(213 S. K. m. 359) (5237 S. K. m. 53) (5271 S. K. m. 231, 280)
Yargılama yapmaya ve hüküm kurmaya yetkili Dairemizde yukarıda açık kimliği, adresi ve atılı suçu yazılı sanık hakkında Dairemizde yapılan açık duruşma sonunda:
Gereği düşünüldü:
Bahçe Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 31/12/2015 tarih ve 2015/338 esas nolu iddianamesiyle; Adana Küçük ve Orta Ölçekli Mükellefler Grup Başkanlığı tarafından yukarıda açık kimlik bilgileri yazılı bulunan mükellef şirket temsilcisi ....... hakkında 2010 yılına ait hesap dönemi defterlerini ibraz etmeme dolaysıyla da VUK 359/a-2 maddesinde düzenlenen kaçakçılık suçunu işlediğinden bahisle suç duyurusunda bulunulduğu, söz konusu ....... Montaj Tic. ve San. Ltd. Şti.'nin Bahçe ilçesinde uzun mesafe elektrik hatlarının inşaatı üzerine faaliyet gösterdiği, şüpheli .......'in şirketin kanuni temsilcisi olduğu, vergi müfettişince şirketin 2010 yılı hesapları üzerinde yapılan incelemede, şirketin 2010 takvim yılı defter, kayıt ve belgelerinin şirketin kanuni temsilcisi ve aynı zamanda şüpheli .......'ten istenilmesine rağmen, varlığı noter tasdiki ile sabit olan defterlerin kuruma teslim edilmediği, vergi suçu raporunda da belirtildiği üzere mükellef kurum yetkilisinin 2010 hesap dönemi defterlerini incelemeye ibraz etmemiş dolaysıyla VUK 359/a-2 maddesinde düzenlenen kaçakçılık suçunu işlediğinin tespit edildiği, şüphelinin üzerine atılı suçlamayı kabul etmediği, dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde şüphelinin üzerine atılı suçu bu şekilde işlediği anlaşılmakla; şüphelinin VUK'nun 359/a-2 maddesi gereğince cezalandırılması için kamu davası açılmıştır.
Yapılan yargılama sonucunda Bahçe Asliye Ceza Mahkemesi'nin 07/06/2017 gün, 2016/8 esas, 2017/106 karar sayılı ilamı ile sanık ....... hakkında Vergi Usul Kanunu'nun 359/a-2 maddesi gereğince beraat kararı verildiği, verilen beraat kararının O yer Cumhuriyet Savcısınca süresi içerisinde istinaf edildiği, O Yer Savcısı istinaf talebinde; şirketin kanuni temsilcisi olarak söz konusu defterleri saklama ve istenildiğinde incelenmek üzere teslim etme yükümlülüğünün sanıkta olduğu, vergi suçu raporu ve diğer tahkikat evraklarından sanığın kendisine verilen süre içerisinde defterleri ve belgeleri sunmadığından sanık hakkında verilen beraat kararının kaldırılarak mahkumiyet kararı verilmesi gerektiğini belirttiği, yine müşteki kurum vekili de istinaf talebinde bulunarak; yargılama neticesinde sanığın hükümlülüğünü gerektirir ölçüde her türlü şüpheden uzak, somut, yeterli ve geçerli kanıt olduğu halde sanık hakkında verilen beraat kararının kaldırılarak mahkumiyet hükmü kurulması gerektiğini belirttiği görülmüştür.
Yapılan ön incelemede; Müşteki kurum vekilinin davada katılan sıfatı olmayıp verilen kararı istinafa yetkisi olmadığı belirlenmiş ancak O yer Cumhuriyet Savcısının istinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından istinaf istemi incelenmiş ve Dairemizin 23/10/2018 tarihli kararı ile ilk derece mahkemesince verilen kararda bir kısım hukuka aykırılıklar olabileceği değerlendirilerek 5271 sayılı CMK'nun 280/1-e maddesi gereğince davanın yeniden görülmesine ve duruşma hazırlığı işlemlerine başlanmasına karar verilmiştir.
SANIK .......'İN DAİREMİZCE ÇIKARILAN YAKALAMA EMRİ SONUCU ALINAN SAVUNMASINDA: Ben bu konuda daha önce mahkemenizde ifade vermiştim. O ifademi aynen tekrar ederim. Mahkemede beraat kararı verilmiştir. Üzerime atılı suçlamayı kesinlikle kabul etmiyorum. Suçsuzum. Öncelikle beraatime karar verilmesine, mahkeme aksi kanaatteyse lehe olan hükümler dahil CMK 231. Maddenin uygulanmasını talep ederim. Şeklinde beyanda bulunmuştur.
SANIK .......'İN İLK DERECE MAHKEMESİNCE ALINAN SAVUNMASINDA: Hazırlık aşamasında vermiş olduğum ifademi aynen tekrar ederim, müfettişlerin geldiği dönemde defterleri bulamadık. Ancak ben yaptığım kapsamlı araştırmada defterlerimin muhasebeci de olduğunu öğrendim. Tarafıma süre verilir ise bu defterleri temin edip dosyaya sunacağım. Suçsuzum. Öncelikle beraatime, mahkeme aksi kanaatte ise lehime olan hükümler dahil CMK 231. Maddenin uygulanmasını talep ederim. Şeklinde beyanda bulunmuştur.
SANIK .......'İN KOLLUKTA ALINAN SAVUNMASINDA: Ben öz kardeşim olan ......., ....... ve ....... ile ortaklı bir şekilde ....... Montaj Tic. ve Sanayii Ltd. Şirketini 2010 yılında kurduk. Ben ve ....... şirketimizin müdürüydük ancak; ....... evrakların muhafazası ve muhasebe ile ilgili işlemleri takip etmekle sorumluydu. Kendi aramızda gayri resmi bir görev teksimi yapmıştık. İşlerimizin iyi gitmemesi sonucu 2011 yılı Haziran ayı gibi şirketimiz iflas etti kardeşim ....... ve .......'in hisselerini ben devraldım ve şirketin yüzde 75 hissesine sahip olarak biz işi bıraktık. Ben o tarihten sonra 2011 ve 2012 yılının 6. Ayına kadar Bayburt ve Erzurum ilinde krom madeni işini yapan ....... şirketini yüzde 25 ortaklıkla işletmeye başladım. Daha sonra 2013 ve 2014 yıllarında Kayseri ili Tomarza ilçesinde Erzurum'daki ....... şirketi ortaklarımızdan olan ....... adına iki yıl Tomarza'da çalıştım 2015 yılı Haziran ayına kadar burada devam eden bir işim olmadığı için pek burada yani Bahçe'de vakit geçirmiyordum, takii Maliye Bakanlığı'na ait müfettişlerin beni çağırıp ....... adına o dönemlere ait bütün evrakları istemesi üzerine 2010 yılı işletmeye ait yevmiye defteri, envanter defteri ve defter-i kebir defterlerinin ortada olmadığını farkettik biz iflas ettiğimizde kardeşim ......., ……. Pasajı'ndaki iş yerini boşaltarak Gökkaya Pasajı'nda yeni kiraladığı iş yerine taşıdı, ben de il dışına gittiğim için benim iflas eden şirketime dair evrakların bir kısmını muhasebecimiz .......'a kalanları da kaybolmaması için kardeşimin yeri iş yerine taşıdık. Kardeşim 2014 yılı Nisan ayında Gökkaya Pasajı'ndaki iş yerini çarşı merkezinde bulunan belediye iş hanına taşıdı bütün bu taşınma olaylarında ben burada olmadığım için hangi evrakların nerede muhafaza edildiğini de bilmiyorum, bana müfettişlerin sormuş olduğu şirkete ait defterler taşıma sırasında kaybolmuş, bir kenara atılmış ya da muhasebecimiz .......'ın iş yerinde kaybolmuş olabilir. Bu evrakları Haziran ayından beridir aramadığım yer kalmadı. Bir tek muhasebecinin iş yerini kontrol etmedim, ancak onun da konudan haberdar olduğunu ancak onun iş yerinde olmadığını öğrendim. Benim bilgim dahilinde yanma, yırtılma ya da kayıp olayı yaşanmadığı için herhangi suçladığım ya da şikayetçi olduğum kişi yoktur. Bu konu ile ilgili vereceğim ifade bunlardan ibarettir. Ben kesinlikle hiçbir evrakta, belgede bir sahtecilik kamu kurum ve kuruluşların vb. Tüzel kişiliklerin aldatılması resmi mercileri yanıltmak kamu kurum ve kuruluşları zarara uğratmak gibi bir suç içerisinde olmadım. Hakkımda yapılan bu suçlamaların hiçbirini kabul etmiyorum. Şeklinde beyanda bulunmuştur.
TANIK …….'IN İLK DERECE MAHKEMESİNDE ALINAN BEYANINDA: Ben serbest muhasebeci olarak çalışırım. Ancak işlerimi genelde eşim olan ....... yönetmektedir. Kendisinin herhangi bir muhasebecilik belgesi yoktur. Benim defterlerin zamanında verilmemesi ile ilgili bir bilgim yoktur. Tarafıma okumuş olduğunuz ve tarafımca imzalanmış olan belgeyi eşimin bana söylemesi üzerine imzalayıp verdim. Belge üzerindeki imza bana aittir. Eşim de duruşma salonu dışında hazırdır. Olay hakkındaki bilgi ve görgüm bundan ibarettir, ücret talebim yoktur. Şeklinde beyanda bulunmuştur.
TANIK .......'IN İLK DERECE MAHKEMESİNDE ALINAN BEYANINDA: Olay hakkında bilgim vardır. Eşimin serbest muhasebeci belgesi bulunmaktadır. Her ne kadar benim serbest muhasebeci belgem bulunmasa da emekli olmam sebebiyle eşimin eşleri ile ben ilgileniyorum. İlk başta maliye görevlileri bizden defterleri istediklerinde .......'e bütün defterleri verdik şeklinde tutanakla teslim ettik. Ancak yevmiye defterini sunmayı unutmuşuz. Yapılan incelemelerde bu eksiklik tespit edilmiş. Biz daha sonra yaptığımız arşiv araştırmasında bu defteri bulduk. Teftişin süresi geçtiği için verdiğimiz defterleri kabul etmediler. Bizde bu sebeple bu gecikmede .......'in kusurunun olmadığını belirtilen bu yazıyı o yüzden verdik. Olay hakkındaki bilgi ve görgüm bundan ibarettir, ücret talebim yoktur. Şeklinde beyanda bulunmuştur.
İDDİA MAKAMI ESAS HAKKINDAKİ MÜTALAASINDA: Müşteki vekilinin katılan sıfatı bulunmadığından istinaf başvurusunun reddine,
Mahkemece sanık hakkında belgeleri ibraz etmemek suçundan dolayı açılan kamu davasında kesin delil elde edilemediğinden beraatine karar verilmiş ise de; yerel savcı tarafından yapılan istinaf başvurusu incelemesi sonucunda, sanığın kendisinden istenilen muhasebe kayıtlarına esas belgeleri süresi içerisinde ibraz edemediği, ibraz edememe gerekçesi olarak muhasebecisini ileri sürdüğü ve bunun da hatanın kendilerinden kaynaklandığını bildirmiş oldukları, ancak; yazıdaki emredici hükümlere sanığın bizzat kendisine bu yükümlülük yüklenmiş olduğundan, bu husustaki edimini yerine getirmediği anlaşılmakla eylemine uyan vergi usul kanunu 359/a-2 maddesi ve TCK 53/1 maddeleri gereğince cezalandırılmasına karar verilmesi kamu adına talep ve mütalaa olunur. Şeklinde mütalaada bulunmuştur.
GEREKÇE:
Yapılan yargılama, toplanan deliller, sanık savunmaları, tanıkların beyanları, vergi suçu raporu, vergi tekniği raporu, sanığın adli sicil ve nüfus kaydı, iddianame anlatımı ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde,
Müşteki kurum vekilinin usulüne uygun şekilde duruşmadan haberdar edildiği halde, yöntemince kamu davasına katılmadığı ve katılmak istediğine dair bir bildirimde bulunmadığı, bu nedenle sanık hakkında verilen hükmü istinafa hak ve yetkisi bulunmadığı, istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiş,
O yer Cumhuriyet Savcısının istinaf talebi ile ilgili olarak yeniden yapılan yargılama sonucunda;
Her ne kadar ilk derece mahkemesince yapılan yargılamaya bağlı olarak; defter ve belgelerin muhasebecide olduğunun sonradan belirlendiği, muhasebecinin de ilk aşamada defter ve belgelerin kendisinde olduğunu bilmediği, bu nedenle muhasebecinin kusurundan kaynaklı gecikme nedeniyle sanığın defter ve belgelerini süresinde ibraz edememiş olmasında suç kastı bulunmadığı ve sanığın atılı suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği gerekçesine bağlı olarak sanığın beraatına karar verilmiş ise de; sanığın vergi mükellefi olduğu, bu mükellefiyetine bağlı olarak defter ve belgelerini 5 yıl süre ile saklama ve istenildiğinde ibraz etme mecburiyetinin sanığa ait olduğu, defter ve belgeleri muhafaza etme ve istenildiğinde ibraz etme yükümlülüğünün muhasebeciye devredilemeyeceği gibi muhasebecilerin yasadan kaynaklı böyle bir yükümlülüklerinin de olmadığı, sanığın vergi mükellefi olduğu ve onaylı defter ve belgeleri olduğu konusunda bir kuşku bulunmadığı, sanığın sorumlusu olduğu firma yönünden vergi incelemesi başlatıldığında, firmaya ait 2010 takvim yılana ilişkin defter ve belgeler üzerinde inceleme yapılması gereği duyulduğu, bizzat vergi dairesine gelen sanığa 2010 takvim yılına ilişkin defter ve belgelerini ibraz etmesi için tebliğ yapıldığı, sanığın da bizzat vergi müfettişine 2010 takvim yılına ilişkin defter ve belgelerini aradığını ancak bulamadığını beyan ettiği, sanığın kendisinden defter ve belgeleri istenildiğinde defter ve belgelerinin nerede olduğunu bilmediğini, aradığını ancak bulamadığını beyan ettiği ve hakkında vergi suçu raporu düzenlendiği, bu aşamada sanığın, defter ve belgelerinin muhasebecisinde olabileceğini söyleyip araştırmak için ek süre istemediği, soruşturma aşamasında alınan beyanında da mükellef şirket merkezinin taşınması sırasında defter ve belgelerinin kaybolmuş olabileceğini beyan ettiği ve belgelerini ibrazdan kaçındığı, yargılama aşamasında ise yine defter ve belgeleri bulamadığını ancak yaptığı araştırmada belgelerinin muhasebecide olduğunu belirlediğini, süre verilir ise ibraz edeceğini söylediği, ilk aşamada defter ve belgelerinin muhasebecide olduğunu beyan etmeyen ve arayıp bulamadığını, kaybolmuş olabileceğini söyleyerek belgelerini ibraz etmeyen sanığın, sonraki aşamada belgelerinin muhasebecisinde olduğunu belirlediğini söyleyip ibraz etmek istediğini belirtmesinin inandırıcı bulunmadığı gibi bu beyanın kendisini suçtan kurtarmaya yönelik beyan olduğu değerlendirildiği, belgelerini arayıp bulamayan mükellefin, belgelerinin muhasebecisinde olup olmayacağını ilk aşamada akıl etmesi veya en azından belgelerinin bulmaya yönelik araştırmalar yaparken muhasebecisinden de bu durumu sorması gerektiği, kaldı ki defter ve belgelerin saklanması ve istenildiğinde ibraz edilmesi yükümlülüğü kendisine ait olan sanığın, istenilen belgelerini kendisine tanınan yasal sürede ibraz etmemiş olmasının suçun oluşumu için yeterli olduğu, yasal ibraz süresinden sonra defter ve belgelerin ibraz edilmiş olmasının suçun oluşumunu etkilemeyeceği, defter ve belgelerin muhasebecide olduğunun sonradan anlaşılmış olmasının, sanığı suçtan kurtaracak mücbir bir neden de olmadığı, bu açıklamalar ve tüm yargılama dosyası kapsamına göre sanığın üzerine atılı suçu işlediği kabul edilmiş, sanık hakkında Vergi Usul Kanunu'nun 359/a-2 maddesi gereğince verilen beraat hükmü kaldırılarak, sanığın takdiren alt sınırdan ceza verilmek suretiyle 213 Sayılı Yasanın 359/a2 maddesi gereğince cezalandırılmasına karar verilmiş, sanık hakkında takdiren 62 madde uygulanarak cezadan indirim yoluna gidilmiş ve sanığın sabıkasız oluşu, kişilik özellikleri ve dosyaya yansıyan tutum ve davranışları, giderilecek maddi zararın bulunmaması göz önüne alınarak hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:
A-Müşteki kurum vekilinin, sanık hakkında kurulan beraat hükmüne yönelik istinaf talebinin incelemesinde;
Müşteki kurum vekilinin usulüne uygun şekilde duruşmadan haberdar edildiği halde, yöntemince kamu davasına katılmadığı ve katılmak istediğine dair bir bildirimde bulunmadığı, bu nedenle sanık hakkında verilen hükmü istinafa hak ve yetkisi bulunmadığı,
Anlaşıldığından, müşteki kurum vekilinin CMK'nın 279/1-b maddesi uyarınca İSTİNAF BAŞVURUSUNUN REDDİNE,
B-O yer Cumhuriyet Savcısının, sanık hakkında verilen beraat hükmüne yönelik istinaf talebi ile ilgili olarak;
Sanık hakkında Vergi Usul Kanununa Muhalefet suçundan kurulan Bahçe Asliye Ceza Mahkemesi'nin 07/06/2017 tarih ve 2016/8 esas 2017/106 karar sayılı beraat kararının CMK 280/2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA ve aşağıdaki şekilde yeniden hüküm kurulmasına,
Sanığın üzerine atılı ve sübut bulan defter ve belgelerini yasal sürede ibraz etmemek eylemine uyan 213 sayılı yasanın 359/a-2 maddesi uyarınca suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesinde kullanılan araçlar, suçun işlendiği yer ve zaman dilimi, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar, failin kastı ve amacı göz önünde bulundurularak takdiren asgari hadden ceza tayini ile sanığın 18 AY HAPİS CEZASIYLA CEZALANDIRILMASINA,
Sanığa verilen cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri göz önünde bulundurularak verilen ceza, TCK 62. maddesi uyarınca 1/6 oranında indirilerek sanığın 15 AY HAPİS CEZASIYLA CEZALANDIRILMASINA
Sanığın kasten işlediği suçtan dolayı verilen hapis cezasının kanuni neticesi olarak 5237 sayılı yasanın 53/2 maddesi uyarıca 5237 sayılı yasanın 53/1 a,d,e maddesinde düzenlenen haklarını, verilen hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar 5237 sayılı yasanın 53/1-c maddesinde düzenlenen velayet hakkından, vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunma haklarını kendi alt soyu üzerinde vesayet, velayet ve kayyımlık yetkileri açısında koşullu salıverilme tarihine kadar kendi üst soyu ve diğer kişiler yönünden ise hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar HAKLARI KULLANMAKTAN MEN EDİLMESİNE
Suç tarihi itibariyle sanığın sabıkasız oluşu, kişilik özellikleri ve dosyaya yansıyan tutum ve davranışları, giderilecek maddi zararın bulunmaması göz önüne alınarak hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi halinde sanığın yeniden suç işlemeyeceği hususunda Dairimize olumlu kanaat hasıl olduğundan 5271 sayılı CMK 231/5 maddesi gereğince HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASINA,
5271 Sayılı CMK 231/8 maddesi gereğince sanığın 5 yıllık denetim süresine tabi tutulmasına.
Sanığa denetim süresince herhangi bir yükümlülük getirilmesine taktiren yer olmadığına.
Sanığa 5271 sayılı CMK 231/10 Maddesi gereğince denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlemediği ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davrandığı taktirde açıklanması geri bırakılan hükmün ortadan kaldırılarak davanın düşmesine karar verileceğinin sanığa ihtarına (ihtar edilemedi.)
Sanığa 5271 sayılı CMK 231/11 maddesi gereğince denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine aykırı davranması halinde hükmün açıklanacağının ihtarına, (ihtar edilemedi.)
İlk derece mahkemesince yapılan posta gideri olan 76,60 TL ile istinaf aşamasında yapılan 43,70 TL'nin sanıktan tahsili ile hazineye irat kaydına,
Dair, sanık ve müşteki kurum vekilinin yokluğunda Cumhuriyet Savcısı ……’nin huzuru ile mütaalasına uygun olarak, CMK'nın 279/3, 268. ve 231. maddeleri gereğince istinaf başvurusunun reddi ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına yönelik sanık ve müşteki kurum vekili yönünden kararın tebliğinden itibaren 7 GÜN içinde hükmü veren Dairemize veya bulunulan yer mahkemesine ya da bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairelerinden birine bir dilekçe verilmesi veya zabıt katibine bir beyanda bulunulması, bu beyanın tutanağa geçirilmesi ve tutanağın hakime onaylattırılması suretiyle Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesine itiraz yolu açık olmak üzere (itiraz edilmemesi halinde kararın kesinleşeceği ihtarı ile) oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 04/04/2019 (¤¤)