(5271 S. K. m. 231, 280) (5237 S. K. m. 43, 53, 58)
Yargılama yapmaya ve hüküm kurmaya yetkili Dairemizde yukarıda açık kimliği, adresi ve atılı suçu yazılı sanık hakkında mahkememizde yapılan açık duruşma sonunda:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Adana ...... Başsavcılığı'nın 16/08/2016 tarih ve 2016/18/978 esas nolu iddianamesiyle; Sanığın, Yüreğir Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün ...... vergi kimlik numaralı mükellefi olan ve ...... Mahallesi ...... Sokak No:12/A Yüreğir/ADANA sayılı adreste faaliyet gösteren ...... Madencilik ve Döküm San. Tic. Ltd. Şirketi'nin yetkilisi olduğu, mükellef şirketin 2012, 2013 ve 2014 takvim yıllarına ait defter ve belgelerinin ihbar eden kurumca incelendiği, yapılan inceleme neticesinde düzenlenen vergi inceleme raporlarında; şirketin yetkilisi olan sanık ......'in, 2012, 2013 ve 2014 yıllarında 108 adet sahteliğini bildiği faturayı yasal defterlerine kaydederek vergi ziyaına sebebiyet verdiğinin belirlendiği, şüphelinin işletme faaliyeti kapsamında malları aldığının fakat söz konusu alışlarını sahte belgeler kullanarak belgelendirdiğinin tespit edildiği, özellikle 2012 yılında kullanılan sahte faturaların, satılan ticari mal maliyeti içindeki oranının yüksek olduğunun saptandığı, bahsi geçen şirket bünyesinde 2013 yılında da sahte fatura kullanan sanığın Adana 16. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2015/189 esas sayılı dosyasında yargılandığı ve hakkında mahkumiyet kararı verildiği, bu sebeple 2013 yılındaki eylemleri nedeniyle usulen kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, sanığın 2012 ve 2014 yıllarında da sahteliğini bildiği faturaları beyannamelerinde kullanarak vergi kaçakçılığı suçunu işlediği, her vergi dönemi için şüphelinin kastının yenilenmiş olması nedeniyle 2012 ve 2014 yıllarındaki eylemleri açısından ayrı ayrı cezalandırılması ve bir vergi dönem içinde birden çok fatura kullanmış olması dolayısıyla hakkında zincirleme suç hükümlerine dair kanun maddesinin uygulanması gerektiğinden bahisle kamu davası açılmıştır.
Yapılan yargılama sonucunda Adana 9. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 22/06/2017 gün, 2016/726 esas, 2017/467 karar sayılı ilamı ile sanık ...... hakkında 2012 ve 2014 yıllarına ait sahte fatura kullanma suçundan mahkumiyet kararı verildiği, katılan kurum vekili ve sanık müdafisinin süresinde istinaf isteminde bulundukları, katılan kurum vekili istinaf talebinde özetle; sanığın üzerine atılı suç için öngörülen üst sınırdan ceza verilmesi gerekirken alt sınırdan cezalandırılmasına karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırı olduğundan bahisle sanık aleyhine istinaf talebinde bulunduğu, sanık müdafisi ise istinaf talebinde özetle; sanığın, hiç bir suretle sahte fatura kullanmadığını, sanığın, almış olduğu mallara karşılık gelen faturaları ticari defterine işlediği, bu faturaların sahte olup olmadığını bilecek durumda olmadığını, sanığın daha önceden de aynı suçtan aynı takvim yılına ilişkin cezalandırıldığını ve cezasını da infaz ettiğini, mükerrer dava söz konusu olduğunu, eldeki dava yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken cezalandırılma yoluna gidilmesi hukuka ve yasaya açıkça aykırı olduğundan bahisle istinaf talebinde bulunduğu görülmüştür.
Yapılan ön incelemede; katılan kurum vekili ve sanık müdafisinin istinaf başvurularının reddi nedenleri bulunmadığından istinaf istemleri incelenmiş ve Dairemizin 22/03/2019 tarihli kararı ile bağımsız üçlü bilirkişi raporu aldırılmamış olması, sanık hakkında kurulan hükümlerde hesaplama hatası yapılarak sanığa eksik ceza tayin edilmiş olması, her iki suç yönünden mükerrir olan sanık hakkında verilen cezaların mükerrirlere özgün infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmemiş olması nedenleriyle 5271 sayılı CMK'nun 280/1-e maddesi gereğince davanın yeniden görülmesine ve duruşma hazırlığı işlemlerine başlanmasına karar verilmiştir.
SANIK ...... İLK DERECE MAHKEMESİNDE ALINAN SAVUNMASINDA: Ben konuyla ilgili olarak daha önce ifade verdim. İfademin içeriği doğrudur. Aynen tekrar ederim. Almış olduğum malzemelerin ücretlerini nakit olarak ödedim. Nakit ödemem karşılığında BA ve BS formlarının doldurup kayıt altına alıyordum. Daha sonra ise malzeme almış olduğum kişiler ortadan kaybolduğu zaman sahte belge kullanma suçuyla karşı karşıya kalmış oluyorum. Kesinlikle böyle bir kastım yoktur. Ben hakkımda düzenlenen vergi inceleme raporlarını kabul etmiyorum. Aleyhimde olan hususları kabul etmiyorum. Söz konusu raporlarda müfettişler kanuna aykırı davranmışlardır dedi.
SANIK ......DAİREMİZCE TALİMATLA ALINAN SAVUNMASINDA: Duruşmalardan bağışık tutulma talebim vardır, savunmamı burada yapmak istiyorum. Dedi. Devamla: Ben döküm ızgara ve rögar kapakları imalatı yaparım, bazen imalatı yetiştiremediğim de bu ürünleri dışarıdan temin ederim, aldığım malların faturalarını alırım, gider olarak kullanırım ve kullanımında KDV mahsubu yaparım benim bu faturaların sahteliğini kontrol etme imkanım yoktur, bunun sorumluluğu malı bana satan kişiye aittir, benim o dönemlerdeki yıllık cirom 3.000.000 TL civarındadır, ben Türkiye'nin her yerindeki belediyelere, Tokilere, özel sektördeki büyük şirketlere, ızgara demirleri ve rögar kapakları satmaktayım bu işi Adana bölgesinde tek ben yapmaktayım, bazen çok yoğun talep nedeniyle bunların dökümünü yetiştirememekteyim, yetiştiremediğim dönemlerde buradaki suç konusu faturaları kesen şirket ve atölyelere yaptırırım, onlar bana faturalarımı kesip verirler, bunların ödemesini yaptıktan sonra BABS formunu yani beyan verip vermediklerini kontrol edebilirim, ben ödemeleri bu formu kontrol ettikten sonra yapardım, bunun dışında faturada bir sahteliği bilmem mümkün değildir, denetleme şansım yoktur, ben kasten bilerek sahte fatura kullanmadım, ben geçmişte vergi suçundan cezam olmam nedeniyle Vergi Dairesi beni sürekli gözetim altında tutmaktadır, atılı suçlamayı kabul etmiyorum, beraatimi talep ederim. Dedi.
İDDİA MAKAMI ESAS HAKKINDAKİ MÜTALAASINDA: Sanığın yetkilisi olduğu ...... Madencilik ve Döküm sanayi LTD. ŞTİ'nin faaliyetleri kapsamında 2012 ve 2014 vergi dönemlerinde çok sayıda sahte fatura kullanmak sureti ile atılı suçu işlediği dosyada mevcut vergi tekniği ve vergi suçu raporu ile bilirkişi raporundan anlaşıldığından sanığın 213 sayılı kanunun 359/b, ve TCK'nın 43/1, 53 ve 58 maddeleri uyarınca 2 defa cezalandırılmasına karar verilmesi kamu adına talep ve mütaala olunur dedi.
GEREKÇE VE DEĞERLENDİRME;
Yapılan yargılama neticesinde, sanık savunmaları, katılan vekili beyanı, adli sicil ve nüfus kayıtları, vergi suçu raporu, vergi tekniği raporu, vergi dairesi müfettişinin olumlu mütalaası, aldırılan bilirkişi raporı ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;
Sanığın Yüreğir Vergi Dairesi Müdürlüğünün ...... vergi kimlik numaralı mükellefi olduğu ve sanığın ...... Madencilik ve Döküm San. Tic. Ltd. Şti.'nin yetkilisi olduğu, sanığın sorumlusu olduğu şirket hakkında yapılan vergi incelemesine bağlı olarak düzenlenen vergi tekniği raporu, karşıt incelemeler ve hazırlanan vergi suçu raporuna göre sanığın sorumlusu olduğu şirketin 2012-2013 ve 2014 yıllarında sahte faturaları bilerek kullandığının belirlendiği, vergi suçu raporu ile uyumlu komisyon mütalaası verildiği ve sanık hakkında suç ihbarında bulunulduğu, 2012-2013 ve 2014 takvim yıllarında sahte faturalar kullanan sanık hakkında Adana ...... Başsavcılığınca 2012 ve 2014 yıllarında sahte fatura kullanmak suçlarından kamu davası açılıp, 2013 takvim yılı ile ilgili olarak daha öncesinde açılmış dava bulunduğundan bu takvim yılı için ayrıca dava açılmadığı anlaşılmıştır.
İlk derece mahkemesinde ve sonrasında dairemizde yapılan yargılama sonucunda aldırılan bilirkişi heyet raporunda; sanığın sahte ve muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı olan faturaları kullandığı belirlenip, bu raporda sanığın 2012 ve 2014 yıllarında kullanmış olduğu ve sahte olduğu kabul edilen faturalar detaylı olarak açıklanmış, Dairemizce bu rapora itibar edilmiş, yine sanığın kullandığı anlaşılan sahte faturaların düzenleyicisi olan karşıt firmalarla ilgili vergi inceleme raporları ve karşıt firmalar hakkında yürütülen adli soruşturma evrakları dosya arasına alınmıştır.
Bu açıklamalar ve dosya kapsamına göre sanığın sorumlusu olduğu şirket adına 2012 ve 2014 takvim yıllarında, her takvim yılı içerisinde birden fazla olmak üzere sahte faturalar kullanmak suretiyle üzerine atılı suçları işlediği dairemizce kabul edilmiştir.
Sahte fatura kullanma suçu yönünden dairemizce yeniden yapılan yargılama sonucunda, sanık aleyhine istinaf olması da gözönüne alınarak sanığın eylemine uyan 213 sayılı Vergi Usul Kanunu 359/b maddesi gereğince 2012 ve 2014 yıllarına ait sahte fatura kullanma suçlarından ayrı ayrı takdiren alt sınırdan ceza belirlemek suretiyle cezalandırılmasına, sanığın her takvim yılı içerisinde kullandığı faturaların birden fazla olmasına bağlı olarak eylemini aynı suç işleme kararı kapsamında birden fazla kez gerçekleştirdiği anlaşılmakla sanığa verilen cezalardan TCK 43/1 maddesi gereğince takdiren 1/4 oranında artırım yapılmasına, cezaların sanığın geleceği üzerindeki olumlu etkileri lehine takdiri indirim nedeni yapılarak cezalarından TCK 62/1 maddesi gereğince takdiren 1/6 oranında indirim yapılmasına, hapis cezası ile cezalandırılan sanık hakkında 2012 takvim yılına ait suç yönünden Adana 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2007/405 Esas 2009/47 sayılı karar ile, 2014 takvim yılına ait suç yönünden ise Adana 6. Sulh Ceza Mahkemesinin 2009/552 Esas 2010/2026 sayılı karar ile mükerir kabul edilerek hakkında mükerrirlere özgü infaz rejimi uygulanmasına, yine hapis cezası ile cezalandırılan sanık hakkında TCK 53. Maddesinin uygulanmasına karar vermek gerekmiş, yasal şartlar oluşmadığından sanık hakkında CMK’nun 231. ve TCK 51. maddelerinin uygulanmasına yer olmadığına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere:
Sanık hakkında Vergi Usul Kanununa Muhalefet suçundan kurulan Adana 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 22/06/2017 tarihli 2016/726 Esas 2017/467 karar sayılı mahkumiyet kararının CMK 280/2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA ve aşağıdaki şekilde yeniden hüküm kurulmasına,
A) 1-Sanığın üzerine atılı ve sübut bulan 2012 takvim yılında sahte belge kullanmak suretiyle vergi usul kanununa muhalefet suçundan eylemine uyan 213 sayılı Vergi Usul Kanunun 359/b maddesi gereğince suçun işleniş şekli nazara alınarak takdiren asgari hadden ceza tayini ile sanığın 3 YIL HAPİS CEZASIYLA CEZALANDIRILMASINA,
2-Sanığın eylemini aynı suç işleme kararı kapsamında birden fazla kez gerçekleştirdiği anlaşılmakla sanığa verilen cezasından TCK 43/1 maddesi gereğince takdiren 1/4 oranında artırım yapılarak sanığın 3 YIL 9 AY HAPİS CEZASIYLA CEZALANDIRILMASINA,
3-Cezanın sanığın geleceği üzerindeki olumlu etkileri lehine takdiri indirim nedeni yapılarak cezasından TCK 62/1 maddesi gereğince takdiren 1/6 oranında indirim yapılarak3 YIL 1 AY 15 GÜN HAPİS CEZASIYLA CEZALANDIRILMASINA,
4-Sanığın kasten işlediği suçtan dolayı verilen hapis cezasının kanuni neticesi olarak 5237 sayılı yasanın 53/2 maddesi uyarıca 5237 sayılı yasanın 53/1 a,d,e maddesinde düzenlenen haklarını verilen hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar 5237 sayılı yasanın 53/1 c maddesinde düzenlenen velayet hakkından, vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunma haklarını kendi alt soyu üzerinde vesayet velayet ve kayyımlık yetkileri açısında koşullu salıverilme tarihine kadar kendi üst soyu ve diğer kişiler yönünden ise hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar HAKLARI KULLANMAKTAN MEN EDİLMESİNE,
5-Sanık hakkında geçmişte 3 aydan fazla süreyle hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkumiyeti bulunduğundan TCK 51. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına,
6-Sanığın daha önce kasıtlı bir çok suçtan mahkum olması nedeni ile yasal engel bulunduğundan sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına,
7-Sanık hakkında Adana 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2007/405 Esas 2009/47 sayılı karar ile tekerrüre esas ilamı bulunduğundan verilen hapis cezasının TCK 58/6 maddesi gereğince ilk defaya mahsus mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine,
Sanığa verilen cezanın infazından sonra TCK 58/7 maddesi gereğince denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına,
B) 1-Sanığın üzerine atılı ve sübut bulan 2014 takvim yılında sahte belge kullanmak suretiyle vergi usul kanununa muhalefet suçundan eylemine uyan 213 sayılı Vergi Usul Kanunun 359/b maddesi gereğince suçun işleniş şekli nazara alınarak takdiren asgari hadden ceza tayini ile sanığın 3 YIL HAPİS CEZASIYLA CEZALANDIRILMASINA,
2-Sanığın eylemini aynı suç işleme kararı kapsamında birden fazla kez gerçekleştirdiği anlaşılmakla sanığa verilen cezasından TCK 43/1 maddesi gereğince takdiren 1/4 oranında artırım yapılarak sanığın 3 YIL 9 AY HAPİS CEZASIYLA CEZALANDIRILMASINA,
3-Cezanın sanığın geleceği üzerindeki olumlu etkileri lehine takdiri indirim nedeni yapılarak cezasından TCK 62/1 maddesi gereğince takdiren 1/6 oranında indirim yapılarak 3 YIL 1 AY 15 GÜN HAPİS CEZASIYLA CEZALANDIRILMASINA,
4-Sanığın kasten işlediği suçtan dolayı verilen hapis cezasının kanuni neticesi olarak 5237 sayılı yasanın 53/2 maddesi uyarıca 5237 sayılı yasanın 53/1 a,d,e maddesinde düzenlenen haklarını verilen hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar 5237 sayılı yasanın 53/1 c maddesinde düzenlenen velayet hakkından, vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunma haklarını kendi alt soyu üzerinde vesayet velayet ve kayyımlık yetkileri açısında koşullu salıverilme tarihine kadar kendi üst soyu ve diğer kişiler yönünden ise hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar HAKLARI KULLANMAKTAN MEN EDİLMESİNE,
5-Sanık hakkında geçmişte 3 aydan fazla süreyle hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkumiyeti bulunduğundan TCK 51. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına,
6-Sanığın daha önce kasıtlı bir çok suçtan mahkum olması nedeni ile yasal engel bulunduğundan sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına,
7-Sanık hakkında Adana 6. Sulh Ceza Mahkemesinin 2009/552 Esas 2010/2026 sayılı karar ile tekerrüre esas ilamı bulunduğundan verilen hapis cezasının TCK 58/6 maddesi gereğince ilk defaya mahsus mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine,
Sanığa verilen cezanın infazından sonra TCK 58/7 maddesi gereğince denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına,
Katılan kurum kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden ve Yargıtay 19. Ceza Dairesinin uyuşmazlığın giderilmesi hususundaki 2018/3074 Esas 2018/4708 Karar sayılı kararında ilk derece yargılaması ve istinaf yargılaması için ayrı ayrı vekalet ücreti hükmedilmesi gerektiği yönündeki kararı da dikkate alınarak, istinaf mahkemesindeki karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca Bölge Adliye Mahkemesindeki yargılamada birden fazla duruşma olması sebebi ile 3.400,00 TL vekalet ücreti ile ilk derece mahkemesi için yapılan yargılama yönünden ilk derece mahkemesindeki karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince 1.980,00 TL vekalet ücretinin sanıktan alınarak katılan kuruma verilmesine,
Sanığın ilk derece mahkemesinde sarfına sebebiyet verdiği 40,00 TL ile istinaf aşamasında sarfına sebebiyet verdiği 1187,3 TL, toplam 1227,3 TL'den ibaret yargılama giderinin sanıktan alınarak hazineye irad kaydına,
Dair, sanık ve katılan kurum vekilinin yokluğunda, C. Savcısı ......'in huzuru ile ve mütalaaya uygun olarak kararın katılan kurum vekili ve sanığa tebliğ tarihinden itibaren 15 GÜN içinde Dairemize veya Dairemize gönderilmek üzere bulunulan yer Mahkemelerine verilecek dilekçe yada zabıt katibine verilecek beyanla tutulan tutanakla, CMK'nın 291. maddesine göre YARGITAY TEMYİZ YOLU (temyiz yasa yoluna başvurulmaması halinde kararın kesinleşeceğinin ihtarı ile) açık olmak üzere, oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 19.03.2020 (¤¤)