AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARARI
Başvuru No. 67786/11
Gürcan GÖÇ / Türkiye ve diğer 24 başvuru
(tabloya bk.)
Başkan
NebojšaVučinić,
Yargıçlar
Paul Lemmens,
Egidijus Kūris,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Abel Campos’un katılımıyla 4 Kasım 2014 tarihinde Komite olarak toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm), tabloda belirtilen, farklı tarihlerde yapılan başvuruları göz önünde bulundurarak, yapılan müzakereler neticesinde aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAYLAR
A. Davanın Koşulları
1. Başvurunun kendine özgü koşulları, isimleri aşağıdaki tabloda yer alan başvuranlar tarafından ifade edildiği şekilde aşağıdaki gibi özetlenebilir.
2. Başvuranlar askerdir.
3. Başvuranlar, farklı tarihlerde, askeri hiyerarşik üstleri tarafından, göz hapsi gibi çeşitli disiplin cezalarına çarptırılmışlardır.
4. Davalara ait detaylar aşağıdaki tabloda yer almaktadır:
Başvuru numaraları ve Başvuranların isimleri
Mahkeme’ye başvuru tarihi
Cezaların niteliği
Cezaların uygulanma tarihi
67786/11
Gürcan GÖÇ
15 Eylül 2011
5 gün göz hapsi
25 ila 29 Eylül 2011
67793/11
Orhan TUTSOY
15 Eylül 2011
3 gün göz hapsi
18 ila 21 Nisan 2011
72841/11
Fatma AYDIN
2 Kasım 2011
3 gün göz hapsi
13 ila 16 Haziran 2011
1606/12
Levent KABLAN
5 Aralık 2011
5 gün göz hapsi
24 ila 29 Ekim 2011
5412/12
Erkin Okan ÜÇGÖZ
28 Kasım 2011
1 gün göz hapsi
28 ila 29 Eylül 2011
6225/12
Fatih ÇEVİK
1 Aralık 2011
3 gün göz hapsi
4 ila 7 Ekim 2011
7488/12
Ahmet DEMİRTAŞ
17 Ocak 2012
2 gün göz hapsi
4 Kasım 2011 8.00’den 18.00’e kadar ve daha sonra 10 ila 12 Kasım 2011
7571/12
Hüseyin DEMİR
15 Ekim 2011
7 gün göz hapsi
18 ila 24 Nisan 2011
7994/12
Hasan KAYADİBİ
17 Ekim 2011
7 gün göz hapsi
16 ila 23 Eylül 2011
9327/12
Levent ÇETİNKOL
25 Ekim 2011
1 gün göz hapsi
20 ila 21 Ağustos 2011
9339/12
Burhan KARABULUT
25 Ekim 2011
1 gün göz hapsi
11 ila 12 Eylül 2011
10323/12
Osman OKYAZ
16 Ocak 2012
7 gün göz hapsi
1 ila 8 Ağustos 2011
11868/12
Bülent GERÇEK
1 Aralık 2011
5 gün göz hapsi
24 ila 28 Temmuz 2011
11870/12
Orhan ÖNER
1 Aralık 2011
5 gün göz hapsi
11 ila 15 Ekim 2011
13587/12
Erhan ERVAN
17 Ocak 2012
6 gün göz hapsi
23 ila 26 Kasım 2011 ve 16 ila 19 Aralık 2011
15886/12
Ersan GÜRAY
7 Şubat 2012
3 gün göz hapsi
17 ila 20 Ağustos 2011
19247/12
Uğur SİLBIYIK
12 Mart 2012
3 gün göz hapsi
25 ila 26 Ocak 2012 ve 11 ila 13 Şubat 2012
23668/12
Güven
PİRİNÇCİOĞLU
2 Mart 2012
3 gün göz hapsi
17 ila 20 Ekim 2011
24030/12
İbrahim ÇETİN
28 Şubat 2012
14 gün göz hapsi
16 ila 30 Eylül 2011
27083/12
Aykut ŞAHAN
14 Mart 2012
12 gün göz hapsi
13 ila 14 Ekim 2011; 23 ila 24 Ekim 2011; 29 Kasım ila 4 Aralık 2011; 8 ila 13 Şubat 2012
28562/12
Özgür YILDIRIM
3 Ağustos 2011
2 gün göz hapsi
11 ila 13 Mayıs 2011
32141/12
Sinan ÖZTÜRK
10 Nisan 2012
3 gün göz hapsi
8 ila 10 Şubat 2011
38326/12
Bircan AKDENİZ
19 Nisan 2012
3 gün göz hapsi
6 ila 9 Kasım 2011
45515/12
Uğur DUMAN
27 Haziran 2012
4 gün göz hapsi
22 ila 23 Mart 2012 ve 16 ila19 Nisan 2012
47170/13
Mahmut YILDIZ
31 Ocak 2012
3 gün göz hapsi
31 Aralık 2011 ila 3 Ocak 2012
B. İlgili iç hukuk kuralları ve uygulaması
5. 26 Haziran 1964 tarihli 477 sayılı Disiplin Mahkemeleri Kuruluşu, Yargılama Usulü ve Disiplin Suç ve Cezaları Hakkında Kanunun 38. maddesinde göz hapsi cezalarının uygulama yöntemleri belirtilmektedir. Söz konusu madde şu şekildedir:
“[Göz hapsi cezası almış asker kişiler,] resmi daire, kışla, eğitim alanları ile sair yerlerdeki hizmetlerine devam ederler.
- Hizmetin bitiminden sonra hiçbir yere gidemezler. Kışlada veya resmi odalarda kalırlar.
- Hizmete ilişkin olanlar dışında hiçbir ziyaret kabul edemezler.”
6. 477 sayılı Kanunun 41. maddesinde, verilecek göz hapsi ve oda hapsi cezaları üç gün ila iki ay olarak düzenlenmiştir.
7. 4 Temmuz 1972 tarihli 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 21. maddesinin 3. fıkrası şu şekildedir:
“Cumhurbaşkanının, Yüksek Askeri Şuranın tasarrufları ve Sıkıyönetim Komutanlarının 1402 sayılı Kanunda yazılı tasarrufları ile disiplin suç ve tecavüzlerinden ötürü disiplin amirlerince verilen cezalar yargı denetimi dışındadır.”
ŞİKÂYETLER
8. Tüm başvuranlar, Sözleşme’nin 5 ve/veya 6. maddelerini ileri sürerek, göz hapsi disiplin cezalarının, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme yerine, askeri hiyerarşik üstleri tarafından verilmiş olmasından şikâyet etmektedirler.
9. 38326/12 No.lu başvuruda, başvuran ayrıca, disiplin hapsi cezasının dini bayram günlerinde uygulanması nedeniyle Sözleşme’nin 9. maddesinin ihlal edildiğinden şikâyet etmektedir.
10. 67786/11, 67793/11, 72841/11, 7994/12 ve 10323/12 No.lu başvurularla ilgili olarak, başvuranlar, Sözleşme’nin 13. maddesine dayanarak, iç hukukta, maruz kaldıkları cezalara itiraz edebilecekleri bir hukuk yolu bulunmamasından yakınmaktadırlar.
11. Başvuranlar, 72841/11 ve 5412/12 No.lu başvurularda Sözleşme’nin 7. maddesinin 1. fıkrasını ileri sürmektedirler.
12. 5412/12 No.lu başvuruda, başvuran Sözleşme’nin 17. maddesini ileri sürmektedir.
13. 7994/12 No.lu başvuruda, başvuran Sözleşme’nin 10. maddesinin ihlal edildiğini iddia etmektedir.
14. 67793/11 No.lu başvuruda, başvuran Sözleşme’ye Ek 7. No.lu Protokolün 2. maddesini ileri sürmektedir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
1. Başvuruların birleştirilmesi hakkında
15. Mahkeme, başvurulardaki olay ve olgular ile esasa ilişkin sorunların benzerliğini dikkate alarak, İçtüzüğün 42. maddesinin 1. fıkrası uyarınca başvuruları birleştirmeye karar vermektedir.
2. Sözleşme’nin 5 ve 6. maddeleri bağlamındaki şikâyetler hakkında
16. Başvuranlar, Sözleşme’nin 5 ve/veya 6. maddelerini ileri sürerek, genel olarak, göz hapsi disiplin cezalarının bağımsız ve tarafsız bir mahkeme yerine askeri üstleri tarafından verilmesinden şikâyet etmektedirler.
17. Mahkeme, 5. madde bağlamındaki şikâyetle ilgili olarak, daha önce, Ümit Gül/Türkiye ((kabul edilebilirlik hakkında karar), No. 74161/11, 10 Temmuz 2012), Coşkun Vural ve diğerleri/Türkiye ((kabul edilebilirlik hakkında karar), No. 46274/11 ve diğerleri, 25 Eylül 2012), ve Arslan Tütüncü ve Bektaş/Türkiye ((kabul edilebilirlik hakkında karar), No. 76653/11 ve 78809/11, 27 Kasım 2012) davalarında, başvuranlar tarafından sunulan benzer bir şikâyetle ilgili olarak karar verme fırsatı bulduğunu hatırlatmaktadır.
18. Başvuranların şikâyetini yukarıda anılan davalar ışığında inceleyen Mahkeme, mevcut davalarda farklı bir sonuca götürebilecek herhangi bir olay, iddia ya da özel bir koşul tespit etmemektedir. Mahkeme, somut olayda başvuranlar hakkında verilen göz hapsi cezalarının, özgürlükten yoksun bırakma sayılamayacağı kanısındadır. Bu tür bir cezaya çarptırılan askerler, mesai saatleri dışında askeri binalarda veya başka bir kamusal alanda kalma zorunlulukları bulunsa da, bu kişiler bir yere kapatılmamakta ve görevlerini yapmaya devam etmektedirler (yukarıdaki 5. paragraf); bu kişiler, askeri yaşamın olağan sistemi içinde kalmaya az çok devam etmektedirler (bk. aynı anlamda, Engel ve diğerleri/Hollanda, 8 Haziran 1976, §§ 61, 62 ve 66, A serisi no 22, Ümit Gül, yukarıda anılan, Coşkun Vural ve diğerleri, yukarıda anılan ve Arslan Tütüncü ve Bektaş, yukarıda anılan).
19. Bu nedenle Mahkeme, belirtilen hususlar ışığında, somut olayda belirtilen göz hapsi cezalarının, Sözleşme’nin 5. maddesi anlamında sorun teşkil edecek nitelikte olmadığı sonucuna varmaktadır.
20. Bundan dolayı Mahkeme, söz konusu şikâyetin Sözleşme’nin 35. maddesinin 3. fıkrasının a) bendi anlamında açıkça dayanaktan yoksun olup, 35. maddenin 4. fıkrası uyarınca reddedilmesi gerektiği sonucuna varmaktadır.
21. Mahkeme, Sözleşme’nin 6. maddesi bağlamındaki şikâyetle ilgili olarak, bu hükmün, cezai alandaki suçlamalar ile medeni hak ve yükümlülüklere yapılan itirazlara uygulandığını hatırlatmaktadır.
22. Ceza hukuku yönüyle ilgili olarak, Mahkeme, 6. maddenin cezai alanda uygulanabilirliğinin, iç hukukta suçun sınıflandırılması, suçun niteliği ile verilebilecek cezanın ağırlık derecesi ve niteliği gibi üç kriter temelinde değerlendirilmesi gerektiğini hatırlatmaktadır (Engel ve diğerleri, yukarıda anılan, § 82; bk. aynı zamanda, örneğin, Ezeh ve Connors/Birleşik Krallık [BD], No. 39665/98 ve 40086/98, § 82, AİHM 2003‑X). Mahkeme, birinci kriterle ilgili olarak, başvuranlara atılı suçların, Türk mevzuatına göre, disiplin hukuku alanına girdiğini tespit etmektedir. İkinci kriterle ilgili olarak ise Mahkeme, başvuranların tümünün, askeri hiyerarşik üstleri nazarında, Türk Silahlı Kuvvetlerinin işleyişini düzenleyen kurallara aykırı davrandıklarını saptamaktadır. Dolayısıyla, söz konusu suçlar, vatandaşların tamamıyla değil, özel bir statüye sahip bir grupla yani askerlerle ilgilidir. Üçüncü kriterle ilgili olarak ise, başvuranların üstlerinin verebilecekleri azami ceza, kuşkusuz, bir disiplin hücresinde iki ay oda hapsi (bk. 6. paragraf), yani özgürlüğü kısıtlayıcı ceza olabilirdi (bk., örnek için, Pulatlı/Türkiye, No. 38665/07, § 7, 26 Nisan 2011). Bununla birlikte, somut olayda yargı organı olmayan merciler tarafından verilen cezalar kesindi. Yüksek Askeri Mahkemenin daha katı bir ceza verme yetkisi bulunmadığından, fiilen verilen ceza, her başvuran için ihtilaf konusunu kesin olarak belirlemiştir (bk. Engel ve diğerleri, yukarıda anılan, § 83). Oysa fiilen çarptırılan cezalar herhangi bir özgürlükten yoksun bırakma teşkil etmemektedir (yukarıdaki 18. paragraf). Yukarıda sözü edilenler göz önüne alındığında, Mahkeme, başvuranların, Sözleşme’nin 6. maddesinin 1. fıkrası anlamında “cezai alanda bir suçlamaya” konu olmadıkları kanaatindedir.
23. Medeni hukuk yönüyle ilgili olarak, Mahkeme, Vilho Eskelinen/Finlandiya ([BD], No. 63235/00, § 62, AİHM 2007‑IV) kararında bildirilen kriterler uyarınca ve başvuranların, askeri disipline aykırı olduğu kabul edilen fiilleri nedeniyle çarptırıldıkları disiplin cezalarına karşı iç hukukta herhangi bir hukuki yollara başvurma imkânı bulunmadığından; askeri unvanlarının, 6. maddenin 1. fıkrasının uygulanabilirliğine engel teşkil ettiğini saptamaktadır (Suküt/Türkiye (kabul edilebilirlik hakkında karar), No. 59773/00, 11 Eylül 2007).
24. Dolayısıyla, 6. maddenin 1. fıkrası uygulanamadığından, işbu şikâyet, 35. maddesinin 3. fıkrasının a) bendi anlamında Sözleşme hükümleriyle konu bakımından (ratione materiae) bağdaşmaz olup, 35. maddenin 4. fıkrası uyarınca reddedilmelidir.
3. Sözleşme’nin 9. maddesi bağlamındaki şikâyet hakkında
25. 38326/12 No.lu başvuruda yer alan 9. madde ile ilgili şikâyetin dile getirilme şekli göz önüne alındığında Mahkeme, söz konusu hükmün herhangi bir şekilde ihlalini tespit etmemektedir. İşbu şikâyet, Sözleşme’nin 35. maddesinin 3. fıkrasının a) bendi anlamında açıkça dayanaktan yoksun olup, 35. maddenin 4. fıkrası uyarınca reddedilmelidir.
4. 7. No.lu Protokolün 2. maddesi bağlamındaki şikâyet hakkında
26. Mahkeme, Türkiye’nin Sözleşme’ye Ek 7 No.lu Protokolü onaylamadığını tespit etmektedir. Bu nedenle, işbu şikâyet, 35. maddesinin 3. fıkrasının a) bendi anlamında Sözleşme hükümleriyle kişi bakımından (ratione personae) bağdaşmaz olup, 35. maddenin 4. fıkrası uyarınca reddedilmelidir.
5. Diğer şikâyetler hakkında
27. Başvuranlar, Sözleşme’nin 7. maddesinin 1. fıkrası ile 10 ve 17. maddeleriyle ilgili şikâyetler hususunda, söz konusu hükümlerin neden ihlal edildiğini açıklamamaktadır. Bu şikâyetler Sözleşme’nin 35. maddesinin 3. fıkrasının a) bendi anlamında açıkça dayanaktan yoksun olup, 35. maddesinin 4. fıkrası uyarınca reddedilmelidir.
28. Başvuranlar, 67786/11, 67793/11, 72841/11, 7994/12 ve 10323/12 No.lu başvurularda, iç hukukta, maruz kalınan cezalara itiraz etmeye elverişli etkin bir hukuk yolu bulunmaması nedeniyle 13. maddenin ihlal edildiğini iddia etmektedirler. Mahkeme, anılan hükmün, iç hukukta, ulusal bir makamı, Sözleşme’ye dayanan “savunulabilir bir şikâyetin” içeriğini incelemek ve uygun bir telafi sunmakla yetkilendirilen bir hukuk yolunun varlığını güvence altına aldığını hatırlatmaktadır (bk. diğerleri arasından, Kudła/Polonya [BD], No. 30210/96, § 157, AİHM 2000‑XI). Mahkeme, Sözleşme’nin diğer maddeleri bağlamındaki şikâyetlerle ilgili olarak yukarıda vardığı sonuçları göz önünde bulundurarak, başvuranların söz konusu hükümlerin ihlal edildiğine dair savunulabilir şikâyetlerinin bulunmadığı kanaatindedir. Dolayısıyla 13. madde uygulanamaz. İşbu şikâyet 35. maddesinin 3. fıkrasının a) bendi anlamında Sözleşme hükümleriyle konu bakımından (ratione materiae) bağdaşmaz olup, 35. maddenin 4. fıkrası uyarınca reddedilmelidir.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oybirliğiyle,
Başvuruların birleştirilmesine;
Başvuruların kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
Abel CamposNebojša Vučinić
Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Başkan
Full & Egal Universal Law Academy