AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KAYITTAN DÜŞÜRÜLME KARARI
Başvuru No. 23405/09
Ömer KARAHAN / Türkiye
Başkan
Valeriu Griţco,
Hâkimler
Ivana Jelić,
Darian Pavli
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı’nın katılımıyla 5 Mart 2019 tarihinde komite halinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm), 2 Nisan 2009 tarihinde yapılan başvuruyu ve davalı Hükümet tarafından 6 Kasım 2018 tarihinde sunulan ve Mahkemeyi başvuruyu kayıttan düşürmeye davet eden deklarasyon ile başvuran tarafça söz konusu deklarasyona verilen cevabı göz önünde bulundurarak, yapılan müzakerelerin ardından aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAYLAR VE USUL
Başvuran Ömer Karahan, Türk vatandaşı olup 1954 doğumludur ve Konya’da ikamet etmektedir. Mahkeme önünde Konya Barosuna bağlı Avukatlar Ü. Olgun ve G. Özçiftci tarafından temsil edilmiştir.
Türk Hükümeti (“Hükümet”) ise kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.
Başvuran, Sözleşme’nin 10. maddesine dayanarak, ifade özgürlüğü hakkının ihlal edildiğinden şikâyet etmiştir.
Başvuru, Hükümete bildirilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
Başvuran, bir siyasi parti yöneticisi olarak yapmış olduğunu ifade ettiği açıklamalar nedeniyle üniversite profesörlüğü görevinden alınmasının ifade özgürlüğü hakkının ihlali anlamına geldiğini iddia etmekteydi. Başvuran, Sözleşme’nin 10. maddesini ileri sürmekteydi.
Dostane çözüm amacıyla yapılan görüşmelerin başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından, Hükümet, 6 Kasım 2018 tarihli yazıyla, söz konusu başvuruda ileri sürülene sorunun çözülmesi amacıyla tek taraflı deklarasyon metni hazırlama isteğini Mahkemenin bilgisine sunmuştur. Hükümet ayrıca, Sözleşme’nin 37. maddesi uyarınca, Mahkemeyi, başvuruyu kayıttan düşürmeye davet etmiştir.
Deklarasyon metni şu şekildedir:
“Hükümet, başvuranın şikâyetine ilişkin yürütülen yargılamaların Sözleşme’nin 10. maddesinde öngörülen standartları karşılamadığını kabul etmiştir. Hükümet, bu tür yargılamaları etkili bir şekilde yürütülme yükümlülüğünün gelecekte daha etkin bir şekilde yerine getirilmesi için gerekli olan tüm tedbirleri almayı taahhüt etmiştir. Ayrıca, başvuranın şikâyetine konu olan işten çıkarma kararı, 4 Haziran 2006 tarihli resmi gazetede yayımlanan Memurlar ile Diğer Kamu Görevlilerinin Bazı Disiplin Cezalarının Affı Hakkında Kanun uyarınca ilgili idare tarafından iptal edilmiştir.
Bununla beraber, Hükümet, 7145 sayılı, 31 Temmuz 2018 tarihli Kanunla değiştirildiği üzere, İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 53 § 1 maddesinin, halihazırda, AİHM’nin dostane çözüm veya tek taraflı deklarasyon sonrası bir başvuruyu kayıttan düşürmeye karar verdiği davalarda idari mahkeme yargılamalarının yeniden açılmasını gerektirdiğini vurgulamaktadır.
Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’nin başvuran Ömer KARAHAN’a, maruz kaldığı her türlü maddi ve manevi zarar, avukatlık ücretleri ile masraf ve giderler karşılığında, başvurana yansıtılabilecek her türlü vergiden muaf tutulmak üzere 13.500 EUR (on üç bin beş yüz avro) ödemeyi teklif ettiğini beyan ederim.
Her türlü maddi ve manevi zararı ve ayrıca masraf ve giderleri karşılamak üzere Mahkeme içtihadınca uygun olduğu düşünülen söz konusu meblağ, Türk Lirası cinsinden ödenecek olup, yansıtılabilecek her türlü vergiden muaf tutulacaktır. Bu miktar her türlü maddi ve manevi zararı, avukatlık ücretlerini ve ayrıca masraf ve giderleri karşılamak üzere Mahkeme tarafından Sözleşme’nin 37. maddesinin 1. fıkrasına uygun olarak verilen kayıttan düşürme kararının tebliğini müteakip üç ay içerisinde ödenecektir. Bu ödeme, davanın nihai çözüme kavuşturulduğu anlamına gelecektir.
Hükümet, Mahkeme’yi başvurunun incelenmesine devam etmesi için bir sebep kalmadığı gerekçesiyle davayı Sözleşme’nin 37. maddesi uyarınca kayıttan düşürmeye davet etmiştir.”
Başvuran 16 Ocak 2019 tarihli bir yazıyla, Hükümet tarafından deklarasyon metninde teklif edilen meblağın, iddia edilen ihlal nedeniyle maruz kaldığını ifade ettiği maddi ve manevi zararlar bakımından yeterli olmadığı değerlendirmesinde bulunarak, tek taraflı deklarasyon metninde yer alan ifadelerden memnun olmadığını belirtmiştir.
Mahkeme, Sözleşme’nin 37. maddesi uyarınca, yargı sürecinin her aşamasında dava koşullarının bu maddenin 1. fıkrasının a), b) veya c) bentlerinde yer alan durumlardan biri ile sonuçlanması durumunda davanın kayıttan düşürülmesine karar verebileceğini hatırlatmaktadır. Sözleşme’nin 37. maddesinin 1. fıkrasının c) bendi, davanın kayıttan düşürülmesine şu durumda imkân vermektedir:
“(...) Mahkeme’nin saptadığı herhangi bir başka nedenden ötürü, başvurunun incelenmesinin sürdürülmesini haklı kılan bir neden görülmezse.”
Mahkeme ayrıca, başvuran, başvurunun incelenmesinin sürdürülmesini talep etse bile, davalı Hükümetin tek taraflı deklarasyonuna dayalı olarak 37. maddesinin 1. fıkrasının c) bendi gereğince, bazı koşullarda, davanın kayıttan düşürülebileceğini hatırlatmaktadır.
Mahkeme bu amaçla, deklarasyon metnini, özellikle Tahsin Acar kararında (Tahsin Acar/Türkiye (öncelikli sorun) [BD], No. 26307/95, §§ 75-77, AİHM 2003-VI, WAZA Spółka z o.o./Polonya (kabul edilebilirlik hakkında karar) No. 11602/02, 26 Haziran 2007 ve Sulwińska/Polonya (kk.), No. 28953/03, 18 Eylül 2007)) ortaya konulan içtihadında yer alan ilkeler ışığında incelemiştir.
Mahkeme, Sözleşme’nin 10. maddesiyle güvence altına alınan memurların ifade özgürlüğü hakkının ihlal edilmesine ilişkin şikâyet ile ilgili olarak, Türkiye aleyhine yürütülen davalarda olduğu gibi birçok davada kendi uygulamasını ortaya koymuştur (bk. örnek olarak, Vogt/Almanya, 26 Eylül 1995, § 53, seri A no 323, Wille/Lihtenştayn [BD], No. 28396/95, § 41, AİHM 1999-VII, Fuentes Bobo/İspanya, No. 39293/98, § 38, 29 Şubat 2000, Harabin/Slovakya (kk.), No. 62584/00, AİHM 2004-VI, Guja/Moldova [BD], No. 14277/04, § 70, AİHM 2008, Kayasu/Türkiye, No. 64119/00 ve 76292/01, § 77, 13 Kasım 2008 ve Kula/Türkiye, No. 20233/06, §§ 38, 45 ve 46, 19 Haziran 2018)
Mahkeme, Hükümetin deklarasyonunda yer alan imtiyazların niteliğini ve tazminat olarak önerilen meblağı -ki bu meblağ benzer davalarda ödenen meblağlara uygundur– göz önünde bulundurarak, başvurunun incelenmesinin sürdürülmesini haklı kılan bir neden bulunmadığı kanaatine varmaktadır (Sözleşme’nin 37. maddesinin 1. fıkrasının c) bendi).
Ayrıca yukarıda bahse konu değerlendirmeler ışığında ve bu yöndeki içtihadının net ve çok sayıda oluşu göz önünde bulundurulduğunda Mahkeme, Sözleşme ve Protokolleri tarafından güvence altına alınan insan haklarına saygının, başvurunun bu kısmının incelenmesini gerekli kılmadığı kanaatindedir (Sözleşme’nin 37. maddesinin 1. fıkrası son cümlesi (in fine)).
Mahkeme, bu deklarasyon metnini yorumladığı üzere, ödeme tarihinde geçerli olan döviz kuru üzerinden Türk lirasına çevrilen ve uygulanabilir her türlü vergiden muaf tutulan bu meblağın, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 37. maddesinin 1. fıkrası uyarınca verilen Mahkeme kararının tebliğ tarihinden itibaren üç ay içinde ödenmesi gerekecektir. Bu miktar, söz konusu süre içerisinde ödenmediği takdirde, Hükümet sürenin sona erdiği tarihten söz konusu miktarın fiili olarak ödenmesine kadar geçen süre zarfında, Avrupa Merkez Bankası’nın anılan dönem için geçerli olan marjinal kredi faiz oranına üç puanlık bir artış eklemek suretiyle belirlenecek basit faizi uygulayacağına taahhüt etmektedir.
Mahkeme son olarak, Hükümet’in tek taraflı deklarasyonundaki taahhütleri yerine getirmemesi halinde Sözleşme’nin 37. maddesinin 2. fıkrası uyarınca başvurunun yeniden kayıt altına alınabileceğinin altını çizmektedir (Josipović/Sırbistan, (kk.) No.18369/07, 4 Mart 2008).
Netice itibariyle, başvurunun kayıttan düşürülmesi uygundur.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oybirliğiyle,
Davalı Hükümetin deklarasyonunda, Sözleşme’nin 10. maddesi ile ilgili açıklamaları ve verilen taahhütlere riayet edilmesini sağlamak için öngörülen özel koşulları dikkate almaya;
Başvurunun Sözleşme’nin 37. maddesinin 1. fıkrasının c) bendi uyarınca kayıttan düşürülmesine karar vermiştir.
İşbu karar Fransızca dilinde tanzim edilerek, 28 Mart 2019 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Hasan BakırcıValeriu Griţco
Yazı İşleri Müdür YardımcısıBaşkan
Full & Egal Universal Law Academy