AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başvuru no. 35765/08
H.A. / Türkiye
Başkan
Valeriu Griţco,
Hâkimler,
Egidijus Kūris, Darian Pavli, ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı’nın katılımıyla 28 Mayıs 2019 tarihinde Komite olarak toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm),
4 Temmuz 2008 tarihinde yapılan yukarıdaki başvuruyu göz önüne alarak,
Davalı Hükümet tarafından ibraz edilen görüşleri ve bu görüşlere karşılık olarak başvuran tarafından ibraz edilen görüşleri dikkate alarak,
Gerçekleştirilen müzakerelerin sonucunda aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAYLAR
1. Başvuran H.A., Türk vatandaşı olup, 1950 doğumludur ve Şırnak’ta ikamet etmektedir. Başkan, başvuranın isminin açıklanmaması talebini kabul etmiştir (Mahkeme İçtüzüğünün 47 § 4 maddesi). Başvuran Mahkeme önünde Diyarbakır Barosuna bağlı Avukat F. Danış tarafından temsil edilmiştir.
2. Türk Hükümeti (“Hükümet”), kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.
3. Davanın konusu, taraflarca ifade edildiği şekliyle aşağıdaki gibi özetlenebilir.
4. 2001 yılında, başvuranın oğlu M.S.A., söz konusu dönemde 15 yaşında olan kız kardeşi M.A.’nın, kendisinden 20 yaş büyük olan E.B. tarafından tecavüze uğradığını iddia ederek, savcılığa suç duyurusunda bulunmuştur.
5. Midyat Ağır Ceza Mahkemesi önünde E.B’ye karşı ceza yargılamaları başlatılmıştır. E.B. 15 Mart 2002 tarihinde tecavüzden suçlu bulunmuş ve on bir yıl ve sekiz ay hapis cezasına mahkûm edilmiştir.
6. Yargıtay, 20 Haziran 2002 tarihinde, 15 Mart 2002 tarihli kararı bozmuştur. Yargıtay, başvuranın kızının E.B.’nin bebeğine hamile olduğu öğrenilinceye kadar, kendisinin yedi aylık bir süre içinde meydana gelen cinsel ilişkiye rıza gösterip göstermediğinin, ilk derece mahkemesi tarafından tespit edilemediğine karar vermiştir.
7. Midyat Ağır Ceza Mahkemesi, 23 Ekim 2002 tarihinde, E.B.’yi reşit olmayan bir çocukla rızası dâhilinde cinsel ilişkiye girmekten ve çocuğun bekâretini kaybetmesine neden olmaktan suçlu bulmuştur. E.B., üç yıl dört ay hapis cezasına mahkum edilmiştir.
8. Yargıtay, 11 Temmuz 2005 tarihinde, davanın 2005 yılında yürürlüğe giren yeni Ceza Kanunu’na göre yeniden değerlendirilmesi gerektiğini düşünerek, 23 Ekim 2002 tarihli kararı bozmuştur.
9. E.B. 10 Kasım 2005 tarihinde bir kez daha, reşit olmayan bir çocukla rızası dahilinde cinsel ilişkiye girmekten suçlu bulunmuş ve yirmi iki ay on beş gün hapis cezasına mahkum edilmiştir.
10. Yargıtay, 20 Kasım 2006 tarihinde, usule ilişkin gerekçelerle, ilk derece mahkemesinin kararını bozmuştur.
11. Midyat Ağır Ceza Mahkemesi, 15 Şubat 2007 tarihinde, E.B.’nin başvuranın kızı M.A. ile kendi rızasıyla yedi ay boyunca cinsel ilişkiye girdiğini ve sonuç olarak M.A.’nın bir erkek çocuk doğurduğunu tespit etmiştir. E.B., reşit olmayan bir çocukla rızası dahilinde cinsel ilişkiye girmekten suçlu bulunmuş ve yedi ay on beş gün hapis cezasına mahkum edilmiştir.
12. Yargıtay, 26 Kasım 2007 tarihinde kararı onamıştır.
ŞİKÂYET
13. Başvuran, Sözleşme’nin 6, 8 ve 14. maddeleri kapsamında, reşit olmayanlara yönelik tecavüz ve/veya cinsel istismara ilişkin söz konusu dönemde yürürlükte bulunan ilgili iç hukukun ve somut dava kapsamında verilen mahkeme kararlarının böyle bir duruma karşı etkili bir koruma sağlayamamasından şikâyetçi olmuştur.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
14. Başvuran, suçun ciddiyeti göz önünde bulundurulduğunda, yerel mahkemelerce sanığa verilen hafif hapis cezasının, orantılı ve koruyucu nitelikte olmadığını iddia etmiştir. Başvuran, bu bağlamda, Sözleşme’nin 6, 8 ve 14. maddesine dayanmıştır.
15. Hükümet, ilk olarak, başvuran H.A.’nın iddia olunan ihlaller bakımından ne doğrudan ne de dolaylı bir mağdur olduğunu belirtmiş ve bu sebeple mahkeme önündeki yargılamalarda taraf olma ehliyetine sahip olmadığını ifade etmiştir. Hükümet, dava dosyasında, Sözleşme’nin ihlal edildiği iddiaları nedeniyle acı ve ıstırap çekebilecek tek kişi olan başvuranın kızı M.A.’nın, herhangi bir zamanda başvuruda bulunmak istediğini gösteren hiçbir bulgu bulunmadığını belirtmiştir.
16. Başvuranın temsilcisi, cevaben sunduğu görüşlerde, söz konusu ilk itirazla ilgili yorum yapmamıştır.
17. Mahkeme, somut davanın, iddia edilen ihlallerin doğrudan mağduru olan M.A.’nın annesi H.A. tarafından açıldığını gözlemlemiştir. Başvurunun yapıldığı 2008 yılında, M.A. yirmi üç yaşındaydı ve dolayısıyla artık reşit bir bireydi. Ancak M.A., yerel yargılamaların bitişini takip eden 6 aylık süre içerisinde, Mahkeme’ye başvuruda bulunmamıştır. Mahkeme tarafından alınan başvuru formunda, H.A.’nın kızı adına değil, kendi adına başvuruda bulunduğu açıkça belirtilmiştir. Ayrıca, yetki belgesi sadece H.A. tarafından imzalanmıştır. Yazı işleri Müdürlüğü’nün durumun açıklığa kavuşturulması için birkaç defa talepte bulunmasına rağmen, H.A.’nın temsilcisi devamlı olarak başvurunun H.A. adına yapıldığını Mahkemeye bildirmiştir. Yine de, iç hukukta yürütülen yargılamaların başlatılması ve sona ermesinin ardından yaklaşık 5 yıl sonra 8 Şubat 2013 tarihinde, M.A. tarafından imzalanmış yetki belgesi Mahkemeye, ulaşmıştır. Böylece avukata, Mahkemeye başvuruda bulunma yetkisi verilmiştir. Mahkemeye M.A.’nın başvuran olarak yer aldığı yeni bir başvuru yapılmamıştır. Ayrıca, kendi bakış açısıyla, şikâyetlerine ilişkin herhangi bir bilgi de sunulmamıştır.
18. Dava koşulları dikkate alındığında, Mahkeme, M.A.’nın somut davada başvuran olarak kabul edilemeyeceği kanaatindedir.
19. Bu sebeple Mahkeme, H.A.’nın doğrudan ya da dolaylı mağdur olarak somut başvuruyu sunma ehliyetine sahip olup olmadığını belirlemelidir. Bu bağlamda, Mahkeme’nin yaklaşımı Centre for Legal Resources on behalf of Valentin Câmpeanu/Romanya ([BD], no. 47848/08, §§ 96-100, AİHM 2014) kararında özetlenmiştir.
20. Sözleşme’nin 34. maddesi uyarınca, bir başvuruda bulunabilmek için, kişinin bahsi geçen şikayetten “doğrudan etkilendiğini” gösterebilmesi gerekmektedir (bk. Burden / İngiltere [BD], no. 13378/05, § 33, AİHM 2008 ve İlhan / Türkiye [BD], no. 22277/93, § 52, AİHM 2000‑VII). Mahkeme somut davada, iddia edilen ihlallerden doğrudan etkilenen mağdurun H.A.’nın kızı olduğunu gözlemlemiştir. Yukarıda da belirtildiği üzere, Mahkemeye, H.A.’nın kızı adına, geçerli bir başvuru yapılmamıştır. Bu sebeple, H.A.’nın somut başvuruyu sunmak için gerekli ehliyete sahip olduğu kabul edilemez.
21. Mahkeme, yukarıdaki hususları göz önünde bulundurarak, Hükümet’in ilk itirazını isabetli bulmuş ve Sözleşme’nin 35 §§ 3 ve 4 maddesi kapsamında kişi bakımından bağdaşmadığı gerekçesiyle, başvurunun reddedilmesine karar vermiştir.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oy birliğiyle,
Başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
İşbu karar, İngilizce dilinde tanzim edilmiş olup, 20 Haziran 2019 tarihinde bildirilmiştir.
Hasan BakırcıValeriu Griţco
Yazı İşleri Müdür YardımcısıBaşkan
Full & Egal Universal Law Academy