AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başvuru no. 50432/17
HALKIN KURTULUŞ PARTİSİ (HKP) / Türkiye
Başkan,
Jovan Ilievski,
Hâkimler,
Lorraine Schembri Orland,
Diana Sârcu,
ve Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Dorothee von Arnim’in katılımıyla 30 Ocak 2024 tarihinde Komite olarak toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm),
2005 tarihinde kurulmuş olup Ankara’da bulunan ve Ankara Barosuna kayıtlı avukatlar S. Kıran ve M. Bayyar tarafından temsil edilen Halkın Kurtuluş Partisi (HKP) (“başvuran parti”) adlı siyasi bir parti tarafından 20 Haziran 2017 tarihinde İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin Sözleşme’nin (“Sözleşme”) 34. maddesi uyarınca Türkiye Cumhuriyeti aleyhine Mahkemeye yapılan başvuruyu (no. 50432/17) dikkate alarak,
Gerçekleştirilen müzakereler sonucunda aşağıdaki kararı vermiştir:
DAVANIN KONUSU
1. Başvuru, başvuran partinin 16 Nisan 2017 tarihinde gerçekleştirilen anayasa referandumuna aktif olarak katılma ve bu referandumla ilgili kampanya yürütme hakkının, yasal kriterleri karşılayamaması nedeniyle ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
2. Yüksek Seçim Kurulu (“Kurul”) 25 Ocak 2017 tarihinde, 20 Ocak 2017 tarihi itibariyle partiler tarafından doldurulan ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından tutulan teşkilat kayıtlarına dayanarak, 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanununun 20 ve 36. maddeleri ile 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun’un 14. maddesi uyarınca seçimlere katılabilecek siyasi partilerin listesini ilan etmiştir. Başvuran parti, seçim gününden en az altı ay önce Türkiye’deki il ve ilçelerin en az yarısında parti teşkilatını kurmadığı gerekçesiyle bu partiler arasında yer almamıştır.
3. Başvuran parti, özellikle kırk iki ilde teşkilatlarını oluşturduğunu ve dolayısıyla seçimlere katılmak için tüm ön koşulları yerine getirdiğini ileri sürerek, Kurul nezdinde bu karara itiraz etmiştir.
4. Kurul, 16 Şubat 2017 tarihinde başvuran partinin itirazını reddetmiştir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından ilgili kayıtları temin eden Kurul, başvuran partinin Türkiye’de Gaziantep, Muş ve Bayburt olmak üzere sadece üç ilde teşkilat organlarının kurulması için gerekli koşulları yerine getirdiği ve ilgili mevzuatın yasal gerekliliklerine uymadığı sonucuna varmıştır. Kurul bu bağlamda ayrıca, bir partinin belirli bir ilde teşkilatlanmış sayılabilmesi için, o ilin ilçelerinin en az üçte birinde teşkilat kurmuş olması gerektiğini, başvuran parti açısından ise böyle bir durumun söz konusu olmadığını belirtmiştir. Kurul kararları aleyhine başka bir mercie itiraz edilemeyeceğinden Anayasa’nın 79. maddesi uyarınca ilgili karar verildiği tarihte kesinleşmiştir.
5. Başvuran parti, Kurulun mevzuatı yanlış uyguladığından ve seçimlere katılma yeterliliğine ilişkin kararının 16 Nisan 2017 tarihinde gerçekleşen anayasa referandumuna katılma hakkını ihlal ettiğinden ve kampanya yürütmesini engellediğinden şikâyetçi olmuştur. Bu bağlamda başvuran parti Sözleşme’nin 1, 6, 7, 10 ve 11. maddeleri ve Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokol’ün 3. maddesine dayanmıştır. Başvuran parti esasen Sözleşme’nin 13. maddesine dayanarak, Kurul kararları aleyhine başka bir mercie itiraz etme hakkı olmadığından, Kurulun kararlarına karşı başvurabileceği etkili bir hukuk yolunun mevcut olmamasından şikâyetçi olmuştur.
MAHKEMENİN DEĞERLENDİRMESİ
6. Mahkeme, dava konusu olayların hukuki açıdan vasıflandırılması konusunda egemen olduğunu yinelemektedir (bk. örneğin, Aksu / Türkiye [BD], no. 4149/04 ve 41029/04, § 43, AİHM 2012). Somut davada Mahkeme, başvuran partinin şikâyetlerinin esasen 2017 anayasa referandumuna katılma ve kampanya yürütme hakkının ihlal edildiği iddiasıyla ilgili olduğu kanaatindedir. Dolayısıyla başvuran partinin şikâyetinin yalnızca Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokol’ün 3. maddesi kapsamında incelenmesi gerektiği görüşündedir. Söz konusu madde şu şekildedir:
“Yüksek Sözleşmeci Taraflar, yasama organının seçilmesinde halkın kanaatlerinin özgürce ifadesini sağlayacak şartlar içinde, makul aralıklarla, gizli oyla serbest seçimler yapmayı taahhüt ederler.”
7. Mahkeme, ilk olarak, başvuran partinin şikâyetinin esasen 2017 anayasa referandumunda kampanya yürütememesi nedeniyle Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokol’ün 3. maddesi kapsamındaki haklarının ihlal edildiği iddiasıyla ilgili olduğunu gözlemlemektedir. Yukarıda belirtilenler ışığında, başvuranın iddialarının, söz konusu referandum sırasında kampanya yürütememesi açısından incelenmesi gerekmektedir.
8. Bir siyasi partinin il ve ilçelerdeki teşkilat organlarının kurulmasına ilişkin ilgili iç hukukun açıklaması Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (no. 41955/14, §§ 18-24, 10 Mayıs 2022) kararında bulunabilir.
9. Mahkeme, 1 No.lu Protokol’ün 3. maddesinin söz konusu anayasa referandumuna uygulanabilirliğini Cumhuriyet Halk Partisi / Türkiye ((k.k.), no. 48818/17, 21 Kasım 2017) kararında incelediğini ve 1 No.lu Protokol’ün 3. maddesinin metninin, kapsamının “makul aralıklarla” yapılan ve yasama organını belirleyen seçimlerle sınırlı olduğunu açıkça gösterdiğini ve lafzının, uygulanabilirliğine ilişkin geniş kapsamlı, amaçsal bir yorumun sınırlarına dair güçlü bir gösterge olduğunu vurgulamış olduğunu kaydetmektedir. Bu doğrultuda Mahkeme, 1 No.lu Protokol’ün 3. maddesinin referandumlara uygulanamayacağına karar vermiştir (bk. yukarıda anılan Cumhuriyet Halk Partisi, §§ 33-40, ve bu kapsamda anılan diğer kararlar). Mahkeme yukarıdaki hususlar ışığında, başvuran partinin bu davadaki başvurusunun Sözleşme’nin 35 § 3 (a) maddesi anlamında, Sözleşme ve Protokollerinin hükümleriyle konu bakımından (ratione materiae) bağdaşmamakta olduğuna ve reddedilmesi gerektiğine karar vermiştir (bk. X. / Birleşik Krallık, no. 7096/75, 3 Ekim 1975 tarihli Komisyon kararı, Kararlar ve Raporlar (KR) 3, McLean ve Cole / Birleşik Krallık (k.k.), no. 12626/13 ve 2522/12, §§ 32-33, 11 Haziran 2013 ve yukarıda anılan Cumhuriyet Halk Partisi, § 40).
10. Önündeki tüm materyalleri inceleyen Mahkeme, Türkiye’deki seçmenlere “yasama organının seçimi” hususunda görüşlerini ifade etme fırsatı veren ve makul aralıklarla yapılan seçimler sisteminin bir parçası olarak düzenlenen referandumun Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokol’ün 3. maddesi anlamında bir “seçim” teşkil etmemesi nedeniyle, somut davada başvuran partinin şikâyetlerinin kabul edilebilirliği konusunda farklı bir sonuca varmasını sağlayabilecek herhangi bir olgu veya argüman tespit etmemiştir.
11. Dolayısıyla, başvuran partinin şikâyeti 35 § 3 (a) maddesi anlamında Sözleşme ve Protokollerinin hükümleri ile konu bakımından bağdaşmamakta olup, 35 § 4 maddesi uyarınca reddedilmelidir.
12. Mahkeme, başvuran partinin Sözleşme’nin 1 No.lu Protokol’ün 3. maddesiyle bağlantılı olarak 13. maddesi kapsamındaki şikâyetlerine ilişkin olarak, 13. maddenin yalnızca bir bireyin Sözleşme kapsamında “savunulabilir bir şikâyeti” olması halinde uygulanabileceğini yinelemektedir (bk. Mozer / Moldova Cumhuriyeti ve Rusya [BD], no. 11138/10, § 207, 23 Şubat 2016 ve De Tommaso / İtalya [BD], no. 43395/09, § 180, 23 Şubat 2017). Dolayısıyla 13. madde, asıl şikâyetin Sözleşme’nin maddi kapsamı dışında kaldığı durumlarda uygulanamaz (bk. Kaukonen / Finlandiya, no. 24738/94, 8 Aralık 1997 tarihli Komisyon kararı, KR 91, s. 14). Mahkeme, başvuran partinin Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokol’ün 3. maddesi kapsamındaki şikâyetlerine ilişkin vardığı sonucu göz önünde bulundurarak, bu şikâyetin de 35 § 3 (a) maddesi anlamında Sözleşme hükümleriyle konu bakımından bağdaşmamakta olduğuna karar vermiş ve dolayısıyla bu şikâyetlerin 35 § 4 maddesi uyarınca reddedilmesi gerektiği kanaatine varmıştır.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oy birliğiyle,
Başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
İşbu karar İngilizce olarak tanzim edilmiş olup; 22 Şubat 2024 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Dorothee von Arnim Jovan Ilievski
Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Başkan