AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK ve
KAYITTAN DÜŞME KARARI
Başvuru No: 59374/10
Levent GÖKTAŞ / TÜRKİYE
Başkan
Valeriu Griţco,
Hâkimler
Arnfinn Bårdsen,
Peeter Roosma,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı’nın katılımıyla, 3 Mart 2020 tarihinde Komite halinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm),
Yukarıda belirtilen 10 Eylül 2010 tarihli başvuruyu ve
Davalı Hükümet tarafından 10 Ekim 2019 tarihinde sunulan ve Mahkemeyi başvuruyu kayıttan düşürmeye davet eden deklarasyonu ve bu deklarasyona başvuran tarafından cevabı dikkate alarak, gerçekleştirilen müzakerelerin ardından aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAY VE USUL
1. Başvuran Levent Göktaş, Türk vatandaşı olup, 1959 doğumludur ve İstanbul’da ikamet etmektedir. Başvuran, Mahkeme önünde İstanbul Barosuna bağlı Avukatlar H. Ersöz ve C. Ülgen tarafından temsil edilmiştir.
2. Türk Hükümeti (“Hükümet”) ise kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.
3. Başvuran, 7 Ocak 2009 ile 5 Ağustos 2013 tarihleri arasında cezaevinde tutuklu bulunmuştur. İlgili, Mahkeme önünde, esasen tutukluluk süresinden ve tutukluluk halinin devamına etkin şekilde itiraz edemediğinden şikâyet etmektedir.
4. Başvurunun Sözleşme’nin 5. maddesinin 3 ve 4. fıkralarına ilişkin kısmı, 13 Aralık 2011 tarihinde Hükümete bildirilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRMESözleşme’nin 5 § 4 Maddesine Yönelik Şikâyet Hakkında
5. Başvuran, Sözleşme’nin 5 § 4. maddesine dayanarak, iç hukukta tutukluluklarının devamına yönelik verilen karara karşı başvurabilecekleri etkili bir hukuk yolunun bulunmadığını iddia etmiştir.
6. Dostane çözüm amacıyla yapılan girişimlerin başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından, Hükümet, 10 Ekim 2019 tarihli yazıyla, Mahkemeyi, başvurunun ilgili kısmının çözüme kavuşturulması amacıyla tek taraflı bir deklarasyon metni sunmayı tasavvur ettiği hakkında bilgilendirmiştir. Hükümet ayrıca, Mahkemeyi, Sözleşme’nin 37. maddesi uyarınca, başvuruyu kayıttan düşürmeye davet etmiştir.
Deklarasyon metni şu şekildedir:
“ Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti, mevcut davada, başvuranın Sözleşme’nin 5 § 4. Maddesine ilişkin haklarının ihlal edildiğini kabul etmektedir.
Hükümet ayrıca, Cumhuriyet savcısı görüşlerinin şüphelilere bildirilmemesine ilişkin sistematik sorunun, 6459 sayılı Kanun’un 20. maddesinde yapılan değişiklikle giderildiğini hatırlatmaktadır. .
Bununla beraber, Hükümet, bu değişiklikle birlikte, savcının mütalaasının şüpheliye, davalıya veya yasal temsilciye tebliğ edileceğini vurgulamaktadır.
Sonuç olarak, Hükümet, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi önünde derdest olan, yukarıda anılan davanın çözüme kavuşturulması amacıyla başvurana yansıtılabilecek olan vergiler hariç olmak üzere, tüm maddi ve manevi zarar ve aynı zamanda masraflar ve giderler karşılığında başvurana, 450 EUR (dört yüz elli avro) ödemeyi önerdiğini beyan eder.
Bu meblağ, ödeme tarihinde geçerli olan döviz kuru üzerinden Türk lirasına çevrilecek ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 37. maddesinin 1. fıkrasına uygun olarak, Mahkeme tarafından verilen kayıttan düşme kararının tebliğini müteakip üç ay içerisinde ödenecektir. Söz konusu meblağların belirtilen üç ay içerisinde ödenmemesi durumunda, Hükümet, bahsi geçen sürenin sona erdiği tarihten itibaren ödeme gününe kadar geçen sürede, yukarıda bahsedilen miktara, Avrupa Merkez Bankasının söz konusu dönem için geçerli olan marjinal faiz oranına üç puan eklenmek suretiyle elde edilecek oran üzerinden basit faiz ödemeyi taahhüt etmektedir. Bu ödeme, davanın nihai çözüme kavuşturulduğu anlamına gelecektir. ”
7. Başvuran taraf, 6 Aralık 2019 tarihli bir yazıyla, tek taraflı deklarasyon metninde önerilen şartlardan memnun olmadığını belirtmiştir.
8. Mahkeme, Sözleşme’nin 37. maddesi uyarınca, yargı sürecinin her aşamasında, dava koşullarının bu maddenin 1. fıkrasının (a), (b) veya (c) bentlerinde yer alan durumlardan biri ile örtüşmesi durumunda davanın kayıttan düşürülmesine karar verebileceğini hatırlatmaktadır. Sözleşme’nin 37. maddesinin 1. fıkrasının c) bendi, davanın kayıttan düşürülmesine şu durumda imkân vermektedir:
‘‘ (...) Mahkeme’nin saptadığı herhangi bir başka nedenden ötürü, başvurunun incelenmesinin sürdürülmesini haklı kılan bir neden görülmezse.’’
9. Mahkeme ayrıca, başvuran, başvurunun incelenmesinin sürdürülmesini talep etse bile, bazı koşullarda, davalı Hükümetin tek taraflı deklarasyonuna dayanarak 37. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi gereğince, davanın kayıttan düşürülmesine karar verebileceğini hatırlatmaktadır.
10. Mahkeme bu amaçla, deklarasyon metnini, özellikle Tahsin Acar kararında ortaya konulan içtihadında yer alan ilkeler ışığında incelemiştir (Tahsin Acar/Türkiye (öncelikli sorun) [BD], No. 26307/95, §§ 75‑77, AİHM 2003‑VI, WAZA Sp. z o.o./Polonya (kabul edilebilirlik hakkında karar) No. 11602/02, 26 Haziran 2007 ve Sulwińska/Polonya (kabul edilebilirlik hakkında karar), No. 28953/03, 18 Eylül 2007)).
11. Mahkeme, Türkiye aleyhinde açılanlar da dâhil olmak üzere bazı davalarda, tutuklamalara itiraz için etkili bir hukuk yolunun bulunmadığına ilişkin şikayetler hakkında yerleşik bir içtihatlar oluşturmuştur (bk. örneğin, Cahit Demirel/Türkiye no. 18623/03, §§ 29-34, 7 Haziran 2009, ve Altınok/Turquie, no. 31610/08, §§ 34-61, 29 2011).
11. Mahkeme, Hükümetin deklarasyonunda yer alan imtiyazların niteliğini ve tazminat olarak önerilen meblağı - ki bu meblağ benzer davalarda ödenen meblağlara uygundur - göz önünde bulundurarak, başvurunun incelenmesinin sürdürülmesini haklı kılan bir neden bulunmadığı kanaatine varmaktadır (Sözleşme’nin 37. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi).
12. Ayrıca yukarıda belirtilen değerlendirmeler ışığında ve bu yöndeki açık ve çok sayıdaki içtihadı göz önünde bulundurulduğunda, Mahkeme, Sözleşme ve Protokolleri tarafından güvence altına alınan insan haklarına saygının, başvurunun bu kısmının incelenmesini gerekli kılmadığı kanaatindedir (Sözleşme’nin 37. maddesinin 1. fıkrası son cümlesi (in fine)).
13. Mahkeme son olarak, Hükümet’in tek taraflı deklarasyonundaki taahhütleri yerine getirmemesi halinde Sözleşme’nin 37. maddesinin 2. fıkrası uyarınca başvurunun yeniden kayıt altına alınabileceğinin altını çizmektedir (Josipović/Sırbistan, (kabul edilebilirlik hakkında karar) No.18369/07, 4 Mart 2008).
14. Sonuç olarak, yukarıda belirtilen şikâyete ilişkin olarak davanın kayıttan düşürülmesi uygundur.Sözleşme’nin 5 § 3 Maddesine Yönelik Şikâyet Hakkında
15. Başvuran, Sözleşme’nin 5. maddesinin 3. fıkrasını ileri sürerek, maruz kaldığı tutukluluk süresinden şikâyetçidir.
16. Hükümet, başvuranı, bu durumda iç hukuk yollarını tüketmemiş olmakla suçlamaktadır. Bu noktada, Hükümet, başvuranların Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulunmadığını ileri sürmektedir.
17. Başvuran, Sözleşme’nin 5 § 3 maddesinin ihlal edildiğine yönelik iddiasını yinelemektedir.
18. Somut olayda, Mahkeme, başvuranın 10 Eylül 2010 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine bireysel başvuruda bulunduğunu gözlemlemektedir. Mahkeme, 23 Eylül 2012 tarihinde yürürlüğe giren anayasal değişikliklerin ardından, yani başvuranın halen tutuklu bulunduğu sırada mevcut başvurunun yapılmasından yaklaşık olarak iki yıl sonra, Türk Anayasa Mahkemesi önünde bireysel başvuru yolunun ulusal hukuk sistemine dâhil edildiğini kaydetmektedir. Bu bağlamda, Mahkeme, iç hukuk yollarının tüketilip tüketilmediğinin, normal olarak, başvurunun kendisine sunulduğu tarihte değerlendirildiğini hatırlatmaktadır. Ancak Mahkemenin birçok kez belirttiği gibi, bu kuralın her davanın kendine özgü koşullarıyla gerekçelendirilebilecek istisnaları bulunmaktadır (Baumann/Fransa, No. 33592/96, § 47, 22 Mayıs 2001). Mahkeme, bu yeni hukuk yolunu, daha önce Hasan Uzun/Türkiye davası ((k.k), no. 10755/13, §§ 25-27, 30 Nisan 2013) kapsamında incelemiştir. Mahkeme, bu yeni hukuk yolunun temel yönlerini inceledikten sonra, söz konusu başvuru yolunun, ilke olarak, Sözleşme’ye ilişkin şikâyetler hakkında uygun bir telafi imkânı teşkil etmediğini söylemeye izin veren herhangi bir unsur bulunmadığı kanaatine varmıştır. Dolayısıyla Mahkeme, bu korumanın sınırlarını denemenin, mağdur olduğunu iddia eden kişiye düştüğü sonucuna varmıştır (aynı kararda, § 69). Sözleşme’nin 5. maddesi kapsamındaki şikayetlere ilişkin olarak Mahkeme, Koçintar/Türkiye davasında ((k.k), no. 77429/12, §§ 44, 1 Temmuz 2014) vardığı şu sonucu hatırlatır: Mahkeme, Anayasa Mahkemesine yapılan başvurunun, gözaltına alınan kişinin serbest bırakılması ile sonuçlanabildiğini kaydettikten sonra, tutukluluğun süresine göz önüne alındığında, bu hukuk yolunun Sözleşme’nin 5 § 3. maddesine yönelik bir şikâyete ilişkin olarak uygun bir telafi sunma kabiliyetine haiz bir hukuk yolu olduğuna ve makul bir başarı imkanı sunduğuna kanaat getirerek ve bu yeni hukuk yolunun tüketilmemesi nedeniyle bu şikâyetin kabul edilemez olduğuna karar vermiştir. Buna ek olarak, Mahkeme, Sözleşme’nin 5 §§ 1, 2, 3 ve 4. maddesine ilişkin şikâyetler bakımından, Anayasa Mahkemesi nezdinde yapılan bireysel başvuru hukuk yolunun, Sözleşme’nin 35 § 1 maddesi anlamında tüketilmesi gereken bir hukuk yolu olarak görülmesi gerektiğini defaatle kabul etmiştir (bk. diğerleri arasında, Hebat Aslan ve Firas Aslan/Türkiye, no. 15048/09, § 50, 28 Ekim 2014, Iğsız/Türkiye (k.k.), no. 16086/12, §§ 24-28, 3 Mart 2015, Levent Bektaş/Türkiye, no. 70026/10, §§ 42-44, 16 Haziran 2015, Sakkal ve Fares/Türkiye (k.k.), no. 52902/15, §§ 45-64, 7 Haziran 2016 ve Mercan/Türkiye (k.k.), no. 56511/16, §§ 17-30, 8 Kasım 2016).
19. Yukarıda belirtilenler ışığında, Mahkeme, söz konusu başvuru yolunun, başvuranın tutukluluğunun süresine ilişkin şikâyetine uygun bir tazmin imkânı sağlamadığı ve makul bir başarı imkânı sunmadığı sonucuna varmasını gerektirecek herhangi bir unsur bulunmadığı kanaatindedir. Sonuç olarak Mahkeme, başvuranın Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuş olması gerektiği, ancak bu hukuk yolunu tüketmediği kanısındadır.
20. Dolayısıyla, Mahkeme, Sözleşme’nin 35 §§ 1 ve 4. maddesi uyarınca, başvurunun bu kısmının, iç hukuk yollarının tüketilmediği gerekçesiyle, reddetmektedir.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oy birliğiyle,
Davalı Hükümetin deklarasyonunda, Sözleşme’nin 5. maddesinin 4. fıkrası ile ilgili açıklamaları ve verilen taahhütlere riayet edilmesini sağlamak için öngörülen özel koşulları dikkate almaya;
Sözleşme’nin 37. maddesinin 1. fıkrasının c) bendi uyarınca, başvurunun bu kısmının kayıttan düşürülmesine,
Başvurunun geri kalan kısmının kabul edilemez olduğuna
karar vermiştir.
İşbu karar, Fransızca dilinde tanzim edilmiş olup, 26 Mart 2020 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Hasan BakırcıValeriu Griţco
Yazı İşleri Müdür YardımcısıBaşkan
Full & Egal Universal Law Academy