AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ İKİNCİ BÖLÜM KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başvuru No. 48997/11
Hüseyin KARAKEÇİLİ / TÜRKİYE
Başkan
Julia Laffranque,
Hâkimler
Ivana Jelić,
Arnfinn Bårdsen
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı’nın katılımıyla 2 Temmuz 2019 tarihinde Komite halinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm), yukarıda belirtilen, 28 Mart 2011 tarihinde yapılan başvuruyu ve davalı Hükümet tarafından sunulan görüşler ile başvuran tarafından bu görüşlere verilen cevapları dikkate alarak, gerçekleştirilen müzakerelerin ardından aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAY VE OLGULAR
1. Başvuran Hüseyin Karakeçili, 1978 doğumlu bir Türk vatandaşı olup Şanlıurfa’da ikamet etmektedir. Başvuran, Mahkeme önünde Şanlıurfa Barosuna bağlı Avukat N. Özalp tarafından temsil edilmiştir.
2. Türk Hükümeti (“Hükümet”) ise kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.
3. Davanın kendine özgü koşulları, taraflarca ifade edildiği şekliyle, aşağıdaki gibi özetlenebilir.
4. Başvuran avukatlık mesleğini icra etmekte olup Şanlıurfa Barosuna (“baro”) kayıtlıdır.
5. Başvuran, 16 Mart 2010 tarihinde, Şanlıurfa İcra Müdürlüğü’nde (“İcra Dairesi”), Adalet Bakanlığının kendisine borçlu olduğu 6.463 Türk lirasını (söz konusu dönemde yaklaşık 3.080 avroya eşdeğer) tahsil etmek amacıyla söz konusu İdare hakkında ilamsız icra takibi başlatmıştır. Başvuran talebinde, dava numaralarını belirtmeksizin, bu meblağın, re’sen atandığı bazı davalarda kendisine ödenmesi gereken ücret ve masraflardan kaynaklandığını ileri sürmüştür. Söz konusu dava dosyası 2010/2649 numarası altında kayda alınmıştır.
6. İcra Dairesi, 19 Mart 2010 tarihinde, Adalet Bakanlığına söz konusu alacağın ödenmesine ilişkin bir ödeme emri tebliğ etmiştir.
7. Herhangi bir itiraz yapılmaması üzerine, belirtilmeyen bir tarihte söz konusu ödeme emri işleme konmuştur.
8. Şanlıurfa Savcılığı (“Savcılık”) tarafından düzenlenen ve Hükümet tarafından sunulan bir belgede, başvuranın icra dairesine başvuruda bulunmak yerine talebini baro aracılığıyla savcılığa iletmesi gerektiği bildirilmiştir. Aynı belgede, daha sonra başvuranın avukatının 2010/2649 no.lu dosyaya ait evrakları Savcılığa baro aracılığıyla sunduğu ve ödemenin, başvuran adına baroya yapıldığına yer verilmektedir. Aynı belgenin ekinde, başvuranın 2009-2012 yılları arasında atandığı altmış beş dava için başvuran adına 2013 yılında yapılan ödemelerin detaylı bir dökümü de bulunmaktadır.
9. İcra dairesi tarafından düzenlenen ve Hükümet tarafından sunulan evraka göre, 2010/2649 no.lu dosya başvuran tarafından takip edilmediği için 31 Aralık 2013 tarihinde kayıttan düşürülmüştür.
ŞİKÂYET
10. Başvuran, Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokol’ün 1.maddesi uyarınca alacaklarının borçlu idare tarafından ödenmediğini iddia etmektedir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
11. Hükümet, savcılık tarafından düzenlenen belgeye atıfta bulunarak (bk. yukarıda 8. paragraf), söz konusu alacağın idare tarafından tamamıyla ödendiğini belirtmiştir. Hükümet, aynı zamanda 2010/2649 no.lu dosyanın başvuran tarafından takip edilmemesi sebebiyle kayıttan düşürüldüğünü de kaydetmiştir.
12. Başvuran, savcılık tarafından düzenlenen belgede belirtilen ödemeleri aldığını kabul etmiştir. Bununla birlikte, iddialarını destekleyen herhangi bir belge sunmaksızın, bu ödemelerin mevcut başvuruya konu alacakları kapsamadığını iddia etmiştir.
13. Mahkeme, şikâyetlerini gerekli olgusal kanıtları sunmak suretiyle hem hukuki hem de maddi olarak destekleme yükümlülüğünün başvuranlara düştüğünü hatırlatır (bk. Kuligin/Rusya (k.k.), no. 13063/05, 14 Kasım 2017).
14. Mahkeme, söz konusu alacakların ödenmesi hususunun taraflar arasında uyuşmazlık olduğunu gözlemlemiştir. Hükümet, savcılık tarafından hazırlanan belgeye atıfta bulunarak, söz konusu alacakların idare tarafından tamamen ödendiğini iddia ederken, başvuran bu belgede belirtilen ödemelerin, somut davanın konusu olan alacakları kapsamadığını iddia etmektedir.
15. Mahkeme, başvuranın icra dairesinde başlattığı icra takibinde, idareyi söz konusu meblağı ödemekten sorumlu tuttuğu davaların numaralarını belirtmediğini kaydetmiştir. Ayrıca, başvuran başvurusunda ve başvurunun ardından sunduğu görüşlerinde bu davalara ilişkin hiçbir ayrıntı vermemiştir. Hükümet ise, başvuranın 2009-2012 yılları arasında atandığı altmış beş dava için 2013 yılında başvuran adına ödemelerin yapıldığını bildirmiştir. Mahkeme, ayrıca başvuranın avukatının 2010/2649 sayılı dosyaya ilişkin belgeleri savcılığa baro aracılığıyla tebliğ ettiğini ve başvuruya konu bu dosyanın başvuranın takip etmemesi sonucunda 31 Aralık 2013 tarihinde kayıttan düşürüldüğünü kaydetmiştir.
16. Bu koşullar altında, Mahkeme, özellikle somut başvurunun konusu olan 2010/2649 sayılı dosyanın kayıttan düşürüldüğü göz önüne alındığında, Mahkeme, Hükümetin söz konusu meblağın ödenmesinden sorumlu tutulamayacağına kanaat getirmiştir.
17. Mahkeme, yukarıda belirtilenleri ve kendisine sunulan unsurları dikkate alarak, başvurunun bu kısmının, açıkça dayanaktan yoksun olduğu ve Sözleşme’nin 35. maddesinin 3 a) ve 4. fıkraları uyarınca, reddedilmesi gerektiği kanaatindedir.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oy birliğiyle,
Başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
İşbu karar, Fransızca dilinde tanzim edilmiş olup, 5 Eylül 2019 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Hasan BakırcıJulia Laffranque
Bölüm Yazı İşleri Müdür YardımcısıBaşkan
Full & Egal Universal Law Academy