Olaylar — Başvuran, imzalamış olduğu bir taahhüt gereğince, 2005 yılında, sözleşmeye uymadığı gerekçesiyle hakkında dava açılan bir şirket aleyhinde verilen kararlarla ilgili yükümlülüğü üstlenerek, yasal masraflar da dahil olmak üzere, söz konusu şirketin yerine tazminat ödemeye mahkûm edilmiştir. Başvuranın, sonraki süreçte, hukuki sorunlar temelinde yapmış olduğu temyiz başvurusu, Hukuk Muhakemesi Kanunu’nun 1009-1 maddesi uyarınca, söz konusu başvuruya konu olan kararın yerine getirilmemiş olduğu gerekçesiyle, Yargıtay tarafından kayıttan düşürülmüştür. 2010 yılında, başvuranın davasının yeniden incelenmesine yönelik talebi, yine kararın yerine getirilmemiş olduğu gerekçesiyle reddedilmiştir. Bu esnada açılan davalarda, başvuranın mal varlıklarının dondurulmasına ilişkin olarak verilen tedbir kararlarıyla, başvuranın bir banka hesabında bulunan para miktarı tespit edilmiştir.
Hukuki Değerlendirme — Madde 6 § 1: Mahkeme, ilk olarak, Hukuk Muhakemesi Kanunu’nun 1009-1 maddesi uyarınca yapılan bir temyiz başvurusunun kayıttan düşürülmesinin, kişinin mahkemeye erişim hakkını, bu hakkın özüne halel getirecek şekilde veya ölçüde kısıtlayıp kısıtlamadığı hususunun, Annoni di Gussola ve Diğerleri / Fransa[1] davasında incelenmiş olduğunu belirtmiştir. Mahkeme, söz konusu davada, Hukuk Muhakemesi Kanunu’nun 1009-1 maddesi uyarınca verilen karara uyma yükümlülüğünün meşru bir amaç taşıdığına hükmetmiş ve Yargıtay Başkanı tarafından belirlenen “açıkça makul olmayan sonuçlar” ışığında, temyiz başvurusunun kayıttan düşürülmesinin, mahkemeye erişim hakkına yönelik orantısız bir müdahale teşkil edip etmediğinin tespitine yönelik incelemelerde bulunmuştur. Mahkeme, bu tespiti gerçekleştirirken, başvuranların her birinin kişisel durumunu, haklarında hükmedilen tazminat miktarlarını ve başvuranların temyize götürdükleri kararı yerine getirmelerinin mümkün olup olmadığı hususuyla ilgili olarak, Yargıtay tarafından verilen kararda bu faktörlerin ne derece dikkate alındığını incelemiştir. Mahkeme, söz konusu davada, başvuranların, başlangıç aşamasında dahi, mahkeme kararlarına uymalarının mümkün olmadığı sonucuna varmıştır. Mahkeme, somut davada, başvuranın, mahkeme tarafından hakkında hükmedilen meblağı ödeyemeyecek durumda olup olmadığını tespit etmek zorundadır. Mahkeme, bu bağlamda, sadece temyiz başvurusunun kayıttan düşürüldüğü tarihe odaklanmamalıdır. Bundan ziyade, yargılamaları bir bütün olarak değerlendirmelidir.
Temyiz başvurusunun Yargıtay tarafından kayıttan düşürülmesine dair karardan açıkça anlaşıldığı üzere, başvuran, temyiz mahkemesinin kararını yerine getirmesinin mümkün olmadığını veya kişisel durumu göz önüne alındığında, söz konusu kararı yerine getirmenin kendisi açısından açıkça makul olmayan sonuçlar doğurabileceğini kanıtlamamıştır. Ayrıca, dava dosyasındaki delillere dayanarak, başvuranın mal varlığı veya servetinin miktarıyla ilgili bir değerlendirmede bulunmak da mümkün olmamıştır. Bunun yanı sıra, başvuran, kendisine adli yardım sağlandığını da belirtmemiştir. Başvuranın önemli ölçüde mal varlığı bulunduğu ve art arda verilen el koyma kararlarına konu olan bankadaki parasının, mal varlığının sadece küçük bir kısmını oluşturduğu anlaşılmıştır. Bu noktada, bu tür bir kararın, somut davaya müdahil olmayan bir tarafça ilgili bankaya tebliğ edilmiş olmasına rağmen, söz konusu kararın, sadece başvuranın hesabındaki varlıklarla ilgili olduğu görülmektedir. Temyiz aşamasında, davalı hakkında verilen mal varlıklarına el konulmasına ilişkin diğer kararların, başvuranın temyize götürdüğü kararı yerine getirmesi açısından herhangi bir engel teşkil etmediği anlaşılmıştır. Bu nedenle, başvuranın maddi durumu göz önünde bulundurulduğunda, kendisinin mahkeme tarafından hükmedilen meblağları ödeyemeyecek durumda olmadığı görülmüştür. Buna bağlı olarak, Yargıtay, öncelikle başvuranın, alt mahkemenin kararını yerine getirme niyetinde olduğunu göstermek veya kararı yerine getirmesinin mümkün olmadığını ispatlamak amacıyla herhangi bir işlem gerçekleştirdiğini kanıtlayamadığı kanaatine varmıştır. Sonrasında ise, Yargıtay, temyiz başvurusunun kayıttan düşürülmesinin ardından, alt mahkemenin kararına uyulmadığı gerekçesiyle, temyiz başvurusunun yeninden incelenmesine yönelik talebi de reddetmiştir.
Sonuç olarak, başvuranın temyiz başvurusunun Yargıtay tarafından kayıttan düşürülmesine ve tekrar incelemeye alınmamasına ilişkin kararların, ulaşılmak istenen amaçla orantılı olmadığının söylenemeyeceği ve başvuranın Yargıtay’a etkin erişim hakkının, bu hakkın özüne halel getirecek şekilde ihlal edilmediği kanaatine varılmıştır.
Sonuç: kabul edilemez (açıkça dayanaktan yoksun).
[1] Annoni di Gussola ve Diğerleri / Fransa, 31819/96 ve 33293/96, 14 Kasım 2000, 24 Bilgi Notu
Full & Egal Universal Law Academy