ermediği, sübuta ermişse bir hukuki ilişkiye dayanan alacağı tahsil etmek saikiyle hareket edip etmediği, sanıkla katılan arasında hukuken geçerli ve korunan bir hukuki ilişki bulunup bulunmadığı, bu haliyle sanığın eyleminin TCK'nun 149/1-d maddesinde yazılı yağma ya da TCK'nun 150/1 maddesi yollaması ile 106/1-1 maddesinde yazılı tehdit suçlarından hangisini oluşturacağının takdir ve tayininin üst dereceli ağır ceza mahkemesine ait olduğu gözetilmeden, kovuşturmaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması,
Hukuka aykırı, katılan vekilinin istinaf itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, CMK'nun 280/1-e, 289/1-d maddeleri uyarınca başkaca yönleri incelenmeksizin hükmün açıklanan sebepten BOZULMASINA, dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 5271 Sayılı CMK.nun 284/1, 286/1 maddeleri uyarınca KESİN olmak üzere 11/11/2019 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)