AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başvuru no. 71403/12
Kadriye KANSU/Türkiye
19 Aralık 2017 tarihinde,
Başkan
Julia Laffranque,
Yargıçlar
Jon Fridrik Kjølbro,
Stéphanie Mourou-Vikström,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı’nın katılımıyla oluşturulan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ("İkinci Bölüm") Daire olarak toplanarak, 20 Eylül 2012 tarihinde yapılan yukarıda belirtilen başvuruyu dikkate alarak, gerçekleştirilen müzakerelerin ardından, aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAY
1. Başvuran Kadriye Kansu, Türk vatandaşı olup 1956 doğumludur ve Ankara’da ikâmet etmektedir.
A. Davanın Koşulları
2. Davanın kendine özgü koşulları, başvuran tarafından ifade edildiği şekliyle, aşağıdaki gibi özetlenebilmektedir:
3. Başvuran, 1980 yılından başvuru yaptığı tarihe kadar Türkiye Radyo Televizyon Kurumu bünyesinde ("TRT") farklı görevlerde yer almıştır.
4. TRT, 24 Eylül 2008 tarihinde, 11 Haziran 2008 tarihli ve 5767 Sayılı Kanun’un geçici maddesi uyarınca, başvuranın Yayın Denetleme Kurulu Başkanlığı üyeliği görevinden alınarak Strateji Geliştirme Daire Başkanlığı nezdinde araştırmacı olarak görevlendirilmesine karar vermiştir.
5. Başvuran, dosyada belirtilmeyen bir tarihte, Ankara İdare Mahkemesi nezdinde, yukarıda belirtilen kararın iptal edilmesi talebiyle başvuru yapmıştır.Başvuran, görev yerinin değiştirilmesinin haklarını ve maddi avantajlarını kaybettirdiğini, meslektaşlarının bazılarının hemen ilk görev yerlerine iade edildiklerini ve söz konusu kanunun 11. maddesinin Anayasa’ya aykırı hükümler içerdiğini İleri sürmüştür. Başvuran, bu maddenin özellikle Anayasa’nın 2. Maddesinde ortaya konan hukuk devleti ilkesine aykırı olduğunu iddia etmiştir.Ayrıca başvuran, Anayasa’nın 128. maddesine göre, kamu kurumu bünyesinde görevi dikkate alınarak, kendisini ilgilendiren idari işlemlerin ilgili kurumun kararıyla değil yalnızca kanun yoluyla yapılabileceğini iddia etmiştir.
6. Yargılama boyunca, başvuran Ankara İdare Mahkemesi’nden yürütmenin durdurulması kararı alınması ve görev yerinin değiştirilmesinin durdurulması talebinde bulunmuştur. Ankara İdare Mahkemesi, 22 Ocak 2009 tarihinde, bu talebi reddetmiştir. Ankara Bölge İdare Mahkemesi, 26 Şubat 2009 tarihinde, başvuran tarafından yapılan itirazı reddetmiştir.
7. İdare Mahkemesi, 15 Eylül 2009 tarihinde, oyçokluğuyla, söz konusu görev yerinin değiştirilmesinin kanuna uygun olduğunu belirterek, başvuranın talebini reddetmiştir. İlgilinin, kendisinin aksine 43 araştırmacıdan 19’unun ilk görev yerlerine iade edildikleri iddiasıyla ilgili olarak, İdare Mahkemesi kendi önüne sunulan ihtilafın konusunun araştırmacı kadrosuna atama ile sınırlı kaldığını ve meslektaşlarının bazılarının aksine başvuranın ilk görev yerine iade edilmemesi konusunun, başka bir dava konusu olması gerektiğini kaydetmiştir.
8. Başvuran tarafından yapılan temyiz talebi, 26 Aralık 2011 tarihinde, Danıştay tarafından reddedilmiştir. Ret kararı, 16 Mart 2012 tarihinde kendisine tebliğ edilmiştir.
9. Başvuran, 26 Mart 2012 tarihinde, kararın düzeltilmesi talebinde bulunmuştur.
10. Başvuran, 20 Eylül 2012 tarihinde, Mahkeme önünde başvurusunu yapmıştır.
11. Başvuranın karar düzeltme talebi, 27 Aralık 2012 tarihinde, Danıştay tarafından reddedilmiştir.
B. İlgili İç Hukuk
12. Devlet memurlarına ilişkin 657 sayılı Kanun’un "Memurların Kurumlarınca Görevlerinin ve Yerlerinin Değiştirilmesi" başlıklı 76. maddesinde şu şekildedir:
"Kurumlar, görev ve unvan eşitliği gözetmeden kazanılmış hak aylık dereceleriyle memurları bulundukları kadro derecelerine eşit veya (...) daha üst, kurum içinde aynı veya başka yerlerdeki diğer kadrolara naklen atayabilirler.
(...)"
ŞİKÂYETLER
13. Başvuran, Sözleşme’nin 11 ve 14. maddelerini ileri sürerek, örgütlenme hakkının ve ayrımcılığa uğramama hakkının ihlal edildiğini ileri sürmektedir.
HUKUKÎ DEĞERLENDİRME
14. Başvuran, görev yerinin değiştirildiğini ve KESK’e (Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu) üye olması nedeniyle, ilk görev yerine iade edilmediğini iddia etmektedir. Başvurana göre, TRT KESK’e üye olmayan veya bu sendikadan ayrılan kişileri kendi görev yerlerine iade etmiştir.
15. Mahkeme, başvuran tarafından yapılan itirazın 26 Aralık 2011 tarihinde reddedildiğini kaydetmektedir. Bu ret kararının tebliğ edilmesinden sonra, başvuran 26 Mart 2012 tarihinde, karar düzeltme talebinde bulunmuştur. Başvuran, bu prosedürün sonucunu beklemeksizin, 20 Eylül 2012 tarihinde, Mahkeme önünde, başvuruda bulunmuştur.
16. Mahkeme, karar düzeltme başvurusunun etkinliğiyle ilgili olarak, şüphelerinin bulunduğunu iddia eden başvuranın, neden öncelikle karar düzeltme talebinde bulunduğu ve bu başvurusunun sonucunu beklemediği konusunda hiçbir gerekçe sunmadığını tespit etmektedir.
17. Şayet karar düzeltme başvurusunun tüketilmesi gereken bir yol olarak değerlendirilmesi gerekirse –ki başvuran bu başvuruyu yapmaya karar vermiştir - Mahkeme nihai kararın Danıştay tarafından 27 Aralık 2012 tarihinde verildiğini kabul etmektedir. Mahkeme, 6216 Sayılı Kanun gereğince, Anayasa Mahkemesi önünde bireysel başvuru hakkının 23 Eylül 2012 tarihinden sonra verilen bütün kararlar için geçerli bir yololduğunu vurgulamaktadır. Mahkeme, bu başvurunun ilke olarak Sözleşme ile korunan hakların ve özgürlüklerin doğrudan ve hızla korunmasını sağladığını giderilmesini teşkil ettiğini ve kullanılması gereken bir çözüm olduğunu daha önce karar verdiğini belirtmektedir (Uzun/Türkiye (kabul edilebilirlik hakkında karar), No. 10755/13, 30 Nisan 2013, §§ 68-71).
18. Mahkeme, Sözleşme’nin 35. maddesinin 1. fıkrası uyarınca, yalnızca iç hukuk yollarının tüketilmesinden sonra kendisine başvurulabileceğini hatırlatmaktadır. Her başvuran, prensip olarak bu düzenlemenin de amaçladığı şekilde yerel mahkemelere başvurarak Sözleşmeci Devletler–in haklarında iddia edilen ihlallerin önlenmesi veya giderilmesi imkânını tanımalıdır. Bu kural, iç hukuk düzeninin iddia edilen ihlal ile ilgili olarak, etkin bir başvuru yolu sağladığı varsayımına dayanmaktadır (Parrillo/İtalya [BD], No. 46470/11, § 87, AİHM 2015). Yani, Mahkeme’ye iletilmesi gereken bir şikâyetin öncelikle uygun bir yerel organ önünde, iç hukukta öngörülen şekil ve süre çerçevesinde, en azından içerik olarak ileri sürülmesi gerekir (Vučković ve diğerleri/Sırbistan (ilk itiraz) [BD], No. 17153/11 et 29 diğer başvuru, §72, 25 Mart 2014).
19. Hâlbuki, somut olayda, başvuran Mahkeme önünde ileri sürdüğü şikâyetlerini yerel düzeyde hiçbir şekilde belirtmemiştir. Gerçekten de başvuran görev yerinin değiştirilmesinin KESK ile bağlantılı olması ve sendikal faaliyetleri nedeniyle gerçekleştiğini hiçbir şekilde yerel mahkemelerin bilgisine sunmamıştır.
20. Sonuç olarak, başvuru, iç hukuk yollarının tüketilmemesi nedeniyle, Sözleşme’nin 35. maddesinin 1 ve 4. fıkraları uyarınca reddedilmelidir.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, Oy birliğiyle,
Başvurunun, kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
İşbu karar Fransızca dilinde tanzim edilmiş; 18 Ocak 2018 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Hasan BakırcıJulia Laffranque
Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Başkan
Full & Egal Universal Law Academy