Olaylar — Başvuranın avukatı, başvuran cezaevindeyken cezaevinin elektronik posta hesabı üzerinden kendisine bir e-posta göndermiştir.
Cezaevi müdürü, e-postayı başvurana iletmeyi reddetmiş ve avukata, başvuranla mektup veya telefon aracılığıyla irtibat kurmasını önermiştir. İç hukukta, cezaevi yetkililerinin, cezaevinin elektronik posta adresine gönderilen e-postaları, ilgili mahkûmlara iletmelerini gerektiren herhangi bir hüküm bulunmamaktadır. Başvuran, e-postanın kendisine iletilmesine ilişkin bir karar çıkarılması amacıyla, ulusal mahkemelere başvurmuş, fakat herhangi bir sonuç alamamıştır.
Hukuki Değerlendirme — Madde 8: Dava konusu elektronik postanın, cezaevinin ortak elektronik posta kutusuna gönderilmiş olmasına rağmen, esasında gönderilmek istenen kişi başvurandır ve postanın mahkûma iletilmesi talep edilmiştir. Bu nedenle, söz konusu elektronik posta iletisi, Sözleşme’nin 8. maddesinin amaçları çerçevesinde, “haberleşmeye” saygı hakkı kapsamına girmektedir. İç hukukta, mahkûmların, avukatlarıyla, mektup, telefon veya ziyaretler aracılığıyla irtibat kurması ilkesi uygulanmaktadır. Avrupa Cezaevi Kuralları kapsamında da benzer ilkeler mevcuttur. Mahkeme, yukarıda belirtilen yöntemlerin yeterli olduğunu ve e-postaların iletilip iletilmemesiyle ilgili kararın yasa koyucuların takdirine bırakılması gerektiğini kabul etmiştir. Mahkûmların haberleşme haklarına ilişkin Finlandiya mevzuatında, söz konusu hususlar açık bir şekilde belirtilmektedir. Söz konusu mevzuat, Sözleşme’nin gereksinimlerine ve davalı Devletin pozitif yükümlülüklerine uygundur. Elektronik postaların iletilmesine izin verilmemesinin meşru gerekçeleri bulunmaktadır. Bunlardan biri, yürürlükteki mevzuat uyarınca, söz konusu yazışmalarda avukat-müvekkil gizliliğinin güvence altına alınmamış olmasıdır. Söz konusu e-postanın, ulusal makamlar tarafından başvurana iletilmemiş olmasının, herhangi bir orantısızlık teşkil ettiği söylenemez. E-postayı gönderen kişiye, postasının alıcısına iletilmediği derhal bildirilmiş ve söz konusu kişiye, kullanabileceği haberleşme yöntemleri hakkında önerilerde bulunulmuştur. Söz konusu kişinin, e-posta kadar etkin ve hızlı olan çeşitli haberleşme yöntemlerinden faydalanma imkânına sahip olduğu anlaşılmıştır. Bahsi geçen kişinin bu yöntemleri kullanmamış olmasının suçu, davalı Devlete yüklenemez. Bu nedenle, Devletin sahip olduğu takdir yetkisi göz önüne alındığında, ulusal makamların, başvuran adına gönderilen e-posta iletisini kendisine iletmemiş olmalarının haklı gerekçelere dayanmadığı söylenemez. Özellikle de, farklı menfaatler arasında adil bir denge kurulduğu anlaşılmıştır.
Sonuç: kabul edilemez (açıkça dayanaktan yoksun).
Full & Egal Universal Law Academy