(5271 S. K. m. 172, 173, 280, 286, 303)
Yerel Mahkemece verilen hüküm istinaf edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İstinaf isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre, sair istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden reddi,
Ancak;
Sanık hakkında ihbar eden K. A. E.'ın sanığın facebook hesabından paylaşım tarihleri itibariyle Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı olan Recep Tayyip Erdoğan'a yönelik hakaret içerir paylaşımlarda bulunduğunu belirten dilekçesi ve ekindeki paylaşım çıktıları üzerine sanık hakkında Adana Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatıldığı, yapılan soruşturma neticesinde Adana Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 5/10/2015 tarih 2015/50232 (13) soruşturma numarası ile paylaşımları sanığın yaptığına dair delil elde edilemediğinden bahisle ek takipsizlik kararı verildiği ve faili meçhul sanıklar yönünden daimi arama kararı alındığı, takipsizlik kararının dosyada suçtan zarar gören sıfatı bulunmayan ihbar edene tebliği üzerine ihbar edenin itirazda bulunduğu ve Adana 1. Sulh Ceza Hakimliğinin 17/11/2015 tarih ve 2015/4685 değişik iş kararı ile soruşturmanın eksik yapıldığından bahisle takipsizlik kararının kaldırıldığı, Adana Cumhuriyet Savcısı tarafından sanığa ait telefon ve bilgisayarların imaj kayıtlarının aldırılıp Siber suçlarla mücadele şube müdürlüğünden alınan inceleme raporu neticesinde 21/01/2016 tarihinde yeniden kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, bu kararın da suçtan zarar gören sıfatı bulunmayan ihbar edene tebliğ edildiği, ihbar edenin itirazı üzerine Adana 5. Sulh Ceza Hakimliğinin 01/03/2016 tarih ve 2016/1367 değişik iş sayılı kararı ile itirazın reddine dair kesin nitelikte karar verildiği, İhbar edenin 09/11/2016 tarihinde takipsizlik kararlarını veren Cumhuriyet Savcısının 15/07/2016 tarihinde meydana gelen darbe teşebbüsü neticesinde görevden alındığını belirterek daha önce verilen takipsizlik kararlarına konu eylem ile ilgili şüpheli hakkında hakaret suçundan dava açılması gerektiğini belirterek yeniden Adana Cumhuriyet Başsavcılığına şikayet dilekçesi ve ekinde önceki şikayetlerine de konu olan facebook paylaşım çıktılarını eklediği, Adana Cumhuriyet Başsavcı vekili tarafından 10/11/2016 tarihinde düzenlenen tutanak ile ihbar edenin dilekçesinin ekinde hakaret içeren 2 sayfadan ibaret 4 adet paylaşım çıktısının bulunduğundan bahisle Kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararın kaldırılmasına karar verildiği, ve sanık hakkında 14/11/2016 tarihinde hakaret suçundan kamu davası açıldığı anlaşılmış olup;
Kovuşturmaya Yer Olmadığı Kararı ve Niteliği
Bilindiği üzere, ceza muhakemesi hukuku suç soruşturması ve kovuşturmasının tabi olduğu ilkeleri belirleyen kurallar bütünüdür. Ceza muhakemesi hukukunun gayesi, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması, demokratik hukuk devleti ilkesinin gereklerinin yerine getirilmesinin ve nihayet hukuk barışının sağlanmasıdır. Bu bağlamda ceza muhakemesi sürecinde yürütülecek tüm muhakeme işlemlerinin belirtilen temel amaçlara ulaşma hedefine yönelmiş olması gerektiği kuşkusuzdur.
Kovuşturmaya yer olmadığı (kovuşturmama) kararı, kovuşturmaya yetkili makamın kovuşturmaya başlamayacağını, yani başlangıçta şüphelendiği kişiye hiç suç isnad etmeyeceğini bildiren yazılı işlemidir (Nurullah Kunter/ Feridun Yenisey/ Ayşe Nuhoğlu: Ceza Muhakemesi Hukuku, Onsekizinci baskı, İstanbul 2010, s. 1173). CMK’ya göre kovuşturmaya yer olmadığı kararını kovuşturmaya yetkili makam olan Cumhuriyet Savcısı verir (md. 172/1). Cumhuriyet Savcısının verdiği bu karar “kesin hüküm etkisi” göstermektedir. Gerçekten kesinleşmiş bir kovuşturmaya yer olmadığı kararının varlığı ile ceza muhakemesi sona ermekte, yeni delil ortaya çıkması veya İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi kararıyla “etkin soruşturma yapılmadan bu kararın verildiğinin tespit edilmesi” halleri gerçekleşmeden muhakeme yeniden dirilmemektedir. CMK’nın 172/2. maddesindeki “kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra yeni delil meydana çıkmadıkça, aynı fiilden dolayı kamu davası açılamaz” şeklindeki temel ilke, bu kararın söz edilen niteliğinin açık bir ifadesidir. Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra geri alınması şeklinde bir yol CMK sisteminde kabul edilmemiş olup, bu karara karşı başvurulabilecek tek hukuki çare doktrinde “kovuşturma davası” olarak da adlandırılan “itiraz” denetim yoludur. (CMK md. 173).
CMK'nun 173/1 maddesinde Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren 15 gün içinde bu kararı veren Cumhuriyet Savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hakimliğine itiraz edebilir, hükmünün bulunduğu,
Dosya kapsamına göre, sanık hakkında verilen iki ayrı takipsizlik kararının eylemin suçtan zarar göreni olan Recep Tayyip Erdoğan'a veya vekiline tebliğ edilmediği, dosyada suçtan zarar gören sıfatı bulunmayan ihbar eden tarafından itirazlarda bulunulması üzerine Adana 5. Sulh Ceza Mahkemesi tarafından itirazın reddine karar verildiği ve bu karar kesin nitelikte olup karara karşı ancak kanun yararına bozma yoluna gidilebileceği gözetilmeden takipsizlik kararının Adana Cumhuriyet Başsavcı vekili tarafından kaldırıldığı tarih olan 10/11/2016 tarihinde yürürlükte bulunan CMK'nun 172/2 maddesinde "Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra yeni delil meydana çıkmadıkça, aynı fiilden dolayı kamu davası açılamaz", 172/3. Maddesinde "Kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararın etkin soruşturma yapılmadan verildiğinin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmesi üzerine, kararın kesinleşmesinden itibaren üç ay içinde talep edilmesi halinde yeniden soruşturma açılır." hükmünün bulunduğu,02/01/2017 tarihinde yapılan değişiklik ile CMK'nun 172/2 maddesinin "Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşturacak yeni delil elde edilmedikçe ve bu hususta sulh ceza hakimliğince bir karar verilmedikçe, aynı fiilden dolayı kamu davası açılamaz" şeklinde değiştirildiği, takipsizlik kararının kaldırılmasına dayanak olarak gösterilen facebook paylaşımı çıktılarının ilk andan beri dosyada bulunan paylaşımlara ilişkin olup yeni bir delil niteliğinde bulunmadığı gibi konu ile ilgili Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararı ya da Sulh Ceza Hakimliğinden alınmış herhangi bir karar da bulunmadığından takipsizlik kararının kaldırılmasının hukuka aykırı olduğu ve hukuka aykırı olarak kaldırılan takipsizlik kararı ile aynı konuda yeniden kamu davası açılamayacak olmasına karşın iddianame düzenlenerek kamu davası açıldığı anlaşıldığından, öncelikle aynı konuda yeniden kamu davası açılabilmesi için gerekli prosedür işletildikten sonra ve ayrıca dosyanın suçtan zarar göreni olup kendisine takipsizlik kararları tebliğ edilmeyen Recep Tayyip Erdoğan'a veya vekiline takipsizlik kararları tebliğ edilerek itirazları halinde bu yol tüketilerek sonucuna göre iddianame düzenlenip kamu davası açılıp açılmayacağının belirlenmesi gerekirken usule uygun olmayan şekilde düzenlenen iddianame ile ilgili olarak karar verilemeyecek olmasına karşın bu iddianameye dayanılarak karar verilmesi,
Hukuka aykırı ve sanık M. R. Ö. müdafiii ile katılan Recep Tayyip Erdoğan vekilinin istinaf itirazları yerinde görüldüğünden HÜKMÜN BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 5271 sayılı CMK'nun 280/1-a ve 303. maddelerinin verdiği yetkiye dayanılarak "Sanık hakkında hakaret suçundan CMK'nun 172. maddesine uygun olarak kaldırılmayan takipsizlik kararı üzerine usulüne uygun olmayan şekilde iddianame düzenlenmiş olması sebebi ile KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, dosyanın bir örneğinin gereği için Adana Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, yargılama giderlerinin kamu üzerinde bırakılmasına" karar verilmek sureti ile HÜKMÜN DÜZELTİLEREK İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, CMK'nın 286/2. maddesine göre kesin olmak üzere, 08.02.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)