(5237 S. K. m. 53, 58, 62, 86, 106) (5271 S. K. m. 231, 280)
Yukarıda açık kimliği yazılı sanık hakkındaki dava dosyasının istinaf incelemesi sırasında, yargılama yapmaya ve hüküm kurmaya yetkili dairemizce ilk derece mahkemesi sıfatıyla yapılan açık yargılama sonunda;
Gereği düşünüldü:
Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığının 14/11/2016 tarih ve 2016/15778 soruşturma sayılı iddianamesiyle; müşteki ile şüphelinin resmi nikahlı karı-koca oldukları, müştekinin eşinin kendisine tüfek çekerek "Seni öldürürüm "demek suretiyle tehdit ettiğini ve bıçağı bacağına saplamak suretiyle yaraladığını, hastaneye gelerek" şikayetçi olursan çıktığımda seni delik deşik ederim " demek suretiyle tehdit ettiğini beyan etmesi üzerine soruşturma işlemlerine başlandığı,
24/06/2016 tarihinde adli hekim raporunda müştekinin sol uyluk kısmında 2-3 cm boyutlarında eski kesi izi olduğunun belirtildiği, müştekinin sonraki bir vakitte rapor aldırması ve yaralanmanın eski tarihli olması sebebiyle müştekinin yaralanmasının basit tıbbi müdahale (BTM) ile giderilebilecek nitelikte olduğunun kabulü gerektiği, şüpheli savunmasında meyve bıçağını eşine attığını ve bıçağın eşinin dizine değdiğini, ufak bir yaralanma olduğunu ikrar ettiği, gerek adli hekim raporundan, gerek şüphelinin ikrarından şüphelinin eşini silahtan sayılan bıçak ile yaraladığının anlaşıldığı,
Her ne kadar müşteki, eşinin kendisini tüfekle tehdit ettiğini iddia etmiş ise de, söz konusu tüfeğin ele geçirilememiş olması sebebiyle şüphelinin tehdit eyleminin basit tehdit kapsamında değerlendirildiği, gerek taraflar arasında söz konusu yaralanma eyleminin gerçekleşmiş olması, gerek müştekinin tutarlı beyanı, gerek öncesi ve sonrası birbiriyle uyumlu somut olay karşısında şüphelinin atılı tehdit suçunu işlediğini anlaşılmakla;
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 86/2,86/3-a, 86/3.e,106/1-1.cümle,58,53 maddeleri uyarınca cezalandırılmasına karar verilmesi talep edilmiştir.
Yapılan yargılama sonucunda Gaziantep 15. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 21/12/2017 gün, 2016/703 esas, 2017/894 karar sayılı ilamı ile sanık ... hakkında yaralama suçundan mahkumiyet, tehdit suçu yönünden ise beraat kararları verildiği, sanığın süresinde yaralama suçunu işlemediğini haksız yere ağır ceza aldığını, müştekinin kendisine iftira attığını belirterek mahkumiyet kararının kaldırılarak beraat kararı verilmesinin gerektiğini belirterek istinaf talebinde bulunduğu, katılan kurum vekilinin süresinde yaralamadan sanık hakkında asgari hadden verilen ceza tayini ve TCK'nun 62. Maddesinin uygulanmasının hukuka aykırı olduğunu, sanık hakkında tehdit suçundan verilen beraat kararının da sanık aleyhine bozulması gerektiğini belirterek her iki hükmünde bozulmasına karar verilerek sanık aleyhine istinaf talebinde bulunduğu görülmüştür.
Yapılan ön incelemede; sanığın ve katılan kurum vekilinin istinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından istinaf istemleri incelenmiş ve Dairemizin 04/01/2019 tarihli kararı ile ilk derece mahkemesinin kararında hukuka aykırılıklar olduğu ve yeniden yargılama yapılması gerektiği kanısına ulaşıldığından 5271 sayılı CMK'nun 280/1-e maddesi gereğince davanın yeniden görülmesine ve duruşma hazırlığı işlemlerine başlanmasına karar verilmiştir.
SANIK ...'INDAİREMİZCE ALINAN SAVUNMASINDA: "Daha önceki savunmalarımı tekrar ediyorum gerek tehdit ve gerekse yaralama suçlarını kabul etmiyorum." Şeklinde savunmada bulunmuştur.
SANIK ...'IN İLK DERECE MAHKEMESİNCE ALINAN SAVUNMASINDA: "Ben atılı suçlamayı kabul etmiyorum, eşim ile evlendiğimde eşim 16 yaşındaydı, kuaförcülük yapıyordu, ben de mesleğine devam etsin diye okula gönderdim, kendisini okuttum, olay tarihine kadar eşimle aramızda herhangi bir sorun yoktu, akşam birlikte otururken telefonuna mesaj geldi, ben de şüphelendim, telefonunu istedim, telefonu vermeyip karnına koyarak yatak odasına kaçtı, ben de arkasından gittim, telefonu istedim, ancak telefonu bloka etmişti, ben de sen beni aldatıyorsun diyerek sinirlenip bir tokat attım, oturma odasındayken de meyve yemiştik, meyve bıçağı kendisinin oturduğu yerde bacağına değdi ve bacağında çizik oluştu, ben kendisine iddia edildiği gibi bıçakla saldırmadım, ayrıca tüfeğim yoktur, tüfekle kendisini tehdit edip seni öldürürüm demedim, bunlar bana atılan iftiralardır, suçlamaların hiç birini kabul etmiyorum, söyleyeceklerim bundan ibarettir." Şeklinde savunmada bulunmuştur.
MÜŞTEKİ …'IN İLK DERECE MAHKEMESİNCE ALINAN BEYANINDA: "Sanık 6 ay önce boşandığım eşim olur, bir buçuk yıldır ailemle oturmaktayım, eşimle bir çok kez karakolluk olduk, bizim eşimle ikimize ait dört tane evimiz vardır, bunların kirasını eşim çalışmadığı için biz alıyorduk, eşim uyuşturucu kullanır, bu olay günü de gecenin 01:30'da beni kiracıdan kira almak için gönderdi, kiracının kapısına gittiğimde bana kiranın ancak yarısını verebildi, parayı alıp eşimin yanına gittiğimde yarısını verdiğimde diğer yarısını da almadan gelme şeklinde konuştu, daha sonra ben tekrar kiracıya gittim ve kalan kira parasını aldım, içinden 20 TL alarak eşime kira parasını verdim, eşim bana argo kelime kullandı o 20 TL'yi al gel dedi ancak ben parayı benim aldığımı söylemeden aşağıya inip parayı geri almış gibi yaptım, 20 TL'yi eşime verdim ancak suratıma attı, geri alarak onun parasını aldı ve yukarda kendisine ait bir odası var oraya çıktı, iki saat sonra geri aşağıya indi ve ben seni istemiyorum, kiraları artık ben alacağım, seni annenin evine göndereceğim dedi ve şarj cihazının kablosunu boynuma doladı, ben gitmek istemedim, elinde bulunan sallama bıçak ile cam çerçeve indirdi, sonra bana tüfek çekerek seni delik deşik ederim, diye tehdit etti, daha sonra damda bulunan arkadaşı geldi ve kendisini alıp gitti, bu olayın ertesi günü de sabaha karşı geldiler, bende cam kırıklarını topladım, evi temizledim, o arada evden ayrıldığında dışarıda birisiyle tartışmış, eve sinirli bir şekilde geldi daha sonra uyuduğum yerde benden kendime ait olan cep telefonunu istedi, sen bu telefona layık değilsin diyerek telefonumu aldı ve bana küçük bir telefon verdi bende bunun üzerine sert çıkınca büfede bulunan sivri bir süs eşyasını bacağıma sapladı, eşim ilk pansumanı kendisi bana yaptı, eşimin korkusundan akşamüstü doktora gittim, hastaneye gittiğimde eşim bana ayağına çivi battı dersin dedi, şikayetçi olursan seni delik deşik ederim dedi, ayrıca anahtarımı kimliğimi aldı, bende kardeşimi aradım beni alması için, hastaneye gittik, ilk başta korkudan şikayetçi olamadım, çivi battığını söyledim, doktor bana inanmadı, kesici alet yaralanması dedi, bende önce şikayetçi olmadım, ancak daha sonra eve gelince eşimin babamın aracının lastiklerini kesti, sonrasında tüfekle evimizin köşe başında sıktı, argo kelimeler kullandı, bende dayanamayarak aynı doktora gittim ve şikayetçi oldum, ben eşimden şikayetçiyim, eşim beni hala beni sosyal medya üzerinden tehdit etmektedir, onunla ilgili ayrıca şikayette bulunacağım." Şeklinde beyanda bulunmuştur.
İDDİA MAKAMI ESAS HAKKINDAKİ MÜTALAASINDA: "Sanık hakkında eşe karşı yaralama suçundan dolayı yerel mahkemece verilen kararın istinaf edilmesiyle Dosyanın Dairemize geldiği dosyadaki mevcut delillere göre sanığın kendisine isnat edilen suçu işlediği anlaşılmakla eylemine uyan TCK'nun 86/2-3-a-e, 53 maddesi uyarınca cezalandırılmasına karar verilmesi kamu adına talep ve mütalaa olunur" şeklinde mütalaada bulunmuştur.
GEREKÇE:
Yapılan yargılama neticesinde, sanık savunması, müşteki beyanı, adli sicil ve nüfus kayıtları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; sanık ile müştekinin resmi nikahlı evli oldukları, olay tarihinde ailevi sebeplerden dolayı aralarında çıkan tartışma neticesinde sanığın elinde bulunan bıçak ile müştekiyi yaraladığı, sanığın suçlamayı ikrar ettiği, bu şekilde sanığın üzerine atılı yaralama suçunu işlediği, ancak sanığın hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına engel teşkil ettiği belirtilen sabıka kaydındaki ilamın karar tarihi itibariyle silinme koşullarının oluşmasına rağmen bu ilamın dayanak yapılarak sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesesinin uygulanmamış olması nedenleri ile dairemizce duruşma açılmasına karar verilmiş, yukarıda belirtilen gerekçeler ile sanığın istinaf nedenleri yerinde görülerek ilk derece mahkemesince yaralama suçundan kurulan hükmün CMK'nun 280/2.maddesi gereğince kaldırılmasına, sanığın üzerine atılı yaralama suçundan eylemine uyan TCK'nın 86/2/3-a,e.maddesi gereğince suçun işleniş şekli ve iki ağırlaştırıcı sebebin birlikte bulunması nedeniyle takdiren alt sınırdan uzaklaşılarak ve tercihen para cezası ile cezalandırılmasına, sanığın suç tarihi itibariyle sabıkasız oluşu, kişilik özellikleri ve dosyaya yansıyan tutum ve davranışları, giderilecek maddi zararın bulunmaması göz önüne alınarak hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi halinde sanığın yeniden suç işlemeyeceği hususunda mahkememize olumlu kanaat hasıl olduğundan 5271 sayılı CMK 231/5 maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar vermek gerekmiş,
Sanık hakkında tehdit suçundan kurulan beraat hükmünde usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı anlaşıldığından eyleme ve yükletilen suça yönelik katılan kurum vekilinin istinaf iddiaları yerinde görülmediğinden, CMK'nın 280/1-a maddesi uyarınca istinaf davasının esastan reddiyle hükmün onanmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: (Gerekçesi yukarda açıklandığı üzere);
1-Sanık hakkında tehdit suçundan kurulan beraat hükümde usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı anlaşıldığından eyleme ve yükletilen suça yönelik katılan kurum vekilinin istinaf iddiaları yerinde görülmediğinden, CMK'nın 280/1-a maddesi uyarınca İSTİNAF DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKMÜN ONANMASINA,
2-Sanık hakkında verilen Gaziantep 15.Asliye ceza mahkemesinin 21/12/2017 tarih ve 2016/703 esas, 2017/894 sayılı ilamının B nolu bölüme ilişkin KARARININ KALDIRILMASINA ve aşağıdaki şekilde yeniden hüküm kurulmasına,
Sanığın üzerine atılı ve sübut bulan yaralama eylemine uyan 5237 sayılı yasanın 86/2 maddesi. uyarınca suçun işleniş biçimi ,suçun işlenmesinde kullanılan araçlar, suçun işlendiği yer ve zaman dilimi, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen zara, failin kastı ve amacı, birden fazla nitelikli halin bir arada bulunması göz önünde bulundurularak takdiren ve teşdiden ceza tayini ile sanığın 180 GÜN ADLİ PARA CEZASIYLA CEZALANDIRILMASINA
Sanık eylemini eşe karşı ve silahla gerçekleştirdiği anlaşılmakla sanığa verilen adli para cezasının 5237 sayılı yasanın 86/3a-e maddesi uyarınca yarı oranında arttırılarak sanığın 270 GÜN ADLİ PARA CEZASIYLA CEZALANDIRILMASINA
Sanığın geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları ile cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri göz önünde bulundurularak verilen ceza TCK 62/2. mad. uyarınca 1/6 oranında indirilerek sanığın 225 GÜN ADLİ PARA CEZASIYLA CEZALANDIRILMASINA
Sanığa verilen adli para cezasının sanığın ekonomik ve diğer şahsi halleri göz önünde bulundurularak 5237 sayılı yasanın 52/2 maddesi uyarınca beher günü takdiren 20 TL den paraya çevrilerek SANIĞIN 4500 TL ADLİ PARA CEZASIYLA CEZALANDIRILMASINA,
Sanığın ekonomik ve sosyal durumu gözetilerek para cezasının ödenmesi hususunda mehil verilmesine takdiren yer olmadığına, ancak sanığın ekonomik ve sosyal durumu ve ceza miktarı göz önüne alınarak sanığa verilen adli para cezasının TCK 52/4 maddesi gereğince takdiren birer ay ara ile 20 eşit taksitte sanıktan tahsiline, taksitlerden birinin süresinde ödenmemesi halinde geri kalan kısmın tamamının tahsil edilebileceği ile ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrilebileceğinin sanığa ihtarına (ihtar edildi)
Hapis cezası öngörülmediğinden sanık hakkında TCK nın 53/1 maddesi gereği güvenlik tedbiri uygulanmasına yer olmadığına,
Suç tarihi itibariyle sanığın sabıkasız oluşu, kişilik özellikleri ve dosyaya yansıyan tutum ve davranışları, giderilecek maddi zararın bulunmaması göz önüne alınarak hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi halinde sanığın yeniden suç işlemeyeceği hususunda mahkememize olumlu kanaat hasıl olduğundan 5271 sayılı CMK 231/5 maddesi gereğince HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASINA,
5271 Sayılı CMK 231/8 maddesi gereğince sanığın 5 yıllık denetim süresine tabi tutulmasına.
Sanığa denetim süresince herhangi bir yükümlülük getirilmesine taktiren yer olmadığına.
Sanığa 5271 sayılı CMK 231/10 Maddesi gereğince denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlemediği ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davrandığı taktirde açıklanması geri bırakılan hükmün ortadan kaldırılarak davanın düşmesine karar verileceğinin sanığa ihtarına (ihtar edildi.)
Sanığa 5271 sayılı CMK 231/11 maddesi gereğince denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine aykırı davranması halinde hükmün açıklanacağının ihtarına, (ihtar edildi.)
13- İstinaf aşaması sanık lehine sonuçlandığından yapılan yargılama giderlerinin kamu üzerinde bırakılmasına, sanığın ilk derece mahkemesinde sarfına sebebiyet verdiği toplam 134,50 tl yargılama giderinin sanıktan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
Dair, sanığın yüzüne karşı, katılan kurum vekilinin yokluğunda Cumhuriyet Savcısı ….’nin huzuru ile ve mütalasına uygun olarak hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı yönünden CMK 268, 231. maddeleri gereğince sanık ve katılan kurum vekili yönünden kararın tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde hükmü veren Dairemize veya bulunulan yer mahkemesine ya da bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairelerinden birine bir dilekçe verilmesi veya zabıt katibine bir beyanda bulunulması, bu beyanın tutanağa geçirilmesi ve tutanağın hakime onaylattırılması suretiyle Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesine itiraz yolu açık olmak üzere (itiraz edilmemesi halinde kararın kesinleşeceği ihtarı ile onama kararı yönünden CMK 286/2 maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 04/04/2019 (¤¤)