Hulki Güneş – Türkiye - 17210/09 - K. Kararı 2.7.2013 [II. Daire]
Olaylar – Devlet Güvenlik Mahkemesi, Mart 1994’te başvurana idam cezası vermiş; bu ceza hafifletilerek müebbet hapis cezasına çevrilmiştir. Başvuran, Mayıs 1995’te Avrupa İnsan Hakları Komisyonuna başvurmuştur. Başvuru, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine iletilmiş; Mahkeme Ekim 2001’de başvurunun kabul edilebilir olduğunu beyan etmiştir. Mahkeme, Haziran 2003’te Sözleşme’nin 3 § 1, 6 § 1 ve 3 d) maddelerinin ihlâl edildiği sonucuna varmıştır[1].
O sırada, Ocak 2013’te kabul edilen bir yasa, Mahkeme tarafından verilen bir ihlâl kararı sonrasında ceza yargılamalarının ancak iki varsayımda yeniden yapılmasını öngörmekteydi: Mahkemenin, yasanın yürürlüğe girmesinden önce nihaî bir karar vermiş olması ve Mahkemenin, yasanın yürürlüğe girmesinden sonra yapılan bir başvuru hakkında nihaî bir karar vermiş olması. Başvuran, Ekim 2003’te Mahkemenin kararına dayanarak ve Türkiye Anayasası’ndan yararlanarak, davasının yeniden açılması amacıyla Devlet Güvenlik Mahkemesine talepte bulunmuştur. Devlet Güvenlik Mahkemesi, başvurusunu Strazburg organları önünde Mayıs 1995’te yapmış olduğu ve Mahkemeden yasanın yürürlüğe girmesinden sonra bir karar almış olduğu için, başvuranın daha önce bahsi geçen yasadan yararlanamayacağına kanaat getirerek, ilgilinin talebini reddetmiştir. Başvuranın, davasının yeniden açılmasını sağlamak amacıyla yaptığı çeşitli başvurular sonuçsuz kalmıştır.
Hukuk – 35 § 3 Maddesi: Bakanlar Komitesi, CM/ResDH(2007)150 sayılı kararında, kararın infazı ve eski hale iade sağlanması amacıyla alınabilecek tedbirler ile ilgili olarak, bilhassa, “Mahkeme kararının, adil yargılanma hakkı konusundaki ihlâllerin önemi nedeniyle münferit tedbirlerin alınmasını gerektirdiğini; bunun da başvuranın mahkûmiyetinin haklılığı konusunda ciddî bir şüphe uyandırdığını” kaydetmiştir. Dolayısıyla Hükümeti, “başvuranın davasında ulusal yargılamanın yeniden başlatılmasını engelleyen hukukî engeli ortadan kaldırmaya” davet etmiştir. Bu bakımdan davalı Devlet, söz konusu araçlar Mahkemenin kararı içerisinde yer alan sonuçlarla bağdaştığı sürece, Bakanlar Komitesinin kontrolü altında, Sözleşme’nin 46. maddesi uyarınca hukukî yükümlülüğünü yerine getirmeye yönelik araçları seçmede özgürdür. Bu diyalogda ve kararının icrası konusunda, Mahkeme hiçbir rol üstlenemez. Sözleşme; Mahkemeye, davalı Devletten bir yargılamayı yeniden başlatmasını veya bir mahkûmiyet kararını iptal etmesini isteme yetkisi vermemektedir. Dolayısıyla Mahkeme ancak, kararlarının icrası kapsamında bu tedbirlerden herhangi birini almamış olduğu için, bir Devletin Sözleşme’yi ihlâl etmiş olduğuna kanaat getirebilmektedir.
Mahkeme içtihadı, davaların esastan incelenmesi kapsamında, karar infaz kontrolüne ilişkin örnekler sunmaktadır. Özellikle, “yeni sorun” kavramı yoluyla Mahkeme, kısmen daha önceki kararının icrasına ilişkin olan bir davaya bakmaya yetkili olduğunu beyan edebilir. Bununla birlikte, bu gerekçe, somut dava için geçerli değildir.
Mahkeme; Sözleşme’nin 6. maddesinin ihlâl edildiğinin tespit edilmesi ışığında, bir davanın yeniden incelenmesine olanak sağlayan ulusal yargılamaların gerçekleştirilmesinin güvence altına alınmasının önemini vurgulamaktadır. Bu yargılamalar, Mahkeme kararlarının icrasının önemli bir yönü olarak düşünülebilir ve varlıkları Sözleşmeci bir devletin Sözleşme’ye ve Mahkeme içtihadına uyma taahhüdünü göstermektedir. Bu bakımdan Mahkeme, 11 Nisan 2013 tarihinde kabul edilen yasanın, ceza muhakemeleri usulü kanununun ceza yargılamalarının yeniden başlatılması konusunda öngördüğü bir yıllık kısıtlamayla ilgili olarak, 15 Haziran 2013 tarihinde icranın gözetimi sıfatıyla Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi önünde derdest olan davalar için bir istisna öngörüyor olmasına kayda değer önem vermektedir. Bu istisnadan etkilenen ve aralarında başvuranın da bulunduğu kişiler, bahsi geçen yasanın yürürlüğe girmesinden, yani 30 Nisan 2013 tarihinden itibaren üç ay içerisinde davalarının yeniden açılmasını talep edebilmektedir.
Sonuç : kabul edilemez (oybirliğiyle).
[1] Bakınız Hulki Güneş / Türkiye kararı, no. 28490/95, 19 Haziran 2003, Bilgi Notu 54.
Full & Egal Universal Law Academy