(5237 S. K. m. 40, 53, 63, 86, 149, 150, 157) (5271 S. K. m. 223, 280) (5320 S. K. m. 16) (YCGK 26.04.2011 T. 2011/6-7 E. 2011/63 K.) (6. CD. 06.11.2003 T. 2002/16752 E. 2003/8182 K.)
Malatya 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2016/196 Esas, 2016/261 Karar sayılı hükmüne karşı sanıklar müdafi ve Cumhuriyet Savcısı istinaf talebinde bulunmuş, dairemizce istinaf başvurularının kabul edilerek ilk derece mahkemesi hükmü kaldırılmış olmakla, dairemizce yapılan yeniden yargılama neticesinde;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA VE TALEP: Malatya Cumhuriyet Başsavcılığının 16/08/2016 tarih 2016/4661 esas 2016/2407 soruşturma sayılı iddianamesi ile; 21/01/2016 tarihinde müşteki sanık G. T.'in "facebook" paylaşım sitesinde gördüğü bir ilan neticesinde diğer müşteki sanık H. E.'ı cep telefonundan aradığı, taraflar arasında fuhuş eylemi için anlaşma sağlandığı, ancak tarafların bir araya gelmesinden sonra H. E.'ın G. T.'den 70 TL para alarak bu şahsı bir ikamete yönlendirdiği, bu ikamete giden G. T.'in sonraki aşamada dolandırıldığını anladığı, taraf beyanlarından ve ilgili ekran çıktılarından söz konusu durumun sabit olduğu, müşteki sanık G. T.'in arkadaşı olan sanık Ö. F. Y. 'ya durumu anlatarak yardım istediği, bu şahsın müşteki sanık H. E.'ı aynı telefondan aynı amaç doğrultusunda aramasına binaen buluşmaları neticesinde, 22/01/2016 tarihinde gece vakti sayılan (UYAP verilerine göre) saat 18.00 sıralarında Niyazi Mahallesi Ahmet Gürbüz Sokak Tütüncüoğlu Apartmanı girişine G. T. ve Ö. F. Y.'nın bu şahsı götürerek alınan kati hekim raporundan da belirlendiği üzere aynı eylem ve fikir birliği içerisinde basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde darp ettikleri, müşteki sanık H. E.'a ait söz konusu borca karşılık iki adet cep telefonunu rızası dışında zorla aldıkları, olay yerinden hızlıca uzaklaştıkları ve ilgili suç teşkil eden durumun H. E. tarafından kolluk birimlerine bildirilmesi neticesinde başlatılan soruşturmada G. T. ve Ö. F. Y.'nın kolluk birimlerince ele geçirildiği, bir gün göz altında kalan şahısların kolluk ve Cumhuriyet Başsavcılığımızda ifadelerinin alındığı ve söz konusu cep telefonlarının tutanak karşılığı sahibine iade edildiği,
Yürütülen soruşturmada toplanan delillerin hukuki değerlendirmesi yapıldığında; her ne kadar somut olayda müşteki sanık G. T.'in diğer müşteki sanık H. E. tarafından dolandırıldığı sabit ise de, ilgili durumun sonrasında gerçekleşen "yağma" eylemine hukuki dayanak kazandırmadığı, taraflar arasında gerçekleşen gayri meşru bir anlaşmanın hukuki ilişki olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, bu kapsamda hukuken geçerli bir alacağın varlığından söz edilemeyeceğinin sabit olduğu ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 150.maddesinin unsurlarının somut olayda gerçekleşmediği, bunun yanında somut olayda dolandırıcılık eylemine maruz kalan müşteki sanık G. T.'in hakkını kanun önünde araması gerekirken olayın üzerinden bir gün geçtikten sonra belirtilen şekilde hareket etmesinin hukuk düzeninde kabulünün mümkün olmadığı, bundan dolayı somut olayda "haksız tahrik" hukuki olgusunun şartlarının oluşmadığı, tarafların alınan savunmalarında üzerilerine atılı suçlamaları kabul etmemekle beraber bir nevi dolaylı ikrarda bulunarak olayların gelişimini kabul edilen oluş doğrultusunda anlattıkları, her ne kadar müşteki sanık G. T. ve sanık Ö. F. Y., telefonları karşı tarafın rıza ile kendilerine verdiğini beyan etmiş iseler de, müşteki şüpheli H. E.'ın kabul edilen oluş doğrultusundaki beyanı ile doktor raporu ile darp edildiği yönündeki durumu çerçevesince bu şahısların beyanının hayatın olağan akışına uygun düşmediği ve toplanan deliller kapsamında müşteki sanık G. T. ve sanık Ö. F. Y.'nın üzerilerine atılı "Nitelikli Yağma", müşteki sanık H. E.'ın ise "Dolandırıcılık" suçlarını işledikleri kanaatine varıldığından bahisle sanık Ö. F. Y.'nın Nitelikli yağma suçundan Türk Ceza Kanunu 149/1-c, d, h, 53, 63. Maddeleri, sanık G. T.'in nitelikli yağma suçundan Türk Ceza Kanunu 149/1-c, d, h, 53, 63. Maddeleri, sanık H. E.'ın Dolandırıcılık suçundan Türk Ceza Kanunu 157/1 ve 53. maddeleri gereğince cezalandırılmaları için ilk derecek mahkemesine kamu davası açıldığı ve sonuçta sanıkların atılı suçtan cezalandırılmaları üzerine Dairemizce duruşma açılmasına karar verildiği görülmüştür.
SANIK Ö. F. Y. SAVUNMASINDA: "Sanık H. arkadaşımı dolandırmıştı, kendisiyle telefonda konuşarak bir araya geldik, ancak iddia edildiği gibi telefonlarını zor kullanarak almadık, ben H. isimli şahsı darp etmedim, H. telefonları kendi rızasıyla G.'a teslim etti, müşteki sanık G., H.'e vurunca bayılır gibi oldu, bu yüzden olay yerinden kaçarak uzaklaştık, G. telefonu almadan önce ve aldıktan sonra H.'e birkaç defa vurdu, H. telefonu kendisi teslim etti, suçsuzum, öncelikle beraatimi istiyorum, mahkeme aksi kanaatte ise lehe olan hükümlerin uygulanması ile hakkımda verilecek hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesini talep ediyorum." şeklinde savunmada bulunmuştur.
SANIK G. T. SAVUNMASINDA: "Olay günü beni dolandıran H. ile bir araya geldiğimizde kaçmaya çalışınca ona birkaç defa vurmak suretiyle darp ettiğim hususu doğrudur, ancak telefonlarını zorla almadım, böyle bir amacım olsaydı saatini ve diğer eşyalarını da alırdım, bana karşı dolandırıcılık eyleminden dolayı şikayetçiyim, 70 TL zararım vardır, giderilmemiştir, ben telefonları aldığımda sim kartları yoktu, şikayetçiyim, davaya katılmak istiyorum, suçsuzum, öncelikle beraatimi istiyorum, mahkeme aksi kanaatte ise lehe olan hükümlerin uygulanması ile hakkımda verilecek hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesini talep ediyorum." şeklinde savunmada bulunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE ULAŞILAN KANAAT
Mağdur sanık H.'in, internet sitesi üzerinden yayınladığı telefonu ile mağdur sanık G.'ı fuhuş yaptırma maksatlı kandırıp dolandırarak 70 TL'sini alarak kaçtığı dosya kapsamı ile sabit kabul edilerek, sayın mahkemece hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan HAGB kararı verilmiş ve bu kararda kesinleşmiştir.
Benzer olaya ilişkin, Yargıtay CGK'nun 26/04/2011 gün 2011/6-7, 2011/63 sayılı kararından da açıkça anlaşılacağı üzere kararda geçen mağdurun define bulmak bahanesi ile kandırdığı sanıklardan toplam değeri 6.500 TL olan 6 adet cep telefonu ve bir miktar parayı almasının da, sanıklar ile mağdur arasında oluşan alacak-borç ilişkisinin hukuki ve meşru bir ilişki olduğu ve sanıkların bu ilişkiden alacaklarını tahsil amacı ile eylemi gerçekleştirdikleri ve eylemin TCK'nun 150/1 maddesi kapsamında kaldığının kabulünün zorunlu olduğundan bahisle ilgili mahkeme kararı bozulmuştur.
Bilindiği üzere define bulma işi de 2863 sayılı yasa uyarınca kanuna aykırı faaliyetlerden olduğu halde, salt hazırlık hareketi olduğu için, sanıklar ile mağdur arasında oluşan alacak-borç ilişkisinin hukuki ve meşru bir ilişki kabul edilmiş olup, olayımızda da henüz fuhuş yaptırılmayıp, salt hazırlık hareketi olduğu için, aynı şekilde, mağdur sanıklar H. ve G. arasında oluşan alacak-borç ilişkisinin hukuki ve meşru bir ilişki olduğu ve sanık G.'ın bu ilişkiden alacaklarını tahsil amacı ile eylemi gerçekleştirdikleri ve eylemin TCK'nun 150/1 maddesi kapsamında kaldığının kabulü ile, TCK'nun 150/1 maddesi uygulanması zorunludur.
Mağdur sanık G.'ın alacaklı olması TCK'nun 40/1 maddesine göre kişisel bir nedendir ve alacaklı olan fail bu durumdan yararlanır. Peki bu durumda alacaklı ile birlikte diğer faillerin durumu ne olacaktır? Yargıtay kararlarına göre diğer kişileri iki gruba ayırarak incelemekte fayda vardır, buna göre, YCGK'nun 17/12/2013 gün ve 2013/1-452, 2013/612, Yargıtay 6. CD'nin 14/03/2013/, 2009/24393- 2013/4987 ile aynı dairenin 22/05/2013 gün, 2010/18633-2013/12005 ile 29/01/2009, 2008/25968-2009/674 sayılı kararlarından da açıkça anlaşılacağı üzere faille birlikte suça katılan diğer kişiler, alacaklının yakınları olan eşi eşi, oğlu, kızı, kardeşleri, damadı veya yakın arkadaşları, tanıdıkları, iyi görüştüğü dostları ya da iş ortağı, işçisi ise bunlar hakkında da alacaklı olan faile olduğu gibi TCK'nun 150/1 maddesi hükümleri uygulanacaktır.
Yine her ne kadar alınan telefonların değerine yönelik olmak üzere ise, bizzat mağdur sanık H. tarafından, mağdur sanık G. istemeksizin uzattığı ve "Yanımda para yok bunları al ikisi zaten 70 TL eder." dedikten sonra, mağdur sanık G.'ı o esnada parasını kurtarmak için şahsın teklifini kabul ederek telefonları aldığı ve diğer sanık ile birlikte olay yerinden ayrıldıkları, olayda, mağdur sanık G.'ın ikinci el cep telefonu işi yapan uzman bir kişi olmaması ile, parası olmadığını söyleyerek telefonu iade eden telefonun sahibinin beyanlarına güvenerek ve o anki hal ve koşullarda heyecan içerisinde alarak ayrılması ile, Yargıtay YCGK'nun 17/12/2013 gün ve 2013/1-452, 2013/612 ile 6. CD.'nin 06/11/2003, 2002/16752-2003/8182 sayılı kararları ışığı altında da, alınan telefonların değerinin mağdur sanık G.'da mağdur sanık H.'in beyanı üzerine alacağı olan 70 TL olduğuna inanması hususunun makul olacağı değerlendirilmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, her ne kadar sanıklar G. ve Ö. F. hakkında yağma suçundan cezalandırılmaları yönünde kamu davası açılmış ise de, mağdur sanık H. E.'ın 21/01/2016 tarihinde Facebook yoluyla cep telefonunu ilanla verip, fuhuş yaptıracağı vaadiyle sanık G. ile buluşup 70 TL parasını dolandırıp kaçmasını müteakip G.'ın arkadaşı olan diğer sanık Ö. F. ile birlikte, Ö. F.'un aramasıyla mağdur H. ile buluşmaları üzerine, sanık G.'ın dolandırılan 70 TL'sini H.'den istediği, H.'in de parasının olmadığını söylemesi üzerine G.'ın tokatla birkaç kez H.'e vurup, BTM ile yaralayıp, cep telefonunu almaları şeklinde gelişen eylemde mağdur H. ile diğer sanıklar arasında dolandırıcılık sonucu alınan 70 TL'nin bir hukuki ilişki oluştuğu, sanıkların bu hukuki ilişkiden kaynaklanan alacaklarını tahsil amacıyla mağdura cebir uygulayıp cep telefonunu almaları eyleminin bir hukuki ilişkiden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla yağma suçunu oluşturacağı, bu eylemin de TCK'nun 150. maddesi yollamasıyla TCK'nun 86/2 maddesi kapsamında kalan kasten basit yaralama suçunu oluşturduğu, bu suçun da takibinin şikayete tabi olduğu ve mağdurun da sanıklar hakkındaki şikayetinden vazgeçtiği anlaşıldığından her iki sanık hakkında yağma suçundan açılan davada,
Sanıklar Ö. F. Y. ve G. T. hakkında yağma suçu yönünden sanıklar müdafinin ve Cumhuriyet Savcısının İstinaf Başvurusunun kabulüne;
CMK’nın 280/2 maddesi uyarınca istinaf başvuru konusu olan Malatya 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2016/196 Esas, 2016/261 Karar sayılı kararında sanıklar G. T. ve Ö. F. Y. hakkında yağma suçundan kurulan hükümlerin kaldırılmasına,
Davanın TCK'nun 150/1, 86/2 maddeleri kapsamında şikayetten vazgeçme sebebiyle CMK'nun 223/8 maddesi uyarınca düşürülmesine karar verilmesi gerektiği yolunda vicdani kanaat oluşmakla aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
Sanıklar Ö. F. Y. ve G. T. hakkında yağma suçu yönünden sanıklar müdafinin ve Cumhuriyet Savcısının İstinaf Başvurusunun kabulüne;
CMK’nın 280/2 maddesi uyarınca istinaf başvuru konusu olan Malatya 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2016/196 Esas, 2016/261 Karar sayılı kararında sanıklar G. T. ve Ö. F. Y. hakkında yağma suçundan kurulan HÜKÜMLERİN KALDIRILMASINA;
Sanıklar G. T. ve Ö. F. Y. hakkında yağma suçundan açılan davada, davanın TCK'nun 150/1, 86/2 maddeleri kapsamında şikayetten vazgeçme sebebiyle CMK'nun 223/8 maddesi uyarınca DÜŞMESİNE,
Sanıkların yargılanmaları için yapılan yargılama giderlerinin kamu üzerinde bırakılmasına,
5320 Sayılı Yasanın 16. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde bir örneğinin soruşturmayı yürüten kolluk birimine gönderilmesine,
Dair sanıklar ve sanıklar müdafinin yokluğunda, tebliğden itibaren 7 gün içinde Dairemize bir dilekçe verilmesi veya zabıt kâtibine bir beyanda bulunulması, bu beyanın tutanağa geçirilmesi ve hakime onaylatılması suretiyle, tutuklu veya hükümlü olarak Ceza İnfaz Kurumu veya tutukevinde bulunulması halinde Ceza İnfaz Kurumu veya Tutukevi müdürüne beyanda bulunmak suretiyle veya bu hususta bir dilekçe vererek, Yargıtay nezdinde temyizi kabil olmak üzere Cumhuriyet Savcısının mütalaasına uygun oybirliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı, temyiz edilmemesi halinde kararın kesinleşeceği bildirildi. 21/03/2017 (¤¤)