(5237 S. K. m. 62, 73, 125)
Yerel Mahkemece verilen hüküm istinaf edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İstinaf isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede, başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-Kamu görevlisine hakaret eylemine yönelik istinaf ile ilgili olarak; hakaret fiillerinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin onur, şeref ve saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye yönelik olarak gerçekleşmesi gerekmektedir. Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı bazı durumlarda nispi olup, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Kamu görevlileri veya sivil vatandaşa yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövmek fiilini oluşturması gerekmektedir. Yargılamaya konu somut olayda; olayın gelişimi ve tanıkların anlatımı da dikkate alınarak, sanığın mağdur Hakim M. Y.'e söylediği kabul edilen "kimsin lan sen" sözleri bir bütün olarak değerlendirildiğinde, mağdurun onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp rahatsız edici, kaba ve nezaket dışı davranış niteliğinde olduğu ve hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden, yasal olmayan ve yetersiz gerekçe ile mahkumiyet kararı verilmesi,
2-Katılan'a yönelik hakaret suçundan verilen mahkumiyete yönelik istinafa gelince katılan hükümden sonra 30/01/2017 tarihinde şikayetten vazgeçme dilekçesi sunmuş olmakla ve atılı suç takibi şikayete bağlı suçlardan olduğundan şikayetten vazgeçme nedeni ile TCK 73/4 CMK 223/8 maddesi gereğince düşme kararı verilmesi gerekmesi,
Kabule göre de;
3-Sanık hakkında katılana yönelik hakaret eyleminden kurulan hükümde TCK 125/4 maddesi gereğince 1/6 oranında arttırım yapılacağının belirtilmesine karşın cezanın 5 ay hapis cezasına indirilerek eksik ceza tayin edilmiş olması,
4-Sanık hakkında kamu görevlisine hakaret suçundan hakkında TCK 62 maddesinin uygulanmasına karar verilmiş iken; aynı hükümde katılana yönelik hakaret suçundan TCK 62 maddesinin uygulanmayarak ve uygulanıp uygulanmayacağı tartışılmayarak hükümde çelişki yaratılması,
Kanuna aykırı ve sanık Adnan Demir'in istinaf nedenlerine uygun olarak, CMK'nın 280/1-b maddesi uyarınca HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere CMK 307/4 maddesi gereği kazanılmış haklarının saklı tutulması ve dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, CMK'nın 286/1. maddesine göre kesin olmak üzere, 08.02.2017 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
Avukat olan sanığın taraf sıfatıyla bulunduğu duruşma esnasında mahkeme hakimine hitaben “Benim hakkımda nasıl karar verirsin bırakın lan beni kimsin lan sen” şeklinde sözlerle hakaret ettiği iddiası dava açılmıştır. Bu durum 06/01/2015 tarihli duruşma zaptında kayıt altına alınmıştır. Duruşma zabıtları aksi ispat oluncaya kadar doğru kabul edilen resmi belgelerdendir. Bu nedenle eylemin sübutu yönünde bir tartışma yoktur. Tartışma “KİMSİN LAN SEN “şeklindeki sözlerin hakaret suçunu oluşturup oluşturmadığı hususundadır.
Herkes, onur, şeref ve haysiyet sahibidir. Ceza hukuku, kişiyi, onuruna, şeref ve haysiyetine dokunan fiillere karşı korumaktadır. Ne adla olursa olsun, kimsenin kimseyi aşağılamaya hakkı yoktur. Hakaret suçu tarih kadar eski olmakla birlikte, herkesin ayrımsız onur, şeref, haysiyet ve itibar sahibi olduğunun kabul edilmesi yenidir. Gerçekten, kanun önünde eşitlik ilkesi gereğince, hiç kimse, bir diğer kimseden, daha az şerefli değildir. Ayırımsız, herkes eşittir, ait olduğu toplumun şerefli bir üyesidir.
Kanun maddesine baktığımızda.
TCK 125 Madde:
(Bir kimseye onur şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden kimse.. veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur şeref ve saygınlığına saldıran kişi.) den bahsediyor.
TDK sözlüğüne göre onur:
İnsanın kendine karşı duyduğu saygı, şeref, öz saygı, haysiyet, izzetinefis. 2.
Başkalarının gösterdiği saygının dayandığı kişisel değer, şeref, itibar
Şeref: İnsanın kendine karşı duyduğu saygı, Başkasının, birine gösterdiği saygının dayandığı kişisel değer, onur: İnsanın şerefi. 2. Toplumca benimsenmiş iyi şöhret:
Sövme suçu sayılan fiil, Kanunun ifadesiyle, sövme suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldırıda bulunmak fiilidir. Açıkçası, fiil, bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığını ona söverek ihlal etmektir.
Kanun, “sövme” fiilini tanımlamamıştır. Sövme, dilde, “1.Sövmek işi, sövgü, küfretme, 2.Bir kimsenin namus, onur ve kişiliğine yapılan her türlü saldırı” olarak tanımlanmaktadır. Doktrinde ve uygulamada, bugüne dek, sövmeden, bir kimseye “küfür etmek”, o kişiye aşağılayıcı bir “sıfat” izafe etme anlaşılmaktadır. Kanun koyucu, madde gerekçesinde, sövme ile ilgili olarak birçok örneğe yer vermiş, sövmeyi hakaretten ayırt etmiş, ancak hakaret ve sövmeyi bir tek maddede toplayarak (m. 125/1 ) “hakaret ve sövme suçu ayırımını kaldırdığını” iddia etmiştir.
Gerçekten, ortada bir yanlış yoksa, bir yanlış anlama var. Kanun koyucu, bir kimseye “serseri”, ”alçak”,”hayvan”, “hırsız”, ”rüşvetçi”, “sahtekar”, fahişe”, “kör”, “şaşı”,”topal”,”kambur”, “kel”,”psikopat”, denmesini sövme saymıştır. Öyleyse, sövme, bir sıfat izafe ederek, bir kişiyi, başkalarının gözünde aşağılamaktır.
Bir sözün, sesin, işaretin sövme olup olmadığı, genellikle suçun işlendiği yerin değerlerine göre belirlenir. Gerçekten, bir yerde veya bir çevrede, ör., ulan, kerata, serseri, vs., gibi küfür sayılan bir şey, başka bir yerde veya çevrede övgü, iltifat sayılabilir.
Olayımızda Katılan adalet vazifeni üstlenmiş bir hakimdir. Hayatın normal akışı içerisinde bir kamu binası olan adliye binasında alışılagelmemiş bir hitap tarzı olan mezkur kelimelerin sarf edilmesinin hakaret suçunun unsurlarını oluşturacağı açıktır. Kaldı ki suçun işlendiği yer adaletin mabedi olan duruşma salonudur. Nezaketin ve saygının en hassas gözetilmesi gereken mekanlardandır. Üstelik Sanık bir hukukçudur. Bu durumu en iyi ölçmesi ve takdir etmesi gereken bir meslek icra etmektedir. Söylenen bu sözlerin hakaret suçunu oluşturduğunu 3 perspektiften inceleme gerekir.
1-Fail yönünden: Bu sözleri sarf eden kişinin amacı, beklentisine olumlu yanıt alamayan muhatabını rencide etmek onu rahatsız etmek ve onu aşağılamak ve küçük düşürmektir. Kanun sövmek suretiyle karşı tarafın onur ve saygınlığına saldıran ibaresi kullanmış. Somut olaya baktığımızda lan kelimesinin karşı tarafın onur ve itibarına yönelik bir saldırı mahiyeti taşıdığı açıktır. Zira kendi işinin yapılmaması durumunda sanığın başvurabileceği şikayet kanalları vardır veya bu eyleme yönelik tepkisin ortaya koyabileceği başka kelime ve cümleler de vardır. Bir kelimenin hakaret oluşturup oluşturmadığı kelimenin anlamı, kullanıldığı yer muhatap ve kullanan kişinin tüm özellikleri ile birlikte değerlendirilerek anlaşılır. Somut olayımızda kendisine yönelen bir tahrik eylemi olmaksızın sanığın bu cümleyi sarf ettiği anlaşılmaktadır. Mezkur kelime Mahkeme hakimini rahatsız edecek ve onu küçük düşürecek derecede kullanılmıştır. Oysaki aynı söz bir kahvehane veya başka bir arkadaş ortamında oyun anında kullanılmış olması halinde suç oluşmayabilecektir.
2-Muhatap yönünden: Gerek somut olayda gerekse soyut olarak lan kelimesi günlük dilde fazla kullanılmasına rağmen resmi dairelerde üstelik mahkeme ortamında asla kullanılması mazur görülebilecek bir durum olmadığı gibi bu sözü kaba ve nezaketsiz bir söz olarak da değerlendirmek mümkün olmayacaktır. Aksi takdirde bu sözün muhatabının bundan rahatsız olmaması ve rencide olmaması gerekir. Şöyle ki resmi bir tören esnasında bir kişinin valiye lan vali bu nasıl tören şeklindeki eyleminin hakaret olmayacağını ileri sürmek izahı kabil bir durum olmayacaktır.
Normal bir insan toplumsal yaşamda kendine bu sözlerin söylenmesinden rencide olur ve rahatsızlık duyar. Anormal olan rahatsızlık duyulmamasıdır. Bu düşünülecek bir şey değildir. Katılan bir yargı erkine mensup bir kamu görevlisidir. İş ve arkadaş çevresinde ve diğer taraflar ve avukatlar nezdinde oluşmuş bir itibar ve saygınlığı vardır. Sanık tarafından böyle bir eyleme maruz kalması onun arkadaş ve mesai çevresince itibarına zarar vermiş olacaktır.
3-Üçüncü kişiler yönünden Yani bu söze muttali tarafsız kişiler yönünden Lan kelimesi ve birlikte kullanıldığı diğer sözlerle bütün olarak düşünüldüğünde bu sözlere tanık olan 3. kişiler ise bu sözlerle karşı tarafın rencide olduğunu ve toplumdaki itibarının zarar gördüğünü ve küçük düşürülmeye çalışıldığını düşünecektir.
Suçun işlendiği yer bir kamu binasıdır İnsanlar kamu binasına girerken daha özenli ve daha dikkatli olmak ve bunu uygun dil kullanmak zorundadır. Kendi işinin yapılmamış olmasının uyandırdığı bir hiddet olabilir bu durum ancak tahrik indirimi nedeni olabilir. Katılan üstelik bir yargı insanı bir hakimdir. Toplumumuzda adalet insanlarına karşı daha ölçülü ve daha özenli olma kültürü vardır. Sanığın muhatabı olan bir yargı görevlisine karşı daha özenli ve dikkatli olma yükümlülüğü olmalıdır.
Bir an için bu kelimelerin tek başına kullanılmasının hakaret olmadığını kabul etmiş olsak bile kullanıldığı cümleye bütünsel açıdan baktığımızda kişiyi aşağılama ve rencide etme amacı taşıdığı anlaşılmaktadır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle sanığın sarf ettiği kimsin lan sen şeklindeki sözlerin soyut olarak hakaret suçunun unsurlarını oluşturduğu ve yine somut olayda kullanıldığı yer zaman mekan, ortam ve taraflar yönünden bakıldığında sanığın kastının katılanın onur ve şerefini zedelemek onu küçük düşürerek aşağılamak ve itibarına zarar vermek olduğu düşüncesiyle çoğunluğun görüşünü katılamıyorum. (¤¤)