AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başvuru no. 18481/09
Mustafa GÖKÇEN / Türkiye
Başkan,
Nebojša Vučinić,
Hâkimler,
Paul Lemmens,
Stéphanie Mourou-Vikström
ve Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı’nın katılımıyla 19 Aralık 2017 tarihinde Komite halinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm),
2 Mart 2009 tarihinde yapılan yukarıda anılan başvuruyu göz önüne alarak,
Davalı Hükümet tarafından ibraz edilen görüşleri ve bu görüşlere cevaben başvuran tarafından ibraz edilen görüşleri dikkate alarak,
Gerçekleştirilen müzakerelerin sonucunda aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAYLAR
1. Başvuran, Mustafa Gökçen 1932 doğumlu bir Türk vatandaşı olup, Elazığ’da ikamet etmektedir.
2. Türk Hükümeti (“Hükümet”) ise kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.
A. Davanın Koşulları
3. Davanın konusu, taraflarca ileri sürüldüğü şekliyle, aşağıdaki gibi özetlenebilir:
4. Başvuran Bingöl’ün Kiğı ilçesinde, Eskişehir mahallesinde tapu siciline 127 pafta, 45 ve 46 parsel numaralarıyla kayıtlı arazilerin sahibiydi.
5. Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü (bundan böyle “Müdürlük” olarak anılacaktır), belirtilmeyen bir tarihte, Özlüce Barajı için yol yapma amacıyla başvuranın arazilerini kullanmaya başlamıştır.
6. Başvuran, 5 Mart 2007 tarihinde Kiğı Asliye Hukuk Mahkemesi önünde Müdürlük aleyhinde dava açmış ve arazilerinin fiilen kamulaştırılması dolayısıyla tazminat talep etmiştir.
7. Kiğı Asliye Hukuk Mahkemesi 13 Kasım 2007 tarihinde, başvurana davanın açıldığı tarihten itibaren işleyecek olan yasal faiz eklenmek suretiyle 75.242,58 Türk lirası ödenmesine hükmetmiştir. Müdürlük kararı temyiz etmiştir. Yargıtay 13 Mart 2008 tarihinde, Müdürlüğün temyiz başvurusunu reddetmiş ve karar 25 Nisan 2008 tarihinde kesinleşmiştir.
8. Başvuran, 28 Nisan 2008 tarihinde Müdürlüğe başvurarak verilen kararı icra etmesini talep etmiştir.
9. Müdürlük 7 Mayıs 2008 ve 28 Temmuz 2008 tarihlerinde yerel mahkeme tarafından başvurana ödenmesine hükmedilen tazminat miktarının gerekli fon sağlandıktan sonra ödeneceği konusunda başvuranı bilgilendirmiştir.
10. Müdürlük 26 Mart 2009 tarihinde başvurana yasal faiziyle birlikte tazminat için hükmedilen miktarı tam olarak ödemiştir.
B. İlgili İç Hukuk ve Uygulama
11. Tazminat Komisyonuna ilişkin iç hukuk ve uygulama ile ilgili açıklamalar (bk. aşağıda 14. paragraf) Demiroğlu ve Diğerleri/Türkiye (k.k.) no. 56125/10, 4 Haziran 2013 kararında yer almaktadır.
ŞİKÂYET
12. Başvuran, Sözleşme’nin herhangi bir maddesine atıfta bulunmadan, arazilerine kamulaştırmasız olarak el atılması nedeniyle hükmedilen tazminatın ödenmesinin gecikmesinden şikâyetçi olmuştur.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
13. Başvuran yerel makamların kendisine tazminat ödenmesine hükmedilen 13 Kasım 2007 tarihli nihai kararı icra etmemelerinden şikâyetçi olmuştur. Mahkeme, söz konusu şikâyetin, Sözleşme’nin 6 § 1 maddesi ve Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesi kapsamında incelenmesi gerektiği kanaatindedir.
14. Hükümet, 6384 sayılı Kanun uyarınca, Türkiye’de yargılamaların uzunluğuna, kararların geç icra edilmesine ve icra edilmemesine ilişkin başvuruların ele alınması amacıyla bir Tazminat Komisyonunun kurulduğunu kaydetmiştir. Hükümet, dolayısıyla, başvuranın Tazminat Komisyonuna herhangi bir başvuru yapmamış olması nedeniyle, iç hukuk yollarını tüketmemiş olduğunu ileri sürmüştür.
15. Mahkeme, Hükümet tarafından belirtildiği üzere, Ümmühan Kaplan/Türkiye (no. 24240/07, 20 Mart 2012) davasında pilot karar usulünün uygulanmasının ardından Türkiye’de yeni bir iç hukuk yolunun uygulanmakta olduğunu gözlemlemektedir. Ardından, Mahkeme Demiroğlu ve Diğerleri/Türkiye ((k.k.), no. 56125/10, 4 Haziran 2013) davasındaki kararında, başvuranların iç hukuk yollarını, yani söz konusu yeni hukuk yolunu tüketmedikleri gerekçesiyle başvuruyu kabul edilemez bulmuştur. Mahkeme, bu kararı verirken, özellikle, söz konusu yeni hukuk yolunun, yetkililerin mahkeme kararlarını icra etmemesine ilişkin şikâyetler bakımından, muhtemel surette (a priori) erişilebilir ve makul bir çözüm sunacak nitelikte olduğu kanısına vardığını belirtmiştir.
16. Mahkeme, Ümmühan Kaplan (yukarıda anılan, § 77) davasındaki kararında, Hükümete önceden tebliğ edilmiş olan bu tür başvuruları, yine de normal usul uyarınca inceleyebileceğini vurguladığını belirtmiştir.
17. Ancak Mahkeme, Hükümetin başvuranın 6384 sayılı Kanun ile tesis edilmiş olan yeni iç hukuk yoluna başvurmamış olmasına ilişkin ilk itirazını göz önünde bulundurarak, yukarıda anılan Demiroğlu ve Diğerleri davasında varmış olduğu sonucu yinelemektedir.
18. Mahkeme yukarıdaki nedenlerle, başvurunun, Sözleşme’nin 35 §§ 1 ve 4 maddesi uyarınca, iç hukuk yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle reddedilmesi gerektiği kanaatine varmıştır.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oy birliğiyle,
Başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
İşbu karar İngilizce olarak tanzim edilmiş olup, 18 Ocak 2018 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Hasan BakırcıNebojša Vučinić
Yazı İşleri Müdür YardımcısıBaşkan
Full & Egal Universal Law Academy