AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başvuru no. 55952/13
Mahmut GÜLER ve Ahmet KEKEÇ/Türkiye
Başkan,
Branko Lubarda,
Hâkimler,
Jovan Ilievski,
Diana Sârcu
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı’nın katılımıyla 11 Ocak 2022 tarihinde Komite olarak toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm),
18 Ağustos 2006 tarihinde yapılan yukarıda anılan başvuruyu,
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine, sırasıyla 1956 ve 1946 doğumlu olan, İslahiye/Gaziantep’te ikamet eden ve Gaziantep Barosuna kayıtlı Avukat A. Özçelik tarafından temsil edilen Mahmut Güler ve Ahmet Kekeç (“başvuranlar”) adlı iki Türk vatandaşı tarafından, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (“AİHM” veya “Mahkeme”), İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin Sözleşme’nin (“Sözleşme”) 34. maddesi uyarınca, 18 Ağustos 2006 tarihinde yapılmış olan başvuruyu (no. 55952/13),
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi nezdinde Türkiye Cumhuriyetinin görevlisi olan Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Dairesi Başkanı Hacı Ali Açıkgül tarafından temsil edilen Türkiye Hükümetine (“Hükümet”), başvurunun tebliğ edilmesine dair kararı göz önüne alarak,
Hükümet tarafından ibraz edilen görüşleri ve bu görüşlere karşılık olarak başvuranlar tarafından ibraz edilen görüşleri dikkate alarak,
Gerçekleştirilen müzakerelerin sonucunda aşağıdaki kararı vermiştir:
DAVANIN KONUSU Başvuru, başvuranların lehlerine olan nihai kararların icra edilmediği iddiasıyla ilgilidir. Ulusal mahkemelerin ödeme emirlerine rağmen, başvuranların işvereni olan İslahiye Belediyesi, belirli bir süre boyunca başvuranların kıdem tazminatlarını ödememiştir. Başvuranlar, Aralık 2012 tarihinde, Belediye ile bir anlaşma imzalamışlar ve ibraname vermişlerdir. Belediye, 6 Ağustos 2013 tarihinde, anlaşmada öngörülen miktarların tamamını ödemiştir. İç hukuk yargılamalarında ve Mahkeme önünde avukat tarafından temsil edilen başvuranlar, Yazı İşleri Müdürlüğünün başvurularıyla ilgili önemli gelişmeler hakkında bilgilendirmelerini talep eden 12 Eylül 2013 tarihli yazısına rağmen, Mahkemeyi bu gelişmeler hakkında bilgilendirmemişlerdir. Başvuranlar, bu bilgilendirmeyi yapmamaları hususunda hiçbir açıklama da sağlamamışlardır.
Mahkeme, 2018 yılında başvurunun iletilmesinden sonra, Hükümet tarafından bu gelişmeler hakkında bilgilendirilmiştir. Başvuranlar, Sözleşme’nin 6. maddesi ve Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesi kapsamında, yerel mahkemelerce verilen ödeme emirlerinin icra edilmemiş olmasından şikâyetçi olmuşlardır.
MAHKEMENİN DEĞERLENDİRMESİ Mahkeme, bir başvurunun kasıtlı olarak asılsız olaylara dayandırılması (bk., diğer kararlar arasında, Jian/Romanya (k.k.), no. 46640/99, 30 Mart 2004, ve Kerechashvili/Gürcistan (k.k.), no. 5667/02, AİHM 2006-V) ya da Mahkemeye eksik ve dolayısıyla yanıltıcı bilgilerin sunulması (bk., diğer kararlar arasında, Hüttner /Almanya (k.k.), no. 23130/04, 9 Haziran 2006, ve Basileo /İtalya(k.k.), no. 11303/02, 23 Ağustos 2011) hâlinde, başvurunun, Sözleşme’nin 35 § 3 maddesi kapsamında bireysel başvuru hakkının kötüye kullanılması nedeniyle reddedilebileceğini hatırlatmaktadır. Benzer şekilde, başvuranların - Mahkeme İç Tüzüğü’nün 47 § 6 maddesi kapsamındaki yükümlülüklerine rağmen - derdest başvuruları ile ilgili önemli gelişmeler hakkında Mahkeme’yi bilgilendirmemeleri hâlinde, böylesi bir davranışın, Mahkeme’nin olaylar hakkında tam bilgiye sahip olarak konuya ilişkin karar vermesini engellediği dikkate alındığında, bir başvuru, başvuru hakkının kötüye kullanılması nedeniyle reddedilebilmektedir (bk., Bekauri/Gürcistan, (k.k.) no. 14102/02, §§ 21-23, 10 Nisan 2012). Bununla birlikte, başvuru hakkının kötüye kullanılması kavramı bu durumlarla sınırlı değildir. Genel açıdan, bir başvuranın, Sözleşme’de öngörülen bireysel başvuru hakkının amacına açıkça aykırı olan ve Mahkeme’nin düzgün işleyişini veya önündeki yargılamaların uygun şekilde yürütülmesini engelleyen herhangi bir davranışı, başvuru hakkının kötüye kullanılmasını teşkil etmektedir (bk., Miroļubovs ve Diğerleri/Letonya, no. 798/05, §§ 62 ve 65, 15 Eylül 2009). Mahkeme, Mahkeme İç Tüzüğü’nün 44 A maddesi kapsamında şunu vurgulamaktadır: “Taraflar, yargılamanın yürütülmesi sırasında tamamen işbirliği yapmakla ve özellikle, adaletin iyi işlemesi için Mahkemenin gerekli gördüğü düzenlemeleri kendi yetkileri dâhilinde yapmakla yükümlüdürler...”. Mahkeme, defalarca, ulusal kanunlarda düzenlenen usul kurallarının, adaletin doğru şekilde tecelli ettirilmesini ve yasal kesinliği sağlamaya yönelik olduğunu ve tarafların bunların uygulanmasına dayanmaları gerektiğini değerlendirmiştir. Aynı görüş, evleviyetle (a fortiori), Sözleşme ve Mahkeme İç Tüzüğü için de geçerlidir (bk., yukarıda anılan Miroļubovs, § 66).Eksik ve dolayısıyla yanıltıcı bilgiler verilmesi, özellikle söz konusu bilgilerin davanın temeliyle ilgili olması ve bu bilgilerin paylaşılmamasına dair yeterli bir açıklamanın sunulmamış olması, başvuru hakkının kötüye kullanılması anlamına gelebilir (bk., Poznanski ve Diğerleri/Almanya (k.k.), no. 25101/05, 3 Temmuz 2007).Başvuranın başlangıçta (bk., Al-Nashif/Bulgaristan, no. 50963/99, § 89, 20 Haziran 2002) ya da yargılamalar sırasında meydana gelen son ve önemli olaylar hakkında Mahkeme’yi bilgilendirmemesinin de başvuru hakkının kötüye kullanılması kapsamına girdiği değerlendirilmiştir (bk., Hadrabova ve Diğerleri/Çek Cumhuriyeti (k.k.), no. 42165/02, 25 Eylül 2007; ve Predescu/Romanya, no. 21447/03, §§ 25 ve 27, 2 Aralık 2008).Somut davanın koşullarında, iç hukuk yargılamalarında ve Mahkeme önündeki yargılamalarda avukat tarafından temsil edilen başvuranlar, Mahkeme’yi, borçlu Belediye ile bir protokol imzaladıkları, ibraname verdikleri ve söz konusu miktarların kendilerine, Mahkeme’nin 12 Eylül 2013 tarihli yazısından önceki bir tarihe tekabül eden 6 Ağustos 2013 tarihinde ödenmiş olduğu hususlarında bilgilendirmediklerine dair herhangi bir makul açıklama sunmamışlardır.Somut davaların uygun bir şekilde karara bağlanması açısından söz konusu bilgilerin önemi dikkate alındığında, Mahkeme, başvuranların davranışının, Sözleşme’nin 34. maddesinde öngörülen bireysel başvuru hakkının amacına aykırı olduğu tespitinde bulunmaktadır.Yukarıdaki hususlar ışığında, Sözleşme’nin 29 § 3 maddesinin uygulanmasına son verilmesi ve başvuruların, Sözleşme’nin 35 §§ 3 ve 4. maddesi anlamında başvuru hakkının kötüye kullanılması nedeniyle bir bütün olarak reddedilmesi uygundur.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oy birliğiyle,
Başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
İşbu karar, İngilizce dilinde tanzim edilmiş olup, 3 Şubat 2022 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Hasan Bakırcı Branko Lubarda
Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Başkan