AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başvuru no. 80669/12
Osman GÖNEN ve Diğerleri / Türkiye
Başkan,
Frédéric Krenc,
Hâkimler,
Diana Sârcu,
Davor Derenčinović,
ve Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Dorothee von Arnim’in katılımıyla 16 Nisan 2024 tarihinde Komite olarak toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm),
İstanbul Barosuna kayıtlı Avukat M.A. Pesok tarafından temsil edilen, ekteki tabloda yer alan beş başvuran tarafından (“başvuranlar”) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (“AİHM” veya “Mahkeme”), İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin Sözleşme’nin (“Sözleşme”) 34. maddesi uyarınca, 12 Ekim 2012 tarihinde yapılmış olan başvuruyu (no. 80669/12),
Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Dairesi Başkanı Hacı Ali Açıkgül tarafından temsil edilen Türk Hükümetine (“Hükümet”), Sözleşme’nin 11. maddesi kapsamındaki şikâyetin tebliğ edilmesine ve başvurunun geri kalan kısmının kabul edilemez olduğuna dair kararı,
ve tarafların beyanlarını dikkate alarak;
Gerçekleştirilen müzakereler sonucunda aşağıdaki kararı vermiştir:
DAVA KONUSU
1. Somut dava, başvuranların görevlerinden ihraç edilmelerine ilişkindir. Başvuranlara göre görevlerinden ihraç edilmeleri sendikaları tarafından imzalanmış olan toplu sözleşmenin şartlarını ihlal etmekteydi.
2. Başvuranlar, özel bir şirket olan Türk Hava Yolları Anonim Ortaklığı (Türk Hava Yolları - “şirket”) tarafından istihdam edilmiş ve Yeşilköy Havalimanı’nda yer hizmetleri bölümünde görevlendirilmişlerdir.
3. Başvuranlar Hava İş Sendikası’nın üyeleri olmaları sebebiyle söz konusu şirketle imzalanan toplu iş sözleşmesinin hükümlerine tabidirler. Söz konusu iş sözleşmesinin 8. maddesinde, işyerinin kapanması veya devredilmesi durumunda, bu bölümlerde çalışanların işveren tarafından uygun başka bir bölüme transfer edileceği ve son çare olarak sözleşmelerinin feshedileceği belirtilmiştir. Böyle bir transferi kabul etmeyen bir çalışan altı aylık ücretine eşdeğer bir tazminat alma hakkına sahipti.
4. Şirket 2010 yılında, aralarında yukarıda bahsedilen hava limanının da bulunduğu altı hava limanının yer hizmetlerini başka bir özel şirkete satmaya karar vermiştir. Sonuç olarak, başvuranların iş sözleşmeleri, Türk Hava Yolları’nın yeniden yapılandırılması nedeniyle feshedilmiştir. Başvuranlar, Türk Hava Yolları tarafından 17 Ağustos 2010 tarihinde gönderilmiş yazıyla, çalışan sayısındaki fazlalık nedeniyle başka bir bölüme nakledilmelerinin mümkün olmadığı ve bu nedenle sözleşmelerinin feshedildiği hususunda bilgilendirilmişlerdir. Bununla birlikte, başvuranlara ihbar ve kıdem tazminatları ödenmiştir.
5. Başvuranlar, görevlerine geri alınmaları talebiyle dava açmışlardır. İş Mahkemesi tanıkları dinlemiş, yerinde inceleme yapmış ve profesyonel işletme yöneticileri, iş hukuku profesörü ve mali müşavirden oluşan bir bilirkişi heyetine bilirkişi raporu hazırlatmıştır. Raporu hazırlayan bilirkişiler, söz konusu bölümün satışının toplu sözleşme şartlarını bozmak için tasarlanmış bir düzenleme olduğuna dair herhangi bir kanıt bulunmadığı; şirketin başvuranların başka bir bölüme nakledilmesinin imkânsız olduğuna dair kararının mantıklı olduğu ve nihayetinde yeni bir çalışanın işe alınmadığı sonucuna varmışlardır. İş Mahkemesi, bilirkişi raporuna dayanarak, başvuranların işten çıkarılmalarının hukuka uygun olduğuna karar vermiştir. Başvuranlar bu karara itiraz etmiş, ancak Yargıtay, İş Mahkemesinin bulgularını onamıştır.
6. Başvuranlar, Sözleşme’nin 11. maddesi uyarınca, yukarıda belirtilen toplu sözleşmenin mahkemeler tarafından yorumlanmasının sendika haklarını ihlal ettiğinden şikâyetçi olmuşlardır.
MAHKEMENİN DEĞERLENDİRMESİ
7. Mahkeme, içtihadına göre, Sözleşme’nin 11. maddesinin sendika özgürlüğünü örgütlenme özgürlüğünün özel bir yönü olarak tanımlanmakta olduğunu ve bu maddenin ana amacının bireyleri madde kapsamında korunan bu haklarını kullanmalarına karşılık olarak kamu yetkileri tarafından yapılan keyfi müdahalelerden korumak olsa da, bu hakların etkili bir şekilde kullanılmasını güvence altına almak için Devletin ek pozitif yükümlülüklerinin de olduğunu yinelemektedir (bk. Demir ve Baykara / Türkiye [BD], no. 34503/97, §§ 109 ve 110, AİHM 2008). Mahkeme daha önce, Devletin Sözleşme’nin 11. maddesi kapsamındaki pozitif ve negatif yükümlülükleri arasındaki sınırların kesin bir şekilde tanımlanmasalar da, uygulanacak ilkelerin benzer olduğunu belirtmiştir. Davanın ister Devletin pozitif yükümlüğü bakımından ister gerekçelendirilmesi gereken bir kamu makamı müdahalesi bakımından analiz edilmesi, uygulanacak kriterler özünde farklılık göstermemektedir. Her iki bağlamda da, kişinin ve bir bütün olarak toplumun yarışan çıkarları arasında adil bir denge kurulması gerektiği hususuna dikkat edilmesi gerekmektedir (bk. Sindicatul “Păstorul cel Bun” / Romanya [BD], no. 2330/09, § 132, AİHM 2013 (alıntılar) ve Tek Gıda İş Sendikası / Türkiye, no. 35009/05, § 50, 4 Nisan 2017).
8. Mahkeme ayrıca, bir çalışanın belirli bir sendikaya üye olması sebebiyle gerçekleştirilen işten çıkarmalarda, özel işverenler tarafından işten çıkarılmaya karşı koruma sağlamak ya da en azından belirli bir davanın tüm koşulları ışığında bu tür bir işten çıkarmanın orantılılığının bağımsız bir şekilde değerlendirilebileceği araçları sağlamak için yetkililer üzerinde pozitif bir yükümlülük bulunduğunu yinelemektedir (bk., bu davaya uygulanabildiği ölçüde, siyasi parti üyeliğine ilişkin olan Redfearn / Birleşik Krallık, no. 47335/06, § 43, 6 Kasım 2012).
9. Somut davada Mahkeme, başvuranların bağlı oldukları sendika tarafından imzalanan toplu sözleşmeden faydalandıklarını gözlemlemektedir. Başvuranlar esasen, toplu iş sözleşmesinin yargı makamları tarafından yorumlanmasına itiraz etmişlerdir.
10. Başvuranların iş sözleşmelerinin feshedilmesine ilişkin yargılamaları inceleyen Mahkeme, yerel mahkemelerin tanıkları dinlediğini, iş yerini ziyaret ettiğini ve iş hukukuna ilişkin bilirkişilerden oluşan bir heyet tarafından bilirkişi raporu hazırlanmasını talep etiğini kaydetmektedir.
11. Mahkeme, ulusal makamların vardığı sonuçların keyfi olduğunu veya başvuranların dayandığı toplu sözleşmenin ilgili hükmünün doğru bir şekilde değerlendirilmesine elverişli olmayan yargılamalar sonucunda ortaya çıktığını tespit etmesini sağlayacak hiçbir unsur bulunmadığını kaydetmektedir. Ek olarak, dava dosyasında başvuranların Türk Hava Yolları bünyesinde faaliyet göstermeye devam eden ve toplu iş sözleşmesine taraf olan Hava-İş Sendikası’na üye olmaları nedeniyle işten çıkarıldıklarına dair herhangi bir delil bulunmamaktadır.
12. Yukarıda belirtilenler ışığında Mahkeme, Devletin başvuranların Sözleşme’nin 11. maddesi tarafından korunan sendika özgürlüğünü güvence altına alma yönündeki pozitif yükümlülüğünü ihlal ettiğini gösteren hiçbir unsur bulunmadığı sonucuna varmıştır.
13. Dolayısıyla, başvuru açıkça dayanaktan yoksun olup, Sözleşme’nin 35 §§ 3(a) ve 4. maddeleri uyarınca reddedilmesi gerekmektedir.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oy birliğiyle,
Başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
İşbu karar İngilizce olarak tanzim edilmiş olup; 23 Mayıs 2024 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Dorothee von Arnim Frédéric Krenc
Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Başkan
Ek
Başvuranların Listesi
No.
Başvuranın adı
Doğum Yılı
İkamet Adresi
1.
Osman GÖNEN
1963
İstanbul
2.
Nihat AKYASAN
1958
Sakarya
3.
Adnan SARIASLAN
1964
İstanbul
4.
Metin SERBEST
1964
Tekirdağ
5.
Rıfat YURTSEVER
1958
İstanbul