AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başvuru No. 919/20
Esma GÜLMEZ ve diğerleri/TÜRKİYE
Başkan
Arnfinn Bårdsen,
Hâkimler
Egidijus Kūris,
Pauliine Koskelo,
Saadet Yüksel,
Frédéric Krenc,
Diana Sârcu,
Davor Derenčinović
ve Bölüm Yazı İşleri Müdürü Hasan Bakırcı’nın katılımıyla, 30 Ocak 2024 tarihinde Daire halinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm),
Yukarıda belirtilen 20 Aralık 2019 tarihinde yapılan başvuruyu,
Davalı Hükümet tarafından sunulan görüşleri ve başvuranlar tarafından cevaben sunulan görüşleri dikkate alarak,
Gerçekleştirdiği müzakerelerin ardından aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAY VE OLGULAR
1. Başvuran tarafların listesi ekte yer almaktadır. Başvuranlar, Avukat N. Paşa tarafından temsil edilmişlerdir.
2. Türk Hükümeti (“Hükümet”), kendi görevlisi olan, Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Dairesi Başkanı Hacı Ali Açıkgül tarafından temsil edilmiştir.
Davanın Başlangıcı3. Başvuranlar, 27 Aralık 1992 tarihinde doğan ve zorunlu askerlik hizmetini yerine getirdiği sırada 8 Aralık 2013 tarihinde yaşamını kaybeden Cihan Yörük’ün ebeveynleri ile erkek kardeşidir.
4. Cihan Yörük, 27 Eylül 2011 tarihinde, askerlik şubesine kaydolmuştur. Cihan Yörük, askerlik hizmetine başlamadan önce, diğerlerinin yanı sıra, psikolojik muayeneyi de içeren, olağan bir tıbbi muayene prosedürüne tabi tutulmuştur. Cihan Yörük, bilgi formunda özel herhangi bir sorunu olduğunu belirtmemiştir. Doktorlar, erin askerlik hizmetini yerine getirmeye uygun olduğunu ifade etmişlerdir.
5. Cihan Yörük, İskenderun’da aldığı askeri eğitimin ardından, Aksaz’da (Muğla) donanma taburuna katılmıştır.
6. İlgili, 31 Ekim 2012 tarihli bilgi formuna göre, yetkili makamlara özel herhangi bir sorunu olduğunu bildirmemiştir.
7. İlgili, 8 Aralık 2013 tarihinde, gece saat on iki buçuk sularında, kışlanın penceresinden düşmesi sonucunda yaralanmıştır.
8. İlgili, derhal Aksaz Askeri Hastanesine götürülmüş, ancak doktorlar tarafından kurtarılamamış ve yaşamını yitirmiştir.
9. Bayraklı Askeri Cumhuriyet Savcısı (İzmir) hemen bilgilendirilmiş ve resen adli soruşturma açılmıştır.
10. Askeri Cumhuriyet Savcısı, Marmaris Cumhuriyet Savcısı’nı meydana gelen olaya dair bilgilendirmiştir.
11. Aynı gün, sabah saat 3.30 sularında, Marmaris Cumhuriyet Savcısı’nın talebi üzerine, Marmaris Jandarma Komutanlığına bağlı kriminal araştırma uzmanlarından oluşan bir ekip, olay yerine gitmiştir.
12. Marmaris Cumhuriyet Savcısı da, saat 4.00 civarında, ilk aramaları denetlemek ve delil unsurlarının korunması için gerekli olabilecek tedbirleri almak üzere olay yerine gitmiştir.
İlk Soruşturma Tedbirleri Aksaz Askeri Üssü Hakkında13. Olay yeri krokisi çizilmiş, fotoğrafları çekilmiş ve erin düştüğü kışlanın penceresinin ölçümleri, Marmaris Jandarma Komutanlığına bağlı kriminal araştırma uzmanlarından oluşan bir ekip tarafından alınmıştır.
Hastanede14. Marmaris Cumhuriyet Savcısı, hastaneye giderek, kendi denetimi altında cesedin dış muayenesinin yapılmasını sağlamıştır.
15. Bir tutanak düzenlenmiştir. Bu tutanakta özellikle, kafatasındaki şiddetli darbenin intraserebral kanamaya neden olması sebebiyle ölümün olası nedeninin yüksekten düşme olduğu belirtilmiştir.
Adli Tıp Kurumunda16. Müteveffanın bedeni, otopsi yapılması amacıyla Muğla Adli Tıp Kurumuna gönderilmiştir.
17. Cumhuriyet savcısının denetimi altında, cesedin üzerinde klasik otopsi yapılmıştır.
18. Cumhuriyet savcısı, adli tabipten, ölüm nedeninin belirlenmesi ve ölüm koşullarına ilişkin olası görüşlerinin bildirilmesi amacıyla cesedi incelemesini talep etmiştir.
19. Adli tabip aşağıdaki tespitlerde bulunmuştur:
– İlgili 1.70 boylarındadır;
– Sağ gözde periorbital ekimozlar, alnın sağ tarafında 3x2 santimetrelik bir abrazyon bulunmuştur, alın ortasında 1x1 santimetrelik bir abrazyon görülmüştür ve yüzde kan lekeleri tespit edilmiştir;
– Sağ omuz dış yüzde, 10x12 santimetrelik geniş bir alanda çoklu ekimozlar tespit edilmiştir;
– Bilateral el parmakların dorsal yüzünde distal kısımlarda abrazyonlar görülmüştür;
– Sol diz dış kısmında 8x10 santimetrelik bir alanda minimal abrazyon ve ekimozlar bulunmuştur;
– Sağ diz iç kısımda 15x3 santimetrelik bir alanda ekimoz ve abrazyonlar tespit edilmiştir;
– Sol ayak bileği medialinde en büyüğü 1x1 santimetrelik olan çoklu abrazyonlar bulunmuştur;
– Sol ayak başparmağı kökünde bir ekimoz bulunmuştur;
– Keskin bir nesne veya mermi nedeniyle herhangi bir yaralanma meydana gelmemiştir;
– Kafatası kırıkları ve beyin hasarları yaygın bulunmuştur;
– Subaraknoid kanamalar yaygın bulunmuştur;
– C6 ve C7 vertebra hizasında 3x2 santimetrelik ekimozlu alanlar bulunmuştur;
– Kanda etil alkolün yanı sıra uyuşturucu bulunmadığı da ortaya koyulmuştur;
– İdrarda Tetrahydrocannabinol (THC) maddesinin bulunduğu gözlemlenmiştir.
20. Adli tabip, Cihan Yörük’ün ölümünün, kafatası kırığı, yaygın beyin hasarı ve yüksekten düşmeye bağlı yaygın subaraknoid kanamalar sonucu meydana geldiği sonucuna varmıştır. Adli tabip, ölüm ile ilgili başka herhangi bir neden tespit edilmediğini eklemiştir.
İfadeler21. Yürütülen soruşturmalar kapsamında, Cumhuriyet savcısı ve Askeri Cumhuriyet Savcısı tarafından on altı askerin ifadesi alınmıştır.
22. Askerler, ifadelerinde Cihan Yörük’ün koğuş binasının üçüncü katından kendini boşluğa attığını belirtmişlerdir.
23. Askerler, erin bilinen herhangi bir psikolojik sorunu bulunmadığını, davranışlarının tamamen normal olduğunu, şaka yapmayı seven, neşeli biri olduğunu belirtmişlerdir. Askerler, ilgilinin hiç kimseyle bir sorunu olmadığını, askeri hayata çok iyi uyum sağladığını ve profesyonel asker olmak istediğini eklemişlerdir.
24. Askerler, söz konusu eri intihara sürükleyebilecek herhangi bir olaydan ya da üçüncü bir kişiyle olan herhangi bir husumetten haberdar olmadıklarını iddia etmişlerdir.
25. Askerler, askeri hayatın kendilerine uygun olduğunu ve kışlada çok iyi muamele gördüklerini eklemişlerdir.
26. Bununla birlikte, Cihan Yörük’e yakın olan bazı askerler, Cihan Yörük’ün gizlice esrar içtiğini ve trajik olaydan iki ila üç saat önce de esrar tükettiğini belirtmişlerdir.
27. Genç adamın komutanlarının da ifadeleri dinlenmiştir. Komutanlar özellikle, ilgilinin psikolojik sorunları olmadığını ve askerlik hizmeti sırasında kendileri veya arkadaşları tarafından hiçbir zaman kötü muamele görmediğini iddia etmişlerdir. Bazı tanık ifadeleri özellikle aşağıdaki şekildedir:
M.S.: “Aksaz Komutanlığında Çavuş olarak görev yaparım. Olay günü izinliydim. Vefat eden askeri iyi tanırdım. Bildiğim kadarıyla, Cihan Yörük’ün özel veya ailevi herhangi bir sorunu yoktu. Her hâlükârda, bana herhangi bir sorun bildirmedi. Rutin sağlık kontrolleri dışında, kışla revirine veya hastaneye hiç başvurmadı. Askerlik hizmeti boyunca herhangi bir disiplin cezasına tabi tutulmamıştır. Çavuş olmak istiyordu. Kendisine yardımcı olduk. Ölümünün ardından, mesleki sınava kabul edildiğini öğrendim. Neden intihar ettiğini bilmiyorum. Askerlerden duyduğum kadarıyla, olaylardan önce uyuşturucu kullanmış. Kendisine herhangi bir kötü muamelede bulunulduğuna şahit olmadım.”
M.Y.K.: “Bölük komutanıyım. Cihan Yörük’ü tanıyordum. Korkuteli’nden geliyordu. Çocukluğum orada geçtiği için kendisiyle konuştum ve bana herhangi bir sorununu bildirmek istediğinde gelip beni görebileceğini söylemiştim.
Biri beni arayıp intihar ettiğini söylediğinde, ilk başta inanmadım zira herhangi bir sorunu yoktu. Mağdur olabileceği herhangi bir kötü muameleye şahit olmadım. Ayrıca, böyle bir durum olsaydı, müdahale ederdim.
Genel olarak içe dönük bir askerdi. Bana, özel veya ailevi herhangi bir sorun bildirmemişti. Uyuşturucu madde kullandığını bilmiyordum.”
28. Cihan Yörük’le konuşan son kişilerin ifadeleri alınmıştır. İlgililer özellikle şu açıklamalarda bulunmuşlardır:
M.Ö.: “Halen Aksaz Komutanlığında Uzman Çavuş olarak görev yaparım. Bu gece nöbetçi idim. Cihan Yörük isimli asker yanıma geldi. Askeri tanımıyordum. Bana: “Komutanım ben Korkuteli’ne gideceğim.” dedi. Ben önce askerin ne demek istediğini anlamadım. Kendisine Korkuteli yakın bir yer değil şeklinde söyledim. Bana tekrar beni götürün şeklinde sözler söyleyip kısa bir süre yüzüme baktı. Boş bir bakışı vardı. Akabinde askere ben sakin ol bir dur bakalım deyip bisküvi ikram etmek istedim. Ancak asker kapıyı çekip çıktı. Merdivenlerden koşturarak çıktığını duydum. Arkasından oğlum dur diye seslendim ancak beni dinlemedi. Bir asker: “Kendini attı! Düştü!” diye bağırdı. “Kim atladı, kim düştü?” diye sordum. Asker bana pencereyi gösterdi. Dışarıya baktık ve Cihan Yörük’ü yerde, kanlar içinde gördük.”
R.M.: “Cihan Yörük isimli asker benim koğuş arkadaşımdır. Olay gecesi saat 00:30 sıralarında, Cihan arkadaşım bir ara nöbetçi subay odasına inmişti. Daha sonra aniden yukarıya merdivenlerden çıktı. Pencerenin yanına geldi. Ben kendisine: “Cihan ne yapıyorsun?” dedim. Boş boş baktı. Herhangi bir şey söylemeksizin pencereden aşağıya atladı. Bildiğim kadarıyla herhangi bir psikolojik sorunu yoktu. Neden atladığını bilmiyorum.”
E.A.: Ben atlarken olayı gördüm. Cihan Yörük, herhangi bir şey söylemeksizin aniden pencereden aşağıya atladı. Kendisini tanıyordum. Benim bildiğim kadarıyla herhangi bir sorunu yoktu.”
G.Ş.: Cihan Yörük’ü iyi tanırdım. Bildiğim kadarıyla, uzun müddettir esrar kullanıcısıydı. Esrarı, plastik bir şişeden yapılmış bir bong yardımıyla kullanıyordu. Olay gecesi, saat 21:00 sıralarında komutanlık içerisinde bulunan ana binanın arkasındaki park gibi bir yerde aldığı esrarı benim yanımda kullandı. Ben de onunla birlikte esrar maddesi kullandım. Daha sonra birlikte Cihan ile koğuşların olduğu binaya geldik. Gece yarısına doğru uyudum. Cihan’ın pencereden atlayarak intihar ettiği bilgisini vermek için sabah saat 01.00 sıralarında beni uyandırdılar.”
29. +. Başvuranlar, yakınlarının herhangi bir kronik hastalığının veya psikolojik sorununun bulunmadığını, askerlik hayatından şikâyetçi olmadığını ve kendilerine herhangi bir sorundan bahsetmediğini iddia etmişlerdir. Cihan Yörük’ün annesi, oğlunun profesyonel asker olmak istediğini eklemiştir.
30. İlgililer aynı zamanda, yakınlarının intihar etmesi için herhangi bir neden bulunmadığını, kuşkusuz dövüldüğünü ve kesinlikle intihar süsü verilerek bir cinayetin söz konusu olduğunu bildirmişlerdir. İlgililer, yakınlarının ölümünden sorumlu olanların cezalandırılmasını talep etmişlerdir.
31. Cihan Yörük’ün yakınları, olayın meydana geldiği kışlaya gitmişlerdir. Olaya tanık olan askerler ve hiyerarşik üstler ile görüşmüşlerdir. Kendilerine genç adamın ölümünü çevreleyen koşullar hakkında bilgi verilmiştir.
32. Cihan Yörük’ün babasına, oğlunun ölümü ile ilgili soruşturma dosyası iletilmiştir.
33. Başvuranların avukatına da, Cihan Yörük’ün ölümüne ilişkin soruşturma dosyası iletilmiştir.
Diğer Tedbirler34. Cihan Yörük’ün tıbbi dosyaları incelenmiştir. Herhangi bir psikiyatrik rahatsızlığı belirtilmemiştir.
35. Telefonda son aradığı numaralar ve konuşulan kişilerin listesi de adli makamlar tarafından tespit edilmiştir.
Adli Makamların Kararları36. Marmaris Cumhuriyet Savcısı, 26 Aralık 2013 tarihinde, Bayraklı Askeri Cumhuriyet Savcısı lehine yetkisizlik kararı vermiştir.
37. Askeri Cumhuriyet Savcısı, 15 Aralık 2024 tarihinde, Cihan Yörük’ün ölümüne ilişkin üçüncü bir kişiye sorumluluk yüklenmesine imkân verecek herhangi bir unsurun bulunmadığı kanısına vararak, kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir.
38. Askeri Cumhuriyet Savcısı, erin, kışlanın üçüncü katının penceresinden atlayarak intihar ettiğini ve bu yüksekten düşmenin kendisinde ölümcül beyin hasarına neden olduğunu gözlemlemiştir.
39. Askeri Cumhuriyet Savcısı, Cihan Yörük’ün intiharından iki ila üç saat önce uyuşturucu madde kullandığını eklemiştir.
40. Askeri Cumhuriyet Savcısı, erin komutanları veya diğer askeri personel üyeleri tarafından kötü muameleye uğradığını belirten herhangi bir unsurun bulunmadığını kaydetmiştir.
41. Askeri Cumhuriyet Savcısı, Cihan Yörük’ün bilinen bir psikolojik sorununun bulunmadığını belirtmiştir.
42. Cumhuriyet savcısı, bu eylemin gerçekleştirilmesinde üçüncü bir kişiye atfedilebilir herhangi bir kusur, ihmal, tahrik ya da suç ortaklığı durumunun bulunmadığı kanaatine varmıştır.
43. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın tamamının bir örneği, başvuranların avukatına iletilmiştir.
44. İlgililer, yakınlarının ölüm koşullarına ilişkin birçok belirsiz alanın kaldığını iddia ederek, avukatları aracılığıyla bu karara itiraz etmişlerdir.
45. Başvuranlar, sundukları itirazları çerçevesinde, özellikle Cihan Yörük’ün vücudundaki yaraların düşmeyle uyumlu olmadığını ileri sürmüşlerdir.
46. Güzelyalı Askeri Mahkemesi (İzmir), 26 Ocak 2015 tarihinde, Cumhuriyet savcılığı tarafından ek soruşturmanın yapılmasına karar vermiştir.
47. Askeri Mahkeme hâkimlerinden biri, uyuşturucu etkisi altında bulunan erin, kışlanın penceresinden kasten atladığının kendisine göre açıkça tespit edilmesi nedeniyle ek soruşturmanın gerekli olmadığı kanaatine vararak, ayrık görüş sunmuştur.
48. Ek soruşturma kapsamında, Askeri Cumhuriyet Savcısı, diğerlerinin yanı sıra, Cihan Yörük’ün ölümüne ilişkin koşulları aydınlatmak amacıyla, daha önce ifadesi alınan tanıklardan bazılarının ifadelerini dinlemiştir. Söz konusu tanıklar, daha önceki ifadelerini doğrulamışlardır. G.Ş. özellikle, arkadaşının, kışlanın farklı yerlerinde düzenli olarak esrar kullandığını yinelemiştir.
49. Askeri Cumhuriyet Savcısı, 16 Şubat 2016 tarihinde, Adli Tıp Kurumundan, Cihan Yörük’ün yaralarının bir düşme sonucu olup olmadığını, ölümünden önce darp ve yaralanma mağduru olup olmadığını ve idrarda esrar ekten maddesinin bulunmasının ölmeden önce uyuşturucu kullandığını kanıtlayıp kanıtlamadığını belirlemesini talep etmiştir.
50. İstanbul 1. Adli Tıp İhtisas Kurulu, 23 Mart 2016 tarihli raporunda, Cihan Yörük’ün ölmeden önce uyuşturucu madde yani esrar kullandığını onaylamıştır. İstanbul 1. Adli Tıp İhtisas Kurulu, müteveffanın yaralarının yüksekten düşme ile ilişkili olduğu kanaatine varmıştır. İstanbul 1. Adli Tıp İhtisas Kurulu, tıbbi olarak, yaraların düşmeden önce meydana gelen darp ve yaralanmadan kaynaklandığını belirtmenin mümkün olmadığını eklemiştir.
51. Askeri Cumhuriyet Savcısı, araştırmalara son vermiş ve talep edilen ek soruşturmaya ilişkin bir raporla birlikte dosyayı Askeri Mahkemeye göndermiştir.
52. Askeri Mahkeme, 6 Mayıs 2016 tarihinde, başvuranların itirazını reddetmiştir. Askeri Mahkeme, ceza soruşturmasının ve özellikle alınan ifadelerin ve Adli Tıp Kurumunun bilirkişi raporlarının, Cihan Yörük’ün intihar ettiğinin ve ölümünden kimsenin sorumlu olmadığının tespit edilmesine imkân verdiği kanaatine varmıştır.
Tazminat Davası53. Cihan Yörük’ün anne ve babası, 9 Ekim 2014 tarihinde, Muğla İdare Mahkemesi nezdinde tam yargı davası açmışlardır.
54. İlgililer, davaları bağlamında, yakınlarının zorunlu askerlik hizmetini yerine getirdiği sırada hayatını kaybettiğini ve dolayısıyla, idarenin tamamen sorumlu olduğunu ileri sürmüşlerdir.
55. İdare mahkemesi, 26 Haziran 2018 tarihli bir kararla, Cihan Yörük’ün intiharı ile askeri idareye atfedilebilir herhangi bir kusur arasında nedensellik bağının bulunmadığı gerekçesiyle, başvuranların taleplerini reddetmiştir.
56. İzmir Bölge İdare Mahkemesi, 29 Kasım 2018 tarihli bir kararla, 26 Haziran 2018 tarihli kararı, usule ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle, onamıştır.
57. Başvuranlar, temyiz başvurusunda bulunmuşlardır. Dava, Danıştay önünde halen derdesttir.
Anayasa Mahkemesinin Kararı58. Başvuranlar, 24 Haziran 2016 tarihinde, avukatları aracılığıyla, Anayasa Mahkemesi nezdinde bireysel başvuruda bulunmuşlardır. Başvuranlar, yakınlarının intihar etmek için herhangi bir nedeni bulunmadığını ve muhtemelen darp edilerek öldürüldüğünü ileri sürmüşlerdir. Başvuranlar, yetkili makamlar tarafından yürütülen ceza soruşturmasının etkili olduğu kanaatine varılamayacağı ve kendilerine göre, bu soruşturmanın Cihan Yörük’ün ölümüne ilişkin belirli koşulların aydınlatılmasına imkân vermediği kanaatine varmışlardır.
59. Anayasa Mahkemesi, 24 Ekim 2019 tarihinde, başvurunun, açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
Mehmetçik Vakfı Tarafından Ödenen Mali Yardım60. Silahlı kuvvetlerin bir uzantısı olan ve başlıca amaçlardan biri, askerlik hizmeti sırasında hayatını kaybeden askerlerin ailelerini desteklemek olan Mehmetçik Vakfı, 22 Mayıs 2015 tarihinde, müteveffanın ailesine maddi destek bağlamında 41.000 Türk lirası (yani olayların meydana geldiği dönemdeki döviz kuruna göre yaklaşık 14.186 avro) ödemiştir.
İLGİLİ HUKUKİ ÇERÇEVE
61. Somut olayda, ilgili hukuki çerçeve, Kılınç ve diğerleri/Türkiye, no. 40145/98, § 33, 7 Haziran 2005, Salgın/Türkiye, no. 46748/99, §§ 51-54, 20 Şubat 2007, Abdullah Yılmaz/Türkiye, no. 21899/02, §§ 32-39, 17 Haziran 2008, Yürekli/Türkiye, no. 48913/99, §§ 30-32, 17 Temmuz 2008 ve Dülek ve diğerleri/Türkiye, no. 31149/09, §§ 28-29, 3 Kasım 2011) kararlarında belirtilmektedir.
62. Askeri Ceza Kanunu’nun 117. maddesinin 1. fıkrası aşağıdaki şekildedir:
“Madununu kasten itip kakan, döven, (...) amir veya mafevk iki seneye kadar hapsolunur.”
63. 211 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu’nun 17. maddesi aşağıdaki şekildedir:
“Amir; maiyetine hürmet ve itimat hisleri verir. Maiyetin ahlaki, ruhi ve bedeni hallerini daima nezaret ve himayesi altında bulundurur. (...)”
64. Türk Ceza Kanunu’nun 84. maddesi, kesinliği kanıtlanmış intihar vakalarında, bir kimseyi, kendisini öldürmesi için zorlayan, kışkırtan ya da yardım eden ya da bir şekilde ya da başka bir şekilde bu tür bir fiilin işlenmesini kolaylaştıran kişinin cezalandırılmasını öngörmektedir.
HUKUKÎ DEĞERLENDİRME
65. Başvuranlar, davanın koşullarının Sözleşme’nin 2 ve 3. maddelerinin ihlaline neden olduğunu ileri sürmektedirler.
66. Başvuranlar öncelikle, yetkili makamlar tarafından kabul edilen intihar iddiasının pek olası olmadığını değerlendirmektedirler. Başvuranlar, Cumhuriyet savcılığının, intihar süsü verilen bir cinayet iddiasını reddetmemesi gerektiği kanaatine varmaktadırlar. Başvuranlar bu bağlamda, yetkili makamların, kendilerine göre adam öldürme anlamında olan unsurların bulunmasına rağmen, kapsamlı soruşturma yapmaksızın yakınlarının intihar ettiği sonucuna vararak dava hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verdiklerinden şikâyet etmektedirler.
67. Ardından başvuranlar, yakınlarının aslında intihar etmiş olduğu varsayılsa bile, yetkili makamların, yakınlarının ölümünden sorumlu olabileceklerini ileri sürmektedirler. Başvuranlar, Cihan Yörük’ün askerlik hizmetine alındığı sırada herhangi bir sorunu olmadığını belirtmektedirler. Başvuranlar, yakınlarının durumundaki ani bozukluğun, yalnızca askerlik hizmeti sırasında kendisini intihara sürükleyebilecek kadar ortaya çıkmış olabileceği ve durumundaki bu bozulmanın, hiyerarşik üstleri tarafından kendisine uygulanan kötü muamelelerin sonucu olduğu kanaatine varmaktadırlar.
68. Son olarak başvuranlar, yakınları Cihan Yörük’ün ölümü ile ilgili koşulları belirlemek amacıyla yürütülen soruşturmanın, her hâlükârda, Sözleşme’nin 2 ve 3. maddelerinin gerekliliklerine uygun olmadığını iddia etmektedirler.
69. Hükümet, başvuranların iddiasını reddetmekte ve birçok kabul edilemezlik itirazı ileri sürmektedir.
70. Hükümet, başvuranların, Mehmetçik Vakfı’ndan maddi destek almaları nedeniyle mağdur sıfatını kaybettikleri kanaatine varmaktadır.
71. Hükümet, iç hukuk yollarının tüketilmediğini ileri sürmektedir. Hükümet, başvuranların yakınının pencereden atlayarak intihar ettiğinin ve ölümüne herhangi bir üçüncü kişinin karışmadığının tespit edildiği kanaatine vararak, mevcut davayla ilgili tek hukuki yolun tazminat davası olduğunu değerlendirmektedir. Bu nedenle, Hükümete göre, başvuranların, Mahkemeye başvuruda bulunmadan önce, idare mahkemeleri önündeki tazminat davasının sonucunu beklemeleri gerekirdi.
72. Hükümet, her hâlükârda, ceza soruşturması sonunda, yetkili makamlar tarafından kabul edilen intihar iddiasını sorgulamaya imkân veren herhangi bir unsurun bulunmadığı kanaatine varmaktadır.
73. Hükümet, yetkili makamların Cihan Yörük’ün intiharı ile ilgili herhangi bir sorumluluğunu reddetmektedir. Hükümetin görüşüne göre, dosyada başvuranların yakınlarının askerlik hizmetini yerine getirirken kötü muameleye maruz kaldığı yönündeki iddialarını desteklemeye imkân verecek herhangi bir delil unsurunun bulunmadığının tespit edilmesi gerekmektedir.
74. Hükümet aynı zamanda, askeri makamların, erin yaşamına son vermesi yönünde gerçek ve yakın bir riskin bulunduğunu bilmeleri gerektiği sonucuna varılmasını sağlayacak herhangi bir unsurun bulunmadığını ileri sürmektedir. Hükümete göre, askeri makamları bu riski öngörmemekle ve bu olayı önlemek için daha fazlasını yapmamakla suçlamak, dosyadaki unsurlar ve Sözleşme’nin 2. maddesinden doğan yükümlülükler göz önünde bulundurulduğunda, askeri makamlara aşırı bir yük yüklemek anlamına gelecektir.
75. Hükümet, soruşturmanın olayın hemen ardından açıldığını ve başvuranların yakınının ölümüne ilişkin koşulları aydınlatabilecek her türlü soruşturma tedbirlerinin ivedilikle alındığını ve uygulandığını eklemektedir. Hükümet, soruşturmanın bağımsızlığının ve etkinliğinin herhangi bir eleştiriye açık olmadığını ileri sürmektedir. Hükümet, Cihan Yörük’ün ölüm koşullarının kesin olarak tespit edildiğini ve başvuranların ceza soruşturmasına katılma imkânına sahip olduklarını eklemektedir.
76. Başvuranlar, verdikleri cevaplarda, Hükümetin iddialarını kabul etmediklerini belirtmekle yetinmekte ve yakınlarının ölümünden sorumlu olanların ulusal mahkemeler tarafından cezaya mahkûm edilmemiş olmalarından üzüntü duymaktadırlar.
77. Davaya ilişkin olay ve olguların hukuki nitelendirmesi konusunda takdir yetkisine sahip olan Mahkeme, içtihadını ve başvuranların şikâyetlerinin niteliğini göz önünde bulundurarak (Radomilja ve diğerleri/Hırvatistan [BD], no. 37685/10 ve 22768/12, § 126, 20 Mart 2018 ve S.M./Hırvatistan [BD], no. 60561/14, §§ 241-243, 25 Haziran 2020), başvuranlar tarafından sunulan şikâyetlerin yalnızca Sözleşme’nin 2. maddesi açısından incelenmesi gerektiği kanaatine varmaktadır. Söz konusu maddenin ilgili kısımları aşağıdaki şekildedir:
“1. Herkesin yaşam hakkı yasayla korunur. (...)
2. Ölüm, aşağıdaki durumlardan birinde mutlak zorunlu olanı aşmayacak bir güç kullanımı sonrasında meydana gelmişse, bu maddenin ihlaline neden olmuş sayılmaz:
a) Bir kimsenin yasa dışı şiddete karşı korunmasının sağlanması,
b) Bir kimsenin usulüne uygun olarak yakalanmasını gerçekleştirme veya usulüne uygun olarak tutulu bulunan bir kişinin kaçmasını önleme,
c) Bir ayaklanma veya isyanın yasaya uygun olarak bastırılması.”
78. Mahkeme öncelikle, Hükümet tarafından ileri sürülen kabul edilemezlik itirazları ile ilgili olarak, başvuranlara Mehmetçik Vakfı tarafından ödenen meblağın (yukarıda 60. paragraf), yakınlarının askeri hizmetini yerine getirirken meydana gelen ölümünün ardından kendilerine maddi destek sağlamayı amaçlayan bir mali yardım olduğunu gözlemlemektedir. Mahkeme, bu tür bir meblağın otomatik olarak ödendiğini ve bunun tazminat niteliği taşımadığını, yalnızca maddi bir yardım niteliği taşıdığını tespit etmektedir. Dolayısıyla, yetkili makamlar tarafından Sözleşme hükümlerinin herhangi bir ihlalinin kabul edilmesi söz konusu değildir (Güzelaydın/Türkiye, no. 26470/10, § 63, 20 Eylül 2016 ve Al/Türkiye, no. 4904/20, § 60, 4 Temmuz 2023). Bu nedenle, Hükümet tarafından bu bağlamda ileri sürülen itirazın reddedilmesi gerekmektedir.
79. Ardından, Hükümete göre, başvuranların sonucunu beklemesi gereken idare mahkemeleri önündeki tazminat davası ile ilgili olarak (yukarıda 53-57. paragraflar), Mahkeme, yerleşik içtihadına göre, ölüme kasten sebebiyet verildiğinin veya ölümün bir saldırı veya kötü muamele sonucu meydana geldiğinin iddia edildiği davalarda, tazminatın ödenmesine hükmedilmesinin, Sözleşmeci Devletleri, sorumluların tespit edilmesine ve gerektiği takdirde, cezalandırılmasına yol açabilecek soruşturmaları yürütme yükümlülüklerinden muaf tutamayacağını hatırlatmaktadır (Tanrıkulu/Türkiye [BD], no. 23763/94, § 79, AİHM 1999-IV ve Al-Skeini ve diğerleri/Birleşik Krallık [BD], no. 55721/07, § 165, AİHM 2011).
80. Zorunlu askerlik hizmeti alanında, ihtilaf konusu olaylar, sıklıkla, faillerin bir yandan, olayların gerçek seyrini bildiği ve diğer yandan, mağdurlar tarafından haklarında ileri sürülen iddiaları doğrulayabilecek veya ortadan kaldırabilecek bilgilere erişim sağlayan tek kişiler olarak kabul edildikleri, yetkili makamların münhasır denetimi altında bulunan bir bölgede meydana gelmektedir; ayrıca Mahkemenin bu konuya ilişkin içtihadı, belirli durumlarda, asgari etkinlik kriterlerini karşılayan, cezai nitelikte, resmi bir soruşturmanın yürütülmesi yükümlülüğünün titizlikle uygulanmasını gerektirmektedir (genel ilkeler için bk. Mustafa Tunç ve Fecire Tunç/Türkiye [BD], no. 24014/05, §§ 169-182, 14 Nisan 2015).
81. Başvuranlar, mevcut davada, kendilerine göre yakınlarının muhtemelen bir cinayetten kaynaklandığını düşündükleri ölümüyle ilgili soruşturmaya ilişkin olarak, yetkili makamların usuli yükümlülüklerini yerine getirmediklerini ileri sürmektedirler. Başvuranlar, Cihan Yörük’ün kendisini pencereden atarak intihar ettiği sonucuna varan yetkili makamlar tarafından yürütülen soruşturmanın sonucuna itiraz etmektedirler.
82. Mahkeme, ölümün bir kaza veya başka bir kasıtsız eylemden kaynaklandığının ivedilikle ve açıkça tespit edilmediği ve cinayet iddiasının, olay ve olgular göz önüne alındığında, en azından savunulabilir bir iddia olduğu durumlarda, Sözleşme’nin, bu ölümün koşullarını aydınlatmak için asgari etkililik kriterlerini karşılayan bir soruşturmanın yürütülmesini gerektirdiğini hatırlatmaktadır. Soruşturma sonucunda kaza iddiasının veya başka bir kasıtsız eylem iddiasının kabul edilmesi, bu konuyu etkilemez, zira soruşturma yükümlülüğü, tam olarak mevcut iddiaları geçersiz kılma veya teyit etme amacını taşımaktadır (yukarıda anılan Mustafa Tunç ve Fecire Tunç, § 133).
83. Bununla birlikte, somut olayda, Cihan Yörük’ün ölümünün meydana geldiği koşullar, hemen ve kesin bir şekilde ortaya konmamıştır. Bu ölüm ile ilgili hiçbiri açıkça inandırıcılıktan yoksun olmayan çeşitli varsayımlar düşünülebilirdi. Dolayısıyla Devletin bir ceza soruşturması yürütme yükümlülüğü bulunmaktadır.
84. Sonuç olarak, bir cinayet iddiasıyla ilgili olarak, tazminat davasının, gerektiği takdirde sorumluların tespit edilmesine ve cezalandırılmasına yol açamaması sebebiyle, etkili bir başvuru yolu teşkil ettiği kanaatine varılamaz.
85. Ayrıca başvuranlar, intihar iddiasının dosyadaki bazı unsurlarla desteklenmediğini ileri sürerek kovuşturmaya yer olmadığına dair karara itiraz etmiş olmaları sebebiyle, daha sonra, Sözleşme’nin 35. maddesinin 1. fıkrası anlamında iç hukuk yollarının tüketilmesi kuralını yerine getirmek için idare mahkemeleri önündeki tazminat davasının sonucunu beklemeleri artık gerekmemiştir. Bu sebeple Mahkeme, bu bağlamda Hükümet tarafından ileri sürülen ilk itirazın da reddedilmesine karar vermektedir.
86. Mahkeme, başvurunun esasıyla ilgili olarak, başvuranların Sözleşme’nin 2. maddesinin hem esas yönünden hem de usul yönünden ihlal edildiğinden şikâyetçi olduklarını gözlemlemektedir.
Sözleşme’nin 2. Maddesinin Esas Yönü Hakkında87. Mahkeme, Cihan Yörük’ün ölümünün meydana geldiği koşullara ilişkin olarak tarafların farklı pozisyon aldıklarını kaydetmektedir. Başvuranlar, söz konusu koşulların kesin bir açıklığa kavuşturulmadığı kanaatindedirler. Bu bağlamda başvuranlar, özellikle müteveffanın bedeninde bulunan yaralar bakımından intihar tezinin makul olmadığını belirterek, yetkili makamlarca resmi olarak kabul edilen, ancak kendilerinin pek güvenilir olmadığı kanaatine vardıkları intihar iddiasına itiraz etmektedirler. Başvuranlar, Cihan Yörük’ün darp edilerek öldürüldüğünü veya ölümüne sebep olacak şekilde kötü muameleye maruz kaldığını iddia etmektedirler. Son olarak başvuranlar, her hâlükârda, yakınlarının zorunlu askerlik hizmetini yerine getirdiği sırada öldüğü gerekçesiyle, ölümünden askeri makamların sorumlu olduğunu ileri sürmektedirler.
88. Hükümet, bu iddiaya itiraz etmektedir. Hükümet, ceza soruşturması sonucunda adli makamların kabul ettiği intihar iddiasının, sorgulanmasını gerektirecek hiçbir unsur bulunmadığı ve askeri makamların Cihan Yörük’ün intiharından sorumlu tutulamayacağı kanaatindedir.
89. Mahkeme, yerleşik içtihadına göre, söz konusu olayların, tamamının veya büyük bir kısmının yalnızca yetkili makamlar tarafından bilinmesi durumunda -kişilerin gözaltında tutulduğu sırada yetkili makamların denetimlerinde bulundukları durum gibi-, Devletin, bu gözaltı süresi boyunca meydana gelen herhangi bir yaralanma veya ölümün kaynağına ilişkin olarak makul bir açıklama yapma yükümlülüğü bulunduğunu hatırlatmaktadır (sırasıyla bk. Selmouni/Fransa [BD], no. 25803/94, § 87, AİHM 1999-V ve Salman/Türkiye [BD], no. 21986/93, § 99, AİHM 2000-VII).
90. Mahkeme ayrıca, bu yükümlülüğün, askeri kışlalar gibi yalnızca Devlet makamlarının kontrolü altında olan bölgelerde meydana gelen ölümleri de kapsayacak şekilde genişletildiğini hatırlatmaktadır (Beker/Türkiye, no. 27866/03, §§ 42-43, 24 Mart 2009).
91. Mahkeme, mevcut davada yetkili makamların intihar sonucuna vardığını ve soruşturma sırasında özellikle tanıkların dinlenme tutanaklarına, otopsi raporuna ve olay yeri inceleme tutanaklarına dayanarak kapsamlı bir soruşturma sonucunda bu kanıya ulaştıklarını gözlemlemektedir.
92. Mahkeme, yetkili makamlar tarafından bu şekilde kabul edilen iddianın, güvenilirlikten yoksun olmadığına ve nesnel unsurlara dayandırıldığına hükmetmektedir.
93. Mahkeme, özellikle bu iddianın kabul edilme gerekçesi, yani pencereden atlama sonucunda yüksekten düşmenin sebep olduğu yaralanmalarla ilgili olarak, adli makamların bu hususa özellikle dikkat ettiğini tespit etmektedir. Nitekim askeri mahkeme, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda yapılan açıklamalarla yetinmeyerek, ek soruşturma yürütülmesine karar vermiştir. Sonuç olarak, savcılık, iddiasının güvenilirliğini doğrulamak amacıyla bazı erlerin ifadelerini yeniden almış ve adli tıp kurumundan ek bir bilirkişi raporu düzenlemesini talep etmiştir. Soruşturma sırasında toplanan unsurların tamamı ışığında, Cihan Yörük’ün pencereden atlayarak intihar ettiği kesin olarak belirlenmiştir.
94. Dolayısıyla Mahkeme, bu iddianın sorgulanmasına sebep olabilecek hiçbir unsurun bulunmaması sebebiyle, ulusal makamların vardıkları sonuçları bertaraf etmesi için ikna edici ve yeterli hiçbir unsur görmemektedir.
95. Diğer taraftan Mahkeme, dosyada, Cihan Yörük’ün yaşamının bir başkası tarafından tehdit edildiği kanısına varılmasına imkân veren hiçbir unsur bulunmadığını gözlemlemektedir.
96. Ayrıca Mahkeme, yetkili makamlar tarafından kabul edilen intihar iddiasının nesnel unsurlara dayandırıldığı dikkate alındığında, başvuranların yakınlarının bir cinayetin kurbanı olduğuna dair herhangi bir iddianın spekülatif olacağı kanaatindedir.
97. Mahkeme ardından, bir kişinin yetkili makamların sorumluluğunda bulunduğu durumlarda, Sözleşme’nin 2. maddesinin Devlete, kendi eylemleri nedeniyle yaşamı tehdit edilen bireyin korunması için gerekli bütün tedbirleri önleyici olarak alma pozitif yükümlülüğünü yüklediğini hatırlatmaktadır (Keenan/Birleşik Krallık, no. 27229/95, § 89, AİHM 2001-III).
98. Asıl soru, askeri makamların Cihan Yörük’ün gerçek ve yakın bir intihar riski teşkil ettiğini bilip bilmediği veya bilmesi gerekip gerekmediğidir ve eğer öyleyse, bu riski önlemek için kendilerinden makul olarak beklenebilecek her şeyi yapıp yapmadıklarıdır (Tanrıbilir /Türkiye, no. 21422/93, § 72, 16 Kasım 2000, yukarıda anılan Keenan, § 93, yukarıda anılan Kılınç ve diğerleri, § 43 ve Hovhannisyan ve Nazaryan/Ermanistan, no. 2169/12 ve 29887/14, § 121, 8 Kasım 2022).
99. Mahkeme, bu bağlamdaki incelemesinde, ordu çalışanlarına atfedilebilecek muhtemel hatanın, basit bir muhakeme hatası veya dikkatsizliğin çok ötesine geçip geçmediğini doğrulamalıdır (yukarıda anılan Abdullah Yılmaz, § 57).
100. Nitekim bu tür davalarda, insan davranışının öngörülemezliği gözden kaçırılmamalı ve Devletin pozitif yükümlülüğü, ona dayanılmaz veya aşırı bir yük getirmeyecek şekilde yorumlanmalıdır (yukarıda anılan Keenan, § 90).
101. Mahkeme, somut olayda, kendisinde bulunan dosyanın unsurları bakımından, başvuranların yakının askerliğe katılmadan önce intihar riskini akla getirebilecek psikolojik rahatsızlıklardan muzdarip olduğuna dair hiçbir belirti bulunmadığını gözlemlemektedir.
102. Mahkeme, bu hususla ilgili olarak, Cihan Yörük’ün askerlik eğitimine başlamadan önce olağan sağlık muayenesinden geçirildiğini ve askerliğe uygun görüldüğünü tespit etmektedir (yukarıda 4. paragraf).
103. Diğer taraftan, Cihan Yörük’ün askeri yükümlülüklerini yerine getirme konusundaki psikolojik yetisi başvuranlar tarafından hiçbir zaman sorgulanmamıştır.
104. Ayrıca, başvuranların yakınının askerlik hizmetini yapmaya devam etmesine engel olan psikolojik bir sorun yaşadığını doğrulayan hiçbir unsur bulunmamaktadır. Başvuranların yakınının, orduda kalmak ve çavuş olmak için yapılan mesleki sınavı geçtiğinin gözlemlenmesi gerekmektedir.
105. Bu sebeple, genç adamın trajik olaya kadar gerçek ve acil bir intihar riskini işaret edecek davranışlar sergilemediğine inanılması makuldür.
106. Cihan Yörük’ün diğer askerler veya amirleri tarafından aşağılayıcı bir muameleye maruz kaldığı da tespit edilmemiştir. Bu bağlamda Mahkeme, başvuranların iddialarının aksine bu konunun, savcı tarafından incelendiğini ve söz konusu iddiaların dayanağının bulunmadığı kanaatine vardığını kaydetmektedir (yukarıda 40. paragraf).
107. Yetkili makamlar, uyuşturucu kullanımıyla ilgili durumdan haberdar değildir ve er, olaya kadar bu sorunun arttığını düşündürecek herhangi bir davranış sorunu göstermemiştir.
108. Yine yetkili makamların, başvuranların yakınının kendisini öldürme riski bulunduğunu fark etme fırsatı olmamıştır.
109. Mahkeme bu bağlamda, daha önce, bir kişi, diğer askerlerin veya kendisinin hayatını korumak için tedbir alınması gerektiğini gösteren herhangi bir istikrarsızlık belirtisi göstermediğinde, üstlerinin, olayı önlemeleri için daha fazlasını yapmamakla suçlamanın, onlara aşırı bir yük yüklemek anlamına geleceğini belirtmiştir (Nurten Deniz Bülbül/Türkiye, no. 4649/05, § 37, 23 Şubat 2010 ve Uzun/Türkiye (k.k.), no. 38679/07, § 45, 1 Mart 2016).
110. Mahkeme, bu içtihadının mevcut davaya uygulanabilir olduğu kanaatindedir.
111. Sonuç olarak, başvuranların Sözleşme’nin 2. maddesinin esas yönüne dayandırılan şikâyetleri, açıkça dayanaktan yoksundur ve Sözleşme’nin 35. maddesinin 3. fıkrasının a) bendi ve 4. fıkrası uyarınca reddedilmelidir.
Sözleşme’nin 2. Maddesinin Usul Yönü Hakkında112. Başvuranlar, yetkili makamları, yakınlarının ölümü hakkında etkili bir soruşturma yapmamakla suçlamaktadırlar.
113. Mahkeme, Hükümetin bu iddiayı reddettiğini ve yetkili makamlar tarafından yürütülen soruşturmanın, Sözleşme’nin gerekliliklerini tam olarak karşıladığı kanaatinde olduğunu kaydetmektedir.
114. Mahkeme, mevcut davaya benzer davalarda, yaşam hakkının usuli yönden korunmasının, ölümü çevreleyen koşulları ve sorumlulukları belirleme kapasitesine sahip bir bağımsız soruşturma yöntemini içerdiğini hatırlatmaktadır (Çiçek/Türkiye (k.k.), no. 67124/01, 18 Ocak 2005).
115. Sözleşme’nin 2. maddesi anlamında soruşturmanın etkinliği konusundaki ilkeler, Mustafa Tunç ve Fecire Tunç kararında hatırlatılmaktadır (yukarıda anılan karar, §§ 169-182).
116. Soruşturmadan sorumlu kişilerin, olaya karışan veya olaya karışmış olması muhtemel kişilerden bağımsız olması gerekmektedir. Bu durum, sadece hiyerarşik veya kurumsal bağlantıların bulunmamasını değil, aynı zamanda somut bir bağımsızlığını da gerektirir (Anguelova/Bulgaristan, no. 38361/97, § 138, AİHM 2002‑IV).
117. Soruşturmalar kapsamlı, tarafsız ve özenli şekilde yürütülmelidir (McCann ve diğerleri/Birleşik Krallık, 27 Eylül 1995, §§ 161-163, A Serisi no. 324).
118. Makul ivedilik ve özen gerekliliği de bu bağlamda mevcuttur (Hanan/Almanya [BD], no. 4871/16, § 207, 16 Şubat 2021).
119. Ayrıca soruşturma, mağdurun meşru menfaatlerini korumak için gerekli olduğu ölçüde mağdurun ailesi için erişilebilir olmalıdır (Armani Da Silva/Birleşik Krallık [BD], no. 5878/08, § 235, 30 Mart 2016 ve yukarıda anılan Al-Skeini ve diğerleri, § 167).
120. Somut olayda Mahkeme, öncelikle başvuranların yakınının ölümüne yol açan olayın 8 Aralık 2013 tarihinde meydana geldiğini, aynı gün ilk soruşturma tedbirlerinin alındığını ve savcılığın soruşturmaları sonlandırarak, 15 Aralık 2014 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verdiğini gözlemlemektedir. Bu kararın bir kopyası, başvuranlara gönderilmiştir ve başvuranlar, avukatları aracılığıyla bu karara askeri mahkeme önünde itiraz etmişlerdir. Mahkeme, 26 Ocak 2015 tarihinde, başvuranların talebini haklı bulmuş ve savcılığın ek soruşturma yürütmesine karar vermiştir. Mahkeme, 6 Mayıs 2016 tarihinde, ek soruşturmaya ilişkin rapordan haberdar olduktan sonra başvuranların itirazını, soruşturmada herhangi bir eksiklik tespit edilmediği gerekçesiyle reddetmiştir.
121. Mahkeme, bu sürenin ilk bakışta nispeten uzun görünebileceği doğru olsa da, bununla birlikte, söz konusu soruşturmaların gerekli özen gösterilerek yürütülmediği anlamına gelmediği kanaatindedir. Diğer taraftan başvuranlar, ceza soruşturmasında gecikme yaşadığına dair bir şikâyet ileri sürmemektedirler.
122. Mahkeme ardından, yetkili makamların, söz konusu olaylara ilişkin delil unsurlarını toplamak ve korumak için uygun tedbirleri aldıklarını kaydetmektedir.
123. Mahkeme yine, birçok tanığın ifadelerinin alındığını, Cihan Yörük’ün arkadaşlarının ifadelerinin, savcının olayların meydana geldiği dönemde ilgilinin psikolojik durumuna ve söz konusu olayı çevreleyen koşullara ilişkin bilgiler toplamasına imkân verdiğini tespit etmektedir. Ayrıca, yetkili makamların kilit tanıkları sorgulamadıklarının ya da ifadeleri uygun olmayan bir şekilde aldıklarının ileri sürülmesine imkân verecek hiçbir unsur bulunmamaktadır. Mahkeme aslında ifadeler arasında herhangi bir çelişki görmemekte ve kendi içinde uyumlu olduklarını tespit etmektedir.
124. Mahkeme, Cihan Yörük’ün ailesinin ifadelerinin de alındığını gözlemlemektedir.
125. Mahkeme, askerin ölümünün ardından, Cumhuriyet savcısının denetimi altında klasik bir otopsi işlemi gerçekleştirildiğini ve adli makamların talebi üzerine ek bir tıbbi bilirkişi incelemesi gerçekleştirildiğini tespit etmektedir. Söz konusu otopsi ve ek tıbbi bilirkişi incelemesi, yaralanmalara ilişkin bir raporun hazırlanmasının yanı sıra ölüm nedenine ilişkin klinik bulguların nesnel bir analizinin yapılmasına yol açmıştır.
126. Ayrıca Mahkeme, başvuranların yargılamaya etkin şekilde katılabilmeleri için yeterli derecede soruşturmada toplanan bilgilere erişebildikleri kanaatine varmaktadır: başvuranlar, olayın meydana geldiği kışlaya giderek yakınlarının ölüm koşullarını öğrenebilmişlerdir; kendilerine soruşturma dosyası ve soruşturmanın unsurlarının bir özeti ile gerekçelerin açıklamasını içeren 15 Aralık 2014 tarihli kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın tam kopyası verilmiştir ve avukatları aracılığıyla soruşturma dosyasına erişim sağlayabilmişlerdir. Dolayısıyla başvuranlar, dosyanın unsurlarından haberdar olmalarının ardından, avukatlarıyla birlikte kovuşturmaya yer olmadığına dair karara itirazda bulunmuşlardır. Başvuranlar haklarını etkili şekilde kullanabilmişlerdir.
127. Mahkeme soruşturma işlemleri ile soruşturma tedbirlerinin, başvuranların, yakınlarının askerlik hizmeti süresince maruz kaldığını iddia ettikleri kötü muamelelere ilişkin iddialarının, hiçbir dayanağının bulunmadığını tespit etmektedir.
128. Yine Mahkeme, dava dosyasının unsurları bakımından, soruşturma makamlarının olay ve olguları aydınlatma isteği konusunda şüphe duyulmasına imkân veren hiçbir durumun bulunmadığı kanaatindedir. Mahkeme, savcılığın, başvuranlara yapılan açıklamalara dayanarak başvuranlar tarafından önerilen yolu incelememiş olmakla suçlanamayacağı kanaatindedir.
129. Ayrıca Mahkeme, bir yandan, soruşturmada rol oynayan kurumlar ile olaya karışması muhtemel kişiler arasında hiyerarşik, kurumsal veya diğer nitelikte doğrudan bağlantıların bulunmadığı ve diğer taraftan, söz konusu kurumların, soruşturmanın yürütülmesinde herhangi bir bağımsızlık ve tarafsızlığın bulunmadığını göstermeyen somut davranışları dikkate alındığında, soruşturmanın Sözleşme’nin 2. maddesini bakımından yeterince bağımsız yürütüldüğü kanaatindedir.
130. Askeri mahkemenin ve hâkimlerin davranışlarında, ölümle ilgili koşulları aydınlatmama, savcılık tarafından kendilerine sunulan sonuçları pasif bir şekilde kabul etme veya olaya karışması muhtemel kişilere karşı dava başlatılmasını önleme eğiliminde olduklarını gösteren hiçbir unsur bulunmamaktadır.
131. Mahkeme tam aksine, daha önce vurgulandığı gibi (yukarıda 93. paragraf), askeri mahkemenin, savcılık tarafından benimsenen intihar iddiasının güvenilirliğini test etmek amacıyla öncelikle ek soruşturma yapılmasına karar vermiş olması sebebiyle, başvuranların iddialarını dikkate aldığını tespit etmektedir. Mahkeme, başvuranların itirazını, talep edilen ek soruşturmaya ilişkin olarak savcılığın sunduğu rapora dayanarak nihai olarak reddetmiştir.
132. Mahkemeye göre, dosyadan, yetkili makamlar tarafından yürütülen soruşturmada, ölüm nedenini ve olası sorumlulukları belirleme yetisini zayıflatan bir eksiklik bulunduğu sonucu çıkmamaktadır. Askeri mahkemenin gerçeği ortaya çıkarmak için gerekli tüm soruşturma tedbirlerinin alındığı kanaatine varmış olması ve bir şüpheliye karşı dava açılmasına ilişkin yeterli delil bulunmaması koşulları, hiçbir şekilde bağımsızlık eksikliğinin işareti olarak görülemez.
133. Mahkeme ayrıca, yukarıda belirtilenler ışığında, dosyada bulunan unsurlar bakımından, başvuranların yakınının ölümü hakkında yürütülen soruşturmanın yeterli olduğu ve başvuranların, menfaatlerini korumak ve haklarını kullanmak için yeterli derecede davaya müdahil oldukları kanaatine varmaktadır. Diğer bir deyişle, Mahkeme, Sözleşme’nin 2. maddesi anlamında soruşturmanın etkinliğinden şüphe duyulması için hiçbir sebep görmemektedir.
134. Sonuç olarak, başvuranların Sözleşme’nin 2. maddesinin usul yönüne dayandırılan şikâyetleri, açıkça dayanaktan yoksundur ve Sözleşme’nin 35. maddesinin 3. fıkrasının a) bendi ve 4. fıkrası uyarınca reddedilmelidir.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oy birliğiyle,
Başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
İşbu karar, Fransızca dilinde tanzim edilmiş olup, ardından 22 Şubat 2024 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Hasan Bakırcı Arnfinn Bårdsen
Yazı İşleri Müdürü Başkan
EK
Başvuranlar Listesi:
919/20 No.lu Başvuru
No.
Adı SOYADI
Doğum Tarihi
Uyruğu
İkametgah Adresi
1.
Esma GÜLMEZ
1991
Türk
Antalya
2.
Perihan YÖRÜK
1963
Türk
Antalya
3.
Ramazan YÖRÜK
1987
Türk
Antalya
4.
Mustafa YÖRÜK
1959
Türk
Antalya