AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başvuru No. 58811/18
Abdullah GÜNGEN / TÜRKİYE
Başkan
Arnfinn Bårdsen,
Hâkimler
Egidijus Kūris,
Pauliine Koskelo,
Saadet Yüksel,
Lorraine Schembri Orland,
Frédéric Krenc,
Diana Sârcu,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Dorothee von Arnim’in katılımıyla 10 Ekim 2023 tarihinde Daire halinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm),
22 Kasım 2018 tarihinde yapılan yukarıda belirtilen başvuruyu,
Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokol’ün 3. maddesine ilişkin şikâyetin Türk Hükümetine (“Hükümet”) bildirilmesine ve başvurunun geri kalanının kabul edilemez olduğuna ilişkin kararı,
Davalı Hükümet tarafından sunulan görüşler ve başvuran tarafından cevaben sunulan görüşleri dikkate alarak gerçekleştirilen müzakerelerin ardından aşağıdaki kararı vermiştir:
GİRİŞ
1. Başvuru, başvuranın 24 Haziran 2018 milletvekili seçimlerinde Şırnak seçim bölgesinde Halkların Demokratik Partisi listesinden yaptığı adaylık başvurusunun reddedilmesiyle ilgilidir. Başvuran, talebini desteklemek amacıyla Yüksek Seçim Kuruluna, cezai mahkûmiyetinin bir sonucu olarak hak yoksunluğunun sona erdiğinin tespit edildiği bir mahkeme kararı sunmuştur. Başvuran, 24 Haziran 2018 tarihli milletvekili seçimlerinde aday olma hakkından haksız yere mahrum bırakıldığını iddia etmektedir. Başvuran, Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokol’ün 3. maddesinin ihlal edildiğini iddia etmektedir.
Olay ve olgular
2. Başvuran Abdullah Güngen, 1974 doğumlu bir Türk vatandaşıdır ve Şırnak’ta ikamet etmektedir. Başvuran Mahkeme önünde İstanbul Barosuna bağlı avukatları R.Demir ve B.Molu tarafından temsil edilmiştir. Türk Hükümeti (“Hükümet”), Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Dairesi Başkanı Hacı Ali Açıkgül tarafından temsil edilmiştir.
Başvuranın mahkûmiyeti3. Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi, 28 Mart 2013 tarihli bir kararla, Ceza Kanunu’nun 314. maddesinin 2. fıkrası uyarınca başvuranı, terör örgütüne yardım etme ve üye olma suçundan yedi yıl altı ay hapis cezasına mahkûm etmiştir.
4. Yargıtay, 27 Mart 2014 tarihli bir kararla, başvuranın mahkûmiyetini onamıştır.
5. Başvuranın cezası, 13 Eylül 2017 tarihinde tamamen infaz edilmiştir.
24 Haziran 2018 tarihli milletvekili genel seçimlerine ilişkin seçim takvimi6. Türkiye Büyük Millet Meclisi, 20 Nisan 2018 tarihinde, milletvekili seçimlerinin 24 Haziran 2018 tarihinde yapılmasına karar vermiştir.
7. 26 Nisan 2018 tarihinde, Yüksek Seçim Kurulu (“YSK”) 24 Haziran 2018 tarihinde yapılacak olan milletvekili genel seçimleri için izlenecek takvimi belirlemiştir.
8. YSK, 27 Nisan 2018 tarihinde, Anayasa’nın 76/2 maddesi ile 2839 sayılı Milletvekili Seçimi Kanunu’nun 11. maddesinin e) ve f) maddelerine dayanarak, milletvekili genel seçimlerine katılmak isteyen adayların yerine getirmesi gereken koşulları belirlemiştir. YSK, özellikle, hapis cezasına mahkûm edilmiş adayların, memnu haklarının iade edildiğini teyit eden bir mahkeme kararı sunmalarını şart koşmuştur. Bu karar, YSK’nın internet sitesinde yayınlanmış ve kararın bir nüshası özellikle Radyo Televizyon Üst Kuruluna ve 24 Haziran 2018 milletvekili genel seçimlerinde aday sunabileceği tespit edilen siyasi partilerin genel başkanlarına gönderilmiştir.
Başvuranın 24 Haziran 2018 milletvekili genel seçimlerindeki adaylığı Başvuranın adaylığının HDP tarafından sunulması9. Belirtilmeyen bir tarihte, Halkların Demokratik Partisi (HDP), 24 Haziran 2018 tarihli milletvekili genel seçimleri için başvuranın Şırnak seçim bölgesinden adaylığını YSK’ya sunmuştur.
10. Başvuran, 8 Mayıs 2018 tarihinde, hapis cezasına mahkûm edilmesinin ardından hak yoksunluğuna maruz kaldığını hatırlatarak kamudaki iş veya benzeri imkânlardan yararlanabilmek ve böylece hayatında yeni bir sayfa açabilmek için memnu haklarının iade edilmesi talebiyle Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesine başvurmuştur.
11. Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi, Türk Ceza Kanunu’nun 53. maddesinin 2. fıkrasına dayanarak, 14 Mayıs 2018 tarihli bir kararla başvuranın hak yoksunluğunun, başvuran hakkında verilen cezanın infaz edildiği tarihte sona erdiğini, cezasını tamamen çektiğini ve dolayısıyla 28 Mart 2013 tarihli cezai mahkûmiyetinin ardından mahrum bırakıldığı vatandaşlık haklarını geri kazandığını tespit etmiştir. Sonuç olarak Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi, Ceza Kanunu’nun 53. maddesi uyarınca, başvuranın hak yoksunluğunun, kendisine verilen hapis cezasının tamamen çekilmesiyle kendiliğinden ortadan kalktığına karar vermiştir.
2. Başvuranın adaylığının YSK tarafından reddedilmesi
12. YSK, 22 Mayıs 2018 tarihli bir kararla, başvuranın başvurusunda memnu haklarının iade edildiğinin tespit edildiği bir mahkeme kararı bulunmadığı gerekçesiyle başvuranın 24 Haziran 2018 milletvekili seçimlerindeki adaylığını reddetmiştir. YSK, başvuranın eksik belgeyi sunması için 25 Mayıs 2018 tarihi saat 17.00’ye kadar süresi olduğunu belirtmiştir. YSK, kararının bir kopyasını HDP’ye göndermiştir.
13. Başvuran 23 Mayıs 2018 tarihinde, Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi tarafından verilen kararı YSK’ya sunmuştur.
14. YSK, 23 Mayıs 2018 tarihli bir kararla, ilk olarak, yeni Ceza Kanunu’nun yürürlüğe girmesiyle birlikte bu Kanun’un 53. maddesinde, hükümlü kişilerin hak yoksunluklarının, verilen cezanın infaz edildiği tarihte sona ereceğinin öngörüldüğünü hatırlatmıştır. Ceza Kanunda, ömür boyu sürecek bir hak yoksunluğu öngörülmemektedir. YSK, Ceza Kanununda hak yoksunluklarının tatbikinin sınırsız bir süre için olacağı öngörülmese de, Anayasa’nın 76. maddesinin 2. fıkrasında ve 2839 sayılı Milletvekili Seçimi Kanunu’nun 11. maddesinde, ilgili kişiler aftan yararlanmış olsalar dahi, belirli suçlar için hak yoksunluklarının sınırsız olacağının düzenlendiğini hatırlatmıştır. Sonuç olarak, Ceza Kanunu’nun 53. maddesi kapsamına girmeyen bir suçtan hüküm giymiş kişilerin, seçilme hakkı da dâhil olmak üzere belli haklarını kullanmalarını olanaksız kılan bir durum ortaya çıkmıştır. Bu nedenle yasa koyucu, hüküm giymiş kişilerin vatandaşlık haklarına Ceza Kanunu’nda öngörülen kısıtlamalar dışında diğer yasal hükümlerce getirilen kısıtlamaların kaldırılabilmesi ve söz konusu haklarının ilgililere iade edilebilmesi için yasal düzenleme yapılmasını gerekli görmüştür. Ayrıca yasa koyucu, 5352 sayılı Kanun’un “Yasaklanmış hakların geri verilmesi” başlıklı 13/A maddesini değiştirerek, ilgili kişilerin yasaklanmış haklarının iade edilmesi için bir düzenleme getirmiştir. Nitekim, Kanun metninden ve gerekçesinden ilgili kişinin, mahkumiyetinin dayandığı yasal metne bakılmaksızın (yani eski veya yeni Ceza Kanunu veya başka bir özel kanun), hak yoksunluğunun Ceza Kanunu dışında bir yasal metnin uygulanmasından kaynaklanıyorsa, süre ve gerekli diğer kriterlerle ilgili koşulların yerine getirilmesi koşuluyla, yasaklanmış haklarının geri verildiği tespit edilen bir karar elde etmenin mümkün olduğu anlaşılmaktadır.
15. Özetle, YSK, Anayasa’nın 76. maddesinin 2. fıkrası ve 2839 sayılı Milletvekili Seçimi Kanunu’nun 11. maddesi uyarınca milletvekili seçimlerinde aday olma hakkını kaybeden kişilerin, bu haklarını yalnızca ve sadece 5352 sayılı Kanun’un 13/A maddesi uyarınca talepleri üzerine verilen ve yasaklanmış haklarının geri verildiğini teyit eden bir mahkeme kararı sunmaları halinde geri alabileceklerine kanaat getirmiştir.
16. YSK, 23 Mayıs 2018 tarihli kararında da başvuranın durumunu bu hususlar ışığında incelemiştir. YSK, gerekçesinde şunları belirtmiştir:
- Şırnak seçim bölgesinde HDP’nin birinci sıra adayı olan başvuran, Ceza Kanunu’nun 314. maddesinin 2. fıkrası uyarınca yedi yıl altı ay hapis cezasına mahkûm edilmiştir. Ceza 13 Eylül 2017 tarihinde infaz edilmiştir;
- Başvuranın talebi üzerine, 14 Mayıs 2018 tarihinde, Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi, Ceza Kanunu’nun 53. maddesi uyarınca ceza infaz edilmediği sürece hak yoksunluğunun devam edeceğini hatırlattıktan sonra, başvuranın cezasını çektiğine ve dolayısıyla hak yoksunluğunun kendiliğinden ortadan kalktığına kanaat getirmiştir;
- Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi tarafından bu şekilde verilen karar, 5352 sayılı Kanun’un 13/A maddesi anlamında başvurana yasaklanmış haklarının geri verildiğine ilişkin bir karar değildi. Ceza Kanunu’nun 53. maddesinden hak yoksunluğunun cezanın infazı tamamlanıncaya kadar devam edeceği açok olduğundan, YSK’ya göre, mahkemece bu durumun teyit edildiği bir karar verilmesine gerek yoktu. Dolayısıyla başvuran, yasaklanmış haklarının geri verildiğinin teyit edildiği bir mahkeme kararı ibraz edemediği sürece, milletvekili seçimlerinde HDP listesinden aday olamazdı.
17. YSK, ilgili kişinin seçilmesinin önündeki engellerin kalktığını teyit eden bir mahkeme kararı sunamadığı için milletvekili seçimlerinde aday olamayacağına karar vermiştir.
18. Sonuç olarak, YSK oybirliğiyle şu kararı almıştır:
- 2839 sayılı Milletvekili Seçimi Kanunu’nun 11. maddesi uyarınca, eski ceza kanununun yürürlükte olduğu dönemde işlediği bir suçtan dolayı milletvekili seçilme yeterliliğinden yoksun bırakılmış olan herhangi bir kişi ve yeni Ceza Kanunu’nun yürürlüğe girmesinden sonra suç işleyen herhangi bir kişi, 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu’nun 13/A maddesi uyarınca yasaklanmış haklarının geri verildiğini teyit eden bir karar almaları koşuluyla milletvekili seçilebileceğine;
- Ceza Kanunu’nun 53. maddesi uyarınca verilen ve başvuranın hak yoksunluğunun bulunmadığının tespitine hükmedilen kararın, 2839 sayılı Milletvekili Seçimi Kanunu’nun 11. maddesi anlamında başvuranın milletvekili seçilme hakkını geri kazandığını belgeleyecek nitelikte bir karar teşkil etmediğine;
- Şırnak seçim bölgesinde HDP’nin birinci sıra adayı olan Abdullah Güngen tarafından sunulan kararın, 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu’nun 13/A maddesi uyarınca verilmiş bir karar teşkil etmediğine ve bu nedenle başvuranın milletvekilliği adaylığı için önündeki engelin kalkmadığına;
- Bu kararın bir örneğinin HDP temsilcisine tebliğ edilmesine;
- Bu kararın bir kopyasının YSK’nın internet sitesinde yayınlanmasına karar verilmiştir.
19. YSK’nın kararı, başvuranın karardan haberdar olduğu tarih olan 23 Mayıs 2018’de internet sitesinde yayınlanmıştır.
İLGİLİ İÇ HUKUKİ ÇERÇEVE VE UYGULAMASI
20. Vatandaşların milletvekili genel seçimlerinde aday olma hakkına ilişkin iç hukukun ilgili hükümleri Dicle ve Sadak/Türkiye kararında (no. 48621/07, §§ 27-31 ve § 37, 16 Haziran 2015) ve Dicle/Türkiye (no. 3) kararında (no. 53915/11, §§ 52-68, 8 Şubat 2022) açıklanmıştır.
A. Seçilme yeterliliğine ilişkin Anayasa hükümleri
21. Anayasa’nın 76. maddesinin 2. fıkrası aşağıdaki gibidir:
“En az ilkokul mezunu olmayanlar, kısıtlılar, yükümlü olduğu askerlik hizmetini yapmamış olanlar, kamu hizmetinden yasaklılar, taksirli suçlar hariç toplam bir yıl veya daha fazla hapis ile ağır hapis cezasına hüküm giymiş olanlar; zimmet, ihtilâs, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı suçlarla, kaçakçılık, resmî ihale ve alım satımlara fesat karıştırma, Devlet sırlarını açığa vurma, terör eylemlerine katılma ve bu gibi eylemleri tahrik ve teşvik suçlarından biriyle hüküm giymiş olanlar, affa uğramış olsalar bile milletvekili seçilemezler.”
22. Anayasa’nın 79. maddesinin somut olayla ilgili kısımları aşağıdaki gibidir:
“(...)
2. Seçimlerin başlamasından bitimine kadar, seçimin düzen içinde yönetimi ve dürüstlüğü ile ilgili bütün işlemleri yapma ve yaptırma, seçim süresince ve seçimden sonra seçim konularıyla ilgili bütün yolsuzlukları, şikâyet ve itirazları inceleme ve kesin karara bağlama ve Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin seçim tutanaklarını ve Cumhurbaşkanlığı seçimi tutanaklarını kabul etme görevi Yüksek Seçim Kurulunundur. Yüksek Seçim Kurulunun kararları aleyhine başka bir mercie başvurulamaz.
(...)”
23. 26 Eylül 2004 tarihli ve 5237 sayılı Kanun ile getirilen “Belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma” başlıklı Türk Ceza Kanunu’nun 53. maddesi aşağıdaki gibidir:
“(1) Kişi, kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkûmiyetin kanuni sonucu olarak; (...)
b) Seçme ve seçilme ehliyetinden ve diğer siyasî hakları kullanmaktan, (...) yoksun bırakılır.
(2) Kişi, işlemiş bulunduğu suç dolayısıyla mahkûm olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar bu hakları kullanamaz.
(...)”
24. Ceza Kanunu’nun 314. maddesinin 1 ve 2. fıkralarının ilgili kısmı aşağıdaki gibidir:
“ (1) Bu kısmın dördüncü ve beşinci bölümlerinde yer alan [Devletin güvenliğine karşı veya anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı] suçları işlemek amacıyla, silahlı örgüt kuran veya yöneten kişi, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(...)
(2) Birinci fıkrada tanımlanan örgüte üye olanlara, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası verilir."
B. 2839 sayılı Milletvekili Seçimi Kanunu
1. 2839 sayılı Milletvekili Seçimi Kanunu’nun 11. maddesinde seçilme yeterliliği ve milletvekilliğine seçilemeyecek olanlar aşağıdaki şekilde sıralanmaktadır:
Milletvekili seçilemeyecek olanlar
“Aşağıda yazılı olanlar milletvekili seçilemezler:
(...)
d) Kamu hizmetinden yasaklılar,
e) Taksirli suçlar hariç, toplam bir yıl veya daha fazla hapis veya süresi ne olursa olsun ağır hapis cezasına hüküm giymiş olanlar,
f) Affa uğramış olsalar bile;
(...)
2. Türk Ceza Kanununun İkinci Kitabının, birinci babında yazılı suçlardan veya bu suçların işlenmesini aleni olarak tahrik etme suçundan mahkûm olanlar,
3. Terör eylemlerinden mahkûm olanlar,
(...)”
C. 298 Sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun
26. Yüksek Seçim Kurulunun işlem ve tedbirlerine karşı şikâyetlerin öngörüldüğü 298 sayılı Kanun’un 131. maddesinin 2. fıkrasının ilgili kısmı aşağıdaki gibidir:
“(...) Bu şikâyetler üzerine. Yüksek Seçim Kurulunca derhal ve kesin olarak karar verilir.”
25 Mayıs 2005 tarih ve 5352 sayılı Adlî Sicil Kanunu27. 6 Aralık 2006 tarihinde değiştirilen 25 Mayıs 2005 tarihli ve 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu’nun (1 Haziran 2005 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan) “Yasaklanmış hakların geri verilmesi” başlıklı 13/A maddesinde, kaybedilen hakların geri alınabileceği durumlar sıralanmakta ve bu maddenin ilgili bölümü aşağıdaki gibidir:
“(1) 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu dışındaki kanunların belli bir suçtan dolayı veya belli bir cezaya mahkûmiyete bağladığı hak yoksunluklarının giderilebilmesi için, yasaklanmış hakların geri verilmesi yoluna gidilebilir. Bunun için; Türk Ceza Kanununun 53’üncü maddesinin beşinci ve altıncı fıkraları saklı kalmak kaydıyla,
a) Mahkûm olunan cezanın infazının tamamlandığı tarihten itibaren üç yıllık bir sürenin geçmiş olması,
b) Kişinin bu süre zarfında yeni bir suç işlememiş olması ve hayatını iyi halli olarak sürdürdüğü hususunda mahkemede bir kanaat oluşması, gerekir.
(...)
(3) Yasaklanmış hakların geri verilmesi için, hükümlünün veya vekilinin talebi üzerine, hükmü veren mahkemenin veya hükümlünün ikametgâhının bulunduğu yerdeki aynı derecedeki mahkemenin karar vermesi gerekir.”
5352 sayılı Kanun’un 13/A maddesinin Türkçe orijinal hali şu şekildedir:
“Yasaklanmış hakların geri verilmesi
Madde 13/A – (Ek: 6/12/2006-5560/38 md.)
(1) 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu dışındaki kanunların belli bir suçtan dolayı veya belli bir cezaya mahkûmiyete bağladığı hak yoksunluklarının giderilebilmesi için, yasaklanmış hakların geri verilmesi yoluna gidilebilir. Bunun için; Türk Ceza Kanunu’nun 53’üncü maddesinin beşinci ve altıncı fıkraları saklı kalmak kaydıyla,
a) Mahkûm olunan cezanın infazının tamamlandığı tarihten itibaren üç yıllık bir sürenin geçmiş olması,
b) Kişinin bu süre zarfında yeni bir suç işlememiş olması ve hayatını iyi halli olarak sürdürdüğü hususunda mahkemede bir kanaat oluşması, gerekir.
(...)
(3) Yasaklanmış hakların geri verilmesi için, hükümlünün veya vekilinin talebi üzerine, hükmü veren mahkemenin veya hükümlünün ikametgâhının bulunduğu yerdeki aynı derecedeki mahkemenin karar vermesi gerekir.”
Yüksek Seçim Kurulunun (“YSK”) içtihadı28. YSK, 21 Nisan 2011 tarihli ve 463 sayılı kararında, 12 Haziran 2011 tarihli milletvekili genel seçimlerinde bağımsız adaylık başvurusunu reddeden YSK kararına karşı L.Z.’nin yaptığı itiraz hakkında karar vermiştir. L.Z. itirazını desteklemek amacıyla Ankara Ağır Ceza Mahkemesinin 20 Nisan 2011 tarihli kararını sunmuştur. YSK, aynı gün verdiği 458 sayılı kararında, 12 Haziran 2011 milletvekili genel seçimlerinde bağımsız adaylık başvurusunu reddeden YSK tarafından verilen 19 Nisan 2011 tarihli karara itiraz eden E.K. tarafından yapılan itirazı karara bağlamıştır. E.K. itirazını desteklemek için Üsküdar (İstanbul) Ağır Ceza Mahkemesinin 18 Nisan 2011 tarihli kararını sunmuştur.
29. Bu iki kararın gerekçelerinde YSK, Anayasa’nın 76/2 maddesi ve 2839 sayılı Milletvekili Seçimi Kanunu’nun 11. maddesi uyarınca hakların kaybedilmesi halinde, 5352 sayılı Kanun’un 13/A maddesi uyarınca talep üzerine hakların iade edilebileceği hatırlatmıştır.
30. E.K. ile ilgili olarak, YSK, sunulan mahkeme kararının “yasaklanmış hakların geri verilmesi hakkında olduğunu ve L.Z. ile ilgili olarak “yasaklanmış hakların bulunmadığının tespitine” ilişkin sunulan mahkeme kararının, niteliği gereği “yasaklanmış hakların geri verilmesine” ilişkin bir karar olduğunu kaydetmiştir.
Anayasa Mahkemesi önündeki bireysel başvuru31. 30 Mart 2011 tarihli ve 6216 sayılı Kanun’la Anayasa Mahkemesinin statüsü ve görevlerini düzenleyen kurallarda değişiklik yapılmıştır. Bu Kanun’un 45. maddesiyle, Anayasa Mahkemesi önünde 23 Eylül 2012 tarihinde yürürlüğe giren bireysel başvuru yolu oluşturulmuş ve bu tarih itibarıyla başvuranların, bu Kanun’a göre, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvurmadan önce söz konusu hukuk yolunu kullanmış olmaları gerekmektedir. Bunun yanı sıra, herkes, Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile güvence altına alınan temel hak ve özgürlükleri ileri sürerek 23 Eylül 2012 tarihinden sonra kesinleşmiş kararlara karşı bu tür bir başvuruda bulunabilir.
32. Mevcut davada 6216 sayılı Kanun’un bireysel başvuru yoluna ilişkin ilgili kısımları aşağıdaki gibidir:
Bireysel başvuru hakkı
Madde 45
MADDE 45- (1) Herkes, Anayasa’da güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna ek Türkiye’nin taraf olduğu Protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir.
(2) İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir.
(3) Yasama işlemleri ile düzenleyici idari işlemler aleyhine doğrudan bireysel başvuru yapılamayacağı gibi Anayasa Mahkemesi kararları ile Anayasanın yargı denetimi dışında bıraktığı işlemler de bireysel başvurunun konusu olamaz.
İlgili uluslararası HUKUK
33. Venedik Komisyonu, 52. genel kurul toplantısında (Venedik, 18-19 Ekim 2002), seçimle ilgili konularda iyi uygulama kurallarına ilişkin açıklayıcı raporu kabul etmiş ve bu raporun ilgili bölümleri aşağıdaki gibidir:
“1. Genel oy hakkı
1.1 Kurallar ve istisnalar
6. Genel oy hakkı hem aktif yurttaşlık kapasitesini (oy kullanma hakkı) hem de pasif yurttaşlık kapasitesini (seçilme hakkı) kapsamaktadır. Seçme ve seçilme hakkı, aşağıda sıralanan belirli sayıda koşula tabi tutulabilir. En yaygın koşullar yaş ve uyruktur.
(...)
d. Son olarak, siyasi hakları kapsam dışı bırakan bazı hükümler getirilebilir. Bununla birlikte, temel hakların kısıtlanmasına ilişkin olağan koşulları ve daha spesifik olarak aşağıdaki koşulları karşılaması gerekir:
- kanunla öngörülmüş olmalı;
- orantılılık ilkesine saygı göstermeli;
- akıl sağlığıyla ilgili nedenler veya ağır suçlardan mahkûmiyetle ilgili bir yasakla gerekçelendirilmelidir.
Buna ek olarak, siyasi haklardan mahrum bırakılma kararı, bir mahkeme tarafından bu konuya özgü bir kararla verilmelidir.
Seçilme hakkından mahrum bırakılma, oy kullanma hakkından mahrum bırakılmaya kıyasla daha hafif koşullara tabi olabilir, zira söz konusu olan bir kamu görevinin ifasıdır ve bu görevdeki faaliyetleri öncelikli bir kamu menfaatine aykırı olacak kişilerin seçilme hakkından mahrum bırakılması meşru görülebilir.”
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
İlk görüşler34. Başvuru, Yüksek Seçim Kurulunun (“YSK”) başvuranın, 24 Haziran 2018 milletvekili genel seçimlerinde yaptığı adaylık başvurusunu, ilgilinin cezai mahkûmiyeti nedeniyle yasaklanmış haklarının iade edildiğini kanıtlayan bir mahkeme kararı sunmadığı gerekçesiyle reddetmesiyle ilgilidir.
Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokol’ün 3. maddesinin ihlal edildiği iddiası hakkında2. Başvuran, 24 Haziran 2018 tarihli milletvekili genel seçimlerinde aday olma hakkından haksız bir şekilde mahrum bırakıldığını iddia etmektedir. Başvuran, Sözleşme’ye Ek1 No.lu Protokol’ün 3. maddesini ileri sürmektedir, bu hüküm aşağıdaki gibidir:
“Yüksek Sözleşmeci Taraflar, yasama organının seçilmesinde halkın kanaatlerinin özgürce açıklanmasını sağlayacak şartlar içinde, makul aralıklarla, gizli oyla serbest seçimler yapmayı taahhüt ederler. ”
Kabul Edilebilirlik Hakkında36. Hükümet, altı aylık süre sınırına uyulmaması bağlamında kabul edilemezlik itirazında bulunmaktadır. Hükümet 5 Aralık 2018 tarihinde başvuru formunda basılan kaşeye atıfta bulunarak, başvuranın başvurusunu YSK’nın 23 Mayıs 2018 tarihli kararından altı aydan daha uzun bir süre sonra yaptığını belirtmektedir.
37. Başvuran, Hükümetin itirazını kabul etmemektedir. Başvuran, başvurusunu 22 Kasım 2018 tarihinde posta yoluyla yaptığını ileri sürmektedir.
38. Hükümet, iç hukuk yollarının tüketilmediğine dair kabul edilemezlik itirazı ileri sürmektedir. Hükümet, başvuranın, Anayasa Mahkemesine başvuruda bulunması gerektiğini belirtmektedir.
39. Başvuran, Hükümetin itirazına karşı çıkmaktadır. Anayasanın 79. maddesinde, YSK’nın kararlarına karşı, Anayasa Mahkemesi de dâhil olmak üzere başka herhangi bir ulusal makam nezdinde itiraz edilemeyeceğinin öngörüldüğünü hatırlatmaktadır.
40. Mahkeme, Hükümet tarafından ileri sürülen kabul edilemezlik itirazlarını incelemeyi gerekli görmemektedir. Başvuru, her halükarda, aşağıda belirtilen gerekçelerle açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez niteliktedir (bk. diğer birçok karar arasında, Ayaz/Türkiye (k.k.), no. 16959/10, § 20, 8 Eylül 2020 ve Şahin (Keleş)/Türkiye (k.k.), no. 58125/09, § 32, 16 Mart 2021).
2. Esas Hakkında
a) Tarafların İddiaları
Başvuran41. Başvuran, Hükümetin yasaların, öngörülebilir ve açık olduğuna dair iddialarına itiraz etmektedir. YSK tarafından 21 Nisan 2011 tarihinde verilen 463 ve 458 sayılı iki karara atıfta bulunan başvuran, YSK’nın milletvekili genel seçimlerinde aday olan kişilerin memnu haklarının iadesine ilişkin yerleşik ve tutarlı bir içtihadı bulunmadığını ileri sürmektedir. Başvuran, YSK tarafından uygulanan kanunun ne erişilebilir ne de öngörülebilir olduğunu ileri sürmektedir. Başvuran, Hükümetin Ceza Kanunu’nun 53. maddesi, 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu’nun 13/A maddesi ve 2839 sayılı Milletvekili Seçimi Kanunu’nun 11. maddesine dair yorumuna itiraz etmektedir. Başvuran, 53. maddede, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyesi olma hakkından mahrumiyetin, cezanın infaz edilmesiyle birlikte sona ereceğinin belirtildiğini ifade etmektedir. Başvuran 5352 sayılı Kanun’un 13/A maddesi ile ilgili olarak, söz konusu maddede milletvekili genel seçimlerine atıfta bulunulmadığını ve bu seçimlere katılmasının yasaklamadığını ileri sürmektedir. Başvuran söz konusu maddede belirli yasakların kaldırılmasına ilişkin bir prosedür öngörüldüğünü belirtmektedir. Başvuran, 5352 Sayılı Kanun’un 13/A maddesinin kendi durumuna uygulanmak üzere yeterince öngörülebilir olup olmadığı konusunda Hükümet ile anlaşmazlığa düştüğünü kendisi de kabul etmektedir.
42. Başvuran, milletvekili genel seçimlerinde aday olabilmek için yerine getirilmesi gereken koşullara ilişkin olarak YSK’nın talebi üzerine Yüksek Seçim Kurulunun internet sitesinde yayınlandığı iddia edilen bilgilere erişemediğini belirtmektedir. 5352 sayılı Kanun’un 13/A maddesine göre, bir kişinin bundan böyle hak yoksunluğunun bulunmadığının tespit etme yetkisi YSK’ya değil ceza mahkemelerine aittir. Başvuran, YSK’nın, artık hak yoksunluğunun bulunmadığına dair Ağır Ceza Mahkemesinin Ceza Kanunu’nun 53. maddesine ilişkin yorumunu kabul etmemesinden üzüntü duymaktadır. Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesinin kendisiyle ilgili kararını kabul etmeyen YSK, ilgilinin milletvekili seçimlerinde aday olabilmesi için mevcut tüm iç hukuk yollarını kapatmıştır.
43. Ayrıca başvuran, 5352 sayılı Kanun’un 13/A maddesi uyarınca, milletvekili genel seçimlerinde aday olabilmesi için cezasını çektikten sonra üç yıl kadar beklemesi gerektiğini belirtmektedir. Ancak, bu süre henüz dolmadığından, bir yargı kararı alması mümkün olmamıştır Başvuran, her halükarda, Ceza Kanunu’nun 53. maddesi uyarınca, kendisine verilen cezanın tamamlanmasıyla birlikte kendisine uygulanan kısıtlamaların kaldırıldığını belirten ve yetkili bir mahkeme tarafından verilen bir kararı, yani Ağır Ceza Mahkemesinin kararını YSK’ya sunmuş olduğu kanaatindedir. Başvuran, başvurusunu desteklemek için sunduğu kararın YSK tarafından onaylanmamış olmasından üzüntü duymakta ve bu bağlamda Hükümetin, başvurusunu sunmak için eksik belgelerin tamamlanmasını sağlayacak bir yargılama usulü olduğu yönündeki iddiasına itiraz etmektedir. Başvuran, Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 14 Mayıs 2018 tarihinde verilen kararı onaylamayı reddeden YSK’nın, 22 Mayıs 2018 tarihli kararda tespit edilen eksiklikleri tamamlamasına imkân tanımadığını ifade etmektedir. Başvuran, 298 sayılı Kanun’un 131. maddesi hükümlerine ilişkin Hükümetin yorumuna katılmamaktadır.
ii. Hükümet
44. Hükümet, yeni Ceza Kanunu’nun 53. maddesiyle birlikte eski Ceza Kanunu’nda öngörülen yasaklanmış hakların geri verilmesi mekanizmasının yürürlükten kaldırdığını hatırlatmaktadır. Söz konusu maddede, artık, mahkûm edilen kişiye verilen cezanın tamamının infaz edilmesiyle birlikte hak yoksunluğunun sona ereceği öngörülmektedir. Hükümet, bir yıldan fazla hapis cezasına mahkûm edilen başvuranın, hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar milletvekili genel seçimlerine katılamayacağını ileri sürmektedir. Hükümet, bu bağlamda, Anayasa’nın 76/2 maddesinin ve 2839 sayılı Kanun’un 11. maddesinin, başvuranın bir yıldan fazla hapis cezasına çarptırılmış olması ve terör eylemlerine karışmaktan mahkûm edilmiş olması nedeniyle milletvekili seçimlerine katılmasına engel olduğunu belirtmektedir. Hükümet bir kişinin belirli meslekleri icra edemediği ve milletvekili seçimlerinde aday olma hakkından süresiz olarak mahrum bırakıldığı durumu düzeltmek için, 5352 sayılı Kanun’un 13/A maddesinin kabul edilmesiyle yasama organı tarafından memnu hakların iadesi için bir mekanizma getirildiğini ifade etmektedir. Hükümete göre, başvuran, bu madde uyarınca, memnu haklarının iadesini teyit eden bir yargı kararı için yetkili mahkemeye başvurmuş olması koşuluyla, milletvekili genel seçimlerinde aday olabilirdi.
45. Hükümet, 5352 sayılı Kanun’un 13/A maddesinde milletvekili genel seçimlerine katılabilmek için iki koşul öngörüldüğünü belirtmektedir: 1) ilgili kişi hakkında verilen cezanın infazının tamamlandığı tarihten itibaren üç yıllık bir sürenin geçmiş olması; 2) ilgili kişinin bu süre zarfında yeni bir suç işlememiş olması ve bu süre zarfında hayatını iyi halli olarak sürdürdüğüne dair bir karar almış olması gerekmektedir. Hükümete göre YSK, bir adayın milletvekili seçilebilmesi için gerekli koşulları yerine getirip getirmediğini denetlemekte ve ayrıca 5352 sayılı Kanun’un 13/A maddesinde belirtilen iki koşulun yerine getirilip getirilmediğini belirlemek için bu yöndeki bir mahkeme kararını incelemektedir. Hükümet, başvuranın 5352 sayılı Kanun’un 13/A maddesine dayanarak başvuranın memnu haklarının iade edildiğini teyit eden bir karar için yetkili mahkemeye başvurmadığı görüşünü yinelemektedir. Bu koşullar 2007, 2011, 2015 ve 2018 seçimlerinde değişmemiştir. Buna ek olarak, Hükümet, 23 Şubat 2015 tarihinde YSK’nın talebi üzerine, bu koşulların 26 Şubat 2015 tarihinde Yüksek Seçim Kurulunun internet adresinde yayınlandığını belirtmektedir.
46. Hükümet, Ceza Kanunu’nun 53. maddesi, 2839 sayılı Kanun’un 11. maddesinin (e) bendi ve 5352 sayılı Kanunun 13/A maddesi uyarınca, YSK tarafından verilen kararın yeterince açık olduğunu ve Sözleşme’ye Ek1 No.lu Protokol’ün 3. maddesi anlamında öngörülebilir bir yasal dayanağa sahip olduğunu ileri sürmektedir. Böylece, herhangi bir kişi 5352 sayılı Kanun’un 13/A maddesi ile uygulamaya konulan yasaklanmış hakların geri verilmesi mekanizmasını kullandıktan sonra milletvekili genel seçimlerinde aday olabilecektir. Bu mekanizma 2007, 2011 ve 2015 tarihli milletvekili genel seçimlerinde YSK tarafından uygulanmıştır. Hükümet, iddiasını desteklemek için, YSK tarafından 21 Nisan 2011 tarihinde verilen ve iki kişinin adaylıklarının, memnu haklarının iade edildiğini gösteren bir mahkeme kararının sunulmasının ardından kabul edildiği 463 ve 458 sayılı kararlara atıfta bulunmaktadır (bk. yukarıdaki 28. paragraf).
47. Hükümet, başvuranın durumuyla ilgili olarak, başvuranın ikinci koşulu yerine getirmiş, yani bu üç yıllık süre zarfında yeni bir suç işlememiş olsa da, cezasının infazının tamamlanmasından itibaren üç yıllık sürenin, 24 Haziran 2018 milletvekili seçimlerinde adaylığını sunmak için son gün olan 21 Mayıs 2018 tarihinde dolmadığı ve YSK’nın 23 Mayıs 2018 tarihli kararında, başvuranın eksik mahkeme kararını en geç 25 Mayıs 2018 tarihine kadar kendisine sunması gerektiğini belirttiği için söz konusu maddede belirtilen ilk koşulu yerine getirmemesi nedeniyle memnu haklarının iadesini onaylayan bir karar alamayacağını ileri sürmektedir. Hükümet, başvuranın bu amaçla öngörülen usulü kullanmadığı sonucuna varmaktadır. Hükümet bu bağlamda, ilgili kişinin YSK’nın kararına, 298 sayılı Kanun’un 131. maddesine dayanarak da itiraz edebileceğini belirtmiştir.
a) Mahkemenin değerlendirmesi
İlgili genel ilkeler48. Mahkeme, Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokol’ün 3. maddesinin gerçekten demokratik siyasi bir sistemdeki önemini ve dolayısıyla bu hükmün Sözleşme sistemindeki mahiyetini sürekli olarak vurgulamaktadır. Mahkeme söz konusu madde ile güvence altına alınan hakların, hukukun üstünlüğü ile yönetilen gerçek bir demokrasinin temellerinin oluşturulması ve sürdürülmesi için çok önemli olduğunu yinelemektedir (Yumak ve Sadak/Türkiye [BD], no. 10226/03, § 105, AİHM 2008, Tănase/Moldova [BD], no. 7/08, § 154, AİHM 2010 ve Mugemangango/Belçika [BD], no. 310/15, § 67, 10 Temmuz 2020).
49. Mahkeme içtihadında, Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokol’ün 3. maddesi ile güvence altına alınan hakların aktif yönü olan oy kullanma hakkı ile pasif yönü olan seçimlerde aday olma hakkı arasında ayrım yapılmaktadır (bk. Mathieu-Mohin ve Clerfayt, §§ 46-51, 2 Mart 1987, Seri A no. 113, Ždanoka v. Letonya [GC], no. 58278/00, §§ 105-106, AİHM 2006-IV ve Dicle/Türkiye (no. 3), no. 53915/11, § 115, 8 Şubat 2022).
50. Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokol’ün 3. maddesi ile güvence altına alınan haklar mutlak değildir; “zımni sınırlamalar”a müsait olup, Sözleşmeci Devletler bu konuda geniş bir takdir yetkisine sahiptir (Podkolzina/Letonya, no. 46726/99, § 33, AİHM 2002-II, Ekoglasnost/Bulgaristan, no. 30386/05, § 58, 6 Kasım 2012 ve Davydov ve Diğerleri/Rusya, no. 75947/11, § 286, 30 Mayıs 2017).
51. Her ne kadar Devletlerin soyut olarak (in abstracto) seçilebilirlik koşullarını belirleme konusunda geniş bir takdir yetkisine sahip olsalar da, hakların etkililiği ilkesi, belirli bir aday söz konusu olduğunda bu şartların yerine getirilmediğini tespit eden kararların keyfiliği önlemek için tasarlanmış bir dizi kritere uymasını gerektirmektedir (Melnichenko/Ukrayna, no. 17707/02, § 59, AİHM 2004-X, Rus Muhafazakâr Girişimciler Partisi ve Diğerleri/Rusya, no. 55066/00 ve 55638/00, § 50, AİHM 2007, yukarıda anılan Podkolzina, § 35 ve Dicle ve Sadak/Türkiye, no. 48621/07, § 80, 16 Haziran 2015).
52. Mahkeme, özellikle adayların kaydedilmesiyle ilgili olmak üzere, seçimle ilgili konularda keyfi kararlardan ve yetkinin kötüye kullanılmasından kaçınılması gerektiğini her zaman vurgulamaktadır (bk. Lykourezos/Yunanistan, no. 33554/03, § 56 in fine, AİHM 2006-VIII, Kovatch/Ukrayna, no. 39424/02, § 54, AİHM 2008, ve Sarukhanyan/Ermenistan, no. 38978/03, § 40, 27 Mayıs 2008). Mahkeme, ayrıca, adayların kaydedilmesi için öngörülen usullerin, usule ilişkin adalet ve hukuki kesinlik ile karakterize edilmesi gerektiğine sürekli olarak karar vermiştir (bk. yukarıda anılan Ždanoka, §§ 107, 108 ve 115, yukarıda anılan Rus Muhafazakâr Girişimciler Partisi ve Diğerleri, §§ 50 ve 58-60 ve Petkov ve Diğerleri/Bulgaristan, no. 77568/01 ve diğer 2 başvuru , § 61, 11 Haziran 2009).
ii. Bu genel ilkelerin mevcut davaya uygulanması
53. Mahkeme, mevcut davanın oy verme hakkının pasif yönüyle, yani başvuranın 24 Haziran 2018 tarihli milletvekili genel seçimlerinde Şırnak seçim bölgesinde HDP listesinden aday olma hakkıyla ilgili olduğunu kaydetmektedir. Mahkeme, başvuranın adaylığını HDP aracılığıyla YSK’ya sunduğunu tespit etmektedir. YSK, 23 Mayıs 2018 tarihinde Ceza Kanunu’nun 53. maddesi uyarınca Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 14 Mayıs 2018 tarihinde verilen kararın, 5352 sayılı Kanun’un 13/A maddesi bağlamında başvuranın yasaklanmış haklarının kendisine geri verildiğini kanıtlayabilecek bir karar olmadığı gerekçesiyle başvuranın adaylığını reddetmiştir.
54. Mahkemenin milletvekili genel seçimlerinde aday olma hakkına ilişkin olarak, Mahkeme tarafından kabul edilen yaklaşım esasen, bir kişinin aday olma hakkından mahrum bırakılmasına yol açan ulusal usullerin keyfi olmadığını doğrulamakla sınırlıdır (bk. özellikle, yukarıda anılan Ždanoka, §§ 106-108 ve 115 ve yukarıda anılan Dicle (no. 3), § 118); ancak Mahkeme bu bağlamda bir tedbirin meşru bir amaç güdüp gütmediğini ve kullanılan araçların orantısız olup olmadığını da incelemiştir (bk. yukarıda anılan Tănase, § 161 ve yukarıda anılan Sarukhanyan, §§ 40-43). Nitekim her ne kadar Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokol’ün 3. maddesinde, Devlet tarafından alınacak tüm tedbirlerin "yasalara uygun" alacağına dair açık bir atıf içermese de, demokratik bir toplumun temel ilkelerinden biri olan hukukun üstünlüğü ilkesi Sözleşme maddelerinin tamamının özünde olan bir kavramdır. Bu ilke, Devletler üzerinde, genel olarak Sözleşme’den ve özel olarak Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokol’ün 3. maddesinden doğan yükümlülüklere uyulmasını sağlayan normatif bir çerçeve oluşturma yükümlülüğünü kapsamaktadır (bk. yukarıda anılan Mugemangango, § 109).
55. Mevcut davada Mahkeme, 24 Haziran 2018 seçimleri bağlamında başvuran için geçerli olan milletvekili genel seçimlerinde aday olma hakkına ilişkin ilgili ulusal mevzuat hükümlerini açıklamanın yararlı olacağı kanaatindedir. Anayasa’nın 76. maddesinin 2. fıkrasına göre, diğerlerinin yanı sıra, toplam bir yıl veya fazla hapis veya ağır hapis cezasına hüküm giymiş kişiler ile terör eylemlerine karıştığı gerekçesiyle mahkûm edilen kişiler milletvekili seçilemezler. 2839 sayılı Milletvekili Seçimi Kanunu’nun 11. maddesinde, seçilme yeterliliği ve milletvekili seçilememe kriterleri tanımlanmaktadır. Söz konusu Kanun’un 11. maddesinin 3. fıkrasına göre, terör eylemlerinden mahkûm olan kişiler milletvekili seçilemez (bk. yukarıdaki 25. paragraf). Bununla birlikte, bazı kişiler arasındaki bu eşitsizlik durumunu gidermek amacıyla yasa koyucu, 25 Mayıs 2005 tarihli ve 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu’nu ile bir kişinin yasaklanmış haklarının geri verilmesi için yerine getirilmesi gereken koşulları belirlemiştir. Nitekim bu kanunun 13/A maddesinde, Türk Ceza Kanunu dışındaki kanunlar uyarınca, işlenen belli bir suçtan dolayı veya belli bir cezai mahkûmiyetin ardından belirli haklardan yoksun bırakılan kişilerin haklarını geri alabilmesi için yerine getirmesi gereken kriterler belirlenmiştir. İlk olarak, hüküm giymiş kişiye verilen cezanın infaz edildiği tarihten itibaren üç yıllık bir sürenin geçmiş olması gerekmektedir. Bu süre zarfında kişinin yeni bir suç işlememiş olması ve iyi halini kanıtlayan bir karar almış olması gerekmektedir. İkinci olarak, ilgili kişinin yasaklanmış haklarının geri verilmesi için hükmü veren mahkemeye karar vermesi için başvurması gerekmektedir. Sonuç olarak, YSK’nın başvuranın 24 Haziran 2018 milletvekili genel seçimleri için adaylık başvurusunu reddetmesi “kanunla öngörülmüştür”.
56. İlgili ulusal mevzuat erişilebilirlik konusunu veya kanunun öngörülebilirlik gerekliliğini karşılamaktadır. YSK, 27 Nisan 2018 tarihinde, milletvekili genel seçimlerinde aday olmak isteyen adayların yerine getirmesi gereken koşulları belirlemiştir. Bu gereklilikler ulusal medyaya ve siyasi parti liderlerine bildirilmiştir (yukarıdaki 8. paragraf). Ulusal yasalara göre, milletvekili genel seçimleri için adaylar tarafından sunulan dosyaları kontrol edilmesi ve onaylanması konusunda yetkili olan yargı mercii YSK’dır. Aynı zamanda, YSK seçim hukukuna ilişkin ilgili iç hukukun nasıl yorumlanacağını ve uygulanacağını gözden geçirmekle de sorumludur. Dicle (no.3) kararında da (yukarıda atıfta bulunulan, § 119) tespit edildiği üzere, Anayasa’nın 79. maddesinin 2. fıkrası uyarınca “seçimler sırasında ve sonrasında” meydana gelen “tüm usulsüzlükler” ile ilgili bütün uyuşmazlıklar YSK’nın yetki alanına girmektedir. Bu bağlamda Mahkeme, başvuranın, Ceza Kanunu’nun 53. maddesi bağlamında cezasının tamamen infaz edilmesiyle hak yoksunluğunun kendiliğinden ortadan kalktığını belirten bir mahkeme kararı sunmasına rağmen YSK’nın, 5253 sayılı Kanun’un 13/A maddesine dayanarak başvuran tarafından sunulan mahkeme kararının yasaklanmış haklarının geri verildiğini kanıtlayacak nitelikte olmadığına karar verdiğini tespit etmektedir (Krasnov ve Skouratov/Rusya, no. 17864/04 ve 21396/04, §§ 61 ve 64, 19 Temmuz 2007). YSK bu kararı verirken, başvuran gibi bir yıldan fazla hapis cezasına mahkûm edilmiş bir kişinin, 2839 sayılı Kanun’un 11. maddesi ve 5352 sayılı Kanun’un 13/A maddesi uyarınca, başvuranın cezasının tamamen infaz edilmesiyle seçilme hakkını geri kazanıp kazanmadığını belirlemek için ulusal yasa koyucu tarafından kendisine verilen yetkiyi tam olarak kullanmıştır. Bu bağlamda Mahkeme, başvuranın sunduğu görüşlerde, 5352 sayılı Kanun’un 13/A maddesi uyarınca, milletvekili genel seçimlerinde aday olabilmek için cezası infaz edildikten sonra üç yıl beklemesi gerektiğini, yani ilgili yasal kriterleri karşılamadığını bildiğini belirttiğini kaydetmektedir.
57. Mahkeme, başvuranın 24 Haziran 2018 milletvekili genel seçimlerinde Şırnak seçim bölgesinden bir muhalefet partisi olan HDP tarafından aday gösterildiğine işaret etmektedir. Nitekim başvuranın adaylığı, hem 24 Haziran 2018 milletvekili genel seçimlerinde hem de daha önceki milletvekili genel seçimlerinde, listesinden daha önce de adaylar göstermiş olan deneyimli bir siyasi parti tarafından sunulmuştur (bk. yukarıda anılan Dicle (no. 3), § 122). Bu bağlamda, Mahkeme, taraflarca sunulan çeşitli YSK kararlarının yanı sıra, bir adayın yasaklanmış haklarını geri kazandığını ve dolayısıyla milletvekili genel seçimlerinde aday olma hakkına sahip olduğunu teyit eden yetkili mahkemelerce verilen kararları dikkatle incelemiştir. Mahkeme, YSK tarafından 21 Nisan 2011 tarihinde verilen 458 sayılı karar ve 463 sayılı karardan (bk. yukarıdaki 28. paragraf), YSK’nın, ilgili kişilerin milletvekili seçimlerinde adaylıklarını kabul etmek için yetkili ceza mahkemesi tarafından verilen ve sırasıyla “yasaklanmış hakların geri verildiği” ve “yasaklanmış haklarının bulunmadığının tespitine” ilişkin iki kararı kabul ettiğinin açıkça anlaşıldığını tespit etmektedir. YSK, mevcut davada başvuranın durumuna ilişkin olarak Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi tarafından verilen kararı onaylamamıştır (karşılaştırınız Tahirov/Azerbaycan, no. 31953/11, § 70, 11 Haziran 2015 ve yukarıda anılan Dicle (no. 3), §§ 126 ve 127). YSK, Ceza Kanunu’nun 53. maddesinde ceza infaz edilmediği sürece hak yoksunluğunun devam edeceğinin açıkça anlaşıldığı göz önüne alındığında, mahkemenin bu durumu tespit eden bir karar vermesine gerek olmadığına kanaat getirmiştir. YSK, hak yoksunluklarının Türk Ceza Kanunu dışındaki kanunlara dayandığı ve kanunun öngördüğü şartların yerine getirildiği durumlarda, yasaklanmış hakların geri verilmesinin mümkün olduğunu tespit etmiştir. YSK, Anayasa’nın 76. maddesinin 2. fıkrasının ve 2839 sayılı Milletvekili Seçimi Kanunu’nun 11. maddesi uyarınca hak yoksunluğuna uğranıldığı durumlarda, 5352 sayılı Kanun’un 13/A maddesi uyarınca talep üzerine yasaklanmış hakların geri verilebileceğini de eklemiştir. YSK, Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesinin kararının 5352 sayılı Kanun’un 13/A maddesi uyarınca yasaklanmış hakların geri verilmesine dair bir karar olarak değerlendirilemeyeceği kanaatine varmıştır (bk. yukarıdaki 15-17. paragraflar). Sonuç olarak, YSK, ilgili kişinin, yasaklanmış haklarının geri verildiğinin tespit edildiği bir mahkeme kararı sunmadığı sürece, söz konusu milletvekili genel seçimlerinde aday olamayacağı sonucuna varmıştır (bk. yukarıdaki 18. paragraf). YSK’nın 13/A maddesinin uygulanabilir olduğuna dair yerleşik içtihadı ve bir adayın 5352 sayılı Kanun’un 13/A maddesi uyarınca kendisine milletvekili seçilme hakkının iade edildiğinin tespit edildiği bir mahkeme kararı sunması gerekliliği göz önünde bulundurulduğunda, Mahkeme mevcut davada YSK’nın kararının keyfi olmadığı kanaatine varmaktadır.
58. Mahkeme, YSK’nın mevcut davada -yukarıda atıfta bulunulan ve taraflarca sunulan çeşitli kararlarda olduğu gibi- başvuran gibi milletvekili adayı olmak isteyen tüm adayların, yasaklanmış haklarının geri verildiğini onaylayan bir karar sunması gerektiği yönündeki kararının, yerleşik ve öngörülebilir bir içtihat oluşturduğuna ve açıkça keyfi olarak nitelendirilemeyeceğine kanaat getirmektedir (karşılaştırınız yukarıda atıfta bulunulan Dicle (no.3), , §§ 119, 120 ve 122).
59. Yukarıda tespit edilen bulgular ışığında, başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olduğu ve Sözleşme’nin 35. maddesinin 3. fıkrasının a) bendi ve 4. maddesi uyarınca reddedilmesi gerektiği sonucuna varılmaktadır.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oy birliğiyle,
Başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
İşbu karar, Fransızca dilinde tanzim edilmiş olup Mahkeme İç Tüzüğü’nün 77. maddesinin 2 ve 3. fıkraları uyarınca 9 Kasım 2023 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Dorothee von Arnim Arnfinn Bårdsen
Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Başkan