AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başvuru No. 78850/16
HALKLARIN DEMOKRATİK PARTİSİ / TÜRKİYE
Başkan
Valeriu Griţco,
Hâkimler
Branko Lubarda,
Pauliine Koskelo,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı’nın katılımıyla oluşturulan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm), 3 Kasım 2020 tarihinde Komite olarak toplanarak,
Yukarıda belirtilen 7 Aralık 2016 tarihli başvuruyu dikkate alarak, gerçekleştirilen müzakerelerin ardından aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAY VE OLGULAR
1. Başvuran, Halkların Demokratik Partisi (“HDP”), genel merkezi Ankara’da bulunan bir Türk siyasi partisidir. Başvuran, Mahkeme önünde Ankara Barosuna bağlı Avukat K. Maçoğlu ve Avukat A. Tuğluk tarafından temsil edilmiştir.
A. Davanın Koşulları
2. Davaya konusu olay ve olgular, başvuranın ifade ettiği şekliyle, aşağıdaki gibi özetlenebilir.
3. Birçok siyasi partinin ve platformun koalisyon oluşturmasıyla 2013 yılında kurulan HDP, Kürt yanlısı sol görüşlü siyasi bir partidir. Başvuran parti, 30 Mart 2014 tarihli yerel seçimlere, Barış ve Demokrasi Partisi ile işbirliği yaparak katılmıştır. İki partinin adayları, iki büyükşehir de dâhil olmak üzere toplam 99 belediyede başkan olarak seçilmiştir. Ardından başvuran parti, 7 Haziran 2015 tarihli genel seçimlerde geçerli sayılan oyların yaklaşık % 13’ünü ve 1 Kasım 2015 tarihli genel seçimlerde % 10,8’ini almıştır. Dolayısıyla başvuran parti, söz konusu dönemde 550 milletvekili bulunan Türkiye Büyük Millet Meclisinde (“TBMM”), toplam 59 milletvekili ile üçüncü siyasi parti konumuna geçmiştir.
4. TBMM, 20 Mayıs 2016 tarihinde, 1982 Anayasası’na geçici bir madde ekleyerek, milletvekili dokunulmazlığına ilişkin anayasal bir değişiklik yapılmasını kabul etmiştir. Bu değişikliğe göre, Anayasa’nın 83. maddesinin ikinci fıkrası tarafından öngörülen milletvekili dokunulmazlığı, değişikliğin kabul edildiği tarihten önce Meclis’e sunulan dokunulmazlığın kaldırılmasına ilişkin tüm talepler için kaldırılmıştır. Anayasal değişikliğin gerekçelerinin somut olayla ilgili kısımları aşağıda belirtilmektedir:
“ Türkiye, tarihinin en büyük ve en kapsamlı, terörle mücadelesini yürütürken, bazı milletvekillerinin seçilmeden önce ya da seçildikten sonra yapmış oldukları teröre manevi ve moral destek manasındaki açıklamaları, bazı milletvekillerinin teröre ve teröristlere fiili manada destek ve yardımları, bazı milletvekillerinin ise şiddet çağrıları kamuoyunda büyük infial meydana getirmektedir. Türkiye kamuoyu milletvekillerinden, her şeyden önce, terörü ve teröristi destekleyen, şiddete çağrı yapan milletvekillerinin dokunulmazlığı istismar ettiğini düşünmekte, bu tür fiilleri olanların yargılanmasına Meclis tarafından izin verilmesini talep etmektedir. Böyle bir talep karşısında, Meclis’in sessiz kalması düşünülemez. Nitekim, birçok milletvekili, siyasi partilerin yöneticileri dokunulmazlık dosyalarının ele alınmasını ve dokunulmazlıkların kaldırılmasını talep etmiştir. ”
5. Bu anayasal değişiklik, TBMM’de, CHP’den (Cumhuriyet Halk Partisi) 59, HDP’den 55, Ak Parti’den (Adalet ve Kalkınma Partisi) 29 ve MHP’den (Milliyetçi Hareket Partisi) on milletvekili ile bir bağımsız milletvekili olmak üzere, toplamda 154 milletvekilini etkilemiştir.
6. Farklı tarihlerde, haklarında yürütülen çeşitli ceza soruşturmaları kapsamında, on HDP milletvekilinin tutuklanmalarına karar verilmiştir. Diğer taraftan, belirtilmeyen tarihlerde, HDP adına seçilmiş bazı belediye başkanları hakkında da tutuklama kararları verildiği görülmektedir. Başvuran parti, bu kişiler hakkında yürütülen ceza davalarının akıbeti hakkında hiçbir bilgi veya belge sunmamıştır.
7. Belirtilmeyen bir tarihte, yetmiş milletvekili, dokunulmazlıkların kaldırılmasıyla ilgili Anayasa değişikliğine ilişkin kanunun iptali için Anayasa Mahkemesine başvurmuştur. Bu milletvekilleri özellikle bu kararın, Anayasa’nın 83. maddesi gereğince verilen ve milletvekili statülerine bağlı dokunulmazlığın kaldırılmasına yönelik bir “parlamento kararı” olarak değerlendirilmesi gerektiğini ileri sürmüşlerdir. İlgililer, Anayasa Mahkemesinin, bu “kararın” anayasaya uygunluğunu Anayasa’nın 85. maddesi uyarınca denetlemesi gerektiği kanaatine varmışlardır.
8. Anayasa Mahkemesi, 3 Haziran 2016 tarihinde verilen 2016/117 sayılı kararında, söz konusu anayasal değişikliği, milletvekili dokunulmazlığının kaldırılması hakkında verilmiş bir parlamento kararı olarak incelenmesini oy birliğiyle reddetmiştir. Yüksek Mahkeme, bu bağlamda, somut olayda resmi anlamda bir Anayasa değişikliğinin söz konusu olduğunu ve kendisine göre, bu kararın milletvekili dokunulmazlığının kaldırılması hakkında verilmiş bir parlamento kararı olarak değerlendirilemeyeceğini tespit etmiştir. Yüksek Mahkeme ayrıca, söz konusu değişikliğin, Anayasa’nın 148. maddesiyle belirlenen usule göre denetlenebileceğini kaydetmiştir. Bununla birlikte, bu usule göre, sadece Cumhurbaşkanı veya Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 550 üyesinin beşte biri tarafından söz konusu Kanun’un denetlenmesi istenebilir. Anayasa Mahkemesi, somut olayda bu koşulun sağlanmadığını gözlemleyerek, ilgililerin başvurusunu reddetmiştir.
9. Anayasa değişikliği, 8 Haziran 2016 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanmış olup, aynı tarihte yürürlüğe girmiştir.
B. İlgili İç Hukuk ve Kuralları
10. Anayasa’nın 83. maddesi aşağıdaki gibidir:
“ Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, Meclis çalışmalarındaki oy ve sözlerinden, Mecliste ileri sürdükleri düşüncelerden, o oturumdaki Başkanlık Divanının teklifi üzerine Meclisce başka bir karar alınmadıkça bunları Meclis dışında tekrarlamak ve açığa vurmaktan sorumlu tutulamazlar.
Seçimden önce veya sonra bir suç işlediği ileri sürülen bir milletvekili, Meclisin kararı olmadıkça tutulamaz, sorguya çekilemez, tutuklanamaz ve yargılanamaz. Ağır cezayı gerektiren suçüstü hali ve seçimden önce soruşturmasına başlanılmış olmak kaydıyla Anayasanın 14 üncü maddesindeki durumlar bu hükmün dışındadır. Ancak, bu halde yetkili makam durumu hemen ve doğrudan doğruya Türkiye Büyük Millet Meclisine bildirmek zorundadır.
Türkiye Büyük Millet Meclisi üyesi hakkında, seçiminden önce veya sonra verilmiş bir ceza hükmünün yerine getirilmesi, üyelik sıfatının sona ermesine bırakılır; üyelik süresince zamanaşımı işlemez. Tekrar seçilen milletvekili hakkında soruşturma ve kovuşturma, Meclisin yeniden dokunulmazlığını kaldırmasına bağlıdır.
Türkiye Büyük Millet Meclisindeki siyasi parti gruplarınca, yasama dokunulmazlığı ile ilgili görüşme yapılamaz ve karar alınamaz.”
11. Anayasa’ya eklenen geçici 20. madde, Türkiye büyük Millet Meclisi tarafından 20 Mayıs 2016 tarihinde kabul edildiği şekliyle aşağıdaki gibidir:
“Bu maddenin Türkiye Büyük Millet Meclisinde kabul edildiği tarihte; soruşturmaya veya soruşturma ya da kovuşturma izni vermeye yetkili mercilerden, Cumhuriyet başsavcılıklarından ve mahkemelerden; Adalet Bakanlığına, Başbakanlığa, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına veya Anayasa ve Adalet komisyonları üyelerinden kurulu Karma Komisyon Başkanlığına intikal etmiş yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına ilişkin dosyaları bulunan milletvekilleri hakkında, bu dosyalar bakımından, Anayasanın 83 üncü maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesi hükmü uygulanmaz.
Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren on beş gün içinde; Anayasa ve Adalet komisyonları üyelerinden kurulu Karma Komisyon Başkanlığında, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığında, Başbakanlıkta ve Adalet Bakanlığında bulunan yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına ilişkin dosyalar, gereğinin yapılması amacıyla, yetkili merciine iade edilir.”
ŞİKÂYETLER
12. Başvuran parti, Sözleşme’nin 10, 11 ve 18. maddeleri ile 1 No.lu Protokol’ün 3. maddesini ileri sürerek, 2016 yılında kabul edilen ve büyük ölçüde HDP milletvekillerini etkileyen dokunulmazlıkların kaldırılmasına ilişkin karardan şikayet etmektedir. Başvuran parti bu bağlamda, üyeleri hakkında açılan ceza davalarının, özellikle üyeleri tarafından Kürt sorunu hakkında yapılan siyasi nitelikli beyanlarla ilgili olduğunu belirtmektedir. Başvuran partiye göre, milletvekili ve belediye başkanı olan üyelerinin tutuklanmasına ilişkin kararların, Sözleşme’nin 11. maddesinin de ihlalini teşkil etmektedir. Diğer taraftan başvuran parti, hem milletvekili dokunulmazlıklarının kaldırılmasının hem de üyelerinin tutuklanmasının, gizli bir niyet, yani muhalefeti susturma amacını izlediği kanaatindedir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
13. Başvuran parti, anayasal değişikliğin ardından, üyelerinin dokunulmazlıklarının ceza davalarının büyük bir kısmı için kaldırıldığını beyan etmektedir. Başvuran parti, 1 No.lu Protokol’ün 3. maddesini ileri sürerek, parlamentonun, muhalefeti, çoğunluğun baskılarına veya kötü niyetine karşı koruyarak işlevini yerine getirmesi açısından, milletvekili dokunulmazlığının, önemli bir güvence teşkil ettiğini iddia etmektedir. Başvuran partiye göre, hakkında tutuklama kararı verilen üyeleri bu güvenceden yoksun bırakılmışlar ve kendileri için oy veren kişileri temsil etmeye devam edememişlerdir. Ayrıca başvuran parti, Sözleşme’nin 10. maddesi açısından, seçilmiş üyelerine karşı yapılan suçlamalarının çoğunun, bu üyeler tarafından Kürt sorunu hakkında yapılan konuşmalarla ilgili olduğundan şikayet etmekte ve kendisine göre, bu durumun, ilgililerin ifade özgürlüğüne yapılmış orantısız bir müdahale teşkil ettiğini belirtmektedir. Ayrıca başvuran parti, HDP milletvekillerinin ve belediye başkanlarının tutuklanmaları sebebiyle Sözleşme’nin 11. maddesinin de ihlal edildiğini ileri sürmektedir. Başvuran parti son olarak, Sözleşme’nin 18. maddesi açısından, iddia edilen bu ihlallerin, aslında muhalefeti susturma ve siyasi faaliyetlerini sürdürmesini engelleme amacı taşıdığını iddia etmektedir.
14. Bu durumda Mahkeme, başvuran partinin Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmadığını gözlemlemektedir. Bununla birlikte Mahkeme, başvurunun başka bir gerekçeyle zaten kabul edilemez olması sebebiyle bu konu hakkında karar vermenin gerekli olmadığı kanaatindedir.
15. Mahkeme, gerçek kişilerin, Hükümet dışı kuruluşların veya şahıs gruplarının, Sözleşme’nin 34. maddesi gereğince başvuruda bulunabilmesi için Sözleşme’de tanınan hakların ihlali sebebiyle mağdur olduğunu iddia edebilmeleri gerektiğini hatırlatmaktadır (Bursa Barosu Başkanlığı ve diğerleri/Türkiye, no. 25680/05, § 109, 19 Haziran 2018). Bir kişinin, bu türden bir ihlalden mağdur olduğunu ileri sürebilmesi için, ilke olarak, ihtilaf konusu tedbirin etkilerine doğrudan maruz kaldığını iddia etmelidir (Tănase/Moldova [BD], no. 7/08, § 104, AİHM 2010 ve Aksu/Türkiye [BD], no. 4149/04 ve 41029/04, § 50, AİHM 2012). Sözleşme tarafından güvence altına alınan bir hakkın ihlal edildiği iddiasıyla, bu ihlalden şahsen etkilenmiş bir mağdurun bulunması, bu kriterin katı ve esnek olmayan şekilde uygulanmaması gerekse bile, Sözleşme’nin koruma mekanizmasının işlemesi için gerekli bir koşuldur (Bitenc/Slovenya (k.k.), no. 32963/02, 18 Mart 2008). Mahkeme, mağdur bağlamını, başvuruda bulunma menfaati veya başvuruda bulunma yetkisi gibi ulusal kavramlardan bağımsız olarak özerk şekilde yorumlamaktadır (yukarıda anılan Aksu, § 52).
16. Mahkeme içtihatlarından, “mağdur” statüsünün, bir derneğin ihtilaf konusu tedbirden doğrudan etkilenmesi durumunda, -üyelerine değil de- söz konusu derneğe verilebileceği anlaşılmaktadır (özellikle bk. Association des amis de Saint-Raphaël et de Fréjus ve diğerleri/Fransa (k.k.), no. 45053/98, 29 Şubat 2000 ve Dayras ve diğerleri ve “SOS Sexisme” Derneği/Fransa (k.k.), no. 65390/01, 6 Ocak 2005). Buna karşın, bir dernek veya bir sendika Sözleşme tarafından üyelerine tanınan hakları ihlal eden tedbirlerden mağdur olduğunu kendisi iddia edemez; bu durum, söz konusu dernek veya sendikanın tüzüğü gereğince üyelerinin menfaatlerini savunma amacının bulunması halinde de geçerlidir (Ordre des avocats défenseurs et avocats près la cour d’appel de Monaco/Monako (k.k.), no. 34118/11, 21 Mayıs 2013). Mahkeme, bu ilkelerin, bu davaya uygulanabildiği ölçüde (mutatis mutandis) siyasi bir parti ile bu parti adına seçilen parlamenterler de dâhil olmak üzere üyeleri arasındaki ilişkilere uygulandığı kanaatine varmaktadır (Parti travailliste géorgien/Gürcistan kararı ile karşılaştırınız, no. 9103/04, §§ 72-74, AİHM 2008).
17. Bu durumda Mahkeme, başvuran parti tarafından ileri sürülen şikâyetlerin, üyeleri hakkında alınan tedbirlerle ilgili olduğunu gözlemlemektedir. Nitekim başvuran parti, bir taraftan 2016 yılında üyelerinin dokunulmazlıklarının kaldırılmasından, diğer taraftan ilgililer hakkında verilen tutuklama kararlarından şikâyet etmektedir. Mahkeme, iddia edilen bu ihlallerden doğrudan etkilenen kişiler tarafından kendisine bu bağlamda birçok başvuru sunulduğunu, bu başvuruların halen derdest olduğunu hatırlatarak ve yukarıda belirtilen değerlendirmelerin tamamını dikkate alarak, HDP’nin Sözleşme’nin 34. maddesi anlamında mağdur sıfatına haiz olduğunu iddia edemeyeceği sebebiyle (bu davaya uygulanabildiği ölçüde (mutatis mutandis) bk. yukarıda anılan Ordre des avocats défenseurs et avocats près la cour d’appel de Monaco, §§ 61-62), bu başvurunun Sözleşme hükümlerine kişi yönünden (ratione personae) uygun olmadığı ve Sözleşme’nin 35. maddesinin 3. fıkrasının a) bendi ve 4. fıkrası uyarınca reddedilmesi gerektiği sonucuna varmaktadır.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oy birliğiyle,
Başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
İşbu karar, Fransızca dilinde tanzim edilmiş olup, 26 Kasım 2020 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Hasan BakırcıValeriu Griţco
Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Başkan
Full & Egal Universal Law Academy