AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başvuru No. 42702/09
Lukman GÜL / Türkiye
Başkan
Julia Laffranque,
Hâkimler
Valeriu Griţco,
Stéphanie Mourou-Vikström,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı’nın katılımıyla 20 Kasım 2018 tarihinde Komite halinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölümü), 1 Nisan 2009 tarihli başvuru ile davalı Hükümet tarafından sunulan görüşler ve başvuran tarafın bu görüşlere verdiği cevaplar dikkate alınarak, yapılan müzakereler neticesinde aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAY VE OLGULAR
1. Başvuran Lukman Gül, Türk vatandaşı olup 1975 doğumludur. Başvuran halen Osmaniye’de tutuklu bulunmaktadır. Başvuran, Mahkeme önünde, Adana Barosuna bağlı Avukat S. Aracı Bek tarafından temsil edilmiştir.
2. Türk Hükümeti (‘‘Hükümet’’) ise kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.
A. Davanın Koşulları
3. Dava konusu olaylar, taraflarca ifade edildiği şekliyle, aşağıdaki gibi özetlenebilir.
4. Başvuran, 30 Nisan 2008 tarihinde, Yüksek Güvenlikli Erzurum H Tipi Cezaevinde (‘‘Erzurum Cezaevi’’) ağır hapis cezası çekmeye başlamıştır. Başvuran iki koğuş arkadaşı ile bir yaşam ünitesinde bulunmaktadır.
5. Başvuran, mevcut başvuru ile, Erzurum Cezaevindeki sosyokültürel ve sportif faaliyetlerin yetersizliğinden şikâyet etmektedir.
6. Başvuran, 2010 yılının Temmuz ayında, Osmaniye Cezaevine nakledilmiştir.
1. Erzurum Cezaevindeki maddi koşullar ve sosyokültürel ve sportif faaliyetler
7. Hükümet, Mahkemeye Erzurum cezaevindeki tutukluların günlük yaşamlarının bir özetini ve aynı zamanda söz konusu kişilere sunulan faaliyetler ile ilgili belgeler sunmuştur. Söz konusu bilgilere göre, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılanlar hariç olmak üzere, tutuklular, kış aylarında sabah 8:00 ile 17:00 saatleri arasında ve yaz aylarında saat 19:00’a kadar yürüyüş avlusuna çıkabilmektedirler. Ayrıca, söz konusu tutuklular, radyodan, televizyondan, gazeteler ve dergilerden, oyunlardan ve bir satranç takımından yararlanabilmektedirler.
8. Her tutuklu kütüphaneye erişebilir, sportif faaliyetlere ve sohbet gruplarına katılabilir, ve söz konusu faaliyetlerden, her bir grup için haftada bir buçuk saat ve idare tarafından düzenlenen programa göre yararlanabilecektir. Ayrıca, el işi ve müzik aleti çalma kursları periyodik olarak düzenlenmektedir.
9. Reentegrasyon programları ve sosyokültürel faaliyetler 08:30 ile 11:45 ve 13:30 ile 16:30 saatleri arasında gerçekleşmektedir.
10. Sohbet grupları için kullanılan odalar 8 m2 kapalı ve 56 m2 açık alana sahiptir.
11. Erzurum Cezaevi, 2006 ve 2013 yılları arasında kapalı bir spor salonuna sahip değildir. Spor için kullanılabilen avlu 276 m2 alana sahiptir, ancak kapalı değildir.
12. Hükümet, Haziran 2008 ile Temmuz 2010 tarihleri arasında, başvuranın, cezaevinin idaresi tarafından düzenlenen programlara göre sosyokültürel ve sportif faaliyetlere düzenli olarak, haftada üç kez katıldığını belirtmektedir.
13. Bununla birlikte başvuran, aynı dönemde, gündeme bağlı ve medya tarafından aktarılan haberlerle ilgili olayları protesto etmek için, üç kez iki gün süreli açlık grevine başlamıştır. Başvuran her seferinde bir ay boyunca sosyokültürel faaliyetlere katılma yasağından oluşan bir disiplin cezasına çarptırılmıştır.
14. Başvuran, Hükümet tarafından verilen bilgileri görüşlerinde onaylamaktadır. Başvuran bununla birlikte, binanın başlangıçta bir cezaevi binası olarak tasarlanmadığı için, bu durumun faaliyetlerin organize edilme koşullarının iyileştirilmesine yardımcı olmadığı kanaatindedir. Başvuran, sportif faaliyetler için ayrılan dış avlunun üstünün kapalı olmaması ve zeminin beton olması nedeniyle, söz konusu avlunun kışın kullanılamayacağını da belirtmektedir. Başvuran, sohbet grupları tarafından kullanılan odanın çok küçük olduğu için, tutukluların söz konusu odaya on kişilik gruplarla eriştikleri ve sırayla oturduklarını eklemektedir. Ayrıca başvuran, örneğin müzik dersleri gibi periyodik olarak düzenlenen faaliyetler için, öncelikle bir grup oluşturulması ve daha sonra idareye bir talepte bulunulması gerektiğini belirtmektedir. Başvuran, tutukluların bilgisayar kurslarından yararlanmaya, daha sıklıkla masa tenisi oynamaya ve kapalı bir spor salonundan faydalanmaya ilişkin taleplerinin hiçbir zaman kabul edilmediğini belirtmektedir.
2. Faaliyetlerin Yetersizliği ile İlgili Başvuru
15. İdare, 28 Ekim 2008 tarihinde, tutuklular için dört ay süreli yeni bir faaliyet programı düzenlemiştir. Başvuran dâhil olmak üzere 93 tutuklu, 11 Kasım 2008 tarihinde, cezaevi idaresi önünde, söz konusu programın düzenlenmesi için çok az odanın tahsis edildiği kanaatine vararak, söz konusu programa karşı itiraz etmişlerdir. Başvuran ayrıca, başka bir cezaevine nakledilmesini talep etmektedir.
16. İdare, 26 Kasım 2008 tarihinde, başka güvenli oda olmadığını, programın mevcut imkânlara ve konuyla alakalı mevzuata göre hazırlandığını belirtmektedir.
17. İnfaz hâkimliği, 3 Aralık 2008 tarihinde, idarenin söz konusu kararı hakkında, - başvuran dâhil olmak üzere - tutuklular tarafından yapılan itirazı dosya üzerinden reddetmiştir. İnfaz hâkimliği, verdiği kararda, fiziksel faaliyetler için sunulan bölgeden daha güvenli bir bölge olmadığı ve sosyokültürel faaliyetler için verilen donanım ve malzemelerin mevcut kaynaklar sınırları içerisinde verildiğini belirtmektedir. İnfaz hâkimliği, ayrıca, Erzurum cezaevinin faaliyet programı uygulanabilir mevzuata uygun olduğu ve H tipi yüksek güvenlikli bir cezaevinin maddi gerekliliklerine riayet ettiği kanaatindedir.
18. Erzurum Ağır Ceza Mahkemesi, 29 Aralık 2008 tarihinde, ihtilaf konusu kararın yasaya ve usule uygun olduğu değerlendirmesinde bulunarak, başvuranın bu karara karşı yaptığı itirazının reddine karar vermiştir.
3. Memurlar Hakkında Şikâyet
19. Başvuran ve başka tutuklular, 10 Kasım 2008 tarihinde, görevin kötüye kullanılması sebebiyle Erzurum cezaevinin bütün memurları hakkında bir şikâyette bulunmuşlardır. Başvuran ve diğer tutuklular, bu arada, sosyokültürel faaliyetlere erişimlerinin keyfi bir şekilde kısıtlandığını da bildirmektedirler. Erzurum Cumhuriyet Savcısı, 23 Ocak 2009 tarihinde, suçlanan memurlar hakkında, aleyhte delil yetersizliği nedeniyle, soruşturma yapılmamasına karar vermiştir. Tutuklular tarafından yapılan itiraz, Oltu Ağır Ceza Mahkemesi tarafından, 18 Mart 2009 tarihinde reddedilmiştir.
B. İlgili İç ve Uluslararası Hukuk ile Uygulaması
20. 5275 Sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 73 ila 75, 87 ila 88 ve 104 ila 132. maddeleri, 22 Ocak 2007 tarihli ve 45/1 sayılı Ceza İnfaz Kurumlarının Tahsisi, Nakil İşlemleri ve Diğer Hükümler Hakkında Genelge ve 27 Temmuz 2007 tarihli ve 46/1 Sayılı Genç Yetişkin Hükümlü ve Tutukluların Eğitim ve İyileştirme İşlemleri ve Diğer Hükümler Hakkında Genelge, reentegrasyon, eğitim, öğretim ve sosyokültürel ve sportif faaliyetler programlarının özel koşullarını ve aynı zamanda tutukluların cezaevi ve ünite olarak gruplandırılmalarına ilişkin kriterleri düzenlemektedir.
21. Avrupa İşkencenin ve İnsanlıkdışı veya Onurkırıcı Ceza veya Muamelenin Önlenmesi Komitesi’nin (AİÖK) 4-17 Haziran 2009 tarihli Ziyaret Raporunun (AİÖK/Inf (2011)13 Bölüm: 28/42) somut olayla ilgili kısımları aşağıdaki şekildedir (yalnızca İngilizce dilinde mevcuttur)[1] :
‘‘3. Erzurum E Tipi ve H Tipi Cezaevlerindeki ve Konya E Tipi Cezaevindeki yetişkin mahpusların tutukluluk koşulları
a. fiziki koşullar(...)
b. aktiviteler
92. AİÖK, tüm mahpusların (tutuklular dâhil), günün makul bir kısmını tercihen mesleki değere sahip iş, eğitim, spor, eğlence/bir araya gelme gibi hücreleri dışında anlamlı faaliyetlerle geçirmelerini sağlamanın önemini defalarca vurgulamıştır. Bu, sadece sosyal rehabilitasyon sürecinin temel bir parçası değildir. Aynı zamanda, cezaevleri içerisinde daha güvenli bir ortamın oluşturulmasına da katkıda bulunmaktadır. (...)
95. 71. paragrafta halihazırda belirtildiği üzere, Erzurum H Tipi Cezaevinde mahpusların, daha küçük yaşam birimlerinde barındırılması sağlanmıştır. Bu, ilke olarak, mahpusların yaşam birimleri dışında uygun faaliyet programından da faydalanması şartıyla olumlu bir gelişmedir. Ancak, AİÖK’nın önceki raporlarında belirttiği gibi, organize bir faaliyetler programının olmamasının zarar verici etkileri, koğuşlardan ziyade daha küçük yaşam birimlerinde daha yoğun bir şekilde hissedilecektir. Bu nedenle, Komite, heyeti tarafından tespit edilen unsurlardan dolayı endişelidir. Heyet, bu H Tipi tesiste faaliyetlerin sağlanmasının oldukça sınırlı olduğunu gözlemlemiştir. Yaklaşık 40 mahpusa haftada bir kere bir kaç kurs (müzik enstrümanları, satranç, dart vs.) verilmiş ve 19 mahpus haftada üç saat ciltçilik, boyama ve el işi atölyelerine katılmıştır.Tüm mahpuslara sunulan üç düzenli aktivite türü, yani bir araya gelme/sohbet, spor ve kütüphane oturumları, çok yetersiz kalmıştır. Mahpuslar, üç aylık süre zarfında, normalde altı ila yedi sohbet oturumundan(her biri 1,5 saat), üç spor oturumundan(her biri 3 saat) ve üç kütüphane oturumundan(her biri 1,5 saat) faydalanabilmektedir; başka bir deyişle, bu, ayda birim dışı yaklaşık toplam sekiz saate tekabül etmektedir.
Sohbet oturumları, on kişi için açık bir şekilde çok küçük olan(yaklaşık 8 m2) iki odada (her birinde bitişik dış avlu var) gerçekleşmiştir ve bu oturumlar, soğuk havada oldukça sınırlı tutulmuştur. Bu bağlamda, Türk yetkilileri, 23 Eylül 2009 tarihli bir mektupla, AİÖK’yı, cezaevi görevlilerine yönelik bloklardaki odaların(bahçeler dâhil olmak üzere 30 m2) sohbet yerleri olarak belirlendiği konusunda bilgilendirmiştir. Türk yetkilileri, ayrıca, iki ilave iletişim odası ve iki el işi atölyesi açmak için cezaevinde çalışmaların başladığını da belirtmiştir. AİÖK, bu tedbirleri memnuniyetle karşılamaktadır.
96. Cezaevinde kapalı spor salonu bulunmuyordu ve sadece açık hava spor bahçesinde korunak yoktu ve bu durum, uzun kış mevsiminde bunu kullanılamaz hale getiriyordu.
97. Heyet, ayrıca, ziyaret edilen üç cezaevinde, her ayın ilk haftasında (açık ziyaretlerin haftasında) hiçbir spor faaliyetinin veya bir araya gelme zamanlarının sunulmama uygulamasını endişeyle not etmektedir Bu, en popüler iki aktivite türü için ayda sadece 15 gün imkân tanındığı anlamına geliyordu.
98. Sunulan birim dışı aktivitelerin sınırlı kapsamı, düzenlenme biçimleri ve bu tür aktiviteleri organize etmeye ehil personel yokluğu, Erzurum H Tipi Cezaevindeki mahpuslar için ciddi anlamda yetersiz bir rejim oluşmasına yol açmıştır. Bir mahpus için birim dışı zaman, hiçbir zaman haftada dört ila beş saatten fazla değildi ve sıklıkla daha da azdı.
99. Özetlemek gerekirse, ziyaret edilen tüm bu üç tesiste, organize aktivite olanakları, çok sayıda mahpus için sınırlıydı; dolayısıyla, onlar günün önemli bir kısmını yaşam birimleri içerisinde geçirmek zorundaydı ve temel oyalanma araçları, avluda yürümek ve televizyon izlemekti.
Bu nedenle, AİÖK, Türk yetkililerine, organize aktivitelere yönelik olanakları iyileştirmesi ve bu tür aktivitelerden yararlanan mahpusların sayısını önemli ölçüde artırması için Erzurum E Tipi ve H Tipi Cezaevlerinde ve Konya E Tipi Cezaevinde adımlar atma tavsiyesinde bulunmaktadır. Özellikle sohbet saatleri hususunda, 111. paragrafta bu konu hakkında yapılan tavsiye, Erzurum H Tipi Cezaevine de uygulanacak şekilde yorumlanmalıdır.
100. 84. paragrafta belirtildiği üzere, ziyaret edilen üç cezaevindeki mahpusların büyük çoğunluğunun, gündüz saatlerinde yaşam birimlerine bağlı dış avluya erişimleri bulunuyordu. Ancak, heyetin belirttiği gibi, Erzurum E Tipi Cezaevinde, bazı mahpuslar, açık havaya erişim imkânı olmaksızın aylarca “gözlem hücrelerinde” (müşahede) tutulmuştur. Ayrıca, Erzurum H Tipi ve Konya E Tipi Cezaevlerinde kabul hücrelerinde tutulan mahpusların açık havaya erişimi bulunmuyordu. Konya’da, “Hobi” birimlerinde, revirde, disiplin cezası hücrelerinde ve ayrıca (bitişikte avlusu bulunmayan) belirli E blok yaşam birimlerinde tutulan mahpuslara hafta sonları dışarıda egzersiz yapma imkânı sunulmamıştır. Ziyaret sonu görüşmeler sırasında, heyet, doğrudan bir gözlemde bulunmuş ve Türk yetkililerine Erzurum E Tipi ve H Tipi Cezaevlerinde ve Konya Cezaevinde tüm mahpuslara, haftasonları dâhil olmak üzere, günde en az bir saat dışarıda egzersiz yapma imkânı sunulmasını sağlamak için önlemler alması çağrısında bulunmuştur(bk. 9. paragraf).
101. 23 Eylül 2009 tarihli bir mektupla, Türk yetkilileri, AİÖK’yı, Erzurum H Tipi Cezaevinin kabul hücrelerinde ve revirde, kabul ve disiplin hücrelerinde ve aynı zamanda Konya Cezaevinde E blok yaşam birimlerinde tutulan mahpuslara artık hafta sonları dâhil olmak üzere günde en az bir saat açık havaya erişim imkanının verildiği konusunda bilgilendirmiştir. Komite, bu gelişmeyi memnuniyetle karşılamaktadır.
Erzurum E Tipi Cezaevinin “gözlem hücrelerinde” tutulan mahpuslar konusunda, yetkililer bu mahpuslara “açık havaya erişimin sağlandığını” belirtmiştir. AİÖK, yukarıda anılan mahpuslara günde dışarıda en az bir saat egzersiz imkanı sunulduğunun teyidini almak istemektedir. (...)
111. Genel olarak, heyet, Kırıkkale’de mahpuslar arasında çok popüler olan, birim dışı faaliyetler programı oluşturulmasına yönelik olarak muazzam çabaların gösterildiği izlenimini edinmiştir. Ancak, aktiviteler programı bir kısım faktörden dolayı hatalıydı ve sonuç olarak, birçok mahpus, her hafta birimleri dışında en fazla beş saat geçirebiliyordu. Özellikle, aktivite programının içeriğini mahpus nüfusuna daha uygun hale getirecek olan, mahpusların ihtiyaçlarının bireysel bir değerlendirmesi bulunmuyordu. Ayrıca, farklı bloklardan gelen veya terör suçlarından tutuklu bulunan mahpusların diğer mahpuslarla bir araya gelmesine izin verilmiyordu ve bu durum, zaman zaman çok az sayıda mahpusun belirli bir aktivite grubunda bulunmasıyla sonuçlanıyordu. Bununla beraber, ziyaret edilen diğer cezaevlerinde olduğu gibi, açık ziyaret haftalarında bir araya gelme ve spor aktivitelerine ara veriliyordu.
AİÖK, birim dışı faaliyetlerden çıkarılan veya bu tür faaliyetlerden faydalanmaya isteksiz olan mahpusların sayısını azaltmak için cezaevi yönetimi tarafından daha uygun ve esnek bir yaklaşımın benimsenmesi gerektiğine kanaat getirmektedir. Cezaevi yetkilileri, bu konu karşısında daha proaktif ve girişken bir tutum takınmalıdır.
Yukarıdaki hususlar ışığında, AİÖK, Türk yetkililerine, hem sunulan faaliyetler yelpazesi hem de bu tür faaliyetlerde birlikte yer alan mahpusların sayısı bakımından Kırıkkale F Tipi Cezaevinde toplu faaliyet programlarının daha da geliştirilmesi çabalarını artırması tavsiyesinde bulunmaktadır. Öncelikli olarak, spor aktiviteleri ve sohbet saatleri imkânlarını artırmak için adımlar atılmalıdır (amaç; Adalet Bakanlığının 45/1 sayılı Genelgesi uyarınca sohbet saatlerinde maksimum süreye erişmektir).’’
22. Mahkeme ayrıca, 11 Ocak 2006 tarihinde Bakan Delegelerinin 952 Sayılı oturumunda Bakanlar Komitesi’nce kabul edilen (Rec(2006)2) Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin Üye Devletlere Avrupa Cezaevi Kuralları Hakkındaki Tavsiye Kararına atıfta bulunmaktadır.
ŞİKÂYETLER
23. Başvuran, Sözleşme’nin 3. maddesini ileri sürerek, Erzurum cezaevinde tutuklu iken bir cezaevi kurumuna uygulanacak asgari normlara uygun olmayan bir hapis cezası rejimine tabii tutulmaktan dolayı şikâyet etmektedir. Ayrıca başvuran, söz konusu cezaevinde tutuklulara sunulan faaliyetlerin yetersizliğinden duyduğu memnuniyetsizliği ifade ettiğinde, cezaevi yetkililerinin, kendisine disiplin cezası vererek görevlerini kötüye kullandıklarını iddia etmektedir.
24. Başvuran, Sözleşme’nin 6. maddesini ileri sürerek, ulusal mahkemelerin, tutuklulara sunulan faaliyetlerin arttırılması konusundaki talebini, duruşma yapmaksızın reddetmelerinden dolayı da şikâyet etmektedir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
A. Sözleşme’nin 3. Maddesi
25. Başvuran, Erzurum cezaevindeki tutuklulara sunulan sosyokültürel ve sportif faaliyetlerin yetersizliğinden dolayı mağdur olduğu kanaatindedir. Başvuran bu bağlamda Sözleşme’nin 3. maddesini ileri sürmektedir, söz konusu madde aşağıdaki gibidir:
‘‘Hiç kimse işkenceye veya insanlık dışı ya da aşağılayıcı muamele veya cezaya tabi tutulamaz. ’’
26. Hükümet, başvuranın da tutukluluk süresi boyunca faydalandığı (bk. yukarıda anılan, 7 ila 13. paragraflar) söz konusu cezaevinde sunulan faaliyetler hakkında ayrıntılı bilgiler vermektedir ve Mahkemeyi söz konusu şikâyeti reddetmeye davet etmektedir.
1. Genel İlkeler ve İlgili Örnekler
27. Mahkeme, içtihatlarına göre, kötü muamelenin, Sözleşme’nin 3. maddesinin alanına girmesi için, asgari ağırlık eşiğini geçmesi gerektiğini hatırlatmaktadır. Bu asgari eşiğin değerlendirilmesi özünde şu hususla ilgilidir; söz konusu eşik, davanın verilerinin bütününe, özellikle muamelenin süresine ve fiziki ve zihinsel etkilerine, bazen de mağdurun cinsiyeti, yaşı ve sağlık durumu gibi unsurlara dayanır (Gäfgen/Almanya [BD], No. 22978/05, § 88, AİHM 2010 ve Bouyid/Belçika [BD], No. 23380/09, § 86, AİHM 2015). Bu açıdan, muamelenin olumsuz yönler içermesi yeterli değildir (Guzzardi/İtalya, 6 Kasım 1980, § 107, A Serisi No. 39 ve Messina/İtalya (No. 2) (kabul edilebilirlik hakkında karar), No. 25498/94, AİHM 1999-V).
28. Sözleşme’nin 3. maddesi, Devlete, her tutuklu veya hükümlünün, insan onuruna uygun şekilde alıkonulmasını, tedbirin icra edilme şekillerinin, ilgiliye sıkıntı veren veya tutukluluğa ilişkin kaçınılmaz acı seviyesini aşan bir yoğunlukta olmamasını ve tutukluluğun uygulama gereklilikleri bakımından, tutuklunun sağlığının ve esenliğinin uygun şekilde sağlanmasını zorunlu kılmaktadır (Kudła/Polonya [BD], No. 30210/96, § 94, AİHM 2000‑XI, Matencio/Fransa, No. 58749/00, § 78, 15 Ocak 2004 ve Ramirez Sanchez/Fransa [BD], No.59450/00, § 119, AİHM 2006‑IX).
29. Güvenlik, disiplin ve koruma nedeniyle başka tutuklularla temas kurma yasağının Sözleşme’nin 3. maddesinin alanına girip girmeyeceği konusunu değerlendirmek için, somut olaya ilişkin koşulları, alınan tedbirin ağırlığı, süresi, izlediği amacı ve ilgili kişiler üzerindeki etkilerini ve aynı zamanda tutukluluk koşullarının başvuranın spesifik iddiaları ile birlikte yarattıkları kümülatif etkileri göz önünde bulundurmak gerekmektedir (Dougoz/Yunanistan, No. 40907/98, §§ 46-48, AİHM 2001‑II, ve Bamouhammad/Belçika, No. 47687/13, § 135, 17 Kasım 2015).
30. Yüksek Güvenlikli F Tipi bir Türk cezaevinde tutukluluk koşulları ile ilgili olarak, Mahkeme, koşulların tamamı bakımından ve özgürlükten yoksun bırakıcı tedbirlerinin olağan şekilde bazı acılara yol açtığını göz önünde bulundurarak, Sözleşme’nin 3. maddesinin ihlal edildiğine dair bir belirtinin bulunmadığı sonucuna varmıştır (Karakaş/Türkiye (kabul edilebilirlik hakkında karar), No. 68909/01, 9 Kasım 2004).
2. Bu İlkelerin Somut Olaya Uygulanması
31. Mahkeme ilk olarak, başvuranın Erzurum Cezaevinde tutuklu bulunduğu sırada kaldığı yaşam ünitesinin maddi koşullarından şikâyetçi olmadığını belirtmektedir. Mahkeme bununla birlikte, tutukluluğun kümülatif etkilerini değerlendirmek ve ilgili tarihte Erzurum Cezaevindeki sosyokültürel ve sportif faaliyetlerinin yetersizliğine ilişkin şikâyetle ilgili bir sonuca varmak için söz konusu koşulların dikkate alınmasının gerekli olduğu kanaatindedir.
32. Mahkeme, tarafların söz konusu yaşam ünitesinin maddi koşulları hakkında ayrıntılı olarak bilgi vermemiş olmalarına rağmen, başvuranın bu yaşam ünitesini diğer iki tutuklu ile paylaştığını ve ilgililerin yürüyüş alanına kışın saat 8:00 ile 17:00 arasında erişimleri olduğunu kaydetmektedir. Yazın, söz konusu erişim saat 19:00’a kadar uzatılmaktaydı.
33. Mahkeme, tutuklulara sağlanan kolaylıklar ile ilgili olarak, ilgililerin radyodan, televizyondan, gazetelerden ve bir satranç takımından yararlanabilmekte olduklarını gözlemlemektedir. Reentegrasyon programları ve sosyokültürel faaliyetler 08:30 ile11:45 ve 13:30 ile 16:30 saatleri arasında gerçekleşmekteydi. Her tutuklu kütüphaneye erişebilmekte, sportif faaliyetlere ve sohbet gruplarına katılabilmekte, ve söz konusu faaliyetlerden, her bir grup için haftada bir buçuk saat ve idare tarafından düzenlenen programa göre yararlanabilmektedirler. Ayrıca, el işi ve müzik aleti çalma kursları periyodik olarak düzenlenmekteydi.
34. Sohbet grupları için kullanılan odalar 8 m2 kapalı ve 56 m2 açık alana sahipti. Başvuranın söz konusu cezaevinde tutuklu bulunduğu dönemde, spor salonu 276 m2 alana sahipti ve kapalı değildi.
35. Yukarıdaki hususlar ışığında, Mahkeme, başvuranın Erzurum Cezaevinde tutuklu bulunduğu maddi koşulların yerinde ve a priori (muhtemel) 11 Ocak 2006 tarihinde Bakanlar Komitesi’nce kabul edilen Avrupa Cezaevi Kurallarına uygun olduklarını tespit etmektedir (bk. ayrıca Bora/Türkiye ((kabul edilebilirlik hakkında karar), No. 30647/17, 22 ila 24 paragraflar, 28 Kasım 2017). Mahkeme, bu tür koşulların, başvuranın yararlandığı kolaylıklar ve faaliyetler ile birlikte, tutukluların sağlığına ilişkin kriterleri yeterince karşıladığı ve Sözleşme’nin 3. maddesinin alanına girmesi için gerekli olan asgari ağırlık eşiğini aşmadığı sonucuna varmaktadır. Mahkeme ayrıca, tutukluluk koşullarına ilişkin şikâyetlerin kalan kısmının, yani sportif faaliyetler için kışın dış avluyu kullanma imkansızlığı, söz konusu tespiti değiştirecek nitelikte olmadığı kanaatindedir. Bilgisayar kursundan yararlanma ve daha sık masa tenisi oynama isteğine ilişkin taleplerinin reddi, Sözleşme’nin 3. maddesinin uygulanabilmesi için yeterli ağırlık seviyesine ulaşmaya imkân vermemektedir.
36. Hükümet, cezaevi idaresinin, faaliyetlerin yetersizliğinden şikâyetçi olan başvuran da dâhil olmak üzere, tutukluları cezalandırdığına ilişkin şikâyet ile ilgili olarak, başvuranın açlık grevi başlattığı gerekçesiyle bir ay boyunca faaliyet yasağından oluşan üç disiplin cezası verildiğini belirtmektedir. Üstelik Mahkeme, disiplinsizlik fiillerine yol açan nedenlerin, tutuklulara sunulan faaliyetlerin yetersizliğine ilişkin bir itiraz değil de, daha ziyade gündeme bağlı olaylar ve medya tarafından aktarılan olaylara bağlı olduğunu gözlemlemektedir.
37. Mahkeme, başvuranın genel tutukluluk koşullarını dikkate alarak, söz konusu cezaların niteliğinin ve süresinin, Sözleşme’nin 3. maddesinin alanına girmesi için gerekli olan asgari ağırlık eşiğini aşmadığı sonucuna varmaktadır.
38. Sonuç olarak, başvurunun bu kısmı açıkça dayanaktan yoksundur ve bu kısmın, Sözleşme’nin 35. maddesinin 3. fıkrasının (a) bendi ve 4. fıkrası uyarınca reddedilmesi gerekmektedir.
A. Sözleşme’nin 6. Maddesi
39. Başvuran, Erzurum cezaevindeki sosyokültürel ve sportif faaliyetlerinin alanının genişletilmesi talebiyle ilgili olarak idare hakkında başlatılan yargılamada bir duruşma yapılmamasından şikâyet etmektedir.
40. Hükümet, Sözleşme’nin 6. maddesinin söz konusu yargılamaya uygulanamaz olduğu kanaatindedir. Hükümet, her halükârda, Mahkemenin İçtihadına göre, duruşma hakkının mutlak olmadığını belirtmektedir.
41. Mahkeme, ihtilaf konusu yargılamanın, başvuranın aleyhindeki suç isnadının belirlenmesi amacını taşımadığını kaydetmektedir. Mahkeme, bu konudaki yerleşik içtihadı bakımından, somut olayda Sözleşme’nin 6. maddesinin ceza yönünün uygulanamaz olduğu sonucuna varmıştır (Ezeh ve Connors/Birleşik Krallık [BD], No. 39665/98 ve 40086/98, 82. paragraf, AİHM 2003-X, ve Štitić/Hırvatistan, No. 29660/03, 51 ila 63. paragraflar, 8 Kasım 2007).
42. Mahkeme daha sonra, Sözleşme’nin 6. maddesinin 1. fıkrasının hukuki yönünün uygulanabilir olduğu varsayıldığında (bk. Baka/Macaristan [BD], No. 20261/12, 100 ila 111. paragraflar, 23 Haziran 2016, ve Paluda/Slovakya, No. 33392/12, 29 ila 35. paragraflar, 23 Mayıs 2017) Sözleşme’nin 6. maddesini 1. fıkrası uyarınca duruşma yapma yükümlülüğünün mutlak olmadığını hatırlatmaktadır. Dolayısıyla, şayet taraflardan biri açıkça duruşma hakkından vazgeçerse ve kamu yararına ilişkin hiçbir konu bu duruşmayı gerekli kılmıyorsa, yargılama yazılı olarak devam edebilir. Bir kişi, kamuya açık bir duruşma yapılmasından, açıkça ya da, örneğin bir duruşma talebinde bulunmaktan kaçınarak veya talebini sürdürerek, zımni bir şekilde, vazgeçebilir. Ayrıca, davanın istisnai koşulları nedeniyle, örneğin, söz konusu davanın, dosyada bulunan unsurlara ve tarafların yazılı görüşlerine dayanarak uygun bir şekilde çözülemeyecek fiili ya da hukuki bir sorun ileri sürmemesi durumunda, bir duruşmanın yapılması gerekli olamaz (Döry/İsveç, No. 28394/95, 37 ila 39. paragraflar, 12 Kasım 2002, ve Fröbrich/Almanya, No. 23621/11, 33 ila 36. paragraflar, 16 Mart 2017).
43. Somut olayda Mahkeme, başvuranın cezaevi idaresi tarafından düzenlenen faaliyet programı hakkında şikâyette bulunduğunu ve söz konusu faaliyetler için ek binaların mevcut olup olmadığını sorduğunu belirtmektedir. İdare, başvurana başka güvenli odanın mevcut olmadığına dair bir cevap vermiştir ve mahkemeler ise, mevcut faaliyetlerin ulusal mevzuata uygun oldukları kanaatine varmışlardır. Mahkeme, söz konusu davanın, dava dosyasına ilişkin unsurlara ve yazılara dayanarak, uygun bir şekilde çözülebilecek nitelikte olduğu ve inandırıcılıkla ilgili bir sorun veya duruşma gerektiren ihtilaf konusu olay bulunmadığı kanaatindedir. Yukarıdaki değerlendirmeler, Mahkemenin somut olayda bir duruşma yapılmamasını destekleyen özel koşulların var olduğu sonucuna varması için yeterlidir (bk. Döry (42 ila 45. paragraflar) ve Fröbrich (37 ila 41. paragraflar) yukarıda anılan).
44. Mahkeme ayrıca, bu bağlamda başvuranın İnfaz Hâkimliği veya Ağır Ceza Mahkemesi önünde ayrıca bir duruşma yapılması talebinde bulunmadığını kaydetmektedir.
45. Dolayısıyla, işbu şikâyet açıkça dayanaktan yoksun olup, Sözleşme’nin 35. maddesinin 3. fıkrasının (a) bendi ve 4. fıkrası uyarınca reddedilmelidir.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, Oy birliğiyle,
Başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
İşbu karar, Fransızca dilinde tanzim edilerek, 13 Aralık 2018 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Hasan BakırcıJulia Laffranque
Yazı İşleri Müdür YardımcısıBaşkan
[1]. http://hudoc.cpt.coe.int/fre/?i=p-tur-20090604-en-29
Full & Egal Universal Law Academy