AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başvuru no. 33496/09
Ceylan GÜRBÜZ / Türkiye
Başkan,
Ledi Bianku,
Hâkimler,
Valeriu Griţco,
Stéphanie Mourou-Vikström,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı’nın katılımıyla 19 Aralık 2017 tarihinde Komite halinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm),
Yukarıda anılan 2 Haziran 2009 tarihli başvuruyu göz önüne alarak,
Davalı Hükümet tarafından ibraz edilen görüşleri ve bu görüşlere cevaben başvuran tarafından ibraz edilen görüşleri dikkate alarak,
Gerçekleştirilen müzakerelerin sonucunda aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAYLAR
1. Başvuran Ceylan Gürbüz1971 doğumlu bir Türk vatandaşıdır. Başvuran Silivri L-tipi Ceza İnfaz Kurumunda tutuklu bulunmaktadır.
2. Türk Hükümeti (“Hükümet”) ise kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.
3. Davanın konusu, taraflarca ifade edildiği şekliyle aşağıdaki gibi özetlenebilir:
4. Başvuran, çeşitli suçlara ilişkin olarak verilen hapis cezalarının infazı için çeşitli ceza infaz kurumlarında tutuklu tutulmuştur. Başvuran aleyhinde beş hücre arkadaşını öldürmesi dolayısıyla başka bir soruşturma açılmıştır. Başvuran, 2011 yılında çoklu adam öldürme suçundan mahkûm edilmiştir.
5. Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü, başvuranın neden olduğu sürekli sorunlar dolayısıyla Burdur E-tipi Ceza İnfaz Kurumu yönetiminin talep etmesi üzerine başvuran Gürbüz’ün güvenlik gerekçeleri ile Alanya L-tipi Ceza İnfaz Kurumunun yüksek güvenlikli bölümüne transfer edilmesine karar vermiştir.
6. Ardından, başvuran 1 Temmuz ve 22 Eylül 2008 tarihinde tutulduğu Alanya Ceza İnfaz Kurumunun tek kişilik hücresine nakledilmiştir.
7. Başvuranın hücresi 8,30 metrekare olup içerisinde 2,70 metrekarelik bir banyo bulunmaktadır. Hücrenin 62 metrekarelik bir açık hava alanına erişimi olup başvuran bu alanı günde bir saat kullanabilmektedir. Hücre güvenlik kameraları izlenerek kontrol edilmekte ve hücrenin içerisinde bir de acil çağrı butonu bulunmaktadır. Hücrede radyo ve televizyon yayını sinyalleri çekmesine rağmen başvuran kurum yönetiminden herhangi bir cihaz almamıştır. Başvurana iki haftada bir ziyaretçi ile görüşmesi ve telefon görüşmesi yapması hakkı tanınsa da, başvuranı söz konusu hücrede tutulduğu sırada ziyaret eden kimse olmamıştır ve başvuran sadece akrabaları ile üç kez telefonda görüşme gerçekleştirmiştir.
8. İnfaz Hâkimliği 7 Temmuz 2008 tarihinde başvuranın yüksek güvenlikli hücreye nakline ilişkin itirazını başvuranın güvenlik nedenleriyle buraya nakledildiğini belirterek Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünün kararı ile Ceza İnfaz Kurumlarının Tahsisi, Nakil İşlemleri ve Diğer Hükümler konulu Genelge no. 45/1’in 8 (1) maddesi uyarınca reddetmiştir. Bu konuda nihai karar Ağır Ceza Mahkemesi tarafından verilmiş olup söz konusu karar 29 Haziran 2008 tarihinde başvurana tebliğ edilmiştir.
9. Başvuranın mükerrer altı itirazın tümü de reddedilmiştir. Son karar, başvuranın şikâyetleri sağlığı ile alakalı olduğu için 22 Eylül 2008 tarihinde başvuranın girdiği genel tıbbi kontrole dayanmaktadır. Son karar, başvurana 30 Ekim 2008 tarihinde başvuranın Eylül 2008 ayında nakledildiği ve üç kişilik hücrede tutulduğu İzmir Ceza İnfaz Kurumunda tebliğ edilmiştir.
10. Başvuran naklinden sonra Alanya Ceza İnfaz Kurumundaki memurların kendisini kurumda kaldığı sırada tecrit ettiğini ve şehirde su kesintisi yaşandığı bir dönemde kendisine su vermediklerini iddia ederek söz konusu memurlar aleyhinde görevi kötüye kullandıkları gerekçesiyle suç duyurusunda bulunmuştur. Alanya Cumhuriyet Savcılığının kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı başvurana 23 Haziran 2009 tarihinde tebliğ edilmiştir.
ŞİKÂYETLER
11. Başvuran, Sözleşme’nin 3. maddesi kapsamında Alanya Ceza İnfaz Kurumunda altmış gün süren hücre hapsi dolayısıyla insanlık dışı ve aşağılayıcı muameleye maruz kaldığından şikâyetçi olmuştur. Başvuran, ayrıca, Alanya Ceza İnfaz Kurumu yönetimi tarafından kötü muameleye maruz kaldığını, yönetimin kendisine üç gün boyunca su vermediğini, bu nedenle idrar yolları enfeksiyonu olduğunu ve enfeksiyonu için hiçbir tedavinin yapılmadığını iddia etmiştir.
12. Ek olarak, başvuran, bu şikâyetlerini ulusal makamlara etkili bir şekilde inceletemediğini öne sürmüştür.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
13. Başvuran, Alanya Ceza İnfaz Kurumundaki tutukluluk koşullarının Sözleşme’nin 3. maddesinin ihlalini teşkil ettiğini iddia etmektedir.
14. Hükümet, söz konusu hususlardaki kararların tümü 2008 yılında verildiği için bu şikâyetin altı aylık süre sınırı dışında bildirildiği kanaatindedir.
15. Mahkeme, başvuranın tek kişilik hücreye konmasına dair mükerrer itirazlara ilişkin olarak son kararın başvurana 30 Ekim 2008 tarihinde tebliğ edilmiş olduğunu ve somut başvurunun 2 Haziran 2009 tarihinde yapıldığını gözlemlemektedir. Buna göre, bu şikâyet zamanında ileri sürülmemiştir ve dolayısıyla Sözleşme’nin 35 §§ 1 ve 4 maddesi uyarınca reddedilmesi gerektiğine karar verilmiştir.
16. Mahkeme, başvuranın söz konusu memurların kendisine su vermemesine ilişkin şikâyetlerine dair Cumhuriyet savcısı tarafından verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara itiraz etmediğini kaydetmektedir. Mahkeme, daha önce Cumhuriyet savcısının kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı aleyhinde itiraza gidilmesinin, ilke olarak, Sözleşme’nin 35 § 1 maddesi anlamında etkili ve erişilebilir bir hukuk yolu teşkil ettiğini hükmetmiştir (Pad ve Diğerleri/Türkiye, (k.k.), no. 60167/00, 28 Haziran 2007). Bu doğrultuda, söz konusu şikâyetin, Sözleşme’nin 35. maddesinin 1 ve 4. fıkraları uyarınca, iç hukuk yollarının tüketilmediği gerekçesiyle reddedilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oy birliğiyle,
Başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
İşbu karar, İngilizce olarak tanzim edilmiş olup ve 18 Ocak 2018 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Hasan BakırcıLedi Bianku
Yazı İşleri Müdür YardımcısıBaşkan
Full & Egal Universal Law Academy