AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başvuru No. 18206/18
Musa GÜNAY/TÜRKİYE
Başkan
Branko Lubarda,
Hâkimler
Jovan Ilievski,
Diana Sârcu,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Dorothee von Arnim’in katılımıyla, 18 Ekim 2022 tarihinde Komite halinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm),
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan davanın temelinde, Türk vatandaşı ve 1979 doğumlu olan, Şanlıurfa’da tutuklu bulunan ve Mahkeme önünde Şanlıurfa Barosuna bağlı Avukat B. Asoğlu tarafından temsil edilen Musa Günay’ın (“başvuran”), 10 Nisan 2018 tarihinde, İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşme’nin (“Sözleşme”) 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu 18206/18 no.lu başvuruyu dikkate alarak,
Gerçekleştirilen müzakerelerin ardından aşağıdaki kararı vermiştir:
DAVANIN KONUSU
1. Başvuru, başvuranın, yetkili makamlar tarafından 15 Temmuz 2016 darbe girişiminin arkasında olduğu kanaatine varılan FETÖ/PDY isimli örgüte (Türk makamları tarafından “Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması” olarak adlandırılan örgüt) üye olduğu iddiası sebebiyle, 26 Temmuz 2016 tarihinde, Şanlıurfa Emniyet Müdürlüğünde gözaltında tutulduğu sırada kötü muameleye uğradığı iddialarıyla ilgilidir.
2. Anayasa Mahkemesi, 16 Aralık 2020 tarihinde, başvuranın gözaltı işlemine ilişkin fiziki koşullarla ilgili şikâyetlerini, iç hukuk yollarının tüketilmediği gerekçesiyle reddetmiştir. Anayasa Mahkemesi, başvurana gözaltında tutulduğu sırada güvenlik güçleri tarafından kötü muamelede bulunulduğu iddialarını, açıkça dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle reddetmiştir. Bu bağlamda Anayasa Mahkemesi, özellikle -gözaltına alındığı sırada, gözaltı süresince ve sonrasında- başvuran adına düzenlenen dört tıbbi raporda, ilgilinin vücudunda kötü muameleye uğradığına dair herhangi bir sekel veya iz bulunmadığının belirtildiğine hükmetmiştir. Anayasa Mahkemesi, Şanlıurfa Emniyet Müdürlüğünden istenilen video kamera kayıtlarının, yürürlükte olan ulusal mevzuat uyarınca silindiğini, bu görüntüleri izlemenin mümkün olmadığını tespit etmiştir.
3. Başvuran, gözaltı işlemine ilişkin fiziki koşullar ve gözaltında tutulduğu sırada maruz kaldığını ileri sürdüğü kötü muameleler sebebiyle, Sözleşme’nin 3, 5, 6, 7, 9 ve 13. maddelerinin ihlal edildiğini iddia etmektedir.
MAHKEMENİN DEĞERLENDİRMESİ
4. Mahkeme, başvuran tarafından sunulan şikâyetlerin sunulma şekli ve esasını dikkate alarak (Radomilja ve diğerleri/Hırvatistan [BD], no. 37685/10 ve 22768/12, § 126, 20 Mart 2018), bu şikâyetleri sadece Sözleşme’nin 3. maddesi açısından inceleyecektir.
5. Bir kimsenin özgürlüğünden yoksun bırakıldığı sırada kolluk kuvvetlerinin sergilediği davranışların, Sözleşme’nin 3. maddesine uygunluğuyla ilgili genel ilkeler, Bouyid/Belçika kararında ([BD], no. 23380/09, §§ 100 ve 101, AİHM 2015 ve bu kararda yer alan atıflar) özetlenmiştir.
6. Anayasa Mahkemesinin 16 Aralık 2020 tarihli kararında yapmış olduğu tespitler bakımından, Mahkeme, başvuranın Sözleşme’nin 3. maddesine ilişkin iddialarını inceleyerek, Anayasa Mahkemesinin varmış olduğu sonuçları bertaraf etmek için herhangi bir delil unsuru veya hukuki iddia bulunmadığı kanaatindedir.
7. Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi gibi, Mahkeme de, başvuranın gözaltı işlemine ilişkin fiziki koşullarla ilgili şikâyetlerini, iç hukuk yollarının tüketilmediği gerekçesiyle reddetmektedir. Mahkeme, başvuranın gözaltında tutulduğu sırada kötü muameleye maruz kaldığı iddialarının geri kalanını, açıkça dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle reddetmektedir.
8. Sonuç olarak başvuru, Sözleşme’nin 35. maddesinin 4. fıkrası uyarınca reddedilmelidir.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oy birliğiyle,
Başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
İşbu karar, Fransızca dilinde tanzim edilerek, 24 Kasım 2022 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Dorothee von Arnim Branko Lubarda
Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Başkan