AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK VE KAYITTAN DÜŞME KARARI
Başvuru no: 2508/05
Aydın GÜZEL ve Diğerleri / TÜRKİYE
Başkan
Julia Laffranque,
Hâkimler
Stéphanie Mourou-Vikström,
Arnfinn Bårdsen,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı’nın katılımıyla 30 Nisan 2019 tarihinde Komite olarak toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm),
Yukarıda anılan 8 Aralık 2004 tarihli başvuruyu göz önüne alarak,
Başvurunun kayıttan düşürülmesi talebiyle davalı Hükümet tarafından 6 Eylül 2018 tarihinde gönderilen deklarasyonu ve başvuranların bu deklarasyona cevabını göz önüne alarak,
Gerçekleştirilen müzakerelerin sonucunda aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAYLAR VE USUL
1. Başvuranların listesi ekte yer almaktadır.
2. Türk Hükümeti, (“Hükümet”) kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.
3. Başvuranlar, Sözleşme’nin 6 §§ 1 ve 3 (c) maddesi kapsamında, 3842 sayılı Kanun’a göre yargılama öncesi aşamada başvuranların avukata erişim haklarının sistematik bir şekilde kısıtlanması nedeniyle ceza yargılamalarının adil olmadığı hususunda ve daha sonra avukat yokluğunda ve iddia edildiği üzere baskı altında alınan ifadelerinin yargılamayı yapan mahkeme tarafından kullanılması nedeniyle şikâyette bulunmuşlardır. Başvuranlar ayrıca Sözleşme’nin 6 § 1 maddesi kapsamında, yargılama öncesi aşamada iddia edilen usuli eksikliklere ilişkin olarak usuli güvencelerin sağlanmadığı ve delil niteliğindeki belgelere itiraz edemedikleri konusunda şikâyette bulunmuşlardır. Son olarak, başvuran Tahir Laçin, Sözleşme’nin 3. maddesine dayanarak polis tarafından gözaltında tutulduğu sırada kötü muameleye maruz kaldığından şikâyetçi olmuştur.
4. Başvuru, Hükümete bildirilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
A. Başvuranların Sözleşme’nin 6 §§ 1 ve 3. maddesi kapsamındaki şikâyetlerine ilişkin olarak
5. Hükümet, dostane çözüm anlaşmasına varma girişimlerinin başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından 6 Eylül 2018 tarihli bir yazıyla başvuruda ileri sürülen sorunun çözülmesi amacıyla tek taraflı bir deklarasyon sunmayı önerdiğini Mahkemeye bildirmiştir. Hükümet ayrıca, Mahkemeden, Sözleşme’nin 37. maddesi uyarınca başvurunun kayıttan düşürülmesine karar vermesini talep etmiştir.
6. Hükümetin sunduğu deklarasyon aşağıdaki gibidir:
“Türkiye Cumhuriyeti, somut davada, Mahkemenin yerleşik içtihadı ışığında, Sözleşme’nin 6 §§ 1 ve 3 maddesi kapsamında başvuranların haklarının ihlal edildiğini kabul etmektedir.
Hükümet, ayrıca, 15 Temmuz 2003 tarihinde 4928 sayılı Kanun’un, avukata erişim hakkına getirilen sistematik sınırlamaya ilişkin hükmü yürürlükten kaldırdığını hatırlatmaktadır.
Bununla beraber Hükümet 31 Temmuz 2018 tarihli 7145 sayılı Kanun’la değiştirildiği üzere, Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun 311 § 1 (f) maddesinin, halihazırda, AİHM’nin dostane çözüm veya tek taraflı deklarasyon sonrası bir başvuruyu kayıttan düşürmeye karar verdiği davalarda ceza yargılamalarının yenilenmesi gerektirdiğini vurgulamaktadır. Hükümet, yukarıda belirtilen hukuk yolunun, Sözleşme’nin 6. maddesi kapsamında başvuranların şikâyetleri bakımından tazmin sağlayabildiğini düşünmektedir.
Dolayısıyla, AİHM önünde derdest olan, yukarıda anılan davanın çözüme kavuşturulması amacıyla Hükümet, başvuranlar Aydın Güzel, Kıymet Karaman ve Tahir Laçin’in her birine, yansıtılabilecek tüm vergiler hariç olmak üzere, masraf ve giderlerin yanı sıra tüm maddi ve manevi zararları karşılığında 500 avro (beş yüz avro) ödemeyi teklif etmektedir.
Bu meblağ, ödeme tarihinde geçerli olan döviz kuru üzerinden Türk lirasına çevrilecek ve Mahkeme tarafından Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 37 § 1 maddesi uyarınca kabul edilen kayıttan düşürme kararının tebliğini müteakip üç ay içerisinde ödenecektir. Söz konusu meblağın belirtilen üç ay içerisinde ödenmemesi durumunda, Hükümet, bahsi geçen sürenin sona erdiği tarihten itibaren ödeme gününe kadar geçen sürede, yukarıda bahsedilen miktara, Avrupa Merkez Bankasının söz konusu dönem için geçerli olan marjinal faiz oranına üç puan eklenmek suretiyle elde edilecek oran üzerinden basit faiz ödemeyi taahhüt etmektedir. Bu ödeme, davanın nihai çözümünü teşkil edecektir.
7. Başvuranların temsilcisi 9 Ekim 2018 tarihli bir yazıyla başvuranların Hükümet tarafından sunulan miktarı çok düşük bulduğu için tek taraflı deklarasyon şartlarından memnun olmadıklarını dile getirmiştir. Ek olarak başvuranların temsilcisi 31 Temmuz 2018 tarihli 7145 sayılı Kanun’un, başvuranların durumuna çözüm olamayacağını ifade etmiştir.
8. Mahkeme Sözleşme’nin 37. maddesinde, koşulların söz konusu maddenin 1. fıkrasının (a), (b) veya (c) bentlerinde belirtilen sonuçlardan birine yol açması hâlinde, Mahkemenin yargılamaların herhangi bir aşamasında başvuruyu kayıttan düşürebileceğinin öngörüldüğünü hatırlatmaktadır. Sözleşme’nin 37. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi, aşağıdaki durumda Mahkemenin davayı kayıttan düşürmesine imkân vermektedir:
“Mahkemenin saptadığı herhangi bir başka gerekçeden ötürü, başvurunun incelenmesinin sürdürülmesini haklı kılan bir neden görülmezse.”.
9. Mahkeme ayrıca belirli koşullarda başvuran davasının incelenmeye devam edilmesini arzu etse dahi, davalı Hükümet tarafından sunulan tek taraflı bir deklarasyona istinaden, başvuruyu 37 § 1 (c) maddesi uyarınca kayıttan düşürebileceğini hatırlatmaktadır.
10. Bu amaçla Mahkeme özellikle Tahsin Acar kararı olmak üzere kendi içtihatlarından doğan ilkeler ışığında söz konusu deklarasyonu incelemiştir (Tahsin Acar/Türkiye (ilk itirazlar) [BD], no. 26307/95, §§ 75-77, AİHM 2003-VI; WAZA Sp z.o.o./Polonya (k.k.), no. 11602/02, 26 Haziran 2007 ve Sulwińska/Polonya (k.k.), no. 28953/03, 18 Eylül 2007).
11. Mahkeme, Türkiye’ye karşı açılan davalar dâhil olmak üzere, bazı davalarında, adli yardımın sistematik olarak engellenmesi ve başvuranları mahkum etmek için avukat yokluğunda elde edilen delillerin kullanılması hakkındaki şikâyetlere ilişkin uygulamasını ortaya koymuştur (bk., diğer kararlar arasında, Mehmet Duman/Türkiye, no. 38740/09, 23 Ekim 2018; Ömer Güner/Türkiye, no. 28338/07, 4 Eylül 2018; Girişen/Türkiye, no. 53567/07, 13 Mart 2018; Canşad ve Diğerleri/Türkiye, no. 7851/05, 13 Mart 2018; İzzet Çelik/Türkiye, no. 15185/05, 23 Ocak 2018 ve Bayram Koç/Türkiye, no. 38907/09, 5 Eylül 2017).
12. Mahkeme, yukarıdaki davalarda, başvuranın avukata erişim hakkına konulan kısıtlamanın sistematik niteliğinin kendi başına Sözleşme’nin 6 §§ 1 ve 3 (c) maddesinin ihlaline karar vermek için yeterli olup olmadığını incelemeksizin, başvuranın polise verdiği ifadelerinin kabul edilebilirlikleri incelenmeden yargılamayı yürüten mahkeme tarafından kullanılmasının ve daha sonra Yargıtay’ın bu eksikliği giderememesinin, söz konusu maddenin ihlalini teşkil ettiğine karar vermiştir. Ayrıca yukarıdaki tüm davalarda Mahkeme, Sözleşme’nin 6 §§ 1 ve 3 (c) maddesinin ihlal edildiğine karar verilmesinin, başvuranlar tarafından yaşanan manevi zarar için yeterli adil tazmin teşkil ettiği kanaatindedir.
13. Bununla beraber somut davadaki ilk iki başvuranla (Aydın Güzel ve Kıymet Karaman) ilgili olarak Mahkeme, Türkiye aleyhine açılan davalar dâhil olmak üzere bir kısım davada, başvuranların yazılı delillere itiraz edebilmek için yeterli ve uygun bir fırsatın kendilerine verilmemesine ilişkin şikâyetler bakımından yerleşik bir uygulamaya sahiptir (bk. Murtazaliyeva/Rusya [BD], no. 36658/05, §§ 150-168; 18 Aralık 2018 ve Ünel/Türkiye, no. 35686/02, §§ 27-47, 27 Mayıs 2008).
14. Son olarak, başvuran Tahir Laçin’le ilgili olarak Mahkeme, Türkiye aleyhine açılan davalar dâhil olmak üzere bir kısım davada, avukat yokluğunda ve baskı altında alınan ifadelerin kullanılmasına ilişkin şikâyetler bakımından yerleşik bir uygulamaya sahiptir (bk. Özcan Çolak/Türkiye, no. 30235/03, 6 Eylül 2009 ve Örs ve Diğerleri/Türkiye, no. 46213/99, 20 Haziran 2006).
15. Mahkeme, Hükümetin tek taraflı deklarasyonunda Sözleşme’nin 6 §§ 1 ve 3. maddesinin açıkça ihlal edildiğini kabul ettiğini gözlemlemektedir.
16. Bununla beraber, avukat yardımından faydalanma hakkına yönelik sistematik kısıtlama konusunun kaynaklandığı yasal hükümlerin, 4928 sayılı ve 15 Temmuz 2003 tarihli karar ile kaldırıldığını (daha fazlası için bk. Salduz/Türkiye [BD], no. 36391/02, §§ 27‑31, AİHM 2008) ve avukata erişim hakkına yönelik hiçbir sistematik kısıtlamanın öngörülmediği, 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren yeni Ceza Muhakemeleri Kanunu’nu (5271 sayılı Kanun) not etmek önemlidir.
17. Bununla beraber Mahkeme 31 Temmuz 2018 tarihine kadar Ceza Muhakemeleri Kanun’unun 311 § 1 maddesinin (f) bendinin, başvuranlara Mahkemenin sadece Sözleşme veya Protokolleri uyarınca ihlal olduğuna karar verdiği hükme dayanarak ceza yargılamalarının yenilenmesi imkânını getiren bir hukuk yolu sağladığını kaydetmektedir. Ancak, 31 Temmuz 2018 tarihinde 7145 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinden sonra başvuranlar, Mahkemenin artık dostane çözüm veya tek taraflı deklarasyon temelinde davayı kayıttan düşürmeye karar vermesinin ardından ceza yargılamalarının yenilenmesine yönelik bir başvuruda bulunmaya hak kazanmıştır. Bunun sebebi, bu iki durumun artık ceza yargılamalarının yeniden açılması gerekçeleri olarak, Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun 311 § 1 (f) maddesinde ayrıntılı olarak listelenmesidir. Dolayısıyla, Mahkeme iç hukukun başvuranların dostane çözüm veya tek taraflı deklarasyon temelinde bir başvuruyu kayıttan düşüren kararın veya hükmün ardından, yargılamaların yenilenmesini talep edebileceği bir hukuk yolu öngörmesinden dolayı memnundur (kıyaslayınız, Igranov ve Diğerleri/ Rusya, no. 42399/13 ve diğer 8 başvuru, § 26, 20 Mart 2018, daha fazla referans ile birlikte ve karşılaştırınız Sroka/Polonya (k.k), no. 42801/07, 6 Mart 2012).
18. Bu bağlamda Mahkeme ayrıca, içtihadına ve uygulamasına göre başvuranın bu yönde bir talepte bulunması durumunda iç hukukta yargılamalarının yenilenmesinin Sözleşme’nin 6. maddesinin ihlal edildiği iddiasına yönelik olarak etkili bir çözüm sağlamak için en uygun yol olduğuna işaret etmektedir. Dolayısıyla, yukarıda belirtilen hukuk yolunun, başvuranların Sözleşme’nin 6. maddesi kapsamındaki şikâyetlerine ilişkin olarak telafi kabiliyetine haiz olduğu düşünülmektedir. Mahkemenin Sözleşme ve Protokolleri tarafından güvence altına alınan hakların ve özgürlüklerin korunmasındaki ikincil rolü dikkate alındığında, Mahkeme, Sözleşme’nin herhangi bir ihlalinin giderilmesinin öncelikli olarak ulusal makamların görevi olduğu hatırlatılmaktadır.
19. Teklif edilen ve benzer davalarda hükmedilen miktarlarla tutarlı olan tazminat miktarının yanı sıra Hükümet deklarasyonu içerisinde bulunulan ikrarların mahiyeti göz önünde bulundurulduğunda, Mahkeme, başvurunun incelenmesinin sürdürülmesini haklı kılan bir gerekçe bulunmadığı kanaatindedir (37. maddenin 1. fıkrasının (c) bendi). Bu karar, başvuranın zararının telafisi için mevcut olan herhangi bir başka başvuru yolunu kullanma imkânına halel getirmemektedir (bk. Jeronovičs/Letonya [BD], no. 44898/10, § 116‑118, 5 Temmuz 2016).
20. İlâveten, yukarıdaki mülahazalar ışığında ve bilhassa konuyla ilgili açık ve kapsamlı içtihatlar dikkate alındığında; Mahkeme, Sözleşme ve Protokolleri ile güvence altına alınan insan haklarına saygının, başvurunun incelenmesine devam edilmesini gerekli kılmadığı kanısındadır (37. maddenin 1. fıkrasının son cümlesi).
21. Mahkeme son olarak, Hükümetin tek taraflı deklarasyon metninde belirtilen şartlara uymaması halinde başvurunun, Sözleşme’nin 37. maddesinin 2. fıkrası uyarınca tekrar kayda alınabileceğinin altını çizmektedir (bk. Josipović/Sırbistan (k.k.), no. 18369/07, 4 Mart 2008).
22. Yukarıdaki hususlar ışığında, başvurunun bu kısmının kayıttan düşürülmesi uygun bulunmuştur.
B. Başvuranların Sözleşme’nin 3. maddesi kapsamındaki şikâyetine ilişkin olarak
23. Başvuran Tahir Laçin, Sözleşme’nin 3. maddesine dayanarak, polis tarafından gözaltında tutulduğu sırada maruz kaldığını iddia ettiği kötü muameleden şikayetçi olmuştur.
24. Başvuran 22 Ağustos 1996 tarihinde, kendisine kötü muamele yaptığını iddia ettiği polis memurlarına karşı Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunmuştur. Başvuran, şikâyetinin sonucu hakkında bilgilendirilmediğini ileri sürmüştür.
25. Hükümet görüşlerinde, başvuranın kötü muameleyle ilgili şikâyetleri hakkında başka bir resmi soruşturmanın yapılıp yapılmadığıyla ilgili dosyaların kayıtlarında bulunmadığını ve yetkili yerel mahkemeler tarafından herhangi bir kararın alınmadığını belirtmiştir.
26. Başvuranın, Mahkeme’ye başvuruda bulunduğu 8 Aralık 2004 tarihinden önce etkin bir ceza soruşturmasının yapılmadığı konusunda bilgi sahibi olduğu düşünülmelidir. Başvuranın iddia ettiği üzere, kendisi bu konu hakkında sekiz yıl boyunca herhangi bir bilgi sahibi olmamışsa, bu kendi ihmalkârlığından kaynaklıdır. (bk. Mocanu ve Diğerleri/Romanya [BD], no. 10865/09 ve diğer 2 başvuru, § 263, AİHM 2014 (alıntılar); ayrıca bk. Bulut ve Yavuz/Türkiye (k.k.), no. 73065/01, 28 Mayıs 2002).
27. Dolayısıyla, başvurunun bu kısmı Sözleşme’nin 35 §§ 1 ve 4 maddesi uyarınca, altı ay kuralına uymaması nedeniyle reddedilmelidir.
C. Diğer şikâyetler
28. Somut davadaki ilk iki başvuran (Aydın Güzel ve Kıymet Karaman) Sözleşme’nin 6 § 1 maddesine dayanarak baskı altında alındığı iddia edilen ifadelerinin yargılamayı yürüten mahkeme tarafından kullanılmasından şikâyetçi olmuşlardır.
29. Üçüncü başvuran Tahir Laçin, Sözleşme’nin 6 §§ 1 ve 3 (d) maddelerine dayanarak, özellikle polis tarafından video kayıtlarına dayanarak hazırlanmış olan raporlara ve müşterek sanığın gözaltında alınan ifadelerine dayanan yazılı delillere itiraz edebilmek için yeterli ve uygun bir fırsatının bulunmadığına yönelik şikayette bulunmuştur.
30. Bu şikâyetleri elinde bulunan tüm bilgi ve belgeler ışığında inceleyen Mahkeme, şikâyet edilen hususların yargı yetkisine girdiği ölçüde, söz konusu şikâyetlerin Sözleşme veya Protokollerinde yer alan hakların ve özgürlüklerin ihlal edildiğini göstermediği kanaatine varmıştır
31. Dolayısıyla Mahkeme, başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olduğu ve Sözleşme’nin 35. maddesinin 3 (a) ve 4. fıkraları uyarınca reddedilmesi gerektiği sonucuna varmıştır.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oy birliğiyle,
Davalı Hükümetin, Sözleşme’nin 6 §§ 1 ve 3 maddesi kapsamındaki deklarasyon koşullarını ve belirtilen taahhütlerin yerine getirilmesine ilişkin kuralları dikkate alarak;
Sözleşme’nin 6 §§ 1 ve 3 maddesi kapsamındaki şikâyetlere ilişkin olarak başvurunun, Sözleşme’nin 37 § 1 (c) maddesi uyarınca kayıttan düşürülmesine;
Başvurunun geri kalan kısmının kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
İşbu karar İngilizce dilinde tanzim edilmiş olup, 23 Mayıs 2019 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Hasan BakırcıJulia Laffranque
Yazı İşleri Müdür YardımcısıBaşkan
EK
No.
AD SOYAD
Doğum Yılı
Uyruk
İkamet Adresi
Temsilcisi
Aydın GÜZEL
1974
T.C.
İstanbul
F.N. Ertekin
Kıymet KARAMAN
1976
T.C.
İstanbul
F.N. Ertekin
Tahir LAÇİN
1961
T.C.
Ankara
F.N. Ertekin
Full & Egal Universal Law Academy