AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başvuru No. 11524/08
Barış GÖDEKOĞLU / TÜRKİYE
Başkan
Paul Lemmens,
Yargıçlar
Valeriu Griţco,
Stéphanie Mourou-Vikström,
ve Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı’nın katılımıyla 3 Temmuz 2018 tarihinde komite halinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölümü), 23 Şubat 2008 tarihli başvuru ile 8 Nisan 2014 tarihli kısmi karar göz önünde bulundurarak yapılan müzakerelerin ardından aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAYLAR
1. Başvuran Barış Gödekoğlu 1998 doğumlu Türk vatandaşı olup, İstanbul’da ikamet etmektedir. Mahkeme önünde, babası Ali Gödekoğlu tarafından temsil edilmiştir.
Davanın koşulları
2. Başvurunun kendine özgü koşulları, başvuran tarafından ifade edildiği şekilde, aşağıdaki gibi özetlenebilir.
3. Başvuranın annesi, hamileliği sırasında tıbbi bir komplikasyondan muzdarip olmuştur. Başvuran, 14 Ekim 1998 tarihinde, Kırklareli Devlet Hastanesinde dünyaya gelmiştir. Aynı gün, başvuran, İstanbul’daki Cerrahpaşa Üniversite Hastanesine sevk edilmiştir.
4. Başvuran, yaklaşık bir ay boyunca hastanede kalmıştır. Başvurana hastaneden ayrıldığı sırada nörolojik olarak takip edilmesi tavsiye edilmiştir.
5. Başvuranın babası, oğlunun dünyaya geldiği gün bir dizi ihmal ve gecikmeden dolayı sağlık personelinin sorumluluğu bulunduğu kanaatindedir. Başvuranın babası, bu zaman zarfında, oğlunun zihinsel yetilerinin normal bir şekilde gelişmediğini fark ettiğini ifade etmektedir.
6. Başvuran ve ebeveynleri, 30 Ocak 2004 tarihinde, Sağlık Bakanlığına bir tazminat talebinde bulunmuşlardır. Bu talep, 6 Nisan 2004 tarihinde reddedilmiştir.
7. Başvuran ve ebeveynleri, 1 Haziran 2004 tarihinde, Edirne İdare Mahkemesi önünde tam yargı davası açmışlardır, bu dava 31 Mayıs 2005 tarihinde başvuru sürelerine riayet edilmemesi nedeniyle reddedilmiştir. Edirne İdare Mahkemesi, verdiği kararda, ilgililerin zarardan haberdar olmaları gereken tarihten itibaren bir yıl olarak belirlenen başvurusu süresine ve olayların meydana geldiği tarihten itibaren beş yıl olarak belirlenen genel başvuru süresine atıfta bulunmuştur. Edirne İdare Mahkemesi, davacıların, geçen altı yıl boyunca başvuranın zihinsel yetilerinin gelişimindeki gecikmenin farkında olmamalarının imkansız olduğunu belirtmektedir.
8. Bu karar, Danıştay tarafından 22 Ocak 2007 tarihinde onanmış ve başvuranın babasına 11 Ağustos 2007 tarihinde tebliğ edilmiştir.
9. Başvuranın ebeveynleri, mevcut durumda, görevlerini yerine getirirken ihmallerde bulundukları kanaatine vararak oğullarının dünyaya geldiği gün görev yapan sağlık personeline karşı da şikâyette bulmuşlardır. Kırklareli Ağır Ceza Mahkemesi, 17 Ocak 2006 tarihinde beraat kararı vermiştir. Kırklareli Ağır Ceza Mahkemesi, bilhassa tanıklıklara dayandığı gibi ayrıca, 21 Ekim 2005 tarihinde Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen ve söz konusu müdahaleler hakkında sağlık personeline hiçbir kusur atfedilemeyeceği sonucuna varan bilirkişi raporuna dayanmıştır.
10. Yargıtay, 1 Mart 2007 tarihinde, Ağır Ceza Mahkemesinin verdiği beraat kararını değiştirerek, olayların kararın verildiği tarihte zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle kamu davasının düşürülmesine karar vermiştir. Bu karar, 21 Eylül 2007 tarihinde, davaya müdahil taraf olan başvuranın babasına tebliğ edilmiştir.
ŞİKÂYETLER
11. Başvuran, Sözleşme’nin 6. maddesinin 1. fıkrasını ileri sürerek idari ve ceza yargılamaları hakkında şikâyette bulunmuştur. Bir yandan, başvuran, sağlık durumunun da kanıtladığı gibi, söz konusu zararın devam etmesinden dolayı, kendisine göre, idare mahkemelerinin aşırı derecede şekilci davrandıklarından şikâyet etmektedir. Diğer yandan, başvuran, ceza yargılamasında, 21 Ekim 2005 tarihli raporu düzenleyen Adli Tıp Kurumu Kurulunun, oluşumunda bir çocuk hekimi ile nöroloji ve çocuk psikiyatri uzmanları bulundurması gerektiği kanaatindedir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
12. Başvuran, Sözleşme’nin 6. maddesinin 1. fıkrasına ilişkin iki şikâyette bulunmuştur. Birincisi, idari yargılamaya ilişkindir ve adli makamlarının olayları dikkate almadan başvuru sürelerini çok katı bir şekilde uyguladıklarını öne süren bir şikâyet ile ilgilidir. İkinci şikâyet, ceza yargılaması süresince bilirkişi heyetinin uygun bir şekilde oluşmaması ile ilgilidir.
13. Mahkeme, idari yargılama hakkında, bu bağlamda verilen nihai kararın 11 Ağustos 2007 tarihinde başvurana tebliğ edildiğini gözlemlemektedir. Başvurunun 23 Şubat 2008 tarihinde açılması nedeniyle, başvurunun bu kısmı, Sözleşme’nin 35. maddesinin 1 ve 4. fıkraları uyarınca, gecikmeli olarak yapılmıştır ve reddedilmelidir.
14. Mahkeme, ceza yargılaması hakkında, 1 Haziran 2005 tarihinde yeni Türk Ceza Kanununun yürürlüğe girmesinden sonra, mağdur tarafın, yargılamaya müdahil taraf olarak katılmış olsa da, maddi ve manevi zararlarının telafisine ilişkin hukuki ve idari başvuru yollarına sahip olduğunu daha önce de belirttiğini hatırlatmaktadır (Bk. Beyazgül/Türkiye, No. 27849/03, §§ 36 ve 44, 22 Eylül 2009, ve içerisinde bulunan atıflar). Dolayısıyla, Mahkeme, ceza yargılamasının yalnızca şüphelilerin olası bir ceza sorumluluğu ile ilgili olduğunu değerlendirmektedir. Sonuç olarak, Sözleşme’nin 6. maddesinin 1. fıkrası bu yargılamaya uygulanamaz olduğu ve Sözleşme’nin 35. maddesinin 3. fıkrasının a) bendi ve 4. fıkrası uyarınca, bu hükümlerle ratione materiae (madde yönünden) bağdaşmadığı gerekçesiyle, başvurunun bu kısmının kabul edilemez olduğu kanaatindedir.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, Oy birliğiyle,
Başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
İşbu karar, Fransızca dilinde tanzim edilerek, 6 Eylül 2018 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Hasan Bakırcı Paul Lemmens
Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Başkan
Full & Egal Universal Law Academy