AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başvuru no. 11773/12
Mesut KAR / Türkiye
Başkan,
Guido Raimondi,
Hâkimler,
Peer Lorenzen,
Dragoljub Popović,
Işıl Karakaş,
Nebojša Vučinić,
Paulo Pinto de Albuquerque
ve Bölüm Yazı İşleri Müdürü Stanley Naismith’in 19 Mart 2013 tarihinde Daire olarak toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm),
16 Aralık 2011 tarihinde yapılan yukarıda anılan başvuruyu göz önüne alarak,
Gerçekleştirdiği müzakerelerin sonucunda aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAYLAR
Başvuran Mesut Kar 1990 doğumlu bir Türk vatandaşı olup; Mardin’de bir ceza infaz kurumunda tutuklu olarak bulunmaktadır.
Başvuran 27 Nisan 2009 tarihinde, yasa dışı bir silahlı örgüt olan PKK’ya üye olma şüphesiyle Şırnak’ta tutuklanmıştır.
Şırnak Sulh Ceza Mahkemesi, 29 Nisan 2009 tarihinde söz konusu suçun niteliğini, şüphelinin söz konusu suçları işlediğine dair kuvvetli şüphenin mevcut olmasını, kaçma riskini, soruşturmanın ilk aşamalarında delillerin yok edilmesini ve söz konusu suçların Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 100. maddesi kapsamında belirtilen sınıflandırmaya dâhil olmasını göz önünde bulundurarak başvuranın tutuklu yargılanmasına karar vermiştir.
20 Kasım 2009 tarihli iddianame, başvuranı PKK üyesi olma, söz konusu bu örgüt adına propaganda yapma, 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nu ihlal etme ve mülkiyete zarar verme suçlarını işlemekle suçlamıştır.
Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi 19 Şubat 2010 tarihinde ilk duruşmayı düzenlemiştir.
Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi, 19 Şubat 2010 ve 17 Şubat 2012 tarihleri arasında dava için on sekiz duruşma daha düzenlemiş olup suçluluğa ilişkin olarak kuvvetli şüphenin olmasını sağlayan olguların mevcut olmasını ve söz konusu suçların Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 100. maddesi kapsamında belirtilen sınıflandırmaya dâhil olmasını göz önünde bulundurarak başvuranın tutuklu yargılanmasının devamına karar vermiştir.
Dava dosyasında bulunan belgelere göre, başvuran aleyhinde açılan yargılamalar halen Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi önünde derdest olmakla beraber başvuran halen tutuklu yargılanmaktadır.
ŞİKÂYETLER
Başvuran, Sözleşme’nin herhangi bir maddesine dayanmadan yargılama öncesi tutukluluğunun aşırı uzun olduğu konusunda şikâyette bulunmuştur.
Ek olarak, başvuran, ana dilde savunma hakkının ihlal edildiğinden şikâyetçi olmuştur.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
1. Başvuran, tutukluluk süresinin uzunluğu konusunda şikâyetçi olmuştur.
Mahkeme, bu şikâyetin Sözleşme’nin 5 § 3 maddesi kapsamında incelenmesi gerektiğini düşünmektedir: Mahkeme, ayrıca, bu şikâyetin kabul edilebilirliğine dava dosyası temelinde karar veremeyeceğine ve bu nedenle Mahkeme İç Tüzüğü’nün 54 § 2 (b) maddesi uyarınca başvurunun bu kısmının davalı Hükümete iletilmesi gerektiğine karar vermiştir.
2. Başvuran, Sözleşme’nin 6 § 3(a) maddesi kapsamında kendisini ana dilde savunma hakkının ihlal edildiğinden şikâyetçi olmuştur.
Mahkeme, başvuran aleyhinde açılan ceza yargılamalarının halen derdest olduğunu gözlemektedir. Söz konusu şikâyet vaktinden önce yapılmıştır ve bu nedenle, Sözleşme’nin 35 §§ 1 ve 4 maddesi gereğince, iç hukuk yollarının tüketilmemesi sebebiyle bu şikâyetin reddine karar verilmelidir (bk. örneğin, Koç/Türkiye, (k.k) no. 36686/07, 26 Şubat 2008).
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oy birliğiyle,
Başvuranın yargılama öncesi tutukluluğunun uzunluğuna ilişkin şikâyetin incelenmesinin ertelenmesine;
Başvurunun geri kalan kısmının kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
Stanley NaismithGuido Raimondi
Yazı İşleri MüdürüBaşkan
Full & Egal Universal Law Academy