AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başvuru No. 71777/11
Ali GÜRBÜZ ve Hasan BAYAR / TÜRKİYE
24 Mart 2020 tarihinde,
Başkan
Valeriu Griţco
Hâkimler
Arnfinn Bårdsen,
Peeter Roosma
ve BölümYazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı’nın katılımıyla oluşturulan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (“İkinci Bölüm”), Daire olarak toplanarak, 25 Ekim 2011 tarihinde yukarıda belirtilen başvuruyu 8 Nisan 2014 tarihli kararı ve davalı Hükümet tarafından sunulan görüşleri ve başvuranlar tarafından bu görüşlere verilen cevapları dikkate alarak, gerçekleştirilen müzakerelerin ardından aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAY VE OLGULAR
1. Başvuranlar Ali Gürbüz ve Hasan Bayar, Türk vatandaşları olup, sırasıyla 1971 ve 1982 doğumludurlar ve sırasıyla Bern (İsviçre) ve Köln’de (Almanya) ikâmet etmektedirler. Başvuranlar, Mahkeme önünde, İstanbul barosuna bağlı Avukat İ. Akmeşe tarafından temsil edilmişlerdir.
2. Türk Hükümeti (“Hükümet”) kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.Davanın Koşulları
3. Davanın kendine özgü koşulları, taraflarca ifade edildiği şekliyle, aşağıdaki gibi özetlenebilir:
4. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, 7 Ocak 2005 tarihli bir iddianameyle, başvuranların gazetesinin aynı gün tarihli sayısında PKK’nın (yasa dışı silahlı bir örgüt, Kürdistan İşçi Partisi) liderinin açıklamalarını yayımlamaları nedeniyle, ilgililer hakkında kamu davası açmıştır.
5. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi (“Ağır Ceza Mahkemesi”), 7 Haziran 2007 tarihinde, başvuranlara atfedilen suçtan ilgilileri suçlu bulmuş ve sırasıyla 1.559 ve 3.118 Türk lirası (TRY) yani söz konusu tarihte yaklaşık 879 ve 1.757 avro adli para cezasına mahkûm etmiştir. Ağır Ceza Mahkemesi, kararına ilişkin olarak temyiz yolunun açık olduğunu belirtmiştir.
6. Başvuranlar tarafından yapılan temyiz başvurusu üzerine Yargıtay, 14 Ocak 2013 tarihinde, başvuran Ali Gürbüz ile ilgili olarak, zaman aşımı nedeniyle, davanın kayıttan düşürülmesine karar vermiş ve başvuran Hasan Bayar’a verilen adli para cezası tutarını dikkate alarak, Ağır Ceza Mahkemesi kararının gerçekte kesin olduğu gerekçesiyle, ilgili tarafından yapılan temyiz başvurusunu reddetmiştir.İLGİLİ İÇ HUKUK
7. 23 Eylül 2012 tarihli Anayasa değişikliklerinin yürürlüğe girmesiyle, Türk hukuk sisteminde Anayasa Mahkemesi önünde bireysel başvuru yolu oluşturulmuştur. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yolunu oluşturan 6216 sayılı Kanunun somut olayla ilgili hükümleri ve Anayasa Mahkemesi İç Tüzüğünün konuyla ilgili kısımları, Mahkemenin Hasan Uzun/Türkiye kararında yer almaktadır (kabul edilebilirlik hakkında karar), No. 10755/13, §§ 25-27, 30 Nisan 2013).
ŞİKÂYET
8. Başvuranlar, Sözleşmenin 10. maddesini ileri sürerek, haklarında yürütülen ceza davasından şikâyet etmektedirler.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
9. Başvuranlar, haklarında açılan ceza davasının ifade özgürlüğü haklarının ihlali anlamına geldiğini iddia etmektedirler.
10. Hükümet, dört kabul edilemezlik itirazı yani ilgililerin mağdur sıfatlarının bulunmadığını, şikâyetlerinin dayanaktan yoksun olduğunu, iç hukuk yollarını tüketmediklerini ve altı aylık süre kuralına riayet etmediklerini ileri sürmektedir.
11. Hükümet, ilk itiraz ile ilgili olarak, başvuran Ali Gürbüz ile ilgili olarak verilen kayıttan düşme kararı, başvuran Hasan Bayar tarafından verilen adli para cezasının ödenmemesi nedeniyle, ilgililerin mağdur sıfatlarının bulunmadığını iddia etmektedir.
12. Hükümet, şikâyetlerin açıkça dayanaktan yoksun olduğuna ilişkin itiraz ile ilgili olarak, başvuranların PKK liderinin açıklamalarını yayımlamaları nedeniyle, konu edildikleri ceza davasının ilgililerin ifade özgürlüğü haklarını kullanmalarında caydırıcı bir etki bırakmadığını iddia etmektedir.
13. Hükümet, iç hukuk yollarının tüketilmediğine ilişkin itiraz ile ilgili olarak, davanın Mahkeme önünde başvurunun yapıldığı tarihte yerel mahkemeler huzurunda halen derdest olduğunu ve dolayısıyla bu tarihte başvurunun vaktinden önce yapıldığını belirtmektedir. Hükümet ardından, 14 Ocak 2013 tarihli Yargıtay kararı olan yerel mahkemenin son kararının tebliğ edilmesinden sonra, başvuranların şikâyetlerini ileri sürmesi için bireysel başvuruda bulunmak adına Anayasa Mahkemesine başvurmadıklarını belirtmekte ve dolayısıyla başvurunun iç hukuk yollarının tüketilmemesi nedeniyle, kabul edilemez olarak karar verilmesi gerektiği kanaatine varmaktadır.
14. Hükümet, altı aylık süre kuralına riayet edilmediğine ilişkin itiraz ile ilgili olarak, başvuran Hasan Bayar’ın 7 Haziran 2007 tarihinde Ağır Ceza Mahkemesi tarafından verilen mahkûmiyet kararı hakkında temyiz başvurusunda bulunmasına rağmen, bu karar gerçekte kesinleşmiş ve temyiz olasılığının bulunmadığını değerlendirmektedir. Hükümet dolayısıyla, somut olayda altı aylık sürenin yani başvuran Hasan Bayar ile ilgili olarak, verilen karar tarihi olan 7 Haziran 2007 tarihinde işlemeye başladığını ve ilgilinin altı aylık sürenin dışında başvurusunu yaptığını iddia etmektedir.
15. Başvuranlar, bu itirazlar hakkında görüş belirtmemektedirler.
16. Mahkeme, başvuranların mağdur sıfatlarına, şikâyetlerinin açıkça dayanaktan yoksun olduğuna, başvurunun erken niteliğine ve altı aylık süre kuralına riayet edilmediğine ilişkin itirazlar hakkında karar vermesinin gerektirmediği ve daha sonra belirtilen nedenlerden, başvurunun iç hukuk yollarının tüketilmemesi sebebiyle, her hâlükârda kabul edilemez olduğu kanaatine varmaktadır.
17. Mahkeme, devletlerin, kendi iç hukuk düzeninde durumu düzeltme imkânı bulmadan önce uluslararası bir organ önünde eylemlerine ilişkin hesap vermek zorunda olmadıklarını hatırlatmaktadır. Dolayısıyla, bir devlete karşı yapılan şikâyetlere ilişkin olarak Mahkemenin denetim yetkisini ileri sürmek isteyen kişilerin, devletin hukuk sisteminin sağladığı başvuru yollarını daha önce tüketme yükümlülüğü bulunmaktadır. İç hukuk yollarının tüketilmesi yükümlülüğü, başvuranların iddia ettikleri ihlallerin telafi edilmesine imkân verecek mevcut ve yeterli hukuk yollarını olağan şekilde kullanmalarını gerektirmektedir (Vučković ve diğerleri/Sırbistan (ilk itiraz) [BD], No. 17153/11 ve 29 diğer başvuru No., §§ 70 ve 71, 25 Mart 2014, Mocanu ve diğerleri/Romanya [BD], No. 10865/09 ve 2 diğer başvuru No., §§ 221 ve 222, AİHM 2014 (özetler), ve Gherghina/Romanya [BD] (kabul edilebilirlik hakkında karar), No. 42219/07, §§ 84 ve 85, 9 Temmuz 2015).
18. Mahkeme, somut olayda, başvuranlar hakkında yürütülen ceza davasının, 14 Ocak 2013 tarihli Yargıtay kararıyla (yukarıdaki 6. paragraf), yani Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yolunun oluşturulduğu 23 Eylül 2012 tarihinden sonra sona erdiğini kaydetmektedir (yukarıda 7. paragraf). Mahkeme bu nedenle, başvuranların, ceza davasıyla ilgili şikâyetinin, Anayasa Mahkemesinin ratione temporis (zaman yönünden) yetkisi dâhilinde olduğunu ve ilgililerin söz konusu şikâyeti ileri sürmek için bu mahkeme önünde bireysel başvuruda bulunma imkânı olduğunu tespit etmektedir.
19. Mahkeme dolayısıyla, Hükümetin iç hukuk yollarının tüketilmediğine ilişkin itirazını kabul etmekte ve Sözleşme’nin 35. maddesinin 1 ve 4. fıkraları uyarınca, başvurunun kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerektiğini değerlendirmektedir.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, Oy Birliğiyle,
Başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
İşbu karar, Fransızca dilinde tanzim edilmiş olup, 14 Mayıs 2020 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Hasan BakırcıValeriu Griţco
Bölüm Yazı İşleri Müdür YardımcısıBaşkan
Full & Egal Universal Law Academy