AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başvuru no. 33876/23
Mehmet Mihdi GÖKÇE ve Diğerleri / Türkiye
Başkan,
Jovan Ilievski,
Hâkimler,
Lorraine Schembri Orland,
Diana Sârcu,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Dorothee von Arnim’in katılımıyla 21 Kasım 2023 tarihinde Komite olarak toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm),
Ekli listede yer alan ve Diyarbakır Barosuna kayıtlı Avukat R. Bataray Saman tarafından temsil edilen başvuranlar (“başvuranlar”) tarafından 17 Ağustos 2023 tarihinde İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin Sözleşme’nin (“Sözleşme”) 34. maddesi uyarınca Türkiye Cumhuriyeti aleyhine Mahkemeye yapılan başvuruyu (no. 33876/23) göz önüne alarak,
Gerçekleştirilen müzakereler sonucunda aşağıdaki kararı vermiştir:
DAVANIN KONUSU
1. Başvuru, esasen, başvuranların akrabası N.G. tarafından iş mahkemeleri önünde başlatılan hukuk yargılamalarının uzunluğu ile ilgilidir. N.G.’nin ölümünün ardından, başvuranlar, yerel mahkemeler önünde yargılamaları takip etmişlerdir. Başvuranlar, Sözleşme’nin 6. maddesinin ihlal edildiğini iddia etmektedir.
Hukuk mahkemeleri önündeki yargılamalar2. Başvuranların merhum akrabası olan N.G., 8 Kasım 2010 tarihinde, Diyarbakır İş Mahkemesi önünde, işverenine karşı hizmet tespiti davası açmıştır.
3. Diyarbakır İş Mahkemesi, 27 Mayıs 2014 tarihinde, N.G.’nin taleplerini kabul etmiş ve N.G. lehine hüküm vermiştir. Yargıtay, belirtilmeyen bir tarihte, ilk derece mahkemesinin kararını bozmuştur.
4. Davanın iadesinin ardından, 30 Ocak 2019 tarihinde, yetkili iş mahkemesi, başvuranların akrabasının taleplerini kısmen kabul etmiştir. Yargıtay, 11 Haziran 2020 tarihinde, alt mahkeme kararını bir kez daha bozmuş ve davayı yeniden incelenmek üzere ilgili mahkemeye geri göndermiştir.
5. İş mahkemesi, 3 Mart 2021 tarihinde, Yargıtay’ın kararına uyarak N.G.’nin davasını reddetmiştir. Yargıtay, 15 Eylül 2021 tarihinde, bu kararı onamıştır. Böylece, ilk derece mahkemesinin kararı kesinleşmiştir.
Anayasa Mahkemesi önündeki bireysel başvuru6. Başvuranlar, 23 Mart 2021 tarihinde, Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunarak, esasen, iş mahkemeleri önündeki yargılamaların aşırı uzun olmasından şikâyetçi olmuşlardır.
7. Anayasa Mahkemesi, 18 Mayıs 2023 tarihinde, başvuranların 6384 sayılı Kanun uyarınca Tazminat Komisyonuna hukuk yargılamalarının makul olmayan uzunluğu bakımından tazminat talebinde bulunmadıkları için, başvurunun, mevcut başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
8. Anayasa Mahkemesi, ilk olarak, yargılamaların uzunluğuna, kararların geç icra edilmesine veya hiç icra edilmemesine ilişkin olarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvuruların tazminat ödenmek suretiyle çözümüne dair 6384 sayılı Kanun’da (“6384 sayılı Kanun”) yapılan son değişiklikler kapsamında, Tazminat Komisyonunun zaman bakımından (ratione temporis) yetkisinin, 9 Mart 2023 tarihinde veya öncesinde Anayasa Mahkemesine yapılmış olan belirli kategorilerdeki başvuruları (yargılamaların uzunluğuna ilişkin şikâyetler dâhil) inceleme yetkisi verecek şekilde genişletildiğini kaydetmiştir. Daha sonra, yargılamaların uzunluğuna ilişkin bir şikâyetin 6384 sayılı Kanun ile öngörülen başvuru yolunun tüketilmediği gerekçesiyle kabul edilemez bulunduğu Ferat Yüksel davasına ilişkin kararına (bk. aşağıda para. 12-13) atıfta bulunan Anayasa Mahkemesi, bireysel başvuru mekanizmasının ikincil niteliğini vurgulamış ve Tazminat Komisyonunun, yargılamaların uzunluğuna ilişkin şikâyetler bakımından erişilebilir ve makul bir telafi şansı sunabilecek bir başvuru yolu olduğuna karar vermiştir. Anayasa Mahkemesi, başvuranlar tarafından sunulan başvuruların içeriğinin, bu içtihattan ayrılmasına imkân vermediği sonucuna varmıştır.
İLGİLİ İÇ HUKUK VE UYGULAMA
9. Yargılamaların uzunluğuna, kararların icra edilmemesine veya geç icra edilmesine ilişkin olarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılmış olan başvuruların tazminat yoluyla çözülmesi amacıyla, 6384 sayılı Kanun kapsamında Tazminat Komisyonu kurulmuştur. İlgili iç hukuka ilişkin tam açıklama, Turgut ve Diğerleri / Türkiye ((k.k.), no. 4860/09, §§ 19-26, 26 Mart 2013) kararında yer almaktadır.
10. Tazminat Komisyonunun konu bakımından (ratione materiae) yetkisi, daha sonra, kararnameler yoluyla genişletilmiştir (bk. Altay/Türkiye (no. 2), no. 11236/09, §§ 29-31, 9 Nisan 2019).
11. 6384 sayılı Kanun’a 25 Temmuz 2018 tarihinde eklenen geçici 2. maddede, makul sürede yargılama yapılmadığı ve mahkeme kararlarının icra edilmediği iddiasıyla 31 Temmuz 2018 tarihinden önce Anayasa Mahkemesine yapılmış olan derdest bireysel başvuruların Tazminat Komisyonu tarafından incelenerek karara bağlanması öngörülmüştür. Son olarak, Tazminat Komisyonunun zaman bakımından yetkisi, 5 Nisan 2023 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan, 7445 sayılı ve 28 Mart 2023 tarihli İcra ve İflas Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile genişletilmiştir. Dolayısıyla, 6384 sayılı Kanun’un değişik geçici 2. maddesinde, 9 Mart 2023 tarihinden önce Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunan bir başvuranın, yargılama süresinin uzunluğu veya mahkeme kararlarının kısmen veya geç icra edilmesi ya da hiç icra edilmemesine ilişkin şikâyetleri hakkında Anayasa Mahkemesinin verdiği kabul edilemezlik kararının resmi tebliğinden itibaren üç ay içerisinde Tazminat Komisyonu önünde tazminat talebinde bulunabileceği öngörülmektedir.
12. Anayasa Mahkemesi, Ferat Yüksel (no. 2014/13828, 12 Eylül 2018) davasında oybirliğiyle aldığı kararda, 6384 sayılı Kanun’un geçici 2. maddesinde öngörülen başvuru yolunun erişilebilir olup olmadığını ve makul bir başarı şansı sunma ve yeterli telafi sağlama kapasitesine sahip olup olmadığını incelemiştir. Erişilebilirlik ile ilgili olarak, Anayasa Mahkemesi, söz konusu başvuru yolunun, potansiyel başvuranları mali külfet altına sokmadığını ve başvuranlara makul bir süre içinde Tazminat Komisyonuna doğrudan başvurma imkânı tanıdığını vurgulamıştır. Bu başvuru yolunun makul bir başarı şansı sunup sunamayacağı ile ilgili olarak, Anayasa Mahkemesi, Tazminat Komisyonunun yapısının ve çalışma esaslarının, 6384 sayılı Kanun ile belirlendiğini ve kararlarının yargı denetimine açık olduğunu gözlemlemiştir. Anayasa Mahkemesi, adil yargılanma hakkına ilişkin güvencelerin, Tazminat Komisyonu önündeki yargılamalar sırasında sağlandığına kanaat getirmiştir. Anayasa Mahkemesi, ayrıca, hükmedilen tazminat miktarının, kararın kesinleşmesinden itibaren üç ay içinde Adalet Bakanlığı tarafından ödenmek zorunda olduğunu kaydetmiştir. Dolayısıyla, Anayasa Mahkemesi, söz konusu başvuru yolunun yeterli giderim sağlama kapasitesine de sahip olduğu kanaatine varmıştır.
13. Sonuç olarak, Anayasa Mahkemesi, başvuranın, ilk bakışta (prima facie) erişilebilir ve ihlal iddialarıyla ilgili makul bir başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama niteliğine sahip olan Tazminat Komisyonuna başvuruda bulunması gerektiği sonucuna varmıştır. Anayasa Mahkemesi, ayrıca, bireysel başvurunun Tazminat Komisyonuna başvuru yolu tüketilmeden incelenmesinin, bireysel başvurunun ikincil niteliği ile bağdaşmayacağını kaydetmiştir.
14. Anayasa Mahkemesi, Veysi Ado (no. 2022/100837, 27 Nisan 2023) davasında oybirliğiyle aldığı yakın tarihli bir kararda, Ferat Yüksel kararındaki tespitlerini yineledikten sonra aşağıdaki değerlendirmeyi yapmıştır:
“50. Sonuç olarak 6384 sayılı Kanun’un geçici 2. maddesi ile yapılan değişiklik gereği 9/3/2023 tarihi (bu tarih dâhil) itibarıyla derdest olan, yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı (...) iddialarıyla yapılan başvurulara ilişkin olarak ilk bakışta ulaşılabilir ve ihlal iddialarıyla ilgili başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama kapasitesi olduğu görünen Tazminat Komisyonuna başvuru yolu tüketilmeden yapılan başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil niteliği ile bağdaşmayacağı neticesine varılmıştır.”
MAHKEMENİN DEĞERLENDİRMESİ
15. Başvuranlar, hukuk yargılamalarının uzunluğunun, Sözleşme’nin 6 § 1 maddesinde düzenlenen “makul süre” şartı ile uyumlu olmadığından şikâyetçi olmuşlardır. Başvuranlar, Anayasa Mahkemesinin, Tazminat Komisyonuna tazminat talebinde bulunmaları gerektiği için başvurularının reddine karar vermesi nedeniyle yargılamaların bir kez daha uzatıldığını ileri sürmüşlerdir. Başvuranlar, ayrıca, Sözleşme’nin 6. maddesi kapsamında yargılamaların adilliği ile ilgili çeşitli şikâyetler öne sürmüşlerdir.
16. Başvuranların hukuk yargılamalarının uzunluğuna ilişkin şikâyetleriyle ilgili olarak Mahkeme, yerleşik içtihadına göre, Sözleşme’nin 35 § 1 maddesinde ortaya konulan iç hukuk yollarının tüketilmesine ilişkin kuralın amacının, Sözleşmeci Devletlere, iddia edilen ihlalleri Mahkeme’ye sunulmadan önce önleme veya düzeltme fırsatı vermek olduğunu yinelemektedir (bk. Vučković ve Diğerleri /Sırbistan (ilk itiraz) [BD], no. 17153/11 ve diğer 29 başvuru, § 70, 25 Mart 2014).
17. Bununla birlikte, Sözleşme, sadece iddia konusu ihlallerle ilgili olan mevcut ve yeterli başvuru yollarının tüketilmesini gerektirmektedir. Söz konusu hukuk yolları, sadece teoride değil, uygulamada da yeterince kesin olmalıdır. Aksi halde, gerekli olan erişilebilirlik ve etkili olma özelliğinden yoksun olacaktır ((bk. Scordino/İtalya (no. 1) [BD], no. 36813/97, § 142, AİHS 2006-V ve ilgili kararda yer alan diğer atıflar).
18. Mahkeme, ayrıca, yerleşik içtihadı ışığında, tazminat hukuk yolunun, hâlihazırda gerçekleşmiş olan makul bir süre içinde duruşma hakkının ihlalini telafi etmek için uygun bir yol olduğunu yinelemektedir (bk. Sürmeli /Almanya [BD], no. 75529/01, §§ 99-100, AİHS 2006-VII ve ilgili kararda yer alan diğer atıflar). Mahkeme, Ümmühan Kaplan / Türkiye (no. 24240/07, 20 Mart 2012) davasında pilot karar usulünün uygulanmasının ardından, Türkiye’de 6384 sayılı Kanun kapsamında yeni bir iç hukuk yolunun oluşturulduğunu hatırlatmaktadır. Mahkeme, daha sonra, (yukarıda anılan) Turgut ve Diğerleri/Türkiye kararında, başvuranların iç hukuk yollarını, yani 6384 sayılı Kanun’da öngörülen hukuk yolu mekanizmasını tüketmedikleri gerekçesiyle başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir. Mahkeme, bu kararı verirken, özellikle, söz konusu hukuk yolunun, yargılamaların uzunluğuna ilişkin şikâyetler bakımından, ilk bakışta erişilebilir ve makul bir telafi sunacak nitelikte olduğu kanısına vardığını belirtmiştir.
19. Somut davanın koşullarıyla ilgili olarak, Mahkeme, 25 Temmuz 2018 tarihinde 6384 sayılı Kanun’a yeni bir hüküm (geçici 2. madde) eklendiğini ve 31 Temmuz 2018 tarihinde Anayasa Mahkemesi önünde derdest olan başvurular bakımından Tazminat Komisyonunun yetkisinin genişletildiğini gözlemlemektedir. Tazminat Komisyonunun yetkisi, yargılamaların aşırı uzunluğu ile mahkeme kararlarının geç veya kısmen icra edilmesi veya hiç icra edilmemesine ilişkin şikâyetlerle sınırlandırılmıştır. Mahkeme, ayrıca, 7445 sayılı Kanun’da, 9 Mart 2023 tarihinde Anayasa Mahkemesi önünde derdest olan başvurularla ilgili olarak yukarıda belirtilen şikâyetleri inceleme yetkisine sahip olan Tazminat Komisyonunun zaman bakımından yetkisinin yeniden genişletildiğini gözlemlemektedir. Mahkeme, bu bağlamda, başvuranların 23 Mart 2021 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuş olmaları nedeniyle, bireysel başvurularının söz konusu tarihte Anayasa Mahkemesi önünde derdest olduğunu kaydetmektedir (bk. yukarıda 6. paragraf).
19. Mahkeme, Anayasa Mahkemesinin, 6384 sayılı Kanun’daki son değişiklikleri göz önünde bulundurarak ve Ferat Yüksel davasına ilişkin öncü kararında belirttiği hususlara dayanarak, başvuranların başvurusunun kabul edilemez olduğuna karar verdiğini belirtmektedir. Mahkeme, söz konusu kararda, Anayasa Mahkemesinin, kapsamlı bir inceleme yaptıktan sonra, 6384 sayılı Kanun’un geçici 2. maddesinde öngörülen hukuk yolunun ilk bakışta erişilebilir ve makul bir başarı şansı sunabilecek nitelikte olduğu ve yargılamaların aşırı uzun sürdüğü iddiası bakımından yeterli telafi imkânı sağlayabileceği sonucuna vardığını gözlemlemektedir (bk. yukarıda 12-13. paragraflar).
20. Mahkeme, (yukarıda anılan)Turgut ve Diğerleri/Türkiye davasındaki tespitleri ve Anayasa Mahkemesinin (yukarıda anılan) Ferat Yüksel ve Veysi Ado davalarındaki değerlendirmeleri ışığında, başvuranların 6384 sayılı Kanun’un ilgili maddeleri uyarınca Tazminat Komisyonuna başvurmaları gerektiği konusunda Anayasa Mahkemesi ile aynı görüştedir. Ayrıca, başvuranları mevcut iç hukuk yollarını tüketme yükümlülüğünden muaf tutabilecek herhangi bir istisnai durum da mevcut görünmemektedir.
21. Mahkeme, yukarıda belirtilen hususlar ışığında ve ikincil rolünü göz önünde bulundurarak, başvurunun yargılamaların uzunluğuna ilişkin olan bu kısmının, iç hukuk yollarının tüketilmediği gerekçesiyle Sözleşme’nin 35 §§ 1 ve 4. maddesi uyarınca reddedilmesi gerektiği sonucuna varmaktadır. Bununla birlikte, Tazminat Komisyonuna başvuru yolunun etkinliğine ilişkin soru, Komisyonun Sözleşme’nin gereklilikleri doğrultusunda karar verme kapasitesine bağlı olarak gelecekte incelemeye tabi tutulabilir (bk. yukarıda anılan Turgut ve Diğerleri, § 57, ve ilgili kararda atıfta bulunulan içtihat).
22. Başvuranın 6. madde kapsamındaki diğer şikâyetleriyle ilgili olarak (bk. yukarıda 15. paragraf), Mahkeme, elinde bulunan tüm belgeler ışığında ve şikâyette bulunulan hususların yargı yetkisine girdiği ölçüde, bu şikâyetlerin Sözleşme’nin 34 ve 35. maddelerinde belirtilen kabul edilebilirlik kriterlerini karşılamadığı veya Sözleşme’de ya da Protokollerde yer alan hak ve özgürlüklerin ihlaline işaret etmediği kanaatindedir. Dolayısıyla, başvurunun bu kısmının Sözleşme’nin 35 § 4 maddesi uyarınca reddedilmesi gerekmektedir.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oy birliğiyle,
Başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
İşbu karar İngilizce olarak tanzim edilmiş olup, 14 Aralık 2023 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Dorothee von Arnim Jovan Ilievski
Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Başkan
Ek
Başvuranların Listesi:
Başvuru no. 33876/23
No.
Başvuranın Adı
1.
Mehmet Mihdi GÖKÇE
2.
Helin Hiranur GÖKÇE
3.
Betül Gülnur GÖKÇE
4.
Rojda Nur GÖKÇE