İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK KARARI
Başvuru no. 38143/08
Semra GÜNEY / Türkiye
Başkan,
Julia Laffranque,
Hakimler,
Jon Fridrik Kjølbro,
Stéphanie Mourou-Vikström,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı’nın katılımıyla 19 Aralık 2017 tarihinde Komite halinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm), 08 Ağustos 2008 tarihinde yapılan yukarıdaki başvuruyu dikkate alarak, 17 Kasım 2009 tarihli kararı göz önüne alarak, davalı Hükümet tarafından ibraz edilen görüşleri ve bu görüşlere cevaben başvuran tarafından ibraz edilen görüşleri dikkate alarak, gerçekleştirilen müzakerelerin sonucunda aşağıdaki kararı vermiştir.
OLAYLAR
1. Başvuran Semra Güney Türk vatandaşı olup 1962 yılında doğmuştur ve İzmir’de ikamet etmektedir. Başvuran, Mahkeme önünde İzmir Barosuna bağlı Avukat S. Cengiz tarafından temsil edilmiştir.
2. Türk Hükümeti (“Hükümet”), ise kendi yetkilisi tarafından temsil edilmiştir.
A. Davanın Koşulları
3. Dava konusu olaylar, taraflarca ileri sürüldüğü şekliyle aşağıdaki gibi özetlenebilir:
4. İmarbank’ın Bankalar Düzenleme ve Denetleme Kurumu ve Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından devralınmasının ardından 4 Mayıs 2004 tarihinde başvuran Ankara İdare Mahkemesi önünde yargılama başlatmıştır. Ankara İdare Mahkemesi 26 Temmuz 2006 tarihinde, başvuranın iddialarını kısmen kabul etmiştir. Danıştay, 28 Ocak 2008 tarihinde ilk derece mahkemesinin kararını bozmuştur. Danıştay Savcısı temyiz yargılamaları sırasında davanın esasına ilişkin yeni bir önemli konuyu gündeme getirmeden bir kısa cümlelik yazılı mütalaasını yayınlanmış ve mahkemeyi söz konusu kararı onamaya davet etmiştir. Söz konusu mütalaa başvurana bildirilmemiştir.
5. Dava böylece Ankara İdare Mahkemesine sevk edilmiştir. Ankara İdare Mahkemesi, 14 Mayıs 2008 tarihinde başvuranın davasını reddetmiştir.
6. Danıştay, 06 Temmuz 2011 tarihinde, Ankara İdare Mahkemesinin kararını onamıştır. Danıştay Savcısı, bir defa daha temyiz yargılamaları sırasında davanın esasına ilişkin yeni bir önemli konuyu gündeme getirmeden bir kısa cümlelik yazılı mütalaasını yayınlanmış ve mahkemeyi söz konusu kararı onamaya davet etmiştir. Söz konusu mütalaa başvurana bildirilmemiştir.
B. İlgili iç hukuk
7. İlgili iç hukuka ilişkin açıklamalar Turgut/Türkiye, ((k.k.), no. 4860/09, §§ 19-26 26 Mart 2013 ), ve Kılıç ve Diğerleri/Türkiye ((k.k.), no. 33162/10, §§ 10-13, , 3 Aralık 2013 ) kararlarında yer almaktadır.
ŞİKÂYETLER
8. Başvuran, Sözleşme’nin 6. maddesi kapsamında yargılamalarının uzunluğunun aşırı olduğunu iddia etmiştir.
9. Başvuran, Sözleşme’nin 6 § 1 maddesi uyarınca, Danıştay huzurundaki temyiz yargılamaları sırasında Danıştay Savcısının yazılı mütalaasının kendisine iletilmemesinin çekişmeli ve adil yargılanma hakkını ihlal ettiğinden şikâyetçi olmuştur.
HUKUKSAL DEĞERLENDİRME
I. KARARLARIN BİRLEŞTİRİLMESİ
10. Şikayetlerin benzerliği göz önünde bulundurularak, Mahkeme 19 Kasım 2009 tarihinde başvuruları kısmen kabul edilemez ilan etmek ve geriye kalan kısmı Hükümet’e bildirmek üzere Erdem ve Egin Erdem/Türkiye (no. 28431/06), Saygı/Türkiye (no. 55559/07), Karadağ/Türkiye (no. 26427/08), Güney/Türkiye(no. 38143/08) ve Şensoy/Türkiye (no. 58227/08) isimli beş başvurunun birleştirilmesine karar vermiştir. Ancak, Mahkeme başvuruların ayrılması gerektiği görüşündedir. Bu doğrultuda, mevcut başvurunun diğerlerinden ayrılmasına karar vermiştir.
II. SÖZLEŞME’NİN 6. MADDESİ
A. Yargılamaların uzunluğu
11. Başvuran, yargılamaların süresinin, Sözleşme’nin 6 § 1 maddesinde öngörülen “makul süre” gerekliliğine uygun olmadığından şikâyet etmiştir.
12. Hükümet, yargılamaların uzunluğu ve kararların icra edilmemesiyle ilgili başvuruların incelenmesi için 6384 sayılı Kanun uyarınca yeni bir Tazminat Komisyonunun kurulduğunu kaydetmiştir. Hükümet başvuranın Tazminat Komisyonuna başvurmadığı için iç hukuk yollarını tüketmediğini ve bu gerekçenin Turgut ve Diğerleri/Türkiye ((k.k.), no. 4860/09, §§ 19-26, 26 Mart 2013) davasında Mahkeme tarafından tanındığını belirtmiştir.
13. Mahkeme, Hükümet tarafından da ortaya konulduğu üzere, Ümmühan Kaplan/Türkiye (no. 24240/07, 20 Mart 2012) başvurusunda pilot karar usulünün uygulanmasını müteakip Türkiye’de yeni bir iç hukuk yolunun oluşturulduğunu gözlemlemiştir. Daha sonra, Mahkeme, yukarıda anılan Turgut ve Diğerleri davasındaki kararında, başvuranların iç hukuk yollarını, yani bu yeni hukuk yolunu tüketmediği gerekçesiyle, yeni bir başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir. Mahkeme bu kararı verirken özellikle, bu yeni hukuk yolunun muhtemel surette (a priori) erişilebilir olduğunu ve yargılamanın uzunluğuna ilişkin şikâyetler için makul bir tazmin imkânı sunabildiğini değerlendirmiştir.
14. Mahkeme, Ümmühan Kaplan (yukarıda anılan, § 77) davasında vermiş olduğu kararda, daha önce Hükümete bildirilmiş olan bu tür başvuruları, olağan prosedür kapsamında yine de inceleyebileceğini vurguladığını kaydetmektedir.
15. Bununla birlikte Mahkeme, Hükümetin başvuranın 6384 sayılı Kanun’la kurulan yeni iç hukuk yolunu kullanma yükümlülüğüne ilişkin ilk itirazını dikkate alarak, Turgut ve diğerleri (yukarıda anılan) davasında varmış olduğu sonucu yinelemektedir. Bu sebeple Mahkeme, bu şikayetin, Sözleşme’nin 35. maddesinin 1 ve 4. fıkraları uyarınca, iç hukuk yollarının tüketilmediği gerekçesiyle reddedilmesi gerektiği sonucuna varmıştır.
B. Cumhuriyet Başsavcısının yazılı mütalaalarının tebliğ edilmemesi
16. Başvuran, Danıştay huzurundaki temyiz yargılamaları sırasında Cumhuriyet Başsavcısının yazılı mütalaalarının kendisine iletilmemesinin, çekişmeli ve adil yargılanma hakkını ihlal ettiğinden şikayetçi olmuştur. Başvuran bu bağlamda, Sözleşme’nin 6 § 1 maddesine dayanmıştır.
17. Mahkeme aynı sorunu Kılıç ve Diğerleri/Türkiye ((k.k.) no. 33162/10, §§ 19‑23, 3 Aralık 2013) davasında halihazırda incelemiş olduğunu ve başvuranların önemli bir zarara uğramadığına kanaat getirdiğini kaydeder. Buna göre, Mahkeme, Sözleşme’nin 35 § 3 (b) maddesi uyarınca söz konusu şikâyetin kabul edilemez olduğunu beyan etmiştir.
18. Danıştay nezdindeki yargılamalarda Cumhuriyet Başsavcı tarafından sunulan mütalaaların içeriğini dikkate alarak Mahkeme, somut davada yukarıda anılan davasındaki kararında yer alan tespitlerinden ayrılmasını gerektirecek herhangi bir durum görmemektedir.
19. Yukarıda belirtilenler ışığında, bu şikâyet kabul edilemez bulunmuştur ve Sözleşme’nin 35 §§ 3 (b) ve 4. maddesi uyarınca reddedilmelidir.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oybirliğiyle,
Başvurunun geri kalan kısmının kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
İşbu karar, İngilizce olarak tanzim edilmiş olup 18 Ocak 2018 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Hasan BakıcıJulia Laffranque
Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Başkan
Full & Egal Universal Law Academy