AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başvuru no. 25631/09 ve 26315/11
Ayşe GÜLER ve Diğerleri / Türkiye
ile Kahraman BULUT ve Diğerleri / Türkiye
Başkan
Nebojša Vučinić
Yargıçlar
Valeriu Griţco
Stéphanie Mourou-Vikström
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı’nın katılımlarıyla 14 Mart 2017 tarihinde Komite halinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm), sırasıyla 13 Nisan 2009 ve 14 Aralık 2010 tarihlerinde yapılmış olan yukarıdaki başvurulara ilişkin olarak, davalı Hükümet tarafından ibraz edilen görüşleri ve bu görüşlere karşılık olarak başvuranlar tarafından ibraz edilen görüşleri dikkate alarak, gerçekleştirilen müzakerelerin ardından aşağıdaki kararı vermiştir.
OLAYLAR
1. Başvuranlar birer Türk vatandaşı olup, isimleri, doğum tarihleri ve temsilcilerinin isimlerine ekli listede yer verilmiştir.
2. 25631/09 başvuruda, başvuranlardan biri olan Ayşe Güler 4 Haziran 2012 tarihinde vefat etmiştir. Varisleri Nurhan Güler (Kayatürk), Nurcan Güler (Hiştik) ve Aycan Güler (Çetindağ) 9 Aralık 2016 tarihinde Mahkeme’ye başvuruyu Ayşe Güler’in yerine takip etmek istediklerini bildirmişlerdir.
3. 26315/11 başvuruda, başvuranlardan ikisi, diğer bir deyişle Atilla Bulut ve Mehmet Bulut sırasıyla 9 Kasım 2009 ve 30 Eylül 2014 tarihlerinde vefat etmiştir. Söz konusu başvuranların varisleri Gülnihal Bulut, Hülya Alptekin, Kemal Bulut, Ayla Karadağ, Gülseren Kaplan, İdris Bulut, Nihayet Bulut, Ozan Bulut, Demet Bulut ve Muhammed Bilal Bulut 7 Aralık 2016 tarihinde başvuruyu devam ettirme isteklerini Mahkeme’ye bildirmişlerdir.
4. Türk Hükümeti (“Hükümet”) kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.
A. Davanın koşulları
5. Davaların koşulları, taraflar tarafından ibraz edildiği şekliyle aşağıdaki gibi özetlenebilir.
6. Başvuranlar arsa sahipleridir. Yerel imar planları sonrasında, başvuranların arsaları kamu kullanımına tahsis edilmiştir. Bunun sonrasında, arazinin piyasa değerindeki düşüşten ve arsalarının akıbeti ile ilgili uzun vadeli belirsizlikten şikâyetçi olan başvuranlar, hukuk mahkemeleri nezdinde tazminat davası açarak tazminat talebinde bulunmuşlardır. Başvuranların davaları reddedilmiş ve bunun sonucunda, başvuranlar ulusal makamlardan herhangi bir tazminat elde edememişlerdir.
7. Söz konusu başvurulara dair ayrıntılı bilgilere ekli tabloda yer verilmiştir.
B. İlgili iç hukuk ve uygulama
8. Aşağıda bahsi geçen (bk. aşağıda § 12) Tazminat Komisyonu’na ilişkin iç hukuk ve uygulamasına dair bilgilere Paksoy ve Diğerleri / Türkiye ((k.k.), no. 19474/10, 7 Haziran 2016) kararından erişilebilir.
ŞİKÂYET
9. Başvuranlar Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesini ileri sürerek, arsalarına ilişkin getirilen kısıtlamalar sebebiyle mal ve mülk dokunulmazlığına saygı haklarının ihlal edilmiş olduğundan şikâyet etmişlerdir. Bu bağlamda, başvuranlar, bahse konu kısıtlamaların arsalarının piyasa değerinde önemli ölçüde bir düşüşe neden olduğunu, belirsizliğe yol açtığını ve mülklerinin kullanımını kısıtladığını iddia etmişlerdir. Başvuranlar ayrıca, söz konusu müdahaleden kaynaklanan zararın yetkililerce tazmin edilmemesi nedeniyle aşırı bir yük altına sokulduklarına işaret etmişlerdir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
10. Mahkeme, başvuru konusu olayların ve hukuki altyapının benzerliği göz önünde bulundurulduğunda, başvuruların Mahkeme İçtüzüğü’nün 42 § 1 maddesi uyarınca birleştirilmesi gerektiğini değerlendirmektedir.
11. Başvuranlar Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesini ileri sürerek, yerel imar planları sonucu arsalarına ilişkin getirilen kısıtlamanın orantısız bir yük teşkil ettiğinden ve bu nedenle mal ve mülk dokunulmazlığına saygı haklarının ihlal edilmiş olduğundan şikâyet etmişlerdir.
12. Hükümet, yargılamaların uzunluğu, kararların geç icrası ve hiç icra edilmemesine ilişkin başvuruları ele almak üzere 6384 sayılı Kanun uyarınca Türkiye’de yeni bir Tazminat Komisyonu’nun kurulmuş olduğunu belirtmiştir. Hükümet ayrıca, 16 Mart 2014 ve 9 Mart 2016 tarihlerinde kabul edilen kararnamelerle, Tazminat Komisyonu’nun görev alanının, diğer hususların yanı sıra, başvuranların arsalarını yerel imar planlarının getirdiği kısıtlamalar sonucu kullanamamaları dolayısıyla mal ve mülk dokunulmazlığına saygı hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkin şikâyetleri inceleyecek şekilde genişletildiğini belirtmiştir. Dolayısıyla Hükümet, başvuranların Tazminat Komisyonu’na herhangi bir başvuruda bulunmamış olmaları nedeniyle iç hukuk yollarını tüketmediklerini ileri sürmüştür.
13. Mahkeme, Hükümet tarafından belirtildiği üzere, Ümmühan Kaplan/Türkiye (no. 24240/07, 20 Mart 2012) davasında pilot karar usulünün uygulanmasının ardından Türkiye’de yeni bir iç hukuk yolunun getirildiğini gözlemlemektedir. Ardından, Mahkeme yukarıda anılan Paksoy ve Diğerleri/Türkiye ((k.k.), no. 19474/10, 7 Haziran 2016) kararında, başvuranların iç hukuk yollarını, yani yeni hukuk yolunu tüketmedikleri gerekçesiyle başvurunun kabul edilemez olduğunu beyan etmiştir. Bu kararı verirken Mahkeme özellikle, bu yeni hukuk yolunun ilk bakışta (a priori) erişilebilir olduğunu ve başvuranların arsalarının yerel imar planı uyarınca kamu kullanımına tahsis edilmesi sebebiyle getirilen kısıtlamalara ilişkin şikâyetler için makul bir tazminat yolu sunabildiğini değerlendirmiştir.
14. Mahkeme, yukarıda anılan Ümmühan Kaplan davasında verdiği kararın 77. paragrafında, yine de hâlihazırda Hükümet’e tebliğ edilmiş olan bu tür başvuruları normal usul uyarınca inceleyebileceğini vurguladığını belirtmektedir.
15. Ancak, Hükümet’in başvuranların 6384 sayılı Kanunla getirilen yeni iç hukuk yoluna başvurmadıklarına ilişkin ilk itirazını göz önünde bulundurarak Mahkeme, yukarıda anılan Paksoy ve Diğerleri davasında vardığı sonucu yinelemektedir.
16. Yukarıdaki hususlar göz önünde bulundurulduğunda Mahkeme, başvuranların şikâyetinin iç hukuk yollarının tüketilmediği gerekçesiyle Sözleşme’nin 35 §§ 1 ve 4 maddesi uyarınca reddedilmesi gerektiğine karar vermiştir.
Bu gerekçelerle, Mahkeme oy birliğiyle,
Başvuruların birleştirilmesine ve
Başvuruların kabul edilemez olarak beyan edilmesine karar vermiştir.
İşbu karar İngilizce dilinde tanzim edilmiş olup, 6 Nisan 2017 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir.
Hasan BakırcıNebojša Vučinić
Yazı İşleri Müdür YardımcısıBaşkan
EK
Başvuru numarası ve Dava adı
Başvuru tarihi
Başvuranın adı ve
Doğum tarihi
Temsil edenin adı
Dava konusu arsaya ilişkin bilgiler ve Söz konusu arsaya kısıtlama getirilen tarih
Başvuranın talebini reddeden ilk derece mahkemesi kararının tarihi ve numarası
Kesinleşmiş karar tarihi ve numarası ile tebliğ tarihi
25631/09
Güler ve Diğerleri
13/04/2009
Nurhan Güler (Kayatürk), 1948
Nurcan Güler (Hiştik), 1950
Aycan Güler (Çetindağ), 1954
Tuncay Akıncı, İzmir
İzmir, Konak, 2. Karataş İlçesi,
Ada No: 632,
Parsel No: 95, 96, 97, 110, 111, 113 ve 114
7/11/1996
23/10/2007
İzmir Hukuk Mahkemesi,
E. 2006/307
K. 2007/402
13/10/2008
Yargıtay
E.2008/9813 K.2008/11865
ve
31 Ekim 2008
26315/11
Bulut ve Taşçı
14/12/2010
Kahraman Bulut, 1960
İbrahim Bulut, 1959
Necla Bulut, 1948
Türkan Taşçı, 1942
Gülnihal Bulut, 1945
Hülya Alptekin, 1970
Kemal Bulut, 1966
Ayla Karadağ, 1975
Gülseren Kaplan, 1964
İdris Bulut, 1981
Nihayet Bulut, 1965
Ozan Bulut, 1978
Demet Bulut, 1982
Muhammed Bilal Bulut,
2005
Ramazan Dağ,
Şanlıurfa
Şanlıurfa, Merkez, Sancaktar İlçesi,
Blok No: 808,
Parsel No. 1
2007
11/11/2009
Şanlıurfa Hukuk Mahkemesi,
E . 2009/677
K . 2009/663
06/05/2010
Yargıtay
E.2010/1774 K.2010/8143
ve
15 Haziran 2010
Full & Egal Universal Law Academy